Elektrik Mühendisliği · Sayı 350 · Aralık 1987
TÜRKİYE'DE ENERJİ ÜRETİMİ İLETİMİ VE DAĞITIMI
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1987
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 10 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Mevzuat ve hukuk
Anahtar kelimeler
- Yap İşlet Devret
- 3096 sayılı yasa
- TEK
- özelleştirme
- imtiyazlı şirketler
- Türkiye Elektrik Kurumu
Özet
Yazar, Türkiye'de elektrik üretiminde özel sermayeye ayrıcalık veren 'yap işlet devret' modelini ve 3096 sayılı yasayı, Osmanlı-Cumhuriyet dönemindeki ayrıcalıklı ortaklıklar deneyimiyle karşılaştırarak eleştirmekte ve bu yöntemin geçmişteki başarısız uygulamaların tekrarı olacağını savunmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Korkut ÖNGÜN
ÖZET Son günlerde özel sermayeden yararlanarak elektrik santralı kurmak ve işletmek üzere ayrıcalık vermek yo luyla yap işlet devret denilen bir yöntem uygulanmak tadır. Bu yöntemi 3096 sayılı yasa tanımlamaktadır. Yön tem daha önce yüzyıldan fazla bir süre yurdumuzda uy gulanan ve Türkiye'nin gelişmesini yavaşlatmaktan baş ka bir sonuç vermemiş olan ayrıcalıklı ortaklıklar yönte minin yeni bir adla aynen uygulanmasıdır Bunun da aynı sonucu vereceğinin beklenmesi olağandır. Türkiye'de elektrik işletmeciliğinde kuruluş düzenini değiştirmek hep yatırımlara kaynak sağlamak noktasında düğümlen mektedir. Yeni model TEK'den kârlı projeleri alarak onu güç durumda bırakmak dışında özel sermayeye çekici geleceği sanılan projelere yatırım kaynağı bulunacağı öngörüsü üzerine oturtulmuştur. Ancak yatırım sermaye si sağlama, sağlam temelere oturtulmadığı için yüksek elektrik satış fiyatı ile yatırımlar yürütülecek bu da Türk sanayiini zor duruma sokacaktır. Kuşkulu kaynaklar ya ratmak günümüzün modası olmuştur.
Son günlerde Türkiye Elektrik Kurumu dışında yerli özel sermayeden yararlanmak ya da yerli yabancı karışık sermaye takımlarına elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti yapmak için gereken yatırımlara kaynak sağla mak amacıyla yap işlet devret denilen bir yöntem gün demdedir.
Bu arada gazetelerde şöyle haberlerle karşılaşılmak tadır. Cumhuriyet Gazetesi'nde 20.2.1986 günlü haber:
"Türkiye'de özel kesim tarafından elektrik üreti mini gerçekleştirecek ilk santralın kurulmasına ilişkin anlaşma Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Aksu Şirketi arasında imzalandı. Yılda 36 milyon kWh elektrik üretecek olan 6.5 MW gücündeki Aksu Çayköy hidroelektrik santralı 2 milyar liraya malolacak."
Üç yıl önce çıkarılan 3096 sayılı yasa (Yayımı 19.12. 1984) yeniden TEK dışındaki kuruluşlara, otoprodüktör
olmadan da enerji tesisi kurma, işletme yetkisi vermek tedir (1). Başka bir haber de şöyledir (30.6.1986 Cumhu riyet).
"İthal kömürlü santrala öncelik DPT müsteşarı nın imzasını taşıyan bir yazı ile ithal kömürüne dayalı üç yeni santral için görüşmelerin sürdüğü belirtilerek, bu nedenle yapımı sürdürülen beş santralın durdurulmasının uygun olacağı kaydedil di.
Edinilen bilgiye göre, yapımı durdurulan Afşin Elbistan B santralı 1340, Soma Çayırhan ve Kan gal santrallarının toplam gücü de 1360 MVV'dır.
Karşı görüş olarak; yerli bir linyite dayalı iç ve dış finansmanları yüzdeyüz sağlanmış bu santralların durdurulması eğer kasıtlı değilse akılltca bir iş değildir. Türk insanının işsizlikten kıvranmasına karşılık 12 milyon ton kömür dışardan alınarak ku rulacak 3 4 santral için yılda 360 480 milyon dolar ödenecek, enerjinin maliyeti 38 40 TL. (kWh) ola caktır. Oysa ki yerli linyitli santrallarda bu değer 18 TL.'dır. Aradaki farktan doğan yükün de Türk ulusuna yükleneceği ileri sürülmektedir."
Benzer haberler sürmektedir (Cumhuriyet 31.10.1986):
"Özel elektriğe rağbet 15 santralın kurulması için özel sektör kuruluşlarınca hazırlanan projeler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın incelenme sine sunuldu.
Özel sektörün santral projesiyle yılda 2.7 milyar kWh elektrik enerjisi üretimi amaçlanıyor. 730 MW gücünde olacak bu santralların bir bölümü TEK katılımıyla gerçekleştirileceği, bu amaçla TEK ve firmalar arasında yatırım şirketleri kurulduğu bil diriliyor.
Kurulacak 8, 10, 11 MW gücündeki Bolu Hasan lar, Mersin Berdan, Eskişehir Porsuk santral larında sırasıyla yılda 42, 48 milyon kWh üretile
cek. Halen Antalya'daki tesislerinde elektrik üretimi yapan Kepez Şirketi de Antalya'da iki ayrı santral kurmak istiyor."
3096 sayılı yasa ve bu yasaya dayanarak yapılan yönetmelik (Resmi Gazete 4.9.1985) gereğince enerji te sislerinin yap işlet devlet modeli ile de yapılması ola nağının sağlanacağı umulmaktadır.
Bu modelde devletin, özellikle TEK'in enerji projelerinin gerçekleştirilmesinde bütçeye yük olmadan yabancı ser mayenin ve ayrıca yerli girişimcilerin, özel kesimin katılı mıyla tesisleri yapmasına izin vererek belirli işletme süresinin sonunda devredilecek tesislere sahip olunul ması tasarlanmaktadır. Yasada (Madde 7) belirli sürenin 99 yıla kadar uzayabilmesine izin verileceği açıklanmak tadır. Ancak yönetmeliğin 10. maddesinde "üretim yetki si sürenin sonunda kamu kuruluşuna veya aynı üretim şirketine verilir." diyerek bu süre sonsuza kadar uzatıla bilmektedir.
İstanbul Ticaret (İTO yayın organı) (13 Mart 1987)'de "Avrupa'nın tanınmış ekonomi dergilerinden Londra'da yayımlanan (Euromoney)'in yazarı Dr. James BalI Türki ye'deki yap işlet devret modelinin başarıya ulaşmasının, gelişmiş bir sermaye piyasasının oluşmasına bağlı oldu ğunu söyledi" diye yazmaktadır (2). Haber şöyle sürmek tedir. "Yabancı firmalar yap işlet devret modelinde gelir lerin garanti edilmesinden çok, kazançların transfer edil mesine önem vermektedirler.
Yabancı yatırımcıların işletme süresinden sonra devret me aşamasına geldiklerinde, bu devir işleminin nasıl gerçekleşeceği noktasında kuşkuları bulunmaktadır. De virde en önemli nokta, gelişmiş ve güçlü bir sermaye pi yasasının bulunmasıdır. Yabancı şirketler işletmelerine keyfi olarak biçilecek değer yerine, hisselerin gelişmiş sermaye piyasasında gerçek değerini bulacağını düşün mektedirler.
Tarihinde geniş çaplı millileştirme uygulamış bir ülke için yabancı firmaların bu endişesine hak vermemek elde değil.
Bu yeni uygulamada TEK tümüyle devre dışı seyirci ola rak kalmakta, işlevsel bir görevi bulunmamakta, yalnız ca bazı bilgileri almak ve vermek durumunda bulunmak tadır.
Bakanlık ele alınmasını uygun gördüğü üretim tesislerini Resmi Gazete ile kamuoyuna duyurarak bu tesisler için başvuruda bulunulmasını sağlayabiliyor. Alınacak baş vurular yönetmelikte anlatılan "Teklif Değerlendirme Ku rulu" tarafından incelenerek uygun birisi seçiliyor. Bu öneri üzerinde DPTnin olumlu görüşü alınırsa üretim şirketinin kuruluşuna dair belgenin ibrazından sonra üretim tesisi kurma ve işletme izni veriliyor, taraflar arasında "Üretim Tesisi Kurma ve İşletme Sözleşmesi" yapılıyor. Bu sözleşmede üretilecek elektrik enerjisinin iletiminde ya da görevli ortaklık ile ilgili sistemden ne biçimde yararlanılacağı konusunda özel bir bölüme yer veriliyor (Yönetmelik 5 4 maddeler). Yasa ve yönetmelik yurdumuzda yıllarca çeşitli endüstri Kuruluşlarında uygulanmış olan ayrıcalıklı ortaklıklar
(imtiyazlı şirketler) yasaları ve ana sözleşmelerinden esintiler taşımakta ancak, kavramlar karmaşık ve yer yer yanlış anlamalara yatkın, işletme düzeni açık olarak tasarlanmamış olduğu için ileri yıllarda uygulamada bü yük anlaşmazlıkların doğması olasıdır.
Yurdumuzda elektriklendirme çalışmaları diğer ülke lerden 20 25 yıl sonra başlamış ve yabancı sermayeli ayrıcalıklı ortaklıklar eliyle yürütülmüştür. Bu ayrıcalık ların satın alınabilme sürelerini^ dolmasıyla şirketler dev let tarafından satın alınarak elektrik işletmeleri belediye lere devredilmiştir. Yeni uygulamada bu satın alabilme süresi bulunmamaktadır. Bu konuda ilerde tartışmaya neden olabilecektir. Yüzyıldan fazla geniş kapsamlı bir ayrıcalıklı.ortaklıklar uygulaması yapmış olan Türkiye'nin hiç olmazsa kendi deneyiminden yararlanması gerekir.
Elektriklendirme işinin yabancı ortaklıklara bırakılmasın da yabancı sermaye ve teknolojiden, belediyelere bıra kılmasında da yurdumuzda ulusal ağın henüz kurula mamış olması, gereksinimlerin yerel olarak karşılanması ve enerji tesisleri yatırımlarında yerel sermaye birikimle rinden yararlanılması düşüncesi etkili omuştur. Ancak beklenen sonuç alınamamıştır. Enerji üretim, iletim ve dağıtımında bugün Türkiye'de gelişmiş bir teknoloji oluşmuştur. Ulusal ağ da kurulmuştur. Sıkıntı yatırım ser mayesidir. Yeni uygulama sermaye konusunda da fazla bir yatırım olanağı doğuracak gibi görünmemektedir. Önce en kârlı projeler TEK yerine bu modele sunulmak tadır. Sonra kurulacak ortaklıkların kuruluş sermayeleri serbest bırakılmıştır. Bu demektir ki küçük bir sermaye ile bu ortaklıklar kurulabilir. Tarifeler yoluyla nasıl olsa faizler, kur farkları, yeni yatırımlar için meydana getirile cek fonlar, sermaye amortismanları halktan toplana caktır, büyükçe bir sermaye ile yatırıma girmeye hiç ge rek yoktur. Ancak satış fiyatlarında bir sınırlama olmadığı için vazgeçilmez bir mal olan elektriğe biçilen fiyat so nunda ödenecektir. Satış tarifelerinde Bakanlık onayı gerekli ise de bu onay çıktıkça, yani elektrik pahalan dıkça, sistem işleyecek onay çıkmazsa sistem çıkmaza girecektir.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'de özel kesim elinde toplandığı varsayılan büyük sermayenin elektrik kesimine aktarılması, devletin bu kesime kaynak ayırtmayarak hele özel kişimi desteklemeye özen gösteren Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların kredi ve yardımlarından yararlanmak amacıyla 1950'den sonra bu kez yerel sermayeli ayrıcalıklı ortaklıklar döne mine dönülmüş, bu yaklaşımda da yine yatırım kaynağı zorlukları çözülememiş, dağınıklık ve işletme sorunları artmış bu yöntem de yürümez duruma gelince bundan da vazgeçilmiştir. Bu dönemden kalan Adana ve Mersin'de Çukurova, Antalya'da Kepez elektrik şirketleri çalışma larını sürdürmektedir. 3096 sayılı yasa bu şirketlerin ayrıcalık sözleşmelerinde o zamanlar isteyip yaptırama dıkları değişiklik konularını onlara geçici maddelerde sunmaktadır (3).
Her bunalımın yeni bir ekonomik politika arayışını birlikte getirdiği söylenebilir. Türkiye'de devletçilikte 1930'larda ki dönemde öngörülen bir politika olarak yerleşmiştir (4).
ELEKTRİK MÜHENDtSLtGt 350
1935'de enerji konusunu düzenleyen üç yasa çıkarılmış ve üç kuruluş kurulmuştur. MTA, EİE, Etibank. MTA yer altı zenginliklerini, madenleri, petrolü, EİE su kaynakla rını inceleyerek elektriklendirme projelerini yapacak Eti bank da madenleri çıkarıp işleyecek su ve yakıtları kul lanarak hazırlanmış projelere göre elektrik üretimi ve ile timini yapacaktır. Dağıtım belediyelere bırakılmış olup bunların çalışmalarında gereken parayı ve teknik yardımı sağlamak üzere İller Bankası kurulmuştur (1945). Bu düzenlemede her isteyenin; belediye, sanayi kuruluşu, yabancı sermaye, Etibank, elektriğin üretim, iletim ve dağıtımını istedikleri biçimde yapmaları olanağı bulun makta idi. Herhangi bir tekel yoktu. Ancak ağır yük elek trik üretim ve iletiminde Etibank'a düşüyordu. Tam bir kargaşa ve aynı işin birkaç kuruluş tarafından yapıldı ğına sık sık rastlanmakta idi. Bu karışıklığı düzenlemek üzere kurulan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da işin içinden çıkamadı. Sonunda 1953'lerde düşünce olarak başlayan gelişmeler 1959'da yasa yapma konusunda çalışmalara dönüşerek 1963, 1966 ve 1969'daki girişim lerle sonunda 1970'de Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) ku ruldu (5).
TEK'in kuruluş düşüncesine 1946'da Fransa'da Electrici te de France (EdF) (6), 1947'de İngiltere'de British Elec tricrty Autority (7), 1950'de Yunanistan'da Public Povver Corparatbn (PPC) ve daha sonra İtalya'da 1962'de Ente Nationale per L'energia Electrica (ENEL) gibi kuruluşlar öncülük ve esin kaynağı olmuştur.
TEK yasası bazı koşullarla dağıtım işini belediyelere bırakmıştı. On yıldan fazla süren bir uygulamada beledi yelerin ticari bir işletme gibi çalışmadıkları, gereken yatı rımları yapamadıkları görülerek 1982'de 2705 sayılı yasa ile dağıtım işi de TEK'e geçti (1).
Etibank'ın ulusal ağın kurulmasında başlattığı çalışmaları TEK aynı hızla sürdürmüş, birliği sağlamış, yerli ve ya bancı kaynaklardan elde ettiği yakıtlarla ve su enerjisini de kullanarak yurda gerekli elektrik enerjisini ve birliği sağlamıştır. Türkiye'de elektrik gitmemiş bir köşe kısa sürede kalmayacaktır. Bu uygulamanın başarılı olma dığını söylemek olanağı yoktur. Buna karşılık yeniden dağılmaya, başı boşluğa dönmenin gereklerini anlamak zorlaşıyor. Bu uygulamanın liberal ekonominin bir uygulaması ol duğu ileri sürülmektedir. Liberalizmin ise siyasal bakım dan deneyimsiz olanların politikası olduğu söylenmek tedir.
Türkiye'de elektrik işletmeciliğinin çeşitli kuruluşlara ya da tümden TEK'e bırakıldığı dönelerde sorun hep yatırım lara kaynak sağlamak noktasında düğümlenmiştir. Yap işlet devret modeli bu yatırım kaynağını yüksek elektrik satış fiyatı ile sağlayacak gibi görünmektedir. Konuya çekicilik getirmek amacıyla TEK'in yapacağı kârlı yatırım ları bu işe ayırarak onu çalışamaz duruma getirecektir. Bu durumda yatırım hızı da çok düşük olacaktır. Bu du rumda yatırım hızı da çok düşük olacaktır. Aynı yöntemi izin verilirse TEK'in yalnız başına uygulaması da olanaklı bulunmaktadır. Neden yeni düzenleme?
Dışa bağımlılıkta ve yabancı sermaye isteminde biraz çalışmama, zorluklara katlanmaktan çekinme, başkala rından bekleme ve kolay kazanma duygusu vardır. Bu yöndeki uygulamalarda "daha kolay kalkınırız. Sermaye gelir, teknoloji gelirse işimiz kolaylaşır" düşüncesi ege mendir. Yap işlet devret modeli de aynı anlayıştadır.
Türk sanayii yabancı sermayeye bel bağladığı yıllarda ya duraklamış ya da gerilemiştir (8).
Bu konuda ilginç düşüncelere rastlanmaktadır. Güney Dinç "Ekonomik darboğazı aşmak yatırım ve tüketim har camalarını işlevsel dengelere bağlamak yerine, kuşkulu kaynaklar yaratmak, günümüzün modası olmuştur" (9). Prof. Dr. özer Ozankaya "Devletçi ekonomik politika de mokrasinin vazgeçilmez öğesini sağladığı içindir ki çağ daş Türk toplumunun başlıca güç kaynağı olmuş ve onun 1950'de oyla iktidar değiştirebilecek siyasal kültüre eriştirebjlmiştir. 1950'den başlayarak ise devletçilik ilke sinden uzaklaştlageldi. Bu tarihten beri özgür oy meka nizmasının her on yılda bir tıkanması izlenen ekonomi politikasından bağımsızdır diyebilir miyiz? Dikkat eder sek demokrasideki her kesinti, devletçiliğe sırt çevirme nin ve sanayileşme iddiasının bir yana bırakılması sonu cu olan ekonomik bunalımın tepe noktalarına rastlamak tadır" (10).
Son olarak Atatürk'ün bir sözünü hatırlatalım, "özel ya rarlar çoğunlukla genel yararlarla çelişki içinde bulunur, özel yararlar en sonunda yarışmaya dayanır.oysa yalnız bununla ekonomik düzen kurulamaz" (11).
KAYNAKLAR (1) 3096 ve ilgili diğer yasalar üzerinde toplu bilgi, Elektrik Mühendisliği Dergisi, Sayı 197 3 4, TEK Dos yası'nda bulunmaktadır. Cilt 32,' Sayı 341 342, Haziran 1987.
(2) istanbul Ticaret, İTO yayın organı. Yıl 30, Sayı 1450, 13 Mart 1987.
(3) Türkiye'de Elektrik Enerjisi ve Ayrıcalıklı Şirketler Sorunu. EMO yayınlan No: 20, S. 24 33, 1976.
(4) Tekeli I., ilkin S., 1929 Dünya Bunalımında Türki ye'nin iktisadi Politikasında Arayışlar, ODTÜ 1977.
(5) öngün K., Türkiye Elektrik Kurumu Kanunu. Mü hendis ve Makina MMO aylık yaym organı. Sayı 164, Aralık 1970.
(6) Ginocehio R., Le'gislation et Organisation de I'industrie Electrique. EdF yayını, Paris 1964. (7) Electricity Supply in Great Britain Organisation and Development, The Electricity Council, 1973. (8) öngün K., Türkiye'de Yabancı Sermaye ve Sana yiin Gelişmesi. EMO VIII. Kongresi bildirisi. Ankara 14 16.12.1977.
(9) Dinç G., izmir Barosu Avukatlarından Yargı özel leştirilemez. Cumhuriyet Gazetesi, S. 2, 13 Temmuz 1987. (10) Ozankaya ö.. Prof. Dr. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakül tesi Öğretim Üyesi. Kitler ya da Ekonomik Demokrasi. Cumhuriyet Gazetesi, S. 2, 17.6.1986. (11) inan A., Vatandaş için Medeni Bilgiler ve Kemal Atatürk'ün El Yazılan. Türk Tarih Kurumu, 1973.