Elektrik Mühendisliği · Sayı 2 · Ocak 1957

ÖZEL LAMBALAR

Abdurrahman Durutürk

Elektronik ve yarı iletkenler Teknik / bilimsel makale

Yıl
1957
Sayfa
15
Okuma süresi
35 dk
Görüntülenme
0

Konu

Elektronik ve yarı iletkenler

Anahtar kelimeler

  • ültra yüksek frekans lambaları
  • mikro dalga
  • elektron geçiş zamanı
  • dielektrik kayıpları
  • cilt tesiri
  • triyod

Özet

Ültra yüksek frekans (mikro dalga) telsiz lambalarının elektrodlar arası kapasite, geçiş zamanı, dielektrik kayıpları, cilt tesiri ve direkt intişar gibi teknik özellikleri ile minyatür lamba tasarımları teknik olarak incelenmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

1. GİRİŞ :

Bu makalemizde ders konuları dışında ka lan telsiz lâmbalarından ve onların özellikle rinden bahsedeceğiz. Burada ele alacağımız lâmba tipleri şunlar olacaktır :

a. Ültra Yüksek Frekans Lâmbaları. b. Gazlı Lâmbalar, c. Elektron ışınlı lâmbalar, d. Fotoelektrik ve X §ua lâmbaları, e. Televizyon lâmbaları,

2. ÜLTRA YÜKSEK FREKANS (MİK RO DALGA) LÂMBALARININ ÖZELLİK LERİ :

a. GENEL GİLGİ : Ültra yüksek frekans lâmbalarının 300 megasiklin üstündeki fre kanslarda çalıştıkları malûmdur. Alçak, orta ve yüksek radyo frekanslarda çalışan lâmba larda hiç ehemmiyeti olmayan bazı faktörlerin çok yüksek ve ültra yüksek frekanslarda yani 30 megasikldan sonra nazarı itibara alınması zaruri olur. Bu faktörler şunlardır :

(1) Elektrodlar arası kapasite, (2) Giriş telleri şelfi, (3) Elektronların katoddan anoda geçiş zamanı, (4) Dielektrik kayıpları, (5) Cilt tesiri, (6) Direkt intişar, (7) Diğer muhtelif tesirler. b. ELEKTRODLAR ARASI KAPASİTE. Bir lâmbanın elektrodlar arası kapasitesi çok küçüktür. Meselâ anod katod kapasitesi 3 mikro mikrofarad raddelerindedir. Bu kapa sitenin küçük frekanslarda gösterdiği reak tans (l/27tfC) çok büyük olduğundan bu ka pasite bir cok zamanlar hesaba katılmaz. Hesaba katılması gereken yerlerde de ya osi lâtörlerde olduğu gibi geri besleme için isti fade edilir veyahut ekran ızgara ilâvesiyle bu tesir giderilir. D!ğer taraftan çok yüksek ve ültra yüksek frekanslarda ızyara ile ka tot veya ızgara ile eler an ızgara arasında ki çok daha küçük olan kapasite değeri bile ızgaraya gelen sinyallere az bir reaktans gös terdiğinden bunları ızgaraya tatbik edecek

Yazan : Abdurrahman DÜRUTÜRK Y. Müh.

yerde kısa devre edebilirler. Hattâ bu kadar yüksek frekanslarda elektrodları ayaklara bağlayan iç teller arasındaki kapasite bile kı sa devreye sebep olabilir.

c. GİRİŞ TELLERİ ŞELFİ. Kısa bir tel üzerinde bile dağılmış bulunan çok küçük bir şelf değeri çok yüksek ve ültra yüksek fre kanslarda kendini hissettirecek bir endüktif reaktans (2 7rfL) göstermeye başlayınca üç büyük mahzur meydana çıkar :

(1) Katod ve ızgara telleri üzerindeki şelf ızgara katod kapasitesi ile birlikte bir re zonans devresi meydana getirerek istenmeyen frekanslarda osilasyonlar yaratabilir.

(2) Bu reaktans sinyal frekanslarında voltaj düşürmesi yaparak ızgara katod arası na tatbik edilecek sinyal voltajlarını mühim bir miktarda azaltabilir.

(3) Tellerin şelfleri elektrodlar arasında kuplaj yaratabilir. Meselâ, katod teli üzerinde ki telin reaktansı hem ızgara ve hem anod dev relerinde olduğundan bu devreler arasında is tenmiyen kuplajlar •doğurur.

d. ELEKTRONLARIN GEÇİŞ ZAMANI. Normal olarak elektronların katoddan anoda gidiş zamanlan takriben binde bir mikrosani yedir. Orta ve yüksek radyo frekanslarda bu zaman geçen dalganın periyoduna nazaran o kadar küçüktür ki sıfır olarak kabul edilebi lir. Çok yüksek ve ültra yüksek frekanslarda ise elektron geçiş zamanı geçen dalga periyo duna nazaran kabili ihmal olmaz. Bu hallerde şu hâdiseler meydana gelir :

(1) Bir elektroddaki akım o elektrodda zamana nazaran şarjın değişme hızına eşittir. Bir elektron tarafından bir elektrod üzerinde husule getirilen şarj da elektrondan çıkıp e lektrodda nihayetlenen mıknatıs kuvvet hat ları adediyle tâyin edilir. Bu faraziyeye göre elektron bir elektroda yaklaştıkça hem elek tron sür'ati ve hem de elektrodu kesen kuv vet hatları artacak ve dolayısiyle akım arta caktır. Elektron o elektroda girsin veya gir

meşin (ızgarada olduğu gibi) bu hal vakidir. Bu suretle elektronların elektrodlarda geçiş zamanlariyle mütenasip olarak nabazan halin de akımlar yarattıkları görülür. Çok yüksek ve iiltra yüksek frekanslarda bu akımların nazarı itibara alınması lâzımdır.

(2) Bundan başka geçiş zamanının dalga periyoduna yakın olduğu hallerde ızgaradan anoda intikal eden akım dalgalarında istenme yen ve bazan nazarı itibara alınacak kadar çok olan faz kaymaları meydana gelir, (3) Meselâ diyodlarda geçiş zamanı dal ga periyoduna nazaran hesaba katılacak kadar büyük olduğu zaman elektronlar anoda var madan tatbik edilen voltajın kutbiyeti değişe ceğinden bir kısım elektronlar muaallâkta gi dip gelirler. Katod anod kapasitesinin dielck triği mesabesinde olan boşlukta elektronların mevcudiyeti dielektrik sabitesini ve dolayısiy le kapasite miktarını azaltır. Tatbik edilen radyo frekans voltajı büyük olursa anoda ye tişmeye muktedir olamayan elektronların bir kısmı tekrar katoda döner. Muhtelif geçiş za manı tesirlerinin neticesi olarak anod akımı nın dalga şekli distors'yonı uğradığı gibi tat bik edilen voltaja nazaran da bir miktar geri kalır. Hattâ bazan dalga şeklinin muayyen bir kısmında anodda menfi bir akım da husule gelebilir.

(4) Triyod ve pentodlarda geçiş zamanı nın nazarı itibara alınacak kadar yüksek oldu ğu frekanslarda en mühim tesir elektron ha reketiyle ızgarada endüklenen (ızgara ne ka dar menfi olursa olsun) akım dalgasivle ızga ra devresinde vaki güç kayıbıdır. Keza bu lâm balarda da cok yüksek ve ültra yüksek fre kanslarda anod akımı distorsiyona uğrar vs giriş voltajına nazaran bir miktar geri kalır.

e. DİELEKTRİK KAYIPLARI. Dıelek trikler kuvvetli ve değişken elektrik sahalarına maruz bırakıldıkları zaman molekül hareketle rinden ötürü hararet halinde dielektrik ve histerezis (fukolt) kayıpları meydana gelir. Elektrodlara mesnet olarak izolatörler ve zarf için de ekonomik olan cam kullanıldığından bu yollardan bir miktar enerii kayıbı ümidedi lir. Histerezis kayıpları frekansla mütenasip olduğundan lâmba yüksek frekanslarda çalış tırıldığı zaman bu kayıp kendini hissettirmeye başlar. Lâmbaların fiziki ebadı küçültüldüğü zaman izolatörler de küçüldüğünden bu kayıp

kısmen ıslâh edilmiş olur. İzolatörleri alçak elektrik sahası olan yerlere koyacak seklide elektrodları yerleştirmek ve kayıbı az madde ler kullanmak keza bu meselevi halletmeye yardım eder. Dış cam mahfazada, elektrodla rın dışarı çıkarıldığı mühürlü kısımlar müs tesna, kayıplar nisbeten azdır. Elektrodlarm çıktığı yerde elektrik sahaları tekasüf ettiğin den ısınma tesiri bilhassa fazladır. Ayrıca bu radan elektrodlar içerideki harareti de dışarı ya nakletmektedirler. Bu kısımda kullanılan cam sadece az dielektrik kayıplı olmamalı av nı zamanda erimeden veya çatlamadan fazla hararete dayanmalıdır. Dielektrik histerezis kayıbını bu mıntıkada azaltmaya yardım ede cek diğer bir faktör de büyük çapta teller kul lanmaktır. Eğer telin merkezi elektrik saha sının kaynağı fnrzedilîrse büyük çapta telin etrafına gelen cam dielektrik bu kaynaktan nisbeten uzaklaşmış ve daha az kesafette bu sahaya maruz kalmış olur.

f. CİLT TESİRİ Lâmbalar 30 megasik lin üstündeki frekanslarda çalıştırıldıkları za man cilt tesiri dolavısiyle akım elektrod ve tellerin sathında ince bir tabaka içinden akar, Verilen çaptaki bir iletkenin radyo frekans direnci bu sebeple frekans arttığından cilt tesirinder doğan kajınları azaltmak ıcin ye gâne pratik c.arc tellen/ı çapını artırmaktıı. Akımın yayıldığı clei'nlık sadece frekansa ve telin yapıldığı madene tâbi olduğundan bu hal cilt teshini azaltmaz, fsıkyt akımın aktığı tel maktamı artırarak müessir direnci azaltır. Bu sebepten yüksek frekanslaıda çalışacak lâm baların elektrod telleri kaim yapılır. Kalın teller aynı zamanda telin dağılmış şelf değe rini biraz azaltarak dip kısımdaki elektrik sa ha şiddetini de azaltmış olur.

g. DİREKT İNTİŞAR. Bir iletkenden in tiaar eden güç iletkenin fizikî boyu ile dalga uzunluğu arasındaki münasebete tâbidir ve iletken boyu bir dalga boyuna yaklaştıkça ar tar. Bu sebepten isletme frekansı arttıkça tel lerden ve bizmut elektrodlardan intişar eden güç artar. Lâmbayı küçültmekle teller ve e lektrodlar küçüldüğünden int'sar kayıbı biraz azaltılmış olur.

Lambar n kull imlan blcndajı kayıpları ilemez, fukat intişarın devrenin diğer parça larına 'esirini önler. Bleudajda endüklenen a kırnlarla intişar kayıpları hararet kayıplarına çevrilir.En müessir tertip, irinden akımın nor

mal aktığı bir devre elemanı ile yapılan blen dajdır, ve meselâ tank devresi olarak bir ko eksen hat parçası kullanmak suretiyle de en düklenen akımlara faydalı iş yaptırılmış olur. Burada hat parçasının dış iletkeni blendaj o larak' kullanılır ve bunun üzerinde endüklenen akımlar normal tank akımına eklenir. Bu tarz da kayıplar azaltılmış ve lâmba ile devrenin beraber verimi artırılmış olur.

h. DİĞER MUHTELİF TESİRLER :

(1) Izgara Gaz Akımı. Tam bir boşluk temin edilemediğinden şimdiki lâmbaların i mde bir miktar gaz molekülü kalır. Elektron lar bu moleküllere çarpttıkları zaman pozitif iyonlar doğarak menfi ızgara tarafından çeki .a ier. Bu hal, ızgara menfi iken bir ızgara a kımı akıtır. Bu suretle yaratılan akım her ne kadar çok az ise de ızgaranın menfiliğini azal tır ve dolayısiyle bu frekanstaki giriş empe dansınm istenmeyen tesirlerine sebep olur. Lâmba içinde kalan gazı azaltmak için lâmba içinde bırakılan alkalin maddeler hararetle ateşlenir. Bunlar gazla kimyasal olarak birle şip ince tabaka halinde teressüp ederler. Bu teressübat kaçak teşkil edecek yerde olup ka yıpları arttırmamalıdır. Bunun için yakılan maddenin kapalı küçük bir kapsül veya boru içine konarak yakılması bilhassa minyatür lâmbalarda dikkatle idare ve kontrol edilir.

(2) Izgara Emisyonu. Kâfi derecede ısı tıldığı takdirde her maden ne de olsa elektron neşreder. Küçültülmüş lâmbalarda ızgara, ay nı fazdaki ızgara akımları kadar, katoda ya kınlığından dolayı da ısınacaktır. Menfi ol masına rağmen bazı elektronlar kâfi hızla ız garaya çarparak sekonder emisyon yaratacak tır. Izgaranın bu emisyonları boşluk şarjını artırdığından ve gayri muntazam olduğundan zararlıdır. Pratikte bu hal ızgarayı kolay elek tron neşretmeyen bir madenle kaplayarak a zaltılabilir. Bu maksat için altın bilhassa mü essirdir. Biraz daha az müessir olan diğer bir usul de ızgaraya ince toz halinde boron kar bonat püskürtmektir.

(3) Hararet İntişarı. Hava ile soğutulan bir lâmbanın anodundan hararet intişarı, fre kans arttıkça lâmba verimi azaldığından do layı, ehemmiyetli bir faktör olur. Verilen bir giriş gücü için lâmbanın veriminin azalması daha ziyade bir anod ısı zayiatına sebep olur.

Bu demektir ki lâmba zayiatını dayanma de ğerini aşıp hasar verecek fazla ısınma derece sine çıkmaktan alıkoymak için giriş gücünü azaltmak icabeder. Giriş gücü azaltılınca fay dalı çıkış gücü düşer. Buna mani olmak için anodu daha iyi hararet dağıtacak bir madde den yapmak lâzımdır. Bu maksatla anoda in ce karbondan bir tabaka sürülür. Karbonize edilmiş anodlar hararet dağıtıcı olarak yüzde 60 daha verimlidirler.

3. MİNYATÜR ÜLTRA YÜKSEK FRE KANS LAMBALARI :

a. Alelâda telsiz lâmbalarının bir kısmı muayyen kritik işletme şartları altında çok yüksek ve ültra yüksek frekanslarda (100 me gasiklin üstünde) kullanılabilirler. Bu maksat la en uygun lâmba tipleri, elektrodlar arası kapasitesi küçük ve geçiş zamam kısa tutul mak üzere elektrodları birbirine yakın, yük seltme kat sayılan yüksek ve oldukça az bir anod direncine sahip olan triyodlardır. Bu is teklerin bazıları yekdiğerinin aleyhinde oldu ğundan her isteği mümkün, mertebe yerine ge tiren lâmba, bir isteği çok iyi yerine getirip de diğerlerini havi olmıyan lâmbaya tercih edilir. Bazı radar devrelerinde elektron geçiş zama nını azaltmak için alelade telsiz lâmbalarının son derece yüksek anod voltajlarında çalıştı rılmasına bazan müsaade edilir.

b. Yukarıdaki istekleri bi/ araya getirmek üzere ültra yüksek frekans lâmbaları yapıl mıştır. Bu lâmbaların birbirine yakın gayet küçük elektrodları vardır, soketleri yoktur ve ayakları yıldızvari dışarı alınmıştır. Bir lâm banın bütün fizikî ebadını aynı mikyasta kü çültmek, lâmbanın transkondüktansına (pan tuıa) ve teşdit emsaline tesir etmeden iç ka pasitelerini ve elektron geçiş zamanını mühim miktarda azaltır. Diğer taraftan küçük lâm balarda tabiatiyle güç miktarı da azalmış olur.

Bu çeşit imalâtta (f^d'VE)!/ değeri sabit kalmak şartiyle lâmba ebadı küçültülür. Bu rada d lâmbanın hattî ebadıdır. Meselâ mev cut bir lâmbaya evsaf itibariyle benzeyen ve aynı geçiş zamanı tesirleriyle ve aynı elektrod voltajlariyle iki misli frekansta çalışacak bir lâmba yapmak isteyelim. Aşikârdır ki bütün ebat (d) yarıya indirilecektir. Bu küçük lâm banın tel şelfi ve elektrod kapasitesi de aynı şekilde yarıya iner. Birim satıh üzerinden a

ııod güç inşiaı büyük lâmbaya nazaran sekiz misli ve dayanacağı gür iki misli az olacaktır.

c. Ültra yüksek frekans çalışmasında kullanılmak üzere, dhod, trivod, veya radyo frekans pantod olarak ACORN (palamut) tipi qok küçük ebatla telsiz lâmbaları yapılmıştır. KAPI TOKMAĞI dıys bilinen ve Acorn tipi nin büyütülmüş bir şekli olan lâmbalar nis beten yüksek gürlerde ve 600 megasikl kadar yüksek frekanslarda çalışırlar. Minyatür lâm baların ba/.ı misalleri psağıda zikredilmiştir :

(1) 6C4. 150 megasikle kadar kullanıla bilen 7 ayaMı minvptür tek triyoddur. 6J5 mu adili olup C sınıfı çalışır. 60 me de 5 vat, 150 mc de takriben 2 vat verir.

(2) 6J4. Kitleye verilmiş ızgara çalışma sı için yapılmış, ızgarası altın kaplı minyatür radyo frekans yükselticidir. 500 mc ye kadar verimli, dahili blendaıh bir triyoddur.

cgk~ = 5,5 uuf, cpk 0 24 uuf, cpg ~ 4 uuf <"m 12000 u mho, (3) »002. Yedi ayaklı minyatür tvi yod lâmbalara;, ilkidir. İc yapılışı C55 in ay nıdır, fakat elt'ktr'udlar arası kapasiteleri bi raz fazladır.

(4) 6X4. Yedi ayaklı olup minyatür triyodun sonnkı t'pıdir. Izgara ve katodu ikişer uçludur. Bunları paralel bağlamak lâmba içindeki seri şelfi azaltır. Gm^6000 umho'dur. 6JJ ile aynı maksatlarda kullanı lır. I garnsı altın kaplı olmayıp elektrodlar arası kapasiteleri daha küçüktür.

(5) B55. Ebadı bir mikyasla küçültü len ilk triyod olup palamut (acorn) tipidir. Telleri yıldızvar' kenardan çıkmıştır. 600 mc ye kadar osilatör olar ak kullanılır. 500 mili vat çıkış verir. Keza 600 mc den biraz fazla frakanslarda yükselteç olabilir. Gm^=2200 umhe.

(6) 6F4. Acorn tipi triyoddur. Izgara ve ar od ikişer uçludur. C sınıfında takriben 1.8 vat çıkış veıir. Gür kazancı 9 ve Gm 5S00 umho'dur.

(7) GL4. 6F4 ün aynı olup kapasiteler yüzde 10 <lâ 20 daha azdır. Gm biraz daha yüksektir.

(S) 6.JG. İkinci Dünya Harbi başında

yapıldı. Çift triyoddur. 600 mc ye kadar osi latör olarak çalışır, 3.5 vat çıkış verir. «m=5300 umho, cgk=2,2 uuf, Cpk=0,4 uuf, c P g ~ 1.6 uuf, Azamî anod insin 1 3 vattır. Y?gâne mahzu ru tek katodlu olusudur.

(9) 5670. Dokuz ayaklı minyatür' çift triyuddur. 6J8 ya nazaran kapasite ve tel şelfleri azdır. 500 mc ye kadar verimlidir. Om 5500umho, <"gk"=2,2 uuf, Cpk=l,0 uuf,

Cpg — 1,3 uuf, (10) 2C51. 5670 in aynıdır. Yalnız ka tod akımı farklı olup biraz masraflıdır. (11) 6BQ7. Direkt kuplajlı, kitleye ve rilmiş ızgjralı, radyo frekans yükselteç için yapılm's az gürültülü, 9 ayaklı, minyatür çift triyoddur. Triyodlar tamamile müstakildir. 500 mc için tavsiye edilir. 900 mc ye kadar muvaffakiyetle çalıştırılmıştır. Kısımlar a rasında iç blendaj vardır. Nisbeten yüksek bir giriş empedansma sahip olup keskin ka todluduı.

(12) 6BK7. 6BQ7 ye benzer. Belirli far kı Gm 8500 umho'dur.

(13) Triyod olarak bağlanan pentodlar, 6AG5, 6AK5, 6BC5 vs 6CC6. Her birinin Gm si 5000 ilâ 6000 umho'dur.

(14) 6AU6. Yedi ayaklı minyatür pen toddur. Keskin katodlu olup kapasiteleri orta değerdedir. 100 mc ye kadar genel maksat pertodu olarak kullanılır. Gm 5200 umho'dur. 6CB6 nın aynı olup daha yeni ve biraz daha üstündür.

(15) 6AK5. Keskin katodlu, yedi ayak lı minyatür lâmbadır. 400 mc ye kadar yük selteç olarak kullanılır. Izgarası altın kaplı, katodu çift uçludur. Daha sonradan aynı ka rakteristikte inkişaf ettirilen 6AG5 ve 6BC5 pentodlarır.'n ilk t'pidir.

(16) 5591. Pratik olarak 6AK5 in, ay îııdır. Isıtıcı akımı takriben yüzde 15 azdır. Aynı gruptan 5654 lâmbası 6AK5 in daha sonraki ve daha sağlam şeklidir. 5702 ve 6AK5 in aynı olup daha minyatürdür.

(17) 6BA6. Uzak katodlu olup eski ve halen kalkmış olan 6SQ7 nin aynıdır. 6AK5 in kullanıldığı yarlerde kullanılır, fakat ız gara direncile kazanç kontrolü ister.

(18) 9003. 6BA6 nın kullanıldığı yer lerde kullanılmsk üzere yapılmıştır. Hk uzak katodlu pentoddur. îç yapılışı Ve £alışm&&ı

Acorn t'pi 956 nın aynıdır. Her ikisi de artık çekilmekte ve yerlerini 6BA6 almaktadır.

(19) 6AN5. Minyatür pentodların ha len mevcut olan ve eski 6AG7 ve 7AD7 ka dar güq verebilen yegâne lâmbadır. Alçak yük empedarsı ister. A sınıfında 1.3 vat ve rebilir. Anod zayiatı 4.2 vattır. C sınıfı radyo frekans yükselteci olarak 150 mc ye kadar 3 ilâ 4 vat çıkış verebilir. Alçak takatli gön dermeçlerde frekans çoğaltıcı olarak sık kullanılır.

4. ÖZEL ULTRA YÜKSEK FREKANS LÂMBALARI.

Alelade telsiz lâmbalarının elektron ge çiş zamanı tahditlerini yenmek için bir ço"k metodJar inkişaf ettirilmiştir. Bunlardan bi ri sürat modülasyonu esası üzerine çalışan lâmbalardım. Özel lâmbaların en mühimleri olan KLYSTRON, MAGNETRON ve YÜRÜ YEN DALGA lâmbalarını kısaca anlatalım.

a. KLYSTRON LÂMBASI. Klystron lâmbası mikro dalga frekanslarında (3000 ilâ 30.000 megasikl) osilatöı1 ve yükselteç olarak kullanılır. 1000 megasikle kadar küçük fre kanslarda da kullanılabilir. Çıkışı bir kaç yüz milivattır. Bu lâmbanın şekil 1 de görüldüğü gibi bir katodu, bir mihraklama elektrodu (k atod potansiyelinde), bir koeksen hat veya başka bir tip boşluk rezonatörü (aynı za manda .bir .anod gibi hizmet eden) ve katoda nazaran müteyassıt bir menfi potansiyelde defiedic.i Veya reflektör elektrodu vardır. Ka

todun yapılışı icabı huzme halinde çıkan e lektronlar bir defa reflektöre giderken bir defa da oradan, geri dönerken iki defa boş luk rezonatöründen geçerler. Boşlukta bir elektron osilasyonu olur, ve çıkış hattında bir alternatif akım voltajı teessüs eder. A noddan çıkarak .reflektöre gidip gelen elek tronlardan normalden fazla süratle çıkan, da ha uzaklardan dönen ve geç çıkanlar değişik zamanlarda boşluğa dönerler. Anoddan muh telif süratle elektronların çıkmasına (sürat modülasyonu) dend'ğinden bu prensiple ça lışan lâmbalara da sürat modülasyonlu lâm balar denir. Boşluk uçlarında teşekkül eden (normal elektronun gidip gelmesile) alterna tif akım voltajın sıfırdan geçme anına rast layan normal elektron dönmesine nazaran de ğişik zamanlarda gruplar halinde gelen diğer elektronlar buraya gelince süratlerinden kay bedeceklerinden terkettikleri enerjiler os'las yonların idamesine hizmet eder. Elektron huz mesinin reflektöre gidip gelmesi rezonatör bakımından, ona paralel bir admitans (l/Z) olarak düşünülebilir. Küçük bir sinyal ile bu elektronik admitansın kondüktans (l/R) mürekkibi menfi ve değer itibarile bizzat re zonatcmn.şönt admitansının kondüktans mü rekkıbinden büyük olduğu zaman osilasyon lar bıslar, ve menfi elektronik kondüktans rezonatör boşluğu kondüktansına eşit olunca ya kadar yüksel'r. Bir klystronun çalışma fre kansı esas olarak boşluk rezonatörünün re zonans ferekansiyle tayin edilir. Fakat yüz de 1 raddelerinde bir kademe boyunca reflek tör voltajile kontrol edilebilir. Bunlardan başka rezonatöre bağlanan yük ve anod vol tajı da frekansa tesir eder. Bu t'p klystronun verimi çok az olup yüzde bir kaç sayıyı geç mez. Mamafih araya konan bir boşluk rezo natörü vasıtasile elektronların toplu kitleler yani nabazanlar halinde anod vazifesi gören diğer bir boşluk rezonatöriine sevkedildiklefi (C sınıfındaki anod akımı gibi) bir güç klys tron lâmbası (şekil 2) yapılmıştır. Bunun verimi yüzde 10 ilâ 15 raddelerine çıkar. Ti pik bir güç klystron lâmbası takr'ben 3000 megasiklde 5 ilâ 20 vat çıkış gücü yaratır. Bu frekansta oldukça yüksek bir verimle bir kaç kilovat çıkış veren tecrübe mahiyetinde lâmbalar yapılmıştır. Bu lâmbaların yakala

cam

Ma«ye tik 3/an

yıcı anodlarma gelen, elektron nabazanları fanla dıstorsiyorlu olup yüksek armonikleri ihtiva ederler. Bu sebeple yakalayıcı anod boşluk rczonatörü b'r armoniğe aJıord edile rek kâfi bir çıkışla frekans coğaltıcılık ya pabilirler.

b. MAGNETRON LÂMBASI. Bir tel siz lâmbasında anod akımının akışı elektro statik olduğu kadar manyetik olarak da kon trol edilebilir . Manyetik kontrol kullanan lâmbalara MAGNETRON derler. Esas itiba rile, fukolt cereyanı kayıplarından kaçınmak irin yarık ve boşluk rezonatörlü yapılmış si lindir biçimi bir ancdla bir silindirin ortasın da filaman tipi bir katoddan ibarettirler. Cam mahfazanın dış tarafında, flamana paralel bir mcnjetik saha husule getirecek şekilde sa rılmış bir bobin veya bobinler vardır. Şekil 3 bir magnetron lâmbasının genel şeklini ve şek!l 4 yarıklı cnod silindiri kesitlerini gös terir. Mrgnetron lâmbalarında lâmba iqinde

flnool

flnod

f

El

><

\

Ia ki saha kesafeti kritik bir noktaya varınca ya kadar anod akımı sabit kalır. Bu noktadan sonra süratle sıfıra, düşer. Manyetik sahada hareket eden b;r elektron hareket ve saha istikametine amut bir kuvvet tesirinde kala rak helezonvari bir yol takibedev. Kritik manyetik alanına varılınca elektron döne dö ne tekrar katoda gelerek anod akımı sıfır o lur. Bu suretle bu manyetik filan bir kontrol ızgarası vazifesi görür. İki pamı anodlular

T,p

da iki parça arasına bağlanan rezonans dev resi, boşluk rezonatörlü anodlarda bu boşluk lar, yaratılan osılasyonun frekansını tayin ederler. Anodun katoda olan mesafesi ve ka lınlığı da frekansa daha az derecede tesir e der. Magnetronun sargı mıknatısı, anod vol tajı ve çalışılan frekansa göre 6000 ilâ 15 000 Gavs raddelerinde bir saha şiddetinde olma lıdır. Magnetron osilatörleri 1000 megas'kli geçen frekanslarda devamlı dalga veya na bazan halinde büyük miktardaki güçlerin, ye gâne kaynağıdırlar. 0.5 santimetre kadar kısa dalgalarda çalışacak magnetronlar yapılmış tır. 1.2 santimetre veya daha büyük dalga u zunluklannda çalışacak ticarî tipleri mevcut tur. Tipik verimleri yüzde 40 ilâ 70 raddele r'ndedir. Azami nabazan güçleri tecrübe ma hiyetindeki lâmbalarda 1 santimetrede 100 kilovattan 10 santimetrede takriben 5000 kilovata kadar çıkar. Ticarette mevcut olan lardan 10 santimetre dalga uzunluğunda 1 ki lovat devamlı dalga elde edilebilir. Magnet ronlar her ne kadar alçak frekanslarda çalı şacak şekilde yapılabil' rlerse de bunların fay daları, büyük miktarda güç yaratacak ticarî triyodların bulunmadığı takriben 500 mega siklin üstündeki frekanslardadır.

(2) Katoda tekabül eden şartların tak riben tahakkuk edeceği şekilde bir anod vol haiz olan anod tarafından çekilen elektronla

Yarık anodlar arasında yüksek empedanslı rezonans devreleri kullanmak suretile yüksek verimli osilasyonlar elde etmek mümkündür. Bu neticeyi elde etmek için manyetik saha nın katoftan oldukça büyük olması ve akord lu devre uçlarındaki osilasyonların da büyük olması lâzımdır. Bu durumda mevcut osilas yonlar bir anodu batarya voltajından daha pozitif yapıp katodu geçirdikleri zaman d'ğer anod batarya voltajından çok daha az bir po tansiyeldedir. O zaman lâmba içindeki kayıp lar çok küçük olur. Bu tip osilatörlere yarık anodlu menfi dirençli magnetron veya DY

NATRON osilatörler denir. Bu çeşit çalışan magnetron lâmbalarına da Dynatron denir. Bu osilatörlerin frekansı tamamile tank dev resi tarafından tayin ed'lir. Ses frekansların dan tutun da 300 ilâ 600 megasikllik frekans lar elde edilebilir. Dynatron osilatörlerin ve rimi büyük mikyasta tank devresinin yapılı şına bağlıdır. Alçak ve orta frekanslarda yüz de 30 ilâ 60 verm alınır. Anod yapısı icabı hareket dağılması kolay olduğundan nisbeten büyük güç çıkışları elde etmek mümkündür.

e. YÜRÜYEN DALGA LÂMBASI. Yü rüyen dalga lâmbası, 3000 megasikl ve daha yüksek, çok yüksek ve ültra yüksek frekans larda bilhassa radyo frekans yükselteci için uygun bir yükselteç lambasıdır. Bir yürüyen dalga lâmbasının elemanları şekil 5 de gös

Şekil 5\ jürüyen

rın. bir çoğu anoda daha az potansiyelde va racak şekilde hareket yollarından inhiraf et tirilirler. Bu da menfi direnç tesiri yaratır, fi bir dirence sahip olur. Yüksek potansiyeli tajı ve mıknatıs sahası ile çalışan yarık a nodlu bir magnetron anodlar arasında S'met rik olarak tatbik edilen voltajlara^kargı, nyyı

terilmiştir. Burada mihraklayıcı elektrodlar la mücehhez bir katoddan müteşekkil elek tron topu 1500 volt raddelerinde bir süratle hareket ettirilen bir katpd şua huzmesi husu le getirir. Bu huzme sıkı sarılmış uzun. bir helezondan geçirilerek anod potansiyel indeki toplayıcı tarafından topianir. Huzme kutrunu

küçük tutmak ve bunu helezon merkezinden sevketmek ic;n mihraklayım manyetik bir sa ha kullanılır. Teşdit edilecek sinyal helezonun katoda yakın ucuna bir dalga klavuzu ile tat bik edilir. Helezonun diğer ucundan sinyal teşdit edilmiş olarak alınır. Giriş ve çıkış dal ga klavusu yer'ne koeksen hatlar kullanılabi lir. Giriş sinyali, helozonun içinde eksen bo yunca yürüyen bir elektriki saha meydana ge tirerek helezon boyunca yayıbn bir dalga husule getirir. Helezon sargıları boyunca dal ga ışık hızında hareket eder. Bunun yarattı ğı elektriki sahanın eksen boyıırca hızı ışık hızının, helezon hatvesin'n helezon çevresine oranı ile çarpımına eşittir. Helezon içinden geçen elektronların hızı dalganın eksen bo yunca olan hızından biraz büyük olduğu za man elektronlar dalgaya bir miktar enerji ve rirler. Bu hal dalganın çıkış ucuna yaklaştık ça büyümesine ve dolayısiyle teşdit edilmesi ne sebep olur. Bu lâmbada os'lasyonlara ma ni olmak için çıkış enerjisinin gerisin geri gi rişe aksetmesine mani olmak yani helezon boyunca zayıflatılacak tertipler alınmıştır. Bu lâmba devresinde rezonans devres1' olma dığından geniş bir frekans bandını teşdit et mek imkânı vardır. Yürüyen dalga lâmbaları güç yükselteçleri ve güç osilatörleri olarak da kullanılabilirler.

5. GAZLI LÂMBALAR.

a. Genel Bilyi. (1) Telsiz lâmbalarının imalinde cam mahfazanın iç'nden mümkün olduğu kadar fazla hava boşaltılmaya çalışılır. Eğer bir tel siz lâmbasında hissedilir miktarda gaz veya hava kalırsa lâmbaya şu hususlarda tesir e der :

(a) Muayyen bir voltajda lâmba akı mı artabilir. Bunun sebebi bombardımanla gazın da elektron salıvermesidir. Diğer bir görüşle muayyen b'r akım için tatbik edilen voltajı azaltmaya imkân hasıl olur.

(b) Lâmba içindeki gazın, elektronları serbest hale getirilemediği takdirde gaz zer releri katoddan çıkan elektronların hızını ke seceğinden anod akımı azalmış olur.

(c) Elektronları anoda giden gazın müsbet iyonlarının katoda yapacakları bom bardımyr katodu tahrip eder.

(d) Kırmızı derecede ısınan katod mev cut havanın oksijeni 'le okside olarak kısa zamanda kopar.

(e) Gaz iyonlarının mevcudiyeti dolayı siyle lâmbanın aksi yönde dayanacağı menfi voltaj miktarı azalır veya aksi yönde (katod dan anoda) bir akım akmasına sebep olur.

(2) Bazı hallerde bazı maksatlar için kullanılmak üzere havası bir miktar boşaltı lıp yerine azot, neon, argon, cıva buharı gibi gaflar ihtiva eden lâmbalar yapılmıştır. Bu lâmbalarda gaz kesafeti normal atmosfer taz yikinin takriben on binde biri kadardır. Bu konuda özel maksatla yapılan bu lâmbaların özelliklerinden bahsedeceğiz.

(3) Yüksek boşluklu telsiz lâmbaların da elektrodlar üzerndeki voltajlar akan akı mın tam bir kontrolünü temin ederler. Diğer taraftan gazlı bir lâmbada elektrodlardaki voltajlar lâmbada iletkenlik başlar başlamaz kontrolü kaybederler. Gazlı lâmbalar normal olarak telsiz lâmbalarından, çok daha fazlı a kım geçirmeye muktedirdirler. Aynı zaman da haricî devreye alçak bir empedans göste rirler. Şekil 6 da dört tip gazlı lâmba sembo lü göster;lmiştir. Lâmba içindeki nokta lâm banın gazlı bir lâmba olduğunu gösterir.

b. İLETKENLİK HALİ.

(1) Gazlı bir lâmbada sıcak katoddan çıkan elektronlar anoda gidiş yolu üzerinde gaz moleküllerile karşılaşırlar. Bir elektron bir gaz molekülüne çarptığı zaman çarpma cnsrjisi molekülün elektron salıvermesine se bep olur. Bu elektron da orijinal elektron a kışına katılarak hem akımın artmasına hem de başka elektronların serbest "bırakılmasına hizmet ederler. Elektronu ayrılan moleküle iyon derir. Hiç iyon ihtiva etmeyen znz ve ya buhar tam bir yalıtkandır. Mamafih ha kikatte kozmik şualardan, gazı iht'v.ı eden kabın duvarlarındaki radyo aktif maddfclerden ve ışık tesirinden dolayı her gazda bir mik tar baki iyon mevcuttur. İyonların toplanmr sile meydana gelen iyonizasyon, hadisesi do her ga^da bir miktar var demektir. Eğer böy le bir gaz içindeki iki elektroda bir potansi yel tatbik edilirse gayet az bir akım doğrbi lir. Bu akıma, gözle görünür bir ışık yerme diğ! için karanlık akım derler. Bu akım ek seriya takriben mikroamper raddelerindedir. Gaz içinde bir katoddan intişar ederek dola şan elektronlar mevcut olunca bunların çar parak serbest hale getirdiği elektron miktarı gitt'kçe artar. Ağır olan pozitif iyonlar da katoda doğru sürüklenerek katoddan daha fazla elektron çekerler. Gaz moleküllerindeki elektronları mahreklerinden ayırmak ve iyo nizasyonu husule getirmek için, lüzumlu ener ji anodla katod araşma tatbik edilen voltaj dan alınır.

(2) Muayyen bir gazla dolu bir lâmba da elektronlara tatbik edilen voltaj muayyen b;r değere kadar artırıldıkça akım da pek az miktarda artar, lyonizasyonun birdenbire vu kubulduğu voltaja 'yonizasyon potansiyeli, ve ya ateşleme noMası denir. Bu andan hemen evvelki akıma da başlangıç akımı denir ki ek seriya 2 mikroamper kadardır. İyonizasyon vukubulur bulmaz akım anide yükselir ve eğer h a r c î devrede kâfi direnç varsa pek ça buk yükselmez, fakat voltaj anide daha kü çük bir değere düşer, lyonizısyon voltajının değen gazın tipine, elektrotlarda kullanılan madsnlere, bunların büyüklüğüne ve araların daki mesafeye ve diğer barı faktörlere tabi dir, îyonizasyon vukubulunca tatbik edilen voltajda akım 50 mil'ampere veya daha bü yük bir değere yükselir. Eğer voltaj dnhn

artırılırsa akım da artar, katod iyon bombar dımanile ısınarak termiyonik emisyon artar.

Bu emisyon lâmba uçlarındaki voltaj düşüşünü azaltır. Bu da akımın, emis yonun, ve iyonizasyonun birbirine bağlı elarsk artmasına sebep olur. Bu birbi rine eklenen tesirlerle voltaj anide azalır ve akım bir kaç amperlik yüksek bir değere çı kar. Bu şart altında çalışmak için yapılma mışsa lâmba fazla akımla harabolur. Bu an latılan mekan'zma bir ark teşkili için esas nmelij edir ve bu ağır akımlarda çalışan lâm balara ark lâmbaları derler. 50 miliamper bölgesinde çalışan lâmbalara husule getirdik leri renkli ışıktar, dolayı parıltı lâmbası de nir. Neon lâmbası buna bir misaldir.

(3) Gazlı bir lâmba ibtkenliği şekil 7

G\ t

.E p/

J

A

S> 6

ŞeU .?

de gösterilmiştir. AB karanlık akım bölge si, B iyonizasyon voltajı veya noktası, BCD arası iyonizasyon ve iletkenlik hali, DE akı mın voltaj arttıkça artması hali, E ark nok tası, EFG voltajın düşüp akımın artması ha liri gösterir.

(4) Eğer iyonızasyondan sonra lâm uçlarındaki voltaj azaltılırsa voltaj muayyen bir değere düşünce gaz deiyonize olur ve ilet kenlik durur. Bu voltaja deiyonizasyon veya sönme potansiyeli denir. Bu suretle lâmba, akım akmasına müsaade etmek üzere muay yen bir voltajda devreyi kapayıp akımı dur durmak üzere daha küçük bir voltajda dev reyi açan, bir elektron'k lâmba gibi kullanıla bilir. Böyle bir lâmba, devredeki voltaj iyo nizasyon voltajından az iken devrede hemen hemen sonsuz bir direnç gösterir. Diğer ta raftan iyonize olduğu zaman pek küçük bir ri'rence mnliktir.

(5) Gazh bir lâmba bir alternatif akım devresine konduğu zaman lâmbanın ters vol taja dayanma miktarı bilinmelidir. Anod po zitif iken oldukqa alçak bir voltajda lâmba normal tarzda iletkendir. Fakat voltaj ku tupları ters çevrilence halpn mevcut olan iyon lar katod yerine anoda gitmeye bjşlarlar. Bu jyorlar aynı zamanda serbest elektronlarla birleşerek nötrıılize olm ıjp çalışırlar, fakat bu isi bitirmrk için muayyen bir zamana ih tiyaç vardır. Alçak frekanslarda ters volta jın azamis: tatbik edilmeden önce nötralizas yon bitecek kadar kâfi zaman vardır. Fakat isletme frekansı artırıldıkça iyonlaıın elek trorlarla birleşmesine müsaade edecek za man kılmaz. Sonunda anodla katod arasında pek çok iyon kaldığından dolayı geri ark (ters yönde akım) vukubulur. Geri ark, lâm banın alternatif akım siklinin her iki yarısın da alçp.k b;r direrçte olmasına sebep olduğun dan lâmbada zayi edilen güç büyük mikyasta artar, bu da muhtemelen lâmbayı tahrip eder. Yüksek frekanslarda çalışmada bu geri ark oldukça küçük voltajlarda vukubulabilir.

c. GAZLI DİYOD.

{1) içinde iki elektrod bulunup gaz dol durulan bir lâmbaya gazh diyod denir. Müs bet voltajın tatbik edildiği elektrod anod ve diğeri katoddur. Gazlı bir diyodda katod, ya anod gibi bir elektrod olur veya telsiz lâm basında olduğu gibi termiyonik elektron ve ric' olur. Birinciye soğuk katod, ikinciye sı cak katod denir.

12) Neon ışık lâmbası vsya neon ampu lü soğuk katodlu gazlı bir diyoddur. Katod a nodun aynı şekil ve büyüklükte olup tatbik edilen voltaja tabi olarak lâmba her iki isti kamette iletebildiği g'bi yalnız bir istika mette akım akıtmak üzere katod anoddan da ha büyük olabilir. Bu tip lâmbalarda katod ısıtılmadığından iyonizasyon ameliyesine yar dım edecek elektron emisyonu yoktur. Bu se bepten bir neon lâmbanın ateşleme potansiye li sıcak katodun kullanıldığı bir lâmbadak'n den daha yüksektir. Neon lâmbada bu ateşle me voltajı işletme esnasında biraz değişir. A kımın geçişi, neon gazı ile karışmış olabilen diğer gazlara tabi olarak rengi değişen bir ışıkla belli olur. Parlaklık menfi elsktrodda yani katoddo rmhınıır. Alternatif akım vol

tajı tatbik edildiği zaman her iki elektrod ışık deşarjiyle sarılmıştır. Kuvvetli bir radyo frekans sahası iyonizasyona sebep obna.va mukted'r olduğundan neon lâmbası radyo frekans sahasının mevcudiyetini meydana çıkaımak için kullanılabilir.

(.3) Soğuk katodiu lâmbalar bir çok maksatlarla kullanılabilirler. Bunlar arasında voltaj regülâsyonu, redrese etme, osilatör, devre koruma, neon lâmbalar gibi ışık ya ratma, akım ve güç kontrolü işleri vardır, tje kil 7 ye bakarsak D ile E arasında az bir vol taj değişmesi bu lâmbaların voltaj regülatör devrelerinde kullanılmasını tem'r eder. So ğuk katodlu lâmbalar uçlarındaki yüksek vol taj düşüşünden dolayı redresör olarak nadiren kullanılırla'1. Ancak sıcak katod için filıman gücü bulunmayan yerlerde ark lâmbası ha linde sekil 7 de F ve G bölgesinde iyonla ka todu ısıtmak suretiyle redresbr olarak kul lanılırlar. Bir soğuk katodlu neon lâmb ı uç larına bir kondansatör konur ve devreye iste nen zaman sabitesini verecek bir direnç bağ lanırsa kondansatörün ateşleme voltajına şarjı ve lâmba ateşlendikten sonra sönme vol tajına deşarjı ile bir destere dişi dalga osı lâtörü gibi çalışır. Yıldırım gibi kısa süren yüksek voltajlardan devreyi korumak ıcin muayyen voltajdan sonra iletken olarak devi reyi kısa devre etmek üzere neon lâmbaları kullanılır.

(4) Sıcak katodlu gazlı lâmbalar güç yükseltmesinde önemlidirler. Bunlarda en çok kullanılan gaz cıva buharıdır ve bu lâmbala ra cıva buharlı redresör derler. Bunların iki tipi vardır: biri alternatif akımla ısıtılan ok sit kaplı filaman tipi, diğeri katod yerine bir cıva kabı kullanan tiptir. 8G6A lâmbası gibi civa buharlı filâmanlı lâmbalar telsiz lâmbalı redresörlerden çok daha fazla akım geçirmeye muktedirdirler. F;laman sadece iyonizasyona başlamak için kullanılır. Fila manın harareti lâmba içindeki az miktarda cıva mayiir.i bullar hal'ne getirerek iyonizas yonu sağlar. Bu lâmba, alçak voltaj düşü şünden ötürü çok yüksek bir verime malik tir. Cıva buharlı büyük bir redresörün"'veri mi kolaylıkla yüzde 99 a yaklaşabilir. Bun dan başka lâmbanın voltaj düşüşü değişik yüklo dpğiçmediğ'ndcn voltaj r^giil

telsiz lâmbalı redresörlerdekinden daha iyi dir. Katod olarak bir kap içinde cıva kulla nılan lâmbalara sadece cıvalı redresör denir, 555d lâmbası gibi. Bu lâmba devamlı ola rak 75 amper doğru akım vermeye muktedir dir. l)k iyon'zasyon, ateşleyici denen yardım cı bir elektrodla katod arasında bir şerare yaratmakla temin edilir. Ateşleyiciye verile ce'k küçük akım nabaz3nlariyle lâmba ve do layısiyle yüzlerce amper kontrol edilebilir.

d. GAZLI TRİYOD (THYRATRON).

(1) Ateşleme voltajını kontrol etmek iç'n içinde bir ızgarası bulunan gaz doldurul muş triyod veya tetroda THYRATRON der ler. Bütün gazlı lâmbalar için küçük bir baş lama akımına ihtiyaç vardır, fakat bu akım iyonizasyon noktasına varılıncaya kadar in kişaf ettirilemez. Bir thyratron lâmbasım.ı ızgarası fazla menfi yapıldığı zaman istenen başlama akımını husule getirmek için lâmba uçlarına daha fazla voltaj tatbik edilmesi lâ zımdır. Tipik bir lâmba için (FG 57) muay yen ızgara voltajlarırdaki anod ateşleme vol tajları şekil 8 de gösterilmiştir. îğrnin sa ğındaki noktalar iletkenlik halini gösterir. Bizzat iğri, muayyen anod voltajında iletken liğin başladığı krtik polarmayı gösterir. Thy ratron lâmbalarda bir defa iletkenlik baş

\ooo

\ \

>

I

N

\V

"4:

»ı .—•

IO 3 f 7 6 r V 3 2 /

fl «P lîpik

ladı mı ızgara artık kontrolü kaybeder. Nis peten, küçük bir lâmba büyük bir güç mik

tarım kontrol etmeye muktedir olduğundan thyratron lâmbaların kullanış yerleri pek çok tur. Radarda bilhassa destere dişi dalga ya ratıcısı olarak ve motor kontrol devrelerinde kullanılırlar.

(2) Thyratron güç, motor, Uh. kontrol ederken gaz olarak cıva buharı kullanılır. Son derece çabuk ateşleme zamanına lüzum olan yerlerde meselâ radar tatbikatındı hidrojen kullanılır, çünkü iyonları hafiftir ve süratle hareket ederler.

(3) Bir gazlı Jâmbarun deşarjı caın mahfaza ile temasta olan haricî bir ızgara ta rafından da kontrol edilebilir. Bu prensip fo toğraf işlerinde stroboskop'k (fleş) ışık için kullanılır. Deşarjı kontrol etmek için bir man yetik saha kullanılabilir. Bu saha elektronlı rı inhiraf ettirerek ateşleme voltajını azaltıp çoğaltır. Bu prensip yüksek güçlü redresör leri kontrol etmekte de kullanılır. Katodla a nod arasındaki deşarj, onlar arasına konan ve bu arada bir ışık deşarjı başlatacak olan iki yardımcı elektrod vasıtasile başlatılabilir.

6. ELEKTRON IŞINLI GÖZ LÂMBA LARI.

Katod ışınlı lâmba prensibinin bir değişi ği olan elektron ışınlı lâmbalar göz veya müşir lâmbaları diye anılmaktadır (6E5 gi bi). Bu lâmbalar gerekli akordu göstermek için radyolarda ve telsiz almaçlarında gen'ş mikyasta kullanılırlar. Bir göz lâmbası iki takım eleman ihtiva eder. Bir takımı bir tri yod yükselteç ve diğeri katod ışınlı müşir kıs mıdır. Triyod kısmının anodu içten huzme kontrol elektroduna bağlıdır (şekil 9). Bu surotle gelen sinyale göre anod voltajı değiş tikçe huzme kontrol elektrodu üzerindeki vol tajda değişir. Huzme kontrol elektrodu katod dan neşredilen elektronların bir kısmını saptı racak şekilde katod civarına konur. Floresan anoda vuran elektronlar onu ışıklandırır. Huz me kontrol ızgarası vasıtas'le saptınlp anodun bir kısmına vurdurulmayan elektronlar flore san anod üzerinde kama biçimi bir gölge mey dana getirir. Bu gölgenin büyüklüğü huzme kontrol elektrodu üzerindek5 voltajla tayin edilir. Bu elektrod floresan anodla aynı vol tajda olduğu zaman gölge kaybolur. Huzme kontrol eden elektrod anoddan az pozitif ohır

sa bir gölge belirir ki bu gölgenin genişliği hazine kontrol elektrodu üzerindeki voltajlı arod voltajı fark;le mütenasiptir. Bu demek tir ki anod voltajı müsbetc doğru gittikçe gölge artar. Eğer lâmba kalibre edilirse ka ba ölçüler için bir voltmetre olarak kullanı labilir. Mamafih, göz lâmbalarının başlıca kullanılışları almaçlarda akord müşiri ve e lektrik köprü devreler'nde b;r muvazene mü şiri olmalarıdır.

7. FOTO LÂBALARI.

a. GKNEL BİLGİ. Lâmbaların mühim bir sındı da cık:s akımının, üzerine düşen ışıkla kontıol edildiği lâmbalardır. Bu hadi seye fotoelektrik tesiri ve lâmba>a da fotoe lektrik veya sadece foto lâmbası denir. Foto elektrik tes'ri madenî satıhlardan ışık tesiri le elektron emin} onudur. Muayyen dalga u zunluğundaki bir ışık tarafından bir zaman biriminde serbest hale getirilen elektron mik tarı bu ışığın kesafetile doğru orantılıdır. Bu elektronların haiz olduğu enerji ise ışık frekansı ile doğru orantılıdır. Emis yona sebep olmak üzere maden sathına gelen enerjinin gayrı kâfi oolduğu b:r alçak frekans hududu vardır. Fotoelektrik lâmba lar insan gözü gibi bütün dalga uzunlukları na veya frekanslara kars: eşit surette has sas değildirler. Bu sebepten bu foto lâmba sının her hargi muayyen bir ışığa olan has sasiyeti mevcut ışık frekanslarının dağılışına tabidir.

b. YAPILIŞI Bir foto lâmbası esas iti baiile havanı boşaltılmış b'r cam mahfaza içerisinde iki elektroddan ibarettir. Bunlar dan biri üzerine ışık düştüğü zaman elektron neşreden kntod, diğeri üzerindeki pozit'f vol

tajla serbest elektronları çeken anoddur. Me selâ tipik bir lâmba olarak 929 foto lâmba sında cam ininde görülen yarı silindir bioımı maden fotoelektrk hassTsiyetli katoddur. Bu elekti od su*a ile gümüş, sezyum oksidi ve sezyum madeni gibi ust üste olmak suretile bir euk tabaka halinde nadir madenlerle kap lanmıştır.

c. HASSASİYETİ. Fjto lâmbasının hassariyeti lâmbayı ikaz için kullanılan ışı ğın frekansına ve dolayısile rengine tabidir. Muhtelif tatbikatlar ;cin muhtelif hassasiyet karakteristkleri gösteren muhtelif lâmbalar imıl edilmiştir. Bazıları kırmızı ışığa bazıla rı mavi ışığa karsı özel hasassiyetli olup ba zıları da insan gözüne benzeyen karakteristik lere maliktir. Verilen b;r lâmbanın hassasiye ti daima onu ikaz etmekte kullanılan ışık frekansı cinsinden ifade edilir.

d. TİPLERİ.

(1) Eğer havası boşaltılmış mahfa"a içine az bir miktar gaz sokulursa iyonizas yon dolayısile gaz, muayyen bir katod aydın lığı için lâmbanm geçirmeye muktedir oldu ğu akım nrktarını artırır. Bunlara gazlı foto lâmbaları denir. Meselâ 930 gibi bir gazlı foto lâmbası tekabül ettiği gazsız tip G'29 dan daha yüksek bir hassasiyete maliktir ve sesli sinema filimlsr'nde sesi yaratmak için kulla rılır. Bununla beraber gazsız tip daha is tikrarlıdır, dayanma voltaj veya akımından daha yüksek bir voltaj veya akımla hasara uğrar ve nihayet iç direnci daha yüksektir. Gazlı tipte gaz iyonları katoda çarparak his sed'lir bir sekonder emisyon husule getirir ve bu da keza hassasiveti artırır. Netice ola

rak sekil 10 da gösterildiği gibi gazlı ve gaz

Her bir daynodun sathı yüksek miktarda se

konder emisyon verecek maddelerle muamele

görmüştür. Elektronlar her daynoda vurduk

ça onlarla birlikte bir çok sekonder elektron

/.

lar da katılarak elektron adedi gittikçe ar

\» t.

tar. Sözü geçen lâmbada kullanılan dokuz

adet daynod ile elde edilen yükseltme dehşet li büyüktür. Bu lâmbalar insan gözünü ge

î

• Gazlı ftto /embin 33o \

/ / /

y

r£ 3 •f

S*

IO

3o

çen son derece yüksek hassas'yet istendiği zaman kullanılır.

e. DEVRE VE TATBİKATI.

(1) Bir foto lâmbası tarafından geçi rilen akım çok küçüktür. Bu sebepten bu a kımı yükseltmek için genel olarak bir veya daha fazla yükseltec katını havi lâmbalı yük selteçler kullanılır. Bir foto lâmbasındaki a

ishMetinm

kim değişikliği bunu yüksek değerde bir di tının Kûofro ( renç içinden geçirerek bir voltaj değişikliği ne çevrilir. Sonra bu voltaj bir telsiz lâmba

sız foto lâmbalarının karakteristik iğrileri çok farklıdır. Gazlı lâmbanın karakterist'ğin deki büyüklük gaz iyonhasyonu tarafından meydana getirilir ve muayyen bir ışık için artan anod akımı da görülmektedir. Gazlı lâmbalar çalışma voltajlarından üstün vol tajlarda çalıştırılmamalıdır, aksi halde anod la katod arasında bir ışık deşarjı yer alarak hassas ve nazik fotoelektrik hassas'yetli sat hı tahrip edebilir.

sının ızgarasına tatbik edilir. Temsilî bir devre şekil 12 de gösterilmiştir. Yükseltec'n anodundaki role her hangi bir devreyi kon trol eder.

(2) Sesin şiddetile mütenasip olarak kesafeti modüle edilmiş olan bir ışık kayna ğından sesin tekrar husule getirilmesi için şekil 12 (b) deki devre kullanılır. Bu dev re bilinen direnç kuplajlı bir yükselter dev resi olup foto lâmbasında ışık değişikliğinin sebep olduğu akım değişikliği katod ucundaki

(2) Fotoelektrik lâmbalarının hassasi yetini daha da artırmak için lâmba içinde bir

bir dirençte ses frekans voltajına çevrilerek yük&elteçte yükseltilir.

sekonder emisyon mekanizması kullanılır. Buna misal teşkil eden 931 A lâmbasında ol duğu gibi katoddan neşredilen ilk elektron lar dynode (daynod) denilen, ve hem yan ya na hem karşılıklı dizilmiş levhaların birinden ötekine vuracak şekilde sevked'lir (şekil 11).

8. ÖZEL TELEVİZYON LÂMBALARI.

a. GENEL BİLGİ. Televizyon maksat ları iç:n bir çok lâmbalar yapılmıştır. Keza televizyon devrelerinde kullanılmak üzere normal lâmbalardar, daha yüksek pantı ve daha az giriş ve çıkış kapasiteleri olan özel

tip pentod yükseltec lâmbaları yapmak için

gayretler sarfedilmiştir. Biz burada başlıca

özel televizyon lâmbalarından bir kaçını mi

sal olarak anlatacağız: Kinskop, ikonoskop

ve elektron çoğaltıcı gibi.

b. KİNESKOP (KİNESCOPE). Kine

skop, almaçta televizyon hayallerini meydana

getiren lâmbadır. Esas itibarile bir katod

famb »

ışınlı lâmba olup gelen sinyal elektron akı şının kesafetini kontrol eden ızgaraya tatbik

edilir. Bu suretle seyredilen ekrandaki ışık

kesafetini değiştirir. Elektron akısının lvr lungi muayyen bir anda ekran üzerinde tev eih edildiği noktaya, ekseri katod ısmlı lâm balarda olduğu gibi, elektrostatik olarak ve ya daha ziyade tercih edilen bir sek İde lâm ba mahfazasının dışına > oı lestirilm î'Vpun bobinlerle manyetik olarak kontıol Ld'hr İn hiraf levhalarına tatbik edilen voltaj A eya inhiraf bobinlerinden g."cen akını butun re sim sahasını sav iyede otuz defa tarayacak şekilde değiştirilir.

c. Ikonoskop (ICONOSCOI 10). ikono skop, televizyon transmisyonunu toplayıp a lan lâmbadır. Katod ışınlı lâmbada olduğu g* bi bir elektron topu (elektronları neşredip büyük bir kesafette bir huzme halinde yol layan tertibat) elektrostatik veya ekseriya elektromanyetik vasıtalarla saptıulan bir e lektron demeti gönderir. Diğer taı aftan lâm banın sonunda bir floresan ekran yerine lam ba ampulünün büyük bir kısmına bir fotoe lektrik satıh yerleştirilmiştir. Burun üzerine de gönderilecek manzara veja resim net ola lak aksett'rilir. Eu fotoelektrik satıh rok miktarda küçük fotoelektrik küreciklerinden yapılmıştır. Bu küreciklerin her biri, haya lin kendi üzerine düsen kısmının aydınlık dc ıecesile mütenasip bir potansiyel meydana get'rir. Sonra elektıon huzmesi bu küqük fo to elemanlarını t a n y a r a k lıei1 hpngi bir an da taranmakta olan eleman üzerine düşen ışıkla mütenasip bir sekonder emisyou akımı husule getirir. Son zamanlarda ikonoskopun ıslah edilmiş şekli olan ORTİKON (Orthicon) lâmbası inkişaf ettirilmiştir. Bu lâmba orijil

n.ıl lâmbadan cok daha fa?la h'iss's olup IM liKmasi da daha linerdir.

d. ELKKTFtON ÇOĞALTICILAR. Fo to Jâı ıba'nrmtlnki frekans çoğaltma esasına (M kil 11) brn xv şekilde muhttlif anodlara f arpLıııliin elektronlarla sekonder emisyon dun d^ istifade edilerek yapılan lâmbalara e lfktron çoğaltıcı lâmba denir. Elektronların m.ıntnznm bir s._'a ilo anoddan anoda dolaş ması icm kullanılan ilmilerden biri yekdiğe Î ine amut elektrikî ve manyetik sahaların bir kombinezonu ile elektronların müuhani bir j CJ] takı]) etmelerini sağlamaktadır. Meselâ se kil 13 de gösteriler1 böyle bir tertipte Dİ, D2,

D3 .... 'İh. el^ktrodlailn elektrikî saha ve cim mahfaza dışındaki bobinlerle lâmba mihveri ne dikey manyetik saha yaratılarak münhani yollar takip eden elektronlar bir anoddan ö tekins sevkcdilir. Her birinde yarattıkları se

Şekil • konder emisyonla gittikçe çoğalırlar. Dİ, D2,... istikamet elektrodları, noktalı hatlarla gösterildiği gibi, lâmba içinden mukabil a nodlara Pl, P2 bağlıdırlar. Elektronları sırf elektrostatik vasıtalarla muayyen yol ta kibedecek şek'lde sevketmek de mümkündür. Elektron çoğaltıcılar, muhtelif tipteki tele vizyon toplama lâmbaları tarafından husule getirilen küçük akımları yükseltmekte cok faydalıdırlar.

9. X ŞUA LÂMBALARI. Yüksek süratli bir elektron bir kitleye çarptığı zaman o kitleyi teşkil eden elektron lardan bazıları hızlı ve iht'zazlı bir harekete geçerler. Eğer çarpma kâfi derecede şiddet li ise muvazenesi bozulan elektronlar RÖNT GEN veya X ŞUA denilen çok yüksek fre kanslı intişarlar gönderirler. Bu şuaların çok yüksek bir yayılma hassaları vardır ve bu se beple katı cisimler içerisinde müşahedeler yapmakta kullanılırlar. Bu çeşit kullanışa misal olarak tıpta ve dişçilikte insan vücudu nun hasta veya kırık kısımlarını görebilmek zikredilir. Diğer m'saller sanayide döküm vs madeni ekleri muayene etmek, yiyeceklerde ecnebi madenî kitleler olup olmadığını araş tırmaktır. Ayakkabıların ayağa uyup uyma dıkları, hattâ gümrüklerde insan üzerinde kaçak eşya olup olmadığı X şualarla görüle bilir.

ilk X şua lâmbaları iki soğuk elektrodlu ve az m'ktarda gaz ihtiva eden bir lâmba şeklirde yapılmıştır. İki elektrod arasına yük sek bir doğru akım potansiyeli tatbik ederek ve gazın bir kısmını iyonize ederek elektron lar anoda, iyonlar katoda çekilir, elektronla rın madenî hedefe çarpmasile X şua elde edi lir. Bu lâmbalar az m'ktarda gaz emici bir madde ihtiva eden bir kolla teçhiz edilerek

gaz istenilen tazyikte idame edilir. Gaz za manla bu madde tarafından emilir, sonra gaz emen madde ısıtılarak tazyik istenen miktarı buluncaya kadar gaz salıverilir. X şualarm kesafeti anod voltajını azaltıp çoğaltarak de ğiştirilir. Fakat bu, frekansı veya X şualann sertliğini de değiştirdiğinden elde edilen neti celer her zaman iyi olmaz.

Coolodge marka X şua lâmbası ilk lâm balarda karşılaşılan güçlükleri ortadan kal dırmıştır. Bunlardan bir tanesinin taslağı şek'l 14 de gösterilmiştir. Burada P anod hedefi ve K sıcak katoddur. Katod etrafın daki F madenî bileziği elektron huzmesini a noda seVkeden bir mihraklama blendajıdır. X şua intişarını lâmbanın yanından, dışarı vermesi için anod sathı muayyen bir açı ile mail yapılmıştır. Lâmbayı çalıştırmak için katod ısıtılır, lâmbanın büyüklüğüne ve yapı lacak işin tabiatına göre anodla katod arası na bir kaç yüz bin volttan bir kaç milyon volta kadar bir potans'yel tatbik edilir. Elek tron demeti katod tarafından verildiğinden hiç ga7a lüzum yoktur ve elektron demetinin büyüklüğü ve dolayısiyle X şua intişarının kesafeti, ilk soğuk katodlu lâmbalarda olduğu gibi, anod voltaj'le değil katodun ısı derece sile kontrol edilir, öyle ise anod voltajı in sarın frekansını kontrol etmek için değiştiri lebilir.

X şua lâmbaları elde tutulabilen büyük lükten, uzunlukları dolayıs'le kısımlar halin ' de yapılanlara kadar muhtelif ebadda olur lar. Büyük olanlar radyoterapi ve tecrübî fi zikte bilhassa atom yapısını tayin etmekte kullanılırlar. Daha küçük olanlar insan vü cudunun görerek muayene edildiği dişçilikte ve tıbbî işlerde ve imal ed'len cisimlerin ic, yapılarının muayenesinde kullanılır.

1««<<«4«444444444<444444444444444444444444444<«

ABONE ŞARTLARI

Seneliği

:

12 T. L.

İLÂN ÜCRETİ

ön kapak içi Arka kapak dışı (Renkli) Arka kapak içi (Renkli) Tam sayfa Yarım sayfa Çeyrek sayfa

300 T. L. 300 " 250 " 200 " 125 " 75 "