Elektrik Mühendisliği · Sayı 365 · Mart 1989
BİR İNSAN, BİR KONU, BİR ŞİRKET
Toplum, demokrasi ve emek Söyleşi
- Yıl
- 1989
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 12 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık
Anahtar kelimeler
- NETAŞ
- işten çıkarma
- tensikat
- özelleştirme
- Teletaş
- işçi hakları
Özet
NETAŞ'tan çalışma yasasının 13. maddesi gereği işten çıkarılan tekerlekli sandalye kullanan elektronik mühendisi Yakup Sayın ile yapılan söyleşide, şirketteki iki yıllık toplu tensikatlar, çalışanların yaşadığı belirsizlik ve özelleştirme süreciyle ilişkisi tartışılmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
16063 SİCİL NO'LU ÜY EMİZ Y AKUP SAY İN İLE Y APILAN SÖY LEŞİ:
EMO İstanbul Şubesi Y ayın Komisyonu
Yakup SAYIN: 1962 Kars/ Ardahan doğumlu Türkiye'nin teker lekli sandalye kullanan tek elektro nik mühendisi, başlangıçta TELE TAŞ'tan sonra özelleştirilmesi düşünülmüş ikinci şirket olan NETAŞtan, son iki yıl içinde işten çıkarılan 1650 kişiden yalnızca biri...
m Evet Yakup söyleşimize başlamadan önce özgeçmi şinizi kısaca anlatır mısı nız?
D 1962 Kars/Ardahan doğumlu yum. İlk ve orta öğrenimi Arda han'da, yüksek öğrenimi Ankara'da Hacettepe Üniversitesi'nde tamam ladım. 1985 Eylül'ünde girdiğim İstanbul'daki NETAŞ firmasından Ocak 89'da çalışma yasalarının 13. maddesine göre sözleşmemin fesh edilmesi suretiyle işten çıkarıldım. Evliyim ve 2,5 yaşında bir de oğlum var.
• Konumuz yine NETAŞ... "Yine NETAŞ" derken.olaya doğru yaklaşmış oluyor mu yuz acaba?
D Aslında doğru yaklaştığınızı sanıyorsunuz ama gerçekte pek de öyle olduğunu söyleyemem.
• Nasıl yani?..
D Sanırım "yine NETAŞ" derken, NETAŞ olayının bugüne kadar çok ele alınıp işlendiğini, hakkında çok şeyler söylenip, çok şeyler yazıldığını söylemek istiyorsunuz. Fakat ben bu görüşe katılmıyorum. Tek tek bazı insanların kendi birey sel çabaları ve zorlamalarıyla, sağda solda çıkan ufak tefek ha berlerden öteye ele alınmadı konu.
• Biraz daha açıklar mısı nız?
D Bakın, son iki yılda NETAŞtaki
işten çıkarmalara hem NETAŞ'ta çalışanlar, hem de dış kamuoyu öylesine alıştı ki, artık 300 400 kişinin işten çıkarıldığının duyul ması, insanları pek yadırgatmıyor. Oysa ki ben, 1985 yılında NETAŞ'a ilk girdiğimde, ö ana kadar NETAŞ ta işten çıkarılmış tek bir kapsam içi ya da kapsam dışı personel örneğini bile işitmemiştim. Ne yazık ki, şu andaki durumu biliyorsunuz: NETAŞ deyince, sokaktaki insanın bile aklına hemen tensikat geliyor (hatta, NETAŞ'tan işten çıkartılan lar yeni bir iş için başvuruda bulun duklarında eski çalıştıkları yerden niye ayrıldıkları sorulduğunda; "Val lahi NETAŞ'ın durumu malum bili yorsunuzdur" diye yanıt vermeye alıştılar), işin ilginç tarafı, bu duru ma NETAŞ'ta çalışan da alıştı, so kaktaki insan da alıştı, mazallah basınımız da alıştı. Artık 500 kişilik bir .tensikat haberi, çoğu gazetenin en iç sayfalarında 3 5 satırlık, fazla değil ama, yalnızca 3 5 satırlık bir haber bile zor olabiliyor. Ve basını mız bu kanıksanmışlığı itiraf etmek ten de çekinmiyor. Geçenlerde bir gazetenin Işçi lşveren ilişkile ri köşesinden sorumlu bir gazeteciyle konuşuyoruz; kendisinin 20 yıllık gazeteci olduğunu ve artık bazı şey leri yaza yaza bıktıklarını söylüyor. Eh, bir bakıma hak vermemek elde değil. Ama öte yan dan bir sorun etiyle, kemiğiyle var sa ve insanlar bu sorunun varlığını ve doğal olarak sonuçlarını iliklerine kadar hissediyorsa, sorunun üstü ne gitmekten bıkmak mı gereker ve hele ki bir gazeteci olarak bıkıp usanmak mı gerekir? Başka türlü zaten gazeteciliğin bir esprisi kalır mı? Aksi takdirde 500 kişilik bir ten sikata, 3 5 satırlık bir haberde du
yarsızlaşılması bir süre sonra az miktardaki bu duyarlılığın da körel mesine neden olacaktır. Böyle bir kayıtsızlık ve körelmenin ise nasıl bir sonuca götüreceğini tahmin et mek zor olmasa gerek... Ocak 89'du sanırım, NETAŞlaki 500 küsur kişilik son tensikat son rasında günlük bir gazetenin haber servisinden genç bir arkadaşla konuşuyoruz. Konuşma sırasında 527 kişinin işten çıkartıldığını du yunca, kızcağız "Aaal O kadar var mıya? Biz 40 kişi biliyorduk" diye şaşkınlığını gizlemiyor ve tabii ben de "olamaz" karşılığı ile bir gazete cinin kendi bilgisizliğine şaşkınlığı mı gizleyemiyorum. İşte, kayıtsızlı ğın ve duyarsızlığın bir gazeteci açısından ulaşacağı nokta budur doğal olarak. Aynı şeyi birçok kere ler yaşadım: Karşındaki okumuş, yazmış, az çok orada burada ne oluyor, ne bitiyor takip eden ve bi len biridir. NETAŞ'tan son iki yıl içinde toplam şu kadar insan çıkarıldı dendiğinde adamı inandıra mıyorum. üstelik sana bir yanlışın olduğunu söylüyor... • İyi ama bu kadar kronik leşmiş bir soruna, basın başka türlü nasıl yaklaşa bilir ki?
D Vallahi, insan istedikten sonra çok iyi yaklaşır. Siz de bilirsiniz ve görürsünüz, zaman zaman basında, incir çekirdeğini doldur mayan konularda bile neler yazılır, neler çizilir ve ne resimler basılır. Ama nedense bu tür haberler bir türlü eskimez, bir türlü kronik leşmez ve bazı gazeteciler de böyle konuları manşet yapmaktan usanmazlar. Demek ki her şey is tekten ve amaçtan geçiyor, ya da bir başka deyişle, gerçek gazeteci lik yapıp yapmamaktan geçiyor.
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ • 365 518
İşte size NETAŞ olayı: Biliyorsunuz artık sayısını bile unuttuk kaç kere tensikat yapıldığının, kiminde 200 kişi çıkarıldı, kiminde 50 kişi veya 300 kişi 500 kişi... ne oldu, geliş meler basına gittikçe sönümlenerek yansıdı, belki birgün hiç haber bile olamayacaklar... Oysa ki burada çok önemli bir olay var. Nedir bu? NETAŞ'ın küçümsenecek bir şirket olmaması... Bakın, teker teker sıralayalım: • Türkiye'nin ve belki de Orta doğu'nun en büyük telekomüni kasyon şirketi,
• 1988 verileri henüz açıklanma dı, ama 1987 sonu itibarıyla, Türki ye'nin toplam 500 büyük firması içinde 16, özel şirketler içinde de 6. büyük şirketi, • Konuda ortaklı ve 20 küsur r yıllık bir geçmişe sahip ve dünyaca ünlü DMS teknolojisini Türkiye'ye getirip, uygulayan bir şirket,
• PTT santralların başlangıçtan it ibaren kurulup, geliştirilmesinde en büyük paya sahip şirket,
• Ve yine 1987 yılı değerlendirme sine göre, Türkiye'nin en büyük araştırma geliştirme birimine sahip bir şirket (ki söz konusu yıl araştır ma giderleri yaklaşık 4 milyar lira idi).
• Dört milyon küsuruncu sayısal telefon hattını PTTye teslim edip, üç milyon bilmem kaçıncı iş kazasız saate defalarca ulaşmış olmakla övünen bir şirket vfc, vs, vs,
Görülüyor ki NETAŞ Türkiye için bir simge, örnek bir kuruluş... Ama ne oluyor, bir de bakıyorsunuz ki üçer, beşer ay arayla, çalışanlar toplu olarak işten çıkarılıyorlar ve bu durum iki yıl boyunca devam edi yor. Sonuçta çıkartılanların toplam sayısı ne oluyor biliyor musunuz? 1650 kişi oluyor. • Sahi o kadar oldu mu? D Bakın işte ne demiştim insanlar şaşırıyor ve inandıramıyorum... Evet 1650 kişi oluyor, işte o zaman artık, gazetecilik yapmak iddi asındaki bir gazetenin, iri puntolarla "NETAŞta 1650 KİŞİ İŞTEN ÇI KARTILDI" diye bir manşet atması nın zamanı gelmiş oluyor. Şimdi, ben gazeteci olsam, ülkedeki büyüyen işsizlrk sorununu kavra sam, yazık bu insanlara diye düşü nüp, kamuoyunu işte böyle bir nok tada oluşturmak istesem, okuyucu nun dikkatini işte böyle bir konuya çekmek istesem, daha güzel bir başlık bulabilir miyim?
• 1650 kişi; Gerçekten İl ginç. Peki niye bu kadar İn san çıkartıldı sizce? Ne di yorlar çıkartırken, nasıl açıklıyorlar bu durumu, ya da ne gerekçe gösteriyor lar?
D Biliyorsunuz çalışma yasa larının 13. maddesi, işverenlere tek taraflı olarak işakdini fesih hakkı tanıyor, doğal olarak yasaların ön gördüğü tazminatları ödemek koşu luyla, böyle bir madde olduktan sonra gerekçe bulmak zor olmaz sanırım. İşte NETAŞla her sefe rinde yapılageldiği gibi "şirketin du rumu kötü" gerekçesi kullanılabilir.
• Sizin yorumunuz ne? NETAŞ'takl değişikliğin ne deni ne olabilir, örneğin özelleştirme olayı İle bir İlişkisi var mıdır?
D Aslında şirkette bu durum, ba şından beri en çok tartışılan konu lardan biri olmuştur. NETAŞ'taki gelişmelerin seyrinin ne olacağını görmek, yorum yapabilmek yıllarca burada çalışmış insanlar için bile güç bir olay olmuştur. Bu açıdan bakıldığında NETAŞ'ın son yıllarda adamsendecilikler, sorumsuzluklar ve tutarsız politikalarla doludur. İşin en ilginç tarafı da bu tutarsız politikalara esas olarak en üst yö netim birimlerinin neden olmasıdır.
Bir defa tereddütsüz şunu herkes kabul eder: Çalışanların son iki yıl sürekli bir atılma beklen tisi ve bu beklentinin oluş turduğu atmosfer ve doğal olarak da stres İçinde geç miştir. Bu stres bugün, hâlâ devam etmektedir. Nasıl oldu ğunu merak ediyorsunuzdur. Söz gelimi bir örnek vereyim: gelecek hafta tensikat var, 400 kişi çıkar tılacak denir. İnsanlar alışmıştır za ten, kanıksamaz. Beklenir ki, o haf ta gelsin de bitsin bu iş, giden git sin, kalanlar yine bir moralle, ya da moralsizlikle çalışmaya devam et sinler diye haftanın her günü bekle mekle geçer, fakat tensikat bir türlü yapılmaz ve sonraki haftaya kaldığı düşünülür. Aynı bekleyiş aynı tedir ginlik, gene yok. Derken üçüncü hafta tensikat patlar. Buna NETAŞ'da "tren kalktı" de nir. Fakat bir sürpriz var. O da ne? 300 kişi çıkarılmış kalanı falanca aya ertelenmiştir. Bu demektir ki kalanlar da moralle çalışamayacak tır artık... Bir başka mizansen daha: Bir gün şirkette bomba gibi bir haber yayılır: O günlerde yöne
tim kurulu toplantısı vardır, ardından müdürler toplanır, dedi kodular yayılır, sonunda yöneticiler tarafından bütün departmanlara açıklamalar yapılır: Şirket çok zor durumdadır, hatta batabilir.üstelik hiç ihale de alamamıştır. Çare çalışanların % 30'u çıkarılacaktır, karar kesin olup, hemen uygulan malıdır. Toplu sözleşme gereği, kendi istifa etmek isteyenlere öncelik tanınacaktır. Bu yüzden is tifalar serbest bırakılır. Herkeste bir telaş, mühendislerin çoğu çala kalem istifaya sarılır. Fakat o da nesi? İki gün sonra yeni bir açıkla ma yapılır: Karardan vazgeçilmiş ve istifaların ancak az bir kısmı kabul edilmiştir. Her ne hikmetse şirket iki günde batmaktan kurtulmuş, bu nalım 3 4 ay sonra yeniden yaşan mak üzere şimdilik atlatılmıştır. Fa kat saçmalığın ulaştığı boyut bu ka darla kalsa iyi örneğin yaşanan böyle bir olaydan birkaç hafta son ra gazetelere bakarsınız: "NETAŞ eleman arıyor" ilanları... Bu ne per hiz, bu ne lahana turşusu? Size gülünç geliyor belki ama bunu ve benzerlerini çok yaşadık NETAŞla. Hatırlıyorum, çalıştığım departman da komşu bir departman benzer, işleri yapıyor. Bir tensikat sırasında komşu departmandan 3 4 kişi işten çıkarılır. Olaydan birkaç gün sonra müdürümüz, bizim bölüme birkaç tane eleman alınacağını söyler, şaşırıp kalırsın. İyi de kardeşim ma dem bölüme adam alınacak öbür departmandaki insanları niye atı yorsunuz? Bir başka ve yaşadığım son örnek: Son tensikattan bir haf ta önce İstanbul dışından bir arka daş getip iş başvurusunda bulunu yor. Uzun uzun görüşmelerden sonra anlaşmaya varılıyor ve ev raklarını tamamlayarak işbaşı yap ması söyleniyor. Arkadaş memle ketine dönüp evraklarını tamamla yadursun, bir gün sonra personel den telefon geliyor, "Eleman alımları durduruldu, arkadaşın işini iptal edin" ve birkaç gün sonra yani bir tren kalkıyor...
• özelleştirmeyle bir İlgisi var mı diye sormuştum?
D Vallahi ben kişisel olarak başka bir şeyle ilişkisini kuramıyorum. Aslında biliyorsunuz özelleştirme olayı apayrı bir olay ve bu konuda basında ve kamuoyunda epeyce çokhaber ve yorum çıktı. Tartışma ların yeterli olup olmadığı bir yana şu söyleşi içerisinde böyle bir ko nuyu sığdırmak pek mümkün olmaz
sanırım. Ancak NETAŞ için kendi yorumumu kısaca aktarabilirim: Hatırladığım kadarıyla, iki yıl kadar önce Başbakanın özelleştirmeden sorumlu danışmanlarından Cengiz israfil, Teletaş'ı zeyaret ettiğinde, özelleştirilecek ilk iki pilot şirketin Teletaş ve NETAŞ olacağını söyle mişti... Sonraki dönemde Teletaş özelleştirildi, ben şahsen sırada NETAŞ'ı bekliyordum. Fakat aradan geçen iki yıl içinde NETAŞ'ın adı unutuldu. Gerçi PTTnin % 49 his sesi, özelleştirilmek üzere Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Fonu'na devredildi. Ve NETAŞ özelleştiril meyi bekliyor ama başlangıçta söylenildiği gibi Teletaştan sonra ele alınmadı bu konu.,. Araya USAŞ girdi, BHT girdi, ANSAn girdi ve bir de ÇITOSAN ile iştirakleri girdi, işte NETAŞla izlenen tutarsız politika lar bu döneme rastlıyor ve işte bu süre içinde şirketten 1650 çalışan işten çıkarıldı. Böyle olunca insanın aklına birbiriyle bağlantılı iki şey ge liyor: Birincisi acaba NETAŞ'ın özelleştirilmesindeki mali danışman firma sanırım Sherson Lehman ola cak eski durumuyla NETAŞ'ı özelleştirmeye uygun görmeyip de bir rehabilitasyon planı mı hazırladı? İkincisi ise, belki ilkiyle bağlantılı olarak, acaba NETAŞ'ın Kanadalı ortağı Northern Telecom, hisselerin blok satınalımına gitmek istiyor olabilir mi? Bu durumda, eski kadro suyla birlikte kendi amaçları açısından hantal buldukları şirketi, biraz daha eliyüzü düzgün hale get irildikten sonra almak koşulunu ileri sürmüş olabilir mi? Zira Eğer North ern Telecom ufukta gözükmüş olan Ortadoğu pazarı ile yaklaşık 30 mil yon hatlık Sovyetler Birliği pazarına NETAŞ aracılığıyla girmek istiyor sa, üstelik Türkiye pazarına, Avru palı büyük firmalarla, içerden, yeni yetme, haddini bilmez yerli firmalar, kaliteli ürünlerle giriyorsa ve üstelik eski ortak PTT, artık cepte keklik, hazır müşteri değilse, o zaman, re kabete dayanıklı tamamen Northern standartlarına da örgütlenmiş ve daha dinamik bir NETAŞ istemele rinden doğal bir şey olamaz. Tabii ki kendi açılarından...
• Gelelim sizin özellnlzdekl soruna. Anlaşılan NETAŞ'ta kl bu olumsuz gelişmeler dan, siz da payınızı almak tan kurtulamadınız?
• Evet öyle oldu. 1650 kişi nasıl çıkartldıysa ben de öyle çıkarıldım.
• Fakat sizin durumunuz
biraz daha özel sanırım. Bil diğim kadarıyla Odamıza ka yıtlı tekerlekli sandalye kul lanan tek elektronik mühen disisiniz. Durum böyleyken hakkınızda karar verenlerin daha duyarlı olmaları gerek mez miydi?
D Bakın, öncelikle şunu belirte yim: Kendi durumumu diğer 1650 kişiden ayrıcalıklı olarak görmek is temiyorum, ama ne yazık ki ortada bir gerçek ve bu gerçek üzerine alınmış talihsiz bir karar var. El bette ki işverenle, özürlü bir insan olarak değil de, daha eşit koşul larda karşı karşıya gelmeyi ister dim. Ama dediğim gibi ortada bir gerçek duruyor ve siz bu gerçekle birlikte yaşamak, bu gerçeğe alış mak ve onunla birlikte mücadele et mek durumundasınız. Bunun doğal lığına alışıp, getirdiği özel koşullara uyum sağladıktan sonra zaten, sa hip olduğunuz handikapınız, bir handikap olmaktan hemen hemen çıkıyor. Siz alışıyorsunuz ama bu yeterli olmuyor kuşkusuz, çünkü başkalarının da alışması gereki yor, çevresinin de, toplumun da alışması gerekiyor, işte bizde ol mayan bir şey bu. Siz tekerlekli bir sandalyede yaşamanın bütün dezavantajlarını en olumsuz koşullarda aşıp üretken olmanın doğallığına alışıyorsunuz. Gel gör ki Türkiye'nin en örnek şirket lerinden birisi, tekerlekli sandalyede bir mühendisle çalışmaya alışamıyor. Burada şunu tekrar vurgulamak isterim: NETAŞta kendi başına gelen böyle bir olaya hiç mi ama hiç üzülmüyo rum. Zira elinizde azbuçuk bir mes leğimiz ve yüreğinizde kararlılığınız la kendi başınızın çaresine bakabi lecek güçtesiniz. Ve bunu zor da olsa, kolay da olsa başarmak mümkün olacaktır. Ama ya vasıflı olmayan insanlar? Çoğu evinden, köyünden bile çıkamayan, çoğu ilkokulunu, ortaöğrenimini bile okuyamayan insanlar ne, yapmalı? Binbir güçlükle, şu ya da bu şekilde girdikleri işyerlerinde böyle bir olayı yaşayan özürlü insanlar ne yap malı?
• Olaya biraz daha genel yaklaşmak İstiyorsunuz ya ni?
D Evet gerçekten öyle. Aslında benim gündelik yaşamım ve sosyal ilişkilerimde, çoğu zaman özürlü bir insan olduğumu anımsamam bile.
Yaşamın diğer çelişkileri içinde küçük bir ayrıntı olarak kaybolur bu. Ama sağolsun toplumumuz; bi rileri sık sık bunu size hatırlat maktan geri kalmazlar...
• Son tensikatta 500 kişi nin çıkarıldığını söylemişti niz. Bunları kaçı mühendis ti? Ayna şu anda NETAŞ'ta kalan eleman sayısı ne ka dardır? D Son olarak benim de çıktığım tensikatta 527 kişi vardı sanırım. Bunların çoğunluğu kapsam dışı olarak adlandırılan sözleşmeli per soneldi. Mühendis sayısını ise bile miyorum. Bunu sizin daha iyi bilme niz gerekir. Zaten işveren mümkün olduğunca doğru bilgi vermekten hep kaçınmıştır. Ancak yalnızca benim gördüğüm mühendisler 10'dan fazlaydı, öyle sanıyorum ki hâlâ, 1900 kadar kişi çalışıyor. Şu sıralar bir tensikat beklentisi daha yar. Zaten biz çıkarken 400 kişilik ikinci bir partinin de Mart 89'da çıkartılacağı söyleniyordu. Bu yazı yayınlanana kadar hiç belli olmaz NETAŞ'ın nüfusu birkaç yüz daha azalmış olabilir...
• Peki tensikat yapılırken kimler, nasıl çıkarılıyor? Ya ni İşveren bu İşi nasıl yapı yor, kimlerin çıkacağına na sıl karar veriyor? O Şimdi bu iş biraz karışık. Şöyle ki: Son tensikattan önceki tensi katlarda, işyerinde sendika oldu ğundan toplu sözleşme hüküm lerine konulmuş sıralamaya uyulu yordu.
• Nasıl bir sıralama bu?
O Buna göre, öncelikle kendi isteğiyle ayrılmak isteyenler, sonra emekliliği gelmiş ya da yaklaşmış olanlar ile son olarak askerliği yak laşmış olanlar çıkarılır, yeterli sayı yine sağlanamazsa bu sefer de son giren ilk çıkar, (LIFO) kuralı uygu lanırdı. Bu sıralamaya sendika yet kili olduğu sürece uyuldu. 17. mad deyle çıkanlar hariç tabii...
• Son tensikatta nasıl bir sıra İzlendi?
O Son tensikatta artık yetkili bir senkika da yoktu zaten ve işveren kendi kurallarını kendisi koydu bu sefer. Bu kuralların ne olduğu, işten çıkartılan insanlardan da anlaşılı yordu zaten. Buna göre benim gör düğüm ve işverenin kendisinin de açıkladığı kadarıyla; askerliğe gel miş olanlar, süper/normal emekli olup yeniden başlayanlar ya da