Elektrik Mühendisliği · Sayı 195 · Mart 1973

GEÇEN AY

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik

Yıl
1973
Sayfa
14
Okuma süresi
17 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • Mimar ve Mühendis Odaları Kanunu
  • İstanbul Barosu
  • Elektrik Mühendisleri Odası
  • Keban Barajı
  • Gökçekaya Barajı
  • maliyet artışları

Özet

Dönemin basınından derlenen haberler; İstanbul Barosu Başkanı'nın oda kanunu değişikliğine Anayasa aykırılığı gerekçesiyle karşı çıkması, EMO Başkanı Ergun Elgin'in Ege'deki elektrik sıkıntısı ve enerji politikası üzerine açıklamaları ile büyük yatırım projelerindeki gecikme ve maliyet artışlarına ilişkin bir rapor özetlenmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

• İSTANBUL BARO BAŞKANI ODALAR TASARISINA KARŞI ÇIKTI

TASARININ ANAYASA'YA AYKIRI OLDUĞU SÖYLENDÎ

Mimar ve Mühendis Odaları Kanunu'nda yapılmak istenen son değişiklik hakkında bir demeç veren istanbul Barosu Başkanı Burhan Güngör, Meclis tarafından benimsenen bu değişikliğin Anayasa'ya aykırı olduğunu söylemiştir.

Güngör, görüşlerini şöyle belirtmiştir :

«Anayasa 122. maddesinde kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kanunla meydana getirileceği hükmünü koymuştur. Yasama organları bir kuruma bu niteliği vermek lüzum ve zaruretini takdir eder ve diğer söyleyişle bir kamu kurumu meydana getirmek isterse Anayasa'nın ve kamu hukukunun vazgeçilmez prensiplerine uymak zorundadır. Bunların başında aynı statüye tabi olanların eşitliği prensibi gelir. Kamu hukuku alanında kişilerin irade özgürlükleri yerine kamu kuruluşlarına bağlı ve tabiî olmaları prensibi hakimdir. Nasıl isteyen vergi verir, isteyen vergi vermez, isteyen askerlik yapar, isteyen yapmaz tarzında bir kamu hukuku kuralı tasavvur edilemezse, Anayasa çerçevesinde vücuda getirilen bir kamu kurumuna, belli meslekî nitelikteki kişilerin girip girmemekte serbest olmaları da anlaşılamaz. Zira bu durumda, kamu kurumu meydana getirmek amacını güden bir kanun, kendi amacını inkâr eden bir tutum içine girerek çelişkiye düşmüş olur. Ve bu çelişki Anayasa prensipleri içinde izahsız kalır. Şu da var ki, kişilerin serbestçe girip çıkabilecekleri bir kuruluş artık bir kamu kuruluşu değil, özel hukuk alanında meydana getirilmiş alelade bir dernekten ibarettir. Ve Dernekler Kanunu gereğince zaten serbestçe vücuda getirilecek olan böyle bir müesseseyi bir kamu hukuku kurumu gibi tanımlamak ve özel bir kanunla ihdsaa çalışmak tamamen isabetsizdir. Mühendis ve mimarların kanunla kurulan ve kamu kurumu vasfındaki meslek odalarına girip girmemekte serbest bırakılmaları ve hattâ aylıkla bir yere bağlanıp serbest çalışmayanların odaya girmekten menedilmeleri hem Anayasa'nın özüne ve sözüne, hem de «kamu kurumu» mefhumuna aykırı düşmektedir. Kaldı ki, hizmetin görülmesindeki özellik ve belli bir disiplin içinde yapılmasındaki kamu yararı gözönünde tutularak anılan meslek odaları kamu ku-

rumu olarak kabul edilmiş ve kanunla düzenlenmiştir. Kamu kurumlan üyeler arasında bir dayanışma sağlayan veya^ideal bir amacı gerçekleştirmek isteyen bir dernek hüviyetinde mütalâa edilemezler. Meslek odasına kaydolmadan çalışma imkânının sağlanması sonucu meslek disiplini ve denetim kaybolur. Kanun teklifinin gerekçesi, bizce tatminkâr değildir. Gerekçede ileri sürülen şikâyet konulan'kanununa bazı hükümler ilâvesi için sebep gösterilebilir. Fakat odaya giriş mecburiyetinin kaldırılmasını izah edecek nitelikte değildir.»

(5 Mart, Yeni Ortam)

• «SINAÎ KALKINMA İÇtN UCUZ VE SÜREKLİ ENERJİ ÜRETİLMELİDİR»

EGE'DE ELEKTRiK SIKINTISININ KISA VADELÎ TEDBÎRLERLE GÎDERÎLEMÎYECEĞÎ ÖNESÜRÜLDÜ

Türkiye'yi ve dolayısıyle Ege'yi tehdit eden elektrik enerjisi buhranının plânsız ve kısa vadeli tasarılarla giderilemiyeceği belirtiliyor.

Elektrik Mühendisleri Odası Bakkam Ergun Elgin, dün bir açıklama yaptı ve sorunun yetkili makamlarca gözden geçirilerek alınması gereken tedbirlerin tesbit edilmesini istedi.

Bu konunun genel enerji politikasının dışında düşünülemiyeceğini ifade eden Elgin, "Yerli ham petrol üretimi, tüketimin ancak yüzde 40'ını karşılamakta, ihtiyacın yüzde 60'ı da ithal edilmektedir. Bu durumda enerji açığını . petrolle kapatma politikası güvenilir olmaktan çıkmaktadır." dedi.

Elgin şöyle devam etti:

"Elektrik enerjisi kalkınm'ak zorunda olan ülkemizde alt yapı niteliğindeki sanayi ve tarım gelişmelerin baş sektörüdür. Bu enerjinin ucuz, sürekli, kaliteli ve güvenilir tarzda üretilebilmesi gerekmektedir. Taş kömürü linyit, petrol ürünleri ile hidrolik potansiyel ve nükleer enerji gibi kaynaklar üzerinde uygulanan politika ele alınmalı, kaynaklar iyi seçilmelidir."

Ülkemizde elektriğin üretim, ile'Jm ve dağıtımının da Türkiye Elektrik Kurumunca yapılması gerektiğini önesüren Elgin, şunları kaydetti:

"Denizli yöresindeki jeotermik buhar kaynaklarından ancak mevzii olarak yararlanılabilir. Seferihisar'da da durum ancak öyle olabilir. Bu yol ülkenin enerji ihtiyacım kökünden çözümliyecek nitelikte değildir."

öte yandan, Batı Anadolu Sisteminde hissedilen elektrik ihtiyacını acilen gidermek için kurulan ve üç üniteden oluşan Bornova Gaz Türbin Santralı' . nm benzerlerinin gereken yerlerde, kurulmasının da bir plân meselesi olduğu fikrini savunan yetkililer, -"Akaryakıt ihtiyacı bu tesislerin ana problemidir. Çünkü, mazot bulunmadığı an, türbinler üretim yapamaz."

(13 Şubat, Ege Ekspres)

Elektrik Mühendisliği 19S

1. TELEVİZYON ALICI ANTENLERİ -eVj.zybn alıcı anten-

ANTEN

itli alıcı antenle -

KU\^ETLENDİKtClLERl VE ORTAK AOTEN TEs"

pratikte

«a

gerçekleşti_

ilgi>Ntablo ve eğri-

«1-«§l

yapıları a-\ 'u*"

Bu kitapta birinbd böl

en uygun yer ikinci

lerine tahsis edilmiş rin özellikleri incelenerek rilebilmelferi lerle berabervverilm Anten kuvve t lenftir iç i 1<: ve tesisde konmaları

f Ç >üyük önem kazanan "Ör

-

*"" *

bocada da tesi^

incelene

fiatı: 25 TL

/izyonun çalışma preıı

g'î bölümde ele

?2reS

alınmıştır üçüncü

bölüm ise güş^imü tak Anten Tesisleri1

lerin çeşitler rek,

sibi, televizyon vericileri rı incelenmiş, tüplü ve traısistorlu alıcı devre lerinin çalışması bütün ayrıntıları ile verilmi£ _____ tir.

37§ Sayfa, 301 Şekil lu televizyon a|İıcı te, Birinci hamdır kapak, Ofset bakki.LJ.3C. l %< \ _İ :^"J\ r-ifratı: 75 TL

YAZARIN YAKINDA BIKACAK ÖLANLKITABI:

TELEViZYON ALICILARININ AYAR VE TAMİRİ

Bu kitapta'tüpjlii ve traıâsist<prfLu televizyonJalı-•= cılarının kanal Lseçic(i,Lj?esiıû ve ses araffekansı diskriminatör, otomatik frekans ayarı, resim ta- c ^ rama, satır tarama, EHT devrelerinin

hesapları vei 104 Sayfa, 88 Ş^kil, Birine Renkli KromolüksNçapak,

televizyon alıcıla-

2 o TELEVİZYCN TEKNÎÇÎ

Bu kitapta siyah-beyaz tele

amatför^ye

^ teleyj.zy^6n Tle ilgilerfen "pkuyuCBy^

çek şekilde hazırlanmıştır^ ^ ~~ -

/

YAZARIN HAZIRLANMAKTA OLAN KİTAPLARI î

1. RENKLİ TELEViZYON TEKNİĞİ

2. RENKLİ TELEVİZYON ALICILARININ AYAR VJE TAMİRİ

Ödemeli İsteme AdresitErgür Tutüncüoğlu,Akdoğan Sok.

No:38/1, Beşiktaş, İstanbul.

oo

ÎMffiÖ!

D) D) D)

0)0.

iLi

BU KİTAPLARI OKUMALISINIZ

11 l.! ı- l ,<, "ı O ti l .M l M l, »l l 'M :>t

DAHA GENiŞ BİLGl iÇiN LÜTFEN ARKA SAYFAYI OKUYUNUZ

9 8 MİLYAR LİRA ZARAR VAR

PROJELERDEKİ GECİKMELER VE MALiYET ARTIŞLARI SEBEBİYLE BU YIL DA 3 MÎLYARA YAKIN MiLLÎ GELiR KAYBI OLACAK

KEBAN'DAN SONRA, 15 BÜYÜK PROJEDE DE GECİKMELER VAR

Türkiye'nin sanayileşmesi açısından hayati önem taşıyan büyük yatırım projelerinden milyarlık maliyet artışları ve gecikmeler artık normal sayılmaktadır. Devlet Planlama Teşkilâtı, Tetkik ve Tahlil Şubesi 1972 yılı içinde toplamı 48 milyar lirayı aşan 105 adet yatırım projesi üzerinde yaptığı araştırmada, gecikmeler nedeniyle milli gelir kaybımızın 1973 yılı için 2 milyar 870 milyon 900 liraya ulaştığını tespit etmiştir. 1969 yılında proje gecikmelerinden doğan milli gelir kaybı 496 milyon ikaydı.

MALiYET ARTIŞLARI

105 proje arasından seçtiğimiz 15 büyük projedeki maliyet ar tıslan toplamı 8 milyar 128 milyon 587 lirayı bulmaktadır. Genellikle Devlet Su îşleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı olan barajlar ve sulama projelerindeki gecikmelerin yanı sıra maliyet artışları, ihale bedellerini yan yanya aşmıştır. Gecikmelere neden olarak "İhale Tasfiyesi" ve "İstimlak zorlukları" öne sürülmektedir.

GECİKMELER

K

Devlet Planlama Teşkilâtı'mn incelenmesine göre 105 projeden 20'sinde

asgari l yıllık, 29'unda 2 yıllık, 15'inde 3 yıllık, 5'inde 4 yıllık, diğer 5'inde de

7 ve daha fazla yıllık gecikmeler tespit edilmiştir.

Maliyet artışlarında rekoru, 2.5 milyarı aşan İskenderun Demir Çelik Tesisleriyle, l milyar 263 milyon 607 bin lira ile Keban Barajı korumakta, bunu l milyar 75 milyon liralık artışla Ceyhan Projesi (Aslantaş Sulama Tesisleri) izlemektedir. Yılan hikâyesine dönen ve proje maliyetindeki devamlı 'artışların yanı sıra milyarlık istimlâk bedelleriyle de devlet hazinasini sarsan Keban projesinin dışında Gökçekaya Barajı da bir başka yılan hikâyesi halini almıştır. 27 aylık bir gecikme ile 1973 yılında beklenen barajın, proje maliyetindeki artışı daha şimdiden 415 milyon liraya yaklaşmıştır. Amerikan EBASCO şirketine ihale edilen Gökçekaya Barajı'ndaki gecikme ve maliyet artışının başlıca nedeni, baraj tünelinin inşaat sırasında çökmesi ve tıpkı Keban'da olduğu gibi tünel zemininde (Geniş çatlaklar) meydana gelmesidir.

Aslantaş (Ceyhan) projesinin ilk maliyeti l milyar 401 milyon 144 lira olarak hesap edilmiş fakat 1972'deki maliyet artışı l milyar 75 milyon lirayı aşmıştır. Projedeki gecikme süresi ise 3 yılı bulmuştur. 1972 yılındaki enerji projelerinin milli gelir kaybı 300 milyon lirayı bulmaktadır.

PETRO KİMYA Yarımcâ'da inşa edilmekte olan ve bazı üniteleri hizmete açılan birinci Petro Kimya kompleksinde maliyet artışları Devlet Yatırım Bankasının bir ra.

poruna göre yüzde 305'i bulmuştur. Projelerin gerçekleşmesindeki gecikmeler 9.5 ilâ 35 ay arasında değişmektedir.

DEMÎR ÇELÎK

1968 yılmdan beri iskenderun'da Sovyet kredisi ve teknik yardımıyla kurulmakta olan 3'üncü Demir Çelik tesislerinin durumu da hayli acıklıdır, îlk hesaplara kıyasla maliyetlerdeki artış 2.5 milyar lirayı aşmıştır.

KARADENiZ BAKIR

1967 yılında Süleyman Demirel taraf nidan Samsun'da temeli atılan Karadeniz Bakır Kompleksinin üç yıl içinde bitirilerek hizmete gireceği, zamanın iktidarı tarafından açıklanmıştı. Ne var ki bu tatlı hayal bir türlü gerçekleşmemiştir, l Nisan 1971'de "Açılıyor" denmiş, ancak yine bütün ümitler suya düşmüştür. Bugüne kadar Karadeniz Bakır tesisleri hâlâ işletmeye açılmamıştır. Resmî rakamlara göre maliyet artışı yarım milyar lirayı bulmuştur.

Tabloda yer alan diğer 12 örneklerden de toplu halde görüleceği gibi, memleket ekonomisini olumsuz yönde etkileyecek maliyet artışları ve gecikmeler, artık olağan sayılmaya başlamıştır:

GÖKÇEKAYA BARAJI

532.841.000 TL. 948.000.000 TL. 415.159.000 TL. 27 Ay Amerikan Ebasco.

KEBAN BARAJI ilk Proje Maliyeti Maliyet Artışı Yeni Maliyet Maliyet Artışı Proje Gecikmesi Proje Firması Müteahhit Firma

1.765.983.000 TL. U63.607.000 TL. 3.029.590.000 TL. 1.263.607.000 TL. Şimdilik 48 Ay Amerikan Ebasco Fransız-ltalyan

ASLANTAŞ SULAMA PROJESi

1.401.144.000 TL. 2.476.626.000 TL. 1.075.382.000 TL. 36 Ay

ÇILDIR ELEKTRiK SANTRALLİ

ilk Maliyet

: 54.006.000 TL.

Yeni Maliyet

: 129.722.000 TL

Maliyet Artışı

: 75.616.000 TL.

Gecikme

: 60 Ay

DOGUKENT ELEKTRiK SANTRALI

82.154.000 TL. 155.689.000 TL. 173.435.000 TL. 48 Ay

HASAN UĞURLU BARAJI

ilk Maliyet Yeni Maliyet Maliyet Artışı

765.000.000 TL. 1.197241.000 TL. 432241.000 TL.

KARADENiZ BAKIR KOMPLEKSi

489.712.000 TL.

i.685.000.000 TL;

695288.000 TL. 24 Ay Amerikan Mc Kee.

AKDENiZ GÜBRE KOMPLEKSi

ilk Proje Maliyeti Yeni Maliyet Maliyet Artışı Proje Firması

450.000.000 TL. 687.000.000 TL. 237.000.000 TL. Holdor Topsoe (Danimarka)

KARADENiZ GÜBRE KOMPLEKSi

98.000.000 TL. 213.050.000 TL. 115.450.000.000 TL. 12 Ay

DEMiR ÇELiK TESiSLERi ilk Proje Maliyeti Yeni 3.760.000.000 TL. Maliyet Maliyet Artışı 6.314.933.000 TL.

2.554.933.000 TL.

SÜLFATASÎT FABRİKASI

ilk Proje Maliyeti Yeni Maliyet Maliyet Artışı

37.630.000 TL. 155.382.000 TL. 117.352.000 TL.

ALÜMiNYUM TESiSLERi

ilk Proje Maliyeti Maliyet Artışı Yeni Maliyet

1.586.000.000 TL. 2.464.755.000 TL.

878.755.000 TL.

YABANCI ELEMANLAR SANAYİMİZİ ETKİLİYOR

«DIŞA BAĞIMLI EKONOMi TEŞViK KANUNUYLA YARATILMAK ISTENlYOR»

Bugün çalışmalarına başlayacak ve üç gün sürecek olan Mimarlar Odası 19. Genel Kurulu için, Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan çalışma raporunda, binlerce mimar, mühendis ve teknisyenin ülkeye hizmet imkânı bulamadığı; aynca yabancı teknik eleman çalıştırma yoluyla ulusal sanayiin kurulmasının engellenmekte olduğu açıklanmıştır. Aynı raporda belirtildiğine göre, geçen bir yıl içinde yaşama koşullan bütün çalışanlar, teknik elemanlar ve mı-, marlar için daha da zorlaşmış, pahalılık, işsizlik ve ücret düşüklüğü bir kat daha artmıştır.

Çalışma raporunda, Türkiye'de halen 4 bin 67 mimarın bulunduğu ve bunların yarısının Ankara, istanbul ve izmir gibi üç büyük şehirde toplandığı belirtilmekte, önemli sayıda teknik elemanın insanca bir yaşama, iş güvenliği ve ülkeye gereğince hizmet edebilme imkânı sağlanmadığı için yurt dışına gittiği ifade edilerek, «Türkiyede çalışan her 10 mim'ara karşılık bir mimar dışarda çalışmaktadır» denilmektedir.

SORUNLARIN NEDENi

Toplumumuzun her 10 yılda bir köklü sarsıntılar geçirdiği ifade edilen raporda bütün sorunların nedeninin ülkemizde kendi gücümüze dayanmayan bir

sanayileşme ve kalkınma politikasının güdülmesi olduğu belirtilmekte, yerli teknik elemanların yapacağı işlerin yabancılara yaptırıldığı ifade edilerek özetle şöyle denilmektedir :

«Yabancılara yaptırılan işlerde Türkiye'nin değil, yabancı ülkelerin çıkarlannın gözetileceği açıktır. Bu yolla Türkiye sanayiin ileri ülkelerin çıkarlarına uygun biçimde yönlendirilmesi sağlanmakta, Türkiye'de gerçek ve ulusal bir sanayiin kurumasına engel olunmaktadır. Ülkenin kendi ham madde ve insan gücü kaynaklarına dayanan bir sanayileşme engellendiği sürece geri ülke olmaktan kurtulmak mümkün değildir. Bu gelişmeler için de teknik elemanlarımızın geleceği şimdikinden daha iyi olamıyacaktır.»

__. .

.

TEŞVİK KANUNU VE YABANCI ELEMAN

Mimarlar Odası raporunda 3. Beş Y Ilık Kalkınma Plam'nın ortak pazarla il

gili bölümlerinin ülke çıkarlarına aykırı sonuçlar doğuracak biçimde düzenle

diği ifade edilmekte, Ortak Pazarsız da dışa bağımlı ekonomik politikanın sür

dürülmesi olanağının «Teşvik Kanunu» ile yaratılmak istendiği ifadeyle şöyle

denilmektedir :

:

«Teşvik kanunu ile Türkiyede halen yapılmakta olan asnayi mamullerinin ithali için gümrük kapılan 'açılmakta, yabancı personel çalıştıran yatırımcılara vergi indirimi sağlanmaktadır. Bu yola, yakın bir gelecekte hertürlü mamul madde yurt dışından getirilirken, Türkiye'de kurulacak, «Sahte» sanayi işletmelerinde bile yabancı teknik elemanlar çalışacaktır.»

Mimarlar Odası Yönetim Kurulu çalışma raporunda ayrıca, Mühendis ve Mimar Odaları Birliği yöneticileri de suçlanmakta, iki yılı aşkın bir süredir genel kurulun toplanmaması «kanun dışı bir yönetim» olarak nitelendirilerek, «bu yöneticilerin başlıca faaliyeti teknik elemanların ülke çıkarlarını savunan sesinin çıkmasını engellemek olmuştur» denilmektedir.

(14 Şubat, Yenigün)

• YABANCI SERMAYE % 8 PAYLA YATIRIMLARIN % 80'İNE HÜKMEDİYOR

Türkiye Makina Mühendisleri Odası 19. Genel Kurulu dün Oda konferans salonunda toplanmış, açış konuşmasını yapan Başkan Kemal Tataroğlu, Türkiye'nin sanayileşmesinde yöneticilerin samimi davranmadıklarını söylemiştir.

«Sanayimizi kendimizin kurmasında mühendislik hizmetlerinin Türk Mühendislerince yapılması şarttır» diyen Tataroğlu, uygulamada bunun aksinin görüldüğünü belirtmiş, «Birinci ve ikinci 5 Yıllık plân dönemlerinde toplam yatırımlarda % 8 gibi cü/'i bir yer olan yabancı sermaye, yatırımların yüzde 80'ine hükmederek sanayileşmemizi her yönden etkilemiştir» demiştir.

Teknisyenlerin ve bu arada makina mühendislerinin çeşitli sorunlarına değinen Tataroğlu açış konşmasında devamla şunlan söylemiştir :

«Mühendisliğimizi huzursuzluğa itenler ve hizmetten türlü şekillerde engelleyenler, bu memleketin kalkınmasına olumsuz yönde etki ettiklerini artık bilmelidirler.

Sorunlarımızın tek çözüm yolu olan sanayileşmemizde yetkililer samimî iseler, kendi teknik gücümüze gerekli yer ve imkânlar mutlaka verilmelidir.»

Makina Mühendisleri Odası Başkanı, mühendislerin sosyal güvenlikte» mahrum bulunduğunu, klâsik memur hüviyeti ile karşılığı verilmeden iki yıldanberi Anayasaya aykırı olarak fazla mesai yaptırıldığını, mühendislerin çoğunun yan ödemeden henüz hiç faydalanmadığını, çeşitli güçlükler ve eşitsizlikler nedeniyle huzursuzluğa, meslek dışına ve yabancı ülkelerde çalışmaya itildiğini ileri sürmüştür. Tataroğlu, buna karşılık, Teşvik Kanunu Tasarısında, astronomik ücretler karşılığında yabancı teknik elemanların serbestçe getirilmelerinin teşvik olunabildiğini iddia etmiştir.

Oda Başkanı, ikinci Plân Dönemi sonunda, miktar itibariyle yüzde 40 oranında mühendis açığı bulunduğunu bildirmiş, temin güçlüğü zammı verilmemesi için Üçüncü Beş Yıllık plân başında ihtiyaçtan fazla gibi gösterildiği iddiasında bulunmuştu. Kamu kuruluşlarının mühendissiz bırakılarak yatırımların . aksatıldığını ve milyonlarca liranın heba edildiğini belirten Oda Başkanı, sanayileşme konusunda şunları söylemiştir :

«Bütün yetkililerce, kalkınmamızın ancak sanayileşmemizle mümkün olabileceğinin sık sık kesin bir şekilde beyan edilir duruma gelmesine rağmen ya sanayileşme kavramı yanlış anlaşıldığı, yahut yapılan kesin beyanlar samimi olmadığından sanayileşmenin gerekleri yerine getirilmemektedir.»

(11 Şubat, Cumhuriyet)

• BİR MÜHENDİS İLE EİR TEKNİKER DİŞLİ ÇARKLAR ARASINDA PARÇALANDI

Ereğli Demir ve Çelik Fabrikasında meydana gelen iş kazasında biri yüksek kimya mühendisi, diğeri tekniker olmak üzere iki değerli eleman ölmüştür.

Ereğli Demir Çelik Fabrikasının ilâve tesislerinden olan «Sinter» fabrikasındaki kaza şöyle olmuştur :

Sinter fabrikasının bakıma alınabilmesi için sıcak kısımlar soğumaya terkedilmiştir. Bu sırada vardiyadan çıkan vardiya genel formeni yüksek kimya mühendisi Osman Zeki Erol ve yeni vardiyaya gelen tekniker formen Mustafa Baykal'a arızanın olduğu kırıcı ızgara dişlilerinin yerini göstermek istemiştir, Bunun için mühendis ve tekniker birlikte fabrika içine girmişlerdir.

Ancak bu arada mühendis ile tekniklerin fabrika içine girdiklerinden haber' siz bulunan formen Ertuğrul Çelikpala tesisi 30 saniye çalıştırmak istemiştin Tesisin çalışması ile birlikte, içerde bulunan mühendis Osman Zeki Erol ve tekniker Mustafa Baykal büyük dişli çarkların arasında kalarak parçalanmışlardır.

(11 Şubat, Barış)

• «TEKNiK ELEMANLARIN İŞ GÜVENLİKLERİ YETERSİZ»

Makina Mühendisleri Odasının dün sona eren 19. Genel Kurul çalışmalarında Ankara'nın kirli hava sorunu da ele alınmış, yakıt tüketiminde ekonomi sağlanması ve ısıtma tesislerinin sebep olduğu hava kirliliğinin alzaltılması üz» rinde durulmuştur.

Bu konuda belirlenen görüşe göre, Ankarada hava kirliliği çeşitli etaplarda tatbik edilecek bir bölgesel ısıtma projesi ile önlenebilecektir. Bununla ilgili avan proje çalışmalarının da Teknik Üniversite yetkileri ile müştereken yürütüldüğü açıklanmıştır.

Konuşmacılar, ilgililerin, soruna çözümleyici bir girişimde bulunmadıklarını ve konuya doğru bir hâl yolu getirmediklerini öne sürmüş, belediyece önerilen havagazıyla ısıtmanın imkânsız ve sakıncalı olduğunu ifade etmişlerdir.

TEKNiK ELEMANSIZ SANAYi OLMAZ

Genel kurulda, makina mühendislerinin iş güvenliği ve sosyo - ekonomik olanaklarının yetersiz olduğu öne sürülmüş, kuvvetli olmak için sendikalaşmanın zorunluğu belirtilmiştir.

Sabahki oturumda, delegeler faaliyet raporuna ilişkin görüşlerini belirtmişlerdir.

Serdar Tan adında bir delege, makina mühendislerinin ülkenin kalkınmasındaki rolünü anlatmış, özeltle şunları söylemiştir :

«Sanayileşme süreci içinde, bu konuda en çok görev makina mühendislerine düşmektedir. Nasılki teknik elemansız bir sanayileşme olamazsa, sanayileşmemis bir ülkede de teknik elemanların yaşamalarını sağlamaları düşünülemez. Toplumlar kişilerin karşılıklı dayanışma içinde yaşama gereğinden doğmuştur. Toplu halde yaşayan kişilerin sosyo - ekonomik ilişkilerini düzenleyen yasalar vardır.»

«Toplumlar giderek kendi bünyelerine özgü anayasalarını oluştururlar. Anayasalar, toplumun temel yapılarını, örgütlerini ve işleyiş kurallarım göstermekle beraber daha çok oluşumu nedeni ile kişilerin temel hak ve örgütlerini koruyan başlıca belge olarak tanımlanır.»

SENDİKALAŞMA

Serdar Tan, konuşmasının bu bölümünde makina mühendislerini birlik ve beraberliğe çağırmış, sendikalaşmanın "zorunluğuna değinerek özetle demiştir ki:

«Bütün benliği ile fikren ve bedenen çalışarak sanayileşme çabalarını tek başlarına sürdüren teknik elemanlar, yoğun sanayileşme yükünü yine tek başlarına kaldırmak durumundadırlar. Dolayısiyle kalkınma, onların çabalarının sonuçlandığı oranda oluşur.» «Bir ferdin en etken biçimde çalışabilmesi ve başarıya ulaşabilmesi her şeyden önce onun kişisel hak ve özgürlüklerinin, iş güvenliğinin ve sosyo - eko-

nomik ihtiyaçlarının temini ile mümkündür. Bu öğeler oluşmamış ise temini yolunda çalışılmalı, bu haklann kendilerini, sağlanması gereken makamlardan istenmelidir. Alınması için çaba ve gayret gösterilmelidir, istekler haklı, isteyenler güçlü olduğu sürece elde edilmeyecek hak yoktur.»

«Ülkemizde teknik elemanların ve bunların bir parçası olarak da bizlerin iş güvenliğimizin ve sosyo - ekonomik olanaklarımızın yetersiz olduğu bir gerçektir. O halde birinci etken istemin haklı olduğu apaçıktır.»

«1948'de Türkiye'nin de imzaladığı Evrensel insan Hakları Beyannamesinin, 23'üncü maddesinde bu yol, «Herkesin menfaatlerinin korunması için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır» şeklinde belirtilmiştir.»

«Sendika kurma haklarımız apaçık ortada iken bu haklara sahip değiliz. Oda^ mız üyeleri haklarını aramak ve kendilerini temsil etmek görevini genel kurulca seçilen yönetim kuruluna verir. Odamız yöneticilerinin Anayasaca tanınan hakların alınmasını teminde bu denli gevsek bir tutum içinde oluşu üzüntü vericidir.»

(12 Şubat, Barış)

• ASKERİ YARGITAY MEHMET ERDEMİR HAKKINDAKİ BERAAT KARARINI ONAYLADI

Askerî Yargıtay, Türkiye Elektrik Kurumu eski Genel Müdürü Mehmet Erdemir hakkında Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından verilen beraat kararını onaylamıştır.

Tek Genel Müdür iken «Suç sayılan bir fiili övdüğü» gerekçesiyle Sıkıyönetim Komutanlığı 3 Numaralı Mahkemesince yargılanan ve beraat eden Erdemir hakkındaki karar Yargıtayca incelenmiş ve onaylanmıştır. Erdemir, hakkında soruşturma açıldıktan sonra Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanının istemi üzerine görevinden alınmış, aynı Bakanlıkta Müşavirliğe atanmıştı.

(9 Şubat, Cumhuriyet)

• ASKERi YARGITAY BAŞKANI MECLİSİ UYARDI

Askerî Yargıtay Başkanı Hâkim Tümgeneral Raf et Tuzun, savaş halinde askerrî mahkemeler yargıçlarının çoğunluğunun hâkim olması şartını kaldıran Anayasa değişikliğinin Anayasa'nın ruhuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Tümgeneral Rafet Tuzun bu konudaki görüşlerini parlamenterlere gönderdiği dokuz sayfalık bir yazı ile ortaya koymuştur.

Askeri Yargıtay Başkanı, yapılan değişikliğin yargı organı ile bağdaştırılamayacağrnı ileri sürdükten sonra, "Bir heyete velevki kanunla mahkeme demekle o heyetlerin veya kişi veya organın, yargılama usullerini kullanmadan bağımsız, teminatlı, hakim nitelik ve niceliğinde olmayan kimselerden kurulup gördürülmesine imkân yoktur" demiştir.

HÜKÜMLER KESiN

Tümgeneral Rafet Tuzun, yargı yetkisinin Türk Milleti adma bağımsız mahkemelerde kullanılacağını, adli, askeri ve idari mahkemelerin dışında kalan heyetlere, kişilere, organlara ne ad verilirse verilsin bu iktidann yargı yetkisini Jkullamlmasınm tanınmadığını bildirmiştir. Askeri Yargıtay Başkanı, yargı yetkisinin serbestçe, objektif olarak kullanılabilmesi için mahkemelerin ba ğımsızlığı ve hakimlerin teminatının 1924 ve 1961 Anayasalarında mutlak birer kural olarak tesbit edildiğini bildirmiş, şöyle demiştir:

"Anayasanın yorumunu yapmıyorum. Açık ve kesin hükümlerini aynen ifade ettim. Onlarla bu hükümlerin bağdaştırılabileceğini söyliyecek bir parlamenter veya hukukçu arıyorum. Ayrıca hakimler son değişiklikle kendi aralarında da sıkı bir hiyerarşiye ve yükselme babında mesleki sicil üstlerine bağlanmışlardır. Her halde 138, 141 nci maddelerde yer alan Askerî Mahkemelerin ve Askerî Yargıtay'ın yargı organları olmadığı, fonksiyonlarında adalet tevzii bulunmadığı da söylenemez.."

YARGI YETKÎSÎ

Şimdi bütün bunlardan sonra 138'nci maddede bir tadil ile Sıkıyönetim ve savaş halinde Askerî Mahkemelerde çoğunluğun —prensip olarak tamamının denmesiyle fark etmez— hâkim üyelar yerine subaylardan olması kuralı getirilmek istenmiştir. O takdirde yargı gücünün bağımsız mahkemeler tarafından teminatlı hakimlerce yerine getirileceği temel ilkelerinin kaldırılması zorunludur.

• -- Adlî yargıdan geniş kapsamı, olan milyonların, asker kişilerin bağımsız mahkemeler, teminatlı hakimler önünde muhakeme edilmeleri lüzumu olmadığını ve bu şekilde yargılanmanın onları Anayasanın 12 nci maddesindeki eşitlik ilkesinden istisna edilebileceklerin de maddeye yazmak zorunludur. Bunları yazmakla bitmez ve halk oyuna sunulup kabul edilmiş 1961 Anayasasının tüm temel ilkelerini değiştirmek, daha doğrusu yeni bir Anayasa yapmakla kabul olur.

DAMAT FERlT'ÎN MAHKEMELERİ

""•"

......... "'

Askerî Yargıtay Başkanı, Askerî Yargılama Usulü Kanun taslaklarının Meclis Komisyonlarında incelenirken söylenenleri hatırlatmış, şöyle demiştir:

*'O zaman bu zabıtlarda şunlar görülecektir: Hain damgası yemiş Damat Ferit Paşa, Divanı Harplerin kararlarını emrinde kurduğu heyete onaylatmak suretiyle cinayetlerine birçok yenilerini katmıştır. Atatürk'ün idam edilmesi için bu mahkemelerden fetva almıştır. Divan'ı Harplerin karan milletin yüz karası olmuştur. Divan'ı Harpler adalet yerine zulüm ve işkence tevzi etmişlerdir."

General Rafet Tuzun, bu yönetimi bugün için düşünmenin dahi kabil olmadığını bildirmiş. "Devletin üç sağlam ve dengeli ayağı vardır. Yasama, yürütme ve yargı, bunun bugün de sağlam olması ve güçlü bulunması zorunludur. Bu ayaklardan birinin kırılması veya sakatlanması tüm devletin sağlamlığını ve gücünü yitirir. Aynı zamanda imza koyduğumuz Uluslararası sözleşmelere ve anlaşmalara tamamen aykırı düşer ve itibar kırıcı olur" demiştir.

(12 Şubat, Hürriyet)

BİTLİS İLİNE ATAN TEMSİLCİMİZ

Yeni açılan Bitlis ile EMO temsilcilik görevine «Şube ve Temsilcilik Yönetmeliği» nin 6/B maddesi gereğince Sayın Hasan Dalkıran'ın iki yıl süre için atanmasına, Merkez Yönetim Kurulunun 13.2.1973 tarih ve 60 nolu toplantısında karar verilmiştir.

ERZURUM İLİNE ATANAN TEMSİLCİMİZ

Yeni açılan Erzurum ile EMO temsilcilik görevine «Şube ve Temsilcilik Yönetmeliğinin 6/B maddesi gereğince Sayın Temel Tunalı'mri iki yıl süre için antanmasına, Merkez Yönetim Kurulu'nun 6.2.1973 tarih ve 59 nolu toplantısında karar verilmiştir.

DİYARBAKIR İLİNE ATANAN TEMSİLCİMİZ

Yeni açılan Diyarbakır ili EMO Temsilcilik görevine «Şube ve Temsilcilikler Yönetmeliği» nin 6/B maddesi uyarınca Sayın Muzaffer Sarıların iki yıl süre için atanmasına, Merkez Yönetim Kurulu'nun 6.2.1973 tarih ve 59 nolu toplantısında karar verilmiştir.

HAR-İŞ FİRMASINA KALİTE BELGESİ VERİLDİ

HAR-lŞ Firmasınca imâl edilen 30 kV, 400 A Dahili Tip Az Yağlı Kesici Odamızca incelettirilmiş, teknik gereklere uygunluğu görülerek, «EMO Kalite Belgesi Yönetmeliği» hükümleri gereğince 7.2.1973 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere iki yıl süre ile kalite belgesi verilmiştir.

ÜYELERİNİZİN DİKKATİNE

Odamızın telefon numarası 25 31 43 olarak değiştiğini bildiririz.

— 18. Dönem Çalışma Raporumuzun 51. Sayfa ve 23. satırda teknik nedenlerden ötürü oluşan yanlışı aşağıdaki biçimde düzeltiriz :

Abdülfettah OKUDAN (Müh. Bürosu) Kemeraltı Cad. Zürafa Sok. no : 30, Karaköy/ÎSTANBUL