Elektrik Mühendisliği · Sayı 375 · Ekim 1990
İÇİMİZDEN BİRİ:Ahmet ABİ ARKADAŞ
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Söyleşi
- Yıl
- 1990
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 8 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi
Anahtar kelimeler
- Ahmet Varol
- EMO Yönetim Kurulu Başkanlığı
- İTÜ
- 4195 sayılı kararname
- Dünya Enerji Konferansı
- 12 Mart dönemi
Özet
EMO'nun eski Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Varol ile yapılan söyleşide, hayatı, üniversite yılları, 1960 ihtilali dönemi ve EMO'daki örgütsel deneyimleri ele alınıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
lîcİMİZDEN BİRÎ
MERHABA AHMET ABİ ARKADAŞ
Söyleşi: Abdülkadir KAHRAMAN
EMO'da Yönetim Kurulu Baf kanı olarak, uzun ve verimli bir çalışma dönemine damgasinı vurmuş meslektaşlarımızdan birin Ahmet VaroL
Onun çalışkan ve toparlayıcı kişiliği ile Oda çalışmaları hem oldukça etkili ve zengin bir düzeye yükselmiş, hem de farklı yaş grubundan birçok meslektaş, biramda mesleki çalışma yapma olanağına kavuşmuştur.
• Sevgli Ahmet ağabey, önceflkle se ninle EMO Y önetim Kurullarında uzun yıllar birlikte görev yaptığımızı duyur mak istiyorum okurtanmza~ Bizden bir önceki kuşaktandı a r a bömte de çok İyi dost olmayı başarmıştın, istersen klasik Mr biçimde başlayahm söyleşimi ze.. Y aşam öykünü bize kısaca anlatır
D1934 yılında Giresun'da doğdum. İlk, orta ve lise öğrenciliğim Gire sun'da geçti. Bu dönemlerde çok iyi bir öğrenci olduğumu söyleyebilirim. Üniversite de işe tam tersi iyi bir öğ renci olamadım. Bunu bir itiraf ola rak kabul edebilirsiniz. İTÜ'ye baş ladığım ilk yılda yönetmelik değişikliği yapılmıştı. Yönetmeliği aleyhimize yorumlayan üniversiteyi, mahkemeye vermiştik. Bu dava öğ rencilerin üniversiteye açtığı ilk dava idi. Biz bu davayı kazandık ama uzun yıllar kaybetmiştik. Bu süreyi, kitap okuyarak tiyatrolara giderek diğer sanat etkinliklerini ya kından izleyerek geçirdiğimiz için kaybedilmiş bir zaman dilimi olarak saymıyorum. 1960 öncesi mühen dislerin iş bulma sorunu yoktu. Bazı kuruluşların, müstakbel mühendis leri çalıştırabilmek için tartışma top lantıları düzenlediği dahi oluyordu. 27 mayıs 1960 ihtilali ile durum değişmişti. İş bulmak daha önceki yıllar gibi kolay değildi. Böyle sıkışık bir zamanda Ankara'ya geldim.
Bu dönemde elektrik mühendisi is tihdam eden müesseseler arasında Etibank, Elektrik İşleri Etüd İdaresi, İller Bankası sayılabilir. Ben tercihi mi Etibank olarak.kullanmıştım. Çeşitli şantiye şefliği görevlerinde bulunduktan sonra Etibank'ın Adana'da Bölge Müdürlüğü'nü
açtım. Oradan da askere gittim ve bir daha da devlet müessesesine dönmedim. Askerlik sonrası özel çalışma şartlarına alışmak için geçen bir kaç yıl.. EMO da görev aldığım dönemde, her sermayesi ol mayan mühendis gibi bir büro aça rak, Oda arkadaşlarımla beraber ça lışmaya başladık. 10 sene kadar bir likte geçirdiğimiz bu çalışma döne minde büyük projeler üstlendiğimizi, oldukça iyi bir bilgi birikimine sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Fakat 1980 sonrası, belki de yatırımların' azalması nedeniyle büromuzu ka patmak zorunda kaldık. Şimdi o bilgi birikimimiz kayboldu, heder oldu. 1980 sonrası, yeni bir örgütlenme biçimine giderek endüstriyel tesisler yapan bir firmayı, yinearkadaşlanmla birlikte kurduk. Bu işte başarılı olduk ama para kazanamadık. Her halde para kazanmak da ayrı bir ye tenek istiyor. Ama biz de aç, açık kalmadık. Şimdi yaşamımızı böyle sürdürüp gidiyoruz.
• Üniversite yıllanna ait Rglnç anıların okluğunu biyorum. 1960 Mllallni nasd yaşadn bbe antabr mstn_
D1960 ihtilali sırasında okulla ilişki mi kesmiştim. Henüz okulu bitireme miştim ama bitirmek üzereydim. Bir şirkette çalışıyordum. Okula de vam zorunluluğum yoktu, yalnızca imtihanlara gidip geliyordum. O ne denle öğrenci haraketleri içerisinde çok fazla yer alamadım.
1960 dönemi öncesi demokrasinin daraltıldığı, hak ve özgürlüklerin kaldırılmaya çalışıldığı, toplumun cephelere bölündüğü, muhalefet li derinin başına taş attîrıjdığı, köşeye sıkışınca güvenoyu alabilmek için
189 375 ELEKTRİK
"O zamanlar Odaya bakış açısı şuydu.
Türkiye'de elektrik mühendisi istihdam eden kuruluşların Odayı ele geçirme mücadeleleri söz konusuydu. Yani bir takım müesseseleşmiş gurupların, Odaya hakimiyetleri söz konusu olurdu. Bu süreç içerisinde, üretime katılan mühendis sayısının artması, üretici güçlerin örgütlenme çabaları, 4195 sayılı kararnamedeki bazı değişiklikler, bizim gibi düşünen mühendislerinde Oda'da görev almasını zorunlu kıldı...
meclise hitaben en yetkili ağızdan "Sizler herşeye kadirsiniz. O kadar ki isterseniz hilafeti dahi geri getire bilirsiniz" denebildiği bir dönemde öğrenci olarak toplumsal muhalefe tin içinde yer almak durumun daydım. Beyazıt'daki olaylar, Da vutpaşa kışlasına götürülmeler, benim için hala taze anılar.
Bütün bu olumsuzlukların yanında, çok değerli hocalardan ders aldı ğımı, bunun bir şans olduğunu söy lemeden geçemeyeceğim. 2'nci paylaşım savaşında faşizmden kaçan bilim adamlarından bir bölümü için Türkiye, savaşın dışında sığını lacak bir limandı. Bunlardan biri ma tematik hocamızdı. Diğer bir ho camız Tasarı geometri dersine gelen Prof. Hans Horninger idi. Bu ho camızın İnşaat Mühendisi olduğunu Haluk Tosun'dan öğrendim. Üç yüz kelimelik Türkçesi ile dersleri Türk çe anlatan ve Aksonometri ile Tür kiye'de Y apı Taşları kitaplarını da Türkçe olarak yazan bu hocalarımız ile Ord.Prof. Mustafa İnan ve Ord.Prof. Ratip Berker'i, saygı ile anıyorum.
• Kuşagnzın büyük işadamı ve kamu kurutaştamn üst düzey yöneticileri ol duğu bir dönemde, senin İşini bırakıp kendinden daha genç Ur grup mühen disle EMO'da mütevazı, hiçbir maddi getirişi olmayan Ur işe başbmaran ne deni neydi..? Bugün bu durumu nasıl degeriendMyorsun?
gin olup ceplerini doldurma sevdası na düştü. Bizim zamanımızda böyle değildi. Hatta yüksek mevkiilerde görev yapan arkadaşlarımızın da böyle düşündüğünü sanmıyorum ben. Toplumumuz fakirdi. Ondan kaynaklanan bir seçimle, herkes geçimini temin edecek bir maaş, başını sokacağı bir ev, özetle in sanın yaşama onuruna yakışır bir yaşam biçimi ile yetinebiliyordu. Y alnız o dönemdeki arkadaşları mızla aramızdaki en büyük fark siyasi bakış açılarımızdan kaynak lanıyordu. O zamanın Türkiye'sinde insanlar sınıfların varlığını kavraya mamışlardı. 1960 ihtilalinin getirdiği yeni anayasa ile gelen bakış açısını anlayan insanlar azdı. Bu anlamda, bizim kuşakla ters düşmüş olabili rim. O zamanlar Oda'ya bakış açısı şuydu. Türkiye'de elektrik mühendi si istihdam eden kuruluşların Odayı ele geçirme mücadeleleri söz konu suydu. Y ani bir takım müesseseleş miş gurupların, Odaya hakimiyetleri söz konusu olurdu. Bu süreç içeri sinde, üretime katılan mühendis sayısının artması, üretici güçlerin örgütlenme çabaları, 4195 sayılı ka rarnamedeki bazı değişiklikler, bizim gibi düşünen mühendislerinde Oda'da görev almasını zorunlu kıldı. Böylece yönetimler ve yeni gelenler arasında kıyasıya bir mücadele baş ladı. Bu mücadele içerisinde genç arkadaşların yanında yer aldım, önce Oda Başkanvekilliği sonra Oda Başkanlığı'na seçildim.
D Şimdi herkes, maalesef, bir an önce köşe dönücü bir mantıkla zen
• Kendi kuşağın, sonra bizim kuşagmzyani popüler adyla 68 kuşağı, ve btaten sonraki kuşak .. Bunlar», ülke ve dünya otayiama tav» ahşjan acun dan nasıl değerlendiriyorsun? Kendini rareyekoyuyorsun?
D Biraz öncede değindiğim gibi, 1960 jhtilali ile insanlar, olaylara başka türlü bakmaya başlamışlar, hatta bir zamanlar konuşul ması'kabus" diye nitelendirilebile cek konuşmalar yapmaya başlamış lardı. Bu değişim içinde en büyük payı da, gençlik kesimi alıyordu. Her yerde olduğu gibi Türkiye'de de gençlik yeniliğe en kolay ayak uy durabilen, adaptasyon kabiliyeti son derece yüksek bir kesimdir. O
190 3?5 ELEKTRİK ' MÜHENDİSLİĞİ
nedenle, 68 kuşağı bu adaptasyonu gerçekleştirmiş ve neredeyse işçi sınıfının misyonunu üstlenecek bir uca varmıştır. Biz, aslında uçta ol mayı hedeflemedik ama arkadaş larımızın işçi sınıfı hareketi içinde ol maları ve aynı terminolojiyi kullanır oluşumuz bizi böyle bir noktaya ge tirdi sanıyorum. Arada ufak, tefek bazı farklılıklar olmasına rağmen mücadelemiz aynı idi.
• Oda da birlikte olduğumuz dönemde birbirimize hitap ederken İsimlerimizin arkasına ^arkadaş" kelimesini eklerdik. Bu dönemde ben sem "Ahmet abi arka daş" diye çağırırdım. O zaman, üyeler arasında da çok tutmuştu bu.. Şaka bir yana biz serd hayata sevgi ve espri ile bakan birisi olarak tanıyoruz. Yıllar bu tavrını etkiledi mi...? Etkllediyse nasL?
lanıyor.
yankı uyandırmıştır. Daha sonraki
• Odafrn geçmiş dönemlert yani senin başkarAk ettiğin dönemlerle bu dönem leri karşılaşanrsan, sence neler yapıl mak.? Bu dönem yapfenlan naal deger lendJrtyorsun?
dönemde Türkiye'de Dünya Enerji Konferansı toplanmış, Odamız da bir.üye olarak örgütlü çalışmanın verdiği güçle Dünya Enerji Konfe ransı Türk Milli Komitesi'nin yapa cağı bütün çalışmaları üstlenmiştir.
Örneğin 3 dilden 4 gazete çıkarıl
• Biz, dönemimizde çok iyi şeyler mış, Türkiye turları düzenlenerek
yaptık, bizden sonraki dönemde bir 3500 yabancı misafir ağırlanmıştır. şey yapılamadı demek istemem Bu, yönetimin ve yönetim çevresin
yanlış olur şüphesiz. Koşulları çok de örgütlenmiş olan kurumsal iyi değerlendirmenin gerektiğine yapının başarısıdır. Olayları zaman
inanıyorum ben.. Odamızın 1980 ve zemin içerisinde değerlendirme
sonrası ne gibi sıkıntılar içinde ol nin gerekliliğini bir kez daha vurgu
duğunu hepimiz biliyoruz. Bu lamak istiyorum. 12 Eylül sonrası
dönem, Oda çalışmalarını şüphesiz Türkiye'nin hallaç pamuğu gibi atıl
olumsuz yönde etkilemiştir.
dığı bir ortamda, Oda'nın da yapa
cak pek fazla bir şeyi yoktu sanırım.
Ben, birazda kendi dönemimi anlata Odamız yönetimine ve çalı
rak övünmek istiyorum. Biz bütün
şanlarına şunu önermek istiyorum.
D Oda'da görev yaptığımız yıllarda arkadaşlarla aramda gerçekten bir kuşak farkı vardı ve en yaşlı ben dim. 15 yıllık bir yaş farkı sonu cu,doğal olarak herkes bana "ağa bey" diye seslenirdi. Hatta, bu söz o kadar benimsendi ki, bir arka daşımın yaşça benden büyük kayınvalidesi bile beni "Ahmet abi" diye çağırır oldu. "Abiiik" bir lakap olmuştu benim için. Ahmet olarak pek tanınmamama rağmen "Ahmet Abi" denilince akla ben gelir oldum hep.. Kadirciğim, sen de "arkadaş" kelimesini ekleyerek olaya güzel bir • renk kattın.
Sorunun ikinci bölümüne gelince... Yaşama bakış açısı şekillendirjlebi liyorsa, hayata bir biçim verilebi liyorsa, yaşam insanları pek fazla . değiştiremiyor. Bu espri ile baktı . ğımda ben de bu anlamda pek değiştiğimi sanmıyorum. Yine in sanları çok seviyorum, onlara seve cenlikle yaklaşabiliyorum. Birlikte yaşamanın getirdiği kırgınlıklar da oluyor tabii.. Ama dargınlıklar, küs lükler.düşmanlıklar bana çok ters gelen kavramlar ve davranışlar... İnsanları daima uzlaştırmak, birleş tirmek gibi bir yanım da var benim. Bunu, zaaf olarak nitelendiriyor ve kendimi burada bu huyumdan ötürü eleştiriyorum, öyle sanıyorum ki bu zaafımda insan sevgimden kaynak
arkadaşlar Odaya örgüt gözü ile baktık. Hiç kimse kariyerizmi öne çı karmadı. Hepimiz aynı örgütsel bakış açısı ile yaptıklarımızı Odaya mal etmeye çalıştık. Sanıyorum bu örgütlü çalışmanın semerelerini de aldık. O dönemde Oda'da çok iyi ça lışan komisyonlar ve çok iyi çalışan bir yayın kurulu vardı. Yayın kurulu muz her hafta eksiksiz olarak top lanır, nitelikli yayınlar üretirdi. Odayı çok zenginleştireceğine inandığım yeni yayın kurulunuz ile bizimkini bir birine çok benzetiyorum.
12 Martın getirdiği karanlık ortamda, Türkiye'de bir enerji kongresi yapıl mıştır ki muhalefet ve iktidar çevre lerinde, kamuoyunda çok büyük
Örgütsel bir bakış açısı içinde şu belerle, iletişim sağlanmalı, mali ko pukluklar giderilmeli, TMMOB ile sağlıklı ilişkiler kurulmalıdır. Çünkü sayısı onbinlere ulaşan elektrik mü hendisi Üyelerimiz odamızdan çok şey beklemektedir, toplum bizden çok şey beklemektedir. Demokrasi nin gelişmesi açısından yapılması gereken çok şey vardır. Demokratik kitle örgütleri, demokrasinin vaz geçilmez unsurları olduğuna göre, üzerimize çok büyük görevler düş tüğü kanısındayım.
• Bu söyleşi İçin çok teşekkür ediyo ruz. Sagcüasın.
D Ben teşekkür ediyorum.
191 375 ELEKTRİK