Elektrik Mühendisliği · Sayı 438 · Mart 2010
BAZ İSTASYONLARINA DENETİM GEREKLİ
Elektromanyetik alanlar ve sağlık Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2010
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 6 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Elektromanyetik alanlar ve sağlık
İlgili: Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık, Mevzuat ve hukuk
Anahtar kelimeler
- baz istasyonu
- elektromanyetik kirlilik
- GSM
- BTK
- Tarık Öden
- güvenlik mesafesi
Özet
EMO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tarık Öden, Türkiye Belediyeler Birliği toplantısında baz istasyonlarının yol açtığı elektromanyetik kirliliğe dikkat çekerek yer seçimi, limit değerler ve denetim konusunda öneriler sundu.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
EMO 41. Dönem Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Öden, “GSM (Baz) İstasyonlarının Yer Seçiminde Belediyelerin Rolü II. Etap Toplantısı”nda sunum yaptı…
EMO 41. Dönem Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tarık Öden, Türkiye Belediyeler Birliği tarafından Ankara’da Grand Rixos Otel’de 15-18 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen “GSM (Baz) İstasyonlarının Yer Seçiminde Belediyelerin Rolü II. Etap Toplantısı”na konuşmacı olarak katıldı. Öden, etkinlik kapsamında ikinci gün gerçekleştirilen ikinci oturumda, “Elektromanyetik Kirlilik, GSM Baz İstasyonları” başlıklı bir sunum yaptı. Sunumunda baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik kirlilik hakkında bilgi veren Öden, çeşitli uyarılarda bulundu.
EMO 41. Dönem Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Öden, mevcut GSM baz istasyonlarının oluşturduğu elektromanyetik kirliliğin yanı sıra 3. Nesil (3N/3G) GSM baz istasyonlarının da hizmete girmesi ile birlikte elektromanyetik kirlilik konusuna ilişkin endişelerin gittikçe arttığına dikkat çekerek konuşmasına başladı. “Şehir merkezlerinde ve yapılaşmanın yoğun olduğu alanlarda neredeyse 100 metrede bir, baz istasyonları ile karşılaşıyoruz” diyen Öden, 3G ile görüşme yapılan bölgedeki baz istasyonunun kapsadığı alanın içinde ne kadar çok abone iletişim halinde ise, veri iletim hızının da o ölçüde düştüğüne dikkat çekerek, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bugün Türkiye’deki GSM baz istasyonu sayısı 38 binin üzerine çıkmış durumda. Yüksek hızlı veri iletimi taleplerindeki artış ile önümüzdeki yıllarda 3G kapsama
alanının genişlemesi ve bunun sonucunda baz istasyonu sayısında önemli bir artış olacağı açıktır. Özellikle şehir merkezleri ve yoğun yerleşim alanlarında balkonlara yakın bina yan cephelerine, bina teras ve çatılarına, aydınlatma direklerine konulan baz istasyonlarının, yer seçimi başta olmak üzere, montaj ve kurulum esaslarına ilişkin yönetmeliğin uygulanmasındaki sorunlar, limit değerleri konusundaki endişeler, güvenlik mesafesine ilişkin tartışmalar, görüntü kirliliği, tesislere ilişkin uyarı-tehlike levha-
116 elektrik mühendisliği, 438. sayı, mart 2010
larının kullanılmaması gibi kriteri değerlendirdiğimizde; tesislerin önemli bölümünün tartışılacak nitelikte olduğunu vurgulamak gerekir.”
Limit Değerler Düşürülerek, Risk Azaltılabilir
Baz istasyonlarının yaşam alanlarına olan uzaklığı konusunda sabit bir mesafeden söz edilemeyeceğini, frekansa bağlı olarak elektrik alan şiddeti limit
değeri, çıkış gücü ve anten kazancı gibi değişken parametrelere göre hesaplama yapıldığını anlatan Öden, limit değerlerin kaygıların dikkate alınarak düşürülmesi gerektiğini söyledi. Tarık Öden, 1998 yılında Uluslararası Nonİyonizan Radyasyondan Korunma Komisyonu (ICNIRP) tarafından uluslararası standartlar oluşturulduğunu, ancak standartların oluşturulmasında radyasyonun yalnızca ısı etkisinin göz önüne alındığını, canlılar üzerindeki diğer biyolojik etkileri dikkate alan
standartların henüz oluşturulmadığını kaydetti.
Tarık Öden, elektrik alan şiddeti limit değerlerinin önerildiği biçimde; 900 MHz için 4V/m, 1800 ve 2100 MHz için 6 V/m ye düşürülmesi halinde “örneğin: 10 metrelik güvenlik mesafesinin 25 metreye çıkmış olacağını” ifade ederek, “Böylece risk oranının büyük ölçüde azaltılması sağlanabilecektir” dedi.
Baz İstasyonları Şehir Dışına Taşınamaz
Öden, baz istasyonlarının yerleşim birimlerinin dışına çıkartılmasına yönelik görüşlere teknik olarak şu yanıtı verdi:
“Baz istasyonlarının şehir dışında yüksek kulelerde toplanması teknik olarak imkânsızdır. Baz istasyonlarının teknik özelliği gereği hücresel yapıda kurulması gerekmektedir. Şehir dışında kurulması halinde, baz istasyonlarının yüksek güçle yayın yapması gerekecektir. Yüksek güçle çalışacak bu istasyonlar, istenilen seviyede kapsama alanını sağlayamayacağı gibi ciddi bir biçimde elektromanyetik kirliliğe de sebep olacaktır. Baz istasyonu yoğunluğunun düşürülmesi için, mümkün olduğunca ve haberleşmeyi aksatmayacak bir biçimde, yaşam alanlarından uzaklaştırılmaları gerekmektedir. Anten ve kulelerin kurulacağı yerler, insanların maruziyetini en aza indirgeyecek şekilde planlanmalıdır. Baz istasyonunun binanın çatısına kurulmasının zorunlu olduğu durumlarda binanın çevre binalardan daha yüksek olması gerekmektedir. Japonya ve Çin’de yapılan uygulamalarda yüksek binaların üzerine platform yapılmakta ve anten pilonları (kule) bu platformun üzerine monte edilmektedir. Böylece antenlerle yaşam alanları arasındaki mesafe artmakta insanların RF sinyallerinden etkilenmesi asgari bir düzeye çekilmektedir.”
elektrik mühendisliği, 438. sayı, mart 2010 117
Baz İstasyonu Kurulumu Ciddi Denetime Muhtaç
Baz istasyonları konusunda yargı tarafından alınan kararlara işaret eden Öden, “Yargıtay tarafından alınan kararlar değerlendirildiğinde baz istasyonlarının kurulumunda ciddi denetimlerin yapılması gerektiği ortaya çıkmaktadır” dedi. Tarık Öden, Mayıs 2009’da yayımlanan yönetmelikle il mahalli çevre kurullarının devredışı bırakılarak, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) tek yetkili kuruluş haline getirilmesini eleştirerek, şöyle konuştu:
“Bu sıkıntıların giderilmesi ve kamu sağlığı için gerekli tedbirlerin alınması suretiyle halkın fiziki ve psikolojik olarak rahatlatılmasında BTK kamu yararı doğrultusunda yerel yönetimlerle, üniversiteler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile koordinasyon içinde olmalıdır. BTK’ya bağlı 11 bölge müdürlüğünün yurt genelinde denetim ve kontrolü yeterince uygulayabilecek yapılanmaya sahip olmaması nedeniyle elektromanyetik kirliliğin denetimi konusunda sıkıntı yaşanmasına neden olunmaktadır.
Bu boşluğun giderilmesi için, il mahalli çevre kurullarının yetkileri artırılarak iade edilmesi ve yerel yönetimlerin bu alana müdahil olması sağlanmalıdır.”
Denetim Önerileri
EMO 41. Dönem Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Öden, baz istasyonlarının kurulumu ve denetimi konusunda da şu önerileri gündeme getirdi:
“1- Yerel yönetimler; Baz istasyonlarının inşa edilmesinde imar ruhsatı müracaatlarında anten ve kulelerin kurulacağı yerlerin, insanların maruziyetini en aza indirgeyecek şekilde ve görüntü kirliliğine neden olmayacak bir biçimde planlandığı konusunda ölçekli çizimleri içeren teknik bilgi ve belgeleri talep etmelidir. 2- Baz istasyonlarının inşa edilmesinde cep telefonu işletmecileri; yerel yönetimlere, kurdukları antenin yükseklik, frekans, güç yoğunluğu ve elektromanyetik alan şiddeti gibi teknik detayları içeren; 16 Mayıs 2009 tarihinde yürürlüğe giren “Elektronik Haberleşme Cihazlarına Güvenlik
Sertifikası Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik” uyarınca hazırlanması gereken ölçüm değerleri tablosu ve güvenlik sertifikası bilgilerini vermekle yükümlü tutulmalıdır. 3- Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde, kent merkezlerinde ve kırsal alanlarda bulunan GSM baz istasyonlarının yerleri, sayısı, yaydıkları frekanslar haritalarda gösterilmiş ve halkın bilgisine sunulmuştur. Yerel yönetimlerimiz; BTK’nın da katkılarıyla baz istasyonları raporlarının güncelleştirilmiş listelerini tutmak, baz istasyonu envanterini çıkartmak, haritalandırmasını yapmak ve gerektiğinde bu bilgileri halka vermekle yükümlü olmalıdır. 4- Her vatandaş yaşadığı şehir ve mahalle ile ilgili söz konusu bilgileri yerel yönetimlerden ücretsiz telefon hattı aracılığı ile kolaylıkla temin edebilmeli ve her türlü bilgiye web sitelerinde de yer verilerek, bilgiye herkesin ulaşabilmesi sağlamalıdırlar. 5- Avrupa ülkelerinde insanların yoğun elektromanyetik dalgalara maruz kalmamaları için baz istasyonlarının üzerine rahatlıkla görülebilecek biçimde tehlike veya güvenlik levhaları konulmaktadır. Ülkemizde ise, baz istasyonlarının vatandaştan gizlendiği uygulamalarla karşılaşıyoruz. Baz istasyonlarına tehlike ve güvenlik levhalarının konulması yönetmeliklerle zorunlu hale getirilmelidir. 6- Ayrıca baz istasyonlarının çağdaş ve modern kent görünümünü sıkıntıya sokmayacak, tarihi ve kültürel dokuyu gölgelemeyecek mekânlarda kurulmasına özen gösterilmelidir. 7- Elektromanyetik kirliliğin denetimi, kuruluş yeri seçimi, yönetmelik çerçevesinde montaj esaslarına uygunluk ve görüntü kirliliğinin engellenmesine ilişkin çalışmalarda yerel yönetimler; üniversitelerle ve kamu kurumu niteliğindeki meslek odaları ile koordinasyon halinde olmalı görüş ve önerilerinden faydalanılmalıdır.” <
118 elektrik mühendisliği, 438. sayı, mart 2010
8 MART 100. YILINDA MEYDANLARDA KUTLANDI
8Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü 100. yılında İstanbul, Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenen miting, yürüyüş ve etkinliklerle coşkulu bir şekilde kutlandı. Kadınlar; halaylar, alkışlar, sloganlar ve zılgıtlar eşliğinde, savaş, taciz, tecavüz, erkek egemenliği, cinsel ayırımcılık ve kadın emeğinin sömürüsüne karşı seslerini yükseltti.
Ankara’da, “8 Mart Kadın Platformu” adı altında toplanan kadınlar ve kadın örgütleri, öğle saatlerinde Kolej Kavşağı’nda bir araya geldi. Davul ve tef eşliğinde halaylar çekip, dans eden kadınlar, renkli görüntüler oluşturdu. “100. yılda dünyayı saracak, sarsacak gücümüz var” pankartı açarak kortej oluşturan kadınlar, Ziya Gökalp Caddesi’ne kadar, “Yaşasın kadın dayanışması”, “8 Mart emekçi kadınlarındır”, “Kadın özgürse yeryüzü özgürdür”, “Kadın erkek el ele mücadeleye” “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop; inadına isyan, inadına özgürlük”, “Tacize, tecavüze son” sloganları atarak mitingin yapılacağı SSK İş Hanı’na yürüdü. Yolu araç trafiğine kapatan kadınlar, polisin panzerlerle oluşturduğu barikat önünde toplandı.
Diyarbakır’dan etkinliğe katılan ve mitingde ilk sözü alan TEKEL İşçisi Ayşem Yılmaz, Türkiye’de çalışan bir kadın olarak yaşadığı sıkıntıları anlattı. 80 gün TEKEL işçilerinin büyük mücadele verdiğine dikkat çeken Yılmaz, gelecekleri için haklı davalarında mücadele etmeye devam edeceklerini kaydetti. Türk Tabipleri Birliği tarafından ödüle
layık görülen Yılmaz, ödülünü alkış ve ıslıklar eşliğinde aldı.
Dayanışma ve Mücadele Vurgusu
Mitingde, 8 Mart Kadın Platformu adına yapılan açıklama Türkçe ve Kürtçe olarak okundu. 8 Mart’ın 100. yılında bütün dünyada milyonlarca kadının özgürlük, eşitlik, kardeşlik ve barış için sokaklara çıktığı belirtilen açıklamada, “Namus cinayetlerinde katledilsek de var olacağız. Tecavüzle, tacizle sindirilmeye çalışılsak da haykıracağız. Savaşlarda öldürülen nefret cinayetlerine katledilen, cezaevlerine hapsedilen Kürt, Türk, Ermeni, Laz, Çerkez kadınlarla adımlayacağız sokakları, dışarıda emeği sömürülen, ev içinde emeği görünmeyen kadınlar
elektrik mühendisliği, 438. sayı, mart 2010 119