Elektrik Mühendisliği · Sayı 69 · Eylül 1962

SANAYİ BAKANI PROFESÖR FETHİ ÇELİKBAŞ'IN ELEKTRİK POLİTİKASI HAKKINDA BASIN TOPLANTISI

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik

Yıl
1962
Sayfa
2
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, İletim ve dağıtım şebekeleri

Anahtar kelimeler

  • Fethi Çelikbaş
  • Türkiye Elektrik Kurumu
  • elektrik tarifeleri
  • Etibank
  • bölgesel kalkınma
  • enerji yatırımları

Özet

Sanayi Bakanı Fethi Çelikbaş, düzenlediği basın toplantısında Türkiye'nin elektrik enerjisi politikasını, TEK'in kuruluş gerekçesini, bölgeler arası tarife dengesizliklerini ve Etibank ile belediye elektrik işletmelerinin borç sorunlarını değerlendirdi.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

UDK : 33 : 658.8.03

Sanayi Bakanı Profesör Fethi Çelikbaş'm Elektrik Enerjisi Politikası Hakkında Basın Toplantısı

Özel Sektör temsilcileriyle yapılan mutat toplantı hakkında basınımıza bilgi verdiğim sı rada bir gazeteci arkadaşın, «Görülüyor ki Hü kümet iktisadî meselelerin yürütülmesinde yeni bir devreye girmektedir, bu takdirde bu dev renin adına ne diyebiliriz?» diye sorduğu bir suale, ilgililerle Hükümetin işbirliği, kooperas yon yapmaları suretiyle çalışmasıdır, demiştim.

Şimdi bugün size enerji politikamız hakkın da izahat verirken Hükümetin umumî hedefinin sosyal ve ekonomik hayatımızda ne olduğunu da söyliyerek izahatta bulunacağım.

Sosyal Adalet içinde muvazeneli kalkınma, bir başka şekilde bu politika herkese iş bulma ve her çalışana daha iyi hayat şartı sağlama politikasıdır. Ancak bu sayededir ki milletçe ileri bir refah seviyesine ulaşılabilir. İleri me deniyet seviyesine ulaşmak sanayileşmek, sa nayileşmek ise bol elektriğe ihtiyaç gösterir. Memleketimizde bugüne kadar enerji politikası bu zaviyeden sistemli olarak ele alınmamıştır. İşte bu sebepledir ki biz enerji politikamızı bir sisteme bağlamak ^bunun içinde elektrik ener jisinin etüt, plân, proje, inşa, tesis, işletme, ba kım ve finansman gibi çeşitli konuları bir arada ve ahenkli bir şekilde yürütmek kararma var dık ve bu maksatla Türkiye Elektrik Kurumu

Ecnebi firmalarca yapılan/ işlerin insan emeği bakımından yerli firma ve/imkânlarımızla yapı labileceği artık belli hale/etmiştir. Güçlük çeki len husus makina ve hususi teçhizattır. Bugün bu noktada bile fazla bir güçlük kalmamıştır. O hal de müteahhitlerimizi h ipi ay e ve onları bizlerin de rahat edebileceği uygun seviyeye getirmeye yar ' dım, vazifemiz değil midir?

Bir yandan elemanımız yok derken, bir taraf tan da en küçük işleri dahi yapmaya kalkıyoruz. 8 saatlik mesaide en çalışkan memur ortalama 5 saatten fazla çalıştığını iddia edebilir mi? Husu si sektörde çalışan bir kimse ise iş durumuna gö re ortalama 10 saatlik bir mesai sarfedebiliyor.

En yakın misaller olarak; bu seneki yatırım plânı 210 milyon T. L. olan bir ana yatırım teşek külümüzde halen 10 milyon T.L. sarfedilmiştir. Bu hizmetin içerisinde hususi sektörde yapılabilecek hususlar yok mudur? Hiç yoksa projeleri, bu te şekkül kontrolü altında serbest çalışan meslektaş

tasarısını, ki buna kısaca TEK diyoruz, hazır ladık.

Memleketimiz elektrik enerjisi istihsâl ve istihlâki bakımından maalesef çok gerilerdedir. Komşumuz Yunanistan da nüfus başına 1959 da yılda 250 kilovatsaat düşerken Türkiye'de bu miktar 94 idi. 1960 yılında Yunanistan 280'e çı karken Türkiye ancak 101 e yükselebilmiştir. Unutmamak gerekir ki Yunanistan bizden ileri olmasına rağmen Avrupanm en az enerji istih lâk eden memleketidir. Üstelik en az enerji kaynağına da sahiptir. Bu durum sorumluluk duygusu olan kimselere takip edilecek politika larımıza yaptınlamaz mı? Bu ileride büyük mü şavirlik ve inşaat firmalarının doğuşuna adım ve vesile olmaz mı?

Bir başka teşekkülümüz şehir şebeke projele rini niye kendisi yapar? İyi kötü bu iş şimdiye ka dar yapılmadı m ı — Bu kabil şebeke projelerinin yapımını yine bu memlekete bir özel teşekkül — TAMİŞ — hediye etmemiş midir?

Beş senelik plândan bahsediliyor; halihazır kadroyla işleri yürütemezken bu beş senede 5 Milyar T.L. m nasıl harcıyacağız? Bütün bu prob lemleri meslektaşlarımızın nazarı dikkatine arze deriz. Bizleri bekliyen büyük ve çok yüklü va zife için birbirimize destek ve yardımcı olarak gelecek günlerin zevkli sorumluluklarına şimdi den hazırlanalım diyoruz.

Saygılarımızla,

SOSY AL KOMİSY ON

nın istikametini göstermeğe yeter ki buda Ba kanlığımızca yukarıda belirttiğim gibi alınmış olan kararda tecelli etmektedir.

Enerji politikamızın genel kalkınmamızla bağdaşması mümkün olmıyan bir zaafımda ta rifeler teşkil etmektedir. Nedense bir kısım çevrelerde enerjinin sınai kalkınmanın temel şartı unutularak bunun lalettayin bir ev ihti yacı halinde telâkki edilmesi fikri yer almıştır. Halbuki bir insan vücudu için kanın oynadığı rol ne ise sanayi için elektriğin oynadığı rol de aynıdır. İşte bu yönden elektrik politikamızı ev ihtiyaçları yanında fakat bilhassa genel kal kınmamızdaki önemli rolü itibariyle değerlen dirmek zorundayız.

Şimdi size rakamlarla bazı açıklamada bulun mak istiyorum. Muhtelif ihtiyaç maddelerinin 1940 ve 1961 yılları fiatları ile mukayesesini yaparak elektrik enerjisinin yatırım kifayetsiz liği sebebiyle nasıl bugün ihtiyacımızın aşağısın da kaldığını göstermek istiyorum. 1940 da An kara'da ekmeğin kilo fiatı 11 kr. tan 1961 de 93,3 e yükselmiştir, iki devre zarfında artış nis beti % 748 dir.

Zeytinin kilosu 1940 da 38,1 krş.ken 1961 sonunda 511,4 e yükselmiştir. Artış nisbeti % 1342 dir.

Tuz 1940 da 6,7 krş. iken 1961 de 20 krş. a yük selmiştir. Artış nisbeti % 199 dur.

Koyuneti 1940 da 44,5 krş. iken 1961de 600 krş. a yükselmiştir. Artış nisbeti % 1248 dir.

Hülâsa bütün maddelerin fiatları emsaliyle, kat sayıları ile yükselip giderken yüzde itibariyle yükseliş kaydeden tek madde elektriktir. Gerçek ten elektrik ancak % 31 nisbetinde yükselmiştir ki bu bir mislinin üçte biri bile değildir.

Bu politikanın neticesi şu olmuştur: Bugün memleket, iktisadî gelişmesini frenliyen bir va ziyetle karşı karşıya gelmiştir^ Enerji yatırımları devamlı kifayetsiz ve insicamsız bulunmuş, beri taraftan ihtiyaç ve istihlâk sür'atle gelişmiştir. 1962 yılının ilk altı ayında elektrik istihlâki rekor kaydetmiştir. Bir yıl evveline nisbetle Kuzey batı Anadolu bölgesinde % 22 nisbetinde bir artış ol muştur. Yeni kurulmuş veya genişletilmiş çeşitli işletmelerin halen Etıbank'a elektrik ihtiyacı için vâki talepleri 50 000 kilovata yakın bulunmak tadır.

Bugüne kadar ki politikanın bir başka mahzu ru da bölgeler arasında muvazeneli kalkınmaya imkân .vermeyişıdır. Şöyle ki: Enterkonnekte Şe bekeden elektrik enerjisi alan Belediyelerde me selâ Ankara'da elektriğin vasati alış fiatı kilovat saat başına 7,1, İstanbul'da 5,13, İzmir'de 7,29 krş. la ayni şehirlerde müşterilerin Belediyelerden al

dıkları kilovatsaat vasati fiatı vergisiz 25,8, 20,25, 16,«20 krş. raddesinde iken bu şebeke dışında me selâ Merzifon'da meskenler kilovatsaatını 75 den, sanayi 75 den, Bolvadin'de meskenler 74 den, sa nayi 54 den, Muğla'da mlskenler 72,5 dan, sanayi 41,7 den, Ordu'da meskenler 60 dan, sanayi 64 den, Tunceli'de meskenler 78 den, sanayi 76 dan, Yozgat'ta meskenler 65 den, sanayi 65 den, Diyar bakır'da meskenler 54 den, sanayi 52 den, Sam sun'da meskenler 60 dan, sanayi 46 dan, Van'da meskenler 75 den, sanayi 38 den elektrik kullan maktadır.

Görülüyor ki insicamsız, sistemsiz bir politika içinde enerji politikamız bölgeler arası dengesiz liği şiddetlendiriri bir karakter taşımakta bu mu vazenesizliği devam ettirmek istidadındadır. Buna çare bulmanın yolu da Türkiye Elektrik Kurumu nun teşkilidir. Bu noktayı özetlemek gerekirse şunu söyliyebiliriz: Enterkonnekte ve bölge santralları sistemi daha ucuz elektrik maliyet ve satışına imkân vermekte bunun dışında ise ma liyetler çok yüksek olduğundan satış fiatları da yüksek bulunmakta ve binnetice sınai yatırımlar yapmak suretiyle bu mahallerde iş imkânları açı larak işsizliğin giderilmesi ve halkımızın refaha kavuşması mümkün, olamamaktadır. Yani, mem leket ekonomisine uygun olmıyan ve sistemden mahrum elektrik politikası yurdumuzda çeşitli bölgelerin muvazeneli kalkınmasını engelleyen mütemadi bir vaziyet yaratmış bulunmaktadır.

Belediye işletmeleri ve meselâ İstanbul bele diyesi İETT İdaresi elektrik gelirlerini başka maksatlara sarf ettiğinden şebekesini ıslâh ve tevsi edemediği gibi Haziran 1962 ayı sonu itiba riyle Etibank'a 111 milyon lira borç teraküm et tirmiş bulunmaktadır. Diğer bazı Belediye Elek trik İşletmelerinin borçları ile birlikte Etibank'ın halen 163,5 milyon lira alacağı bulunmaktadır.

Belediyelerin elektrik işletmeleri kendi şehir elektrik tevzi şebekelerini ıslâh ve takviye etme dikleri için bir taraftan çeşitli yeni müşterilerine elektrik enerjisi vermekte büyük imkânsızlıklarla karşılaşmakta diğer taraftan da tevsi, ıslâh ve takviye edilmiyen şebekede lüzumsuz zayiat dola yısıyla elektrik enerjisi israf edilmektedir.

Sözlerime son verirken yatırımlarımızı bir plâ na bağlıyarak yürütmenin yanında elektrik ener jisi istihsâl, nakil ve tevzi tesislerinin derbeder bir halde bırakılmasının da kabil olmadığını bir kere daha belirtmek isterim.

Elektrik politikamız temel yatırım politikala rımızdan başlıcasıdır. Bu politikamızın gerçekleş tirilmesi ve dâvamızın yürütülmesinde basın men suplarımızın yardımına büyük değer verdiğimi söylemeyi vazife addederim.