Elektrik Mühendisliği · Sayı 422 · Ağustos 2004
EMO GÜNCESİ
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Oda duyurusu / kurumsal
- Yıl
- 2004
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- EMO Yönetim Kurulu
- Hasan Balıkçı davası
- Türk Telekom özelleştirmesi
- Eğitim-Sen kapatma davası
- TEDAŞ
- Yatağan Termik Santralı
Özet
EMO Yönetim Kurulu'nun Mayıs-Temmuz 2004 dönemindeki toplantı, ziyaret, basın açıklaması ve etkinliklerinin kronolojik özeti ile Diyarbakır Şubesi eski yöneticisi Mahmut Taşkın'ın vefatına ilişkin anma notu yer almaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
27-30 Mayıs-TMMOB 38. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Genel Kurula EMO YK ve diğer EMO delegeleri katıldı.
2 Haziran-Türk Telekom’un özelleştirilmesiyle ilgili yasa tasarısının Meclis’e gelmesi nedeniyle YK Yazman Üyesi M. Sıtkı Çiğdem, TBMM CHP grubuna yasayla ilgili bilgi verdi ve Oda görüşlerini aktardı.
4-5 Haziran-YK Başkan Yardımcısı Mehmet Turgut, Yazman Üyesi M. Sıtkı Çiğdem, YK Üyeleri Cem Kükey ve Medet Şir, Antalya’da, Şube YK ile ortak toplantı ve Danışma Kurulu Toplantısı yaptılar.
8 Haziran-İzmir Şube’nin 36. kuruluş yıldönümü etkinliklerine YK Yazman Üyesi M. Sıtkı Çiğdem katıldı.
11 Haziran-Hasan Balıkçı davasının son duruşması gerçekleştirildi. Sanıklara verilen cezaların açıklandığı duruşmaya Oda adına EMO YK Başkanı Kemal B. Ulusaler, YK Yazman Üyesi M. Sıtkı Çiğdem, İzmir Şube YK Başkanı Musa Çeçen, Denizli Şube YK Başkanı Cengiz Süzük, Adana Şube YK Başkanı Tuncay Özkul, TMMOB Yüksek Onur Kurulu Üyesi Sırdaş Karaboğa, EMO Denetleme Kurulu Üyesi Hasan Azar, İzmir Şube YK Üyesi Mükremin Zülkadiroğlu, Adana Şube YK Başkan Yardımcısı Mehmet Mak, YK Üyesi Ekrem Gültekin, Mersin Şube YK Başkan Yardımcısı İsmail Alkaya, Diyarbakır
Şube YK Üyesi Abdullah Baş ile Yedek YK Üyeleri Metin Aktaş, Ahmet Solmaz katıldılar.
11 Haziran-Hasan Balıkçı davasının son duruşması nedeniyle Oda YK bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, perde arkasındaki katillerin peşinin bırakılmayacağı ve Balıkçı’nın mücadelesinin sürdürüleceği belirtildi.
19 Haziran-Ankara Şube Koordinasyon Kurulu Toplantısı Eskişehir Temsilciliği’nde yapıldı. Toplantıya Oda YK Yazman Üyesi M. Sıtkı Çiğdem, Oda Hukuk Müşaviri Hayati Küçük ve Mali Müşavir Kemal Çelik de katıldılar.
22 Haziran-Oda YK Yazman Üyesi M. Sıtkı Çiğdem, Ankara Şube YK Başkanı Necati İpek ve Av. Zeki Çelikel, 10:00’da ETKB Enerji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Metin Katık’la bir görüşme yaptılar. Görüşmede Elektrik YG Tesisleri İşletme Sorumluluğu Yönetmeliği konusunda Oda görüşleri aktarıldı ve sorunlar hakkında bilgi alışverişi yapıldı.
27 Haziran- NATO Zirvesi’ni ve savaşı protesto amacıyla İstanbul’da yapılan “Gelme Bush” mitingine YK Başkanı Kemal Ulusaler, YK Başkan Yardımcısı Mehmet Turgut, YK Yazman Üyesi M. Sıtkı Çiğdem, YK Üyeleri Medet Şir, Volkan Gürcan ve EMO üyeleri, TMMOB pankartı arkasında EMO pankartı açarak katıldılar.
2 Temmuz-Sıvas katliamının yıldönümü nedeniyle Abdi İpekçi Parkı’nda yapılan mitinge
elektrik mühendisliği 55
YK Başkanı Kemal Ulusaler, YK Sayman Üyesi M. Sıtkı Çiğdem, YK Saymanı Hüseyin Önder ve YK Üyesi Volkan Gürcan ile EMO üyeleri TMMOB pankartı arkasında katıldılar.
3 Temmuz-Oda YK, Onur ve Denetleme Kurulları ile birlikte Şube Yazman ve Saymanlarına Odamız mali ve idari işleyişi ve yönetmeliklerinin uygulanmasına yönelik olarak eğitim verdi.
9 Temmuz-Bursa’da TMMOB İKK’nın 50. yılı İTÜ Sosyal Tesisleri ‘nde yapılan bir geceyle kutlandı. Kutlamaya YK adına Yazman Üye M. Sıtkı Çiğdem katıldı.
12 Temmuz-Türk Telekom’un açıkladığı indirim paketi, arabağlantı anlaşmasının sorumluları ve Yatağan’daki hava kirliliği nedeniyle Oda YK bir basın açıklaması yaptı. “Türk Telekom (TT), dar gelirli vatandaşa indirim değil zam yaptı. Arabağlantı soygununda sorumluluk kimin? “başlıklarını taşıyan açıklamada, şu konulara değinildi: “TT’nin indirim adı altında hazırladığı paketler incelendiğinde telefon abonelerinin %85’i için indirim değil zamlı tarifenin sözkonusu olduğu görülmektedir. Sürekli şehirlerarası ve milletlerarası görüşme yapan büyük şirketlere yönelik hazırlanan ŞirketHATT ile sabit telefonu çok az kullanan aboneler için hazırlanan HesaplıHATT karşılaştırıldığında yapılanın aldatmaca olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Büyük şirketlerin telefon ücreti düşürülmekte, gereken kaynak ise dar gelirli vatandaşın faturalarından elde edilmektedir. İndirim dedikleri, telefonu az kullanan büyük çoğunluk için zararlıdır, üstelik sabit ücrete geri dönülmektedir... Sonuç olarak kurumsal abonelere indirim, dar gelirli vatandaşa ise zam yapılmıştır.
Gazetelere yansıyan haberlere göre, “Türk Telekom A.Ş. ile GSM şirketleri arasında yıllardır süren
“arabağlantı” tartışmasının faturası Telekomünikasyon Kurulu’na çıktı. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı, arabağlantı skandalında Telekomünikasyon Kurulu eski Başkanı Fatih Mehmet Yurdal ile Daire Başkanı Mustafa Ünver’i kurumu 205,2 milyon dolar zarara uğrattığı gerekçesiyle suçlu buldu. Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun koordinatörlüğünde hazırlanan arabağlantı raporunda, Telekomünikasyon Kurulu’nun, arabağlantı yönetmeliğinin 23 Mayıs 2003 tarihinde çıkarıldığı, yönetmeliğin iki yıl geciktirilmesi nedeniyle, Telekom A.Ş.’nin arabağlantıdan zarara uğradığı kaydedildi.”
Bu zararın tek sorumlusu sadece bu iki kişi midir? Yıllar önce GSM şirketleriyle kamu aleyhine arabağlantı anlaşması imzalayanlar ne olacak? Bu kişiler hakkında neden soruşturma yapılmıyor? Elektrik Mühendisleri Odası’nın açtığı dava sonucu ülkeyi zarara uğratan bu anlaşma iptal edilmişti ama ilk sorumlular hakkında hala bir şey duymadık.”
12 Temmuz-Eğitim-Sen’e karşı açılan kapatma davası nedeniyle Oda YK bir basın açıklaması yaptı. “Eğitim-Sen’i kapatma davası, toplumun örgütlenme özgürlüğüne karşı açılmıştır” başlıklı açıklamada, şu görüşler ifade edildi: “KESK Eğitim-Sen’e “demokratikleşme” söylemlerinin yoğunlaştığı bir dönemde, sendikal hak ve özgürlükler sürecinde verdiği mücadele ve savunduğu ilkeler nedeniyle açılan kapatılma davasında Eğitim-Sen’lilerle bir arada duracağız. Biz, Eğitim-Sen’e yönelik her türlü olumsuz girişimi toplumun örgütlenme özgürlüğüne karşı bir kısıtlama olarak değerlendiriyoruz. EğitimSen’in başarıları bizim de başarımızdır. TRT’nin ülkemizde konuşulan çeşitli dillerde yayın yaptığı bir dönemde açılan bu dava, demokratikleşmenin sindirilemediğinin göstergesidir. 13 Temmuz’daki duruşmada EMO, Eğitim-Sen ile, onun onurlu yöneticileri ile birlikte yan yana duracaktır.”
12-13 Temmuz- Eğitim-Sen’e açılan kapatma davası nedeniyle, Ankara Yüksel Caddesi’nde yapılan oturma eylemine Oda YK üyeleri, Ankara Şube YK üyeleri ve EMO üyeleri destek ziyaretinde bulundu. Ertesi Gün duruşmanın yapılacağı Adliye Binası önünde yapılan eylemde de Oda YK üyeleri, Ankara Şube YK üyeleri ve EMO üyeleri bulundu.
13 Temmuz- Elektrik Mühendisleri Odası üç basın açıklaması birden yaptı. Eğitim-Sen’le ilgili kapatma davasının mahkeme tarafından reddedilmemesi üzerine yapılan,”Eğitim-Sen’i kapatma davası, toplumun örgütlenme, ifade ve düşünce özgürlüğüne karşı açılmıştır” başlıklı basın açıklamasında şu görüşlere yer
56 elektrik mühendisliği
verildi: “Ülkemizde ne zaman demokratikleşme yönünde adımlar atılmaya başlansa bu tür uygulamalar gündeme gelmektedir. Eğitim Sen’in anadilde eğitim talebiyle ilgili geçmiş hukuksal süreç de, bu davanın gündeme getirilmesinin hukuksal değil siyasal nedenlerle olduğunu düşündürmektedir. Sendikanın 2002’de yaptığı tüzük değişikliği sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı takipsizlik kararı vermiştir, aynı zamanda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın “tüzükte yasaya aykırı bir durum görülmediği” yönünde kararı bulunmaktadır. Eğitim-Sen’in 1997’de yapılan Demokratik Eğitim Kurultayı bildirilerinin yer aldığı kitapta, eğitimin; laik, demokratik ve anadilde olması, anadilde eğitimin savunulması nedeniyle Ankara 2. no.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde sendika yöneticileri hakkında dava açılmış ve bu dava da beraatle sonuçlanmıştır.
Elektrik Mühendisleri Odası ülkemizin iç barışını, toplumun örgütlenme, ifade ve düşünce özgürlüğünü, demokratikleşme girişimlerini zedeleme, eğitim emekçilerinin demokratik mücadelelerini engelleme anlamına gelecek her türlü girişime karşı Eğitim-Sen’le dayanışma içinde olmaya devam edecektir.”
“TEDAŞ’ta personeli emekliliğe zorladılar, şimdi de personel yetersizliği nedeniyle 4000 sözleşmeli işçi alıyorlar” başlıklı ikinci basın açıklamasında, özelleştirme nedeniyle kurum içerisinde deneyimli personelin tasfiye edildiği, şimdi de kadrolaşma amacıyla personel alımına gidildiği belirtildi. Açıklamada, “Zaten TEDAŞ birimlerinde elektrik dağıtım işletmesi işleri uzun süredir yetersiz sayıda personel ile yürütülmeye çalışılmaktaydı. Kaçak elektrik kullanımı ve iletim hatlarında elektrik kaybının meydana gelmesinin en önemli nedenlerinden biri de personel yetersizliği ve bakım işleri için TEDAŞ’a yeterli ödenek ayrılmamasıydı. Deneyimli elemanların sürgüne gönderilmesi, atılması ve emekliliğe zorlanması sonucu bakım hizmetleri aksamaktaydı.
O zaman sormak gerekir: TEDAŞ personeli neden tasfiye edildi? Yoksa bu uygulamanın arkasında başka amaçlar mı güdülmektedir? Özelleştirme kapsamına alınan bir kurumun özel sektöre devredilmesi aşamasında, iktidar yandaşları, sözleşmeli işçi alımı adı altında, şimdiden kuruma yerleştirilmek mi istenmektedir?
Kaçak takip ve tahsilat işi zaten taşeron firmalara yaptırılmaktaydı. Üstelik, nedense siyasi iktidarlar işi kendileri yürütürken kaçak elektrik miktarını düşük, özelleştirme gündeme geldiğinde ise yüksek göstermektedirler. Bu sayede kurumu düşük fiyata özel sektöre devretmenin yolu da açılmaktadır.” görüşleri ifade edildi.
Yatağan Termik Santralı’ndaki arıtma sisteminin 10 aydır çalışmaması ve meydana gelen çevre kirliliği nedeniyle, “Yine Yatağan yine çevre kirliliği- Ne zaman ders alınacak?” başlıklı basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Havanın zehirlenmesi nedeniyle 1952’de Londra’da, 1930’da Belçika’da yaşanan toplu ölümlerin ülkemizde de yaşanması istenmiyorsa, mevcut tüm termik santrallarda desülfürizasyon tesisleri bir an önce yapılmalı, bu tür yatırımlar için mutlaka ÇED raporu istenmeli, meslek odaları ve çevre kuruluşlarının uyarılarına kulak verilmelidir. Santralların bakım ve onarım hizmetlerinin özel firmalara verilmesi uygulamasından da bir an önce vazgeçilmelidir. Bu denli hayati, insan ve çevre sağlığını ilgilendiren, ülke ekonomisine büyük zararlar veren bir mesele, temel dürtüleri kâr olan firmalara bırakılamaz; bu konuda kamu denetimi zorunludur.” görüşlerine yer verildi.
ACI KAYBIMIZ
Mücadele ve yol arkadaşımız, ağabeyimiz, EMO Diyarbakır Şube 13. Dönem Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Taşkın’ı geçirdiği kalp krizi sonucu kaybettik. Acımız büyük. Ailesi, tüm sevenleri ve mühendis camiasının başı sağ olsun.
MAHMUT TAŞKIN
12.05.1954 tarihinde Tunceli İli Mazgirt İlçesi Kızılkale (Dırban) köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Elazığ’da yaptıktan sonra Lise öğrenimini 05.07.1971 tarihinde Elazığ Lisesi Fen Bölümü’nde tamamladı. 01.02.1977 de E.D.M.M (Elazığ Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi) Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Elektrik Mühendisi olarak Diyarbakır Bayındırlık İl Müdürlüğü’nde 25 yılı aşkın bir süre hizmet verdikten sonra kurumdan emekli oldu. Daha sonra SMM (Serbest Mühendis Müşavir) olarak piyasada çalışmaya devam etti. Evli ve 4 çocuk babası olan Mahmut Taşkın EMO Diyarbakır Şubesi 10. Dönem Yönetim Kurulu’nda görev almış olup halen 13. dönem Şube Yönetim Kurulu’nda Sayman Üye olarak görev yapmaktaydı.
elektrik mühendisliği 57