Cumhuriyet Enerji · Sayı 26 · Aralık 2011

Enerji her yönüyle tartışıldı

Banu Salman

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik

Yıl
2011
Sayfa
1
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Çevre ve iklim, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • TMMOB 8. Enerji Sempozyumu
  • Küresel Enerji Politikaları
  • Fatih Birol
  • Mehmet Öğütçü
  • Hürmüz Boğazı
  • enerji yoksulluğu

Özet

İstanbul Kültür Üniversitesi'nde düzenlenen TMMOB 8. Enerji Sempozyumu'nda küresel enerji politikaları, petrol ve doğalgaz güvenliği, iklim değişikliği ve enerji yoksulluğu gibi konular uzmanlarca tartışıldı.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Cumhuriyet ENERJİ G 6 Aralık 2011 - 26

8. ENERJİ SEMPOZYUMU’NA DÜNYA ÇAPINDA UZMANLAR KATILDI

Enerji

her yönüyle

tartışıldı

Banu SALMAN

EMO BASIN - TMMOB 8. Enerji Sempozyumu, uluslararası katılımlı olarak 17-18-19 Kasım tarihleri arasında İstanbul Kültür Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) sekretaryasını üstlendiği sempozyum, “Küresel Enerji Politikaları ve Türkiye” ana temasıyla gerçekleştirildi. Enerji alanının önemli isimlerinin konuk edildiği sempozyum kapsamında; ABD’den AB’ye, Rusya’dan Çin’e, Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya uzanan enerji alanındaki çıkar çatışmaları ortaya konulurken, küresel krizin enerji alanına yansımaları ele alındı.

Etkinliğin açılışında, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Gazi İpek, İstanbul Kültür Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Durmuş Dündar, Dünya Mühendislik Örgütleri Federasyonu (WFEO) İkinci Başkanı Marwan Abdelhamid, EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş ve TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı konuştu. Açılış konuşmalarında, enerji ve çevre uyumu ön planda tutularak, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi vurgulandı.

de 64.6’sını 6-7 ülkenin tükettiğine dik- lacaktır. Bu körfezin üzerindeki hakat çekerek, şu saptamaları yaptı:

kimiyet, çıkış yolunun güvenliğini

“Petrol ve gaz rezervlerinin yoğun sağlayacaktır. Bunun için de her haolduğu bölgelerde bu kaynaklara ilk lükarda İran’ın Basra Körfezi’ndeelden ulaşabilmek, bu fosil enerji kay- ki baskısı yok edilmeliydi.

naklarının naklinde güvenliği sağ- Kapitalizmin içine girdiği süreğen

lamak, rakiplerin bu kaynaklara kriz dönemi

ulaşmasını zorlaştırmak finans-ka- uzadıkça, ikna

pital zorba için enerji politiğin ana yöntemleri de

konularıdır. Jeopolitik konum, boru değişmektedir.

hatları, finansal güç, teknolojik üs- Gelinen son

tünlük vs. her zaman enerji politi- nokta; ‘Ya bekalarında silah olarak kullanılıyor. nimsin ya da

Küresel enerji politikalarındaki bu kara toprağın’

saldırgan tutumun arkasında önce- anlayışına denk

likle enerji kaynaklarının sınırsız ve düşmektedir.

sorumsuz kullanımı yatmaktadır. Artık kartlar

Enerji kaynaklarının çıkış nokta- açık oynanlarında ilk elden hakimiyet giri- maktadır. Libşimleri enerji politiğin sadece bir aya- ya ne ilktir ne

ğıdır. İkinci ayak enerji yollarının gü- de son olacakvenliğidir. Bugün dünya petrolleri tır. NATO geçbüyük oranda, (yüzde 60) deniz yo- mişte de enerji

luyla taşınmaktadır. Doğalgazda ise konusunda tetiğe dokunmaktan kabu taşımacılık, yüzde

çınmamıştır. NATO, evet he-

75 ile boru hatları üzedefe giderken bir basamaktır.

rinden yapılmaktadır.

Ancak başka basamaklar da

Sıvılaştırılmış doğalgavardır. Örneğin, IEA,

zın deniz yoluyla ta-

OECD… IEA’ya Enerji NA-

şınması petrole göre

TO’su denmesi üzerinde duyedi kat daha maliyetrulacak bir benzetmedir.”

lidir. Hal böyle olunca

petrol denizyollarıözellikle boğazlar- Mehmet Öğütçü

‘Ucuz enerji dönemi bitti’

İlk gün düzenlenen özel otu-

‘IEA Enerjinin NATO’sudur’

Sempozyum çalışmaları EMO Enerji Çalışma Grubu Üyesi Kemal Ulusaler tarafından TMMOB adına sunulan “Küresel Enerji Politikaları ve Türkiye” açılış bildirisi ile başladı. Ulusaler, arz edilen dünya petrollerinin yüzde 63.5’ini ve dünya doğalgazının yüz- Kemal

önem Ulusaler

kazanırken, gazda boru hatlarının güzergahı ön plana çıkmaktadır. Dünya petrollerinin büyük bölümü Ortadoğu’dan çıkarılmaktadır. Ve bu petrollerin büyük bir kısmı da Basra Körfezi çıkışlıdır. 2020’li yıllarda tüm dünya petrol ihracatının üçte birinden fazlası Hürmüz Boğazı’ndan geçirilerek yapırumda, İktisatçı-Diplomat Mehmet Öğütçü “Dünya Enerji Görünümündeki Değişimler ve Türkiye” başlıklı sunumunu yaptı. Öğütçü, fosil yakıtlara görünür gelecekte bağımlılığın süreceğini belirtirken, ucuz enerji döneminin bittiğine dikkat çekti. Mehmet Öğütçü, enerji alanında BP, Shell gibi uluslararası kartellerin döneminin bittiğini, ulusal şirketlerin ön plana çıkmaya başladığını söyledi. Nükleer Rönesans’ın Fukuşima’dan sonra yavaşlamaya girdiğini belirten Öğütçü,

“İran’da henüz pandoranın kutusu

‘İklim alarm veriyor’

Dr. Birol, eğer dünya enerji politikalarında ciddi değişiklik olmazsa dünyanın 6 santigrad derece daha ısınacağını; bunun deniz seviyelerinin yükselmesi, yağmur oranının azalması, canlı yaşamında ciddi değişime yol açacağını anlattı. Birol, “2017 yılına kadar dünya çapında uluslararası bağlayıcı bir iklim değişikliği sözleşmesi bütün ülkeler tarafından imzalanmazsa 2 derecelik dünya hedefine güle güle demek zorunda kalacağız. Kapı 2 derece için sonsuza kadar kapanmış oluyor” diye konuştu.

açılmadı” derken, Irak’ta Türkiye’nin çok fazla şansının olmadığının göründüğünü, buradaki Türk firmalarının bölük pörçük ve küçük varlıklar halinde kaldıklarını söyledi.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) Türkiye’de petrol bulma ısrarı yerine başka ülkeler gibi yurtdışında petrol ve gaz yatakları olan bölgelerde arama ve üretim faaliyetlerine girmesinin Türkiye’nin enerji güvenliği açısından daha önemli olduğu görüşünü savunan Öğütçü, doğalgazda yeni sahaların bulunmasıyla bir oyun değişimi yaşandığını da sözlerine ekledi. Türkiye’nin enerjisinin olmamasını “Aşil topuğu” olarak nitelendiren Öğütçü, “Bu anlamda Türkiye’nin temiz enerji ekonomisine geçişi son derece önemli” diye konuştu.

TMMOB’un 8. Enerji Sempozyumu İstanbul Kültür

Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Sempoyuma,

Türkiye’den ve yurtdışından katılan uzmanlar,

tüm boyutlarıyla enerjiyi tartıştı.

‘Gidişat iyi değil’

İkinci gün gerçekleştirilen özel oturumda IEA Baş

Ekonomisti Dr. Fatih Birol “Dünya Enerji Görünümü” sunumunu

yaptı. Birol, enerji

alanında gidişatın iyi olmadığını be-

Dr. Fatih

lirterek, 3 önemli sorunu şöyle sırala-

Birol

dı:

“1- Enerji arz

güvenliğinin giderek daha riskli

hale gelecek olması. 2- İklim değişikliği trendlerinin giderek daha fazla alarm veren trende oturuyor

olması. 3- Enerji tüketimi konusunda zengin ve fakir arasındaki uçurumunun giderek daha büyüyecek olması.”

Fatih Birol, Fukuşima’dan sonra bir çok ülkede nükleerde sorular doğduğunu anımsatırken, kömürle ilgili de çevre ve iklim değişikliğinden ötürü soru işaretleri olduğunu, yenilenebilir enerji kaynaklarının da avantajlarına rağmen maliyet açısından dezavantajlarının var olduğunu anlatırken, doğalgazın dünya enerji piyasalarındaki payının hızlı bir şekilde büyümesini beklediklerini kaydetti.

‘1.3 milyar elektrik yoksulu’

BM Genel Sekreteri tarafından 2012 yılının enerji yoksulluğuna karşı bir yıl ilan edildiğini belirten Dr. Birol, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan 1.3 milyar insanın elektriğinin bulunmadığına işaret etti. Bugün Afrika Kıtası’nda 800 milyon insanın kullandığı elektriğin Newyork’un kullandığı elektriğe eşit olduğuna dikkat çeken Birol, “Bu insanların elektriğe kavuşması için gerekli olan para, her yıl bütün dünyadaki enerji yatırımlarına giden paranın sadece yüzde 3’ü” dedi. Fatih Birol, bazı ülkelerdeki hükümetlerin tutumları nedeniyle bu yatırımların gerçekleşmediğini ileri sürerek, o ülkelerin nasıl yönetildiği konusunda soru işaretleri oluştuğunu söyledi. Ⅵ