Elektrik Mühendisliği · Sayı 15-16 · Mart-Nisan 1958
İNSAN SEVK VE İDARESİ
Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1958
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 5 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- insan sevk ve idaresi
- yönetim
- personel yönetimi
- amir-mesai arkadaşı ilişkisi
- organizasyon
Özet
Yazar, işyerlerinde insanların sevk ve idaresinin önemine değinerek iyi bir yöneticinin sahip olması gereken nitelikleri ve çalışanlarla kurulması gereken manevi bağı ele almaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Y. Müh. ETİBANK Mehmet ERDEMİR
«BURADA KENDİNDEN DAHA KABİLİYETLİ KİMSELERİN HİZME TİNDEN İSTİFÂDE ETMESİNİ BİLEN BİR İNSAN YATIYOR»
Amerikan Çelltc krallarından Andraw Carnegie'nin mezar taşından
İster işletmede, ister büroda; ister dev let dairesinde, ister hususî teşebbüste olsun, insan sevk ve idaresi, daima ön plânda ge len bir meseledir. Bu sebeple her mühendisin bu meseleyi münakaşa etmesi ve buna karşı bir vaziyet alması lâzım gelmektedir. Mesele leri ele almamak ve onlardan kaçınmak bun ları ne hallerde ve ne de ortadan kaldırır.
Bütün beşeri faaliyetler netice itibariyle insanların yine insanlığa yakışır bir şekilde yaşamaları için bir vasıtadan ibarettir. Bu itibarla da insan sevk ve idaresinin birinci şartı, bunun aksi olan teze itibar etmemek tedir. Gerçi devrimiz materyalizmin bütün .şiddetiyle hüküm sürdüğü bir devirdir. Fa kat buna rağmen hiçbir faaliyet, sırf bir mad de uğruna idame edilemez. Hattâ muayyen bir iş, neticeleri daha geniş bir küfeye şa mildir, diye bunun uğruna o işin içinde çalı şanların şu veya bu şekilde feda edilmesini tecviz edemez. Çünkü teker teker fertleri sevmiyen (hele bu fertler bir kimsenin en yakın mesai arkadaşları ise) hiç tanımadı ğı anonim bir kütleyi nasıl sevebilir? Binae naleyh eğer bir âmir, bu gibi iddialarla etra fını kırıp geçiriyorsa bunun sebebini bu id dialarda değü, bambaşka yerlerde aramak lâzımdır.
Hiç şüphe yokki insanları sevk ve idare etmek kolay bir iş değildir. Düşünceleri, ka rakterleri, kaprisleri, hasılı iç ve dış alemle ri ile dünyada birbirinin aynı iki insan mev cut olmadığına göre bu kadar değişik insan lara ayni bir ölçü bulmak doğrusu çok zor dur. Fakat meselenin zorluğu, yenilmezliği manasına gelmemelidir.
«Dünyada birbirinin aynı iki insan yok tur» dedik. Buna rağmen insanların müşte rek tarafları, farklı taraflarından daha faz ladır. İşte müşterek tarafların bu fazlalığı dır ki, meseleyi kolaylaştırmakta, daha doğ rusu hallini mümkün kılmaktadır. İnsanların bu müşterek tarafları hangileridir?
Bu ihtiyar dünyamız; takriben bir mil
yon senedenberi insanlarla meskûn. Bernard Showın ifadesiyle malûl bulunmaktadır (zira Show'a, Merihte insan yaşayıp yaşama dığı soruldukta, «hayır olamaz. Çünkü bu, dünyamıza mahsus bir illettir» cevabı alın mıştır. ) Bu bir milyon senelik devrenin an cak son onbin senesini tarih kaynaklarından takip edebiliyoruz. Yüksek medeniyetler dev ri olan bu son on bin senenin tetkiki, bilhas sa son yüz senesinin akıllara durgunluk ve ren buluşlarına rağmen, insan karakterinin hiç değişmiyerek müstakim bir hat istikame tini takip ettiği intibaını vermektedir. Bu hattı müstakimi şöylece tavsif etmek müm kündür : Hırs, ihtiras, şöhret ve ikbal düş künlüğü, tahakküm ve böbürlenme... Her in sanın ruhunda, bu vasıflan temsil eden bir zebani yatmaktadır. Hakiki insan, bu zebani ye gem vurmasını bilen kimsedir. İnsanları sevk ve idare ile mükellef olanların her şey den evvel insan ruhunun bu taraflarını gözö nünde bulundurmaları gerekir,
Bir işyerinde işlerin bir kısmı, rutin iş lerdir. Bunların en iyi şekilde cereyanı, pren sip itibariyle, bir sevk ve idare işi olmaktan ziyade bir organizasyon mevzudur. Ancak bu da yine birinci derecede âmiri alâkadar eder. Bu sebeple iyi bir âmir, evvel emirde iş yerini organizasyon bakımından etüd etmek veya daha iyisi etüd ettirmek mevkiindedir. Tecrübe göstermiştir ki, böyle bir etüdün ne ticesi daima, edebiyatımızın meşhur bir hi kâyesinde o'duğu gibi «atın önünde et, itin önünde ot» bulunduğu şeklinde tecelli et mektedir. Binaenaleyh yapılması lâzım ge len ilk iş, eti itin, otu da atın önüne koymak tır.
Biz mühendisler madde ile uğraştığımız ve her şey için objektif ölçüler kullandığımız için çok kere insanı da bu ölçülerle kıymet lendirmeğe , kalkışmaktayızdır. Bu takdirde ise inşan yetmiş, seksen kiloluk bir malzeme den ibaret olur! Halbuki, bir insan, dünyaya bedeldir.
BM. M. — 16 M
Muayyen bir iş yerinde yine muayyen bir iş için angaje edilen bir kimsenin aktedile cek bir mukavele ile günde şu kadar saat bu iş yerinde bulunacağı, şu kadar zamanda şu kadar iş çıkaracağı, şuraya gönderileceği vs. hususlar para ile satın alınabilir. Fakat o in sanın bGtûn varlığı ile o iş yerinde ve işin içinde olması, kısaca o Müesseseye kalbi ile bağlanması para ile satın alınamaz. Halbu ki mühim olan işte bu manevi bağdır. Men suplarını bu bağla bağlıyamıyan müessesele rin vay haline. Maddî bağların sağlamlığı menfaata tabi olduğu halde manevi bağla rınki bir müessesenin atmosferine tâbidir. Fertlerin olduğu gibi müesseselerin de bir şöhreti vardır Bu şöhreti ise o müesseseye kazandıranlar, umumiyetle ona manevi bağ larla bağlı olanlardır.
Kısaca ifade etmek lâzım gelirse bir iş
yerinde matluba muvafık bir atmosferin
mevcut olup olmaması bu iş yeri mensupla
rının Ziya Gökalp'ın şu beytinde olduğu gibi
düşünüp düşünmedikleri ile ölçülebilir:
Benim dinim ne ümittir, ne korku.
Allahıma, sevdiğimden taparını.
Ne cehennem, ne cennetten bir korku,
Almaksızın vazifemi yaparım.
•
Bu yazımızın sonuna, Psikolog Yük. Mü
hendis Walter Nötling'in «Menschenkenntnis
im Betrieb» adlı eserinden aldığımız ve ideal
bir âmirin hususiyetlerini gösteren kaideleri
de ilâve ediyoruz:
1. Daha çok başkalarını düşün ve kendi
şahsım öne sürme.
2. Kendini daima kontrol et ve birden par lama.
3. Emirlerini açık ver, suitefehhüme mey dan verme.
4. Başkalarının tekliflerini nazan itibara al. 5. Mesai arkadaşlarınla geçinmeyi güçleş tirmemek için fazla hassas olma.
6. Sabırsız olma. 7. Sabırla dinlemeye çalış. 8. Daima hakkani hareket etmeye çalış, 9. Daima bitaraf ve her şeyde ölçülü ol, ne çok açık ve ne de çok kapalı olma.
10. Mesai arkadaşlarının dertlerini dinle. 11. Başkalarının şahsiyetine hürmet et. 12. Amir olarak rüçhaniyetin olduğunu asla gösterme.
13. Fazla titiz olma.
14, Mesai arkadaşlarım takdir ve methet, ekseri insanların takdire büyük ihtiyaç ları vardır.
15. Buna rağmen bir meddah da olma. 16. Münakaşadan sakın. 17. Mesleğinin bir branşını iyice öğren ki kendine itimadın olsun.
18. Mesai arkadaşların arasında zavallı mev kiine düşme.
19. Mesai arkadaşlarını yaptıkları işlerden mes'ul tut.
20. Üçüncü bir şahıs yanında kimseyi azar lama.
21. Takdir ve tenkidi biribirinden ayırmaya çalış.
22. Her şeyi bizzat yapmak mecburiyetinde olduğunu zannetme.
Transformatör ve şalterlerin boyanması
Muhtelil boyaların soğumaya tesiri
Transformatörlerin dış boyasının rengi nin, transformatör soğumasına tesiri hakkın da bir hayli farklı görüşler mevcuttur. Mese lâ, alüminyum rengi boyaların rengi akset tirmesi dolayısile, bu renkteki transformatör lerin boz veya kara boyalı olanlara nazaran daha soğuk çalışacakları düşünülmektedir.
E. M.1 M. — 15 16
Tercüme eden : AH AYTEKİN Y. Müh. E. î. E.
Görülüyor ki, bu düşünce, yalnız transforma törün dışarısında bulunan ısıtma kaynaklan için varit olup, transformatör içindeki ısıt ma kaynaklarını nazarı itibara almıyor. Hal buki transformatörün içinde daimî surette meydana gelen ısı da, kondüksüyon, radyas yon ve konveksiyon yoluyla dışanya atılmak tadır.