Cumhuriyet Enerji · Sayı 9 · Eylül 2008
Enerji barajları boşalıyor
Elektrik üretimi ve santraller Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2008
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 9 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Elektrik üretimi ve santraller
İlgili: İletim ve dağıtım şebekeleri, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- hidroelektrik
- baraj doluluk oranı
- DSİ
- doğalgaz bağımlılığı
- enerji arz güvenliği
- GAP
Özet
Enerji barajlarındaki doluluk oranlarının hızla düştüğüne dikkat çeken yazar, hidroelektrik enerjinin ekonomik ve stratejik avantajlarını anlatarak doğalgaza yönelen politikaların ve DSİ yatırımlarının azalmasının enerji arz güvenliğini tehdit ettiğini savunuyor. Fırat ve Dicle havzalarındaki baraj seviyelerinin kritik düzeye indiğini vurgulayarak rasyonel ve ulusal çıkarları gözeten bir enerji planlaması çağrısında bulunuyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ENERJİ 20
Dursun YILDIZ
20İnşaat Mühendisi - Su Politikaları Uzmanı 07 yılında üretilen elektrik enerjisi içerisinde hidroelektrik enerji üretiminin payı tüm yılların en düşük oranı olan yüzde 18.7’ye geriledi. Elektrik enerjisi ihtiyacının son yıllarda yaklaşık yüzde 8 oranında arttığı dikkate alınırsa, eylül ayı başı itibariyle 2008 yılında geçen yıldan yaklaşık yüzde 17 oranında daha boş olan enerji barajlarındaki üretimin toplam üretim içindeki payının azalacağı görülüyor. Bu azalma doğalgaz çevrim santrallarındaki üretimin artması anlamına gelecek. Bu durum sadece hidroelektrik enerji üretiminde düşüşle değil, sorunun önümüzdeki yıllara uzama ve elektrik enerjisi üretim maliyetinde bir artışla sonuçlanma riski de taşımaktadır. Yüksek Planlama Kurulu kararına bağlı olarak uygulanmaya başlayan elektrik enerjisinde maliyet bazlı fiyatlandırma sistemi, önümüzdeki dönemin hızlı maliyet artışlarının tüketiciye doğrudan yansıtılması konusunda tüketici aleyhine büyük kolaylık sağlayacak bir sistem olmuştur.
Neden hidroelektrik enerji?
Diğer alternatifleri karşısında hidroelektrik enerji santrallarının (HES) sahip olduğu avantajlar; ekonomik, çevresel ve stratejik olmak üzere üç ana grupta toplanabilir.
HES yatırımlarında ithal mal ve hizmetlerin toplam yatırıma oranı ve dolayısıyla döviz harcaması en düşük seviyededir. Bunun yanı sıra yakıt gideri olmadığı için ilk yatırım dışında işletme süresince de herhangi bir döviz harcaması yoktur. HES’lerin ekonomik ömrü diğer enerji tesislerine göre daha uzun olup işletme giderleri de çok düşüktür. Örneğin, TEAŞ istatistiklerine göre birim işletme maliyeti HES’lerde 0.15 sent/kilovatsaat (kWh) iken linyit santralları için 2.98 sent/kWh, doğalgaz santrallarında ise 3.85 sent/kWh’tir. Hidroelektrik santrallar birkaç dakika içinde işletmeye alınıp işletmeden çıkabilirler. İşletmede esneklik ve kolaylık sağlayan bu özellikleri ile HES’ler, sistemin işletmesinde yük dengelenmesi ve frekans ayarı açısından önemli bir işlev üstlenirler. HES’lerin orta vadede düşük üretim maliyeti, piyasada rekabetin oluşmasına ve ucuz elektrik arzına en büyük katkıyı sağlar. Barajlı HES’ler istendiği zaman devreye alınabileceği için pik tüketim saatlerinde yurtdışına elektrik satışına da olanak tanırlar.
Barajlar ve HES’ler alternatif enerji tesisleri arasında en fazla çevre dostu olan tesislerdir. Artan enerji talebinin mevcut teknolojik olanaklar çerçevesinde en fazla çevre dostu olan tesislerde üretilmesi gerektiği dikkate alınırsa, HES’lerin bu konuda görece bir üstünlük taşıdığı görülecektir. HES’lerin herhangi bir sera gazı emisyonu ve katı atık sorunu yoktur.
Enerji kaynağı doğal nehir
Enerji politikasızlığı nedeniyle
Enerji arz güvenliği tehlikede barajları boşalıyor!
İşletmedeki 46 enerji barajında seviyeler düştü. Barajlar minimum işletme seviyelerine kadar boşaldı.
15 Eylül 2007 tarihinde yüzde 37 olan enerji barajlarındaki aktif doluluk oranları 15 Eylül 2008 tarihi itibariyle yüzde 21’e düştü. Geçen yıl da düşük olan aktif doluluk oranlarında devam eden azalma, birçok açıdan tehdit ve tehlike sinyalleri veriyor.
yatağından akan su olduğu için, ithal kaynaklar gibi gemi veya boru hatları vb. ilave ulaştırma ve iletim tesislerine ihtiyaç duymazlar. Bu nedenle bu ilave tesislerin ve taşımanın yaratabileceği çevresel sorunlar ve riskler HES’lerde yoktur. Bunun yanı sıra enerji üretimi amaçlı yapılan barajlar kademeli olarak suyun hızının azalmasına ve erozyonun da belirli ölçülerde önlenmesine yardımcı olurlar. HES’ler türbinden geçirdiği suyu sadece enerji üretimi amacıyla kullanır ve yine nehir yatağına bırakır. Bu nedenle HES’ler enerji üretirken üretim
kaynağını sadece kullanan ama tüketmeyen ender enerji tesisleridir. Bu su daha sonra başka amaçlarla da kullanılabilir. Bu tesislerin tükettiği hiçbir doğal kaynak yoktur.
Ülkemizde barajlı depolamalı HES’ler halen yıllık üretim kapasitelerinin yarısı kadar üretilebilecek enerjiyi depolayabilmektedirler. Bu santralların ortalama altı aylık elektrik üretiminin kriz koşullarında kullanılabilir olması,
HES’lerin sunduğu önemli stratejik bir avantajdır. Bir diğer deyişle; yakın geçmişte de örneklerini yaşadığımız gibi yurtdışı
enerji kaynak temininde dönemsel sıkıntıların ortaya çıkması durumunda barajların devreye girmesi ve sıkıntının ulusal bir kaynak kullanılarak hafifletilebilmesi mümkündür. Tümüyle yerli kaynak kullanan HES’lerin geliştirilmesi, enerjide dışa bağımlılığı azaltarak enerji güvenliğimizin ve ulusal güvenliğimizin tehdit altına girmesini engelleme olanağı da tanımaktadır. Bunun yanı sıra hidroelektrik santrallarda üretilecek ilave her 1 milyar kWh elektrik, yaklaşık 500 bin ton daha az kömür ithali veya 215 milyon ton metreküp daha az doğalgaz tüketilmesi anlamına gelmektedir.
Elektrikte hızla artan doğalgaz bağımlılığı
Elektrik üretiminde Türkiye’nin diğer doğal kaynakları dışında kullanabileceği çok zengin bir hidroelektrik potansiyeli vardır. Buna rağmen Türkiye elektrik üretiminde de giderek daha çok dışa bağımlı hale gelmektedir. Şekil-1 incelendiğinde 1998 yılından itibaren hidroelektrik enerji üretiminin düştüğü ve bunun yerine doğalgaz kombine çevrim santrallarıyla enerji üretiminin hızla arttığı görülmektedir. Doğalgaz kurulu gücünün hızlı bir artışa geçtiği 1998 yılından bu yana hidrolik kurulu güç de artmasına rağmen hidroelektrik enerji üretiminde çarpıcı bir üretim düşüşü ortaya çıkmıştır. Bunda kısmen yaşanan kurak periyodun da etkisi olmasına rağmen ana sebebin doğalgaz üretimine alan açmak politikası olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır. Bu durum, doğalgaz anlaşmaları nedeniyle mevcut HES’lerin kurulu gücünden üretilebilecek enerji miktarının kısıtlandığını düşündürtmektedir. Bu dönemde yapılan doğalgaz anlaşmaları nedeniyle yapımda ve üretimde doğalgaz santrallarına öncelik verilmesi hidroelektrik enerji tesislerini ikinci plana itmiştir.
Kamu HES yatırımlarından çekiliyor
Son 10 yıldır devlet yatırım bütçesinin ortalama yüzde 30’unu kullanan DSİ Genel Müdürlüğü, 2006 yılında ayrılan payda yüzde 63’lük bir azalma ile yüzde 19’unu kullanmıştır. Bu oran DSİ tarihinde yatırım bütçesinden ayrılan en düşük oran olmuştur. Devlet yatırım bütçesinden DSİ’ye ayrılan paydaki düşüş devam etmekte olup 2008 yılı için yüzde 17 civarında bir oran önerilmiştir. Özetle özellikle büyük depolamalı hidroelektrik tesislerinin yapımında çok önemli ve kilit bir rol oynaması gereken DSİ Genel Müdürlüğü’nün devlet genel bütçesinden aldığı pay daha önceki dönemlerde yüzde 5-6, yatırımlardan aldığı pay yüzde 32-35 iken son dönemlerde hızla azalmıştır. Bu durum büyük barajlı hidroelektrik enerji yatırımlarının yavaşlaması sonucunu doğurmuştur.
Kamunun yatırım, üretim ve dağıtımda enerji alanından çekilmesine yönelik politikalar sonucunda DSİ Genel Müdürlüğü tarafından son 6 yılda sadece 845 megavat (MW) kurulu güç geliştirilebilmiştir. Kamunun enerji alanındaki faaliyetleri azalmasına
21 ENERJİ
rağmen geçmişte özel sektörün de bu
EÜAŞ’ın 2007 yılı faaliyet raporlarına hacimlerle girecektir.
kazanılması zor olacak düşüşlerin
alanda yeterli yatırım yapmaması
göre 2007 yılında 191.5 milyar kWh’lik
Diğer taraftan Dicle ve Fırat
önlenebilmesinin sağlanabilmesi gelecek
özellikle pik kurulu güç yedeği açısından toplam elektrik enerjisi üretiminin 36
havzalarındaki barajların daha çok kar için önem taşımaktadır.
sorunu arttırmıştır. Diğer taraftan sektörde her alanda kamunun hızla
milyar kWh’i hidrolik kaynaklardan üretilmiştir. Hidroelektrik enerji üretimi
erimeleriyle beslendiği dikkate alınacak olursa, bu düşüşün Dicle ve Fırat
Rasyonel planlama gerekli
azalan etkisi sürecin yatırım ve üretim 2006 yılına göre 8 milyar kWh
barajları için 2009 yılının Nisan ayına
Son iki yıldır ülke geneline düşen
planı ile enerji fiyatları açısından kontrol azalmıştır. Böylece, 2006 yılı için yüzde kadar hızı azalarak da olsa devam
kümülatif yağışlarda (ekim-temmuz
dışı kalmasına neden olmuştur. Bunun 25 olan bu oran 2007 yılında yüzde
edeceği ortaya çıkmaktadır. Bu durumda dönemi) normale göre yüzde 14-15
ilk olumsuz sonuçları da geçen yıl yaz 18.7’ye düşmüştür. Bu oran, çok uzun hidroelektrik enerji üretimindeki düşüş civarında bir azalma görülmüştür. Bu
aylarında ortaya çıkmış olup otomatik dönemdir hidroelektrik üretimin toplam sorunu 2009 yılının elektrik enerjisi
azalma son iki yıldır barajlarımızın aktif
artışa bağlanan elektrik fiyatları ile
elektrik enerjisi üretimi içindeki en
üretimine de sarkmış olacaktır. 2009
doluluk oranlarının düşmesinin önemli
sürmektedir.
düşük oranını göstermektedir.
yılının bol yağışlı bir dönem olmaması bir nedenidir. Ancak toplam
2009’a barajlarda boşalmış depolarla
hidroelektrik enerji üretiminin azalmasının nedenlerinden sadece birisi
giriliyor!
olup belirleyici nedeni değildir.
Enerjide ulusal bir
Bu az yağışlı dönemlerin
stratejinin olmayışı ve
daha az zararla
elektrik enerjisi üretim ve
atlatılabilmesi için enerji
işletme planlamasının
planlamasında enerji
rasyonel ve ulusal
kaynakları çeşitliliği ve
güvenilir güç yedeği
şekilde yapılmamış olması,
oluşturulması gerekir. Yerli
bu yılın ikinci yarısı ve 2009
ve yenilenebilir kaynakların
yılı boyunca elektrik
daha çok geliştirilmesi bu
talebinin karşılanmasını riskli
dönemlerde yabancı enerji
bir duruma sokmuştur.
kaynaklarına bağımlılığın
1 Eylül 2008 tarihi
artmasını engelleyebilir. Bu
itibariyle işletmede olan 46
nedenle temel sorun elektrik
adet enerji amaçlı
enerjisi üretim ve işletme
barajımızda doluluk oranı
planlamasının uzun
yüzde 23.5’e düşmüştür.
dönemdir rasyonel ve ulusal
Geçen yıl aynı tarihte bu
değer yüzde 40 olup
şekilde yapılmamış olması
barajlarımızda geçen yıla
sorunudur.
göre yaklaşık yüzde 16.5
Son dönemdeki
oranında daha az su
hidroelektrik enerji
kalmıştır. Fırat ve Dicle
Havzası’ndaki elektrik üreten barajlarımızın aktif doluluk kapasiteleri 9 Eylül 2008 tarihi itibariyle geçen sene
Büyük depolamalı hidroelektrik tesislerinin yapımında çok önemli ve kilit bir rol oynaması gereken DSİ Genel Müdürlüğü’nün devlet genel bütçesinden aldığı pay daha önceki dönemlerde yüzde 5-6,
üretimindeki düşüş hidroelektrik enerjinin güvenilir olmadığı yolundaki söylemleri arttırabilir. Ancak bu kasıtlı iddialar daha çok hidroelektrik enerjinin
aynı tarihe nazaran Fırat Havzası’nda yüzde 47’den
yatırımlardan aldığı pay yüzde 32-35 iken son dönemlerde hızla
gelişmesinden rahatsız olan bazı yabancı kaynaklı enerji
yüzde 22’ye, Dicle Havzası’nda ise yüzde
azalmıştır. Bu durum büyük barajlı hidroelektrik enerji
lobilerinden gelecektir. Türkiye yıllık ortalama yağış
36’dan yüzde 15’e düşmüştür.
yatırımlarının yavaşlaması sonucunu doğurmuştur.
olarak belirli aralıklarla kurak dönemler
Ülkemizin hidroelektrik
yaşamaktadır. Ancak bu
enerji potansiyeli topoğrafik ve
Tüketimin yoğun olduğu pik
durumunda sorun süreklilik
kurak dönemlerin, oluşturulacak
hidrolojik özellikler açısından tüm yurda saatlerde enerji talebi daha çok büyük
kazanabilecektir.
güvenilir güç yedeğini planlı bir şekilde
eşit olarak dağılmamıştır. Bu dağılımda Dicle ve Fırat Havzası ve dolayısıyla GAP bölgesi barajları ağırlıklı bir yer
rezervuarlı hidroelektrik santrallardan karşılanır. Bu nedenle hidroelektrik enerjimizin yaklaşık yarısını üreten
Verimli işletme seviyesine ulaşma zaman alacak
işletmeye alıp kar ve yağmur ölçümlerinin daha hassas yapılması ve akışa geçecek miktarın sağlıklı tahmini
tutmaktadır. Üretilen hidroelektrik enerjinin yaklaşık yarısı GAP bölgesindeki barajlardan üretilmektedir.
Fırat nehrinden Suriye’ye 500 m3/saniye (sn) su verilmesi ve Dicle ve Fırat havzalarından enerji üretimi nedeniyle rezervuarların hacimlerindeki azalma devam etmektedir. Bunların yanı sıra son iki yıldır yaz mevsimi ortalama sıcaklıklarından 1.6 santigrad (C) fazla oluşan sıcaklar, rezervuarlardaki buharlaşma kaybının da artmasına neden olarak su seviyesindeki düşüşü hızlandırmaktadır.
2009’da pik enerji güç açığı riski
2006 yılında Türkiye’de toplam 175.7 milyar kWh’lik elektrik enerjisi üretilmiştir. Bu üretimim 44 milyar kWh bölümü hidroelektrikten sağlanmıştır. Bunun içinde GAP barajları 21 milyar kWh hidroelektrik üretimiyle yüzde 48.5’lik bir paya sahip olmuştur.
büyük hacimli Dicle ve Fırat havzalarındaki barajlar bu sene de pik enerji talebinin karşılanmasına büyük katkıda bulunmaktadır. Ancak bu barajlardaki aktif doluluk oranlarının düşük olması, bu katkının ve üretilen hidroelektriğin toplam üretim içindeki payını azaltacaktır. Bu nedenle 2008 yılında hidroelektrik enerjinin toplam elektrik enerjisi üretimi içindeki payı yine düşerek yaklaşık yüzde 13 civarında gerçekleşecektir. Bu düşüşten ortaya çıkan açık, 2008 yılı içinde doğalgaz santralları ile kapatılacağı için doğalgazın elektrik enerjisi üretimindeki payının yüzde 55’e ulaşma ihtimali yüksektir.
Dicle ve Fırat havzalarındaki barajlar ile Akdeniz Bölgesi’ndeki bazı barajlarda düşük olan aktif doluluk hacimleri enerji üretimi zorunluluğu nedeniyle önümüzdeki yağışlı döneme kadar azalmaya devam edecektir. Bu barajlar 2009 yılına boşalmış depolarla en düşük su seviyesinin de altındaki
2007 yılında aşırı yüklenilen barajlarımızın bu yükü 2008’de halen devam etmektedir. Bu üretimin özellikle GAP barajlarındaki seviyeleri ve önümüzdeki yılı da dikkate alan bir işletme programına göre acilen yeniden düzenlenmesi gerekir. DSİ Genel Müdürlüğü bazı işletme kotlarının altına düşülmemesi konusunda Enerji Bakanlığı’nı uyarmasına rağmen üretim ve seviyelerdeki düşüş devam etmektedir. Çok büyük hacimlere sahip bu barajların tekrar dolması ve verimli bir şekilde enerji ve sulama taleplerini karşılayabilmesi uzun zaman alabilecektir.
Bu durumda ise uzun dönem boyunca düşük seviyelerde düşük verimlilik ile enerji üretmeye zorunlu kalınabilecektir. Bu nedenle geç kalınmadan Dicle ve Fırat havzaları barajları rezervuarlarında özel bir işletme programı uygulanmaya konulmalıdır. Bu işletme programı ile barajların göl seviyelerinde geriye
ile barajlardaki işletmenin daha dikkatli yapılarak daha az sorunlu bir şekilde atlatılması olanaklıdır.
Diğer taraftan daha önce belirtilen kümülatif yağışlarda azalma ülkemizdeki tüm akarsu havzalarında aynı olmayıp, bazı havzalarımıza düşen yağış geçen yıla göre artmıştır. Örneğin bu yıl Dicle Fırat, Antalya, Doğu Akdeniz havzalarındaki barajların aktif doluluk oranları azalırken; Çoruh, Kızılırmak, Yeşilırmak, Doğu Karadeniz havzalarındaki doluluk oranları artmıştır. Bu nedenle enerji potansiyeli olarak dördüncü büyük olan Çoruh Havzası’ndaki barajların yapılmış olması diğer havzalarda oluşan hidroelektrik enerji üretimi düşüşünün belirli bir bölümünün bu barajlardan karşılanarak dengelenebilme olanağını sağlayacaktı. Bu durum da tüm havzalarımızdaki hidroelektrik potansiyelimizin hızla geliştirilmesinin önemini tekrar ortaya koymuştur. Ⅵ