Elektrik Mühendisliği · Sayı 424 · Aralık 2004

ALAETTİN ANAHTARCIİKİ YIL GEÇTİ, ÖZLEMİMİZ BİTMEDİ

Elif Anahtarcı, Kızı

Bilim, teknoloji ve meslek tarihi Biyografi ve anma

Yıl
2004
Sayfa
2
Okuma süresi
3 dk
Görüntülenme
0

Konu

Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

Anahtar kelimeler

  • Alaettin Anahtarcı
  • anma yazısı
  • mühendis
  • vefat
  • kızından mektup

Özet

Yazar, iki yıl önce kaybettiği babası mühendis Alaettin Anahtarcı'yı kişiliği, yaşam tarzı ve aile içindeki yeriyle duygusal bir dille anlatan bir anı ve özlem yazısı.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ALAETTİN ANAHTARCI İki Yıl Geçti, Özlemimiz Bitmedi

Elif ANAHTARCI - Kızı (1 Aralık 2004)

Alaettin Anahtarcı’ya Dair

Onun için ilk başta söylenecek tek bir söz var; unutulmazlık!!!

Zaman zaman tıkanır kelimeler boğazıma ondan bahsederken onunla ilgili konuşmak kolay bir şey değildir, hele onu anlatmak çok zordur. Onu tanımayan, onunla sadece beş dakika geçiren bir insan bile, anlar onun nasıl biri olduğunu. Virüs gibi birşeydir benim babam, hemen giriverir insanın kanına, sonra kurtul kurtulabilirsen. Onunla birkez bile rakı sofrasında oturmadıysanız çok şey kaybetmişsizinizdir demektir. Şeker gibi adam olur, çakır keyif olunca benim babam. Yaşamın güzel şey olduğunu anlarsınız, o tok sesiyle, hemen etkisi altına alıverir sizi. Onun bilgi ve görüşlerinden yararlanmak için, keşke biraz daha konuşsa diye bakarsınız gözlerinin içine. Çok kelimeyle boş konuşmak yerine, iki kelimeyle çok şey anlatanlardandır, Alaattin Anahtarcı. Bu anlattıklarım ikinci dubleye kadar olan kısımdır. Babamın ikinci dublesinden sonra memleket meseleleri gündeme gelir, bunu ekonomi takip eder, askerlik anıları derken bir büyüğün dibi görünmüştür bile. Asıl olay bunlardan sonra kopmaktadır, heleki müzikli bir ortam varsa babamın mevlana oynaması kaçınılmazdır.

Kasaba adamıdır benim babam, toprak kokusunu sever, denize aşıktır. Kaşının beyazı yakamozu andırır. Adeta onu gören, işinde bir numara bir mühendis ve başarılı bir yönetici olduğuna asla inanmaz. Onu üzerinde yazın krem rengi bir şort ve üzerinde cepli bir Tshirt (cep şart Samsun sigarası ve gözlüğü için) ayağında Karabiga pazarından alınmış evadan terlik (o terlik asla tam olarak ayağa giyilmez parmaklar biraz geride durur). Kışın ise çok sevdiği oduncu gömlekleri vardır, aynı modelden üç farklı modelde, bordo, mavi ve kahve. Kadife bir pantalon, ayakta da rok tarzı ayakkabılar. Bütün kış bunlarla geçirilir, Nesrin Sultan deli edilirdi... Öyle mutluydu o, kılıktan çok beyne önem vermesinden kaynaklanıyor bence, bir bakarsınız Alaettin Anahtarcı Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde Süleyman Demirel’le poz veriyor (çok sever), bir bakarsınız şarapçı köylü Cemil’le kahvede Cemil’in seyir anılarını konuşuyor. Rahat adamdır, panik yapmaz, olayın mantığına iner ve çözer, olay kapanır.

Aslında ona dair anlatılacak o kadar çok şey var ki, 52 yıla kimbilir bizim bilmediğimiz neler sığdırdı. Ben, onunla dolu pişmanlık duymadım. Kötü günümde o vardı, iyi günümde o vardı. Belki çok hissettirmezdi

100 elektrik mühendisliği

soluğunu ensemde ama uzaktan kumanda ederdi olayları (Genciz özgürlüğümüze düşkünüz ya o mutlaka doğrudur. Şu an içimin acımasının nedeni de o doğru ve yanlışları kendim bulmak zorunda olmam, belki de bulamamda...)

Şu an bu mezarda o yatmıyor aslında. Ben ona inanmıyorum, o şu an yurtdışı gezisinde; Rusya büyük ihtimalle. Anlam veremediğim bir düşkünlüğü söz konusuydu oraya. Kısa süre sonra dönecek ve ona ısmarladığım, şarkı söyleyen bebeği bana yine getirecek ve, o bebek hiç susmayacak, hep şarkı söyleyecek...

Onsuz geçirdiğim şu iki yılın her gününde lanet okudum, zaman zaman kaderime isyan ettim. Yeri geldi yumrukladım duvarları, parçalarcasına kaderimi...Hala kalbimi acıtan bir yaradır Alaettin Anahtarcı’nın bana elveda derken ki bakışları hala gözlerimde o sıcacık kahverengi gözleri. O gözler, henüz kansere yenilmemişti kızına son sözlerini anlatırken. Biraz kaygılı ve cesurca bakıyordu. Hiçbir zaman yenilgiyi kabul etmedi Alaettin Anahtarcı, etmezdi de çaresizlik olmasaydı. Kanser zannetmezsin ki benim babamı yendiğini, kanser sadece onun bedenine sahip oldu. Sevinmesin bir ailenin daha yuvasını yıktım diye. Benim aslan babamın ruhu, sevgisi, bembeyaz kalbi hala benimle,

onun ruhuna asla ve asla sahip olamadı. Çünkü o benimle, kardeşimle ve annemle, emanet bıraktı bizi dünyada zamanı gelince gelip alacak...

Şu an yanınızda olamadığım için öncelikle, sevgili

babamdan sonra siz değerli dostlarından çok özür

diliyorum ve hepinize ailem adına çok teşekkür ediyorum...

<

elektrik mühendisliği 101