Elektrik Mühendisliği · Sayı 422 · Ağustos 2004
EMO'DAN
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2004
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 3 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- Hasan Balıkçı davası
- EMO 50. yılı
- nükleer atık
- Akkuyu
- AKP Hükümeti
- Elektrik Enerji Tesisleri Proje Yönetmeliği
Özet
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Kemal B. Ulusaler, Hasan Balıkçı davasının sonuçlanmasına, dayanışma sürecine ve dönemin siyasi-enerji gündemine (özelleştirmeler, nükleer atık depolama girişimleri, yönetmelik değişiklikleri) ilişkin değerlendirmelerini paylaşıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Kemal B. ULUSALER Elektrik Mühendisleri Odası - Yönetim Kurulu Başkanı
MERHABA,
Geçen sayımızda “önümüz yaz, bizleri sıcak günler bekliyor” demiştik.
Gerçekten de yoğun bir gündem ile sıcak geçen günler içinde buluverdik kendimizi. Bu yoğunluk içerisinde iki ayın nasıl geçtiğinin farkına varamadan yeni bir sayı ile tekrar sizlerleyiz.
Madem sıcak ile başladık söze dayanışmanın, barışın,dostluğun, özgürlüğün yoğrulduğu sıcak duygularla hepinize tekrar MERHABA diyoruz.
Geçen sayımızın baskıya girdiği günlerde Hasan Balıkçı arkadaşımızın katilleri de çıkan karar gereği ömür boyu hapis cezalarını çekmek üzere cezaevine giriyorlardı. Her ne kadar adalet suça zemin hazırlayanlara ulaşamadı ise de, özellikle dava sürecinde kararlılık göstererek görevlerini layıkı ile yapan Mahkeme Heyeti sayesinde, toplumun genelinde adalete karşı sarsılan duygular bir nebze olsun onarıldı. Artık tereddütsüz “Urfa’da hakimler var” diyebiliyoruz.
Ayrıca bu davada, davayı özellikle ‘namus cinayeti’ gibi absürd ve gayrı-ahlaki bir zemine çekmek isteyen savunma avukatlarına karşı başarılı bir hukuk mücadelesi veren Avukat Mustafa Cinkılıç nezdinde tüm avukat dostlarımıza bir kez daha teşekkür ediyoruz
Yine dava sürecinde son güne değin yaz-kış demeden Urfa’ya taşınan başta Adana Şubemiz olmak üzere tüm şubelerimize, Oda Onur ve Denetim Kurulu Üyelerine, TMMOB’nin hep yanımızda-yakınımızda gördüğümüz yöneticilerine, bizlere desteklerini esirgemeyerek omuz veren başta KESK olmak üzere emek ve meslek örgütü mensubu dostlarımıza (özellikle Urfalılara) ve bu dava boyunca ilgilerini esigemeyen kameraları, mikrofonları ile gözümüz/ sesimiz olan basın emekçilerine, her celse sonunda sokakta, dükkânda merakla “ne oldu, nasıl gidiyor, cezalarını bulacaklar” diyerek umudumuzu besleyen Urfa halkına sonsuz teşekkürler...
Hep birlikte mafyalaşma, rüşvet ve talan düzenine karşı en güzel dayanışma ve mücadele örneği verdik.
Elbette burada bırakacak değiliz. Bir yandan olayın perde arkasına uzanmaya çalışırken diğer yandan da Hasan arkadaşımızın anısını yaşatarak hep diri tutacak bir kitap çalışmasına başladık. Kasım 2004’te bu kitabı kamuoyuna sunmayı hedefliyoruz.
Ve bu davanın başından beri son ana kadar direncini hiç yitirmeyen sevgili Şengül kardeşimiz ve EMO ailesinin küçük Balıkçıları; her gün sizlerleyiz, her gün bizlerle olacaksınız.
Treni de sabrımızı da raydan çıkardılar
Okumakta olduğunuz bu satırları yazarken bir yandan da bilgisayarın hoparlöründen İlhan Şeşen mırıldanmakta idi.
elektrik mühendisliği 9
“Yine yandı ilk ışıklar kime gideyim, kendisine akan seller gibiyim.”
Türk Telekom’un yabancılara satışının önünü açan, ardından TÜPRAŞ’ı sıraya koyan, küreselleşmeye entegre olmak konusunda kararlı, ABD ve AB‘nin yol haritalarını benimsemiş, ülkemizi nükleer atık deposuna dönüştürmeyi kafasına koymuş, ETKB Enerji İşleri Genel Müdürlüğü bürokratları aracılığıyla Odamıza, üyemizin haklarına saldıran, trenleri de sabrımızı da raydan çıkaran AKP Hükümeti'nden başka ne olabilirdi Şeşen’in şarkısına konu olan “kendisine kapılmış seller gibi” giden... Ve biliyoruz ki hep sel gidiyor kum kalıyor ülkenin yüce divanlarında bir avuç...
Yüce divandan söz açılmışken yazımızın başında hukukta söz etmiştik; bir kez daha görülen o ki, bu ülkede hukuk bizi (EMO’yu) uzak ara takip ediyor. Mesut Yılmaz, Cumhur Ersümer, Zeki Çakan iktidarda iken, EMO hep yaptıklarını vurguluyor, halka karşı suç işlediklerini söylüyordu. Dört yıl sonra bugün adı geçen şahıslar yüce divanda. Evet hukuk/adalet EMO’yu uzak ara takip ediyor.
Sözünü ettiğimiz sıcak/yoğun yaz gündeminde daha neler yok ki; AB’yi bekliyoruz bekliyoruz ki bir gün davet edecek. Oysa onlar davetsiz giriyorlar
kapımızdan, bacamızdan. İtalyanlar zehirli varilleri ile kuzeyden Karadeniz’den geldiler. Fransızlar ve Almanlar daha kibar, onlar Başbakanımızın davetiyle NPI adı altında güneyden Toroslara çıkartma yapıyorlar. Nükleer atıklarını depolamak, Toros Dağlarını nükleer çöplüğe çevirmek üzere...
Siyah-beyaz film gibi...
EMO 50. yılını kutluyor. Elli yıl bir örgüt için gençlik yıllarıdır, delikanlılık yılları. Şüphesiz bu delikanlı Fransız emperyalizmini Akkuyu’dan Akdeniz’e dökecek güce sahiptir.
Bir yandan emperyalizmin saldırıları, bir yandan entegrasyon yasaları, diğer yandan siyasi rant uğruna hızlandırılmış tren faciaları.
Bir yanda ak umutlarımız, diğer yanda 1978 yılında yayınlanan ve bugüne değin uygulanan “Elektrik Enerji Tesisleri Proje Yönetmeliği”ne siyasi yorum getiren ETKB Enerji İşleri Genel Müdürlüğü’nün kara mizahı.
Özetle geçen sayımızdan bugüne yaşadığımız iki aylık süreç siyah-beyaz film gibi biraz.
Ekim sayımızda buluşmak üzere dostlukla, esen kalın...
10 elektrik mühendisliği