Elektrik Mühendisliği · Sayı 398 · 1996 / 3

T'nin ÖZELLEŞTİRİLMESİNDE İTİCİ GÜÇLER

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1996
Sayfa
3
Okuma süresi
12 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • PTT özelleştirmesi
  • telekomünikasyon
  • GATT
  • GATS
  • ulusaşırı sermaye
  • küreselleşme

Özet

Yazı, Türk Telekom'un (T) özelleştirilmesinin ardındaki uluslararası ve iç dinamikleri; GATT/GATS gibi anlaşmaları, ulusaşırı şirketlerin taleplerini ve özelleştirmenin olası sonuçlarını eleştirel bir bakışla değerlendirmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

T' m ı ı ı.ı 11 ı:ı;

koyarken, T'lerin özel onemı hakkında da bilgi vermektedir. Japonya Ekonomik Sanayi derneğinin 1992 yılında yaptığı bir çalışmaya göre 2000 yılında haberleşme bilgi sektörü pazar hacmi yaklaşık 2.4 trilyon dolar olacaktır. (3)

Böylesi büyük bir pazar iştah kabartmak için yeterlidir. Ulus devletlerin tekelındekı bu pazara ulusaşın dev şirketlerin tamamen hakim olabilmesi için özelleştirmeler şarttır

Hem gelişmiş ülkelerde, hem de Türkiye gibi azgelişmiş ülke lerde T'lerin özelleştirilmesi yönündeki ulusaşın baskıların en önem li nedenlerinden birisi, ulus aşırı sermayenin, ulusal engelleri ortadan kaldırarak dev pazarı ele geçirme isteğidir.

Ö zelleştirme politikaları. Kapitalizmin dünya ölçeğinde yeniden yapılanması doğrultusunda tasarlanmış ve uygula maya geçirilmiş modellerdir. Bundan dolayı Türkiye'de T'nin özelleştirilmesi tartışması da sistemin yeniden yapılanması sürecinin değerlendirilmesi ve telekomünikasyonun bu süreçteki rolü de işlevinin tanımlanması ile anlamlı olacaktır.

GATT (Ticaret ve Tarifeler Genel Anlaşması), yeniden yapılanan dünya sistemi hakkında bazı öngörülerde bulunmamız acısından oldukça önemli veriler içermektedir. GTTT'ın Uruguay Round (I986 I993)'nun sonuç metninde yer alan ve GATS (Hizmetler Ticaret Genel Anlaşması) ana başlığında yapılan düzenlemeler dünya ticaretinde önemli bir dönemeçtir. Bu anlaşma ile ilk defa hizmetler sektörü ticaret anlaşması içinde tanımlanmakta ve düzenlenmektedir. GATS'da belirtilen hizmetler sektörü, mali hizmetler, turizm hizmetleri ve profesyonel iş nizmetleri (danışmanlık, vergi muhasebe, yazılım geliştirme uygulama, ar ge, reklamcılık vb.) olarak tanımlanabilir. (I)

Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi, 8.6.1993 tarihli kararıyla, topluluk üyelerine ulusal telekomünikasyon kuruluşlarını (PTT'lerini) özelleştirmeleri için 1998 yılına kadar süre tanımaktadır. AB'nin sözkonusu karan, GATT ve NAFTA gibi sözleşmelerdeki PTT'lerin özelleştirilmesine ilişkin düzenlemeler, T'nin özelleştirilmesi olgusu nun sadece azgelişmiş ülkelere özgü olmadığını göstermektedir.

Bugüne kadar gelişmiş ve azgelişmiş ülkelerde gerçekleştirilen T özelleştirmeleri değerlendirildiğinde, bu sürecin arkasında farklı dinamiklerin olduğu görülecektir.

Dünya genelinde ve özellikle Türkiye'de T'lerin özelleştirlmesi doğrultusunda ulusaşın baskının, itici güçlerin neler olduğunu gözden geçirdiğimizde haberleşme sektöründe özelleştirmenin sonuçlarına ilişkin öngörülerde bulunabiliriz.

1 T PAZARININ ÖNÜNDEKİ KAMU HİZMETİ ENGELİ ÖZELLEŞTİRME İLE KALDIRILACAKTIR.

Telekomünikasyon hizmetleri, hizmetler sektörünün önemli bir parçasını oluşturur. Hizmetler sektörü, bugüne kadar ulus devlet lerin kimi kısıtlamaları nedeniyle dünya ölçeğinde bir pazara dönüşememiştir.

Ulus devletlerin bu hizmetleri kamu hizmeti olarak veriyor olmasının yanında, gümrük duvarları ile yerli firmaların da korunuyor olması, hizmetler sektöründe ulus aşırı sermayeyi önemli ölçüde sınırlamıştır.

Hizmetler sektörünün oluşturduğu pazarın boyutları, bu sek töre ilişkin dünya ölçeğinde dışsatım verilerinde bulunabilir. Dünya Pazarında hizmetler sektörü dış satım 1980 yılında 370 mil yar dolar, 1 990'larda ise 900 milyar dolardır. Ayrıca dünyadaki toplam yatırım stoğunun (1 trilyon dolar) yarısından fazlası (600 milyar dolar) hizmetler sektöründeki yatırımlardan oluşmaktadır. (2) Hizmetler sektörüne yönelik yukarıda verilen rakamların telekomünikasyon alanındaki karşılığı pazarın büyüklüğünü ortaya

2 TLER EKONOMİ Nİ N SİNİR SİSTEMLERİDİR

Telekomünikasyon gibi sanayiler, bütünleşen dünya ekonomisinin ihtiyaçlarına cevap verebilmek için yeniden yapılanıyor. Bu sanayilerin küresel yapısı özelleştirme süreci içinde yer almalarını gerektirmektedir. (4)

Yukarıdaki sözler. Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı (USAID)'n da özelleştirmenin dünya çapında desteklenmesi faaliyetlerinin sorumlusu HenriattaHolsman Fore'a aittir ve özelleştirme ile yeni dünya sistemi ilişkisine yetkili ağızdan bir açıklama getirmektedir.

Haberleşme teknolojisinin bugün ulaştığı boyut sayesinde, sis temin ekonomik sosyal tüm davranış biçimleri izlenebilmekte ve bilgisayar tuşlarına basarak yönlendirilebilmektedir. Dünya kimi lerinin sanayi ötesi toplum (Tourine), kimilerinin ise enfermasyon çağı, küresel köy (McLuhan) olarak adlandırdığı yeni bir döneme girmiştir. Emperyalist kapitalist sistemin yeni çaÇja adaptasyonu, telekomünikasyon sektörünün çok aktif rol aldığı yeniden yapılanma 'senaryosu' ile gerçekleştirilecektir.

Napoli'de 7 zengin ülkenin bir araya geldiği G 7 toplantısında, Clınton dünya sistemine ilişkin hazırlanan senaryodan sözetmekte dir. 'Napoli'deki 2. hedefimiz, yeni ekonomik düzen için yeni bir altyapı oluşturmak olacaktır. 2 1 . yüzyılın yeni ekonomisinde, fikir leri, bilgiyi ve yatırımı dünya çapında taşıyacak bir sinir sistemi olmalıdır. Bu enformasyon otoyollarının kurulması demektir. Bu altyapıyı kurmalıyız ve üretimi arttırmak için kullanmalıyız ki, büyümeyi gezegenimizin kaynakları çapında genişletelim. (5)

'Osmanlı Imparatorluğu'na demiryolu teknolojisinin girişi ile sayısal iletişimin Türkiye'ye girişi arasında bazı benzerlikler vardır, her iki teknolojide de askeri/stratejik boyut ve telkinler giriş sürecinde etkin olmuştur. (6)

Kapitalizmin ilk dönemlerinde, demiryollarına sahip olmak eski sömürge koşullarında tüm sömürge olanaklarına sahip olmakla eşanlamlıydı.

Bugün ise ekonomi anatomisi'nin sinir sistemi olan telekomünikasyon sektörü aynı öneme sahiptir.

Son 15 yıldır gerçekleştirilen özelleştirmelerle özellikle gelişmekte olan ülkelerin kamu telekomünikasyon firmaları (PTT'ler) birer birer ulusaşın tekellerin ellerine geçmektedir. Böylece sözkonusu ulusaşın tekeller dünya ekonomisinin sinir sistemine dolayısıyla GICE, yeni sömürge olanakları açacak olan kapılara sahip olmaktadırlar.

Kanımızca bu nokta T'lerin özelleştirilmesinde bir itici güç olan Dünya haberleşme pazarına daha fazla mal, hizmet satmak isteğinden, çok daha önemli ve belirleyicidir.

3 ULUSAŞIRI ŞİRKETLERİN TALEPLERİ

Bankacılık ve diğer hizmet sektörlerindeki ulusaşırılık, dünya ekonomisinin şekillenişinde önemli bir eğilim olmuş ve özelleştirme hareketinin itici gücünü oluşturmuştur.

Dünya ölçeğinde yabancı yatırımların % 80'i ile dünya ticare tinin % 70'i, 500 büyük şirket tarafından kontrol edilmektedir.

Dünyanın Gayri Safi Hasılası'nın %30'na sahip olan bu şirketler ağırlıklı olarak Kuzey Amerika. Japonya ve Avrupa'dan yönetilirler. Bazıları ulus devletlerinden daha fazla olan bütçeleri üzerinde ege menliklerini tesis etmişlerdir.

Ulusal sınırları aşmış, dünyanın her tarafına yayılarak sömürü mekanizmalarını kurmuş olan dev ulusaşırı şirketlerin ihtiyaçları, T'lerin özelleştirilmesi sürecinde önemli bir faktördür.

Özellikle bankacılık, sigortacılık ve bir takım borsa, döviz kuru hareketleriyle dünyanın hemen her ülkesinde dilediği gibi hareket edebilen mali sermaye, bu yolla büyük karlar elde etmektedir. Ulusaşırı mali sermayenin gözü kulağı olan, üzerinden milyarlarca doların aktığı haberleşme ağları, teknik altyapı eksiklikleri, ulus devletlerin değişebilen politik tercihleri ve işletme beceriksizliklerine bırakılamayacak kadar önemlidir.

Ulus aşırı mali sermaye bir ülkeye geldiğinde öncelikle mükem mel ve teknolojik gelişmelere göre sürekli yenilenen bir telekomünikasyon altyapısı, ikinci olarak da ucuz bir hizmet isteye cektir. Örneğin Dünyanın en büyük bankalarından biri olan CITIBANK'ın yıllık haberleşme maliyeti yüzmilyarlarca dolardır. Oysa Türkiye'de haberleşme ücretlendirilmesinde, anayasal zorunluluk lardan dolayı gelişmemiş bölgelerdeki telefonon yüksek maliyeti, tüm abonelere yayılmakta ve dengelenmektedir. Çok yoğun mil letlerarası telefon ve data görüşmesi yapan sermaye grupları böyle bir yükü taşımak istememektedir.

4 TNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİNDE İÇSEL NEDENLER

Türkiye'deki özelleştirmelere ilişkin yukarıda açıklanan ulusaşırı

dinamiklere oranla tali olan içsel güçlerden de sözedilebilir.

EBK gibi birtakım KiT'lerin arsa ve diğer mal varlıkları

özelleştirme furyası ile ulusal sermaye tarafından

'agmalanacaktır. Bundan dolayı medya patronlarının da içinde

bulunduğu ulusal sermayemiz yağmadan nasibini alabilmek için

de Türkiye'de özelleştirme politikalarına alkış tutmak, kamuoyunun

yanıltmasında önemli bir işlev görmektedir.

{

Özellikle PTT'nin T'sinin satışından beklenilen gelir, hükümetin

i T'nin özelleştirilmesine önem vermesine neden olmaktadır. Çiller

hükümeti, yaklaşık olarak 5 7 milyar dolar olacağı planlanan T'nin

: satış gelir ile 70 milyar doları aşan dış borcun en azından faizlerini

ödeyerek, geçici bir rahatlama beklenmektedir.

T N İ N ÖZELLEŞTİRİLMESİ İLE BEKLENEN SONUÇLAR....

Dünyada 1984'den bugüne kadar T'sini özelleştirmiş ülkelerin deneyimlerinden de yola çıkarak aşağıdaki çalışmaları yapabiliriz.

T'nin özelleştirilmesi ile devlet tekeli kalkacak, yerine ulusaşırı sermaye tekeli tesis edilecektir. Bunun anlamı ise haberleşme hizmetlerinden yararlanma eşitliğinin ortadan kalkmasıdır. Sadece kar güdüsüyle hareket eden sermaye, gelişmemiş ve daha az kar getirecek bölgelere yatırım yapmayacaktır. Örneğin 49 yıllığına lisans sözleşmesi yoluyla özelleştirilmesi planlanan jetonlu ve kartlı telefonlara yapılacak yatırımlarda özelleştirme sonrasında, gecekondu mahalleleri yerine turistik merkezler tercih edilecektir.

Bu konuda T'de 'gelir paylaşımı' gibi bir takım yöntemlerle başlayan kısmi özelleştirme girişimlerinin sonçları oldukça dikkat •: çekici veriler içermektedir. Örneğin PTT'nin bir takım uluslararası 1 şirketlerle başlattığı GSM cep telefonu uygulaması ile kullanıcı çok i yüksek tarifelerle karşı karşıya kalmıştır. Herhangi bir cep telefonu abonesi şehiriçi şehirlerarası tüm görüşmelerinde, normal tele fonla yapılacak şehirlerarası görüşmelerin 1.5 katı daha fazla ödeme yapmaktadır. Bu miktar gece aramasında 2.5 katına ulaşmaktadır. GSM hizmetlerinin tamamen özelleştirilmediği bu uygulamadaki pahalı hizmet, lisans sözleşmesi yoluyla yapılacak nınn ir"

kapsamlı bir özelleştirmede kullanıcıların nasıl bir uygulamayla karşılaşacağının işaretleridir.

T'nin özelleştirilmesi ile ulusaşırı sermayenin talepleri doğrul tusunda milletlerarası telefon ücretlendırmesınde indirimler yapılacak, buna karşılık şehiriçi şehirlerarası görüşmelerde önemli oranda fiyat artışları yaşanacaktır. (7)

Bugün PTT bünyesinde çalışan onbinlerce çalışanın işgüvencesi, sosyal hakları ortadan kalkacak, işten atmalar yaşanacaktır.

PTT bugün TV aktarıcı verici istasyonlarına 1993 yılında 1 tril yon lira. Posta hizmetleri için 800 milyar lira, telgraf ve teleks hizmetleri için 660 milyar lira sübvansiyon uygulamıştır. Özelleştirme kapsamı dışında kamu hizmetleri, özelleştirme son rasında bütçeye yük oluşturacaktır.

T'nin özelleştirilmesi ile kısa vadede yaşanacağını öngördüğümüz yukarıdaki sonuçlardan çok daha vahimi, orta ve uzun vadede yaşanacaktır.

T N İ N ÖZELLEŞTİRİLMESİ VE ULUS DEVLETİN DEĞİŞEN ÇEHRESİ

McLuhan'ın ilk defa 1963'de kullandığı küreselleşme kavramı, bugün artık özelleştirme ve diğer neo liberal politikalarla yeniden yapılandırılan dünya kapitalizminin kilit kavramı durumundadır. Sermaye ilişkilerinde ulusallığın, küreselliğe doğru dönüşümünün son adımları ikili ve bölgesel ekonomik örgütlenmelerle atılmak tadır.

Avrupa Birliği (Maastrich Anlaşması), Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği anlaşmaları, Orta Asya ülkeleri. Iran ve Türkiye'nin oluşturduğu Ekonomik İşbirliği Örgütü EÇO ve Kuzey Amerika'da NAFTA, bölgesel ekonomik örgütlen melerden sadece birkaçıdır.

Küreselleşmenin ilk basamakları olan bölgesel örgütlenmelerin özelleştirme politikaları incelendiğinde, klasik ulus devlet anlayışında önemli erozyonların sözkonusu oldğu görülecektir. Bir Dünya Bankası belgesinde küreselleşen yeni düzen hakkında kayda değer noktalara değinilmektedir.

'Bu yeni düzen dürya ekonomisinin olağanüstü bir çapta ulus lararasılaştığını göstermiştir. Bu gelişmeler sonucu ulus devletlerin konumları zayıflamış ve artık kendi politikalarını uygulama olanakları azalmıştır. Ulus devletler zayıfladıkça uluslararası birlikler yöresel olarak daha güçlenmiş ve GATT'ın yeni uzantıları da tama men bu anlayışa hizmet eder hale gelmiştir. (8)

Ulus devletlerin kamu yararını gözeten eski görevleri, hizmet lerin özelleştirilmesi ile sona ermektedir. Özellikle T'nin özelleşti rilmesinin sonucunda güç, ulusaşırı sermayeye geçerken, 200 yıllık sınıf mücadelesinin birikimi olan 'burjuva demokrasisi1, zaten sınırlı olan günümüzdeki anlamını da yitirecektir.

İktidar, Dünya Bankası ve IMF gibi devletler üstü mekaniz maların eline geçecek, böylece daha uzak ve daha az hesap verir hale gelecektir. Küreselleşen Dünya'da sermayenin hareketinin önündeki ulusal engeller kaldırılırken, emeğin hareketinin önün deki engeller kalacak, hatta yenileri eklenecektir.

'NAFTA'dan sonra FORD ve GM fabrikalarını Meksika'ya taşıyıp ucuz Meksika emeğini kiralayacaklar, daha sonra da ürettikleri oto mobilleri ABD'ye satacaklar ama bu özgürlük tek yanlı olacaktır. Yani, Meksikalı işçiler sının geçip emeklerini Birleşik Devletler'de satamayacaklardır. Meksikalı işçiler Meksika hükümetinin baskılarını kırıp özgür sendikalar kurarak daha yüksek ücretler için mücadele edemeyeceklerdir. (9)

tüm bunlardan dolayı özelleştirmeler dar anlamda sadece devlet mülkiyetinin devredilmesi, eldeğiştirmesi olarak değil, ulus devletlerin rolündeki, sorumluluklarındaki değişiklikler

ı :IMc

çerçevesinde tanımlanmalıdır. Bankaların, dünyanın bir ucundan diğerine bir anda milyon larca doları transfer edebildikleri, 1990 yılında dünya çapında 2900 bankanın kullandığı SVVIFT adlı dev bir özel telekomünikasy on şebekesi vardır. Ayrıca Cable U/ireless adlı telekomünikasyon şirketi, ulusaşırı şirketlerin hizmetine sunmak üzere Global Digital Highvvay adlı dünya ölçeğindeki özel telekomünikasyon şebekesi projesine muazzam yatırımlar yapmaktadır.

Özel şirket şebekelerinin gelişmesi ve telekomünikasyon alanındaki özelleştirmeler devlet otoritesinin karşısına çıkartılan en güçlü meydan okuma olacaktır. New Hampshire Iniversitesi'nden R.lrvin ve M.Merenda'ya göre:

'Şirket Şebekelerinin rolü ortaya doğrudan ve anında çıkar. Şebekeler kapsam ve şeffaflık açısından ulusal devletlerin vergi koy masını, sermaye akışlarını denetlemesini ve uzun vadede ekonomik faaliyetleri düzenlemesini giderek zorlaşmaktadır. Özel şebekeler ulus devletlerin güç erozyonuna uğrmasına neden ola bilirler. (10)

Tüm bunların sonucunda ulus devletler yokolmayacak, ancak özelleştirmeler 3. dünya hükümetlerinin rolünü, kendi çalışan sınıflarını ve nüfus fazlasını kontrol edebilmek için polislik işlevine indirgeyecektir. ( I I )

Türkiye'de de T'nin özelleştirilmesi ile aynı sürece girilmiş ola caktır. T.C. devleti kamu hizmetlerinden arınmış bir halde halkların, emekçilerin tepesinde sadece polis ve askere dayalı dizginsiz bir zor aygıtı olarak ulusaşırı sermayeye hizmet edecektir.

T N İ N ÖZELLEŞTİRİLMESİ SÜRECİNDE EMO'NUN SORUMLULUĞU

Parlemeto'da üyesi bulunan partilerin programlarının özelleştirme yanlısı olduğu bir Türkiye'de yaşıyoruz. Bazı mil letvekillerinin özelleştirmelere ilişkin Anayasa Mahkemesi ile sınırlı mücadele tarzları, kamuoyunda yanlış bir bilinci öne çıkarmak tadır. Özelleştirmeden doğrudan etkilenecek işçilerin, geniş halk kesimlerinin özelleştirmelere karşı etkin bir mücadelenin örgütlen emedigi günümüzde, özelleştirmeler yapılsın, ama Anayasa'ya uygun olsun şeklindeki anlayışlar kamuoyunda etkili olmaktadır.Zamanla özelleştirme politikalarına karşı muhalefetin tamamıyla bir kaç milletvekilinin Anayasa çerçevesinde yürüttükleri mücadeleye bırakılması sözkonusu olmaktadır.

Bugünkü koşullarda, sendika, demokratik kitle örgütleri ve meslek odaları gibi örgütler özelleştirmelere karşı gerçek ve çok yönlü bir muhalefetinin örgütlenebilmesi görevi ve sorumluluğunun bilincinde olmalıdır.

Özellikle EMO'nun üyelerinin yoğun olarak bulunduğu haber leşme sektörünün özelleştirilmesinin gündemde olduğu bugün, EMO'nun sorumluluğu daha da artmaktadır.

FTT'nin T'sini özelleştirmek üzere DYP SHP koalisyon hüküme tinin yaptığı yasal düzenlemeler sonucunda, 1995 yılında PTT posta ve telekomünikasyon olarak ikiye ayrıldı. Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin uluslararası şirketlere satışını düzenleyen 4107 sayılı yasadan aldığı yetki ile satış hazırlıklarına başladı. Ancak Mümtaz Soysal ve 89 milletvekilinin Anayasa Mahkemesine başvurusu sonucunda 2 Mart 1996 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak 4107 sayılı Yasa'nın bazı maddeleri hakkında yürürlüğü durdurma kararı verildi. 4107 sayılı yasa T'nin özelleştirilmesi konusunda yetkiyi Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na veriyordu.

Anayasa Mahkemesi'nin yürürlüğü durdurma kararı ile Meclis yeni yasa hazırlığına başladı. TBMM'nin bileşimi gözönüne alındığında 1996 yılı sonuna kadar yeni yasa ile T nin özelleşti rilmesi işlemi kaldığı yerden devam edecektir.

Başta EMO olmak üzere halktan, emekten yana olan tüm

güçler T'nin özelleştirilmesinin önünde bir barikat oluşturmak zorundadır. Bu konuda yeni seçilecek EMO Yönetimi aşağıdaki çalıışmaları da içeren çok yönlü bir kampanyayı başlatmak zorun dadır.

IJ EMO, özellikle T özelleştirildikten sonra yaşanacak sonuçlar hakkında hem üyelerimizi hem de kamuoyunu bilgilendirmeyi içeren çalışmalar yapmalıdır. Bu kunuda daha önce T'si özelleştiril miş ülkelerin sonuçlarını kamuoyuna açıklayacak, uluslararası katılımın sağlayacağı geniş çaplı toplantı, panel vb çalışmalar yapılmalıdır. Medyanın kamuoyunu tek yönlü olarak yönlendir diği, olumsuz sonuçlanan özelleştirme deneyimlerini görmezden geldiği dikkate alınmalı, bu örnekler üzerinde yoğunlaşılmalıdır. Özelleştirmeler konusunda akademik, bilimsel raporlara daha çok yer verilmelidir.

2) Haberleşme sektöründe örgütlü ve özelleştirme karşıtı mücadele eden Haber Sen ile ortak eylemler, çalışmalar düzen lenmelidir.

3) Basın ve diğer kitle iletişim araçları ile ilişkiler geliştirilmeli, bu ilişkilerde EMO'nun özelleştirme karşıtı cephede mücadele eden bir örgüt olduğu mesajı net bir şekilde ifade edilmelidir.

4) Özünde özelleştirmeye karşı çıkmayan özelleştirme işgüvencesi verilirse, yasalara uygun olursa yapılabilir anlayışını savunan görüşlerle, özelleştirme politikalarına tümüyle karşı çıkan EMO görüşü arasında kesin bir ayrımı koymak. Yönetim Kurulu Üyeleri'nin asli görevi olmalıdır.

5) EMO, özelleştirmenin Türkiye'de yaşanan devlet işlet melerinin sorunlarına gerçek bir çözüm değil, aslında sermaye sınıfının sorunlarını çözmek için dayatılmış, emekçilere karşı ideolo jik bir saldırı olduğunu, politikasını belirlerken gözönüne almalıdır.

6) EMO özelleştirme karşıtlığını varolan devlet işletmelerini savunarak bugünkü haliyle kalmasını savunmaya indirgememe lidir. Çünkü, özelleştirmeye karşı çıkmak, bugünkü haliyle devletçi ekonomik politikaları savunmak demek değildir.

7) EMO, bugün yanlış yürütülen özelleştirme doğru mudur, yoksa KiT'ler devlet mülkiyetinde kalmaya devam mı etsin şeklin deki tartışmaların dışına çıkmalıdır. Bugün devlet işletmelerinin yaşadığı sorunlar ve çözüm yolları başlığı ile yürütülecek bir tartışmaya ihtiyaç vardır. Bu doğrultuda yapılacak kapsamlı bir memur, bilim adamı, tüm çevre ve örgütlenmelerin katılımıyla gerçekleştirilebilir ve çözüm konusunda yol alınabilir. EMO, böyle bir yaklaşımın bilinciyle özelleştirme politikalarını belirlemelidir.

DİPNOTLAR

I GATTT anlaşması ile birlikte NMFTA (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması) da finansal hareketlere yönelik haberleşme akışının düzenlediği maddeler bulunmaktadır

2. UNCTC. Transnatıonal Corponations, Services and the Uruguay Round 3 Financial Times. August 12, 1992 4. Aktaran Brendan Martin, Özelleştirme Kamu Yararına mı, s 23 5 USIS WIRELWSS File, July 1991 6 Haluk Geray. yayınlanmamış makalesinden . 7 İngiltere, Arjantin ve Meksika'da özelleştirmelerden sonra küçük firmaör ve ev aboneleri için çok pahalı bir telefon ûcretlendırmesı uygulanırken, büyük firmalar ve ulusaşırı firmaların uluslararası telefon görüşmelerinde önemli indirimler yapılmıştır Aktaran TMMOB EMO Ankara Şubesi T Raporu, s .9 8. Herman Daly Robert Goodönd GATT (taslak) aktaran Brendan Martın, age s 194 9 Walter Russel Mead Harper s Magazine. Eylül 1992 10. Manley R. lrwın S Mıchael J Merenda corporale networks and state soverıgnty Telecommmunıcations Policy Aralık 1989 I1 Noam Chomsky Facing the Chailenge s. 148. I