Elektrik Mühendisliği · Sayı 375 · Ekim 1990
ODADAN HABERLER
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1990
- Sayfa
- 8
- Okuma süresi
- 21 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- 12 Eylül
- TMMOB
- elektrikte özelleştirme
- AKTAŞ
- Bahriye Üçok
- Körfez Krizi
Özet
EMO'nun oda haberleri bölümünde 12 Eylül dönemine ilişkin panel, İstanbul'da elektrik dağıtımının özelleştirilmesinin ilk otuz gününe dair İstanbul Şubesi'nin eleştirel basın toplantısı, Enerji ve Çevre sayısı için üyelere çağrı, Prof. Dr. Vural Aygen'in vefatı, Körfez Krizi konulu toplantı ve Bahriye Üçok cinayeti sonrası meslek örgütlerinin laiklik konusunda ortak açıklaması gibi çeşitli haberler yer almaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
DA1 DAN HABERLER
"12 EY LÜL VE
ÇALIŞANLARIN SORUNLARI"
KONULU PANEL İZMİR'DE Y APILDI
TMMOB 31. Genel Kurulu'nda; 12 Hesap sorma mekanizması
Eylül dönemini tüm sonuçlarıyla in
celemek amacıyla, 10 15 Eylül 1990 SODEP kurucularından araştırmacı
tarihleri arasının "Çalışma Haftası" Tevfik Çavdar ise "bütün sorunun
ilan edilmesi kararı çerçevesinde hesap sorma alışkanlığından" kay
düzenlenen bir dizi etkinlik İzmir'de naklandığını belirterek, "Maalesef
gerçekleştirildi.
Türkiye'de bir hesap sorma meka
nizması yok. Hiç bir şeyin hesabı
"Ülkemizde tutarlı bir demokrasi mü sorulmadığı için 12 Eylül oldu. Her
cadelesinin öncelikle 12 Eylül'ün şey yapanın yanına kâr kalıyor. Ne
mahkum edilmesinden geçtiği" şek zaman hesap sormaya başlarız,
lindeki gerekçeden hareketle dü işte o zaman 12 Eyül'ler olmaz" diye
zenlenen" Çalışma Haftası" etkinlik konuştu.
lerinden "12 Eylül ve Çalışanların
Sorunları" konulu panel 15 Eylül • 12 Eylül'ün önce demokrasjyi yok
1990 tarihinde izmir'de yapıldı.
ettiğini belirten gazeteci yazar Nail
Güreli "Balık için su, canlılar için
TMMOB İzmir İl Koordinasyon kuru hava neyse, çalışan kesimler için
lu ve TMMOB'a bağlı meslek oda de demokrasi öyledir. 12 Eylül
ları'nın İzmir Şubelerince düzenle faşizmi bunu çok iyi bildiği için önce
nen toplantıda, açılış konuşmalarını demokrasiyi yok etti" dedi. 12 Eylül
TMMOB Genel Başkanı Teoman cülerin elinde 10 marifet ve yüzlerin
Alptürk, İzmir Büyükşehir Belediye de 10 kara lekenin bulunduğunu da
Başkanı Yüksel Çakmur ve çağrılı belirten Nail Güreli, "son zamanlar
siyasi parti temsilcileri yaptılar.
da nasıl itibarlar geri verilsin diyor
larsa, biz de diyoruz. 12 Eylül ile bir
12 Eylül darbecileri
likte itibarı alınan işçi sınıfının itibarı
geri verilsin. 12 Eylül karnu vicda
İzmir Anakent Belediyesi Meclis sa nında mahkum edilerek 12 Eylül'e
lonunda gerçekleştirilen toplantıda reddiye çıkartmalıyız ve işçi sınıfının
konuşan İzmir Büyükşehir Belediye hak ve itibarının geri alınması için
Başkanı Yüksel Çakmur 12 Eylül kampanya başlatmalıyız. Artık 12
darbecisi beş generalin bazı kişileri Eylüller olmasın" diye konuştu.
vatan haini ilan ettiğini, bu vatan
haini ilan edilen kişilerin onurlarının Panelin son konuşmacısı olan Pet
kırıldığını ve beş generali, bu kişileri rol lş sendikası Genel Başkanı
vatan haini olduklarını kanıtlamaya Münir Ceylan ise darbelarden en
davet ederken "Aksi halde onursuz fazla etkilenenlerin işçi sınıfı ol
duruma düşülecektir" dedi. Sosya duğunu bu yüzden yine darbelere
listlerin Birlik Partisi adına konuşan engel olacak kitlenin de işçi sınıfı ol
İzmir Milletvekili Kemal Anadol ise ması gerektiğini savunarak, "biz bu
"kışkırtıcı devlet ajanlarının işçi düşünceden yola çıkarak bir yöne
sınıfını bölüp parçaladığını" öne tim kurulu kararı aldık. Darbeciler
sürdü. Anadol, "terörün 12 Eylül darbe yaptığı zaman işçi sınıfı ola
öncesinde ithal edildiğini, beş gene rak üretimden gelen birlik gücümüzü
ralin ise demokrasi getireceğiz diye kullanarak üretimi durduracağız.
tek adam rejimi getirdiğini" savun Böylece darbeciler darbe yapmaya
du.
cesaret edemeyecek" diye konuş
tu.
375 ELEKTRİK g M f \ MÜHENDİSLİĞİ X • /
ELEKTRİKTE ÖZELLEŞTİRME FİY ASKOSU'
— TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Ku rulu tarafından 29 Eylül 1990 tarihin de yapılan basın toplantısında, İstanbul'un Anadolu yakasında, elektriğin özelleştirilmesi uygula masının otuzuncu gününde ilk so nuçlarını verdiği belirtilerek "Elek trik'te özelleştirme fiyasko ile so nuçlanmıştır" denildi.
Toplantıda, uygulamanın, elektrik kullanan halk kitlelerini, sanayicile ri, elektrik mühendislerini ve eski TEK yeni AKTAŞ çalışanlarını yakın dan ilgilendirdiği belirtilerek özetle şöyle denildi:
— İlk otuz günde daha önce görül memiş ölçüde elektrik kesintileri olmuş, halk karanlıkta kalmış, yöre deki sanayi kuruluşları yer yer %40'a ulaşan oranda elektrik kesin tisine uğramışlardır.
— TEK'in işlettiği dönemde görev yapan 803 çalışandan 613'ü hak larının çiğnendiği gerekçesiyle
işden ayrılmışlardır.
Böylelikle Anadolu yakasında Aktaş'ın göreve başlamasının otu zuncu gününde nitelikli teknisyen ve personel sayısı %25'e düşmüş tür.
— Elektrik kesintileri ile birlikte, TEK döneminde yürüyen hizmetler de önemli aksaklıklar başgöstermiş tir.
— Serbest müşavir, mühendis ola rak görev yapan şubemize kayıtlı 700 dolayında üyemiz, özel şirketin yeterince organize olamaması ne deniyle muhatap bulamamakta, üzerlerine aldıkları görevleri yerine getirememenin sıkıntısını yaşamak tadırlar.
30 günlük uygulama Odamızın görüşlerini doğrulayan ilk sonuçları vermiştir.
örneğin, orta gerilimden enerji talep eden sanayi kuruluşlarının talepleri ne cevap verilememektedir.
Bu konuda mevzuatta bulunan boş luklar sanayi kuruluşlarının hizmete girmesini geciktirmekte, yatırımları engellemektedir.
— Temel amacı "daha çok kâr" olan özel kuruluş, işletmeyi sağlıklı yü rütmek için gerekli araç gerece yatırımlar yapmadığı gibi TEK'in ola naklarından yararlanma becerisini bile gösterememektedir.
— Elektrik, doğası gereği şirketlerin rekabetine elverişli bir meta değildir. Çünkü üretildiği anda tüketilmek du rumundadır.
— Elektrik, üretim, iletim, dağıtım ve satış hizmetleri kanunun çıkarları bakımından tek amacı" daha çok kâr" olan özel sektöre devredile mez.
— Kötü işletmeciliğin sorumlusu olanların, "Devlet bu işi yapamıyor, özel sektör daha iyi yapacaktır." de meleri ancak kendi beceriksizlikleri nin itirafıdır."
ENERJİ ve ÇEVRE SAY ISI İÇİN
DUY URU
Bilindiği üzere; Batı dünyasında yıllar önce gündeme
gelip, şimdilerde sonuçlarının alınmaya başlandığı Türkiye ve Dünyada Çevre Kuruluşları; (Resmi, gönüllü
ÇEVRE konusu, Türkiye'de, yeni yeni ciddi boyutta sözü vb.) tarihçe, mevzuat ve mevzuat boşlukları.
edilir duruma gelmiş bulunmaktadır.
Kömür santrallerinin çevre etkilerini minimize kullanı
Ülkemizin gündemindeki somut gereksinimden hareket lan desürfürizasyon tesisleri
le; Elektrik Mühendisleri Odası Elektrik Mühendisliği Enerji Çevre Maliyet İlişkisi.
Dergisi Yayın Kurulu da, dergimizin Kasım ve Aralık Çevresel Etki değerlendirmesi.
aylarında yayınlanacak olan 37&. ve 377. sayılarını Enerji tasarrufunun, üretim, iletim, dağıtım ve tüketimi
ENERJİ ve ÇEVRE konusuna ayırmış bulunmaktadır. mizin her aşamasında çevreye katkısı.
Hedefimiz, konu ile ilgili bilirkişi ve kuruluşların görüş Enerji planlaması ve bu planlamada çevrenin yeri.
lerini bu sayılarımızda sergilemek olacaktır.
Santrallerin ihale şekli ve elektrik enerji kaynağı seçimi
Böylesine önemli ve güncel bir konuda siz değerli üyeleri arasındaki ilişki.
mizin de söyleyecekleri olacağına inanıyoruz.
'Ticari olmayan'
Konuya ilişkin genel çerçevimiz aşağıdaki gibidir: Elektrik enerjisinin dünyada ve Türkiye'deki tarihsel gelişimi ve mevcut durum.
adı altında tanımlanan enerji kaynakları ve alternatif kaynak olarak gösterilen bu kaynakların gerçekten, tica ri olup olmadığı.
Türkiye ve dünya da, çevre yönünden elektrik enerjisine Enerjinin Özelleştirilmesinin irdelenmesi ve Enerji
bakış ve elektrik enerjisiyle ilgili olarak çevreci görüşün Çevre ilişkisine etkileri (Dünyada ve Türkiyede)
tarihsel gelişimi
Yukarıdaki çerçeve kapsamında ya da enerji ve çevreye
Türkiye ve dünya da termik ve nükleer santrallere muha ilişkin olmak üzere, varsa, bizim göremediğimiz konu
lif olay örnekleri:
larda değerli görüşlerinizi bekler, saygılar' sunarız.
180 375 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
PROF. DR. VURAL AYGEN'I KAYBETTİK
ProfJ)r.
DURAN LEBLEBİCİ, sınıf arkadaşı AYGEN'I ELEKTRİK
MÜHENDİSLİĞİ DERGİStne anlattı.
EMO ANKARA ŞUBESİ
"KÖRFEZ KRİZİ VE İSTENMEY EN SAVAŞ" KONULU TOPLANTI DÜZENLEDİ
İ.T.Ü Elektrik Elektronik Fakültesi öğretim üyelerinden Prof.Dr. Ömer Vural Aygen'i 20 Eylül 1990 perşem be günü kaybettik.
Vural Aygen, 1934 yılında Daday Kastamonu'da doğmuş. Kastamonu Lisesinden mezun olduktan sonra 1983 yılında girdiği İ.T.Ü. Elektrik Fakültesi'nin Kuvvetli Akım Kolu'ndan 1958'de "Yüksek Mühen dis" unvanı ile mezun oldu. Meslek hayatına mezun olduğu fakültenin Enerji Nakli Kürsüsü'nde asistan olarak başlayan Vural Aygen 1970 yılında doktorasını verdi ve 1979 da doçent oldu. Vefat ettiğinde aynı fa kültenin Elektrik Mühendisliği Bölü mü Elektrik Tesisleri Anabilim Dalı'nda profesör olarak görev yap makta idi.
Profesör Aygen İ.T.Ü. de uzun yıllar Enerji İletim Hatları ve Enerji İletim
Sistemleri derslerini büyük bir vu kufla vererek çok sayıda mühendi sin bu alanda sağlam bir formasyon la yetişmelerini sağladı. Ayrıca İ.T.Ü. Sakarya Mühendislik Fakülte si'nde, İ.T.Ü. Makine Fakültesinde ve Yıldız üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nde dersler verdi. Yöneti minde tamamlanan bir doktora tezi, çok sayıda yüksek lisans tezi ve bi tirme ödevi ile öğrencilerinin enerji nakli alanında özgün araştırmalar ve değerli uygulama çalışmaları yap malarına önderlik etti.
Vural Aygen'in meslek hayatında en önemli özelliği, görevine bağlılığı ve titizliği idi. Sakin ve sevecen kişiliği ile meslektaşlarının ve öğrencileri min içten sevgisini ve saygısını ka zanmıştı. Kendisini tanımış olanlar onu hep bu özellikleri ile hatırlaya caklar ve sevgi ile anacaklardır."
AİLESİNE, Y AKINLARINA VE DOSTLARINA BAŞSAĞLIĞI DİLİY ORUZ.
TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ DERGİSİ
— Elektrik Mühendisleri Odası An kara Şubesi'ne bağlı olarak çalışan Eğitim Komisyonu'nun, tüm üyeleri nin katılımına açık olarak düzenle diği "Körfez Krizi ve İstenmeyen Savaş" konulu toplantı 4 Ekim 1990 tarihinde Şube Lokali'nde yapıldı. '
Komisyon üyelerinin konunun de ğişik boyutlarını ortaya koyan birer sunuş yaptıkları toplantıda, katılan üyeler de söz alarak Körfez krizi ile ABD emperyalizmi arasındaki iliş kiye dikkat çektiler.
Savaş ortamına Türkiye'nin çekil mek istenmesi ve bunun ülkemize getireceği sorunlarını da vurgulayan konuşmacılar, özellikle mühendisle rin savaşa niçin karşı olmaları ge rektiği üzerinde durarak, iktidarın, ülkemizi ABD'nin çıkarlarına alet etme girişimlerine karşı demokratik kitle örgütlerinin halkı uyarma görev ve sorumlulukları olduğunu belirtti ler. .
Toplantıda son olarak, bu konuda duyarlılık yaratmak amacıyla Elek trik Mühendisleri Odası'nın öncü lüğünde yapılabilecek etkinlikler önerildi.
375 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
"LAİKLİK DÜŞMANLARI İLE MÜCADELE EDİLMELİ f i
MESLEK ÖRGÜTLERİ, BAHRİY E ÜÇOK CİNAY ETİNİN ARDINDAN ORTAK BASIN AÇIKLAMASI Y APTILAR
Türkiye Barolar Birliği, Türk Mühendis ve
Mimar Odaları Birliği, Türk Tabipler Birliği, Türk Eczacılar Birliği,
Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve
Türk Diş Hekimleri Birliği Başkanları Ankara'da ortak bir toplantı yaparak terör, demokrasi ve laiklik konusunda görüşlerini kamuoyuna duyurdular.
Çetin EMEÇ ve Muammer AKSOY cinayetlerinden sonra BAHRİYE ÜÇOK cinayetinin işleniş biçimine dikkat çekilen açıklamada "Cinayet lerin biçimi, işleniş zamanı, seçilen kurbanlar, toplumda anlamsız bir hesaplaşmadan çok tek elden, tek kafadan, tek merkezden yönlendiri liyormuş kuşkusunu giderek güç lendiriyor." denilerek saldırıların asıl hedefinin laik cumhuriyet olduğu vurgulandı. Açıklamada özetle şu görüşlere yer verildi: "Cumhuriyeti oluşturan devrimlerin ve Atatürk il kelerinin temel unsuru laikliktir. Laikliği dar anlamda "Din ve devlet işlerinin ayrılığı" şeklinde tanımlayıp yorumlamak yanlıştır. Laiklik, dini, toplum yaşamını düzenleyen yönle rinden, bir güç mihrakı olmaktan çı karmış, din sömürüsüne sön ver miş, dini kişi vicdanının korumasına almıştır. Laiklik, teokratik devlet dü zeninden demokratik hukuk devleti ne geçişin simgesidir, şeriat devleti ni bırakıp çağdaş devlet yaratmanın
temel taşıdır, bir uygarlık özgürlük ve çağdaşlık ilkesidir. Neyazık ki cumhuriyetin temeli olan bu ilke, gü nümüz Türkiye'sinde ilk ve orta öğ retimde zorunlu din dersleri okutula rak, üniversitelerimizde kıyafet serbestliği adı altında çağdaşlığa ters düşen giysilere olur verilerek, devlet daireleri ve diğer kamu kuru luşlarında dinci kadrolar oluşturulup mescitler açılarak buralarda zorunlu ve toplu cuma namazları kıldırılarak din sömürüsü yapıp dinsel baskılar kurularak alabildiğine hırpalanmakta hatta yok edilmek istenmektedir. Aslında yok edilmek istenen demok ratik laik, çağdaş Türkiye Cumhu riyetedir. Devlet, terör ve cinayetler karşısında vatandaşını koruyamaz duruma düşürülmüş, insanlar yılgın lığa itilmiş, toplumu çağdaşlıktan uzaklaştırıp şeriat düzenine sokma, tekrar ümmet yapma gayretleri hızlanmıştır.
Devletin görevini yapamayışı, yetki lilerin sorumluluktan uzak vurdum duymaz tutumları bizlerin demokra tik laik cumhuriyete sahip çıkma görevimizi ötelemez, aksine daha da bilinçlendirir, güçlendirir. Terö ristler, laiklik ve demokrasi düşman ları, öncelikle meslek kuruluşlarımızı ve mensuplarını, Atatürk devrimleri nin ve rejimin sahibi ve bekçisi Türk gençliğini, aydınları, Türk işçisini, memurlarını, demokrasi ve laiklik uğruna şehitler vermiş bilinçli Türk basınını aşamayacaklardır; güçleri laikliğin topluma açtığı uygar, çağ daş, insana ve dine saygılı kapılarını kapatmaya yetmeyecektir.
182 375 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
Sorumlular da artık jsade vatandaş gibi olayları kınamayı ve seyirci kal
mayı bir kenara bırakıp demokratik laik cumhuriyete sahip çıkmalıdırlar. Yoksa çok kıymetli zaman geçmek tedir; laik çağdaş ülkemiz sonu gel meyecek iç çatışmaların kucağına itilmek üzeredir.
Biz, kamu kurumu niteliğindeki mes lek kuruluşları, demokratik laik ve
çoğulcu demokrasiden, özgür düşünceden, sosyal hukuk devle tinden, ulusal barış ve çıkarları mızdan yana olan tüm insanları ve halkımızı görevlerini yapmaya, uyanık olmaya; Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, hükümeti, laiklik düşman ları ile mücadelede ödünsüz ve ka rarlı olmaya çağırıyoruz."
TÜMDEVRE TASARIMI TEKNOLOJİ SEMİNERİ
16 Kasım 1990, Cuma TAEAGE Tumdevre Tasarım Merkezi, ODTÜ/Ankara Seminer. lEEE Türkiye bolümü tarafından desteklenmektedir.
TÜBİTAK
O. D. T. 0.
THEINSTITUTEOF EUCTRCALANO ELECTRONICS
E^GMEERSMC
ooooo oı ıo al la aoooo TUTAM
Amaç: Özel Amaçlı Tumdevre tasarım metotlarını tanıtmak ve bilgisayar yazılımları kullanarak uygulamalı örnekler vermek.
Konu: Özel Amaçlı Tümdevrelere (Entegre devreler), klasik baskı devreler üzerine tek tek elemanlarla yapılan devrelerle aynı işi çok daha küçük alanda, daha az güç kullanarak, daha güvenilir bir şeklide ve devrenin tasarım gizliliğini sağlayarak yapabilmektedir. Türkiye'de özel amaçlı tümdevreleri üretecek tesisler olmamasına rağmen, bu devreleri yurt dışındaki fabrika larda üretmek mümkündür, özel Amaçlı Tumdevre üretiminin ilk ve en önemli kısmı olan tasarım ve simülasyonlar bugün artık Türkiye'de yapılabilmektedir.
ODTÜ kampusu içinde bulunan TÜBİTAK Ankara Elektronik Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde (TAEAGE) 1988 yılında "NATO Science for Stability" programı çerçevesinde destekle nen bir proje ile kurulan Tumdevre Tasarım Merkezi sahip ol duğu Apollo İş İstasyonları ve Silvar Lisco ile Gen Rad firmaları na ait CAD yazılımlarıyla 1989'da ilk Özel Amaçlı Tumdevre tasarımlarını yapmış ve tasarlanan devreler Avrupa'daki Silikon fabrikalarında üretilmiştir. Bugüne kadar 'Semi Custom' ve 'Full Custom' CMOS sayısal devrelerden çeşitli Türk firmaları için dört adet tümdevrenin tasarımı tamamlanarak üretilmiştir. Tum devre Tasarım Merkezi Türk Elektonik Endüstrisinin bu konu daki isteklerini karşılamaya hazırdır.
Seminer Programı:
11:45 >13:30 13:30 >14:00
14:00 »14:30
14:30 +14:45 14:45 >15:15 15:15 ^15:45 15:45 ^16:00 1600 >17:00
Öğle Yemeği
Bilgisayar Yazılımları ile Tumdevre tasarımı: Dere şeması girişi ve simülasyon Müh. Mel tem Köseoğlu (TAEGAGE) Bilgisayar yazılımları ile Tumdevre tasarımı: Yerleşim Planı çıkarımı Müh. İlham Torunoğlu (TAEAGE) Ara örnekler ve Uygulamalar 1 Y.Mûh. Gökhan Köseoğlu (TAEAGE) Örnekler ve Uygulamalar 2 Y.MOh.l.Enis UnganfTAEAGE ) Ara
Tartışma
Seminer Tarihi: 16 Kasım 1990, Cuma Y er: Elektrik Elektronik Mühendisliği, D 231 Sevim Tan Anfisi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara.
Katılım Ücreti: 50,000TL(Öğle yemeği ve kurs notları dahil) Seminer lEEE Turkey üyelerine parasızdır. Katılımcılardan 9 Kasım 1990 Cuma gününe kadar banka dekontuyla birlikte ilişik teki formu göndermeleri gerekmektedir.
9:15 ^9:30
9:30 »10:30
10:30 +10:45 10:45 »11:45
Açılış Prof. Dr. Hasan Gûran (TAEAGE MOdOrO) CMOS VILSI Tümdevrelere Giriş
Doç.Dr. Murat Aşkar (ODTÜ)
Ara Sayısal Tumdevre Tasarım Metotları: Teorik ye Uygulamalı ' Prof.Dr. Abdullah Atalar (Bilkente Ün.)
Banka He s a bı: Vakıflar Bankası Ankara Emek Şubesi 40026 No'lu hesap.
Seminer ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için; TAEAGE Tumdevre Tasarım Merkezi'nden Y.Müh. Gökhan Köseoğlu'nu arayınız. Tel:(4) 222 05 06 (4) 222 09 25 Fax:(4) 212 44 58
375 ELEKTRİK f Q Q MÜHENDİSLİĞİ 1 Ö O
8. ULUSAL BİLİŞİM KURULTAY I ANKARA'DA Y APILDI
KURULTAYIN DÖRT AYRI OTURUMUNDA 16 BİLDİRİ SUNULDU
Türkiye Bilişim Derneği (TBD) 8. Ulusal Bilişim Kurultayı 27 29 Eylül tarihlerinde Ankara'da yapıldı.
Karayolları Genel Müdürlüğü Konfe rans Salonu'nda gerçekleştirilen ku rultayda, kuramsal ve uygulamalı alanlarda bilgi işlem dünyasının ve enformasyon sektörünün sorunları na ilişkin çalışmaların aktarıldığı 16 bildiri sunuldu.
sinden sonra açık oturumlara geçi len kurultayda konuşmacılar, otu rum konuları ve bildiri başlıkları şun lardı:
BİLİŞİM İNSANGÜCÜNÜN KARŞILANMASINA İLİŞKİN SORUNLAR (AÇIKOTURUM)
(Vural ATABAY HDTM Ekonomik
Araştırma ve Değerlendirme Genel
Bilgi Yılı ilan edilen 1990'da özellikle ulusal yazılım endüstrisinin sorun ları ve geleceğinin tartışıldığı kurul tayın açılış konuşmalarını Kurultay Yürütme Kurulu Başkanı Nezih Ku leyin ve TBD adına Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Töreci yaptı.
açıkoturum ve bildiriler
Prof.Dr. Bozkurt Güvenç'in "Bilgi, Bilim ve Bilişim" başlıklı açış bildiri
Bilgi,
ve Bilişim
Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Bafkanı Prof. Dr. Bozkurt GÜVENÇ'in fLUlusalBilifim Kurultayı açılış bildirisini tam metin olarak yayınlıyoruz.
Sekizinci Kurultayınızda üçüncü konuşmamı yapıyorum. Onur verici güven ve görevden dolayı Yürütme Kurulu'na teşekkür ederim. Katılanları saygıyla selamlıyorum.
İlk konuşmamda, Basın yayin alanındaki iki yüz yıllık gecikme mizden; ikincisinden ise, eğitim teknolojisindeki geri kalmışlığı mızdan, önceliklerimizden söz etmiştim. Bu kez , bilgi konusunda bir açılış yapmayı kabul ederken, konunun boyutlarını ve güç lüklerini yeterince görememiş ve bilememişim. Bazı kavramsal güçlükleri aşabilmek için, bilgi, bilim ve bilişim ilişkileri üzerinde 'duracağım. Bildirimin ana fikrini şöyle özetleyebilirim:
Her bilimsel veri (bilgi) bilgi öv de, her bilgi, bilimsel bilgi olmaya bilir. Bilişim toplumunun temel sorunları, bu tek yönlü ilişkideki simetrisizlikten kaynaklanıyor olabilir. Bilişim çağının bilgileri, yanlı, yanlış ve yanıltıcı olabilir.
Bilgi, bir iş, konu ve olgu üzerinde bilinenlerin tümüdür. Eğer
184 375 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
hangi iş, konu ve olgu üzerinde durulduğu, durulacağı belli değilse, herşeyler hakkında neler söyleyebiliriz? Söyleyecekle rimizi 20 30 dakikaya nasıl sığıdırabiliriz?
İnsanı öteki canlılardan ayıran doğası, "homo sapens sapiens" yani bildiklerini sorgulayan varlık olabilmesidir. Öylesine evren sel bir nitelik ki, her dil kültür dizgesinde binler ve binlerce söz ve deyim bulunur bilgi ve bilmek üzerine. TDK sözlüğünde yüz lerce sözcük, Aksoy'un deyimler derlemesinde yüzlerce atasö zü bulunuyor.
Insanoğlu'nun imgeler, simgeler ve çeşitli diller aracılığı ile kav rayabildiği olgu, gerçek, yapı ve işlerin tümüne birden "bilgi" adı veriliyor. Bilgi'nin tarihi, kuramı, sosyolojisi, felsefesi, metafi ziği, mantığı, estetiği hatta eleştirisi yapılıyor. Her dünya görüşü, belli bir bilgi birikimi üzerine kurulduğu gibi, her felsefe akımı veya okulunun, olup bitenleri nasıl bildiğimiz, bilebileceği miz, herşeyleri gerçekten bilip bilemediğimiz, bildiklerimizin gerçeklik ve güvenilirliğinden nasıl emin olabileceğimiz soruları üzerine kumlu olduğu söylenebilir. Öyle ki, bilgilerimiz karşı sında bir bilgi sorunumuz da var. Pozitivistte)r! gözlem, deney, varsayım ve irdeleme yöntemiyle, dünya gerçeklerinin bilinebi leceğini kabul ederisan; Agnostikler, bilgi Ve bilmekle ilgili var sayımlarımıza tümden karşı çıkarlar; hatta herhangi bir şeyi
Md. Yrd.) (Bülent GÖNÇ Koç Uni sys Genel Md.), (Prof.Dr. Ali SAA TÇİ H.Ü BMM Bölüm Başkanı), (Caner ÖNER T.C. Ziraat Bankası Gen. Md. Yrd.), (Mustafa ÖZTÜRK BİLTEK Gen. Md.), (Miray TEKEL İOĞLU IBM Türk Ltd. Şti. Gen.Md.)
BİLGİSAY AR DESTEKLİ TA SARIM (Y .Doç.Dr. Seyit GÜLER E.Ü.Bilgisayar Müh.BI. Akıllı Bilgi sayar Destekli Tasarım",), (Varol AKMAN Sibel ADALI Bilkent Ü. Bil gis. ve Enf. Müh. BI.'Bilgisayar des tekli tasarım için kuramsal çerçe ve"), (O.IŞIKLI F. BÜYÜKÖKTEN U.HALICI E.HALICI Halıcı Bilgi İş lem Ltd.Şti." EGS: Etkileşimli Grafik sistemi"),(Semra TUNALI Emrah ORHUN Dokuz Eylül Ü. End. Müh. Bl. E.Ü. Bilgis.Müh. Bl. 'Üretim iz lencemesi için kural dayanıklı bir karar destek sistemi")
BİLGİSAY AR EĞlTİMl (Bircan ŞİMŞEK BİLTEK Yazılım Grubu, H. Altay GÜVENİR Bilkent Ü. "Prog ramlama dilleri öğretimi için akıllı bir BOE yazılım"), (HülyaYAVUZ Metin KÖKSAL IBM BDE Araşt. Geliştir
me Merkezi" BDE'nin başarıya ulaş masını etkileyen faktörler"), (Ahmet KAŞLI Emrah ORHUN E.Ü. Bilgisi. Müh. Bl. "Bilgisayar destekli öğretim izlencelerinin geliştirilmesi"), (Birgül EKELİ, Berkal BAYKAL, Emrah ORHUN E.Ü. Bilgis. Müh. "Hyper text ve öğrenme"),
UY GULAMALAR (Hakan UYSAL, Çağatay ASLAN, Özer M. SAGER, Murat ILIMAN Ortaş A.Ş" Merkez Bakım ünitesi uygulaması"), (Doç, Dr. Erden BAŞER, Arş.Gör. Hakan GÖKMEN, Doç Dr. Orhan TERZİ OĞLU E.Ü. Bilgis. Müh. Bl. "Gene tik hastalıkların teşhisinde yardımcı olacak bir görüntü işleme sisteminin tanıtımı ve gerçekleştirimi"), O.IŞIK LI, F.BÜYÜKÖKTEN, U.HALICI, E. HALICI Halıcı Bilgi İşlem Ltd. Şti.'Veritabanı sistemlerinde resim uygulamalarının saklanabilmesi ve bir uygulama olarak Halbase"), (Ne jat SAROS Em. Gen.Md. Bilgi İşlem Daire Bşk.'Parmakizi ve eşgal tes pit sistemlerinde bilgisayar kullan ma")
BİLGİ İŞLEM MERKEZLERİN DE VERİMLİLİK (Atilla ÖZGİT Ömer ANKAĞAN ODTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığı "Büyükboy bilgi sayar sistemleri seçimindeki dene kizi'nin önemi"), (.Ali ARİFOĞLU ODTÜ Bilgis. Müh.BI. "Nitelikli Bilgi sistemleri geliştirme üzerine yön temler"),(Aliye ÖZCAN Yalçın ESKİ T O R p s T.C. Başbakanlık BİB "Standartlaşmanın önemi Başba kanlık BİB. standartlaşmaya yönelik çalışmalar"), (Mustafa ÖZDENİZ NETAŞ A.Ş. "Bilgi işlem sistemi mu hasebesi").
doğru dürOst bilemeyeceğimizi, bildiklerimizden asla emin ola mayacağımız görüşünü savunurlar. "Bildiğim tek şey varsa hiç bir şey bilmediğimdir" diyen filozofları anımsayalım. Kişiyi, ken dimiz gibi bildiğimiz gözlemi yapılmışsa da kendimizi nasıl bilebileceğimizin yolu yordamı hâlâ açıklanmamıştır. Bu yüz den, "Kendini B/«nek bütün dini, ahlaki öğretilerin en yüce erde mi sayılmıştır. Islamın altıncı şartı "haddini* yerini, sırasını, sınırlarını, yani "kendini bilmektir, "Sen seni bil sen seni, yoksa bildirirler haddini..." sözü buradan desteklenir. Bu deyimdeki bil dirmek, öğretmek anlamında kullanılmıştır. Ozan Yunus, yolunu yordamını açıklamadan, "ilim kendün bilmektir", diyor. Cehaletin bir adı da "kendini bilmezlik" değil midir? Bireysel ve toplumsal düzeylerde?
Bilgi sorunu, dl dilek, öz özlem, düş düşlem, bilim bilmek kav ramlarıyla çok yakından ilgilidir. Güzel ve kıvrak Tükçemiz, zen gin fiil çekimlerine, 6/Amek ve iV/eme mek türlerini de kazandı rmıştır. Bilmek filinin bile bilmek, Bile bileme mek biçimlerini bile kullanabiliriz. Bu cümlede kullandığımız bile sözcüğü, dahi an lamında bir pekiştirici ve güçlendiricidir. Kurultayınızda benim bile konuşmam, yerine göre iyi de kötü de değerlendirilebilir. Bilen kişiye bağlı bir yorum. Yapıp etmek, görmek, düşünmek fillerimizin, yapabrtnek, görebilmek, düşünebilmek biçimleri belli bir işi, göreni, yapma yeteneğimizi, başarma etkimizi, yetkinliği mizi gösterir. Kuvvet, güç, yetki, yetkinlik ve yeterlik koşul larının bil, bil mek ekleriyle dile getirilmesi, Türk dili ve mant ığının, \% bilmeye verdiği yüce değeri yansıtıyor. İşi yapmak için bilmek gerekiyor. Islami töremiz inanca yönelse de, dilimiz bilgi
ve bilmeye sanki öncelik tanıyor. Bilenle bilmeyen hiç bir olabilir mi? Öyleyse neleri nasıl bileceğiz, ne kadar ve doğru bildiğimiz den nasıl emin olabileceğiz Sanırım, düşünce ve bilim tarihinin en çetin sorusu budur, buradadır. Her tarihi çağ, bu soruyu sor muş, sorunu tanım lâmış, yeni baştan yanıtlamak gereğini duy muştur.
Kültür ye uygarlık tarihçilerine göre, insanoğlu bugünkü bilgi, biliş ve bilinç düzeyine belli evre ve aşamalardan geçerek gele bilmiştir. Pozitif felsefenin ilk sözcülerinden August Comte, ünlü toplum sınıflamasıyla ilgili olarak önerdiği teoloji, metafizik ve pozitif bilim evreleri (çağlar); kabaca, bilgi ve bildiklerimizin mythos, ethos ve logos aşamalarına tekabül etmektedir. Ata larımız, önce kendi yaşayıp anlattıkları söylence ve destanların bilgisine; sonra dünyayı ve insanları yaratan tanrı sözünü akta ran dini ahiaki (etnik) bilgilere; en sonra da, insanın kendi yaşamındaki gözlemleriyle, deneyip yanılarak edindiği bilgilere göre algılayıp yorumlamışlardır dünyayı. Bilginin ilk kaynağı ve son durağı logos (akıl) olduğu için, bütün bilgi türlerinin ortak paydasında logos ve lop bulunabilir.
Mythos'a loji eklenince mitoloji; ethos'a loji eklenince etholoji; theos'a loji eklenince teoloji, philos'a loji eklenince filoloji olur. Ancak, bu yapma sözcükler bu tür bilgilerimizin lojik yani bilim sel olduğunu kanıtlamaktan çok, sadece bilimsel (lojik) ölçüt ve yöntemlerle incelenip irdelenebileceğini gösterir. Aslında, mito lojik, etnolojik ve lojik bilgiler, kendi içlerinde ne denli tutarlı ve mantıklı olsalar da, birbirileriyle uzlaşık ve bağdaşık değildirler.
37S ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
Bu tür bilgilerin kaynakları, oluşum süreçleri, değerlendirme ölçütleri son derece farklı/karşıt olabilir. Mitolojik bilgi gücünü/ geçerliğini halkın ortak sözünden; ethik veya etnolojik bilgi gü cünü halkların inancından,' lojik (bilimsel) bilgi ise, güvenirliğini, sorgulama ve sınamaya dayanıklı ve irdelenebilir oluşundan ve kendini yenileme gücünden alır.
Bilginin evrimi, mythos'tan logos'a doğru genel bir gelişme çizgi si izlemekle birlikte; yeni bilgi düzeylerine erişen toplumlar eski tür bilgilerden tümüyle arınamıyor. Söz gelişi, dünyamız bugün bilimsel bilgi çağına erişmiş görünmekle birlikte, bilim öncesi çağların düşünce ve inanç öğelerinden kurtulmuş değiliz. Çünkü ethik bilgi kendi mythos'larını, lojik (bilimsel) bilgi ise kendi mythos'larını ve ethik değerlerini yaratmaya, daha önce kileri yaşatmaya devam etmektedir. Y aygın olarak, bilimsel bil ginin kesin, şaşmaz ve yanılmaz olduğuna inanılır. Oysa bilim sel bilginin üstünlüğü ve gücü şüpheye ve irdelemeye yani eleştiriye açık olmasındadır.
Nice gelişmiş olsa da toplumun, nice iyi eğitim görmüş olsa da kişinin bilim öncesi tortulardan kurtulduğu, bilimsel bilgi düzeyi ne ulaştığı, o düzeyde rahat yaşadığı söylenebilir mi?
Değişik dozlarda/ oranlarda olmak üzere atalardan miras kalan mythos ve ethik tortular varlığını, yaşamını sürdürmektedir. Ge lecek çok da farklı görünmemektedir. Bilim ve bilginin üstün lüğü, ya da egemenliği böyle bir kurultayda yadsınamaz. Ancak, aklın/mantığın bulguladığı, deneyip sınayarak ortaya koyduğu, uyguladığı her tür bilgiyi hertoplumda savunmak pek de kolay olmamaktadır.
Bilgi, hiç kuşkusuz önemli, değerli ve yaşamsaldır. Ama hangi tür bilgi? Hani ne demiş atalarımız türünden mythik bilgi mi; ne buyuruyor kutsal kitabımız türünden ethik bilgi mi; yoksa okulda öğrendiklerimizi tümden yanlışlayan bilimsel araştırmaların bilgi si mi? Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti ideolojisi, bilimi seçmişti ama en hakiki yol göstericinin hangi tür bilgi olduğu tartışmalı değilse de tartışılmaktadır. Bilimsel bilginin törelere ters düş tüğü toplumlarda bilimi egemen kılmak kolay olmuyor. Zaman, sabır, emek istiyor. Bilimin bilgisayarları yarattığı, bilgisayarlarla bilim yapılan bir çağda, bilgisayarla üretilen, yayılan her bilgi bi limsel mi, güvenilir ve geçerli mi? Kanaatimce, bilişim toplum larının ve bilişim toplumu olmaya hazırlanan 2 .ve 3. dünya ülke lerinin temel sorunu budur. Herkesin bilimsel araç ve gereçlerle bilgi üretebileceği bir toplumda, bilginin bilimselliğini kim(ler), hangi yetki ve etkiyle denetleyebilecektir?
Bilimsel bilginin kendi doğasından kaynaklanan başka yapısal sorunları da var. Kısaca "Doğa Tarihi" adı verilen gözlem, veri toplama, sınıflama, varsayımlama ve irdeleme yoluyla genel kuram ve yasalara varma (tümevarım) yöntemi, bilim piramidinin matematikten ilahiyata uzanan katmanlı yapısını delip parça lamış, disiplinleri, ana, yan, alt ve üst dallara bölmüştür. Çağımızın son derece sınırlanmış ve giderek daralan uzmanlık alanında uzman çok şeyler öğrenen kişidir. Sayıları binlere ulaşan akedemik disiplinlerde çalışan uzmanlar artık birbirlerinin dilini bile anlayamaz duruma düştüler. Birkaç disiplinin dilini hâlâ anlayabilen bilgelerin sayısı süratle azalıyor. Bilimsel bilginin yandaşları, mythic ve ethic bilgilerin kusursuz bütünselliği, biçimsel işlerliği karşısında yetersiz ve güçsüz kalıyorlar. Daha yeniyi ve iyiyi üretmek amacıyla Dünya'yı bilgi dünyasının par çalarına ayıran bilim, dağıttığı kurguyu yeniden kuramıyor. Top lum bilimciler modernleşme, iktisatçılar kalkınma stratejilerinde, siyaset bilimciler enflasyonla savaşta; fizikçilerle kimyacılar soğuk füzyonla enerji konusunda anlaşamıyor. Bilimsel üretim
yaygınlaşıyor ama, bilişimiz ve toplumsal bilincimiz sandığımız ca bilimsil bilgilere dayalı değil! Ikiyüz elli yıllık bilim çağı, gide rek bir enformasyon (Bildirişim) devrimine dönüşüyor yüksek teknolojinin yardımıyla. Öğrenebileceğimizden, anlayıp uygu layabileceğimizden çok bilgi üretiyoruz. Uygun ve geçerli bilgiye ulaşmak, bilgiyi yerinde/zamanında kullanmak sorun oluyor.
İletişim teknolojisindeki gelişmelerle hızlanan bilişim devrimi, yepyeni bir dünya yaratıyor. Ulusal devletlerin, bireysel sorun larımıza duyarsız, evrensel sorunlara karşı ise çaresiz kalacağı söyleniyor. X X I. yüzyıl'dan sık sık söz ediyoruz ama nasıl bir dünya olacağını kestiremiyoruz. Bugünlere nerelerden geldiğimi zi bilen tarih, yarın ne yapacağımızı söyleyemiyor. Y akın gele ceği kestiremiyoruz. Fütüroloji ve kurgubilim eserleri bizi olası olanaklar üzerinde düşündürüyor ama kimseye yön ve güven vermiyor; ne yapacağımızı bildirmiyor.
Bilgisayar ağlarına giren verilerin bilimselliğini (geçerlik ve güve nirlik derecesini) denetlemediğimizden, bilişim sistemlerinden yayılan bilgilerden de emin olamıyoruz. Bilginin, bilgiişlemden geçmesi bilimselliği sağlamıyor. Bilişim devrimi, Endüstri devri mindeki yüzlerce yıllık gecikmeyi kapatmış gibi görünürken, tek nolojideki geri kalmışlığımızı ortadan kaldırmıyor. Bilgisayar yazılımı ihracatına gireşen ülkemiz, demiryolu ve tramvay tekno lojilerini ithal etmek zorunda.
Avrupa ülkeleri çok dilli, çok kültürlü ve çok uluslu bir birliğe yö nelirken, küçülen dünyamızı aynı yönde etkileyebilecektir. Bu süreç içinde, bilişim toplumları kendi mythos ve ethoslarını yeni liyorlar. Bilişim çağına yetişmeye çalışan ülkeler ise, bilgi üreti minin veya bilginin kendisinden çok, çağın yarattığı mythoslar dan ve ethic değerlerden etkilenmiş görünüyorlar IBM Fujitsu hız yarışmasını bir futbol kupası gibi uzaktan izliyoruz olaya katılmadan, sonuçtan etkileneceğimizi bilereki
Bilişim çağının mythosları ve ethic değerleri önühde, bilen ve bilge insanın sorunları nelerdir? İnsan, kendi yarattığı dünyanın efendisi kalabilecek mi, yoksa yeni düzenin kölesi mi olacak? Masasının üzerine son kuşaktan bir PC koymakla geleceğe yö nelik güvence ve özgürlük sorunlarını çözümleyebilecek mi?
Bilişim Toplumu'nun üreteceği ve ithal edeceği yüksek teknoloji ler, insanı gerçeğe, özgürlüğe yaklaştıracak mı? İçinde bulun duğumuz bilgi bolluğunun hangisi gerçek? Teknolojinin başdöndü rücü gelişme sürecinde bu lûr sorular soracak bilgelere belki ih tiyaç duyuluyor ama öncelik tanınıyor mu?
Çağdaş Batı uygarlığının dayandığı üç temel ilke şunlardır: 1. Herşey (bilgi)'den şüphe et 2. İnsanca şeyler (Ne kadar karmaşık olsa da) insan olana ya bancı olamaz. 3. Gerçekler insanı özgürlüğe kavuştururlar. Konuşmamı şu üç temel soruyla toparlamak istiyorum: 1. Bilişim toplumlarının ürettiği ve dünyaya yaydığı bilgilerden yeterince şüphe ede WAiyor muyuz? 2. İnsanca sorunlara, insanca bir ilgi ve yakınlık duya bil fyor muyuz? 3. Ürettiğimiz ve yararlandığımız bilgiler bizi daha özgür kıla bil iyor mu?
Bilişim toplumunun ve toplumumuzun güncel bilgi sorunlarını son açık oturumda daha ayrıntılı olarak ele alab/teceğimizi umuyo rum.
Kurultayınıza başarılar dilerim.
186 375 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ