Elektrik Mühendisliği · Sayı 352 · Şubat 1988

ÇÖPLER, YETKİLER VE ETKİLER

M. Serhat Özyar

Çevre ve iklim Görüş ve değerlendirme

Yıl
1988
Sayfa
2
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Çevre ve iklim

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • zehirli artık ihracatı
  • B.Almanya
  • TMMOB
  • çevre sağlığı
  • Kimya Mühendisleri Odası
  • yeşil hareket

Özet

Yazar, Avrupa ülkelerinden Türkiye'ye ihraç edilen zehirli sanayi artıkları meselesini ele alarak, konunun çevre ve halk sağlığı boyutlarını, Türkiye'deki çevreci muhalefetin zayıflığını ve mühendis odalarının bu tür konularda yetkili ve etkili olma sorumluluğunu tartışmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

M. Serhat ÖZY AR

Bilimin ve teknolojinin yüzyılımızda hızla gelişmesi ve dünya genelinde endüstriyel üretimin muazzam büyü mesi sonucu insanlığın refah düzeyi de artmış bulunu yor. Madalyonun bir yüzünü oluşturan bu durumun arka sında ise en genel anlamıyla "insanın yabancılaşması" (kendine, topluma, üretim araçlarına, vs.), dünyamızın ekolojik dengesinin altüst olması, bireyin ruhsal ve be densel sağlığının sürekli tehdit altında bulunması biçimin de özetlenebilecek bir görüntü yatmaktadır. Madalyonun ön yüzündeki endüstriyel sürecin bir yan ürünü olan sa nayi artıkları/çöpler ise sözkonusu görüntüde kanımca çok önemli bir yer tutmaktadırlar. Nitekim bu endüstriyel üretim sürecinin bir yerlerinde yer alanların (işletmeciler, mühendisler, yatırımcılar) önlerinde hep çözülmesi gere ken bir sorun olarak duran ancak, "marjinal" olarak ta nımlanan "yeşil" grupların gündemleri dışında, Türkiye'de pek tartışılmayan bu "artık üretimi" ya da "üretim artıkları" geçtiğimiz günlerde kamuoyunun gündeminde, basın aracılığıyla, üst sıralarda yer aldı.

Dikkat çekmek istediğim asıl nokta, konunun "Türki ye'nin çöplerinin nasıl değerlendirileceği" ya da "Türkiye' de artıkların sağlıklı yokedilip yokedilemediği" tartışma sıyla değil, B.Almanya'dan Türkiye'ye değişik kuruluş larca değişik zamanlarda ihraç edilen /edilmeye çalışılan artıkların niteliklerinin ve ihraç biçimlerinin ortaya çıkma sıyla ve üstelik Alman Yeşilleri'nin araştırma ve çabaları sonucunda gündeme gelmiş olduğudur.

Sonuçta, ne biçimde önümüze gelmiş olursa olsun, konu gerek çevre gerekse halk sağlığı üzerindeki etkileri . açısından yaşamsaldır ve teknolojinin esas olarak "iyili ği" ve endüstriyel ürütemin gerekliliği konusunda üç aşa ğı beş yukarı anlaşanların kafa yormalarını, bu konudaki tartışmalara katkılarda bulunup geliştirmelerini gerektire cek boyutlardadır.

Olay(lar) ve olgular, anımsattıkları ve öğrettikleriyle çok yönlüdür. Bu yazının kapsamı ölçüsünde bir çerçeve çizebilmek amacıyla görüşlerimi üç madde halinde özet lemek gereğini duyuyorum.

Birinci olarak, "artık ihracfnın başlıbaşına kapita list ideolojinin bir yansıması olduğu ve bugün başta ABD olmak üzere birçok gelişmiş, kapitalist ülkenin Üçüncü Dünya ülkelerine kendi sanayilerinin artıklarını ihraç et tikleri gerçeğinin altını çizmek istiyorum.' Bu ülkelerin başlangıçta izledikleri yol, ülkelerindeki kimi bölgelerde çöp dağlarının oluşturulması yönündeydi. Ancak zaman la, zehirli artıkların çevreye ve insanlara zarar verdiğinin ortaya çıkması ve halkın kitle örgütleri ya da yerel yöne timlerdeki temsilcileri aracılığıyla kamuoyu oluşturulma sı, bunu önleyici çevre ve sağlık yasalarının çıkartılma sını sağladı. Bu da doğrudan doğruya artık sorununa çö zümün "daşarıda" aranmasına yol açtı. Buna bir de çöp arıtma/yakma tesislerindeki maliyet artışı eklenince ton larca zehirli artık şileplere doldurulup, bu konuda yasala rın ya hiç olmadığı ya da yaptırım gücünün zayıf olduğu Üçüncü Dünya ülkelerine gönderilmesi sonucunu verdi.

Bu ihracat biçiminin en ürkütücü yanı ise çoğunlukla kaçak olarak yapılması ve belgelerde "hammadde ihracı"

olarak gözükmesidir. Böylece gerek ihraç eden ülkeler de gerekse artıkların depolandığı ülkelerde olayın öğre nilmesi engellenmekte ve karşı bir duyarlılık oluşması ön lenmeye çalışılmaktadır.

Sorunları ülke dışına ittiği ve maliyeti azalttığı için artıkları diğer ülkelere göndermek birçok sanayileşmiş ülke tarafından benimsenmiş durumdadır. Öte yandan bu politikaya karşı duyarlı bir muhalefet de her geçen gün sesini biraz daha yükseltmektedir.

İkinci olarak, parmak basmak istediğim sorun, Türkiye'de bu "muhalefetin" sesinin oldukça cılız çıktığı, hatta ihracat yapan ülkelerdeki muhalefetle karşılaştırıl dığında neredeyse hiç çıkmadığı olgusudur.

Bu saptamanın yanlışlığı/doğruluğu ya da bu sapta maya yol açan nedenlerin tartışmasına girmeden şunun üzerinde durmak gereklidir: Başta B.Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde yoğun bir yeşil hareket vardır ve bu hareketler oldukça muhalif karakterler taşı maktadırlar. Keza, oldukça örgütlüdürler, fikirleri yerel yönetim birimlerinden Avrupa Parlamentosu'na kadar uzanan düzeylerde temsil edilmektedir. Nitekim Bandır ma, İsparta (Göltaş), Kütahya (Tavşanlı) ve İzmir'deki çeşitli şirketlere yapılan zehirli artık ihracatlarını da ilk olarak bu gruplar kendi parlamentolarında ortaya çıkar mışlardır.

Türkiye'de kendilerini "yeşil" olarak tanımlayan gru pların önlerindeki yol da böyle biçinlenmektedir: Ya bu ülkenin yerel ve genel çevre sorunlarından hareketle pol itikalar oluşturacak, el atılmamış, hasıraltı edilmiş ama herkesin maruz olduğu olguları araştırıp ekolojik/politik boyutlarıyla ortaya koyacak, böylece meseleyi kamu oyuna maledecek ve en önemlisi bunu yapabilmek için en genel çerçevede birleşip ayrı ve özgün örgütlenmele rini tamamlayacaklardır; ya da küçük gruplar halinde, dar kapıların ardında ve ufuklarını çok küçük ve çok mahalli başarılarla sınırlayarak "marjinal" yazgılarını kabul ede ceklerdir.

Sözkonusu oluşumları yeterince tanımadığıma inan dığım ve bu çerçevede bir "yargıç"a gereksinim duyuldu ğunu sanmadığım için, yukardaki satırbaşlarıyla yetine rek asıl belirtmek istediğim noktaya geliyorum.

"Artık ihracı'nın düşündürdükleri arasında üçüncü ve son olarak değineceğin boyut, olayın üretimdeki konumları açısından mühendisler ve örgütlenme biçimleri itibariyle birer demokratik kitle örgütleri olarak odalar için ne ifade ettiğidir.

Kısaca belirtmek gerekirse, örneğin, TMMOB'nin "Türkiye'nin enerji üretim ve tüketim politikaları" üzerine bir öneri, bir eleştiri, bir program yapmaya ne kadar ge reksinimi varsa, "Türkiye'nin zehirli çöplerinin ve sanayi artıklarının nasıl değerlendirilmesi gerektiği" konusunda Ida bir politika geliştirmesinin aynı derecede önemli ol duğunu düşünüyorum. Her iki alanda da yapıcı etkinlikte bulunmanın TMMOB'nin sorumlulukları arasında yer al

masının gerekliliğine inanıyorum. Yani "nükleer enerjinin Türkiye'ye getirip götürecekleri" gibi bir başlık altında na sıl araştırma, panel, tartışma, propaganda yürütüyorsak, "çağ atlayan ülkemizin çöpleri/artıkları nerelere atılıyor?" gibi bir soru ortaya atarak da konuya bir perspektif getir meye çalışmalıyız.

Öte yandan "sokaktaki vatandaşın çevre konula rında yaşamın her anında olumsuz etkilerine maruz kal dığı için fazlasıyla duyarlı olduğunu/olacağını (en azın dan "potansiyel" olarak!) kavrarsak, odaların, tanımların da yeralan "örgüt" özellikleri kadar "kitle" kavramının da altını doldurmalarının niçin belirleyici önemde olduğunda daha rahat anlaşırız.

Geçtiğimiz yıl yaşadığımız "radyasyonlu çay" trajedi si ve henüz geçen ay gündemimize giren ve kolay kolay "çıkacağa" benzemeyen "zakkum olayı" traji komedisini anımsarsak genel olarak odaların gündeminde halkla sağlıklı iletişimler kurmak, halkın dertlerine, sorunlarına kuşkusuz odaların kendi özgül alanlarında parmak bas mak, oereden gelirse.gelsin kamuoyunun yanıltılma sına, aldatılmasına karşı sokaktaki adamı uyarmak ve

uyanık tutmak gibi kritik bir sorunun olduğunu rahatça görebiliriz.

İzleyebildiğim kadarıyla "artık ihracı" olayında odalar cephesinden tek açıklama, Kimya Mühendisleri Odası Başkanı sayın İhsan Karababa'dan geldi. Karababa, "ül kemizde sanayi artığı niteliğinde nelerin geldiğini ve bun larla neler yapıldığını açıklıkla bilen yok" derken, aslında odalarımızın üzerlerine alınması gereken bir durum sap taması yapıyordu. Açıklamasının sonunda ise "yetkililer ce mutlaka yanıtlanması gereken sorular" başlığı altında bir dizi soruyu sıralıyordu. İşte vurgulamak istediğim, mi mar/mühendis odalarının kendilerini bu tür meselelerde yetkili olduklarına inandırmalarıdır. Kuşkusuz, bugün Türkiye'de "yetkili" olmanın kriterleri siyasi iktidar ta rafından çizilmiştir. Ancak unutmayalım ki "yetkili" olma ya inanmamız ve bunun mücadelesini vermemiz "etkili" olmamızın önkoşuludur. Kuşkusuz uzmanlık alanlarında ve bunların gündelik yaşantımızla her kesiştiği boyutta gündemi belirleyen ve oluşturulan gündemlere katkıda bulunarak yön veren bir "oda", hepimizin özlediği demok ratik kitle örgütlerinin oluşturulmasında önemli bir aşa mayı ifade edecektir.

^&ML I^BıAF

KONGREDE IŞLENECEK TEBLIĞ KONULARı

• j H H H ^ B f H I B 4 J ^ V r ^ v ^ B f ^ ^ B ^ B H KAYNAKLAR • B B B B B B B B B B m ^ L M H l ^ B l ^ ^ H B B B B B B B B B B | A GÜNEŞ • • • • • • • • • • • • ^ ^ ^ ^ ^ P İ V H H L • • • • • • • • • • " ? M > u u c

•••••••••••••••••••••••••I ^^^^Hg^^^^ş^^^^^^^^^^^^^^H ^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^| ' • ' ^ ' ' ı ısıı

^•^•^•^ •^ ^•^•^•^ ^•^•^•K•^•^ ^I ^^ ^^ B^ ^^^^^^MB 1^ V^ ^^•^ ^•^•^•^•^•^ •^ •H•l ?1 TFeortmovaolltaik

T

C JEOTERIIAL 0 . BİY OMAS

ULUSLARARASI AKDENİZ GÜNEŞ VE DİĞER

YENİ YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI

KONGRESİ

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^H ^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^|

KONULAR

1. KAY NAK TESBİTİ, POTANSİY EL VE ARAŞTIRMA 1 1 Ölçüm ve Analizler 1.2. Değerlendirme 1.3. Verilerin Doğruluğu 1.4. Ölçüm Aletleri 1.5. Ulusal Enerji Potansiyelleri

2. TEKNOLOJİK GELİŞMELER 2.1. TEKNOLOJİLER 2.1.1. Güneş Enerjisinin Doğrudan Kullanımı (Isıtma. Soğutma, Damıtma, Kurutma, Güç Üretimi, Güneş Pilleri) 2.1.2. Güneş Enerjisinin Dolaylı Kullanımı (Rüzgar Enerjisi, Fotosentez, Mikrobiyolojik Dönüşüm, Biyomas) 2.1.3. Diğer (Jeotermal Enerji)

2.2. ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME 2.2.1. Bugünkü Durum 2.2.2. Yeni Teknolojiler 2.2.3. İmalat, Montaj ve Test 2.2.4. Teknolojik Sorunlar

3. UY GULAMALAR 3.1. Ticari ve Ticari Olmayan Uygulamalar

3.2. Konut, Ulaşım. Endüstri, Tarım Uygulamalan 3.3. Uygulama Sorunları

^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ M 4 . EKONOMİ

^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ B 4.1. Fiyatlandırma ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ | 4.2. Pazar Durumu

•^^•^^•^^•^^^^^^^^^^^^

4.3. Maliyet Eğilimleri

• ^ ^ • ^ • • ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ H 4.4. Belirsizlikler

^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ 1 4.5. Klasik Enerji Kaynaklarıyla Mukayese

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^H

4.D. CKOnOnNK W Mail KOnUlBı

5. POLİTİKALAR, PLAN VE PROGRAMLAR, İŞBİRLİĞİ

5.1. Araştırma Programları 5.2. Uygulamalı Gösterim Programları 5.3. Yürürlükteki Ulusal Programlar ve Faaliyetler 5.4. ikili ve Uluslararası İşbirliği Çalışmaları 5.5. Ulusal Gelişme Stratejisi ve Enerji Planı 5 6 Devlet Sektöründeki ve Özel Sektördeki Politika ve Eğilimler

6. ÇEVRE FAKTÖRLERİ, SOSY AL VE Y ASAL HUSUSLAR

6 1 Sosyal ve Yasal Konular 6.2. Estetik Sorunlar 6.3. Arazi Kullanımı ve Güvenlik 6.4. Çevre Sorunları

Y AZIŞMA ADRESİ

ULUSLARARASI AKDENİZ ENERJİ KONGRESİ ORGANİZASYON GRUBU

TOTO* Sokak, Barış Apt. 33/18

06430

SIHHİY E ANKAM