Elektrik Mühendisliği · Sayı 451 · Ağustos 2014

EMO’DAN

Hüseyin Yeşil

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme

Yıl
2014
Sayfa
2
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • EMO Yönetim Kurulu
  • Soma maden katliamı
  • TSE yetki gaspı
  • TMMOB Genel Kurulu
  • nükleer karşıtı platform
  • Elektrik Piyasası Kanunu

Özet

EMO 44. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil, Soma maden katliamı sonrası EMO'nun yürüttüğü incelemeler ve kamuoyu bilgilendirmesinden, ülke gündemindeki siyasi ve toplumsal gelişmelerden, TSE ile yaşanan yetki tartışmasından ve odanın örgütsel faaliyetlerinden bahsediyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Hüseyin Yeşil

EMO 44. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı

EMO 44. Dönem Yönetim Kurulu adına merhaba,

18-19 Nisan 2014 tarihinde yapılan Genel Kurulumuzda seçilen Yönetim Kurulumuzda görev bölüşümü yaptıktan sonra hepimizde derin acı yaratan SOMA’da 301 madencinin öldüğü bir katliamı yaşadık. 13 Mayıs 2014’de meydana gelen bu katliam haberini alır almaz İzmir Şubemiz ile yaptığımız görüşme sonucunda, içinde uzmanların da olduğu şube yöneticilerimiz derhal olay yerine gittiler ve gerekli incelemelere başladılar. Ben, Yazman Üyemiz Hüseyin Önder ve Enerji Birim Koordinatörümüz Olgun Sakarya ile birlikte gece Ankara’dan yola çıkarak 14 Mayıs 2014 öğlene doğru olay yerine ulaştık. Yolda iken yapılan açıklamalarda olayın kömür ocağındaki bir trafo patlaması sonucu meydana geldiği belirtiliyordu. Bunu söyleyen işletme sahibi ve Enerji Bakanı Taner Yıldız idi.

İzmir Şubemizden giden heyetin yaptığı incelemeler sonucunda olayın trafo patlamasından meydana gelmediği belirlenmişti. Ayrıca Maden Mühendisleri Odası yöneticilerinin de tespiti böyleydi. Olayın kömürün yanmasından meydana geldiği, trafonun patlamadığı tespiti yapılıyordu. Yazılı ve görsel basın bize sorduğunda olayın trafodan kaynaklanmadığını çok emin bir şekilde dile getirdik. 2 gün içinde yaklaşık 35 televizyon kanalı, radyo ve yazılı basınla görüşlerimizi paylaştık. Nitekim bir gün sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı uzmanlarının ilk tespitleri görsel ve yazılı basında yayınlandı ki, olay trafo patlamasından kaynaklanmamıştı. İki gün sonra da hem Enerji Bakanı Taner Yıldız hem de işletme sahibi bu tespiti kabul ettiler.

Aslında EMO ve Maden Mühendisleri Odası olmasaydı yapılan yoğun propaganda sonucunda olayın trafo patlamasından meydana geldiği kamuoyuna benimsetilecekti. EMO büyük bir oyunu bozmuş halka gerçekleri anlatmıştı. Bu yapılmasaydı sonradan ortaya çıkan ihmaller, maden ocağının hangi şartlarda olduğu, kar için aşırı üretim gerçekleştirmek üzere işçilerin hangi zor ve insani olmayan koşullarda çalıştırıldıkları ortaya çıkmayacaktı. Kısaca EMO bu olayda yapılması gerekeni hızlı ve doğru bir biçimde yapmıştır. Ankara Şubemizin önerisi doğrultusunda da bu olayda ihmali olduğu ve kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkında disiplin soruşturması açılması kararı aldık. Bu çalışmalarda görev alan İzmir Şubemiz ile Ankara Şubemiz yönetici ve üyelerine bir kez daha teşekkür ederim.

Tüm Türkiye’yi yasa boğan bu katliamın ve diğer işçi ölümlerinin sorumlularından hesap sorulması gerekmektedir. Biz de bunun takipçisi olacağız.

Değerli Meslektaşlar,

Oda olarak, Lice’de kalekol yapımını protesto gösterilerinin sert bir şekilde bastırılması ve Diyarbakır’da yaşanan bayrak indirme provokasyonuna ilişkin basın açıklamamız oldu. Kürt sorununun demokratik ve barışçı yöntemlerle, kardeşçe bir arada yaşama anlayışı ile çözülmesi gerektiğini bir kez daha vurguladık.

Bu dönemin önemli gelişmelerinden biri de Cumhurbaşkanlığı seçimi idi. Aramızda yaptığımız değerlendirmelerde Türkiye’nin otoriter bir yönetime doğru hızla ilerlediği ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin de bu aşamada önemli bir durak olduğu tespitinden hareketle tavır belirlenmesi gerektiği tespitini yaptık. Onun için kime oy verileceği değil, kime oy verilmeyeceğinin tespitinin önemli olduğunu vurguladık.

Adına çözüm süreci denilen Kürt sorununun barışçıl çözümünde gel-gitler yaşanmaktadır. Dileğimiz ve önerimiz bu konuda tüm tarafları sağduyu ile hareket ederek çatışmalı günlere dönülmemesi ve bunun için çaba gösterilmesi…

İsrail’in Gazze’ye saldırısı ve 2 binin üzerinde Filistinli’nin katledilmesi de bu dönemde yaşadığımız önemli olaylarındandır. İsrail’in yıllardır sürdürdüğü politikalar sonucunda Filistin’de bir insanlık dramı yaşanmaktadır.

Ayrıca İŞİD adlı terör örgütünün Irak’ı, Suriye’yi ve tüm Ortadoğu’yu kana bulayan eylemleri de bu döneme damga vurmuştur. Suriye’deki Kürtlere, Ezidilere, Türkmenlere ve Araplara; kısaca kendilerinden olmayan herkese uyguladıkları şiddet ve katliamlar nefret uyandırmaktadır. İŞİD kimdir, nasıl ortaya çıkmıştır? Bunda kimlerin rolü vardır açığa çıkarılmalıdır. Bölgede mezhep savaşı çıkarmak isteyen güçler kimlerdir? 49 vatandaşımız İŞİD’in elinde yaklaşık 3 aydır rehin tutulmaktadır. Bu konuda yayın yasağı getirilmiş olup; bütün bu sorular cevapsız kalmaktadır.

Ne yazık ki içinde yaşadığımız bölge ve ülkemiz açısından derin insanlık dramlarının yaşandığı, böyle bir ortamda çalışmalara başladık.

EMO Yönetim Kurulu olarak göreve geldiğimiz günden bu yana hem meslektaşlarımızın sorunları, hem mesleki alanlarımıza yönelik konular, hem de ülke gündemini takip ederek; basın açıklamaları, dava süreçleri ve çeşitli etkinliklere katılım yoluyla kamuoyunu bilgilendirmeye, kamu yararını ve meslektaşlarımızın haklarını korumaya; EMO’nun tavrının ortaya koymaya çalıştık. Bu kapsamda meslektaşlarımız açısından önemli bir konu olan Türk Standartları Enstitüsü’nün mühendislerin yetki ve hizmet alanlarını gasp eden tutumuna karşı hem hukuki süreç başlattık hem de kamuoyu ile bu gelişmeyi paylaştık. TSE’nin standart koyan ve gerektiğinde denetleyen bir kuruluş olarak mühendislik hizmetlerini kendisinin yapmaya kalkması ve üstelik işyerlerine gönderdiği yazılarla kendisinden hizmet alımını zorunlu tutması doğrudan meslektaşlarımızın iş alanlarının gasp edilmesi anlamına gelmektedir. Danıştay’a yaptığımız iptal ve yürütmeyi durdurma istemli başvuruda bu durumun kamu denetimi açısından yaratacağı zarara da dikkat çektik.

Yine meslektaşlarımız açısından iktidar ve YÖK’ün dayatmasıyla uzun yıllardır devam eden unvan sorunu, EMO’nun haklılığını gösteren yargı kararıyla nihayet çözüme ulaştı. Yargı kararı doğrultusunda YÖK’ün aldığı kararla bundan sonra meslektaşlarımızın unvanları diplomalarında yer alabilecek. EMO olarak sekretarya hizmetlerini yürüttüğümüz Nükleer Karşıtı Platform adına 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde, nükleer santralların çevreci olduğu iddiasıyla yapılan propagandaya karşı duruş gösterirken; Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 69. yılı nedeniyle yaptığımız açıklamayla nükleer silahlanmanın başta bölgemiz olmak üzere kaos içerisindeki dünyada giderek büyüyen bir tehdit olduğuna dikkat çekmeye çalıştık.

Enerji alanında iktidarın sermayenin talepleri doğrultusunda çıkarmaya çalıştığı yasal düzenlemelere karşı da hem kamuoyunu hem de milletvekillerini bilgilendirmeye, karşı duruş örgütlemeye çalıştık. Bu kapsamda parti grup başkanvekilleri ile ilgili komisyon üyeleri başta olmak üzere milletvekillerine gönderdiğimiz mektupla, çantacı şirketlere getirilmek istenen affa, imtiyazlı şirketler yaratılarak sağlanmak istenen kayıp ve kaçak rantına, yurttaşlara yük bindirecek asgari tüketim uygulamasına ve zeytin alanlarının talan edilmesine karşı çıktık. TBMM’de görüşme süreci devam eden Elektrik Piyasası Kanunu ile Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı önümüzdeki dönemin de enerji sektörü açısından önemli bir gündem maddesi olacak görünüyor. Ayrıca Tüpraş, Balıkesir Seka, Çeşme ve Kuşadası limanları ile Seydişehir Eti Alüminyum ve Oymapınar Barajı özelleştirmelerinin iptal kararlarının uygulanmamasına ilişkin düzenleme başta olmak üzere ÇED muafiyeti, su yapıları denetiminin özelleştirilmesi konularında yargı kararlarını yok sayan AKP iktidarının Torba Yasa ile yasa ve Anayasa’ya aykırı düzenlemeleri Meclis’ten geçirmek istemesine tepki gösterdik. Enerji alanında yalnızca yasama düzeyindeki konulara değil, yasama ve yürütmenin ugyulamaları sonucunda yurttaşlarımızın birebir karşı karşıya kaldığı sorunlara da dikkat çekmeye çalıştık. Bu çerçevede özel şirkete devredilmesinin ardından Güneydoğu’da yurttaşlarımızın karanlıkta bırakılmasına itirazımızı yükselttik.

Meslek örgütleri olarak yıllardır hukuki süreçler başta olmak üzere çeşitli platformlarda yürüttüğümüz kamunun haklarının korunmasına yönelik mücadelede, kamunun bizzat kendisinin harekete geçişiyle umutları yeşerten tarihi bir dönemin yaşandığı Gezi Hareketi’nin 1. Yıldönümünü yine meslek örgütleri ve Taksim Dayanışma Platformu’na yönelik yargılama baskısı altında geçirdik. Eskişehir’de Gezi Direnişi sırasında polisler ve eli sopalı kişiler tarafından dövülerek öldürülen 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz için Hatay’da TMMOB tarafından yaptırılan anıt mezarı başında 10 Temmuz 2014 tarihinde düzenlenen törene katıldık.

Haziran ayının bizim açımızdan diğer önemli yanı ise TMMOB Genel Kurulumuz oldu. 29-30-31 Haziran-1 Temmuz 2014 tarihlerinde TMMOB Genel Kurulu yapıldı ve yeni Yönetim Kurulu belirlendi. Odamızdan TMMOB Yönetim Kurulu’na seçilen Neriman Usta ve TMMOB Yüksek Onur Kurulu Üyeliği’ne seçilen Cengiz Göltaş’ı kutlar, başarılar dileriz.

EMO’da Güç Birliği

Yönetim Kurulu olarak göreve başladıktan sonra örgütsel işleyişimize dair ilk kararlarımızdan biri 43. Dönem’de kapatılan lokali ve mevcut binamızdaki birinci katı da ekleyerek Ankara Şubemizin EMO Genel Merkezimiz bulunduğu binaya taşınması oldu. Her konuda olduğu gibi ekonomik olarak da toparlanmamız, güçlerimizi birleştirmemiz ve mekanlarımızı verimli kullanmamız gerekmektedir.

Birinci Koordinasyon Kurulu toplantımızı 7 Haziran 2014 tarihinde Ankara’da yaptık. Koordinasyon bileşenleri ile gündemimizdeki konularda görüş alışverişinde bulunduk. Ayrıca bu dönem yapılacak merkezi etkinlikler için önerileri saptadık. Söz konusu önerileri bu konuda Genel Kurul kararı ile ilk kez kurulan EMO Merkezi Etkinlikler Düzenleme Kurulu’na gönderdik. Kurulun önerileri doğrultusunda da EMO adına yapılacak etkinlikler için ilgili şubelerimizi görevlendirdik.

Genel Kurul kararı gereği yapılacak çalıştayların tarihlerini ve bileşimlerini kararlaştırdık ve tüm şubelere duyurusunu yaptık. Bütün çalışma gruplarını oluşturduk ve bu gruplarımız çalışmalara başladılar. Komisyonlarımızın ve çalışma gruplarımızın 44. Dönem’de EMO’ya önemli katkılar sunacağı umuduyla ülkemiz, meslek alanlarımız ve tüm meslektaşlarımız için yararlı olacak bir çalışma dönemi diliyorum.

Sağlıcakla kalın…