Elektrik Mühendisliği · Sayı 451 · Ağustos 2014
SOMA FACİASI’NIN GÜN YÜZÜNE ÇIKARDIKLARI
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2014
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Mevzuat ve hukuk
Anahtar kelimeler
- Soma faciası
- maden kazası
- iş güvenliği
- kömür madenciliği
- özelleştirme
- taşeronlaşma
Özet
Yazar, 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma Faciası'nın ardındaki nedenleri kömür sektöründeki özelleştirme, taşeronlaşma, denetim zafiyeti ve mevzuat eksiklikleri açısından değerlendiriyor. Kurumsal kültürsüz özel firmaların iş güvenliği standartlarını yeterince karşılayamadığını vurgulayarak sektörde radikal değişim çağrısı yapıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Dr. Nejat Tamzok Maden Yüksek Mühendisi [email protected]
2014 yılı Mayıs ayının on üçüncü günü öğleden sonra saat üçü on geçe Soma’da zaman bir an durdu.
O anın sonrasında kıyamet vardı. O anın sonrasında Dünya madencilik tarihinin en acı sayfaları arasında yer alacak bir olay yaşandı. Yeraltı kömür ocağındaki faciada 301 maden emekçisi yaşamını yitirdi. Ülke yasa boğuldu.
Aslında, kömür madenciliğinin geçmişi acılarla doludur. Ölüm hiç eksik olmamıştır. Ama böylesi facialar, üretimin büyük ölçüde emek yoğun yapıldığı uzak bir geçmişin örnekleridir.
Günümüzde, madencilik teknolojilerinin, iş güvenliği ve çalışma standartlarının ulaştığı düzey dikkate alındığında, böylesi faciaların, ancak insan yaşamına hiçbir değerin verilmediği, para kazanma uğruna tüm kuralların göz ardı edilebildiği ülkelerde ortaya çıkması mümkündür.
Madencilik endüstrisindeki kazalar; insanlığın on yıllarca süren çabaları sonunda ciddi oranda azaltılabilmiştir. Bugün, beş veya daha fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan maden kazalarına, artık neredeyse hiç rastlanılmamaktadır. 301 kişinin yaşamını yitirdiği bir kazaya ise, neredeyse başka bir evrenin vukuatı gibi bakılmaktadır.
Türkiye ise son yıllarda sürekli olarak maden kazalarıyla Dünya’nın gündemine gelmekte ve madencilikteki iş güvenliği alanında en kötü Dünya rekorlarına her geçen yıl bir yenisini eklemekte. Bugün, İnternet arama motorlarına “maden kazaları” ifadesini hangi dilde yazsanız, karşınıza ilk çıkan ülke Türkiye olmakta. Durum böyle olunca, Dünya madencilik çevreleri, giderek daha fazla Türkiye’yi tartışmaktalar.
Peki, Soma Faciası’nın nedenleri nelerdir?
Facianın nedenleri, bilimsel yöntemler kullanılarak elde edilecek somut ve önyargısız verilerin yine bilimsel ilkeler çerçevesinde analizi sonucunda elde edilebilir. Bunun dışındaki yöntemlerle üretilecek her türlü bilgi, bir taraftan büyük haksızlıklara yol açabilecek diğer taraftan gelecekte böylesi olayları önlemeye yönelik tedbirlerin geliştirilmesine engel olacaktır.
Kazanın oluş şeklinin, bilimsel ve teknik nedenlerinin bu konuda uzman kişiler tarafından araştırılıp belirlenmesi son derece önemlidir. Yangın nerede, ne zaman ve neden başlamıştır, ocağın projesi, tasarımı doğru mudur, havalandırma sistemi yeterli midir? Bunların hepsinin en doğru şekilde cevaplandırılması gerekmektedir.
Ancak, bu facianın nedenlerini ortaya koymada sadece teknik bir analiz yeterli olacak mıdır?
Facianın yaşandığı anın öncesine ilişkin sorumluluklar, kimlere ve hangi kurumlara ne ölçüde düşmektedir?
Faciada, kamu adına görev yapan kurumların sorumlulukları nedir? Kaynakların ülke menfaatlerine en uygun şekilde ve en yüksek işçi sağlığı ve güvenliği standartlarında üretilmesinden sorumlu kamu kuruluşlarının, görevlerini, toplumun kendilerinden beklediği ölçülerde yerine getirip getirmedikleri sorgulanmalıdır.
Üretim fonksiyonlarını özel sektöre devrettiklerinde mühendislik işlev ve yetenekleri de giderek aşınan, böylelikle iş güvenliği konusundaki yetkinlikleri de zayıflayan kamu kuruluşlarının mevcut yapıları yeniden gözden geçirilmelidir. Kömür üretimi gibi son derece özel bir alanda dışarıdan hizmet alan kuruluşlardaki mühendislik yeteneklerinin, iş yaptırılan firmalara göre çok daha mükemmel olması gerektiği asla unutulmamalıdır.
En tehlikeli iş kolları arasında bulunan kömür madenciliğinin kendisine özgü koşulları bulunmaktadır. Bu nedenle, kömür madenciliğine özel bir mevzuatın geliştirilmesi ciddi olarak düşünülmelidir.
Kömür üretiminin, ciddi birikim ve deneyime sahip kurum-
Planlaması”na dayanan bir disiplin içerisinde değerlendiriların elinden alınarak, teknik ve altyapı olarak yetersiz, delebilmesi imkânı büyük ölçüde ortadan kaldırılmış, böyleneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı özel firmalara bırakılmalikle büyük kömür havzalarındaki facialara davetiye çıkarılsının, faciaların giderek artmasındaki rolü araştırılmalıdır.
mıştır. Kömür havzalarında kaynak kayıplarına, verimsizlik
Özelleştirme veya redevans yöntemleriyle ülkemiz kömür
ve iş güvenliği sorunlarına yol açılmıştır.
sektörüne işletmeci olarak giren özel firmalarının kurum-
Kömür havzalarının; elektrik üretim tesisleri, kömür
sallaşma düzeylerinin son derece zayıf olduğu, kurumsal
madenleri, yöre sanayisi, tarımı, ormanları, su kaynakları,
kültürlerinin ya hiç bulunmadığı ya da düşük düzeylerde
toplumsal-ekonomik durumu bir arada dikkate alınarak
olduğu bilinmektedir. Ciddi ölçekte kömür üretimi gerbir bütün olarak projelendirilip işletilmesi gerekir. Bunun
çekleştirmeye kalkışan çoğu firmanın sermaye yapıları
yerine, havza içerisindeki sahaların yapay olarak yaratılmış
yetersizdir. Dolayısıyla; insan kaynağına, aramaya,
parçalar halinde taşeron firmalara işlettirilme düaraştırma-geliştirmeye, iş güvenliğine ve çevreye
şüncesi, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol
yatırımlar, bu firmalar tarafından son derece
açabilir. Kömür rezervlerinin, küçük parçalara
sınırlı ölçülerde yapılabilmektedir. Bu tür harcamalar, genellikle maliyet arttırıcı un-
1990’lı
bölünerek farklı firmalar tarafından işletilmesi, sürdürülebilir doğal kaynak yönetimine aykısurlar olarak görülmektedir. Çoğu firmanın; mühendislik kalitesi, etüt-proje deneyimi ve yetenekleri son derece sınırlıdır. Tekyılların sonlarından
rıdır. Büyük kömür havzalarının 5-10 yıllık ticari ömrü olan küçük sahalara bölünerek, özelleştirilmesiyle, küçük ölçekli sahaları
nolojiye ve mekanizasyona yatırım yapmamaları ve kar artışlarını verimlilikte
itibaren
alan firmalar ilk yatırım maliyeti yüksek projelerden kaçınmakta ya da bu yatıdeğil, sadece emek yoğun sistemlerde aramaları önemli bir sorundur.
Ya sendikalar? Böylesi bir faciada sendikaların rolünün olmadığı söyülkemizde uygulanan politikaların
rımları karşılayamamakta, işçi sağlığı ve güvenliğine yönelik önlemler başta olmak üzere eksik yatırımlar yapmaktadırlar.
lenebilir mi? Bırakın sadece kendi üyelerini, madendeki tüm çalışanlasonucunda, kömür
Özellikle son yıllarda, gerek madencilik üretimi gerekse işçi sağlığı ve
rın çalışma koşulları, güvenlikleri ve aslında tümünün insanlık onurları, bu sendikaların sorumluluğunda
havzalarının “Genel Havza Planlaması”na
güvenliği alanında yasal, yönetsel ve teknolojik gelişmelerin tüm Dünya’da hız kazandığı, bu gelişmelere
değil midir?
İşçi sağlığı ve güvenliği mevzuatının, kömür madenciliği alanında yetersiz kaldığına ilişkin ciddi eleştiriler söz konusudur. En tehlikeli iş kolları arasında bulunan kömür madenciliğinin kendisine özgü koşulları bulunmaktadır. Bu nedenle, kömür madenciliğine özel bir mevzuatın geliştirilmesi ciddi
dayanan bir disiplin içerisinde değerlendirilebilmesi imkânı büyük ölçüde ortadan kaldırılmış, böylelikle
koşut olarak kaza istatistiklerinin de pek çok ülkede olumlu yönde geliştiği dikkate alındığında, ülkemiz madencilik endüstrisinde iş güvenliği alanında hala ciddi bir yol alınamamış olması ve bu konuda uzman tüm kişi ya da kuruluşların uyarılarına karşın faciaların hız kesmemesi dikkat çekicidir.
olarak düşünülmelidir.
Esnek ve kuralsız çalışmayı, işçiyi başka işverene kiralamayı, taşeronlaştırmayı yasal hale getiren, kaçak işçiliği özendiren düzenlemeler yerine, uluslararası sözleşbüyük kömür havzalarındaki facialara davetiye
Kazanın Arkasındaki Dinamik: Kömür Endüstrisinde Dönüşüm
Soma Faciası gibi, ülkemiz kömür sektöründe son yıllarda yaşanan pek çok
me, standart ve normları dikkate alan bir “iş mevzuatı” geliştirilmelidir.
çıkarılmıştır.
kazanın nedenlerini, geçmiş karar ya da uygulamaların arasında bulabilmek mümkündür. Ancak, bu olayların arkasındaki en
Kömür madenciliğindeki denetleme mekaönemli dinamiğin, özellikle 1990’lı yıllardan
nizmalarının; kamu denetiminin etkinliğini
itibaren ülkemiz kömür sektöründe yaşanan
arttırmaya yönelik olarak yeniden kurgulanması
dönüşüm süreci olduğu söylenmelidir.
son derece önemlidir. Ücretini doğrudan işverenden alan denetim elemanlarının iş güvenliği konusunda etkili olamayacakları hususu, neredeyse tüm uzman kişi ve kuruluşlar tarafından yıllardır dile getirilmesine karşın, bu
Söz konusu dönüşüm, Türkiye kömür sektöründe kamu ağırlıklı bir yapıdan özel firmaların kömür işletmeciliği yaptığı bir endüstriye doğru geçişi işaret etmektedir.
konuda bir düzenlemenin hala yapılmamış olması dikkat
Geçiş süreci doğru yönetilememiştir.
çekicidir.
Bu süreçte, kamu, kömür işletmeciliğinden vaz geçmiş-
Ülkemizde, kömür madenciliği bilim ve teknolojisinin
tir. Ancak, kamunun yerine konulan özel firmalar, kömür
bulunduğu durum sorgulanmalıdır. Bu alandaki mühenmadenciliği gibi özel bir alanda maalesef başarılı olamadislik kalitesi ve her düzeyde çalışan mühendisin yeterliliği
mışlardır.
ölçülmelidir.
Kömür endüstrisinde “kurumsal kültür”, diğer pek çok
1990’lı yılların sonlarından itibaren ülkemizde uygulanan
endüstriden farklı olarak son derece belirleyici bir unpolitikaların sonucunda, kömür havzalarının “Genel Havza
sur durumundadır. Kömür madenciliği, uzun birikim
ve deneyime, güçlü finansal yapılara sahip büyük ölçekli kuruluşları gerektirmektedir. Bu endüstrinin doğası; etkin, verimli ve güvenli madencilik faaliyetlerinin, uzun kurumsal geçmişe sahip kuruluşlar tarafından yapılabilmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu gerçek, özellikle madencilik endüstrisi bakımından gelişmiş ülkelerde kolaylıkla izlenebilmektedir.
Kurumsal kültürün en fazla etkilediği alanlardan biri de işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkindir. Endüstrinin kaza istatistikleri incelendiğinde, köklü madencilik kuruluşlarında meydana gelen iş kazalarının endüstri ortalamalarının son derece altında seyrettiği görülmektedir. Bununla beraber, küçük ölçekli kurumsallaşmamış işletmelerde ya da taşeron denilen ve asıl işletmeci adına geçici iş yapan firmalarda ise ölüm ya da yaralanma ile sonuçlanan kazaların her yıl giderek arttığı görülmektedir.
Gerçekte, sorun hala orada durmaktadır. Ülkemizin pek çok yerinde, Soma Faciası’nın yaşandığı maden ocağından dahi çok daha kötü koşullardaki çok sayıda işletme çalışmaya devam etmekte ve her biri kendi facialarını beklemektedirler.
Bununla beraber, dönüşüm süreci devam etmektedir. Kömür sahalarının özel sektöre devri hızla sürmektedir. Muhtemelen 2 yıl içerisinde ülkemiz kömür sektörü tamamen özel firmalar tarafından işletiliyor olacaktır. Dolayısıyla, gerekli önlemlerin hızla alınmaması durumunda, son yıllarda
ardı ardına yaşadığımız facialara yenilerinin eklenmesi, hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.
Sektörde Radikal Değişim Şart Ülkemiz kömür endüstrisinin yakın tarihinde meydana gelen kazalardan bazılarını unutabilmek mümkün değildir:
Ağustos 2003’de Erzurum-Aşkale’deki kömür ocağında 8, Kasım 2003’de Karaman-Ermenek’deki kömür ocağında 10, Eylül 2004’de Kastamonu-Küre’deki bakır ocağında 19, Nisan 2005’de Kütahya-Gediz’deki kömür ocağında 18, Haziran 2006’da Balıkesir-Dursunbey’deki kömür ocağında 17, Aralık 2009’da Bursa-Mustafakemalpaşa’daki kömür ocağında 19, Şubat 2010’da Balıkesir-Dursunbey’deki kömür ocağında 13, Mayıs 2010’da Zonguldak-Karadon’daki kömür ocağında 30, Şubat 2011’de Afşin-Elbistan’daki kömür açık ocağında 11 çalışan yaşamını yitirdi.
Ve şimdi de Soma.
Böylesi facialar, bırakınız gelişmiş ülkeleri, Dünya’da hiçbir ülke için kabul edilebilir değildir ve olmamalıdır da.
Siyaset kurumu, kamu kurumları, özel sektör, üniversiteler, sendikalar, meslek kuruluşları. Ortaya çıkan bu tabloda tüm bu unsurların sorumluluğu bulunmaktadır. Ve bu tablonun değişmesi, tüm bu unsurların sorumluluk üstlenerek; nerede hata yaptıklarını düşünmeye ve doğru yönde değişmeye başlamalarıyla mümkün olacaktır.
masomasomasomasomasomasomasomasomaso
Gerçekte, sorun hala orada durmaktadır. Ülkemizin pek çok yerinde, Soma Faciası’nın yaşandığı maden ocağından dahi çok daha kötü koşullardaki çok sayıda işletme çalışmaya devam etmekte ve her biri kendi facialarını beklemektedirler.
masomasomasomasomasomasomaso masomasomasomasomaso