Elektrik Mühendisliği · Sayı 357 · Temmuz 1988

TÜRKİYE'DE KİT'LERİN OLUŞUMU VE ÖZELLEŞTİRME

Ali Yiğit

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1988
Sayfa
13
Okuma süresi
44 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Mevzuat ve hukuk

Anahtar kelimeler

  • KİT
  • özelleştirme
  • devletçilik
  • Türkiye ekonomisi
  • İş Bankası
  • Cumhuriyet dönemi

Özet

Yazı, Türkiye'de Kamu İktisadi Teşekküllerinin (KİT) Osmanlı'dan Cumhuriyet dönemine tarihsel oluşumunu, devletçilik ve liberalizm tartışmalarını inceleyerek 1980'lerdeki özelleştirme politikalarına arka plan sunmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Ali Y İĞİT

GİRİŞ

Ülkemiz ekonomisi içerisindeki göreli önemleri ile sürekli gündemde olan KiT'lerin, KİT kavramını doğuran koşul ların ve KiT'lere yönelik siyasi tercihlerin, ülke özeli yanında dünya konjonktürü ile beraber değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ülkemizde de belirli bir dönem sermaye birikim modelinin temel taşları olan KiT'ler, 1929'da yaşanan ekonomik bunalıma yönelik Keynezyen politikaların yoğunlaştırdığı devletçi çözüm arayışlarının bir sonucu olarak yorumla nabilir. Devletin ekonomik yaşam içindeki doğrudan düzenleyici ve girişimci olarak yer alması, kilit endüstri lerde yatırım ve üretim faaliyetlerinin yürütülmesi, altyapı oluşturulması, sermaye ve bilgi birikimine katkı sağlama sı ve genel anlamda ekonomilere yön verilmesi amaçla rından kaynaklanmıştır. Gelişmişlik düzeyleri birbirinden farklı piyasa ekonomisine sahip birçok ülkede büyüklük leri ve kapsamları değişik boyutlarda KiT'ler oluşmuştur. Bu sektörler esas olarak ulusallaştırman sanayilerden ve bizzat devlet tarafından girişimlerden meydana gelmiştir.

I. Dünya Savaşı sonrasının genel eğilimi olarak saptana bilecek devletçi yaklaşımlar, piyasa ekonomisinin büyük bunalımı yaşadığı 1970'lerde tam tersi yaklaşımlara yeri ni bırakmıştır. Yaşanan bunalımın, büyüme hızlarının düşmesi ve stagflasyon olgusunun, temelinde devletçi müdahaleyi ve devletin ekonomik yaşam içindeki konu munu gören yaklaşımlar, çözümü kamunun ekonomik et kinliğini küçültmekte görmekte, klasik iktisadın devlete yüklediği görevlerin, günümüz koşullarıyla yeniden tanımlanmasıyla ulaşılan hacim dışındaki faaliyetlerin özelleştirilmesinin gerekliliği kabul edilmektedir. Akade mik tartışmaların, deletin ekonomiye müdahale edip et memesi gerekliliği üzerinde değil, bu müdahalenin dere cesi üzerinde olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır.

Uluslararası boyutta gözlenen gelişmeler, ülkemizde de kamu işletmeciliği konusunu gündeme getirmiş, kamu girişimlerinin yeniden düzenlenmesi ile ilgili çalışmaların önemli bir parçası olarak özelleştirme karşımıza çık mıştır.

Gayri Safi Milli Hasıla'mn cari fiyatlarla ortalama % 20'sini, ülkemiz istihdamının % 10'unu, kamu sabit ser maye yatırımlarının % 701 ve sanayi üretiminin % 40'ını (1) oluşturan, piyasa mekanizmasının ve özel işletme lerin yetersizlik ve eksikliğini gidermek için devletin kul landığı araçlardan biri olma özelliğini koruyan, KiT'lere yönelik özelleştirme programının, yaşanan bunalımının nedenlerine yönelik saptamaların geçerliliği ölçüsünde anlam kazanacağı unutulmamalıdır.

Hükümet sözcülerinin "Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik reformu" şeklindeki iddialarının doğuracağı ekonomik sonuçlar bu noktada önem kazanmaktadır. Varolan kaynakların optimum kullanımı pekçok kişinin re fahı ile yakından ilgilidir.

BÖLÜM 1: TÜRKİY E'DE DEVLETÇİLİK VE KİTLER I Tanımlar

Özelleştirme konusuna açıklık getirebilmek açısından KiT'lerin oluşma sürecini iyi anlamak gerektiği inan cındayım. Bunun içiin KİT ve devletçilik kavramlarını açıklamak yararlı olacaktır. KİT kavramı, sermayesinin tamamına veya yarısından fazlasına sahip olarak ya da diğer yollarla, devletin diğer kamu tüzel kişilerinin veya devletle anılan tüzelkişilerin yönetimine, yönetim organ ları vasıtasıyla hakim olduğu teşebbüs olarak tanımlana bilir (2).

Yani, mal veya hizmet üretmek amacıyla devletin oluş turduğu ekonomik kurumlardır.

Bir siyasi kavram olarak devletçilik ise devletin ekono miye müdahalesi, müdahalecilik olarak tanımlanabilir. Tanım bu şekilde konulduğunda devletçiliğin liberalizmin karşıtı olduğunu söyleyebiliriz. Devletçilik anlayışı temel olarak kapitalist sistem içinde değerlendirilmeli ve aynı sistem içinde bir kalkınma modeli olarak benimsemiş ol mak politik bir tercihtir.

II Türkiye'de KiT'lerin Oluşumu: *

A Osmanlı Devleti Döneminde KİTler:

Türkiye'de KiT'lerin oluşumu Osmanlı Devleti dönemine, 19. yüzyıla dayanır. Bu dönemde kurulan KiT'lerin çoğunluğu askeri gereksinmelere yöneliktir. İlk olarak 1816 tarihinde Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası kurul muştur. Bundan daha önceki tarihlerde de özellikle tophane, tersane, baruthane gibi tesislerle, madencilik alanında çalışan KİT benzeri kuruluşların varlığı bilinmek tedir.

1838'de kurulan Feshane Fes Fabrikası, 1847'de kurulan Bakırköy Bez Fabrikası, 1866'da kurulan Hereke Fabri kası devrin önemli KİT'lerindendir (3). Daha sonraki yıllarda, 18431e Osmanlı Denizyolu İşletmesi, 1863'de Küçük Memleket Sandığı, 1882'de 1888 yılında Ziraat Bankası'na dönüştürülen Menfi Sandıkları, 1917'de İtibari Milli Bankası kurulmuştur (4).

B Cumhuriyet Döneminde KiT'ler:

Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonra ekonomik düzenlemelere gidilmiş ve ülkenin hızla kalkınması amacıyla çeşitli kanunlar çıkarılmıştır. Ve 17 Şubat 19231e çeşitli meslek gruplarının katılımıyla İzmir'de bir İktisat Kongresi düzenlenmiştir. Savaş sonrası iktidara egemen olan asker, sivil aydınlar (') Çalışmanın bu bölümünde Korkut Boratav'ın Türkiye'de Devletçilik adlı kitabından yararlanılmıştır.

2S4

ve bürokratlardır. Bu dönemde iktidarın yapısını belli bir sınıfsal kesime dayandırmak güçtür, bir geçiş süreci yaşanmaktadır. İzmir İktisat Kongresi bu açıdan yorum landığında iktidarın sınıfsal niteliğini oluşturmada belir leyici olduğunu söyleyebiliriz.

Kongre tüm toplumsal kesimleri kapsamayı hedeflemiş ve kongrede çeşitli illerden çiftçi, tüccar, sanayici ve amele temsilcileri hazır bulunmuşlardır. Fakat işçi temsil cilerinin belirlenmesinde İstanbul Tüccar Birliği etkin olmuş ve kurduğu paravan işçi birliklerinden temsilcileri kongreye göndermişlerdir. İlginçtir, yazar Aka Gündüz Kütahya'dan işçi temsilcisi olarak kongreye katılmıştır.

Kongre sonunda liberal bir ekonomik anlayış benimsen miştir (1923 31 arası). Bu liberalizmin temelinde savaş sırasında işgalcilerle işbirliğine giden azınlık sermayesi nin tasfiyesi ve yerli sanayicinin geliştirilmesi fikri ege mendir. Bu dönem liberal olmakla birlikte Teşviki Sanayi Kanunu ile özel kesim lehine devletin bir müdahalesi söz konusudur. Osmanlı devletinden devralınan bazı tekel ler, tuz, petrol, benzin, barut vb. tekelleri Teşvik i Sa nayi Kanunu ile özel kesime devredilmiştir. 1923'ü izle yen yıllarda biçimsel olarak devlet inhisarında olan bir çok ekonomik faaliyet dönemin genel atmosferine uya rak imtiyazlı özel veya yabancı şirketlere verilmiştir (5).

İş Bankası bu dönemde kurulmuştur ve tam bir çıkar gru bunu temsil eder. Daha sonra CHP içindeki İş Bankası grubu Fransızca'da çıkarcı anlamına gelen aferist grubu olarak anılmaktadır.

Çok önemli bir kuruluş olmasına rağmen temsil ettiği eğilimler bakımından İş Bankası istisnai tek olgu değildir. Gündüz ökçün'ün bir araştırmasında, 1923 30 arasında yabancı sermaye ile ortaklık yapan Türk Anonim Şirket lerinde kurucu; hissedar veya yönetim kurulu üyesi ola rak rol almış çok sayıda siyasi isme rastlanmaktadır. Mahmut Celal (Bayar), Y unus Nadi, Kılıç Ali vs. önplana çıkmaktadırlar. Bunların içinde ön plana çıkan Celal Ba yandır. Siemens, Zingal ve kibrit inhisarları olmak üzere Celal Bayar sekiz anonim şirkete ortaktır (6).

1923 30 arasında savaş sırasındaki radikal düşünce terkedilmiştir. Kapitülasyonların emperyalizmin brr uzantısı olduğunu gören görüş bu dönemde egemendir. Fakat bu görüş temelde yerli sanayiciyi ön plana çıkar mıştır. 19231e Mustafa Kemal Atatürk dışa bağımlı kal manın sakıncalarına değinmiştir. Bünye i devleti yaşat mak için harice müracaat etmeksizin memleketin menabi ve varidatıyla temini... idare tedbirlerini bulmak lazım ve mümkündür (7). Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Antlaşma sı'nın 46 57 maddeleri ile Osmanlı Devleti borçlarının üçte ikisini yani 84 5897495 altın liralık kısmını üstlen miştir. Ve taksitler 1929 yılında başlamıştır. 1929 bu nalımı ödemeleri güçleştirmiştir. Bu dönemde dış öde meler ve bunalım nedeniyle Türk parasının değerinin düşmesi üzerine Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanu nu (TPKKK) çıkarılmıştır.

1930'larda resmi çevrelerde devletçilik fikri ve anti ya bancı sermaye fikri egemen olmaya başlamıştır. Fakat bu dönemde henüz devletçilik fikri içi boş bir kavramdır, gerçek anlamını bulamamıştır.

Fikrin gelişmesiyle tasarruf ve yerli mallar haTtaları düzenlenmiştir. TPKKK ile birlikte Merkez Bankası kurul muştur. 1930 Haziran'ında kurulan bankaya İş Bankası grubu muhalefet etmiş ve Merkez Bankası fonksiyon larının İş Bankası tarafından yürütülmesini istemişlerdir. Bu çıkar grubu ile İsmet Paşa'nın ekonomik görüş olarak ilk çatışmalarıdır. Celal Bayar, İsmet Paşa çatışması özünde liberalizm devletçilik çatışmasıdır (8).

İsmet Paşa, yeni yatırımlar yaparken temel amaçlarının devletçilik olduğunu açıkça belirtmiş fakat özellikle yeni demiryolları bitmeden yabancıların elindeki demiryolları devletleştirilmemiştir. Bu tamamen bir nakit sorunudur. İsmet Paşa bu devletçilik konusunda şunları söylemiştir (9); Milli iktisat bahsinde açıktan açığa kendini yemekten kurtulmak sonra aktif bir iktisadi inkişafa girmek, hükü metçe ve milletçe birçok teşkilatının ve milli teşekküllerin iktisadın her sahasında müdahaleleri zaruri görülüyor. Bizim takip edeceğimiz yol... mütemadiyen kendimizi teçhiz etmek ve ...ferdi ve çaresiz kalan müstahsil ve müstehliklerimizi teşkilatlarla takviye etmeye çalışmak tır. Hatta... kendilerini ferdiyetçi ve liberal zannedenlerin bile bir zaruret karşısında hükümetin yardım için teşkilat ları olmamasından şikayet etmeleri manidar değil midir? Bu sebeplerdir ki, hükümetin memleket iktisadiyatına her sahada yardımcı müdahalesi lazımdır.

İsmet Paşa'da KiT'lerin düzenleyici bir kurumlar olduğu fikri egemendi ve bu konuda; "inhisar idarelerinin (devlet tekellerinin) çalıştıkları sahadan nazımlık vazifeleri söz götürmez" (10) demektedir.

1931 yılında devletçilik fikri iyice şekillenmiş ve CHF programına girmiştir. Devletçilik şu şekilde tanımlanmak tadır; (11)

Ferdi mesai ve faaliyeti esas tutmakla beraber mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha ve memleke ti mamuriyete eriştirmek için milletin umumi've yüksek menfaatlerinin icab ettirdiği işlerde bilhassa iktisadi sa hada devleti fiilen alakadar etmek mühim esaslarımız dandır.

İsmet Paşa liberallerle girdiği tartışmalarda öz kaynakla ra dönmeyi ve devletçiliği ön plana çıkarmaktadır. Bu ko nuda şunları söylemiştir; (12) Memleketi inkişaf ettirmek için harici istikrazdan başkaca çare yoktur... propagan dasını işitiyoruz... mazi tecrübeleri... istikrazların milli noktai nazardan taşınmayacak kadar ağır şeraitini gösteriyor... hariçten gelecek lütuflara teslimiyetin... karşılığı olan şartı anlamak müşkül müdür.

5 Şubat 1937'de devletçilik resmen Anayasa'ya gir miştir. Tartışmalar sırasında Recep Peker liberalizme çatmıştır ve şunları söylemiştir; "liberalizm, bir kısım yurttaşları diğer yurttaşlara istismar ettirmeye açık bir kapı demektir."

Bu düşünce bugün de güncelliğini korumaktadır. Alt gelir gruplarının korunması her zaman liberalleri rahatsız etmiştir.

I I I SONUÇ:

Yeni Türkiye Cumhuriyeti 1923 30 arası liberal bir siya set izlemiştir. 1930'lara doğru öz kaynaklara dönme ve devletçilik fikri şekillenmeye başlamış ve ekonomimizin temel taşları olan KlTler bu anlayışın ürünü olarak kurul muşlar ve bugünlere kadar gelmişlerdir. Aynı yıllarda Os manlı borçları ödenmiş ve 1929 bunalımından ekonomi fazla sarsılmadan çıkarılmıştır. Dış ticarete getirilen kısıtlamalarla dış ticaret ihracat lehine fazlalık göster miştir.

1939 45 arası savaş yıllarıdır. 1946 50 arası ise libera lizm yeniden ağır basmış ve resmiyette olması bile fiili yatta devletçilik anlayışı terk edilmiştir.

Daha sonraki dönemlere ülkemizde özelleştirme girişim leri şeklinde ileride değinilecektir.

'ELEKS ••• NOT

^ V U R r i Özelkştimenin reklam faturası 1.2 milyar

T ÜRKlYE'deki ilk özelleştirme uygulaması olan TMatoş hisselerinin halka satışında, reklama 1 milyar 2723 milyon lira harcandı. Teletaş hisselerinin tanıtımı ama cıyla yapılan reklam harcamalarında, en büyük payı 761 milyon 240 bin lira ile televizyon aldı. T«Ma* hisseleri için gazete ve dergilere verilen ilanlar içki de. toplam 511 milyon 645 bin lira ödendi.

BÖLÜM 2 ÖZELLEŞTİRME

I ÖZELLEŞTİRME KAVRAMI VE KİT'LER:

A Tanımlar:

İngilizce literatürde "privatization" veya kamulaştırma nın tersi olarak "denationalisation" ya da serbestleştirme anlamında kullanılan "liberalisation", yani günümüz moda deyimiyle özelleştirme için standart bir tanım vermek güçtür. Yalnız genel kabul gören bir tanımı da vardır: Özelleştirme, kamu mülkiyeti olan KİPleri özel girişim ciye, özel sermayeye, bedeli karşılığı satmaktır. Burada

özel kişiyi genel olarak kamu desteğine sahip olmayan kişi ya da kuruluşlar olarak tanımlayabiliriz.

Özelleştirmenin değişik uygulama biçimleri, onun değişik biçimlerde tanımlanmasını da getirmektedir. Bazı kay naklarda özelleştirme denilince yönetimin özel kişilere devredilmesi, profesyonelleştirilmesi de anlaşılmaktadır. Bu durumda mülkiyet eski biçimini korurken karar alma hakkt özel kişilerin elinde kalmaktadır.

B KiT'lerin Ortaya Çıkış Nedenleri:

Üretimin yetersiz olduğu gelişmekte olan ülkelerde KiT'ler önemli bir ekonomik güce sahiptir. Bunların oluş ma nedenleri genelde kendi kendine yeten bir ekonomik model anlayışının sonucu olarak siyasidir. KiT'lerin or taya çıkış nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

— Kendi kendine yeten bir ekonomik anlayışın ürünü dürler.

— Bazı alanlarda devletin teknolojik öncülük etmek is temesi sonucu oluşmuşturlar.

— Bazı alanlarda planlı ekonomi dışı oluşmuş tekeli or tadan kaldırmak için devletin o alanda üretime geçmesi sonucu ortaya çıkmışlardır.

— Teknolojiyi geliştirmek için kurulmuşlardır (Japon ya'da olduğu gibi).

— Bölgesel olarak istihdamı düzenlemek için kurul muşlardır.

— Sosyal devlet anlayışı içinde hizmet amaçlı olarak kurulmuşlardır. Temel ihtiyaçlar ve hizmetlerde devletin kâr amacı gütmeksizin oluşturduğu KiT'ler de vardır (Sağlık hizmetleri, posta hizmetleri, elektrik ve havagazı dağıtım kuruluşları gibi).

— Ekonominin belli bir alanında teknolojik geri kalmanın engellemesi için oluşturulanları vardır.

— Devletin özel sektör işletmesine el koyması şeklinde de KiT'ler oluşabilir. Fransa Renault, İspanya Rumasa örneği, ya da yukardakilerin hepsini de içerecek biçimde ekonomide devletçiliği, devletin öncülüğünü kabul eden bir anlayışın sonucu olarak kurulmuşlardır.

C Özelleştirilmeye Gidilmesinin Nedenleri:

Özelleştirmenin çokçeşitli nedenleri olabilir. Bunların önemli bölümü politiktir. Bu tür nedenler tartışma, hatta çekişme konusudur (13). Yani ekonomide liberal bir an layışın ürünü olabilir.

Özellikle üretimin kısıtlı olduğu ülkelerde, gelişmekte olan ülkelerde halkın devletten beklentisi fazladır. Devlet bir an önce temel gereksinimleri karşılamak zorundadır. Bu zorunlulukla siyasi tercih sonucu kurulmuş olan KlTler yine bir siyasi tercih sonucu özelleştirilmektedir.

— KlPler kuruluş amacı olarak kendi kurum çıkarlarını değil, devlet çıkarlarını düşünmek zorundadır. Bu yüz den KiT'lere tanınan avantajlarda dikkatli olunmazsa KlPler içinde atıl kapasiteler oluşabilir. Bu durum özel leştirmeye gidilme nedenlerinin başında yer alır.

— Özelleştirmenin önemli nedenlerinin birisi de nasıl KlPler siyasi bir tercih sonucu kurulmuşsa, yine siyasi

tercih sonucu özelleştirilmesidir. Öteden beri özel sektörde KiT'lerin ülke için yük olduğu inancı yaygındır. Bu kısmen doğrudur. Kuruluş yeri açısından, verimlilik açısından olumlu not alamayan KİPler vardır. Fakat za ten KiT'lerin bir amacı da hizmet ve istihdamdır. Bu sonuç amaçla çelişmemektedir. "İşletmede akılcı ve yet kili yönetim oluşturma, gereken ölçüde kadro tespiti ve uygun personel alımı gibi koşullarda ciddi olumsuzluklar KİPlerin tabiatında vardır" (14).

— KİPlerin maliyet yüksekliği vardır. Bu verimsizlikten ve istihdam amaçlı olmasından kaynaklanır. Bu maliyet yüksekliği de özelleştirme nedeni olabilir.

— KİT ürünlerinde kalite düşüklüğü vardır. Bunun ne deni denetim yoksunluğudur.

— KiT'ler planlı bir ekonominin parçaları olmalarına rağmen üretimde isabetli planlama yapamamaktadırlar.

— Dünya Bankası "IBRD", Uluslararası Para Fonu "IMP gibi kuruluşlar yapı olarak KiT'lere karşıdırlar. KİPlerin kamu harcamalarını artırdığı savurganlık içerisinde ol dukları ve enflasyonun en önemli nedenlerinden olduğu gerekçesiyle karşıdırlar.

— "Dünya Bankası'ndan borç almak veya IMF'den des tek almak için kapılarını çalan devletlere, KİPleri kendi başlarına bırakmak, mümkünse özelleştirme önerisi yapılmaktadır" (15). IBRD, IMF gibi kurumlar KİPlerin et kinliğini artırmak için gerekli tasarruf sağlanamadığından bunları yabancı sermayenin alacağından bahsetmekte dirler. OECD diğer uluslararası kuruluşlar gibi kesin özel leştirme değil de, dönemsel olarak özelleştirmeyi öner mektedir.

— Özelleştirmenin temel nedeni KİT kurulmasına karşı olan bazı kuruluşlar ve bunların hükümetler üzerindeki baskısı da olabilir, örneğin Türkiye'de ikinci Demir Çelik Fabrikası'nın kurulmasının devlet tarafından değil de, özerk olması koşuluyla 1960'larda ABD kredi vermiş ve Erdemir bu şekilde kurulmuştur.

— özelleştirmeye gidilmesinin en önemli nedenlerinden biri de malidir. Hükümet özel sektörün girmek istemediği, üstlenmekten korktuğu dev projeleri yapabilmek, bunla ra kaynak sağlamak için, özel sektöre cazip gelebilecek küçük KİPleri satmak isteyebilir.

— Özelleştirmeye gidilmesinin bir nedeni de özel mülki yetin tabana yayılması ve böylece demokrasinin gelişe ceği inancıdır.

Daha sonra 22 27 Mayıs 1948'de İstanbul Tüccar Derneği tarafından düzenlenen "Türkiye İktisat Kongre si"nin 4. maddesi "Devlet bunda böyle amme maliyetine haiz olmayan işletmelere devam etmemeli, yeni tesisler yapmamalı ve mevcut işletmeleri perderpey hususi teşebbüslere ve kooperatiflere devretmek üzere esaslar hazırlanmalıdır" (6) demektedir.

Böylece ilk ciddi özelleştirme girişimleri ortaya çıkmıştır. Bu görüşlere DP sözcüleri de katılmaktadırlar. Ve hatta "Sonraki yıllarda bu partinin ekonomi danışmanlarının hazırlayıp yayınladığı Türkçe ve İngilizce broşürlerde ne götürüp ne getireceği belli olmayan bir biçimde uygulana cak liberal ekonominin bir gereği olarak KiT'lerin özel ke sime devredileceği vurgulanmaktadır" (7).

DP'nin iktidara gelmesiyle KiT'lerin satışı şöyle dursun, bunların büyüklük ve sayıları gittikçe artmıştır.

1960'dan sonra ise KiT'leri satmak yerine bunların iy ileştirimesi için önlemler alınmıştır. Yeniden Düzenleme Komisyonu, KİT Reform Komisyonu, Özel İhtisas Komis yonu Raporları, Beş Yıllık ve Yıllık İcra Programları ile KiT'lerin etkinliği artırılmaya çalışılmıştır.

12 Eylül 1980'den sonraki dönemde özelleştirme ile ilgili ciddi çalışmalar gözlenmektedir. Bu çalışmalar özel ko mitelerce yürütülmüştür. Fakat bu çalışmalardan Ulusu Hükümeti'nin haberi vardır.

1980'den sonra KiT'ler üzerine ilk resmi çalışma ise Prof. Dr. Mustafa Aysan'ın bütçe maliye plan komisyonu başkanı olduu zaman yapılmış ve Aysan "özelleştirmeye olanak veren bir şirketleşmeyi ve holdingler halinde örgütlenmeyi içeren, güncel siyasi dalgalanmalardan et kilenmeden, ekonomik gerçeklere ve işletmecilik kural larına göre çalışma olanakları sağlayan bir yapı" öner miştir (18). Fakat kabul görmemiştir.

Daha sonra Başbakan Ulusu'nun çağrısıyla KiT'lerin iy ileştirilmesi ile ilgili 17 kişilik komisyon kurulmuş, fakat bunların önerileri de kabul edilmemiştir.

Geçmiş hükümetlerin aksine, özelleştirme ile ilgili ilk cid di girişimler Özal Hükümeti'nce yapılmaktadır. İlk olarak 233 sayılı KHK ile KİPlerin koruyucusu durumunda olan Maliye Bakanlığı'ndan KiT'ler kurtarılarak yeni bir statü verilmiştir. Böylece KiT'ler Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına bağlanmıştır.

ANAP, devletin doğrudan ekonomik faaliyette bulunması yerine, daha çok altyapı yatırımlarına yönelmesini ilke ol

I I ÜLKEMİZDE ÖZELLEŞTİRME GİRİŞİMLERİ:

Devletçilik anlayışının bir gereği olarak ortaya çıkan KiT'lerle ilgili ilk ciddi satış sözü "Ali İktisat Meclisinin 1933 yılına ilişkin raporunda geçmektedir.

"Devletin kendi teşebbüsüyle veya iştiraki ile vücuda gelecek sanayi hareketlerinde halkın kuruluş teşebbüs lerine iştirakleri mümkün olduğunca teshil olunmalı ve teşebbüs kökleşip de, muayyen ve emin bir kâr temin et meye başladığı ve halkın iktisadi refahı müsait bulun duğu zaman, bu tesisler ilk fırsatta hususi teşebbüslere ve halka mal edilmelidir" denilmektedir.

Özelleştirme ama nasıl?

Vecdi SEVİĞ yazıyor'

30 Nisan günü Başbakan Yardımcısı Ka ya Erdem başkanlığında yapılan toplantıda özelleştirme içinilk somut adım atıldı. 22 şir ketteki kamu hisselerinin satılması karan alın dı. 22 kuruluştan 7'si gerçek anlamda

arak benimsemiştir. Bu ilke doğrultusunda 3 Haziran 1986'da özelleştirme kararnamesi Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Hükümetin inancı KlTlerin ellerine verilen ulusal olanakları gereği gibi kullanmalarına statülerinin ve buna eklenen "devlet memuru eliyle işletmenin imkan vermediğidir. Bu ve diğer nedenlerle hükümet KİTleri olabildiğince küçültmek kararında ısrarlıdır" (19).

Dünyadaki diğer uygulamalarda hükümete cesaret ver miştir. Hükümet bir başlangıç olarak ve bazı alanlarda satışın uygun olmaması dolayısıyla gelir ortaklığı senet leri çıkarmış ve bunları satmıştır. Köprü, baraj, PTTde olduğu gibi.

Asıl özelleştirmeye ise Morgan Bank tarafından hazır lanan Master Plan (ki bu plan KiT'lerin çalışanlara satılması, KiT'lerin hisse senedi yoluyla satılması, KlTlerin tüm mülkiyetiyle özel sektöre devredilmesi ve KiT'lerin yabancılara satılması seçeneklerini sunmak tadır) çerçevesinde Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kuru lu İdaresi, Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulu ilk elde satılacak KİTleri belirlemiş ve Teletaş hisseleri nin ilk kısmı Mart 1988'de satılmıştır. Bu satıştan ve satış sonrası denetimden yine Morgan Bank uzmanları sorum ludur.

özelleştirme uygulamalarından sorumlu Devlet Bakanı Adnan Kahveci amaçlarını, "Temel felsefemiz, etkinliği artırmak ve kurumları Devlet'in dışına çıkarmaktır. Böylece kurumlar yoğun devlet bürokrasisinden çıkıp, daha verimli olacaklardır. Bugün KlTlerin birçoğunun borcu vardır. Özelleştirme ile bunların etkinliği arta cağından kârları artacak ve Devlet'e yük olmaktan kurtu lacaklardır. Özelleştirme ile KiT'ler kaliteli ve ucuz üretime yönelecek, ekonomi yeni bir dinamizm kazana caktır. Teknoloji transferi ve ihracat artacaktır... KİTleri satarken Devlet'e gelir sağlamayı en son düşünüyoruz" (20) şeklinde açıklamıştır.

"Mülkiyeti tabana yaymak ve vatandaşta tasarruf bilinci ni geliştirmek gibi" amaçları olduğu ve "Türkiye'ye girmiş ve pasif duran altınların aktif yatırıma dönüşeceği" de savunulmaktadır.

Adnan Kahveci özelleştirmeye gidilirken bir amaçlarının da yabancı sermayeyi çekmek olduğunu bildirmektedir. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun 1984'de Morgan Guaranty Firması'na hazırlattığı raporda yabancı sermaye için, "... en önemli sorun, yabancı sermayenin başlamış olan yatırımlarda getirilen teknolojileri yeterli bulup bulmayacağı, ihracata dayalı bir yatırım politi kasından ziyade, geçmiş yıllarda olduğu gibi yurt içi pa zarlara yönelik bir stratejiyi belirlemeleri halinde, devir den beklenen makro faydanın sağlanıp sağlanamaya cağıdır" (21) görüşü belirtilmektedir.

I I I ÖZELLEŞTİRME İLE İLGİLİ GÖRÜŞLER:

A Partilerin Görüşleri:

a SHP'nln Görüşleri: Türkiye'de devletçiliği ilke olarak benimseyen tek parti olan SHP özelleştirmeye de karşıdır.

2 Kasım 1985te yapılan olağanüstü parti kongresinde alınan kararlarda bu ilke ile ilgili şunlar söylenmektedir:

— Devletçilik ilkesi benimsenmiş ve karma ekonomi düzeni vurgulanmıştır.

— Piyasa ekonomisi benimsenmekte, bozuklukların ancak planlamayla giderileceği belirtilmektedir.

— Ekonomide belli koşullara bağlı olarak devletin öncü lüğü kabul edilmektedir. 18.07.1986'da yaptığı basın top lantısında İnönü, KlTlerin özelleştirilmesi halinde eko nominin büyüme hızının yavaşlayacağını, gelir dağılımı nın bozulacağını, özel tekellerin artacağını ve güçlene ceğini belirtmiş ve KlTlerin özelleştirilmelerine karşı ol duklarını belirtmiştir (22). İnönü şöyle devam etmektedir:

"KİTleri özelleştirmek istiyorlar. Yasayı da çıkardılar ve hızla ilerliyorlar. Hükümet önce kâr eden KiT'leri elden çıkarmak istiyor. Kâr etmeyenleri de kâr eden hale getir dikten sonra özelleştirmeye açacaklar. Bu durumda özelleştirmenin bir anlamı yok. KiT'lerin özelleştirilmesi gerekçesi ile gelir dağılımında bozukluk yaratacaklar ve halkın vergileriyle kurulmuş iktisadi işletmeleri, küçük bir kesimin kazanç kapısı haline getireceklerdir."

Haziran 1987'de yapılan SHP'nin 3. Olağanüstü Genel Kurultayı sonucu yayınlanan broşürde KiT'ler ve özel leştirme ile ilgili şu görüşler yer almıştır: (23)

"— SHP, KiT'lerin Türk ekonomisinin temel taşları oldu ğuna ve ülke ekonomisinin onların verimli çalışma ilke sine bağlı olduğuna inanmaktadır.

— KiT'lerde verimliliği artıracak yönetimler oluşturula caktır.

— KiT'ler sosyal işlevlerini sürdüreceklerdir. Dar gelirli halkımız açısından yaşamsal önem taşıyan temel gıda, giyim, yakacak ve ısınma maddelerinin üretimine devam edilecek, satış mağazaları zinciri ile halka ulaşması sağlanacaktır.

— Ülkemizin sanayileşmesi sürecinde en güçlü araç KiT'ler olduğundan, stratejik ve yaşamsal öneme haiz malların üretiminde ve sanayileşmenin hızlandırılmasın da, ekonominin teknoloji üreten sanayi yapısına kavuş turulması için KiT'ler yetkili ve sorumlu kılınacaktır.

— KiT'ler özel sektöre devredilirse, SHP iktidarında tekrar geri alınacaktır. Geçen zaman için de sorumluluk kabul edilmeyecektir."

b DY P'nin Görüşleri: DYP eski Genel Başkan

Yardımcısı İsmail Horal "Kâr etmeyen, az kâr eden ya da düşük verimle çalışan KiT'lerin satılmasından yana ol duklarını" belirterek, "KlTlerin kamuya yük olmadan çalışmalarının sağlanması gerektiğini" vurguluyor ve "kaynakların optimum kullanımı için KlTlerin satılabile ceğine" değiniyor (24).

DYP Eski Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk "Neden kâr eden KiT'leri özel sektöre ya da yabancı sermayeye devredelim? Hükümetin bu tutumunu akılcı bulmuyoruz. Eğer KiT'leri özelleştiriyorum diye, özel sektörün elinde ki kıt kaynakları, yeni yatırımlar yerine, devlet yatırım larını satın almaları için harcarsan, Türkiye'de ekonomik büyüme yavaşlar, işsizlik artar. Bırakalım KiT'ler devle tin elinde kalsın, özel sektörü de yeni yatırım yapmaları için teşvik edelim. Böylece ekonomik büyüme hızlanmış ve işsizlik azalmış olur. Sonuçta KiT'lerin ekonomi

içindeki payı azalırken, özel sektörünkü artar" demekte dir (25).

1987 genel seçim beyannamesinde KiT'lerle ilgili şu görüşlere yer verilmiştir:

"— KiT'lerin teker teker organizasyon, fonksiyon, üretim ve kârlılık incelemeleri yapılacak, kamuya yok ol mak yerine kaynak yaratmalarını sağlayıcı tedbirler alı nacaktır.

— Ekonomik ortam elverdiği ve sermaye piyasaları kaldırabildiği ölçüde, KiT'lerin hisse senedi satışı yoluyla çalışanlarına ve özel kesime devredilme çalışmaları yapı lacaktır.

— özelleştirmede dünyadaki başarılı örnekler izlene cektir.

— Ekonomi büyüdükçe, sınırlı tutulan KiT'lerin ekono mideki etkinliği azalacaktır.

— KlTlerin serbest rekabet düzenine uyum sağlama ları ve hisse senetlerinin tasarruf sahipleri tarafından ta lep edilir bir duruma getirilmesi ile bir paket program çerçevesinde özelleştirme gerçekleştirilecektir."

c D SP n l n Görüşleri: 18.07.1986 tarihli Dünya Ga zetesi'nde çıkan bir haberde Ecevit, partisinin görüş lerini şöyle belirtmiştir: "Ûzal iktjdarı KiT'leri özelleştir mekle devleti özelleştirmek istiyor. Devletin temel işlevleri niteliğindeki hizmetleri gören birçok kuruluş bile yabancılara satılacaktır. Bu tehlikeli bir gidiştir ve hesabı da mutlaka sorulmalıdır. Bizce tek çözüm, bu işlet melerde çalışanlara hem yetki hem sorumluluk verilmesi dir. Böylece hem verimlilik artacak, hem de KiT'ler kâra geçecektir."

29 Şubat 1988 günü Türk lş salonunda yapılan "Özelleş tirme ve Endüstriyel Demokrasi" konulu panelde konu şan B. Ecevit, özelleştirmenin mülkiyeti tabana yayma da ve demokrasiyi geliştirmede bir araç olacağını belirt miştir, özelleştirmeye karşı olmadıklarını fakat özelleş tirilen KiT'lerin büyük holdinglerin ve özellikle uluslar arası tekellerin eline geçmemesine dikkat çekmiştir. Özelleştirmede KİT çalışmalarına öncelik tanınmasını is teyen Ecevit, bazı temel mal ve hizmetlerin devlet eliyle yürütülmesi gereğine değinmiştir.

d RP'nin Görüşleri: Özelleştirme yasasının 3 Hazi ran 1986'da yayınlanmasından sonra Refah Partisi'nin o zamanki başkanı Ahmet Tekdal, özelleştirmeyle ilgili görüşlerini şu şekilde belirtmiştir: "Hükümet zarar eden özel sektör firmalarını satın alırken, kâr eden KİTleri satmak istiyor. Devlet özel sektörün hayır kurumu değildir. Hizmet ağırlıklı KİT ürünlerine dev let sübvansiyon uygulamalıdır. Mal üreten KiT'ler özel sektöre devredilebilir. Ama bu işlem özel sektörü kayırıcı şekilde yapılmamalıdır" (26).

B Sendikaların ve Meslek Kuruluşlarının Görüşleri a Türk lş'in Görüşleri: Temmuz 1986'da Türk lş Eğitim Sekreteri Kaya özdemir özelleştirme ile ilgili şöyle demektedir:

"Hisselerin işçilere, çalışanlara satılmasını öngören bu model işçilerin yönetime katılması açısından da bir mer hale olacaktır. Hızla değişen bir dünyada yaşıyoruz. Bu da müspet düşünmeyi gerektiriyor. Bir şirkete ait pay ların çalışanlara satılması uluslararası ölçeklere de uy gun düşer. Bugün çokuluslu şirketlerin de hisselerini işçilerine satabileceklerini görüyoruz." KİT personeline öncelik verilmesi gerektiğine değinen Özmedir şu görüş lere yer vermiştir:

"KiT'leri serbest piyasa ekonomisi içerisinde enflasyo nun sebebi olarak gören zihniyet, onları özelleştirmeyi özel sermayeye devretmeyi kendi politikası icabı zorunlu görebilir.. Önemli olan bu kuruluşların ülkenin sosyal gelişiminde oynadığı roldür. KiT'ler iyi yöneticiler elinde salt çıkar amacı olmaksızın da çağdaş bir gelişime kavuşturulabilirler. KiT'lerin bugünden yarına özelleştiril mesi o kadar da kolay değildir" (27).

Yine bir panelde konuyla ilgili görüşlerini belirten Şevket Yılmaz "Türk lş, KİPlerin özelleştirilme gayretleri yerine, Türk ekonomisinin can damarı olan bu önemli ve dev ku ruluşların daha iyi işler hale getirilmesi için her çalışmayı destekleyecek, aksi tutuma ise ülke ve toplum yararına karşı çıkacaktır" demektedir (28).

b Uluslararası Kamu Görevlileri Federasyonu (PSI)'nun Görüşleri: (Ülkemizde Sağlık lş, Yol lş, Harb lş ve Genel lş bu federasyonun üyesidir).

9 Kasım 1987'de Kamu Hizmetlerinin Özelleştirilmesi üzerine yayınladıkları bildiride özet olarak şu görüşlere yer verilmiştir.

Kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi yeni muhafazakar ekonomi politikasının temel taşlarından biri olduğu ve bu nun yaratacağı olumsuz sonuçlardan dolayı karşı çıkıl ması gerektiği belirtilmekte ve şu şekilde devam edil mektedir.

"Özelleştirilmeye gidilmesiyle:

— Ücretlerde ve yararlanılan sosyal hizmetlerde düşüş görülür.

— İş ve iş başında eğitim olanakları daralır.

— Çalışma temposunun hızlanması ve iş araçlarının ye tersizleşmesi nedeniyle çalışma koşulları kötüleşir.

— Sendikalaşma hakkının kullanımı olumsuz yönde et kilenir.

— Özel sektör maliyeti düşürmek için hizmet stan dardını düşürür, çalışma koşulları kötüleşir ve ücretler kısılır."

özelleştirme ile işçi azaltılmasına gidileceğine değinilen bildiride özelleştirmeye karşı çıkılması gereği vurgulan maktadır.

c Petrol lş'in Görüşleri: Petrol lş Sendikası Ge nel Sekreteri Münir Ceylan 23 Kasım 1987 günkü Dünya Gazetesi'ndeki yazısında şu görüşlere yer vermektedir:

"özelleştirme özünde bir demokrasi sorunudur... Petkim gibi son derece kârlı ve önemli bir üretim potansiyeli olan kuruluşun devlet eline bırakılarak riske atılması ve Sümerbank'ın ise özel sektörün faaliyet sahasında ona

engel olması şeklinde beliren hükümet yaklaşımını ülke mizde tekellerin egemenliğini daha da pekiştirme amacını açıkça ortaya koymaktadır."

Özelleştirme hazırlıkları yapılan Kirlerde sözleşmeli per soneli uygulamasıyla yoğun bir örgütsüzleştirme çalış ması başladığını ve bu durumun KiT'lerin özel sektöre satışını cazip hale getirme amacına yönelik olduğu belir tilerek, "Petrol lş olarak özelleştirilmeye karşıyız. Bu tavrımız hem üyelerimiz ve hem de tüm işçi sınıfı ve emekçi halkımız açısındandır" denilmektedir.

KİTlerin çalışanlara satılacağının bir aldatmaca olduğu asıl amacın KlPleri holdinglere ve yabancı tekellere sat mak olduğu görüşü savunularak "ekonomiyi elinde tu tanın demokrasiyi de elinde tutacağına" dikkat çekiliyor.

KiT'lerin işçilerin vergileriyle oluştuğunu ve bu haliyle asıl herkesin mâlı olduğunun iddia edildiği yazıda '... özelleştirme işçilerin, emekçilerin, ülkemizin çıkarlarına olmayıp, hele özellikle sermayenin tabana yayılması hiç olmayıp aksine bir avuç yerli yabancı holdingin yararı nadır" görüşü savunulmuştur.

d Y ol lş'ln Görüşleri: Yol lş KiT'lerin Türkiye'nin bağımsızlık sembolü olduğu ve kurulmasının özel sektö rün yetersizliğinin ürünü olduğu görüşünü savunarak,

"— Kirlerin özel sektöre satılmasına karşıyız.

— Çay, sigara gibi ürünlerin üretimine özel sektörün özellikle yabancı sermayenin girmesine karşıyız.

— Özelleştirme sorunu, bağımsızlık sorunu ile içiçedir. Biz sendikalar olarak konuya bu genel çerçeve içinde bakıyoruz.

KİPlerin özel sektöre devri önlenmelidir. Bu kuruluşlar siyasi hesapların dışına çıkarılmalıdır. Bu kuruluşlara ve rimli çalışan ve teknoloji geliştiren bir nitelik kazandırıl malıdır. Çokuluslu şirketlerle ve diğer ülkelerin güçlü ekonomileriyle eşitlik koşullarında karşı karşıya gelebil menin ve uluslararası ekonomik ilişkilerden yararlanabil menin yolu, güçlü ve teknoloji geliştiren bir ekonomiden geçer... özelleştirme adı altında bu büyük potansiyelin yok edilmesi Türkiye ekonomisinin uluslararası ekono mik ilişkilerde bağımlılığının artması sonucunu doğura caktır. Ekonomik alanda bağımlılık ise siyasi alanda ba ğımlılığı getirmektedir (29).

"KiT'lerin özelleştirilmesi ile ilgili olarak çeşitli uluslara rası kuruluşlara hatırlatılan raporlarda KİTlerin bazı te sislerinin özelleştirilme aşamasında kapatılmasının gere keceği ve bu yüzden de işçilerin işlerine son verilme, kapasite daraltma gibi sorunlarla karşılaşılacaktır" (30) denilmektedir.

e TMMOB'nin Görüşleri: 19.1.1987 günü TMMOB Başkanı Teoman Alptürk, yapılan söyleşide özelliştirme ile ilgili TMMOB'nin görüşlerini şu şekilde özetlemektedir: "Türkiye'nin sanayileşmesinde KiT'ler önemli bir fonk siyona sahiptir. Özellikle temel gereksinimlerin karşılan masında, temel ara malları ve ağır sanayinin gelişme sinde KiT'ler öncülük etmişlerdir.

TMMOB olarak KiT'lerin, özellikle temel mal ve hizmet üreten KiT'lerin özelleştirilmesine karşıyız. Temel mal ve

ANKARA'DAN

Mehmet ASLICİHAN

KiT'ler kimin malı?

Kirlenil feeuestirilmesi. Türkiye'de yeni bir soruyu gündeme getirdi.

•KlTler kimin malı?" Halkın mı, devletin mi? Gerçek demokrasinde sanayi mülkiye ti halkın mı olmalı, yoksa devletin mi? Devletin mab olan KlTler acaba görev lerini layıkıyla yapabiliyorlar mı? Son 50 yıla bakarsak. KİTlerimiiin dünya fiyatlarında ve dünya kalitende mal üretmediklerini görürüz. Hem tek parti d» neminde, hem de çok partili donemde bu fabrikalar verimlilik açısından anu edilen seviyeye çıkarılamamıştır. Çünkü devamlı olarak «vasi hasta var

yi engelleyen, "Falarım kardeşi", "Filanın bacanağı" seklinde torpille gelen kadrolar vardı. Çünkü profesyonel çansmayı engel leyen ağır formaliteler ve ağır bürokrasi vardı.

Bir Sümerbank genel müdürü mal sat mak için yurt dıaı gelişine çıkamaz. Ülke ye mal almaya gelen bir Arap'ı eğkndinnek için gece kulübüne veya (lika bir lokantaya

KlTler bagb oldukları kanunlar ne ka dar modern olurlar» olsunlar, hiçbir ülke de {Fransa, İngiltere dahili verimli çatlımı Ottami h"l*ıwmı«l»wiır

Türkiye'de, KİTleri devlet kontrolün

hizmet üreten bir işletmenin özel sektörün kâr hırsına terkedilmesi kabul edilemez, özelleştirmeyle bazı KİPle rin uluslararası tekellerin eline geçmesi ulusal çıkarları m.z açısından son derece sakıncalıdır ve karşı çıkılma lıdır."

TEK'in özelleştirilme girişimlerine karşı ise "Elektrik ener jisi temel bir maldır. Temel bir mal olduğundan büyük bo yutlu kâr amacı güdülemez. Temel bir mal olduğundan üretimden tüketimine kadar mutlaka devlet eliyle planla malı ve yönlendirilmelidir" görüşünü bildirmiştir.

C Çeşitli Kuruluşların Görüşleri a Sermaye Piyasası Kurulu'nun Görüşleri: Ser maye Kurulu Başkanı Prof. Dr. İsmail Türk, özelleştirme çalışmaları sürerken kendi görüşlerinin alınmamış ol masının bir eksiklik olduğunu ve çalışmaların sadece ya bancıların görüşü doğrultusunda yapılmasını eleştirmiş tir.

7.7.1986 günkü Dünya Gazetesi'nde Prof. Türk şöyle demektedir: "Maalesef Türkiye'de yabancı ne söylerse doğrudur" diye bir yanlış inanç vardır. Halbuki herhangi bir konu hakkında fikir oluşturmak için önce o konuyla di rek ilgili kurum ve kişilerden bilgi sorulması daha akılcı olur."

Prof. Türk özelleştirme ile sermaye piyasasının ilişkisine değinerek "Özelleştirme olacaksa, satılacak KiT'lere ait menkul kıymetler sermaye piyasasında pazarlanacaktır. Özelleştirme bunun dışında tutulursa Türk sermaye piya sasının bu konudaki etkinliği azalır" demiştir.

b Odalar Birliği'nin Görüşleri: 13.3.1986 günkü Dünya Gazetesi'ndeki haberde "özel sektörün görüşü alınmadan KiT'ler satılamaz" görüşü savunulmaktadır. Ve KiT'leri satacaklarsa bunu alacak olan özel sektördür ve devlet özel sektöre bunu hangi koşullarda alabi leceğini sormalıdır" fikrine yer verilirken, aynı haberde Odalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Turgut Tokuştan şöyle devam etmektedir:

"KiT'lerin satışı payların geniş kitlelere aktarılması biçiminde olacaksa satışlarla bizim işçi şirketleri gibi çok ortaklı patronsuz bir şirket oluşacaksa, böyle bir yapı lanmada başarılı bir yönetimin nasıl kurulacağı mesele dir. Çünkü, çok sahipli işlerde yönetim kulis yapan iyi laf eden parlak vaadler ile gün geçirerek işletmeyi batıran ların eline geçmektedir. Böyle olmasını önleyemezsek KİT işletmeleri çok dertli ulusal işletmelere dönüşür."

c TÜSİAD'ın Görüşleri: Hükümet düzeyinde çalış malar sürerken özelleştirilmeyle ilgili yetmiş sayfalık TÜSİAD tarafından "Özelleştirme, KiT'lerin halka satışın da Başarı Koşulları" adlı 29 Mayıs 1986'da bir broşür yayınlandı.

Dünyada özelleştirmeyi en iyi uyguladığı iddia edilen Iniltere üzerine ağırlıklı yer verilen raporda özet olarak şu görüşlere yer verilmiştir:

Özelleştirmenin genel amaçları:

— Serbest piyasa ekonomisini güçlendirmek: KiT'leri özelleştirmede tekelciliği engelleyecek hukuki ve ekono mik önlemler alınacağından kalite düşüklüğü, iflas tehli kesi ve fiyat yönünden piyasa ekonomisi güçlenecektir.

— Ekonomide verimliliği yükseltmek: Geri teknoloji, aşırı istihdam "ve atıl kapasite nedeniyle KİT daima özel kesimden daha düşük verimlidir, özelleştirme bu durumu gidererek genel verimlilik düzeyini yükseltecektir.

— Gelir dağılımını iyileştirmek: Yüksek kârlı KiT'lerin pay senetlerinin çalışanlara ve düşük gelirli gruplara ak tarmak, onlar için bir ölçüde yüksek gelir sağlamak gelir dağılımını iyileştirir.

— Sermaye mülkiyetini tabana yaymak: Satılan pay senetleriyle mülkiyet tabanda gelişecek ve emek ser maye ilişkileri rahatlayacaktır.

Sermaye piyasasını geliştirmek: Sermaye piyasası yeterli miktarda hisse senedi tahvil gibi değerlerin varlı ğıyla gelişir. Özelleştirme piyasada değerleri artıracak ve piyasayı geliştirecektir.

özel Amaçlar:

— Kamu tekellerini kaldırarak rekabete imkan verecek tir.

— Kamu sektörünün dış finansman ihtiyacını azaltmak: Devletin bunlara yaptığı sübvansiyonlar kısıldığından enflasyon azaltılabilecektir.

— Hazine veya KİT ana işletmesi için fon yaratmak: Satılan KiT'lerden elde edilen gelirlerle yeni yatırımlar için fon sağlanmış olacaktır.

— Yabancı sermayenin katkısı sağlanarak KİPlerin ve rim düzeyini yükseltecektir.

Uygulamaya İlişkin Yöntemler:

— Satılacak KİT önce A.Ş.ye dönüştürülür.

— Teklif alma yoluyla hisse senedi satışı önerilmelidir.

— özel satış veya doğrudan satış: "Sümerbank, Yem ve Süt Sanayi İçin"

Kamu özel kesim ortaklığı önerilmekte. Burada yönetimin özel sektörce yapılması istenmektedir.

— Batıdaki uygulamalar iyi takip edilmelidir. TÜSlADtan Hükümete öneriler:

— Özelleştirme kamuoyuna iyi anlatılmalıdır: Özelleş tirmede mütevazi gelirli kişilerin pay edinme koşulları ya ratılmalı. Özelleştirmenin işsizlik aratmayacağı halka an latılmalı hatta yeni iş sahaları yaratacağı anlatılmalıdır.

— İyi bir özelleştirme yasası çıkarılmalıdır.

— Ana koşulların ve onlara bağlı uygun düzenlemelerin tesbiti açısından çalışmaların zamanlaması ve sıralaması lazımdır. Bunun için önce anonim şirketleşme sağlanma lıdır. Tekeller kaldırılmalı ve yeniden tekelleşmeyi önleyi ci yasalar çıkarılmalıdır.

— Pay senetleri değerleri dikkatle ve kısa sürede yapıl malıdır.

— Hazinenin ortak olacağı sineklerde devletin durumu açıkça belirtilmelidir.

— Geçici KİT yönetimleri oluşturulmalıdır.

— Satışlarla müşteriler ve alıcılar arasında yapısal denge oluşturulması sağlanmalıdır.

d) MESS'in Görüşleri: MESS Başkanı Bahri Ersöz'de, kâr eden yatırımların halka satılmasını önere rek şu görüşleri ileri sürmektedir. "Türkiye'de KiT'ler niçin vardır? sorusunu cevaplamak lazımdır. Özel teşeb büsün kafi sermaye birikimi olmadığı için devlet bunları kurmak zorunda kalmıştır. Ama daha evvel de özel sek tör tekstil, deri gibi bir çok sahalarda maaffak olmuştur.

Şimdi devlet artık halk için vardır. Halka, zarar da olanları satmanın anlamı yok, önce kârlı olan yatırımlar satılma ladır. Devletin yüzde 40 50 ortak olduğu kuruluşlar var. Önce bunları elden çıkarması lazım, bundan sonrada Sümerbank gibi diğer kuruluşların hisse senetlerini satı şa sunmalıdır. Aynı şeyi İngilizler, Fransızlar yaptı ve muvaffak oldular." (31).

Petkim özelleşmeye hazır

•JCTJrttf özelleştirme öncesinde yetOenecekfitUm'In rmodernize edHımsi amacıyla. İngiliz CMm Systam ttrmaaına yaptırılan mastar plan çalışması tamamlandı. M H » Genel Müdürü Faruk Yağa, mastar çalışması dikkate alınarak PMMm'in yenileneceğini söyledi.

D Çeşitli Kişi ve Akademisyenlerin Görüşleri:

4 10 Mayıs 1987 tarihli Ekonomik Bülten'de Vecdi Seviğ özelleştirmede aceleci davranılmamasım savunuyor ve genel olarak özelleştirmeden yana olduğunu bildiriyor.

"Hayalci olmadan yapılacak özelleştirme, en azından alt yapı yatırımları için bulunamayan paralara yeni bir kay nak oluşturacaktır. Özelleştirme girişimlerinin önündeki en önemli sorun şu anda uygulama taktikleri olarak görülüyor. Bu taktikler arasında koordinasyon sağlanır ve kamu yararı gözetilirse Türkiye ekonomisi için farklı bir dönem başlayacaktır" görüşlerine yer vermiştir. Ekonomik Bültenin 26 Ekim ile 10 Kasım arasında çıkan üç sayısından özelleştirme üzerine başlıklı üç yazısında Prof. Dr. Nuri Uman özelleştirmenin pratik uygulama larında konulan hedeflere ulaşamayacağını vurgulamıştır ve şu görüşlere yer vermiştir:

KiT'lerin hisse senetlerin önce çalışanlara satılarak mülkiyetin tabana yayılması savına karşı"... Teorik ola rak doğru olan bu yaklaşımın uygulama şansı oldukça zayıf görülmektedir. Yüksek enflasyon nedeniyle reel ücretleri gerileyen işçiler hisse senetlerkini nasıl alacak lardır.

Hisse senetlerinin çalışanlar tarafından alındığı kabul edilse bile bu senetler diğer tasarruf araçları kadar getiri sağlayamadığı takdirde, değerini yitirecektir.

...projenin atıl yatırımları verimli alanlara çekmek hedefi yerinde olmakla birlikte bu günkü koşullarda ulaşılması oldukça güçtür."

Hükümetin daha çok alt yapı yatırımlarına yönelmek amacıyla KiT'leri elden çıkarmak istemesinin doğru ol madığına değinen Uman "Ülkenin koşulları 1930 ya da 1950'lerdeki kadar olmasa bile, ekonomik kalkınmanını hızlandırılması, bölgesel dengesizliklerin giderilmesi, sosyal amaçlı mal ve hizmetlerin üretilmesi ve işsizliğin azaltılması için devletin bazı KiT'leri elinde bulundur masını ya da yeni KiT'ler kurmasını gerektirmektedir." demektedir.

KiT'ler özelleştikleri takdirde daha verimli çalışacağı savına karşı çıkanlara özelleştirme zamanının iyi seçil mesine ve halkın hisse senedine olan güveninin sarsıntı ya uğratılmamasına dikkat edilmelidir tezi savunulmak tadır.

25 28 Aralık 1987 günlerinde Dünya Gazetesinde bir dizi yazısı çıkan Fasih İnal genellikle özelleşmeden yana bir tavır izlemiş ve şu görüşleri ileri sürmüştür. "Özelleştir me devletin ekonomideki etkinliğini azaltarak piyasa ekonomisini serbest şekilde işleyişini sağlar.

...Özelleştirme ekonomide verimliliği artırmaya yarar, özelleştirme sermaye mülkiyetini yaygın hale getirir. Sermaye piyasasını geliştirir ve sermayenin ölü yatırım lara dönüşmesini önler."

özelleştirmeyi savunanlardan biriside, Mehmet Aslıci han'dır. Aslıcihan 2 7 Kasım 1987 tarihli Ekonoki Bülten' de özelleştirmenin demokrasiyi geliştireceğini buna karşı çıkmanın çağdışı bir tavır olduğunu savunarak şöyle de vam etmektidir, "KiT'ler milletin malıdır. Devlette millet için vardır. Katılımcı demokrasinin en güzel örneği olan işçinin ve halkın sanayi mülkeyetine ortak olmasını en gelleyelim. Demokrasimiz ancak böyle güçlenir."

Kirlerin bu yapıyla özelleştirilmesine karşı olanlardan bi riside Esfenden Korkmaz'dır. Korkmaz Ekonomik Bülten' de 8. Gün Sütununda şu görüşlere yer vermiştir.

"KİPlerin kısa sürede satışı hedeflenirse, zaten cılız olan sermaye piyasası kriz içine girebilecektir. Bu nedenler den, kamu kesimini daraltıcı politikalar yeniden gözden geçirilmeli, selektif nitelikte, özellikte yatırım ve üretimi teşvik eden, vergi reformu yapılmalıdır. KİPlere ise uzun döneme yayılan kısmi bir özelliştirme getirilmelidir."

Ekonomik Bülten'de görüşlerini açıklayan Prof. Dr. Erol lyibozkurt özelleştirmeye karşı olmadığını fakat hükü metin özelleştirmeyle elde edeceği gelirlerin iyi kulla nılması gerektiğini, aksı takdirde bunun evdeki gümüşleri satıp barda, pavyonda yemek, anlamına geleceğine dik kat çekmektedir. Ve özelleştirmenin bu açıdan değerlen dirilmesi gerektiğini vurgulayarak şu görüşleri savun maktadır:

"Özelleştirmelerin, 1970'lerin getirdiği uluslararası para ve döviz kuru sistemlerinin ekonomilerde gerekli kıldığı

yapısal değişmelerin sonucu olduğu kabul edilmeli, fakat elde edilen gelirler ne olacak, kuruşu kuruşuna açıklan malı, ne gibi alt yapı yatırımları yapılacak, enerji yatırımla rına ne kadar aktarılacak, reel ücret seviyesine yansı ması ne olacak? Önemli olan hususların cevabını almak ve uygulamayı bu cevapların ışığında izlemektir."

Ekonomik Bülten'de görüşlerini yayınlayan Dr. Mehmek Ali Görür hisse senetlerinin çalışanlara satılmasıyla özelleştirmenin yararlı olacağını, verimliliğin artacağını ve toplumda sosyal barışı sağlanacağını belirterek şöy le devam etmektedir:

"... Günümüzde ülkemiz sanayiinin karşı karşıya bulun duğu belli başlı sorunlardan biriside verimlilikteki düşük lüktür. Bu husus başta MPM olmak üzere, bu konuda araştırmada bulunan birtakım kuruluşlarca şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirleşmiş bulunmaktadır...." Bu durum özellikle kamunun sermayesine tamamen veya kısmen katıldığı işletmelerde oldukça belirgin bulunmak tadır. İşletme sermayesinde pay verilmesi ile çalışan personelde işletmeye olan bağlılığın artacağına sorumlu luk duygusunun gelişeceğine ve bu durumun verimlilik ve dolayısıyla üretim artışı ve kârlılığa etki edeceğine inanmalıyız."

12 Eylül'den sonra Bütçe Maliye Plan Komisyon Başka nlığı yapan ve o dönemde özelleştirmeye ilişkin çalışma lar yapmış olan Prof. Dr. Mustafa Aysan ise 13 Kasım 1987 tarihli Dünya Gazetesi'nde özelleştirmeye küçük birimlerden başlanılması gerektiğini böylece gerekli ama cın daha iyi sağlanacağını savunmakta ve bu görüşünü şu şekilde anlatmaktadır:

"...özelleştirmeyi bir çok işletme birimini içinde toplayan büyük birimlerden başlatmak, ortaya çıkaracağı şiddetli çıkar çatışmaları ve tartışmaları yüzünden olanaksız de necek kadar güç bir iştir. ... Bu konuda sonuç alınmak isteniyorsa özelleştirmenin en küçük KİT birimlerinden başlaması, bütün değerleme yöntem ve sonuçlarının ko lay anlaşılır broşürlerle halka açıklanması ve görevin Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu kararıyla ilgili ana şirketlere verilmesi daha uygun olacaktır... Böyle bir yöntem değişikliğinin özelleştirme işlerimizden beklenen sonuçların elde edilmesini çok çabuklaştıracağı görül mektedir."

Dünya Gazetesi'nin 9 Kasım 1987 tarihli sayısında gö rüşlerini açıklayan Yılmaz Ulusoy özelleştirme için dış ve iç şartların yeterli olmadığı görüşüne yer vermekte ve şöyle demektedir.

"... özelleştirmenin Türk ekonomik yapısı içinde gerekli olup olmadığı değil, varlıkları trilyon lirayla ifade edilen kamu paylarının üçüncü kişilere satışında Türkiye'de ki ve dünyadaki ekonomik ortamın yeterli olup olmadığı ve buna bağlı olarak, özelleştirmenin başarısı için bu konu da yeterince talep yaratılıp yaratamayacağıdır. ...Burada önemli olan nokta sermaye piyasasının, özel likle hisse senedi yönünden spekülatif bir piyasa olduğu ve spekülatörlerin piyasada etken bir rol oynadığıdır. Do layısıyla dış etkenler dahil, çok çeşitli nedenler bu piya sayı etkileyebilmektedir.

Türkiye'de özelleştirme girişimi bir yandan dış etkenlerin olumsuz olduğu bir döneme rastladığı gibi ekonomik is tikrarın başlıca bozucu unsuru olan eflasyonunda yük sek olduğu yıllara rastlamıştır. Bizzat devletin kendisi çıkardığı ve piyasayı doyma noktasına getirdiği kamu menkul değerleriyle satışa çıkarağı kamu işletmelerinin en önemli rakibi durumundadır."

Milliyet Gazetesinde Prof. Mümtaz Soysal görüşlerini Türk Tarihinin en büyük yağması" başlıklı yazıda açıkla mıştır.

Yazıda KiT'lerin bu haliyle halkın malı olduğuna değinen Sosyal KiT'lerin özellikle yabancıların eline geçmeme sine dikkat çekmekte ve şu görüşü savunmaktadır.

"...zaten halkın olanı hemde üstüne para alarak yeniden halka satmak ne demektir? Doğru dürüst işletirseniz, ge liriyle de halkın hizmetleri görülür. Hele, Türkiye'nin binbir güçlük ve sıkıntıyla kurabildiği ve düzelttikleri zaman planı kalkınma için daha uzun yıllar akıllıca kullanılabile ceği işletmeleri yabancılara satmak, demek günlük işler için gelir bulmak uğruna Türkiye'yi yeniden 60 70 yıl öncesinin ortamına dönüştürmek demektir.

...Tıpkı borçlanmanın yükü gibi bu günkü satış hovar dalığının yüküde çocuklarımızın ve torunlarımızın sırtında olacaktır."

Özelleştirmede dış ve îçlaf ekonomik şartlar yeterli mi? <

, M 7 ^.\Yıîra«x ULUSOY M

Sermayesi tümüyle veya kısmen Dirvlet» a* ijletrnflerdekl pay lann • özelleştirilmesi (3'ncü kişilere sairinin») siyasi 9(tkiar3taraftn<ian prog . * ramına alınmış ve uygulama girişimlerine basbmkntstır Gttnfln tam * sılan konusu haline gelen Otcllcfttoned* bUm Oıertnde durmak iste ;! riiğlmiz husus, özelleştirmenin Türk ekonomik yapısüçlnde gerekli olup'T olmadığı değil, varlıktan trilyon »rayla ifade «dilen kamu paylarının, I ü'.üncti kişilere satısanda Türkiye'deki'v» Dûnva'dakl ekonomik otta \ mm yeterli olup olmadığı vi buna bağlı olarak, SMDestamenin başarı j sı İçin bu konuda yeterince talep yaratılıp yarajUlanuyacagKİır.,;~ ;.% i

IV DÜNY ADA ÖZELLEŞTİRME

Bu gün bütün dünyada özelleştirme hareketlerinin de vam ettiği bir gerçektir, özelleştirmelere, liberal ve mu hafazakar hükümetler öncülük etmekle birlikte bugün Portekiz'de sosyal demokrat iktidar, Avusturya'da sos yalist hükümet öncülük etmektedir. Ayrıca yıllarca özel mülkiyete karşı olan "sosyalist ülkelerde serbestleştir me girişimlerinde bulunmaktadırlar.

a İngiltere'de özelleştirme: Bu ülkede işçi parti seyle muhafazakar parti arasındaki iktidar mücadelesi ile KiT'lerde sürekli eldeğiştirmiş fakat son sekiz yıllık muhafazakar iktidar döneminde İngiltere özelleştirmenin öncüsü durumuna gelmiştir. Hatta Thatcher için "iyi fiyat bulsa Oxford ve Cambridge'i satışa çıkarır." denilmekte dir.

Thatcher iktidarı döneminde özelliştirilen ve özelleştirme çalışmalarına başlanılan kurumlar şunlardır (32).

British Telecom, Brrtish Gas Company, Büyük şehirlerin su işletmeleri, çeşitli dok idareleri, İngiliz Hava Yolları, Hava Meydanları; İngiliz Çelik Kurumu, BMC ve Leyland

otomotiv kurumları ve çeşitli ticari kurumlar. Muhafaza kar hükümet, ekonomiye rekabet gücü kazandırmak, ve rimliliği ve karlılığı artırmak, ekonomiye daha fazla fon yatırılmasını sağlamak, ulusal ekonomiyi kendi içinde ye niden düzenleme mülkiyeti geniş kitlelere yaymak, eko nomik demokrasiyi oluşturmak, ekonomik cihazlanmayı yenilemek ve bütçe üzerindeki KİT yükünü kaldırmayı hedeflemektedir.

British Telecomun satışında 1.7 milyon kişi pay almıştır (33).

10.4.1986 tarihli Financial Times ise "Özel lokomotif Pro jesi başarılı oldu" başlıklı haberi vermektedir.

8.4.1986 tarihli Financial Times Hükümetin "tarımla ilgili çeşitli işletmeleri özelleştirmesine çiftçilerin tepki gös terdiği" haberini vermektedir.

Dünya Gazetesi'de Vecdi Seviğ imzalı bir haberde İngiliz Hükümetinin BP'yi özelleştirmede güçlükle karşılaştığını duyurmaktadır.

İngiliz Sanayi Bakanı Cecil Parkinson, Central Electricity Generating Board "CEGB'in özelleştirilmesinde alışılmı şın dışında bir plan uyguluyor ve şirketi küçük küçük parçalara bölüp 5 6 yıllık bir sürede satmayı hedefliyor.

İngiltere'de KİT'leşmeden yana olan işçi partisi ise "ka mu mülkiyeti altında birleşme, üretim birimlerinin moder nizasyonu ve verimliliğin büyük ölçüde artırılmasını sağ layacaktır. Kamu mülkiyeti araştırma ve geliştirme koor dinasyonuna imkan verecek ve rekabetten doğan israfı önleyecek, maliyeti düşürecektir." (35) görüşünü savun maktadır.

b Fransa'da özelleştirme: Fransa'da eskiden beri devlet girişimciliği egemen olmuştur. Fransız ekonomi sinde KiT'lerin payı % 22.8 dir. Fransa'da da İngiltere benzeri çatışma vardır. Sosyalist parti KİPleşmeyi savu nurken Chirac Hükümeti özelleştirmeden yanadır. Ancak küçük çaplı bazı özelleştirmeleri Mftterand da yapmıştır. Örneğin 86 seçimlerine 12 gün kala Avrupa Radyo I Hachet firmasına satılmıştır.

Fransız Başbakanı Chirac özelleştirmeye gidilmesi ne denlerini şöyle sıralamaktadır. "Yıllardan beri devlet gü dücülüğüne eğilim göstermiş olan ve bu nedenle yönlen dirilmiş, hatta kollektifleştirilmiş bir topluluğa dönüşmek te olan toplum kendisini yıkacak ve kişisel özgürlükleri uflayacak duruma gelmişti. İşletmelerimizi mahkum eden rekabet edemez duruma düşüren yapıyı ve düzeni orta dan kaldırmak ve ekonomik canlılık olanaklarını hazırla mak gerekir." (36)

Chirac hükümetince özelleştirilen ve özelleştirilecek olan kuruluşlar şunlar: (37)

BNP, Societe Generale, Credit Lvonnals, CCF, Credit Du Nord gibi bankalar, UAP, GAN, AGF gibi sigorta şirket leri, CGE, Saint Gobain, Pechinev, Rhone Poulenc Tho mos CSF, Elf Aquitaie gibi sanayi kuruluşları ve Paribus, suez gibi finans kuruluşları Chirac Hükümeti bunları ya parken millileştirme çalışmaları sırasında yurtdışına ka çan Fransız sermayesini çekmeyi hedeflerken, ABD, Ka nada ve Japonya sermayelerinide çekmeyi hedeflemek tedir.

c Almanya'da özelleşt irme: İngiltere ve Fran sa'nın aksine Almanya KİT oluşturmada veya özelleştir mede politik nedenlerden çok ekonomik gereklere göre karar alıp eyleme geçen bir ülkedir.

Almanya'da KİPlerin payı % 14 tür. Bu ülkede özelleştir me çalışmaları 1956'dan beri devam etmektedir ve ilk o larak Preussag adlı kuruluş daha sonrada wolkswagen'in bir kısım 19601a özelleştirilmiştir. (38)

Almanya'da özelleşme de mülkiyeti tabana yayma hedefi vardır. Bu da açıkça Wolkswagen'in satışında görülebilir. Yine önce özelleştirilen elektrik dağıtımı 1967'de yeniden ekonomik nedenlerle KİPleştirilmiştir.

Fakat KOHL Hükümeti bir çok kuruluştaki devlet pay larını satmayı düşünmüştür. Bunların başlıcaları şunlar dır: (39) VİAG, Wolkswagen, rakla Seismos, ING, Deuts che Prand Brie Fanstald, Deutsche Siedungs, und Len dersreten bank Deutsche, Lutfhansa, DIAG, GFN, Shenker, Deutsche Verkehrs.

d İtalya'da özelleşt irme: Diğer örneklerin aksine İtalya'da özelleştirmeyi sosyalist hükümetler yapmak tadırlar. Fakat İtalya'da yoğun özelleştirilmeler yoktur.

İtalya'da zaman zaman görülen özelleştirilmeler, ulusal ekonominin rasyonelliği, kaynakların rasyonel kullanıl ması, optimum işletme koşulları,.dış rekabette güçleme, işsizliğin önlenmesi gibi nedenlerden kaynaklanmak tadır. Herhangi bir KİTin kendi mali yapısını güçlendir mek için bazı işletmelerini sattığıda görülmektedir." (40)

EFIM grubu iki ısıtma soğutma ve mühendislik işletmesi ni özel kesime satmıştır (41).

Büyük Kirlerden olan İRİ, AERİTALlA'daki hisselerini satmıştır (42).

Yine İRİ zarar eden FİNSİDER adlı demir çelik kuruluşu nu özelleştirmiştir (43).

e Portekiz'de özelleştirme: Portekiz'de özelleş tirme sosyal demokrat hükümetçe yürütülmektedir (44).

Bundan 13 yıl önce "Millileştirme" adı altında yapılanlar Temmuz 1987 de parlementoya özelleştirilmesi için geti rildi ve Sosyal Demokrat Hükümetçe desteklendi. Hükümet "Millileştirmenin" dezavantajlarını gözönüne alıyor fakat yavaş yavaş ve geniş kapsamlı özelleştir meyi savunuyor. Özelleştirme için 59 büyük endüstri ku ruluşu, 16 banka ve 40 sigorta şirketi düşünülüyor. Fakat, buradaki sorunda anayasaya girmiş olan "Millileş tirme" kavramının değiştirilmesidir. Portekiz Hükümeti anayasa değişikliğinin yolunu bulmaya çalışmaktadır.

f) Avusturya'da özelleşt irme: 18 Eylül 1986 tarih li Financial Times "Avusturya, Endüstrisinin rasyonili zasyonu ile karşı karşıya" başlığıyla verdiği haberde şu bilgilere yer verilmektedir.

KlTler bunalım içerisindedir. Ve hükümet bir yıl içerisin de KİTlerde personel azarlımı dahil bazı düzenlemelere gidecektir. Bu kararda etken olan KiT'lerin muazzam de recede zarar etmeleridir.

Sosyalist Hükümetin aldığı bu kararların hiçbir ciddi eleştiri ile karşılaşmadığı görülmüştür. Sadece halkın ne çeşit bir tepki göstereceği bilinmemektedir. Hükümet

özelleştirmeye, haberleşme ve ticaretle ilgili kuruluşlar dan başlamıştır.

g) Diğer Ülkelerde özelleştirmeler: Hollanda Ulaştırma "KLM" ve sanayideki HOOGOVENS adlı kuru luşları özelleştirmiştir (45). İspanya müsadere yoluyla KİT haline koyduğu RUMASA grubunu tekrar özelleştirmektedir (46). İskandinav Ülkelerinde değişik bir seyir izlenmektedir. Buralarda özelleştirme ve KİPleştirme beraber olmakta dır. İsveç'te bankacılık ve enerji alanında (47), Norveç' te ise yine enerji sektöründe özelleştirilmelere gidilirken (48), Danimarka'da maden işletmeleri özelleştirilmekte dir.

Japonya'da dört büyük KiT'in özelleştirilmesi düşünül mektedir. Bu kuruluşlar Japon Telefon İdaresi "NJT", Japon Tütün Kurumu "JTI" Japon Ulusal Demir Yolları "JNR" ve Japon Hava Yolları "JAL'dır. Japonya ilk olarak NTT'nin tekelini ortadan kaldırmış daha sonra mükemmel bir taşımacılık kuruluşu olan JNR' yi özelleştirmiştir. JNR 20 yıldır zarar etmektedir. JNR' nin özelleşmesiyle birçok işçi işsiz kalmış fakat bunlar eğitilerek başka alana aktarılmıştır (49).

Yine finansal Times'ın çeşitli tarihlerdeki haberlerinde Hindistan'da haberleşme alanında, Meksika'da bankacı lık, otelcilik ve sanayi alanında, Arjantin'de gemicilikte özelleştirmeye gidildiği belirtilmektedir.

•I «.T» I Taşımacılık ve USAŞ'ın satışı için dış basına ilan verildi yabancılara pazartanıyor

8 SKSE HE aaişSS"

BÖLÜM 3 SONUÇ Dünyada belli bir dönem ekonomik bir model olarak im zasını atan KlTler ve KİPleşme olgusu, özelleştirmeyle yeniden gündeme gelmiş ve uzun süre gündemde kal maya ve tartışılmaya aday görünmektedir. 1970'li yılların sonuna doğru Keynezyen yatırım politika ları enflasyonist baskılar yaratarak sermayenin dolaşım sürecini ve birikimini kesintiye uğratmıştır. Ülkemizde Kirlerin verimsiz çalıştıkları, devlete yük ol dukları, kamu harcamalarının artmasına ve enflasyonun nedenlerinden biri oldukları konusunda yani KİPlerin ye niden düzenlenmeleri konusunda bir ortak görüş olduğu nu söyleyebiliriz. Yapılan tartışmalar ve belirtilen görüş ler çözümlerin farklılığı şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Özelleştirmenin yoğun bir şekilde yapıldığı ülkelerde, o lay kamuoyunda enine boyuna tartışılmaktadır. Oysa Ülmizde değişik bir süreç izlenmektedir. Sınırlı tartışma ların yapıldığı kamuoyunu hükümet pek dikkate alma maktadır.

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Prof. Dr. İsmail Türk "... maalesef ülkemizde yabancılar ne söylerse doğrudur anlayışı var." diyerek hükümetin özelleştirme raporunu yabancılara hazırlatmasına ve kamuoyuna açıklamama sına tepki gösterenlerdir. Hükümetin bu yaklaşımına kar şı olanlardan birisi de Prof. Dr. Mustafa Aysan'dır. Prof. Dr. M. Aysan bu konudaki görüşünü şu şekilde belirt mektedir; "Kamuoya ait bir malın halka satılması, kapalı kapılar ardında ve gizli kapaklı cereyan etmemelidir. Özelleştirmeyi yabancı firmaların önerilerine göre yap maya çalışmakla bu iş yürümez. Özelleştirme işini kendi içimizde çözecek uzmanlar varken, yabancıları çağırdık. Bu yabancı şirketlerin hazırladıkları raporlar da üstelik herkesten gizleniyor. Bu gizlilik doğru değildir." (50)

özelleştirmeye gidilirken bundan etkilenecek toplumsal kesimler dikkate .alınmalıdır. Çalışanların konumu, temel mal ve hizmet üreten KiT'lerin hizmet sunduğu alanlarda tüketici durumunda olan düşük gelir gruplarının korunma sının nasıl sağlanılacağı açıkça belirtilmelidir, özelleştir menin genel ilkeleri yoktur. Fakat genel kabul gören ilke si her ne pahasına olursa olsun anlayışı yerine, hukukun temel ilkelerine bağlı kalınarak gelişmeyi şiddete başvur madan sağlamak hedeflenmelidir. Olası sonuçlar üzerine hazırlıklı olunması ve kamuoyunda konuyla.ilgili akla ge lebilecek tüm sorulara yanıt verilmelidir.

Çeşitli dönemlerde hükümetler bölgesel istihdamı sağla mak, işsizliğe kısmi bir çözüm getirmek amacıyla KİP leşmeye gitmişlerdir. Bu durum asıl olarak alt gelir grup larına, sosyal devlet anlayışı çerçevesinde hizmet sun ma amacına yöneliktir.

Sürekli olarak "kaynak israfı' adı altında gösterilerek dev letin alt gelir gruplarına sağladığı bir takım olanaklar kısıt lanmaktadır. Kamunun genel ekonomi içerisindeki payı küçültülmeye çalışılırken bir takım temel mal ve hizmetle rin fiyatları hızla artırılmaktadır. Bu uygulama en belirgin haliyle sağlık ve eğitim hizmetlerinde kendini göstermek tedir. Bir yandan devlet okulları eğitim düzeyi düşürülür ken, özel okul uygulamaları özendirilirken, devlet hasta nelerinde de sağlık hizmetleri aşırı derecede pahalı bir konuma getirilmektedir.

özelleştirmeyle gündeme gelen en önemli sorunlardan birisi de KİT personelinin durumudur. Özelleştirme ge rekçesi olarak sunulan Kirlerdeki istihdam fazlalığına özelleştirilmeden sonra nasıl bir çözüm getirileceği ciddi bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Henüz özelleştirme uygulamalarının pratik olarak başla madığı dönemlerde "kamu çalışanlarının ücretlerinin dü şük olduğu, dinamik kamu görevlilerinin salt kıdemsizlik nedeniyle düşük ücret aldığı ve bu haksızlığın giderilmesi gerekliliği..." gibi başlangıçta oldukça iyi niyetli bir görü nüm altında ortaya atılan 'sözleşmeli personel uygula ması' temelde özelleştirmenin bir parçası, bir alt basama ğıdır.

Sözleşmeli personel uygulamasıyla, yüksek ücret akJat macasıyla kamu çalışanları örgütsüzleştirilmektedir. Böylece KİTler özel sektör için cazip hale getirilmeye çalışılmaktadır. Sözleşmeli personel ne işçilerin, ne de memurların yararlandığı haklara sahiptir. Sözleşme dö

nemi sona erdiğinde kendini kapı önünde bulursa başvu rabileceği hiç bir kurum da yoktur. Yani, özel sektör sa tın aldığı kamu kuruluşu çalışanlarını gerektiğinde hiç bir yasal engelle karşılaşmadan işten çıkarabileceği gibi bunların tazminat yükündende kurtulmuş olacaktır.

Sendikaların özellikle dikkat çektiği bu konu özelleştir meyle gündeme gelebilecek ciddi toplumsal sorunlardan sadece birisidir.

Kirlerde istihdam fazlalığı olduğu hükümet çevrelerince sık sık yinelenmektedir. Sendikalar, özelleştirmeye gidil mesiyle yoğun bir işsizlik yaşanacağı kaygısını taşımak tadırlar. Japonya'da demiryolu taşımacılığı özelleştirildi ğinde yoğun bir işçi çıkarılması olmuş. Fakat, Japon hü kümeti bu işçileri eğiterek başka alanda istihdam etmiş tir, işsizlik oranının oldukça yüksek olduğu ülkemizde başka alanda istihdam şansı yoktur. Sendikalar bu duru ma özellikle dikkat çekmektedirler. Petrol lş Sendikası Genel Sekreteri, Münir Ceylan "...sosyal devlet ilkesinin gerçekleşmesinde büyük payı olan KiT'lerin özelleştiril mesi ile istihdam sorunu ağırlaşacak, kitleler halinde işçi çıkarmaya gidilecektir." (51) şeklinde olaya dikkat çek mektedir.

Sendikaların bir diğer kaygısı da özelleştirmeye gidilen alanlarda işçi çıkarımını göze alamayan yöneticilerin ma liyeti düşürmek için iş aletlerinde kalite dükşüklüğüne ve iş koşullarında kötüleştirmeye gittikleri konusundadır, bu durum Uluslararası Kamu Görevlileri Federasyon(PSI)' nun 9 Kasım tarihli bülteninde şu şekilde dile getirilmek tedir; "Londra'da bir mahallenin sokak temizliği özel bir temizlik şirketine devredildi. Üç yıllık sözleşme ile işin alan şirket, üç yıl içinde çalıştırdığı işçilerin ücretini artır madı. İşçi devri hızlandı." Bu durum özellikle temel mal ve hizmet alanlarında kâr anlayışının ön planda olup ol ması sorusunu akla getirmektedir.

Özelleştirmeden yana olanların ileri sürdükleri bir görüş te mülkiyeti tabana yaymak, KİT çalışanlarını pay sahibi yapmak böylece verimliliği artırmak ve yabancılaşmayı gidermek ve demokrasiyi geliştirmek. Yaşadığımız eko nomik şartlarda KİT çalışanlarının ve düşük gelir grubu nun pay senedi alamayacağı gerçeği ortadadır. Bu du rum kaçınılmaz bir şekilde satılan KiT'lerin büyük sinek lerin eline geçmesi sonucunu doğuracaktır. 25 Nisan 1988 günkü gazetelerdeki bir ilginç haber konuya çıktık getirmek açısından önemliydi; "Koç Grubu TÜMOSAN'ı almak istiyor. "Zaten temel amaçlardan biri olan KiT'leri devletin dışına çıkartmak anlayışına da ters düşülmüyor.

Hükümetin en önemli hedeflerinden birisi de verilen tüm teşviklere rağmen gelmeyen yabancı sermayeyi ülkeye çekebilmek. Bu konu da, bu durumun ulusal çıkarlara ters düşeceği ve yabancı sermaye, tek tek pay senedi alan kişiler şeklinde değil toptan satışlar şeklinde ge leceği, bu durumun da mülkiyeti tabana yayma espirisini geçersiz kılacağı şeklinde ikili bir eleştiri ve karşı çıkış söz konusu. Ayrıca gelen yabancı sermaye zaten kârını dışarı transfer edecektir.

KİPlerin ekonomik olarak devlete yük olduğu ve devletin bir an önce bu yükten kurtulması gereği olarak özelleşti rilmelerinin belirtilmesine karşı, özelleştirme ite ancak

kareden KiT'ler satılabileceğinden zarar edenler devlete yük olmaya devam edeceklerdir ve böylece devletin yükü azalmayacaktır şeklinde bu iddiaya karşı çıkılmak tadır.

KiT'ler verimsiz çalıştıkları ve kârlarının büyük kısmının ürünlerine yapılan aşırı zamların oluşturuğu bir gerçektir. Bu durumda tekel durumunda olan bir KİT satıldığında bu konumu devam edecektir. Yani sık sık fiat artışı günde me gelecektir veya fiat artışı yapma şansı yakalayama yanları zarar etmeye başlayacak ve firmanın hisseleri değer kaybedecek bu durum da sermaye piyasasını olumsuz etkileyecektir.

Özelleştirmeye gidilirken karşılaşılabilecek bir diğer so run da değerleme konusunda olacağıdır.

Özelleştirmenin yoğun bir şekilde yapıldığı İngiltere'de tartışmaların temelini kaynakların verimli ve optimum kul lanımı konusu teşkil etmektedir. Muhafazakâr hükümet bunu özelleştirme gerekçesi olarak sunarken, İşçi Parti si de özelleştirmeye karşı çıkılma gerekçesi olarak gös termektedir.

Ülkemizde de tartışmaların temelini kaynakların verimli ve ekonomik kullanımı oluşturmaktadır. Özelleştirmeye karşı olanlar KiT'ler için getirilen eleştirileri kabul etmek te fakat bu durumun KİT olmasjndan dolayı değil işletil melerindeki anlayışlardan kaynaklandığını ve rehabilite edilebileceğini savunmaktadırlar.

Bunun için, KiT'ler tek tek incelenmeli, her birinin aksa yan yönleri iyi saptanmalıdır ve bu aksaklıkları giderici yönde önlemler alınmalıdır. Eğer gerçekten kaynakların optimum ve verimli kullanımı hedefleniyorsa, bu kurumlar modern işletmecilik anlayışı çerçevesinde çağdaş yöne timlere kavuşturulmalıdır. Böylece ülke kaynakları daha verimli değerlendirilmiş olacaktır.

Aksi bir tutum ise KiT'lerin ucuz bir şekilde özel sektör ve yabancı sermaye eline geçmesine neden olacaktır. Açıktan belirtilmese de asıl amaç bu mu acaba?

Yoksa, yeniden ekonomik bağımsızlığa ipotek mi konu yor?

KAYNAKLAR

1 Ayrıntılı bilgi için bakınız, M. Berra Altıntaş, KiT'lerin özelleştirilmesi ve özelleştirmenin Sermaye Piyasası'na Etkileri.

2 Baklacıoğlu, KlTler Genel Esaslar, Çeşitli Ülkelerde, Türkiye'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınlan, Ankara 1976 sayfa 1.

3 M. Berra Altıntaş, a.g.e. sayfa 9.

4 Sadık Baklacıoğlu, a.g.e. sayfa 1.

5 Korkut Boratav, Türkiye'de Devletçilik, Savaş yaymlan 3, 1982 sayfa 21.

6 Korkut Boratav, a.g.e. sayfa 20.

7 Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri (I), istanbul 1945 sayfa 286.

8 Ayrıntılı bilgi için bakınız, Selim ilkin, Türkiye'de Merkez Bankası Fikrinin Gelişimi adlı çalışma.

9 ismet Paşa'nın siyasi ve içtimai Nutukları, sayfa 224 227.

10 ismet Paşa'nın Siyasi ve içtimai Nutukları, sayfa 224 227 11 Cumhuriyet Halk Fırkası Programı, sayfa 11 12, madde 1 ç. 12 smet Paşa'nın Siyasi ve içtimai Nutukları, sayfa 224 227. 13 Selahattin Özmen, KiT'lerin özelleştirilmesi, sayfa 13. 14 Selahattin Özmen, a.g.e. sayfa 17. 15 Selahattin Özmen, a.g.e. sayfa 19. 16 Türkiye'de Devletçilik, SBF Maliye Enstitüsü Yayın No: 16, sayfa 208. 18 Selahattin özmen, a.g.e. sayfa 56. 19 Selahattin özmen, a.g.e. sayfa 59. 20 Adnan Kahveci (Devlet Bakanı), SBF MÎYEP'teki 10.3.1988 günkü söyleşi. 21 Selahattin özmen, a.g.e. sayfa 64. 22 19.7.1986 tarihli Dünya Gazetesi.

23 SHP, 3. Olağanüstü Genel Kurultayı'nda Kabul edilen Uygulama Politikaları Broşürü.

24 23.0.1986 tarihli Dünya Gazetesi. 25 18.7.1986 tarihli Dünya Gazetesi. 26 18.7.1986 tarihli Dünya Gazetesi. 27 Ekonomik Toplumsal Gelişmeler ve Yol Iş'in Görüşleri, yaym no 1986/10, sayfa 94. 30 Yol Iş Dergisi, sayı 11, 19 Şubat 1988 sayfa 8. 31 9 Kasım 1987 tarihli PSI Bülteni. 32 Selahattin özmen, a.g.e. sayfa 84. 33 Selahattin özmen, a.g.e. sayfa 22. 34 26.10.1987 2.11.1987 tarihli Ekonomik Bülten. 35 Selahattin özmen, a.g.e. sayfa 1. 36 14.4.1986 tarihli Le Point. 37 10.4.1986 tarihli Financial Times. 38 Selahattin özmen, a.g.e. sayfa 91. 39 5.11.1984 tarihli Financial Times. 40 Selahattin özmen, a.g.e. sayfa 96. 41 7.1.1986 tarihli Financial Times. 42 19.12.1985 tarihli Financial Times. 43 20.1.1984 tarihli Financial Times. 44 Aralık 1987, Ekonomik Bülten. 45 7.2.1986 ve 14.8.1986 tarihli Financial Times. 46 16.2.1986 tarihli Financial Times. 47 1.3.1984 tarihli Financial Times. 48 17.7.1986 tarihli Financial Times. 49 1.3.1984 ve 23.1.1984 tarihli Financial Times. 50 9 Kasım 1987 tarihli PSI Bülteni. 51 23.11.1987 tarihli Dünya Gazetesi.

aes