Elektrik Mühendisliği · Sayı 375 · Ekim 1990

BİR KİTAP

Bilim, teknoloji ve meslek tarihi Kitap tanıtımı

Yıl
1990
Sayfa
1
Okuma süresi
3 dk
Görüntülenme
0

Konu

Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

İlgili: Mühendislik eğitimi

Anahtar kelimeler

  • Oğuz Atay
  • Mustafa İnan
  • Bir Bilim Adamının Romanı
  • İTÜ
  • Cahit Arf
  • TÜBİTAK

Özet

Oğuz Atay'ın İTÜ İnşaat Fakültesi öğretim üyesi Mustafa İnan'ın yaşam öyküsünü anlattığı 'Bir Bilim Adamının Romanı' adlı kitabı tanıtılıyor; Cahit Arf'ın önsözünden alıntılarla kitabın ortaya çıkış hikayesi aktarılıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

KÎTAP

BİR BİLİM ADAMININ ROMANI

Bir Bilim Adamının Romanı

Oğuz ATAY/ İletişim Yayınları

Bütün Eserler 5/ 2. Baskı

İstanbul 1987

254 s. 710.500. TL.

A. KAHRAMAN

"Tutunamayanlar" adlı eseriyle, 1970 yılında TRT Roman ödülünü kazanan İnşaat Mühendisi

OğuzAtay, ilk baskısı 1975 yılında Bilgi Yayınlarınca yapılmış olan bu kitabında, İTÜ İnşaat Fakültesi öğretim üyelerinden Mustafa tnan'ın yaşam öyküsünü anlatmaktadır.

Değer yargılarının alt üst edildiği, üniversitelerimizin yozlaşması için gerekli tüm önlemlerin alındığı bir ortamda Mustafa İnan Hocamız, bilim dünyamızın üzerinde pınl, pırıl parlamaya devam ediyor.

Dostum Doç Dr. Halûk Tosun'un önerisine uyarak, sözü kitaba önsöz yazmış olan değerli bilim adamı CahitArfa bırakırken, tüm okurlara, dolu dolu ve onurlu bir yaşam öyküsü olan bu kitabı okumalarını sağlık veririm.

"Mustafa İnan en beğendiğim, güvendiğim ve sevdiğim arkadaşımdı. 1967 yazında öldü. O'nun ardından çok saydığım bir fizikçimiz olan Cavit Erginsoy genç denebi lecek bir yaşta öldü. O sıralarda Kazancakis'in Zorba'sında anlattığı ve bir bakıma ölenle ölünmez deyi mimizle özetlenebilecek bir kişilik kavramının etkisi altın daydım ve kendimi o kişiliğe göre programlamaya çalışı yordum. Bu ölümler, gerek bende gerekse içinde bulun duğum çevrede derin acılar yarattı. Bu acıları, sözünü et tiğim kendi kendimi programlama çabaları ile bağdaştır maya , uğraştığım sırada, hatırladığıma göre Erdal İnönü'nün, Mustafa İnan ve Cavit Erginsoy'un yaşam öykülerini TÜBiTAK'ın desteği ile romanlaştırarak yayın latma önerisi ile karşılaştım. Bu öneriye sözünü ettiğim programlanma çerçevesinde şu görüşle katıldım:

Benimsediğim temel bir doğal yasaya göre, doğadaki bi reyler karşılıklı etkileşmelerinde kendi iç örgütlenmelerini korumak yönünde güçlü bir direniş içindedirler. Bu arada

insanlar da bu direniş öğesi ile mutluluklarını sınırsızlık, ölümsüzlük duygularında ararlar. Maddesel anlamda ölümsüz olabileceklerine kendilerini inandıramadıkları içinde kimileri çocuklarına kendilerinin devamı gözü ile bakmak, kimileri de toplumda bırakacaklarını umdukları anılarla bir ölümsüzlük ve mutluluk duygusuna bir bakı ma erişebilirler. Gerek Mustâfa Inan'ın gerekse Cavit Er ginsoy'un yaşamları sırasında bu ikinci tür mutluluklara erişebildiklerini sanıyorum. Diğer taraftan toplumlarda gerek maddesel gerekse yukarıda sözünü ettiğim anlam daki mutlulukların yaygınlaşmasında, bırakacakları anılar umudu ile mutlu olabilen bilim adamlarının temel katkıları aşikardır kanısındayım. Buna göre, böyle kişilerin iç mü cadelelerinin yayınlanması o umutların boşa çıkmaya cağını göstermek ve bir sonraki nesillere o iç mücadele nin nelsr olabileceklerine örnek vermek bakmından çok yararlı olabileceği görüşündeydim. Köşe dönme hissinin çok yaygın olduğu bu günlerde daha da ısrarla aynı görüşteyim.

Toplumumuzun bilimsel düzeyini yükseltmek ve gelecek nesillere de mutluluklarını, bilimsel anılar bırakmakda arayan inşalarımızın çoğalmasını sağlamak TÜBiTAK'ın başlıca yasal görevi idi. O zamanki TÜBİTAK bilim kurulu Erdal Inönü'nünı bu önerisini benimsedi.

Ancak aradan yıllar geçtiği halde anlatmaya çalıştığım bu hususları bir yaşam romanında canlandıracak bir yazar bulunamadı. Bu işi üstlenecek yazarın bilimsel coşku hakkında en azından bir sezgiye sahip olması gerekiyor du. Nihayet Mustafa Inan'ın bir öğrencisi olan ve dolay ısı ile Mustafa Inan'ın bilim sahasında bir eğitimden geçmiş olan Oğuz Atay bu işi kabullendi. Kendisine, toplum koşularımızın, Mustafa Inan'ın iç örgütüne yansıma larının oluşturduğu gerilimleri çoğu kez yenmekle bera ber bazan da doğal olarak yenik düşebildiğini ve duy duğunu sandığım mutluluk ve acılarını anladığım ve becerebildiğim kadarı ile ilettim.

Mustafa Inan'ın doğuştan olacak doğrudan doğruya algı

lanamayan şeyleri sezebilme hususunda olağanüstü bir

zekası ve bence maalesef, olağanüstü bir hafızası vardı.

Bunların ötesinde de mükemmel bir insandı.Oğuz Atay,

Mustafa Inan'ı başkalarından da dinledi ve sonuç bu eli

nizdeki yaşam öyküsü oldu. Şunu da itiraf etmeliyim ki

bu sonucun düşlediğim sonuca tam tamına uyduğunu

sanmıyorum. Ama ne yapalım ki hayellfcrimiz hiçbir

zaman tam olarak gerçekleşmiyor. Yine ne yapalım ki,

Tutunamayanlar'ın yazarı da hepimiz gibi yukarda sözü

nü ettiğim mutluluklara erişebilen bir insan olarak toplum

koşullarına arada bir yenik düşmüş olacaktır. O'nu

bunun için çok sevdim."

u

2 2 1 375 ELEKTRİK

MÜHENDİSLİĞİ