Elektrik Mühendisliği · Sayı 202 · Ekim 1973
GEÇEN AY
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1973
- Sayfa
- 5
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- Fuel-Oil santralı
- Enerji Bakanlığı
- Çukurova Elektrik A.Ş.
- TEK
- Pendik Tersanesi
- AET
Özet
Derginin 'geçen ay' köşesinde dönemin basınından derlenen haberler yer almaktadır: Enerji Bakanı'nın fuel-oil santrallarına karşı çıkıp yerli kaynaklara dayalı termik santralleri desteklemesi, eğitimde okuma-yazma oranları, kaçak yapılaşmadan elde edilen vergisiz kazançlar, yabancı sermayenin kâr transferleri, Pendik Tersanesi ve Japon ihalesi tartışması, AET üyeliğinin dışa bağımlılığa etkisi ve yurt dışına göç eden bir Türk mühendisin öyküsü ele alınmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
• 50. YILDA NÜFUSUN YARISINDAN FAZLASI OKUMA YAZMA BİLMİYOR
Tüm öğretmenler Birleşme ve Dayan şma Derneği Genel Başkanı Ali Bozkurt, ilk öğretim haftası nedeniyle verdiği demeçte, Cumhuriyetin 50. yılında Türkiyede nüfusun yansından çoğunun okuma yazma bilmediğini, okul çağında? ki çocukların iki milyonunun okuldan yoksun olduğunu, buna karşın öğretmen kıyımının ise tüm hızıyla devam ettiğini söylemiştir.
Töb - Der Genel Başkanı Ali Bozkurt, Türkiyede kadınların yüzde sekseninin «kara cahil» olduğunu söyleyerek «Cumhuriyetin 50. yılında okul çağındaki çocuklarımızın iki milyonunun okula gidememeleri, okuma - yazma oranı alanında dünyanın en geri ülkelerinden biri oluşumuz acı ama düşündürücüdür» demiştir.
Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb - Der) genel başkanı, her yıl mali bütçenin yüzde üçünün ilk öğretime ayrılması gerektiği halde hükümetlerin bu kurala uymadıklarım, 1973 yılında ilk öğretime bir milyar 710 milyon liralık ödenek ayrılması gerekirken, sadece 654 milyon 75 bin lira ayrıldığını söylemiştir. Töb - Der genel başkanı planda öngörülen yatırımların gerçekleştirilmemesi ve gereken önemin verilmemesi yüzünden bugün Türkiyede irili ufaklı 20 bin yerleşim merkezinin okuldan yoksun olduğunu da demecinde belirtmiştir. Bozkurt, yine anayasa ve yasaların öngördüğü gereksinmelerin yerine getirilmemesinin sonucu olarak Türkiyede öğretmen açığının «onbinler» olduğunu bildirmiştir. Ders kitaplarının kalitesizliğinden ve pahalılığından ve öğrencilere köklü hiç bir şey vermemesinden de yakınan Töb - Def genel başkam daha sonra özetle şöyle devam etmiştir :
«ilkokulu bitiren çocuklar, özellikle köylerde bu yanlış ve sakat sistem yüzünden bir kaç yıl içinde okuma ve yazmayı unutmaktadırlar. Sayılan 160 bine
varan çilekeş öğretmenler, her türlü siyasî, sosyal baskılara, kıyımlara, sürgünlere, aldıkları maaşlarla güç belâ geçindikleri halde, fedakarca halka hizmet etmektedirler. Personel yasasının getirdiği haksızlıklardan ençok ilkokul öğretmenleri zarar görmüşlerdir. Türkiyenin onbinlerce öğretmen açığı varken, maddi sıkıntılar içinde olan öğretmenlerin onbini aşkm bölümü görevlerinden ayrılmış, işçi olarak yurt dışına gitmek zorunda kalmışlardır. Gene binlerce öğretmen geçim sıkıntısı nedeniyle meslekten ayrılmak zorunda kalmıştır. Siyasî ve ekonomik baskılar öğretmenlerin görev yapmalarını engellemektedir. Son yıllarda iyice artan kıyımlar, danıştay ve mahkeme kararlarına rağmen hızla sürdürülmektedir. Öğretmen okullarında, Atatürkçü ilerici öğretmenler tasfiye edilmektedir.»
(22 Eylül, Yeni Ortam)
• ENERJİ BAKANI FUEL - OİL ELEKTRİK SANTRALLARINA «HAYIR» DEDİ
Türkiyenin enerji açığını kapatmak gerekçesiyle «Enerji üretimimizi Fuel Oil Santrallarma» bağlayan teşebbüsler Enerji Bakanı Demirle Türkiye Elektrik Kurumu yetkilileri arasında bir haftadır süren temaslar sonucunda, Enerji Bakanının «Fuel Oil Santralına hayır» demesiyle sonuçlanmış ve Çukurova Elektrik Anonim Şirketinin Çukurovada kurmayı planladığı Fuel Oil Santralına izin verilmemesi kararlaştırılmıştır.
Maliye Bakanlığının da mütelaasını alan Enerji Bakanı Kemal Demir in bu kararından önce Çukurova Elektrik A.Ş. sermayesini 175 milyon liradan 325 milyon liraya çıkarmıştır. Şirketin kurmak istediği 300 megavatlık santralın yılda 500 bin ton Fuel Oil ithal etmesine ve 10 milyon dolarlık bir döviz kaybına yol açacağı, bakanlıktaki görüşmelerde ileri sürülmüştür.
Çukurova ile ilgili kararın, Adalet Partisi döneminde planlanan ve Aliağada bir adet 2 X 300 = 600 megavatlık fuel-oil santralı kurma projelerinin de suya düşeceği ileri sürülmüştür. Bunların yerine Seyitömer ve Tunçbilekte 150 megavatlık termik santralı yapılmasına karar verilmiştir. Aliağa projeleri yılda bir milyon ton Fuel Oil ithal etmeyi gerektirmektedir ve dışarıya ödenecek döviz 25 milyon doları bulmaktadır. Enerji Bakam Demiri bu karara sevk eden neden, enerji üretimimizin, kalkınma planında ve 1973 programında belirtildiği gibi özkaynaklarımıza ve linyitlerimize dayanılarak geliştirilmesi, devamlı artan dünya petrol fiyatlarına bağımlı kalarak döviz kaybına yol açılmamasıdır.
Enerji üretimimizin Fuel Oil Santrallarma dayandırılması konusu Enerji Bakanlığında öteden beri bir savaş halinde yürümekte ve yabancı petrol şirketleri 1969 yılından beri Fuel Oil Santrallan konusunda hükümetimize teklifler yağdırmaktaydılar. Demirel hükümetinin önce Aliağadan başlamak üzere Fuel Oil Santrallarını kabul etmesinden sonra, 12 Martta Enerji Bakanlığı bu tekliflere karşı çıkmış ve bu tür santrallan kurmanın planın ruhuna aykırı oldu-
ElektrÜ; Mühendisliği 202
ğunu ileri sürmüştür. Birinci Erim Hükümetinde Fuel Oil projelerine karşı, kömüre dayalı termik santrallannın ihaleleri yapılmış ve Seyitömer ve Tunçbilek Santrallannm öne alınması kararlaştırılmıştı. Bu arada Kalkınma Planına aykırı olarak Aliağa Fuel Oil Santrallannm ihalesini Türkiye Elektrik Kurumu Genel Müdürlüğünce planlanması, o zamanki TEK Genel Müdürü İbrahim Derinerin görevinden alınarak yerine Mehmet Erdemirin getirilmesine yol açmıştı.
Melen Hükümetinin Enerji Bakam Nuri Kodamanoğlu da Fuel-Oil Santrallannm gerekliliğini belirtmiş fakat, Talu Hükümetinin Bakam Kemal Demir bu konuyu tereddütle karşılamıştı.
(28 Eylül, Günaydın)
• KAÇAK KONUTTAN MİLYON KAZANANLAR BİR KURUŞ VERGİ ÖDEMİYORLAR
Ankara Mimarlar Odası, «Ankaranın Karşıyaka gecekondu bölgesinde, Demetevler Mahallesi ve çevresindeki kamu arazisi üzerinde yapılan kaçak konut bloklarından milyarlan bulan kazançlar sağlandığını» öne sürmüş, «Vurgunculann bugüne kadar hiç bir vergi ve harç ödemediğini» de belirterek Ankara Belediyesinin Danıştay kararlanna rağmen bu işe göz yumduğunu iddia etmiştir.
Ankara Mimarlar Odasının haber bülteninde bu konuya geniş yer verilerek özet le şöyle denilmektedir:
«Bir gecekondu bölgesi olan ve Belediye mücavir saha hudutlan içinde bulunan Karşıyaka, Demetevlerde her türlü yapımın, belediyenin ilgili dairelerince denetlenmesi gerekirken bu yola gidilmemiş olması sonucu, Hazineden Belediyeye devredilen arsalar üzerinde) 10 kata kadar varan konut blokları büyük bir hızla çoğalmıştır. 4-5 yıl önce başlayan bu olay birkaç vurguncu tarafından hızla örgütlenmiş ve kısa sürede Demetevler, 100000 nüfuslu, bir mahalle haline gelmiştir. înşaaatlann, imar yasalarına ve yapı kurallarına uygun olup olmadığının Belediyece denetlenmemesi, kamuya ait oluşu dolayısıyle arsalara para ödenmemesi ve her türlü vergi ve harçtan kurtulunmuş olması nedeniyle, Demetevler, kısa zamanda yapı alanında boy gösteren vurguncuların ilgisini çekmiştir. Bu mahalle, bugün Ankaranın en hızlı büyüyen bölgesidir.
İmar yasasına aykın olarak dikilen bloklarda, inşaatm durdurulması ve inşa edilen kısmın yıktırılması gerektiği halde, Belediye belli menfaat ilişkileri yüzünden bu yola başvurmamış, bundan birkaç yıl önce Danıştayca verilen yıkım karan da hiçbir şekilde uygulanmamıştır.
4-5 yıl içinde, takriben 100 hektar alana yayılan bu vurgun sonucu yağma edilen kamu arazisinin bugün değeri 500 milyon Türk lirasını aşmaktadır. Bu mik-
tar belediyelerin kent topraklarının kamulaştırılması için gerekli malî olanaklara sahip olmadığını söylüyenlerce dikkatle değerlendirilmelidir.
Konutlar halka % 100 kârla satılıyor. Demetevlerde, bugün 100 m2 lik bir dairenin satış bedeli 110-150 bin TL. arasındadır. Bu dairelerin maliyeti ise, rüşvetler ve arsalara verilen «hava paraları» dahil 60-80 bin TL.sıdır. Bu durumda, orta gelir gruplarına satılan bu dairelerden vurguncuların kazancı % 100 ü aşmaktadır.
Bu kontrolsüz kazanç sonucu, Demetevler ve çevresindeki yapılardan 4-5 yıl içinde birkaç vurguncunun sağladığı net kazanç, bir buçuk milyar TL.sına yaklaşmıştır. Bu kazanç üzerinden ödenmesi gereken gelir vergisi ile inşaat, emlâk alım v.s. vergileri ve harçların toplamı ise 1 milyar 24 milyon Türk lirasıdır.»
(29 Eylül, Cumhuriyet)
• YABANCI SERMAYENİN YARISI KAR OLARAK GERİ GÖTÜRÜLDÜ
«Gelişmekte Olan Ülkelere Teknoloji Transferi» seminerinin 2 nci gününde, bir bildiri veren SBF öğretim üyelerinden Doç. Necdet Serin, «950-72 yıllan arasında Türkiyeye gelen yabancı sermayenin yansının, kâr transferi yoluyla geri götürüldüğünü» bildirmiştir.
Serin, «1953-72 arasmda Türkiyeye bir milyar 52 milyon liralık yabancı sermaye geldiğini, bunlann yaptıkları kâr transferlerinin 522 milyon 178 bin lira, gayri maddî hak karşılığı transfer ettikleri miktarın ise. 97 milyon 83 bin lira olduğunu» açıklamış, «Türkiyenin bugüne kadar transfer ettiği teknolojinin genellikle eski olduğunu» öne sürmüştür.
(20 Eylül, Milliyet)
• GEMİ MÜHENDİSLERİ ODASI JAPONYAYA ISMARLANAN 8 GEMİDEN 1 MİLYAR LİRA ZARAR EDİLDİĞİNİ ÖNE SÜRDÜ
Ulaştırma Bakanı Sabahattin özbekin, Pendik Tersanesini «özkaynaklanmızla yapacağımızı» açıklamasından sonra, Gemi Mühendisleri Odası da, «Ülkemiz çıkarlannı en iyi şekilde gözetecek yöntem olarak bu projenin kendi teknik gücümüz ve doğal kaynaklarımızla gerçekleşebileceğini» açıklamıştır.
Oda Başkanı Ali Osman Adak, Pendik Tersanesinde yapılacakken, 1975 başında Japonyaya sipariş edilen sekiz gemiden ise Türkiyenin zarannın bir milyar lira olduğunu, meydana gelebilecek gecikmelerden de yılda 500 milyon lira kayba uğranılacağını da belirtmiş ve şunlan söylemiştir:
«Odamız, Japon IHI firmasının Pendik Tersane projesine Türkiye çıkarlan doğrultusunda yatırım yapmak istemediğini muhtelif vesilelerle kamuoyuna duyurmuştu.
Japonların Türkiyede kendi çıkarlarını ön plana almayacak bir yatırım yapmayacakları bilinmelidir. Çünkü ayni firma Yunanistanda da tersane kurmak ta ve komşumuz ülkemiz de böyle bir ortaklığı istememektedir.
Türkiye Pendik Tersanesini gerçekleştirebilecek teknik elemanlara sahiptir. Projenin malî yönü de sorun değildir. Zira iki yıl önce bu konuda hazırlanmış Bakanhklararası rapor tetkik edilecek olursa, Maliye Bakanlığı temsilcisinin böyle bir sorun olmadığını açıkça ifade ettiği görülecektir.
Geç de olsa bu konuda yetkililerin, Japon oyalamasını anlamış ve projeyi gerçekleştirmek için gerçekçi bir çalışmaya girmiş olmalarından Türkiye yararlı çıkacaktır.»
(21 Eylül, Cumhuriyet)
0 AET YE GİRMEKLE DIŞA BAĞIMLILIĞIMIZ DEVAM EDECEK
Kimya Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen, «50 nci Yıl Sanayi Kongresinin ikinci gününde «sanayileşme» konusu tartışılmış, bu konuda bir tebliğ veren SBF öğretim üyelerinden Doçent Gündüz ökcün, «Ortak Pazarın öngördüğü ekonomik esas ile Anayasamızın ve plânlarımızın öngördüğü esasların birbirlerine taban tabana zıt olduklarını» öne sürmüştür. «Türkiyenin Ortak Pazara girmesi ile dışa bağlılığımızın devam edeceğini» belirten ökcün, «Sanayii t Avrupa sanayilerinin müsaade ettiği alanlarda ve müsaade ettiği ölçüde gelişebilecektir.» demiştir.
Ege Bölgesi Sanayii Odası Başkam Şinasi Ertan ise, sanayileşmenin esas ve gereklerini anlatmış, bürokrasiden yakınmıştır. Ertan, «Türk sanayiine küçük kuruluşların hâkim olduğunu, bunların çoğunun da aile şirketleri olduklarım» söylemiştir.
(5 Eylül, Milliyet)
# MÜHENDİS KAYA KARAN MONTAJ İŞÇİLİĞt YAPIYOR
' Kaya Karan adında bir türk mühendisi Stockholmdeki Atlas Copco fabrikasında işçi olarak çalışmaktadır. Kendisiyle görüşen muhabirimize mühendis Karan îsveçe geliş nedenini şöyle anlatmıştır:
«1969 senesinde İstanbul Teknik Üniversitesinden petrol mühendisi olarak mezun oldum... Bir süre mesleğimle alâkasız işlerde çalıştım... Türkiyedeki rafinerilere iş vermeleri için adetâ yalvardım ...Ama, boşuna... Arkadaşlarımın birçoğu pertol mühendisi olarak iş buldu... Nasıl bulduklarını sorduğumda, tanıdıkları olduğunu söylüyorlardı...
tçim her zaman acıyla dolu... Evliyim ve çocuğum vardı... Nihayet bir gün îsveçe gelmeye karar verdik... Şimdi gördüğünüz gibi saati on Krona günde en az on saat montaj işçiliği yapıyorum.»
(13 Eylül, Tercüman)