Elektrik Mühendisliği · Sayı 398 · 1996 / 3

BASINDAN

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik

Yıl
1996
Sayfa
5
Okuma süresi
12 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • EMO
  • elektrik kesintisi
  • kurulu güç
  • nükleer santral
  • Asım Rasan
  • enerji darboğazı

Özet

Dönemin basınında yer alan haber derlemesi, hükümetin elektrik kesintisi ve enerji darboğazı iddialarına karşı EMO'nun açıklamalarını ve karşı görüşlerini bir araya getiriyor; EMO, mevcut kurulu gücün talebi karşılayabildiğini, kesintilerin nükleer santral ve özelleştirme politikalarını meşrulaştırmaya yönelik olduğunu savunuyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

SABAH/ 1 1 Mayıs 1 996

Elektrik kesintileri

Eneıji ve T^bii Konaklar Bakanı Hüsnü Doğan,

L Enerji ve kanlığında düzenlediği Tahii Kaynaklar Ba basın toplantısında, ener kanı Hüsnü Doğan, ji darboğazıyla ilgili ra

İtirkiye'nin sonbahardan

Türkiye'nin içinde kamlar verirken şu bilgi bulunduğu enerji darbo leri sundu:

itibaren 1997 ve 1998 yıMında elektrik enerjisi

ğazı nedeniyle sonbahar "Ülkemizde elektrik dan itibaren elektrik ke ' enerjisi üretimi 1995 yı sintilerininbaşlayabilece lında 86 milyar kwh ola

ekeceğin

gini söyledi Bakan Do rak gerçekleşmiştir. ğan, "Elektrik kesintisi Enerji talebinin yılda

, kesinti

programları hazırlana yüzde 9 nispetinde artışla cak. Bu konudaki çahş 2 bin yılında 130 milyar

ı için çalış aşladıklannı:

rhalar başlayacak. Türki kwh seviyesine ulaşması ye, o tecrübeye (elektrik beklenmektedir. Son iki icwyifo \\ *ffnj sflp ı p^ı* dedi yılda sisteme ilave edil

Hüsnü DoganfEnerji Ba mesi gereken 3 bin 500

megawat kurulu güce

karşı ancak 616 MW ilave

yapılabilmiş ve toplam

DEMOKRASİ/ 16 Haziran 1996

kurulu güç 1995 yüı so nunda 20 bin 951 MW ola

rak gerçekleşmiştir. Bu

yıl sonunda sisteme an

cak 266 MW ilave edilebi

lecektir. Buradan çıkan

Elektrik sıkıntısı yok

sonuç şudur: Bu yılın sonbaharından itibaren 1997 ve 1998 yıllarında Önemli sayılabilecek elektrik enerjisi sdantMf

il k l

ki

Elektrik enerjisinde 1995 sonu itibarıyla Tür kiye'nin 21 bin megavratt'hk kurulu gücü dikkate alındığında, 1996 97 yıllarında ener ji kısıtlamasına gerek olmadığı bildirildi.

TMMOB lektrik Mühendisleri Odası'ndan (E MO) yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'den yapı mı süren ve 2001 yılma kadar planlanan santralla nn devreye girmesiyle birlikte, sisteme 14 bin 500 MW'lik güç ilave edileceği vurgulandı. Mevcut kurulu güce eklenecek ilave güçle, elektrik enerji sinde Türkiye'nin kurulu gücünün 2001 yılında 35 bin 632 MW'ye ulaşacağı ifade edilen açıklamada, "Oysa, 2001 için tahmin edilen puant (günlük fii li tüketim) 22 bin 474 MW'dir. Planlanan yatırım ların aksatılmadan yapılması kaydıyla, kurulu güç, puantın çok üzerinde olacaktır" denildi.

Türkiye'de halen 21 bin 132 MW'lik kurulu gü

ce karşılık, günlük puantın en çok 14 bin 165

MW'ye çıktığı da savunulan açıklamada, şu görüş

lere yer verildi: "Veriler Türkiye'de kurulu gücün,

mevcut durumda da puantın yüzde 49 üzerinde ol

duğunu gösteriyor, yanı enerji açığı sözkonusu de

ğildir. Şu andaki kurulu gücümüz dikkate alındı

ğında 1996 ve 1997 yıllarında enerji kısıtlamasına

gerek yoktur. Ayrıca Türkiye, termik ve hidrolik

potansiyelinin ancak yüzde 30'unu kullanır du

rumdadır. Yani ülkemiz temiz enerji kaynaklarını

tüketmiş durumda değildir. Bu tablo, nükleer sanıj

tral kurulmasını zorunlu kılmaz."

Doga •rjidarbogazı

nın

için alınan •

tedbt i anlatırken, im

zaya açılan kararname

konusunda bilgi yerdi.

Bakan Doğan, enerji ithal

ederken Türkiye sınırlan

dışındaki yabana kuru

luş ve şirketlere otomatik

olarak tanınan hakları

eşitlik ilkesi doğrultusun

da Türkiye'de elektrik

üretimi yapacak şirketle

re de tanımak gerektiği

ne işaret ederek, "Karar

name ile elektrik üretimi

ne Yap îşlet Devret mo

delinin tamamıyla dışın

da yeni bir yaklaşım geti

rilmektedir. Yerli veya

yabana şirketlerin kendt

safaip ol&caklan tesislerde

enerji üretimine imkan

verilmekte, bu şirketlerin

iletim ve dağıtım hakkı

ulunrnamakjadır. Ore

j

ş

müştür. Mcak toplu

enerji satışı yapmalarına

imkan verilmiştir" dedi

"TîFT

i: IM o

MİLLİYET/ 4 Haziran 1 996

DEMOKRASİ/ 3 MAYIS 1 996

İthalat gereksiz,

elektriğimiz dört yıl yeter'

Hilal KÖYLÜ ANKARA

Asım Rashan, hükümetin ithali ön plana

ENERJİ üretiminde 21

çıkararak elektrik

bin Megavvatt'lık kurulu

enerjisinde büyük bir

gücün yılda yüzde 8

sıkıntının başgösterdiği

oranında artış

düşüncesini sık sık

gösteren enerji

dile getirmesinin

talebini 2000 yılma

ardında, nükleer

kadar karşılayacağı

santrallere dönük

ileri sürüldü.

planların yattığını

Türkiye Elektrik

ileri sürdü.

Mühendisleri Odası

Türkiye'deki elektrik

(EMO) Başkanı

kaynaklarını iyi

Asım Rashan Enerji

değerlendiremeyen

ve Tabii Kaynaklar

hükümetin, tüm

Bakanı Hüsnü

dünyada karşı

Doğan'ın

Hüsnü Doğan çıkılan nükleer

belirttiğinin aksine

santrallere yeşil ışık

Türkiye'nin elektrikte acil

yaktığını belirten Rashan,

bir ithalata ihtiyacının

"İthal, bizim için son çözüm

olmadığım söyledi.

yoludur, "dedi.

YENİYÜZYIL/ 6 Haziran 1996

'1999'a kadar enerji

darboğazı yok'

Aslı Işık

Ankara Türkiye Elek trik Mühendisleri Odası (EMO) Başkanı Asım Rasan, Türkiye'nin şu anda bir enerji darbo ğazıyla karşı karşıya bu lunmadığını söyledi. EMO'ya göre, Türkiye' de, 1999 yılına yetecek enerji üretimi var.

EMO Başkanı Rasan, mevcut 21 bin megavvatt lık kurulu gücün, yıllık yüzde 8 oranında artış gösteren, enerji talebini 1999 yılına kadar karşıla vabileceğini söyledi. Ra

san, "Şu anda 91.8 milyar kilowatt saatlik bir enerji ye ihtiyacımız var, 2000 yılında ise 124.8 milyar kwh enerjiye ihtiyacımız olacak, üretim kapasite miz de 110 milyar kilo watt saat olduğuna göre, 1999 yılına kadar enerji sorunumuz olmaz" dedi.

Rasan, hükümetin itha latı ön plana çıkararak, ülkede enerji darboğazı yaşandığı düşüncesini sık sık dile getirmesinin ar dında, "yap işlet modeli" ile "nükleer santrallerin" Türkiye'ye dayatılmasının yattığını iddia etti.

Elektrik Enerjisi (2)

G eçen yazımızda (30 Nisan Günlü) ülkeyi elektrik ener jisi açısından asıl sıkıntıya

sokan öğenin yetersiz üretim de

ğil, kurulan üretim kapasitesin

den yararlanamayış olduğunu a

çıklıkla belirtmiştim. Bu kayıpla

rın en önemlisinin Enerji Taşıma

Hatlarında ki kayıp olduğunu ve

bu yolla uğranılan enerji kaybının

yüzde 21'i bulduğunu anlatmış

Aralan Başer KAFAOĞLU

tık. İşin ilk bakışta anlaşılmaya cak yanı şudur: Botun slymnl İkil darlara bu gerçek anlatılmış ve ta

şıma hatlarının düzeltilmesinde

mutlak zorunluluk bulunduğu Mühendis Bürokrasi

since her iktidara anlatılmış iken, istisnasız bütün

iktidarlar bu uyarılara sırt çevirmişlerdir. Bu neden

le on yıllardır taşıma hatlarında önemli bir gelişme

gerçekleştirilmeden enerji üreten tesislere para har

canmış ve bu nedenle de taşımada ki enerji kaybı

durmadan artmıştır. Taşıma tesisi öncelik taşırken ü

retim tesisileri yapılıp kaynak israfına gidilmesinin

bazı başa çıkılamayacak nedenleri vardır. Bunları

dan birincisi üretim tesislerinde yatırım yapmanın

yarattığı dayanılmaz gösteriş olanağıdır. Bu gösteriş

bazı siyasal meyveler toplamaya olanak sağlamakta

dır. Taşıma hatlarına yatırım daha verimli olsa da

gösterişli olmadıkları için siyasilerin sevgilisi olamı

yorlar, ikinci neden ise iktidarların ötedenberi "Mü

tahit Sever" nitelikte oluşmasıdır. Mütahit karları ise

büyük baraj vb inşaatlarında daha çekici olmaktadır.

Doğal ki her elektrik üretim tesisinde krediler, yeni

türbin ihaleleri de devreye girine işen çekiciliği daha

da artmaktaır. Bu nedenle arka plana atılan ama da

ha rasyonel olan Enerji Taşıma Hatları ihmali yıldan

yıla artmaktadır. Ancak kurulmuş elektrik üretim te

sislerinin tam kapasite ile kullanılmayışının tek ne

deni sadece taşıma yetersizliği değildir. Türkiye'de ü

retilen enerjinin yüzde 60 oranı bile kullanılmamak

tadır. Kurulu kapasitelerden tam yararlanma olanağı

sağlansa belki de beş yıl yeni yatırıma gerek kalmaz.

Eksik kullanım yüzde kırk, bunun 21 puanlık kısmı

Taşımadaki kusurlardan kalan 18 puan eksiğin ne

denleri de önlenmelidir. Bu deneler düşük ısılı yakıt

kullanımından kent içi taşımaya kadar çeşitli yerler

de meydana gelebilmektedir. Bu eksikler yeterince

giderilmeden yeni tesisleri ve hele halkın sağlığına

zararlı olduğu bilinen tesislerin yapılması veya işlet

meye alnımasımn kamuoyu baskısıyla önüne geçil

melidir. Orhaneli ve Akkuyu'da halkın özveri duygu

larına doğayı koruma yolunda ki çabalarını iktidarın

ezmesine izin verilmemelidir. Kaldı ki Başbakanın

belki de maksatlı aşırı kötümserliği bir ANAP'lı olan

ilgili Bakanca bile yalanlanmış ise "karanlıkta kala

cağız" feryatlarının arkasında hangi karanlık ve plan

ve hesapların yattığı araştırılmalıdır.

i: : IM o

DEMOKRASİ/ 15 Haziran 1996

EMO:K Medya, nükleer santral istiyor

Son günlerde, Türkiye'de elektrik enerjisi ko nusunda sıkıntı yaşandığı ve Eylül ayında e lektrik kesintilerinin başlayacağı yönündeki medyada çıkan haberlere, konunun uzmanları tara findan tepki gösterildi. TMMOB Elektrik Mühen disleri Odası, Sabah gazetesinde yayınlanan Ey lül'de elektrik kesintisi ve Bulgaristan'dan enerji alı nacağı haberine karşı bir basın açıklaması yaparak, bu haberlerin gerçeği yansıtmadığı belirtildi.

Açıklamada, 1995 yılı itibariyle kumlu gücün, 21

bin 132 megawatt olduğu ve santrallerin yıllık üreti

minin ise 85 milyar kilawatt saat olduğunun altı çi

zildi, öte yandan, "1995 yılı içerisinde puant ise en

çok 14 bin 165 MW dir. Bu veriler şunu göstermek

tedir: Ülkemizdeki kurulu güç, puantın yüzde 49 ü

zerindedir, yani enerji açığı söz konusu değildir. TE

AŞ'ın Mart 1996'daki ölçümlerine göre 26 Mart

1996 salı günü puant, en çok değerine ulaşarak 13.

489 MW'a çıkmıştır. Yani geçen yılki puant gücü

hala yakalanabilmiş değildir" denildi. Sabah gaze

tesinin geleceğe yönelik tahminleri ile Eylül

1996'da enerji kısıtlamasına gideleceği yönündeki

haberlerinin doğru olmadığı belirtilen açıklamada,

şu andaki kurulu güç bile dikkate alındığında 1996

ve 1997 yıllarında enerji kısıtlamasına gerek kal

mayacağı ileri sürüldü ve "Zaten ülkmemiz sözleş

meler gereği Gürcistan ve Nahcıvan'a enerji ver

mektedir" ifadesine yer verildi,

SİYAH/BEYAZ/ 23 Mayıs 1996

EMO'dan Hükümet'e suçlama:

Sonbaharda "kasıtlı kesinti yapılacak

Hükümet'in, enerji krizi iddialarını haklı çıkarmak için, sonbaharda kasıtlı olarak, kesintilere başlayacağı öne sürülüyor.

Aysel KANBER

ANKARA Hükümetin enerji politi kalarının altında bilinçli olarak özelleş tirme ve nükleer santrallann alt yapısını hazırlamak olduğunu iddia eden Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), sonbaharda kasıtlı elektrik kesintilerine gidileceğini öne sürdü. EMO Başkanı Asım Rasan,

Bursa Orhaneli Santaralı'nın açılması konusunda hükümetin ilk açıklamaları öncesinde buna benzer kasıtlı kısıtlama lara gidildiğini ifade etti. Rasan, "Orha neli gündeme getirilmeden önce anza var bahaneleri ile periyodik kesintilere gidildi. Bir arızanın giderilmesi en fazla bir iki saat sürer. Bir haftalık arıza söz konusu olamaz. Bu, bilinçili olarak yapı

lan bir uygulamadır. Hükümet, bu uygu

lamalarını sonbaharda daha da yoğun

laştırarak, enerji darboğazı yaşanacağı

iddialarını haklı çıkarmaya çalışacak"

diye konuştu.

Hükümetin enerji konusunda çeliş

kili açıklamalarda bulunduğunu belirten

Rasan, "Rakamlarda bilinçli olarak sap

malar yapılıyor. Bakan kurulu sisteme

ilave güç yapılması gerektiğini söylü

yor. Zaten Türkiye'nin mevcut sisteme

göre güç fazlası bulunmaktadır. Hükü

metin yapması gereken verimli çalışma

yı sağlamaktır." dedi.

I

Uitli

EE: IM O

3e DERGİSİ / Nisan1996

Termik Santraller Icin Kollar Sıvandı

Türkiye önümüzdeki yıllarda doğabilecek enerji ayığını karşılayabilmek için termik santrallerde yapılacak iyileş tirme çalışmaları ile enerji verimini arttırmayı hedefliyor.

' *.:' .• •'

Son bir yıl içinde santrallerde yapılan iyileştirmeler sonu cu 2.2 milyar kWh daha fazla elektrik üreten Türkiye Elektrik liretim İletişim A.Ş. (TEAŞ) bu rakamı bu sene için 8 milyar k\Vh olarak hedefliyor. TEAŞ Genel Müdürü Mustafa Turhan termik santraller için uygulanan rehabili tasyon projelerinde uzun vadedeki hedefin şu anda % 50 olan üretim kapasitesini % 70'e çıkarmak olduğunu bildir di

Türkiye'de termik santrallerde halen 45 milyar kWh olan yıllık enerji üretimini yükseltmek amacı ile Ambarlı, Oy mapmar. Seyitömer, Kangal ve Yatağan termik santralle rinde pilot uygulamalar başlatılmış ve Turhan'a göre ana amaç santral işletmesini tamamen bilgisayarlı ve uzaktan kumandalı, arıza yer ve tiplerini anında belirleyip önlem ler alıcı hale ulaştırmak ve bu sayede aynı zamanda da kol gücünü en aza indirmek.

Termik santral iyileştirme çalışmalarında finansmanı için

Dünya Bankası kredisi sağlanması konusunda görüşmeie sürüyor ve ilk etapta 80 milyon dolarlık bir harcama plan lanıyor. Mustafa Turhan bu kredi ile Çatalağzı Termil Santrali kül atma tesisleri, Soma, Kangal ve Seyitöme santrallerinin elektro filtre değişimleri, Yatağan santralinir kül siloları, otomasyon sistemleri ile Seyitömer santralinir yanma sistemine yönelik çalışmalar gerçeklenecek.

MİLLİYET/ 5 Nisan 1996

'Elektrik enerjisi

problemi yok'

İSTANBUL

4&jş| _

„

tarafindan yapılan açıklamada, son

günlerde bazı çevreler tarafindan ısrarla

gündeme getirilmek istenen elektrik

enerjisi konusunda, bugünlerde ve yakın

gelecekte bir problem olmadığı belirtildi.

Elektriğin maliyetinin ortalama 7 misline

satılarak bütçe açıklarını kapatma yolu ve

hisse senetlerinin karşılıklannı ödeme

yolu olarak kullanılmasının, son

günlerdeki yaygaranın asıl nedeni olduğu

kaydedildi. Halkın soyulmasına bu kadar

rahat karar veren bir ülkenin olmadığı

ifade edilen açıklamada, "Başbakan hiç

bilmediği bir konu hakkında karar

vermeden önce düşünmeliydi. Kendisini

yönlendirenler zaten bu yanlışlan

yapanlardı" denildi.

DEMOKRASİ/ 24 Nisan 1996

TEAŞ RAPORU

Elektrik'te yeni zam işaretleri

ANKARA Hazine Müsteşarlığı uz manlarının, Türkiye Elektrik Üre tim lletim A.Ş'nin yeniden yapılan dırılmasına ilişkin hazırladıkları ra porda, TEAŞ'ın, 'TEDAŞ'a maliye tinin altında elektrik satışı nedeniyle ekonomik darboğaza girdiği ve yatı rım yapamadığı ileri sürülüyor.

Türkiye'deki KiT'lerin, gelecek 5 yılı içeren ' 'yeniden yapılandırılma sı" ve kuruluşların nakit aktşlan ko nusundaki tüm çalışmaları, 1994 yı lında yapılan sözleşme gereği İngiliz danışmanlık şirketi C and L'ye hazır latîınlırken, Hazine, ilk istisna i uygulama olarak, Teaş ve Çay Kur konusunda, C and L'nin gözetiminde kendi uzmanlarına rapor hazırlattı.

Teaş'ın ''yeniden yapılandırılması

ve nakit akışına" ilişkin raporda, ön celikle TEAŞ'ın en önemli sorunla rından biri olarak değerlendirilen, maliyetin altında elektrik satışı konu suna değinildi.

Y atırım imkanı için zam

Raporda, TEAŞ ile TEDAŞ ara sındaki tarife yapısının, birçok geliş miş ülkede uygulandığı şekilde, TE AŞ lehine iyileştirilmesi halinde, TEAŞ'ın 1996 2000 yıllan arasında, 4.6 milyar dolar tutarındaki yatırı mını finanse edebilecek düzeye gele bileceği vurgulandı. Roparda, TE AŞ'ın, geri ödeme kapasitesinin çok üzerinde borçlanma trendi gösterdi ği ve nakit çıkışlarının yüzde 26'sı, borç ödemeleri olduğu belirtildi.

E: IM o

SİYAH/BEYAZ / 19 Ekim 1995

EVRENSEL / 28 Nisan 1995

'Nükleer savaşa hizmet!5

EMO İzmir Şube Başkanı Musa Öztufan/'Nükleer santraller olmazsa nükleer silahların üretilmesinde kullanılan alutonyumu üretemezsiniz. Nükleer santrallerin kurulmasının ardında nükleer silahlanma vardır" dedi.

Ethem TORUNOĞLU.

TMMOB Çevre Komisyonu Bşk.

Enerji üretim seçenekleri üzerine yapılan tartışmalar, genelde enerji ihtiyaç senaryolarına dayandırılıyor. Bir ülkenin enerji açığının ya da fazlasının olması, gelecek yıllarda ne kadar enerji tüketeceği, kalkınma hizTgîbi'veriler, enefjl'fa'lep'teri ile açıklanmaya çalışılıyor. Ve sonuçta, enerji üretim seçeneği olarak, nükleer, termik ya da doğalgaz gibi seçenekler ortaya atılıyor. Bu seçenekler ise, çoğunlukla ekonomik kısıtlarla sınırlanmış oluyor. Böylece, daha ekonomik, kısacası daha ucuz olan teknoloji ya da enerji üretim seçeneği tercih edilebiliyor.

Örneğin, bu yılın başında Fransa'nın önde gelen haftalık siyasi dergi: terinden L'Express, dünyanın önümüzdeki yıllarda yeni bir enerji krizi ile karşı karşıya kalacağını açıklamıştı. Fransız enerji uzmanı Christian Stoffaes'e göre, dünya ülkeleri bundan 30 yıl öncesine oranla % 30 daha fazla enerji tüket mektedir. Ve, 2025 yılında ise enerji ihtiyacı bugünkü orandan % 65 fazla olacaktır. Bu durumda, enerji açığının kapatılabilmesi için ne yapılması gerektiği sorusuna, Stoffaes'in yanıtı; nükleer santraller ve nükleer enerji olmuştur! Tamamen kapitalizm çıkışlı siyasi ve ekonomik bir bakış... Ancak, bir diğer yandan nükleer santrallerin yarattığı çevre sorunları, özellikle radyoaktif atıklar ve nükleer kaza riski, nükleer enerji yatırımlarının azalmasına neden olmaktadır. Stoffaes'in enerji senaryolarında, Japonya'nın hızlı kalkınması ve kul landığı enerjinin yarattığı petrol krizi saptamasının ardından, güçlü bir Çin'in kalkınma sürecinin sonunda yeni enerji krizleri yaşanabileceği vurgulanmaktadır. Ve, buradan hareketle kullanılan enerji seçeneğinin "siyasi yanı" üzerinde de durulmaktadır. Örneğin; kömürün komünist üretimin, petrol türevleri

ve doğalgazın ise kapitalist üretimin seçeneği olduğu yönünde kategorik bir ayrım yapılabilmektedir. Çok doğaldır ki; bu tür saptamalar ve senaryolar, nerede durduğunuza, nereden baktığınıza ve neyi görmek, çözümlemek istediğinize bağlı görün mektedir. Ve, bu duruş "siyasi" dir. Enerji senaryoları da, işte tam bu noktada ele alınmak durumundadır! Stoffaesgibi "kuzeyli" bakış açısına ; sahf|J •uzmanların, kalkınrri&'pamflg maları ve bazı ülkelerin olası gelişme (nüfus ve ekonomi olarak) eğilimleri ile şekillenen "tezleri" eksik ve. . yanlış olmaya mahkumdur. Çünkü, kuzeyin egemen anlayışı çerçevesinde şekillenen kapitalizmin, sürekli kar olgusu ve doğayı, insanı sömüren üretim tarzı, hiçbir şekilde akılcılığa ve planla maya dayanmamaktadır. Bunun yanında, emperyalizm yeni sömürücü araçları (kirli ve riskli teknoloji trans feri, atık ihracı vb.) ile beslenen bu süreç hep güneyin aleyhine işleyen bir durum halini almıştır. Böylece, enerji politikaları dahil bir çok alan da, sadece "ekonomik gerekçelere" dayanan kararlar alınabilmektedir. Nükleer santral projeleri bu duruma iyi bir örnek olarak gösterilebilir. Nükleer santrallerin 1970'lerin orta larından bu yana ABD ve diğer batılı ülkelerde tartışılır olmasına rağmen, gündeme kalması ve üretim seçeneği olmasının nedeni, diğer alternatifler karşısında oldukça ucuz olmalarıdır. Çevresel riskler taşıyan nükleer ener jinin,"ucuz" bir enerji üretim seçeneği olmasına karşın; halen kömür, petrol gibi geleneksel kay nakların çoğunlukla kullanılması ise unutulan bir soruyu gündeme getirmelidir. Yeni Sömürgecilik! Nükleer santraller, gelişmiş ülkeler için tercih olmaktan çıkarken (Fransa gibi bazı istisna ülkeler hariç) azgelişmiş ülkeler için tek alternatif, kalkınmanın reçetesi olarak sunul maktadır. Bu durumda, enerji senory olarının gerçekliğini ve tarafsızlığını sorgularken, kapitalizmin "bilimsel tarafsızlığı" olamayacağını unutma mak gerekiyor, herhalde.

UMU i l i :