Cumhuriyet Enerji · Sayı 9 · Eylül 2008

İMO'dan hidroelektrik uyarısı

Yenilenebilir enerji Haber ve etkinlik

Yıl
2008
Sayfa
1
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Yenilenebilir enerji

İlgili: Çevre ve iklim, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • İMO Su Çalışma Grubu
  • hidroelektrik santral
  • can suyu
  • ÇED raporu
  • Karadeniz Bölgesi
  • proje borsası

Özet

İnşaat Mühendisleri Odası'nın raporuna göre Karadeniz Bölgesi'nde yürütülen hidroelektrik santral projeleri çevreyle uyumsuz olup üretilen enerji yenilenebilir sayılamaz; ÇED raporlarının tüm HES'ler için zorunlu tutulması ve can suyu uygulamalarının denetlenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ABDÜLCANBAZ

Turhan Selçuktan İnsan Manzaraları

Nazife GÜNGÖR

HES lisanslarıyla proje borsası oluşturuldu

EMO Basın - İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Su Çalışma Grubu tarafından hazırlanan raporda, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde yürütülen hidroelektrik santralı projelerinin, çevre ile uyumlu olmadığına dikkat çekilerek, bu projelerden üretilen enerjinin, “yenilenebilir enerji” kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Bölgede özel sektör tarafından uygulanan projelerde doğal

Ölü yatırım uyarısı

Küresel ısınmanın ve kuraklığın etkisini daha fazla hissettirdiği bu dönemde geçmiş yıllarda elde edilen su akım gözlemlerine dayanarak yapılan projelerin yeniden ele alınması gerektiği belirtilen raporda, “Projelendirilmesinde geçmiş yılların akımlarının kullanıldığı HES’lerin ölü yatırıma dönüşmemesi, kamu denetimini zorunlu hale getirmektedir” denildi.

ana kadar yapılan uygulamalarda can suyunun tayini ile ilgili herhangi bir mevzuat ve standart mevcut değildir. Örneğin 25 metreküp/saniye debisi olan İkizdere’de ortalama 200 litre/saniye can suyu verilirken, debisi 5 metreküp/saniye olan İkizdere’nin debisinden 5 kat küçük olan Rüzgarlı Deresi’ne 150 metreküp/saniye can suyu verilebilmektedir. Oysaki Rüzgarlı Deresi’ne 330 metreküp/saniye can suyu verilmesi gerekmektedir.”

için ÇED raporları istenmelidir.”

HES inşaatları denetimsiz

İnşaat çalışmalarının kısa zamanda kamu denetimi altına alınması gerektiği ifade edilen raporda, inşaat çalışmalarına ilişkin sorunlar ve çözüm önerileri şöyle sıralandı:

“-Örneğin dere yatağındaki balıkların yavrulama döneminde nehir akışının ters istikametinde yüzmelerini sağlayacak balık geçitleri HES

hayatın sürdürülmesi için

projelerinde ve şartnamelerinde

hayati önem taşıyan “can

zorunlu tutulmasına rağmen

suyu” miktarlarının bile

uygulanmamaktadır.

pazarlık konusu yapıldığına

-HES’ler için dere suyunun

dikkat çekildi. Verilen

alındığı; iletim kanalları yerine

hidroelektrik santralı

yapılabildiği ölçüde tünel

lisanslarıyla “proje borsası”

yapılmalıdır. Çünkü iletim

yaratıldığını kaydeden İMO,

kanalları inşaatı yol yapımını

projelerin özel sektör

zorunlu kılacaktır. Karadeniz

ihtiyaçlarına göre ranta yönelik

Bölgesi gibi doğa güzelliği

hazırlanmasına tepki gösterdi.

tartışılmaz bölgeler için iletim

İMO, iklim değişikliği

kanallarının kullanılması

nedeniyle su akım miktarlarının

binlerce ağacın, doğal güzelliğin

değiştiğinin göz ardı edilmesinin birçok projenin

Karadeniz Bölgesi’nde özel sektör tarafından uygulanan

katline neden olacaktır. -Herhangi bir kontrol ve

“ölü yatırıma” dönüşmesine yol açabileceği uyarısında

projelerde doğal hayatın sürdürülmesi için hayati önem

denetime tabi olmayan HES’lerin kazı malzemeleri,

bulunuldu. İMO Su Çalışma Grubu

taşıyan “can suyu” miktarlarının bile pazarlık konusu

dere yataklarına boşaltılmaktadır. Bu kazı

tarafından hazırlanan Eylül 2008 tarihli raporda, 11 Eylül 2008 tarihi itibari Devlet Su İşleri ve Elektrik İşleri Etüt

yapıldığına dikkat çeken İMO, verilen hidroelektrik santralı lisanslarıyla “proje borsası” yaratıldığını belirtti.

malzemeleri altyapı çalışmalarında kullanılabilecekken dere yatağı boyunca yine çevrenin ve

İdaresi tarafından geliştirilen

birçok ağacın zarar görmesine

toplam 726 adet hidroelektrik

neden olmaktadır.”

santralı (HES) projesi bulunduğu kaydedildi. Diğer tüzel kişiler tarafından

Can suyu pazarlığı

Lisans alan projelerden de ÇED Çevreye zararlı HES projeleri

geliştirilen proje sayısının ise 1179 olduğu belirtilen raporda, toplamda 2 bine yakın projenin gündemde olduğu bildirildi.

Proje borsası oluştu

Gündeme gelen 2 bin projenin 800’e yakın bölümünün Karadeniz Bölgesi’nde yer aldığına dikkat çekilen raporda, projeler kapsamında derelere bırakılması gereken “can suyu” konusuna dikkat çekilerek, şöyle denildi:

istenmeli

Bölgede yürütülen projeler açısından Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarının hayati önem taşıdığına ve çoğu zaman bu raporların masa başında

yenilenebilir sayılamaz

Doğaya zarar vermeyen projeler çerçevesinde üretilen enerjinin, yenilenebilir enerji olarak kabul edildiğine dikkat çekilen raporda şunlar kaydedildi:

Söz konusu projelere ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun verdiği lisans sayısının ise 314’de kaldığı açıklanan raporda, lisans verilen projelerde de ilerleme sağlanmadığına dikkat çekildi. Raporda, “Lisans alan bu projelerin birçoğunda da herhangi bir gelişme kaydedilmemiş, satışa çıkartılarak lisans ticareti yapılmış, bu da ifade yerindeyse bir ‘proje borsası’ oluşmasına yol açmıştır” denildi.

Hidroelektrik santralı projelerinin özel sektörün ihtiyaçları ön planda tutularak hazırlandığına dikkat çekilen raporda, “Siyasi iktidar genel ekonomik ve politik yaklaşımına uygun olarak HES’ler üzerinden rant elde etmeye çalışan, kendisini beş-on senede amorti edecek, işletmeleri neredeyse yarım yüzyıl hiçbir masraf yapmadan çalıştıracak projeleri öne çıkartmaktadır” denildi.

“Halen derelerin doğal hayatının devamını sağlayacak can suyu; derelere bırakılması gereken minimum su miktarı mevcut uygulamalarda kurak ve ıslak yılların yüzdesi olarak uygulanmaktadır. Ancak can suyunun tespiti özellikle küçük derelerde, dere ve mansap (akarsu ağzı) koşulları incelenerek karar verilirse oradaki doğal hayatın devamı, garanti altına alınabilir. Bu sebeple can suyu pazarlık konusu yapılmamalıdır. Öte yandan mevcut şekilde yüzde hesabı ile uygulansa bile can sularının hidroelektrik santral inşaatları bittikten sonra denetlenmesi ve kontrolünün yapılmasının şartları ortaya net olarak konulmadığından mümkün gözükmemektedir. Can suyunun kar hırsı ile azaltıldığı dönemlerde, bir de dere yatağına ulaşan evsel atıklar ile kirlenen dere yatağında, doğal hayatın devamı mümkün olamayacaktır. Şu

oluşturulduğuna dikkat çekilen raporda, şunlar belirtildi:

“ÇED raporları, HES kurulu gücüne bakılmaksızın tüm hidroelektrik santrallar için istenmelidir. Şu ana kadar Türkiye’deki birçok hidroelektrik santralın kurulu gücü 50 megavatın altında olmasına rağmen ÇED raporları kurulu gücü 50 megavatın altında olan hidroelektrik santrallar için istenmiyordu. 17 Temmuz 2008 tarihinde bu uygulama değişmiş kurulu gücü 0.5 ile 25 arası olan hidroelektrik santrallar için ön ÇED raporu, kurulu gücü 25 megavatın üzerinde olan hidroelektrik santrallar için de ÇED raporu istenmektedir. Ancak 17 Temmuz 2008 tarihine kadar neredeyse Türkiye’deki tüm nehirler için HES lisansı alındığı için yeni getirilen uygulama bir kandırmacadan ibarettir. Bu nedenle lisans almış dahi

“Türkiye’nin su potansiyeli ve bu hidroelektrik potansiyelin yüzde 36.5’inin kullanıldığı düşünüldüğünde hidroelektrik enerji, yenilenebilir enerji kaynağı olarak değerlendirilmelidir.

Bugün tüm dünyada HES’ler yenilenebilir enerji olarak kabul ve teşvik edilmekte, çevresiyle uyumlu ve barış içinde olmayan projelere teşvik kredileri verilmemekte, tesis işletme halinde olsa da, üretilen enerji yenilenebilir kapsamına alınmamaktadır. Tesisin yapımı ve işletmesi dikkate alınarak, kaynağa ve bu kaynaktan beslenen doğaya zarar vermeyen projeler çerçevesinde üretilen enerji, yenilenebilir olarak kabul edilmektedir.

Projelere sadece kilovat hesabı, yatırım-kar ilişkisi çerçevesinde bakılırsa, Artvin ve Rize örneğinde olduğu gibi peşkeşe, talana dönüşmesi kaçınılmazdır.” Ⅵ

olsalar tüm hidroelektrik santrallar