Elektrik Mühendisliği · Sayı 168 · Aralık 1970

ARAMIZDA

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Görüş ve değerlendirme

Yıl
1970
Sayfa
1
Okuma süresi
2 dk
Görüntülenme
0

Konu

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • Ortak Pazar
  • AET
  • Türk sanayii
  • gümrük tarifesi
  • dışa bağımlılık
  • Keban

Özet

EMO Yönetim Kurulu, Ortak Pazar (AET) tartışmaları çerçevesinde Türk sanayiinin geri kalmışlığını, elektrik enerjisi üretimindeki yetersizliği, işgücü göçünü ve gümrük politikalarını eleştirerek köklü bir sanayi devrimi çağrısında bulunuyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Sayın Üyemiz,

Geçtiğimiz günlerin en önemli olaylarından biri ortak pazar konusunda yapılan tartışmalardı. Odamızın da katıldığı DTCF salonundaki toplantıda konuşmacılar konuyu çok yönlü olarak incelemişlerdi. Odamız ortak pazara memleketin ana sorunu olarak bakmakta, dolayısıyla kısaca bazı gerçekleri sizlere sunmak istemektedir.

Ortak pazar, gerçek adıyla Avrupalı kapitalistler pazarı milli ekonomileri birleş tirerek borçları ve üretimleri tek paydada toplamaya, bunun yanında da politik bütün leşmeyi sağlamak amacına yönelmiştir. Ekonomik ve politik benzerliği çok fazla olan al t ı' larn birleşmesiyle ortaya çıkacak kapitalizm çarkının yağlanması işine de Türkiye ta lip olmuştur.

Şu anda kimse Türk Sanayiin uzun vadede de olsa Avrupaya rekabet olanağına ka vuşacağına inanmamaktadır. Çünkü yurt içi makine üretiminde plan hedefi artış % 22 iken gerçekleşen % 10 olmaktadır. Makine talebinin 2 /3 ü ithalatla karşılanmaktadır. Y erli elektrik makine cihaz ve aletleri yabancı mamullere nazaran % 6 0 1 2 0 daha pa halıya malolmaktadır. Sanayiin itici gücü elektrik enerjisi, kapitalist pazar ülkelerinden Batı Almanyada adam başına 3 1 7 7 kw h, Hollandada 2385 kwh, Fransada 223 7 kwh Tür kiye de ise 188 kwh düşmektedir. Üstelik üretim yatırımları rantabl olmadığından ener ji Türkiyede pahalıya malolmaktadır. Ancak bütün bunların geçiş döneminde düzeltilece ği ve mükemmelleşeceği söylenebilir. Nitekim iktidar çevreleri de 22 yıl içinde gelişmiye cek sanayi varsın ortadan kalksın diyor. Sanayiin gelişmemesi için ne lazımsa yapan iktidar bu demagojik sözü maske olarak kullanmaktadır.

Rekabete dayanacak sanayi her şeyden önce kaliteli eleman, bilgi üretimi, kalite kontrolü ve ham madde ister. Halbuki iktidar 1969 sonu itibariyle % 60 ı vasıflı olan 352.000 işçiyi dış ülkeye göndermiştir. 1970 itibariyle Türk sanayiinin istediği sanatkâr açığı ise 390.000 kişidir.

Öte yandan özel sektör zahmetsiz kârlı yatırımlar peşinde olduğundan bilgi üret I mi için ayırdığı bir fonu yoktur. Bunun yerine yabancı patent, yabancı teknik eleman ve yetişmiş elemanı devlet sektöründen kaçırma metoduyla çatışmaktadır. Bilginin her za man dışardan satın alınması hem çok pahalı olmakta hem de ekonomik bağımlılığı de vam ettirmektedir. Bilgi üretiminin yapılacağı tek yer olan devlet sektöründen ise, tama men kasıtlı hazırlanmış personel kanunuyle kaliteli teknik beyinlerin kaçırılması tezgâh lanmış bulunmaktadır.

Y ine sanayiinin gerektirdiği ithalat, lüks maddelerin ithalatı yüzünden gerekli dö vizi bulamamaktadır.

22 yıl içinde gelişmiyecek sanayi ortadan kalksın diyen zihniyet memleketimizin kalkınması konusunda samimi olsaydı en azından yukardaki konulara ciddiyetle eğilir ve ortak pazar anlaşmasına imza koymadan bir gün önce çıkard ğı gümrük tarifesinde ip liğe takılmış inciye % 151ik oran koyarken herhalde Termik Santral Cihazlarına % 9 0 , matkap uçlarına, frezelere % 75, dişli kapaklara % 90 lık bir oran koymazdı.

Görülüyor ki bu tutumla, planla, programla, falan yahut filanla sanayimizin uzun yıllar sonra bile gelişmesinde ümit yoktur. Geri bıraktırılmış ülke olarak köklü düzen değişikliğine ve sanayi devrimine gidilmesi gerekmektedir. Y oksa 22 değil 122 yıl sonra yine sanayimizin cılız, kalitesiz kapkaççı tablosu gözlerimizin önünde olacaktır.

Y ıllardır doğuyla batı arasındaki ekonomik bütünleşmeyi sağlıyamamış Türkiye'ye bakınca insan ister istemez Keban'daki enerjinin istanbul'a nakledilişine benzer tarzda. Avrupalı kapitalistlerin Anadolu'da işleteceği doğal zenginlikler de acaba «Paris'e, Brük sel'e, Bonn'a mı taşınacaktır?» diye düşünmekten kendini alamamaktadır.

Saygılarımızla Y ÖNETİ M KURULU