Elektrik Mühendisliği · Sayı 168 · Aralık 1970

GEÇEN AY

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
1970
Sayfa
3
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • Adalet Partisi
  • TEKSEN
  • personel kanunu
  • sendikalaşma
  • zamlar ve vergiler
  • örgütlenme

Özet

Dönemin siyasi iktidarını ve ekonomik politikalarını sert bir dille eleştiren yazı, mühendislerin halkla birlikte mücadele etmesi gerektiğini savunuyor ve okurları bağımsız bir mücadele örgütü olarak nitelendirdiği TEKSEN'e üye olmaya çağırıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Amerikancı Adalet Partisi çökmektedir. Artık bunu isbat etmek için say falıca yazı yazmaya ve deliller göstermeye lüzum yoktur. İktidarın attığı her adım bu gerçeği doğrulamaktan başka bir işe yaramamaktadır. Egemen sınıf lar halkımız üzerindeki sömürü ve zulümlerini AP dışında formüllerle sürdür meye çabalamaktadırlar. Gazetelerde açık açık yazılıp çizilen bu formül: Hal kımızın her türlü mücadelesini kan ve ateşle bastırmak, sömürücü sınıfların en zorba diktatörlüklerini yani faşizmi hakim kılmaktır. Başta Feyzioğlu olmak üzerf emperyalizmin emrindeki bütün halk düşmanları son bir ay içinde bu plânlarını sahneye koyma çabalarına girişmişlerdir.

Süleyman Demirel'in AP çoğunluğunun oyları ile soruşturmadan kaçabil mesi, bir süre daha AP iktidarının devam edeceğini göstermektedir. Fakat halkımızın mücadelesi güçlendikçe Amerikan uşaklarının, ağaların ve tefeci lerin her türlü zorbalıklara başvuracağı muhakkaktır. Buna karşı yapılacak şey nedir? Bütün baskılara ve zulme karşı halkımızın gücüne güvenmek ve halkımızla birleşmektir. Zorbaları ancak halkımızın sonsuz devrimci kuvveti dize getirebilecektir. Bunun dışında hayallere kapılmak eninde sonunda zalim lerin işine /arıyacaktır. Öyleyse halkımızın saflarında yer alalım, kararlı ve cesur bir mücadeleye atılalım. Son zamanlarda arkadaşlarımız arasında yalnız kenai yakın çıkarlarımızı hesaba katan, fakat halkımızın çıkarlarını görme yen yu da halkımızın saflarında mücadeleye katılmamız gerektiğini kavrıyama yan fikirler yayılmaktadır. Böyle düşünmek ve davranmak doğru mudur? Mü hendislerin halkımızın dışında çıkarları ve kurtuluş yolları olabilir mi?

KURTULUŞUMUZ, HA L K I M I ZI N KURTULUŞUNUN BİR PARÇASIDIR

Egemen sınıflar, azgın bir vergileme ve zamlarla daha geniş bir soygun faa liyetine girişmişlerdir. Bunun yükü en derin şekilde işçiler, köylüler ve geniş

memur kitleleri üzerine binmektedir. Esasen sömürücüler en fazla kazancı sağlamaktan başka birşey düşünmemektedirler ve düşünemezler. Mühendis lerin durumu da geniş halk yığınlarının durumundan farklı değildir. Mühen disler bu bakımdan sömürücülerin değil halkımızın bir parçasıdırlar. Bu ba kımdan egemen sınıflardan kopartabilecek ufak tefek çıkarlar uğruna kur tuluşumuza ve halkımızın kurtuluşuna set çeken fikirlere kapılmamalı, aksine sömürü ve zulmün kökünü kurutmak için halkımızın mücadelesine var gü cümüzle katılmalıyız. Yalvararak, gösterişli sözler söyliyerek bir takım hak lar kazanılabileceği fikri bazı arkadaşların kafasında halâ hüküm sürmektedir. Bu fikrin temelinde egemen sınıfların adil olabilecekleri, kendi sömürülerinin aleylvne olarak bazı kimselere ve meslek gruplarına kalıcı haklar tanıyabile cekleri fikri yatmaktadır. Bu fikir yanlıştır. Bu fikir sınıflar üstü bir devlet ve iktidar olabileceği fikridir. Egemen sınıfların bindikleri dalı kesebilecekleri, sağdıkları ineği sağmaktan vazgeçebilecekleri fikridir. Bunun ne kadar yanlış olduğu devletin gerçek karakterini ortaya koyan diğer yazımızda geniş olarak ele alınmıştır. Tarihin hiçbir döneminde devlet tarafsız olmamıştır. Mevcut düzenler daima egemen sınıfların diktatörlüğüdür. Öyleyse kurtuluş yolu, sö mürücü sınıflara her zaman sağmaya devam edemiyeceklerini göstermekten, onları alaşağı etmek için halkımızla birleşmekten ibarettir. Egemen sınıflar sö mürülerini devam ettirmek için hangi yollara başvuruyorlarsa o yoldan ve hanqi silâhları kullanıyorlarsa o silâhlarla onları tasfiye etmektir. Bir kısım arkadaşlar bunun zor olduğunu söylemekte, başarılamıyacağını onun içinde yarcnma yolunun iyi bir yol olduğunu açık veya üstü örtülü ileri sürmekte dirler. Bu, halkımızın kuvvetine inanmamaktan, kendimizi yapayalnız kalmış görmekten ileri gelmektedir. Oysa halkımız yurdun her yerinde yazdığı des tanlarla bunun ne kadar çürük bir fikir olduğunu hergün bize göstermektedir. Emperyalistlere ve uşaklarına dünyanın dört bir yanında diz çöktüren dünya halkları bize bu düşüncelerin ne kadar temelsiz ve yanlış olduğunu göstermek tedir.

Sömürüden baskıdan kurtulmamız, kimseye yaranmak ihtiyacı olmadan yaş'yabileceğimiz bir dünyaya kavuşmamız, hergün emperyalistlere ve uşakla rına hesap vermekten kurtulmamız halkımızın zaferine bağlıdır. Öyleyse gü cümüzü halkımızın gücü ile birleştirelim. Bütün yalnızlık duygularından ve halkımıza yabancı, onun çıkarlarına aykırı, kafamıza egemen sınıflar tarafın dan sokulmuş yanlış fikirlerden kurtulalım. Kahramanca ileri atılalım. Bugün yurtseverlik iyi iş yapmak, iyi mühendislik yapmak değildir. Aksine iyi mühendislik, iyi iş yapmak, bütün bilgimizi, bütün hüner ve yaratıcılığımı zı halkımızın hizmetine koymaktır. Bazıları saf bilgiden, tarafsız bilgililikten söz ederler. Ne kadar yanlış bir düşünce. Böyle birşey olabilir mi? Dünya halk larını kana ve ateşe boğmak için bombalar yapan bir mühendisin bilgisi nasıl bir bilgidir? Halkının kurtuluşu için mücadele eden bir mühendisin bilgisi na sıl bir bilgidir? Halkımız fabrikalarda ve köylerde polis ve jandarma zulmüne kar>ı savaşırken. Amerikan uzmanlarına rapor yetiştirmek için alın teri dö ken, bu iş için verilen parayı az bularak işbirlikçi iktidara yalvaran bir mü hendisin bilgisi nasıl bir bilgidir? Yüreğini halkımızın yanına koyarak savaşa atılan mühendisin, diğer bilgilerin yanında ve esas olarak halkımızın ancak egerren sınıfları çökerterek kurtulabileceğinden ibaret olan bilgisi nasıl bir bilg;dir?

ÖRGÜTLENELİM

Personel kanununun foyası meydana çıktı. Yeni çıkmadı. İlk ortaya sü rüldüğünden beri belliydi. O zaman da esas sorun vergiler ve zamlardı, şimdi de esas sorun vergiler ve zamlardır. Vergisiz zamsız gün geçmiyor. Maaş lar çoktan eridi gitti. İktidar, akla gelebilecek hertürlü katakulli ile hakedilmiş maaşları bile vermiyor yada elinden geldiği kadar geciktirerek veriyor. Herhal de Başbakan'ın kardeşleri bu paralarla biraz iş yaptıktan sonra maaşların da ğıtımına sıra gelecek.

İşin başından beri zamlara ve vergilere karşı iyi bir mücadele yürüteme dik Bunun çeşitli nedenleri var. Bir kere toplu hareket etme yeteneğini gös tervmedik. Geniş memur ve halk kitleleri ile birleşmek yerine geçici çıkarlar peşi.ıde koşuldu. Birçok arkadaş, sorunun zamlar ve vergilerden ibaret olan özünü kavrıyamadı, basit bir maaş artırma konusu karşısında olduğumuzu sandı Bu da vergi ve zamlardan zarar gören herkesle birleşmek yerine bizim, yani mühendislerin iktidardaki güçler için ne kadar vazgeçilmez olduğumuzu isbatlamak yolunun tutulmasına yol açtı. Kendi içimizde de birliği sağlıyama dık. Esasen geçmişinde yoğun kitle eylemleri bulunmıyan mühendisler bunun ne kadar etkili bir yol .olduğunu kavrıyamadılar. İşi hafife aldılar. Birçok ik tidar yanlısı da egemen sınıflara yaranma fikrini yaymaya çalıştı. Şimdi bütün bu hatalardan ders çıkarmak gerekmektedir. Bir musîbet, bin nasihattan iyi dir. Bir düşüş, bir öğreniş demişler. Kararlı ve mücadeleci bir örgütlenme bü tün hataların giderilmesi için şarttır ve zorunludur. Şimdi böyle örgütlenme ça balarına girişildiğini görüyoruz. Ama nasıl ve kim tarafından?

GENEL MÜDÜRÜN RIZASIY LA VE Y ARDIMLARIY LA

Şimdi bu yolla örgütlenmeye gitmek isteyenler türedi. /Bütün teknik per sonel çalıştıran kuruluşlarda, daha önce hiç sesleri çıkmamış bir kısım kimse ler bizi örgütleme görevini üstlerine alıyorlar. Bildiriler yayınlıyorlar, toplantı lar yapıyorlar. Hep «genel müdürün yardımı ve derin anlayışı ile». Hattâ bazı yerlerde çalışmalar aktif olarak genel müdürler tarafından yürütülüyor. Sarı benizli, iktidarın karşısında elpençe divan, satılık sendikacıklar kaplıyor orta lığı. Kimi satmaktasınız baylar? Patronun izniyle ve onun kucağında kurulan sendikalar belâsını işçi sınıfımız çekmekte ve her yerde uyanarak köküne kibrit ruyı. dökmektedir. Bunu bilmekteyiz.

Bizim haklarımızı koruyacak, bize yeni haklar kazandırabilecek sendika tavizsiz bizim sendikamız olaca ktır. O bir mücadele örgütü olacaktır. Böyle bir sendika vardır ve her geçen gün güçlenmektedir. Bizim çıkarlarımız için ilk bayrağı da o açmıştır. O zaman bu baylar TEKSEN'in düzenlediği toplantılarda ya grev kırıcılığı yada iktidar ve genel müdür yağcılığı yapmışlardır. Şimdide bizim haklarımızı savunacaklarını söylüyorlar Şapkamızı önümüze alıp düşü nelim, uzun vadeli çıkarlarımıza bakalım. Teksen mücadelede bazı hatalar yap mıştır. Geniş memur ve halk kitleleri ile birleşme yerine dar mesleki sınırlar içinde kalmıştır. Bütün bunlara rağmen bizi satmak, bizi aldatmak, iktidarla uz laşmak yolunu tutmamıştır. Bizim bünyemizden çıkmıştır. Şimdi önümüzde onu bir mücadele örgütü yapma görevi vardır. HER YERDE TEKSEN'E ÜYE OLA LIM! TEKSEN'DE BİRLEŞELİM! TEKSEN'I BİR MÜCADELE ÖRGÜTÜ YAPALIM!