Elektrik Mühendisliği · Sayı 203 · Kasım 1973
ODA ÇALIŞMALARI
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Oda duyurusu / kurumsal
- Yıl
- 1973
- Sayfa
- 44
- Okuma süresi
- 60 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- Elektrik Enerjisi Teknik Kongresi
- EMO
- Ahmet Varol
- Elbistan termik santrali
- TMMOB
- enerji sıkıntısı
Özet
EMO'nun düzenlediği Elektrik Enerjisi Teknik Kongresi'ne ilişkin oda çalışmaları aktarılıyor; TMMOB Başkanı ve CHP Genel Başkanı'nın kongreye mesajları, basına yapılan açıklamalar ve EMO Başkanı Ahmet Varol'un açış konuşmasının Türkiye'nin enerji politikası ve kaynaklarına ilişkin bölümü yer almaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
MERKEZ ÇALIŞMALARI
Odamızın en önemli çalışması kuşkusuz kamuoyunda da büyük ilgi gören Elek trik Enerjisi Teknik Kongresi olmuştur. Kongrede sunulan tebliğler ve tartışma lar önümüzdeki günlerde bir araya getirilecek ve en kısa sürede siz üyelerimize gönderilmesine çalışılacaktır. TMMOB Başkanı Sn. Teoman Öztürk ve CHP. Genel Başkam Sn. Bülent Ecevitin mesajlarını, basına yapılan sürekli açıklamalarımızdan 9 Kasım 1973 ve 16 Kasım 1973 tarihlileri ve kongre açılış oturumunun bir bölümü ile kongre sonunda kabul edilen ortak görüşleri bilgilerinize sunuyoruz. Eylül 1973, 201 sayılı dergimizde Sn. Çorum Temsilcimizin uyarısı ve buna ilişkin olarak üyemiz Sn. Ahmet Kaynardan istediğimiz savunmayı yayınlamıştık. Anılan üyemizden gelen yazıyı da bu sayımızda bilgilerinize sunuyoruz. Yazı aynı zaman da ihbar niteliğinde olduğundan Çorum Temsilcimiz Sn. Şahin Hasırcının da karşı savunması istenmiş bulunmaktadır. Burada şu noktayı da belirtmek isteriz. Eylül 1973 sayımızdaki Sn. Çorum Temsilcimizin Oda Merkezine yazdığı yazıda «Zafer Özel Mühendislik Okulundan ...» biçiminde bir ibare bulunmaktadır. Mühendislik eğitimi yapan kuruluşlarda özel veya devlet gibi aynına ve bu tür sakıncalı davra nışlara başından beri karşı olduğumuzu bir kez daha tekrarlar, anılan ibarenin yalnızca Sn. Çorum Temsilcimizin kişisel görüşünü yansıttığını belirtiriz.
TMMOB BAŞKANI Sn. TEOMAN ÖZTÜRK'ÜN MESAJI
Elektrik Mühendisleri Odası Teknik Kongre Başkanlığına
Onyılı geçen bir süredir kalkınma, sanayileşme, tarımda modernleşme, sosyal ve kültürel hayatımız sözde planlara bağlanmıştır. Yoksul ve geri oluşumuz kaderimiz değildir. Yoksul ve geri oluşumuz ekonomik, politik, kültürel tüm hayatımızda bir avuç yerli-yabancı, banka, sanayi, ticaret, em lâk ve toprak tekelcisinin egemen oluşundandır. Halkımız milyonlarca işçisi, köylüsü, onbinlerce teknik elemanı yurdumuzun do ğal zenginlikleri ile bütün sorunlarını çözebilir ve gerilik zincirinden kurtulabilir ve böylece tam bağımsızlığa kavuşabilir, kavuşacaktır. Enerji sorunumuzun tartışılacağı bu ortam ve şartlarda, çalışanların bir parçası olan teknik elemanlarımızın doğru sonuç ve önerilere varacağına inanıyorum. Yıllardır her konuda yurtsever çabalarını izlediğimiz elektrik mühendislerimizi kut lar, kendi gücümüze dayanan bir kalkınma politikasının izlenmesinin savunulaca ğına inandığım kongrenize basanlar dilerim.
Teoman öztürk Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Başkanı
CHP GENEL BAŞKANI Sn. BÜLENT ECEVİT'İN
MESAJI ı
Sayın Ahmet Varol TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Elektrik Enerjisi Teknik Kongresi Ankara
Sınaileşmenin can daman ve uygar yaşamanın gereği'olan elektrik enerjisinde çe kilen sıkıntının kaygı verici ve kalkınmayı engelleyici ölçülere vardığı bir sırada bu sorunu ele alacak bir kongre topladığı için TMMOB Elektrik Mühendisleri Odasını kutlarım. Elektrik enerjisi sorununa çözümler getirecek siyasal kararların ve tedbirlerin ge çerli ve etkili olabilmesi, bu alanda yetişmiş uzmanların bilgilerine ve görüşlerine değer verilmesine bağlıdır. Kongreniz bu bakımdan çok yararlı olacaktır, siyasal kadrolara ve yöneticilere ışık tutacaktır. Kongre çalışmalarınızın başarılı olmasını ve yayınlanarak en geniş ölçüde değerlendirilebilmesini dilerim. Size ve Kongrenizin değerli konuşmacılarına ve üyelerine saygılar sunarım.
Bülent Ecevit Cumhuriyet Halk Partisi
Genel Başkanı
9 Kasım 1973
TEKNiK ELEMANLARDAN YETERİNCE YARARLANILMAMASI YÜZÜNDEN ENERJi SIKINTISI DAHA DA ARTACAK...
Elektrik Mühendisleri Odası, enerji sorununun yurdun diğer sorunlarıyla bağıntılı olduğunu açıkladı
ANKARA (TUBA) — Teknik elemanlardan yeterli ölçüde yararlanümaması yüzünden enerji sıkın tısının daha da artacağı ve 7-8 milyar kilovatsaat enerji üretecek Elbistan projesinin gecikmesi halinde enerji sorununun içinden çıkılmaz bir duruma geleceği belirtilmiştir.
Elektrik Mühendisleri Odası bugün/dün enerji sorunuyla ilgili bir açıklama yap mıştır. Açıklamada; enerji sorununun yurdun diğer sorunlarıyla bağıntılı olduğu ifade edilmekte ve şöyle denilmektedir:
«Elbistan linyit yataklarının açılması, ayrıca burada 7-8 milyar kilovatsaat enerji üretecek termik santral kurulması 4. Beş yıllık plana alınmış ve projenin gerçek leşmesi için gerekli kredi konusunda Dünya Bankası ile mutabakata yarılmıştır. Fa kat, Türkiye Elektrik Kurumunun, Dünya Bankasının istediği teknik eleman kad rosunu gösterememesi üzerine temin edilecek kredi tehlikeye düşmüş bulunmaktadır. Yurdumuzun içinde bulunduğu enerji sıkıntısı da gözönüne alınacak olursa, ile. rideki yıllarda şimdiki toplam üretimimize yakın bir enerji üretmesi beklenen bu projenin gecikmesi enerji sorununu daha da güçleştirecektir.
Enerji sorununun linyit yakan termik santrallarla giderilmesinin doğru bir yol ola cağı artık açıklık kazanmıştır. Durum böyle iken, teknik eleman yetersizliği nedeniy. le büyük güç üretecek Elbistan projesinin gecikmesi, kısıtlı sanayileşme olanakları mızı büyük ölçüde etkileyecektir.
Yurdumuzun enerji sorununun diğer sorunlardan ve teknik eleman sorunlarından bağımsız olmadığını; son yıllarda teknik elemanlar üzerinde yoğunlaşan sosyo eko nomik baskıların sonucu teknik elemanların Devlet dairelerim ve ülkeyi terke zor landığını, bunun da kalkınmamızı ters yönde etkilediğini sürekli olarak açıklama mıza rağmen bu sorunlar ilgililerce önemsenmemiş ve bugünkü duruma gelinmiştir.
Teknik elemanlar ve teknolojik potansiyeller gözönüne alınmadan kalkınma girişim lerinde bulunulamaz. Elbistan santralı için TEK in teknik kadroları oluşturamaması bugüne değin yanlışlığını belirttiğimiz istihdam politikasının doğurduğu sonuçlardan biridir.
Mevcut personel kanunu yürürlükte olduğu sürece, ülkemiz bu tür'sıkıntılarla her zaman karşılaşacaktır. Teknik personelin ekonomik, demokratik ve sosyal sorun larını çözümleyici .çalışanlar yararına olacak yeni bir istihdam politikası düzenlen meden bu gibi sorunlara çare bulma olanağı yoktur.» (TUBA)
16 Kasım 1973
ENERJi KONGRESİ MUM IŞIĞINDA YAPILIYOR... Kongre Delegeleri( «işte somut Örnek, enerji sorunu bile mum ışığında tartışılıyor» dediler
ANKARA (TUBA) — Enerji sorununun tartışıldığı Elektrik Enerjisi Teknik Kongresi çalışmalarını enerji kesimi dolayısıyle mum ışığında sürdürmek zorunda kalmıştır.
Elektrik Mühendisleri Odasının düzenlediği Elektrik Enerjisi Teknik Kongresinin ilk gününde Kongrenin yapıldığı semte lokal olarak cereyan verilmiş; böylece Enerji Bakanı ve diğer davetliler konuşmalarını elektrik ışığında yapmışlardır; fa kat Kongrenin ikinci günü cereyanlar her zaman olduğu gibi saat 10.30 ilâ 12.00 arası kesilmiştir. Cereyan kesimi dolayısıyle enerji sorunu mum ışığında tartışılabilmiş; konuşmacılar «enerji sıkıntısının somut örneğini görüyoruz. Elektrik Ener jisi Kongresi bile mum ışığında yapılabilmektedir.» demişlerdir.
Ajans TUBA muhabirinin konu ile ilgili bir sorusunu cevaplandıran Elektrik Mü hendisleri Odası Başkanı Ahmet Varol da şunları söylemiştir :
«Elektrik Enerjisi Kongresinde enerji sorunun tartışılması sırasında elektrik ke silmesi Kongrenin çalışmalarını güçleştirdiği gibi sorunun önemini daha da somut laştırmaktadır. Mum ışığında devam eden kongrede gerçekçi çözümler önerilmiştir ve önerilecektir.
Dün ve bugün okunan bildirilerin sonucunda kendi gücümüze ve doğal kaynak larımıza dayalı bir enerji politikası izlenmesinin önemi daha da açıklık kazanmış tır. Konuşmacıların ve bildiri verenlerin ortak yanı bu konu üzerinde birleşmeleri dir. Sorunun giderek bugünkü duruma gelmesinin nedenlerini, dışa bağlı politika izlenmesi sonucu, yapılan planların ve yatırımların ülke çıkarlarına uygun olma masında aramak lâzımdır.» (TUBA)
EMO BAŞKANI Sn. AHMET VAROL'UN AÇIŞ KONUŞMASI
Sayın konuklar, sayın üyelerimiz,
Geçtiğimiz aylarda ve halen tartışma konusu olan, kamu oyunu yakmdan ilgilen diren elektrik enerjisi sorunu bazı çevrelerce bugüne değin istismar edilmek isten miştir. Geçmiş iktidarlann yurdumuzda oluşturduğu dışa bağımlı kalkınmanın doğal so nucu olarak ulusal bir enerji politikası uygulanmamış, 1965 yılından bu yana si yasi iktidarı elinde bulunduranlar soruna geçici ve dışa bağımlı çözümler getirerek enerji sorununu bugünkü çıkmaza sokmuşlardır. Bugün gene aynı yetkililer,% 601
da ç a l ı ş m a l a r ı ithal edilen petrol ürünlerini kullanan santrallarla enerji açığının kapatılması gö rüşünü kamuoyuna benimsetmeye çalışmaktadırlar.
Bu hususu gözönüne alan Odamız, Genel Kurulumuzun da önerisini dikkate alarak Elektrik Enerjisi Teknik Kongresinin oluşturulması için çalışmalara başlamıştır.
Kongreyi Haziran ayı içinde toplıyacak şekilde çalışmalar sürdürülmüş, ancak su nulacak tebliğlerin Mayıs ayına kadar Odamıza ulaşmaması nedeni ile tatil aylan da gözönüne alınarak Kongre tarihi 15-16-17-Kasım-1973 tarihlerine kadar ertelen miştir.
Kongremize gerek tebliğ göndererek gerek finansman bakımından yardımda bulu nan ve gerekse sergiye iştirak eden kurum ve üyelerimize teşekkür ederiz.
Bilindiği gibi elektrik enerjisi birincil enerji diye adlandırılan taş kömürü, linyit gibi katı yakıtlarla, petrol ürünleri, hidro-elektrik potansiyel ve nükleer enerji kay naklarından üretilir.
Bilinen kaynaklara göre Türkiyenin enerji potansiyeline göz atarsak; taş kömürü l milyar ton ,linyit 6 milyar ton, milli ve yabancı şirketlere ait ruhsatlı sahalar dan üretilen petrol rezervi 25 milyon ton, hidrolik potansiyelimiz ise 80 milyar KWh civarındadır.
Kaynakların elektrik enerjisi üretimindeki kullanışı ise şöyledir: linyit kömürü nün elektrik enerjisi üretimindeki payı 1962 yılında % 16,8 iken, bu değer 1967 de %• 16,6 ya, 1972 de ise ,% 13,7 ye düşmüş, buna karşılık petrol ürünlerinin payı 1962 de % 7,6 dan 1967 de % 25,1 e,1972 de ise % 39,8 e çıkmıştır. Hidrolik potansiyel bakımından ise durum oldukça ilginçtir. Avrupada hidrolik potansiyel bakımından ön sıralarda olan Türkiye bu potansiyelden faydalanmada son sıralar da bulunmaktadır, örneğin 22 yıl sonra bugünkü düzeyine ulaşacağımız italya, yılda 76 milyar KWh hk hidroelektrik potansiyelinin °/o 57,6 sından fiilen ya rarlanmaktadır. Yılda 80 milyar kWh lık potansiyele sahip ülkemizde ise bu po tansiyelden yararlanma oranı, 1962 de% 2,1, 1967 de % 3,5, 1972 de % 3,7 gibi çok düşük değerlerde seyretmektedir.
Enerji kaynaklarından taş kömürü, linyit ve hidrolik enerji tamamen yurtiçi kay naklarından faydalanılarak üretilmekte, buna karşılık 1971 yılında tüketilen yak laşık 9 milyon ton petrolün yalnız % 40ı, yurtiçi kaynaklarından üretilmiştir. Geriye kalan % 60 ı ise ithal edilmiştir.
Dünyada petrol sıkıntısı vardır. ABD de dahi petrolün karneye bağlandığı, pet rolün Akdeniz üzerinden Yurdumuza taşındığı, herhangi bir harp halinde bu de nizden nakliye imkânlarının nasıl gelişeceği, petrolden elde edilecek elektrik ener jisinin pahalı olması nedenleri gözönüne alınırsa ve kalkınmamız doğal kaynakları mıza dayalı bir politika ile mümkün olabileceğine göre, ülkemizi dışa bağlı kıla cak elektrik enerjisi üretiminde % 60 ı ithal yoluyla sağlanan petrole dayalı üre timi kabullenmeye imkân yoktur.
Bu açıklamalardan sonra Elektrik Enerjisi üretiminde birincil enerji kaynaklarının nasıl seçileceği açıkça görülmektedir. Bu kaynakların elektrik enerjisi üretimin-
deki kullanım tercihleri geçmiş iktidarların dışa bağlı bir ekonomi politikası iz lemelerinin doğal sonucu olarak ülke yararına yönelik olmamış ve yurdumuzda ulusal bir enerji politikası uygulanamamıştır.
Uygar ülkeler enerji yetersizliklerini yeni teknolojilerle yenme yarışındadırlar. Bu ülkelerde doğal kaynaklar büyük ölçüde elektrik enerjisine dönüştürülmüştür. Petrol ve tabii gaz yataklarını zorlamadan yeni enerji kaynaklan araştırılmak tadır. Bunlar arasında güneş enerjisi, denizlerden elde edilecek enerji, jeotermal enerji v.s sayılabilir. Bu bakımdan asrımızın son yirmi beş yılında bütün ümitler nükleer güçteki gelişmelere bağlanmaktadır. Ancak bu üretim biçiminde santral yapımında geçen zamanın uzunluğu (8-10 yıl), nükleer emniyet ve artıkları hakkın da duyulan kuşkular, nükleer gücün zenginleştirilmesindeki kararsızlıklar gibi te sis maliyetlerini arttırıcı faktörler nükleer güçte büyük bir ticari atılımı önlemekle beraber, Kuzey Amerika, Batı Avrupa, Japonya ve Rusyada mühim sayıda nükleer santral yapılması programlanmıştır.
1982 den sonraki yıllarda, Ülkemizde doğal kaynaklarımıza yenileri eklenmediği takdirde nükleer enerjiden faydalanma yoluna gidileceğinden, bu yönde bir çalış ma yapmanın yararlı olacağı kanaatindeyiz.
Dünyada fert başına ortalama elektrik enerjisi tüketimi 1951 de 440, 1962 de 845 ve 1969 da 1265 kYVh/kişidir. Bu değerler aynı yıllarda Türkiye için sırasıyla 41,118 ve 219 kWh/kişidir. Buradan da görülmektedir ki, yıllık artış hızı ortalaması yük sek olmasına rağmen tüketim değerleri ortalamanın çok altındadır.
Bir ülkede elektrik enerjisi üretimi ve kişi basma enerji tüketimi kalkınma öl çüsüdür ve sanayileşme ile paralellik halindedir.
Elektrik enerjisinin guruplara göre kullanımı 1972 yılında şöyledir: % 63,2 sana yi, % 14,8 kayıp ve dahili sarfiyat, '% 22 si ise aydınlatmada kullanılmaktadır.
35 milyon genel nüfusun 13 milyonu, yani nüfusun %• 38 i elektrik enerjisinden ya rarlanmaktadır.
Geri kalan °/o 62 si ise elektrik enerjisinin külfetini omuzladığı halde üretilen ener jiden yararlanamamaktadır. Sosyal açıdan bu durum sanayi kesiminde kullanı lan elektrik enerjisinin kimlerin fedakârlığı ile gerçekleştiğini somut olarak gös termektedir.
50 Yıllık Cumhuriyet dönemimizin ikinci yarısı, yabancı çıkarların ülkemizin kay naklarını alabildiğine sömürme girişimlerinin yoğunlaştığı, sahte sanayileşme gö rüntüleri altında doğal kaynaklarımızın, insan gücümüzün ve buna bağlı olarak da teknik elemanların sömürülmesinin programlandığı yıllar olmuştur. Ülke çı karlarına aykırı yatırımlara karşı çıkan Türk teknik elemanlarının ekonomik ve demokratik haklarını kısıtlayıcı çabalar, teşvik tedbirleriyle yabancı teknik ele man ithalini teşvik eden zihniyet teknik elemanları mesleği terk, işsizlik ve göç gibi durumlara düşürmeyi amaçlamıştır. Sanayileşmemizin vazgeçilmez unsurla rından biri olan teknik elemanların ekonomik, demokratik ve sosyal alanda ör-
gütlenmeleri engellenmiş, gerçek anlamda sanayileşme baltalanmış, ülke çıkarları na aykın her girişime karşı yurtsever dirençleri kırılmak ve yokedilmek istenmiş tir.
Yasalar, ekonomik ve demokratik haklarımız üzerinde baskı aracı olarak kullanıl mıştır.
Kamu kesiminde çalışanların sendika kurma haklarını kaldıran anayasa değişiklik leri, ücretleri sekiz yıldır değişmeyen bir düzeyde tutan personel yasası, meslek odalarının yokedilmesini amaçlıyan yasa değişikliği teklifleri, son yıllarda iyice yo ğunlaşan ve teknik elemanları baskı altına almayı amaçlıyan antidemokratik dav ranışlardır.
Resmi istatistiklere göre, 1963 ten bu yana hayat pahalılığı % 342 artmasına rağ men .teknik eleman ücretleri 1963 seviyesinde dondurulmuş, hattâ yer yer bu se viyenin altına düşürülmüştür.
Bir yandan teknik elemanların bu yöndeki ekonomik istekleri senelerden beri gelen bütün iktidarlarca, bütçede para yok gerekçesiyle devamlı olarak ertelenirken, öte yandan sadece 1970 senesi içinde sanayi ve kalkınma konusundaki teknik hizmet ler için yerli teknik elemanlara ödenen toplam ücret 237 milyon lira olarak kalır ken, yabancılara ödenen ücret yaklaşık olarak bunun 5 misline ulaşmıştır.
Teşvik tedbirlerinin 5/f maddesi ile dışardan ithal edilecek hizmete vergi muafiyeti tanınırken, uygulanan ücret politikası teknik elemanı bezginleştirmiştir. Daha sonra yan ödemelerle torba kadrolarla ve sözleşmeli personel istihdamı ile sözde tatmin edilmek işlenmişse de, artan hayat pahalılığı teknik elemanı bu bunalımdan kurtaramadığı gibi kendi arasında da yapay çelişkilere düşürmüş ve çalışanlar ara sında ayrıcalıklar yaratmıştır.
Devlet kuruluşları teknik personel açığını dışa bağlı olarak kapatmak durumun da kalmışlardır, ithal edilen personel çok defa meslekle ilgili olmayan yaşlan ileri kişilerdir ki, bunlar Devlet Personel Kanunu ile tahakkuk ettirilen ücretlerden 30-40 kat fazla para ile istihdam edilmektedir. Bunun sayısız örnekleri vardır.
Şimdi Kebanla ilgili bir kaç örneğin açıklanması yararlıdır. Ebasco Firmasının beş alternatiften Keban-Gökçekaya varyantını empoze ve kabul ettirmesi, yine bu etütde yüksek gerilim sistemi için 550 kV yerine 380 kV seçmesi Keban-Ankara ENH nın yan yana giden iki hat olarak planlamasının nelere mal olacağı bu konu ile ilgili herkes tarafından bilinmektedir. Keban projesi müşaviri, Keban ile ilk defa Hidrolik Baraj projesine girmiştir. Bu projeden 140 milyon TL civarında bir para alacak olan müşavir firmanın halen Keban şantiyesindeki elemanlarının yaş orta laması 60 dır. Müşavir, çimento satan ve tahsil seviyesi çok düşük olan elemanları Kebanda beton ve inşaat kontrol baş mühendisleri olarak kullanmaktadır. Ve bu kişiler 50000 TL ile 90000 TL arasında ajilık ücret almaktadırlar. Bunların hataları nı düzeltmeye çalışan ve bir türlü söz geçiremiyen DSt nin kontrol mühendisleri ise 2400 ile 4000 TL aylık ücret alırlar. Fakat yetkililerin bu durumu gördükleri halde müdahale etmemeleri de davranışın diğer acı bir yönüdür. Projenin ön çahş-
malarına katılan bir yetkiliye Keban Barajında denge bacası, kelebek vana, im dat dizel v.s. neden düşünülmediği sorulduğunda «projeyi gerçekleştirmek için Dünya Bankasından ve Avrupa Yatırımlar Bankasından kredi alabilmek gayesiyle projenin ucuz gösterilmesi gerekiyordu, kredi aldıktan sonra hakiki projeler ya pılacaktı, fakat her nasılsa daha sonra hakiki projelerin yapılması unutuldu» de miştir.
Yine Keban santralı ele alınırsa, mağaraların daha önce Türk jeologlar tarafından varlığı zikredildiği halde santral temelinin tesbitinde iyi sondaj yapılmamış olması 400 milyon, dolgu için kaya ocağının iy3 seçilmemesi 160 milyon fazla ödemeye sebep olmuştur. Montajın başından beri müşavir firmaya yapılan İsrarlı uyanlara rağmen baraj dip savağı ve cebri giriş ağzı kapaklannı seri kapatma mekanizmalarınm (kelebek vana olmadığı için bu husus en kritik haldi) 6 sene sonra montajın sonuna doğru yapılması 60-70 milyon TL fazla ödemeye ve çok kıymetli zaman kay bına sebep olmuştur. Daha açık belirtmek gerekirse iki milyarlık projenin altı mil yar TL ye bitirilmesi tamamen müşavir firmanın eseridir.
Keban barajında Türk kontrol mühendisi sayısı, 70 civarından 5-6 ya düşmüştür. Bu 5-6 mühendisin çoğu da ayrılmak için daha iyi koşullar aramaktadır. Yönetici lerin bu şartlarla personel istihdamı ham hayalden öteye geçemez. Soruna halen dahi çözüm bulunamaması yatırımların sahipsizliğinin başka bir delilidir ve affedilmez büyük bir hatadır. 1967 sonunda enerji sorununun kurtarıcısı gözü ile bakılan Keban sisteminin ancak 1974 tarihinde biteceği bütün ilgililer tarafından tes-bit edilmişken, 6 senelik süre içersinde dünyanın en büyük termik santrallan kurulamaz mıydı, ki büyük bir termik santralın kuruluş süresi maksimum 3 yıl dır. Bugünkü enerji sıkıntımızı Keban Projesinin gecikmesine bağlıyan ilgililer bu altı sene içinde nerede idiler? Diğer yandan 1975 de bitmesi gereken ve bugünkü enerji sıkıntısını büyük ölçüde önliyebilecek durumda olan Gökçekaya barajı montajında bir generatörün rotoru montaj esnasında düşürülmüş ve bunun gibi olaylar santralm bugüne kadar devreye girememesine sebep olmuştur. Hiç bir ülkede görülmemiş bu hadise montaj sahasındaki ilgisizliğin somut bir örneğidir.
Ülkemizde 10 un üzerinde büyük hidrolik ve 5 in üzerinde büyük termik santral ve yüzlerce trafo merkezi kurulduğu halde, tecrübeli montaj ekibi kazanamamamız dolayısıyla bir önceki tesiste yaptığımız hataları daha sonraki tesislerde tekrarla mamız, basiretsiz personel politikamızın bir sonucudur.
Yakın gelecekte Oymapınar, Aslantaş, Elbistan ve Aşağı Fırat projelerinde de aynı tecrübesizlikleri yapacak ve bu fakir memleketimizi milyarlarca lira zarara uğrata- . çak. mıyız?
Montaj ve proje ihtisas gurupları kurulmadıkça ve yetişmiş elemanların başka sahalarda iş araması önlenmedikçe, özet olarak Personel Kanunu teknik persone lin yararına çözümlenmedikçe aynı hatalar devam edip gidecektir.
Keban hatları bitmek üzeredir ve işletmeye alındığı zaman işletme ve bakım ele manı maalesef yoktur.
Bugün Tek nün istihdam ettiği eleman mevcut şebekesinin işletme ve bakımına yetişememektedir. Keban devreye girdiği zaman işletme ve bakım personelinin de yetişmiş olması gerekirdi. Bu personel politikası ile TEK nün Keban sistemini işletmeme ve bakımını yapa mama tehlikesi vardır. Bütün bu koşullar altında ülkemizin sorunlarım birbirinden ayırmadan geçmişte ki pratiklerden de ders alarak enerji sorununun çözümü için öneri ve isteklerimi zi şu biçimde sırahyabiliriz :
1. Tüm insan gücü ve hammadde kaynaklarımızın halkımızın hizmetine sunuldu ğu, bu kaynakların kullanılmasında tüm çalışanların söz sahibi olduğuj Üretime doğrudan katkıda bulunan teknik elemanların emeklerinin karşılığını toplu sözleşme ve grev haklarıyla elde edebilme olanağına sahip kılındığı, Teknik hizmet ithali gibi ülke çıkarlarına aykırı girişimlere son verilmesi için ya bancı denetiminin tamamen ortadan kalktığı bir kalkınma politikası izlenmelidir. 1. Ülkemizin enerji kaynaklan envanteri çıkarılmalı, kaynakların miktarları ve op timum üretimleri saptanmalıdır. 2. Enerji kaynaklan aramaları devlet kuruluşları tarafından süratle yapılmalıdır. 3. Tüm linyit ve taş kömürü yataklarımız bilimsel bir şekilde değerlendirilmeli ve özel sektörün elinde bulunan işletmeler devletleştirilmelidir.
4. Mevcut hidro elektrik potansiyelden yararlanmaya gidilerek bu konuda gerekli çalışmalara hemen başlanmalıdır.
5. Elektrik enerjisi tek elde ve TEK bünyesinde toplanmalıdır. 6. Enerji üretimindeki yeni teknolojiler yakından izlenmeli ve ülke çıkarlarına uygun bir çözüm oluşturulmalıdır. 7. Enerjinin en kısa zamanda üretilmesi amacı ile her türlü idari ve mali engel ler ortadan kaldırılmalıdır.
8. Beş Yıllık planlar içerisinde enerji sektörüne daha çok yatırım yapabilmek için finansman imkânları sağlanmalıdır.
9. Bütün çalışanlarla birlikte teknik elemanlan da geçim sıkıntısından ve yurt dı şına göç etmekten kurtarmak için ücretler yaşama şartlarının gerektirdiği düzeye ulaştınlmalıdır.
10.izlenen ücret politikası sözleşmeli personel statüsü gibi çalışanlar arasında sürtüşmeler yaratan ayrıcalıklara yol açmayacak, eşit hizmete eşit ücret verilecek biçimde yeniden saptanmalıdır.
ENERJi ve TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI Sn. KEMAL DEMiRiN KONUŞMASI
Elektrik mühendisleri odası, elektrik enerjisi teknik kongresinin sayın başkanı ve -başkanlık divanı basın mensuplarım, konuklan ve sayın üyelerini saygıyla selam lıyorum.
Elektrik enerjisinin ülkemiz için taşıdığı önemin her yönü ile tartışıldığı bir za manda konunun gerçek sahibi olan oda mensuplannın konuyu bilgili ellerde eleş tirmek, sonuçlara bağlamak çözüm yollan getirmek düşüncesi ile ele almış olmasın dan dolayı oda yöneticilerine teşekkür ederim.
Enerji, hiç şüphesiz çağımızın en önemli sorunu olmakta devam etmektedir. Özel likle elektrik enerjisi sosyal yaşantının dünyanın her ülkesinde geri kalmışından ekonomik özgürlüğe ulaşmışına kadar her ülkesinde, özellikle elektrik enerjisinin ta şıdığı önem, sanayii gelişmesi içinde ayrı bir değer taşımaktadır. Kongreden yarar lanmak suretiyle ülkemizin elektrik enerjisi sorunu ile ilgili görüşlerimi uygulama lardan da edindiğimiz çıkardığımız sonuçlara dayanarak sunmak istiyorum. Bugün ülkemizde yaklaşık olarak 1000 MW kurulu güçte hidrolik santral, gene yaklaşık ola rak 1500 MW kurulu güçte termik santral vardır. Bunlar 1973 yılı sonu itibariyle tahmin edilir ki, 12 milyarın üstünde bir elektrik enerjisi üretimi sağlıyacaklardır. Ülkemizde kurulu güçlerin yakıtlarına göre incelenmesi yapıldığında görülür ki; bugün ülkemizde mevcut bu kurulu güçlerin %. 30 u hidrolik, % 70 i termik santrallardır. Bu oranın yıllar itibariyle programlanmış olan yatırımlar gerçekleştiği zaman, üçüncü beş yıllık plan dönemi sonunda hidrolik santrallar % 35 termik santrallarda % 65, 1987 itibariyle de hidrolik santrallarda % 53,3 termik santrallarda % 46,7 e ulaşmış olacaktır. Bugün ülkede mevcut kurulu güçler da yandıkları birincil güç itibariyle değerlendiği zaman görülmektedir ki, hidrolik santrallann oranı toplam güç içinde termik santrallara nazaran çok düşüktür. Planlarımızda esasen bu hususa dikkati çekmiş, yıllık programlarda ve özellikle 1973 yılı programlarında hidrolik santrallar aleyhine olan bu oranın, hidrolik sant rallar lehinde gelişmesini sağlıyacak tedbirlerin alınmasını önerilmiştir. Hidrolik santralları başka bir deyimle ülkemizin su gücünün envanteri yapılmış ve istikşafı çıkmış su gücünün değerlendirmesini yaptığımız zaman gördüğümüz şudur. Ülke mizde yaklaşık olarak 18000 MW güç verecek hidrolik güce sahibiz. Bu yaklaşık ola rak 73 ila 75 milyar KWh elektrik enerjisine tekabül eder. Bugün ülkemizde envanteri yapılmış, istikşafı çıkmış hidrolik gücün °/o 4,7 si kulla nılır haldedir (bugün 1973 de) inşasına başlanmış olan santrallar, inşasına başlan mış inşaası devam eden su santralleri bittiğinde ve bu santraller üretime geçer hale geldiğinde, bu oran % 25 e çıkmış olacaktır. Tabiatıyla kasteddiğim oran envanteri yapılmış istikşafı çıkmış yaklaşık olarak 18000 MW güç olarak değerlendirilmiş olan su gücü içindeki orandır, ileri yıllar için programlanmış henüz inşaatlarına başlanmamış olan su santrallannın da inşaalan tamamlandığı zaman, istikşafı yapılmış hidrolik potansiyelin içindeki santrallann oranı % 73 e ulaşmış olacaktır. 18000 nin % 73 ne ulaşmış olacaktır. Kanaatim odur ki ,ülkemizin su gücü yeterince değerlendirilebilmiş değildir. Bundan su gücünden bugün % 10, % 4,7 yararlanmış olmamızı kastediyor değilim, bu su gücünden yararlanmada yıllar itibarı ile geçmiş yıllar itibariyle gecikmiş olmamızın bir işaretidir. Programlanmış inşaalan-na başlanmış, inşaalarına başlanmak üzere programlanmış olan yatırımlar gerçekleştiği zaman tesbit edilmiş, saptanmış olan gücün % 73 ü çalışır işler hale getirilecek olmasına rağmen, kanaatim odur ki, ülkemizin su gücü envanter bakımından istikşaf bakımından potansiyel yeterince değerlendirilmiş değildir. Küçük su güçle rinin özkaynaklanmıza dayalı elektrik enerjisi üretimine gerçekten ağırlık vermek için özkaynaklarımız bakımından en güçlü olduğunu sandığım su gücüne küçük su gücüne de değer vermek inancındayım ve bu nedenle küçük su potansiyellerini mutlaka ele almalı ve bu potansiyel elektrik enerjisinde değerlendirilmelidir. Su santralları ile ilgili rantabilite hesapların yapılmasında küçük santrallerle büyük
santraller arasında kıyaslama yapmak yerine küçük su santrallerle büyük su sant> railer arasında kıyaslama yapıp küçük santralleri rantabl bulmama yerine küçük su santralleri ile kıyaslamayı küçük su santrallerinin kıyaslanmasını, diğer birin cil enerji kaynakları ile yapmak gerektiği inancındayım. Kömür ve diğerleri böyle yapıldığı zaman küçük su potansiyellerinin de ülke ekonomisinde elektrik ener jisi üretimi bakımından gerçek yerini alacağını sanırım. Termik santrallerin bugün, kü oranlarım sundum. Bugünkü güç içinde termik santral oranlarının % 70 oldu ğunu sundum.
Termik santralleri yakıtları itibariyle değerlendirildikleri zaman, açış konuşmasını yapan değerli arkadaşımın da verdiği rakamlarda görüldüğü gibi, gerçekten özkaynaklara dayalı özkaynaklara, dayanık olmayan termik santralleri düşündürücü dür. Termik santrallerde yakıt olarak'fueLoil kullanılması ülkemizde uzun bir za mandan beri tartışılmaktadır. Zaman zaman bu tartışmalar hızlanmaktadır. Za man zaman ve özellikle fuel-oil termik santralleri süre itibariyle biraz daha kısa sürede diğerlerine nazaran biraz daha kısa sürede gerçekleşebiliyor gerekçesi ile sıkışık zamanlarda elektrik enerjisinde sıkışık olduğumuz zamanlarda fuel-oil'a da yalı termik santralleri savunulduğu önerildiği görülmektedir; oysa planlarımız üçüncü beş yıllık planımız dahil özkaynaklanmıza dayalı elektrik enerjisi üretimini öngörmektedir. Kanaatim odur ki, ülkemiz elektrik enerjisi üretimi birincil enerji ba kımından, elektrik enerjisi bakımından ülkemiz özkaynaklan yeterlidir. Tam an lamı ile değerlendirildiği zaman uzun süre ihtiyaçlarımızı karşılama olanaklarına sahip olacaktır. Buna bağlı elektrik enerjisi üretiminin sayılamıyacak kadar sakın cası vardır. Bu uyarlama sakıncalarla doludur. Kaldı ki içinde bulunduğumuz çağda ekonomisi gelişmiş ülkelerin dahi, hatta ekonomisi çok gelişmiş ülkelerin dahi enerjilerini petrol ve ürünlerine bağlamada nasıl bir ürkekliğin içine girdik leri ve petrol sağlamada karşılaştıkları güçlüklerin yönelttiği bir eğilimle nasıl bundan kaçtıkları görülürken bilinirken fuel-oil santrallannm Türkiye için müm kün olmadığı, olmayacağı inancındayım. Bizim uygulamalarımız bu anlayışla ol muştur. Bizim uygulamalarımız bu anlayışta olmaktadır. Hiç şüphe etmiyorum, bundan sonraki uygulamalar da bu anlayışla olacaktır. Zaten plan gereğince de böyle olması lâzımdır.'
Sayın üyeler ayrıca bugün ülkemiz elektrik enerjisi yönünden dar boğazın içinde dir. 1973 yılına 600 milyon KWh elektrik enerjisi açığı ile girilmiştir. 600 milyon KWh elektrik enerjisi açığını 1973 yılı içinde yeni bir üretim tesisiyle karşılamak imkânı süre bakımından bulunamamıştır. Yıl içinde üretime geçebilecek ve o yılın açığım üretimle kapatabilecek bir santral sistemi tipi mevcut olmadığı için, 600 Milyon KWh açığı elektrik enerjisi açığını kapatabilmek için elde mevcut birkaç gaz tür bini hemen sisteme bağlanmış, üretime geçilmiş ve bunun yanında bildiğiniz bir kısım tasarruf tedbirleri alınmıştır. Ancak yağışların normalin çok altında seyret miş olması nedeniyle su santrallerinden ve programlanmış beklenen üretim sağla namamıştır. Bir çok su santralleri su seviyelerinin çok düşük olması nedeniyle nor mal üretimlerini yapamamışlardır. Buna ilaveten Gökçekaya su santrali zamanm-
da süresinde çalışmaya geçememiştir. Bütün bu güçlükler esasen bir denge ile yü rütülmekte olan elektrik enerjisi tüketim ihtiyacını karşılamada tecrübe çalışmala rında 130 MW a kadar çıkmış olan Seyit Ömer termik santralının kömür taşıma bandında meydana gelen arıza ile devreden çıkması sureti ile büsbütün çözüle mez bir noktaya gelmiştir ve bildiğiniz kısıntı elektrik tasarrufu tedbirlerinin arttı rılması sonucunu doğurmuştur. Esasen yılbaşından beri devam etmekte olan 1973 yılından beri devam etmekte olan tasarruf tedbirlerinin son haftalar içerisinde daha da artırılması nedenlerini böylece özetlemiş oluyorum. Seyit Ömer termik santralı bandı gelmiş yerine takılmıştır. Bu sabah ilgili arkadaşlarımdan aldığım bilgiye dayanarak belirtmek isterim ki Seyit Ömer termik santrali dün gece ateşlen-miştir. Seyit Ömer termik santralının bugünü takip eden gün içerisinde tecrübe çalışmaları diye sizin isimlendirdiğiniz çalışma içinde (elektrik mühendisleri olarak) çalışma içinde sisteme yavaş yavaş elektrik enerjisi vermeye başlayacaktır. Gökçe-kaya barajının çalışmaları tamamlanmıştır. Gökçekaya barajının önümüzdeki hafta başında tecrübe çalışmalarına başlaması beklenmektedir.
Keban barajı uzun gecikmelerden sonra Türkiyedeki elektrik sorununun bugün kü dar boğazların doğuşunda önemli bir etken olarak gösterilen Keban barajının kapakları kapatılmıştır.
Keban Barajı su tutma çalışmalarına başlanmıştır. Yağışlar normal devam ettiği
ve su tutmaya iyi su tutmaya imkân verdiği talannda üretime geçebilecektir. Keban Barajı
t1a9k7d4irdyeıl;ınKdeabyanağBışalarrajnı o1r9m7a4l
yılı ör seyret,
tiği ve barajda üretim imkânı sağlayacak su toplandığı zaman üretime geçtiği tak
dirde, yaklaşık olarak 700 milyon KWh elektrik enerjisi 1973 yılı içerisinde üretile
bilecektir. Bu öngörülmüştür. Sayın üyeler 1973 yılında 1974 yılının elektrik enerjisi
bakımından görünümü şöyledir. 1974 yılında planlanmış programlanmış olan üretim
ve tüketim hesaplan içinde l milyar 200 milyon KWh elektrik enerjisi açığı vardır,
l milyar 200 milyon KWh elektrik enerjisi açığını kapatabilmek için uygulamaları
mızda 1974 yılında üretim yapabilecek ve böylece tasarruf tedbirleri ile karşılan
ması imkânı olmayan l milyarın üstündeki bu açığın karşılanabilmesi düşünül
müştür.
Bu nedenle aslında normal sistemin içinleki elektrik enerjisi üretiminde sistemin normal bir aracı olmaması icabeden gaz türbinleri 1974 yılına yetiştirilebilecek tek üretim aracı olarak süratle satın alınma, monte edilme yoluna gidilmiş, iha leler yapılmış 5 adedi 15 er MW lık 5 adedi ülkemize gelmiş montaj faaliyetleri de vam etmektedir. Sanırım 1974 yılı baş aylarında bunlar üretime geçebileceklerdir. Diğerleri daha yüksek ünite güçleri olan gaz türbinleri olarak da 1974 yılının ortala rında hizmete geçebileceklerdir. Çalışmalar bu istikamette yürütülmektedir. 1973 yılının elektrik enerjisi açığını karşılayabilmek için bir tedbir olarak devreye so kulmuş sisteme bağlanmış olan mevcut gaz türbinlerinin çalışmaları da 1974 yılı içersinde devam edecektir. Yağışlar normal gittiği ve hidrolik santrallardan prog ramlanan hesaplanan üretim sağlandığı takdirde 1974 yılı l milyar 200 milyon KWh açığının hesaplanmasında hidrolik santrallardan beklenen ve hesaba dahil edilen üretim, 1974 yılında yağışlarda bir anormallik olmaz sağlanabilirse, 1974 yılı elektrik enerjisi açığı kapatılmış olacaktır.
Böylece 1974 yılında elektrik enerjisi açığı olmayacaktır. 1974 yılında yağışlar normal gittiği takdirde Kebandan elde edilen çok üretim yıl içinde beklenmeyen tüketim ge lişmelerini de karşılama olanağı getirecektir. 1975 ve 1976 yılı Keban 74 de olmadığı 75 de yağışlar normal gitmediği takdirde, 75 de de üretime geçtiğinde 75-76 yılının elektrik enerjisi üretimi bakımından tüketimde hiç beklenmeyen anormal geliş meler sıçramalar olmadığı takdirde fazla sıkıntılı geçmeyeceği tahmin edilmektedir. 1977 yılı için tedbir almak gerekmiştir. 1977 yılı için Afşin-Elbistan projesinin gerçekleşmesi 1977 de üretim sağlayacak şekilde gerçekleşmesi finansman anlaş malarının zamanında tamamlanamamış olması nedeniyle gecikmesi ihtimali doğ muştur. Bu nedenle 1977 yılında ve onu takibeden yılı doğacak elektrik enerjisi açığını kapayabilmek için bu yıl 1973 yılı programına ek olarak programda mevcut yatırımlara hidrolik santral yatırımlarına ek olarak 3 adet termik santral progra ma alınmıştır. Bu üç adet termik santralin birisi Tunçbilekte birisi Beypazannda birisi de Amasrada kurulacaktır. Bütün dünyada birincil enerji kaynaklarının ya rattığı ve yaratma imkânı görülen sıkıntıları nedeniyle nükleer santrallere ağırlık verilmeye başlanmıştır. Ekonomik gelişmişliğini sağlamış ülkeler çoğunlukla elektrik enerjisi üretimi içindeki nükleer enerji üretim payım her geçen yıl biraz daha arttırmaktadırlar. Ülkemizde nükleer enerji santralı elektrik enerjisi programlanmış 1973 yılı için 600 MW güçte bir santral öngörülmüştür.
Nükleer elektrik enerjisi santralı ile ilgili yer seçimi işlemleri tamamlanmıştır. Yer seçiminin özelliği olması bildiğiniz özelliği olması nedeniyle bir nükleer santrali için ve onun gelişmeleri için uygun yer saptanmış ve nükleer santral yapımı için ge rekli teklif ilgili yere ulaştırılmıştır. Şimdi 1982 yılı ve 1982 yılını takiben nükleer elektrik santralleri ülkemizde hizmete girmeye başlayacaktır, îlk santralin açış ko nuşmasında da belirtildiği gibi; 1982 ...belirtildiği gibi nükleer santrallerin çok uzun sürede gerçekleşme imkânı bulması nedeniyle ilk santralın ancak 1982 yılı ve onu takip eden yıl üretime geçmesi düşünülebilir. Ancak 3. cü beş yıllık planda öngö rülmüş olan 6000 MW güce ulaşmak için nükleer santrallarda 6000 toplam 6000 MW güce ulaşmak için onu takip eden her yıl birincinin ikincinin üçüncünün dördüncünün ve onu takip eden 600 ler yapıldığı takdirde de onuncunun hizmete girebilmesini sağlamak için yıllar içerisinde yatırım programlarında değerlendir meleri yapılacaktır.
Sayın üyeler bu fazla teferruatına inmemeye çalışarak esasen çok iyi bildiğiniz bu konularda sunduğum ülkemizin içinde bulunduğu elektrik enerjisi bunalımının nedenleri ile ilgili düşüncelerimi de sunmak istiyorum, bugün içerisinde bulun duğumuz bunalımın nedenleri ile ilgili düşüncelerimi de sunmak istiyorum. Bugün içerisinde bulunduğumuz bunalımın nedenleri elbetteki çoktur. Ama sanırım bu nedenlerin başında üretim santrallerinin zamanında hizmete girememeleri başta yer almaktadır. Nedenlerin başında yer almaktadır. Özellikle Keban ve onun ge cikmelerinin getirdiği bunalımlar günümüzün meselesi olarak konuşulmaktadır. Yatırımlar elektrik enerjisi üretimi ile ilgili yatırımların gecikmesinde de çok ne denler vardır. Ama bu nedenlerin başında teknik personel sorununun önemli bir yeri, ağırlığı olduğu da şüphesizdir.
Teknik personel ülkemizde kamu kesiminde gerçekten güç koşullar içinde çalış maktadır. Görevim gereği zaman zaman Bakanlığımıza bağlı kuruluşlarda görev yapan teknik personel arkadaşlarımın çalışmaları, iş yerlerinde proje hazırladıkları odalardan sahalarda hizmet verdikleri yerlere kadar, zaman zaman hangi koşullar da çalıştığım çalıştıklarını görmek fırsatını buldum.
inancım odur ki, Türk Teknik Personeli çok daha cazip çok daha özenilir şartla ra rağmen Kamu hizmetinde görev yapıyorsa kamu hizmetinde görev yapmayı ter cih ediyorsa bu kamu hizmetinin memleket hizmetinde değerlendirilmesinden doğ^ ma bir iç rahatlığını yüreğinde hissetmesinden meydana gelmektedir. Bunun kamu teknik personelinin kamu görevi yapan teknik personelinin güç, mevcut güç koşul lar içerisinde çalışmasında bir ağırlığı olduğu şüphesizdir. Gerçekten elektrik enerji sinde teknik personelin çalışma yerleri birincil enerji kaynaklarının genellikle sos yal yaşantı bölgelerinin dışında olması nedeniyle, ya bir büyük akarsuyun boyu üzerinde veya bir kömür yatağının yolunu teşkil ettiği yerde olması nedeniyle kendisi ve çocukları alışa geldiği gördüğü imkânlardan yoksun o imkânları bula mama içinde ve yıllar süren zaman zaman 6 sene 8 sene aynı yerde bir çalışma yapabiliyorsa bunu ülkeye hizmet ülkeye yararlı olma ve kamu hizmeti görme duygu sundan yoksun bıraktığınız zaman bu hizmet yapılabilir hizmet olmaktan çıkar. Karşılığı ne olursa olsun madde olarak yapılabilir olmaktan çıkar. Bu nedenledir ki benim izlenimimin kamu personelinin çalışma kamu hizmetinde çahşma düze yinde bu ağırlık taşıyan bir husustur. Ancak iyi yetişmiş tecrübe sahibi olmuş teknik personeli bugünkü personel rejimi içinde yan ödemelerden de bugünkü yasaların verdiği imkanlar ölçüsünde yararlandırmak suretiyle dahi tam olarak teknik per sonelin çalışma koşullarına denk bir ödemenin yapılabilmesini yapılabildiğini san mıyorum.
Son çıkan yan ödeme kararnamelerinden, Bakanlığımıza bağlı kuruluşlar ve bu arada Türkiye Elektrik Kurumu da onun personeli de yararlanmıştır. Ama hiç şüp he etmiyorum. Yasaların verdiği olanaklar ölçüsünde sağlanmış olan bu yan öde melerle dahi teknik personel sorunu çözülebilme imkanını bulmuş olmayacaktır.
Kanaatim odur ki, elektrik enerjisi üretiminin ülke ekonomisinde ve bu sosyal ya şantısında taşıdığı önem de dikkate alınarak ve Türkiye Elektrik Kurumunun kâr lılık amacı ile de çalışması öngörüldüğü dikkate alınarak kanunu ile kârlılık ama cı öngörülerek çalışma durumunda da olduğu dikkate alınarak Türkiye Elektrik Kurumu için ayn bir statünün saptanmasına ihtiyaç vardır. Bu statü Elektrik enerjisi üretiminin ülke sanayii sosyal yaşantısı için taşıdığı önemle beraber Türkiye Elektrik Kurumuna kanunları ile verilmiş olan kârlılık görevini yerine getirebilmesi için lüzumlu olduğunu sanırım. Bugün içinde bulunduğumuz bunalımın ikinci etkenini bir önemli ikinci etkenini elektrik enerjisi tüketimi ile ilgili ya pılmış ve yapılmakta olan tahminlerin ve saptanan hedeflerin gerçek ihtiyacı karşılamadıklarında görmekteyiz. Şimdi buna örnekler vermem mümkündür; Türkiye bütün gelişme halindeki ülkelerin geçtiği dönemi geçmektedir. Kalkınma sını sanayie bağlamıştır. Süratli, hızlı bir sanayi atılımı yapmak durumundadır. Sa nayii sıçrama noktasına gelmiştir, hatta sanayi sıçramasını yapmıştır. Sanayiinin öz dayanağı elektrik enerjisidir. Sosyal yaşantının elektrik enerjisine gösterdiği ihtiyaç
artmıştır. İleriki yılların tüketim hesaplarını yaparken Türldyenin bu oluşumunu mutlaka dikkate alma ve tüketim hesaplarında tüketim için yapılan tahminlerin önüne geçen tahminlerle hedefler saptamak lazımdır kanaatindeyim.
1973 yılının elektrik enerjisi bakımından durumunu kıyasladığımız zaman gördü ğümüz şudur : 2. ei Plan 1973 yılı için hedef olarak 12 milyar 400 milyon yanılmı yorsam 12 milyar 400 milyonu hedef olarak göstermiş 1973 programında 12 mil yar 400 milyon üretim beklenmektedir. Plan rakamlarına göre program rakamına göre. Bugün Türkiyenin üretim durumuna baktığımızda gördüğümüz odur ki ko nuşmanın başında da arzettiğim gibi, sunduğum gibi 1973 yılı sonuna kadar 12 mil yarı aşacaktır. Daha rakamlandırarak söylemem gerekirse 12 milyar 400 milyonu bulacaktır.
Şimdi 1973 yılı için tüketim tahmini olarak yapılmış olan tahminlere dayanarak verilmiş olan hedefler üretim hedefleri 12 milyar 400 milyondur. Bugün ül kemizde 12 milyar 400 milyona ulaşılmış olacaktır. 12 milyar 400 milyona ulaşılmış olacaktır. Ancak bu kadar kısıntılar ve tasarruf tedbirleri de açıkta kalmış olacak tır. Demek ki, 1973 için verilmiş olan hedeflere yapılmış olan kısıntıları tasarruf tedbirleriyle elde edilmiş olan tasarrufları belki bundan sonra zorunluğu doğarsa onları da eklemek lazım gelecek ve böylece tüketim tahminlerinin aslında 12 mil yar 400 ün de üstünde olması gerektiği gerçeği ortaya çıkacaktır. Şimdi bununla ben ileriki yıllar için yapılacak olan tahminlerde daha dikkatli daha uyanık davranılması gerektiğini belirtmek istiyorum. Bu tahminler yapılırken ve planlanırken demin de belirttiğim gibi sanayideki hızlı gelişme ve sıçrama ve onun da getireceği beklenmedik enerji ihtiyacı mutlaka dikkate alınmalı ve tüketim için bütün geniş imkan ihtimallerle saptanmış olan rakkamın önüne geçen rakkamlar verilmeli ve tüketim rakamlarının üretim mutlaka önünde yürümelidir. Meselâ 1973 yılında karşı karşıya kaldığımız 600 milyon KWh elektrik enerjisi açığı eğer 1973 yılı tüketimim tam olarak karşılayabilecek üretim araçlarının zamanında 1973 yılı hesaplarının tüketim hesaplarının iyi yapılması suretiyle zamanında başlanmış ve 1973 te üretime geçebilir hale getirilmiş olsa idi, ilk konuşmacı arkadaşımın da söylediği gibi 1973 yılına 600 milyon KWh açık ile bir planlı dönemde girilmiş olmazdı. Elektrik enerjisi açığında bugün içinde bulunduğumuz dar boğazın bir diğer nedenini de, sistemin yedeğinin bulunmayışında görmekteyim. Gerçekten ülkemizde elektrik enerjisi üreten sistemde yedek yoktur. Oysa gelişmiş ülkeler özellikle sanayii ile gelişmiş olan ülkelerde bu % 20 ye varan oranlarda sağlanmış bulunmaktadır. Ingilterede % 17 civarında olduğunu, Avrupada pek çok ülkelerde % 20 ye ulaştığını söylemektedirler. Sistemin yedeğinin bulunmayışı bir esasen ancak dengede yürüyen üretim-tüketim çalışmalarının bir santralde doğan anza veya yağışların yeteri kadar olmaması gibi tabiat koşulları içinde üretime imkân ver miş olduğu gerçeği görülmektedir.- Bu mutlaka programlanan yatırımlarda bun dan sonraki yıllar için sunmak istiyorum mutlaka programlanan yatırımlarda ül kemiz için sistemin yedeğini de dikkate alan yatırımlar önerilmesi, planlanması kanısındayım. Bu günkü üretim tablomuzu başında da sunduğum gibi 1000 MW hidrolik 1500 MW termik, 2500 MW % 20 ile aldığımız zaman 1500 MW güçte
Elektrik ^Mühendisliği 203
biraz daha aşağı aldığımız zaman 400-450 M W güçte yani 150 M W lık 3 santralın bugünkü sistem içerisinde batı uygulamaları ile eşit bir tedbirli uygulamalar için de yedekler bulunması lazım geldiği görülür. 1974 yılı açığını kapatmış olmak için satın alınmış olan gaz türbinleri, başında da söylediğim gibi gaz türbinleri normal bir üretim aracı sistemin normal üretim aracı olmamasına rağmen bir zorunlulu ğun üretim aracı olarak gaz türbinleri getirilmiştir.
Çabuk sürede gerçekleştiği için, ama sistem normal üretim araçları ile yeterli üre tim araçları ile yeterli üretimle dolu hale geldiği zaman bu gaz türbinleri sistemin yedeği olarak muhafaza edilecek ve böylece sistem bir ölçüde 200 MW da olsa bir ölçüde yedeğe sahip olmuş olacaktır. Özetlemek gerekirse bugünkü dar boğazların elektrik enerjisindeki dar boğazların ana amilinin sonuçlan itibariyle yeterli üretimin bulunmayışı, yeterli üretimi sağlayacak santrallerin olmayışı, santrallerin ye terli üretim vermeyişi ve sistemin yedeğinin olmayışında aramak lâzım geldiği ka naatindeyim.
Sayın üyeler,
Köy elektrikifasyonu konusunda iki cümle söylemek isterim; köy elektrifikasyonu köy elektriklendirmesi çalışmaları bir program dahilinde yürümektedir. Plan ilke lerinde yürümektedir. Plana uygun yürümektedir. Her yıl 1000 köye yeni 1000 köye elektrik enerjisi verecek tarzda çalışmalar yapılmaktadır. Bugün 73 e 4500 köyle gir diğimize göre 1973 de buna 1000 ve bundan sonraki her yıl 1000 yeni köy ilâve edilmiş olacaktır. Köy elektriklendirilmesi çalışmaları yalnız köyün ışıklandırılması tarzında değerlendirilmesi lazım geldiği şüphesizdir. Köy elektriklendirmesi köyün sosyal yaşantısını olduğu kadar ekonomik yaşantısını da ekonomik koşullarını da değiştirme olanağını getirecek bir uygulamadır. Ancak köy sayısı arttıkça meydana çıkan ve meydana da çıkacak olan bir kısım sorunların mutlaka peyderpey ele alınarak çözümünü sağlamak suretiyle bu uygulamanın plan ilkeleri istikametinde devam etmesi lazımdır. Sayın üyeler elektrik enerjisi • teknik kongresinden yararlanarak elektrik enerjisi sorunu üzerindeki düşüncelerimi, kanaatlerimi uygulamalarımızı bu uygulamalardan da edindiğim kanaatleri ekleyerek, bundan sonra devam edecek olan plan çalışmaları yeni program çalışmalarına da ışık tutabilir düşüncesiyle sunmuş bulunuyorum. Bu imkânı bulduğum için mutluyum. Elektrik Mühendisleri Odası yöneticilerine ülkenin bu önemli sorununa >böy-lesine bir teknik düzeyde çözüm arama imkânını getirecek bu kongreyi düzenlediği için oda yöneticilerine teşekkürlerimi tekrarlıyorum.
Kongre çalışmalarının olumlu sonuçlara ulaşacağından eminim hiç şüphe etmiyo rum. Konuları inceliyecek eleştireceksiniz, kararlara bağlayacaksınız. Bakanlık ola rak biz bu çalışmaları yakından izleyeceğiz ve bu çalışmaların olumlu sonuçların dan uygulamalarda yararlanacağız.
Size başarılar diliyorum, size mutluluklar diliyorum saygılarımı sunuyorum.
TEK GENEL MÜDÜRÜ Sn. BEHÇET YÜCEL'İN KONUŞMASI
Sayın bakanım, sayın generalim, sayın parlamenterler sayın meslekdaşlanm, elektrik enerjisi sıkıntısının yurdumuzda bütün ağırlığı ile hissedildiği bu günlerde ka muoyunu büyük ölçüde işgal eden, basınımızın sürekli olarak yer ayırdığı bu ko nunun yetkili ve mütehassıs kişiler arasında tartışılıp aydınlığa çıkarılmasına ola nak hazırladığı için Elektrik Mühendisleri Odasına teşekkürlerimi sunarak sözlerime başlıyorum. Gerçekten bugün memleketimizde bir elektrik enerjisi sorunu vardır. ,Bu sorunun nedenleri ve çözüm yollan bu kongrede araştırılacak ve bu su-' retle Türkiyemizde elektrik üretim ve iletiminden sorumlu olan kurumumuzun ça lışmalarına geniş ölçüde ışık tutulmuş olacaktır. Bugün içinde bulunduğumuz sıkıntı kuşkusuz kökeni geçmişe inen bir çok sorunun birikiminden meydana gelmiştir. Bu sıkıntıda yakın zamana kadar elektrik kesimindeki faaliyetlerin dağınık bir şekilde yürütülmesinin de büyük payı vardır. Hepinizin bildiği gibi yurdumuzda kısa bir süre öncesine kadar elektrik sektöründe etüd, planlama, proje tesis ve işletme faaliyetleri çeşitli kuruluşlarca yürütülegelmiştir. Oysa ki kalkınmış ülkeler elektrik enerjisi ile uğraşan kuruluşlarını çok önceleri bir çatı altına toplamışlar bu suretle bu alanda hızlı büyük bir gelişme olanağı elde etmişlerdir.
Örnek olarak komşumuz Yunanistanda 20 yıl önce elektrik hizmetlerinin tek elde toplanmasından sonra kaydedilen büyük gelişmeler bu hususu kanıtlamaktadır. Bi lindiği gibi yurdumuzda da 3 yıl önce 1312 sayılı kanunla tüzel kişiliğe sahip sorum luluğu sermayesiyle sınırlı bir kamu iktisadi teşekkülü olan Türkiye Elektrik Ku rumu kurulmuş ve kısa adı TEK olan bu kurum bazı istisnalar dışında tekelin al tında olmak üzere yurdun ihtiyacı olan elektrik üretim, iletim dağıtım ve ticare tini yapmakla görevlendirilmiştir. Memleketimizde elektrik enerjisi üretimi 1950 ve 60 dönemini kapsayan 10 yılda 3,6 kat 1960-70 dönemini kapsayan 3 yılda, 3,08 kat artmış yani 1950 ile 70 e varan son 20 yıllık artış ile 11 katına ulaşmıştır. 197080 dönemini kapsayan 10 yılda ise üretim artışının 3 kat olacağı hesaplanmış bulunmaktadır, îktisaden kalkınmış ülkelerde 10 yıllık dönemlerin ortalama üretim artışının 2 kat civarında olduğu göz önünde bulundurulursa yurdumuzdaki elektrik tüketimi artış hızının küçümsenememesi gerektiği anlaşılır. Ancak ülkemizde kişi başına elektrik enerjisi tüketimi dünya ve Avrupa ülkeleri ortalaması nın ve hatta komşu ülke ortalamalarından çok aşağı değerlerdedir. Dünyadaki kişi başına düşen elektrik enerjisi tüketim ortalaması 1971 yılında 1380 KWh olmuştur. Bu rakkam aynı yılda Avrupa ortalaması olarak 2970 KWh idi. Komşumuz Yu nanistanda ise aynı yıl kişi basma düşen elektrik enerjisi tüketimi 1232 KWh ola-
rak tespit edilmiştir. Bunlara karşılık 1971 yılında ülkemizde kişi başına düşen elektrik enerjisi 265 KWh olmuştur. 1972 yılında ise bu değer 299 KWh e ulaşmış tır. Bu yıl yurdumuzda daha önce 12,8 milyar KWh olarak tahmin edilen bizim tah minlerimize göre üretim değeri 12,4 milyar KWh olarak tahakkuk etmektedir. Tahmin doğru olarak gerçekleşmiştir. Aradaki 400 milyon KWh fark istenilmeyerek fakat zorunlu olarak yapılan kısıntı ve ekonomi tedbirlerinin mertebesini belirt mektedir. Termik santrallerimizi aşırı derecede yükleyerek hidrolik santrallerimizi kritik su seviyelerine rağmen zorlayarak ve birtakım ekonomi tedbirleriyle geçen ayın ortalarına kadar gelinebilmiş fakat bundan sonra baş gösteren arızalar hid rolik santrallerin üretim olanaklarının hemen hemen kalmaması nedeni ile kısıtla malara gidilmesi zorunlu olmuştur. Yeni üretim tesislerinin servise girmelerini ve barajlara beklenen suların gelmeğe başlamasını takiben kısıtlamalar giderek hafif letilecek ve tamamen ortadan kaldırılacaktır. Bu duruma nasıl gelinmiştir? Bu ko nuda çeşitli nedenler gösterilebilir. Kuşkusuz en önemlileri üretim tesislerindeki gecikmeler ve 3 yıldır devam eden kuraklıktır. Bunlara koordinasyon eksiklikleri personel sorunu üretimde termik hidrolik dengenin uygun olmaması ve üretim ye tersizliği gibi nedenler de eklenebilir. Ayrıca şunu da ilave etmekte yarar vardır ki, kalkınma yolunda olan bütün ülkelerde olduğu gibi Türkiyemiz de pek çok sorunla karşı karşıyadır.
Devlete ait kömüre dayalı santraîların program ve proje ihaleleri ile ilgili yoğun bir çalışma içine girilmiştir. Bu şekilde üzerinde çalışılan yeni santrallerin toplam kurulu gücü 2100 MW ve yıllık kapasitesi 14 milyar KWh e ulaşmaktadır. Bu rakkama 200 MW toplam gücünde olan ve gelecek yıl servise konacak gaz türbinlerini de ilave edersek ele alınan toplam kapasite yıllık 15 milyar KWh lik bir üretime, üretim kapasitesine eşdeğer olmaktadır. Tesisine girişilmiş ve girişilmekte olan bu üretim kapasitesi Türkiyede bugün mevcut olan toplam kapasitenin bir kaç milyar KWh üzerindedir. Gelecek yıl Keban hidrolik santralinin ve diğer üretim tesislerinin devreye girmesi sonucu normal şartlarda bir açıkla karşılaşılmayacağı hesaplanmış bulunmaktadır. 1975 yılı için Keban santralinin 4 ünitesi ile üretime katılması halinde de bir enerji darlığı bahis konusu olmayacaktır. Daha ilerki yıllar için tesisine geçilen ve geçilmekte olan üretim üniteleri dolayısıyla tüketim, . belli bir yedekle karşılanabilecektir. Yeter ki muhtemel dar boğazların ortaya çıkmaması bakımından gerekli tedbirler zamanında ve etkili bir şekilde alınmış olsun. Geçmişteki tecrübelerimizin ışığı altında şunu da söyleyebiliriz ki bu tedbirler çoğu zaman kurum olarak bizi de aşan girişimler gerektirmektedir- Elektrik enerjisi üretim politikamızın özkaynaklara dayalı olması 3 ncü beş yıllık planda da ilke olarak kabul edildiği üzere üzerinde tartışılmayacak kadar açık olan bir prensiptir. Ancak hidro-elektrik santrallerin büyük finansman talepleri gerektirdiğini ve yurdumuz şartlannda gerçekçi olarak en az 6 yıldan başlayarak büyüklüğüne ve jeolojik yapısına bağlı olarak 12 yıla varan sürede işletmeye alınabileceği diğer yandan yurdumuzda linyit rezervlerinin envanterinin çıkarılmamış olduğunu ve bilinen kaynakların da bazı hukuki problemler yüzünden zamanında yararlanma olanağının da olmadığını da göz önünde tutmak gerekir. Bugün nüfusumuzun % 601 henüz elektrikten yararlanmamaktadır. Kurumumuz plan ilkelerine uygun olarak iletim ve dağıtım enterkonnekte şebekesini bir an önce yurdun her köşesine ulaş-
tırmayı hedef almıştır. Sayın meslekdaşlarım günümüzde elektrik kesiminde en önemli sorunlardan birisi de malumunuz elektroteknik ekipman üretiminin gelişti rilmesi ve bu suretle bu sahada dışa bağlılığın asgariye indirilmesi sorunudur. Ger çekten 1995 yılında 125 milyar kWh elektrik enerjisi ve 22,4 MW güç ihtiyacının olacağı hesaplanmıştır. Bu durum üretim kapasitemizin bugünkünün 11 misli art tırılması gereğini ortaya çıkarmaktadır. Bu arada amortisman süresini doldur muş ve artık ekonomik olarak işletilemeyen üretim kaynaklarının yenileriyle de ğiştirilmesi ve ilâve üretimi tüketiciye ulaştıracak iletim ve dağıtım şebekelerinin geliştirilmesi ihtiyacının da dikkatten uzak bulundurulmaması gerekir. Bugünkü ölçülere göre bir KW lık bir üretim gücünün tesisi ve bunun iletilip dağıtılarak nihai tüketiciye arzı 8000 TL bir yatınma ihtiyaç göstermektedir. Bu durumda 1955 e kadar para değerinde bir değişiklik olmayacağı kabulü ile elektrik sektö ründe 160 milyar TL lık bir yatırım gerekecektir. Elektrik sektörü yatırımlarında kullanılan malzeme ve teçhizatın hemen yarıya yakın kısmının yurt dışından sağ landığı göz önünde tutulursa uzun vadede dışarıya ödemek zorunda kalınacak pa ranın büyüklüğü ortaya çıkar. 3 cü 5 yıllık planda da belirtilen • özellikle ağır elektroteknik ekipman üretiminin yurt içinde ve kamu sektörü öncülüğünde gerçekleştirilmesi konusunda kurumumuzca devam olunan çalışmalardan olumlu sonuçlar alınması için gayret sarfedilmektedir.
Uzun süredir üzerinde çok tartışılan bir konu olmak itibariyle burada elektrik ithali konusuna da değinmek istiyorum. Gerçekten buna elektrik alışverişi demek daha doğru olacaktır. Zira hiçbir ülkenin diğer bir ülkenin ihtiyacını dikkate ala rak elektrik planlamasını yapmıyacağı açıktır, îki komşu ülkenin şebekelerini ırtibatlamaları karşılıklı yardımlaşma gayesine matuf olmaktadır. Gelecek yıl ser vise girmesi beklenen Bulgaristan irtibatı ile yılda karşılıklı olarak 50 ila 100 mil yon KWh lık bir enerji alış verişi öngörülmektedir. Yunanistan dışındaki diğer komşularımızla enejrji alışverişi ise şimdilik teknik yönden olanaksızdır. Bugün kurumumuzun en önemli problemlerinden biri yeterli ve yetenekli personeli tut mada karşılaştığı büyük güçlüktür. .Kuruma giren ve kurumdan ayrılan personel arasında bir denge kurulamamaktadır. Bu durum Türkiyenin endüstriyel kal kınmasının temel unsuru olan elektrik hizmet sektörünün geleceğini olumsuz yönde etkilemektedir. Tesis veya işletmede çalışan personelin mesaileri 24 saate kadar çıkabilmektedir. Tesislerin hepsi acildir. Ve meşakkatli bir çalışma gerek tirmektedir, işletmenin ise duraklamağa tahammülü yoktur. Bu karakterdeki faa liyetler görevinin heyecanını duyan emeğini ve vaktini esirgemeyen kaliteli perso nele ihtiyaç göstermektedir. Bu bakımdan ileri ülkelerin elektrik kurumlarında olduğu gibi kurumumuza özel bir personel statüsü uygulamasında zaruret vardır. Milyarlara mal olan üretim ve iletim tesislerinin yapılmasında büyük bir sorum luluğu paylaşmak istediğimiz mühendislerimize 1800 TL bürüt maaş ödeyerek bu işlerin devam ettirilemiyeceği açıktır.Elektrik enerji ile ilgili problemlerimizi ve görüşlerimizi kısaca iletmeye çalıştım. Geçirmekte olduğumuz sıkıntılı dönemin yurdumuza en az zarar verecek şekilde atlatılması için kurumumuz tüm kadrosuyla hakikaten büyük bir çabanın içindedir. Sözlerime son verirken bu kongrenin yur dumuza elektrik enerjisi konusunda yararlı olacak görüşler ortaya çıkaracağını ümit ve temenni eder, çalışmalarında başarılı olmasını dilerim. Saygılarımla.
.
Sn. İHSAN TOPALOĞLU'NUN KONUŞMASI
Sayın başkan, değerli arkadaşlarım. Eğer yüksek divan müsaade ederlerse ben de bu enerji konusunun eski bir neferi olarak, eri olarak bazı görüşlerimi burada bu fırsattan istifade ederek açıklamak isterim. Değerli arkadaşlanm, enerji konusu hiç şüphesiz sanayileşmemizin en önde gelen etkenlerinden ve sorunlarından biridir ve o hale gelmiştir. Eğer kalkınmamızı sanayileşme yoluna sanayileşmeye dayan dıracak olursak hiç kuşkusuz başta çözülmesi gereken sorunlardan birisi enerji ve bunun yanı başında insan gücüdür, insan gücüne değerini vermeyen ülkelerde kal kınmanın başarıldığı görülemez.
Başta insan gücü yanı basında enerji... Şimdi iki konu doğrudan doğruya yurdur muzun içinde bulunduğu sıkıntıların başlıca nedenlerini teşkil eder. Bugün Türki ye neden bir enerji sıkıntısı içindedir. Türkiyede enerji sıkıntısı aslında, 27 mayıs tan sonra planın bittiğini kabul eden bir anlayış devam edegeldiğinden doğmuştur. Plan demek kaynakları ve olanakları amaçlara doğru ölçülü hesaplı ve zamanında özellikle bitirildiği zaman plan plan olur. Bizim tatbikatımızda planlar hatta plan dönemi içersinde sık sık değişen plan dönemi içersinde bir türlü sonuca varmayan bir takım gelişimler halinde tevali etmiştir. Bunun misallerini bundan daha önce konuşan başkanınız ve sayın bakan ifade et tiler. Memleketin sıkıntısını göz önünde tutacak olursak 1975 70 de bitmesi lazım gelen Keban Barajı o zamanki elektrik tüketimi miktarına hemen hemen eşit bir miktarda bir tüketim yapmasa lazım gelirdi. Yani aslında yüzde emniyet payının çok üstünde teşebbüslere girişilmiş fakat zamanında gerçekleşmediği için ondan sonra gelen Seyit Ömer santralleri Gökçekaya Barajı ve bunun emsali barajlar za manında bitmediği için memleket sıkıntıya düşmüştür. Evvelâ bir planlama mese lesini halletmek lazım. Planlamada uzun vadeli bir plana ihtiyaç vardır. Ve bu plan zamanında tatbik edilmelidir. Bunu edemediğimiz takdirde o zaman aslında plan plan olmaz ve bütün sanayileşme meselelerimiz de askıda kalır. Son yılların sıkın tılarıyla karşılaşırız. Şimdi biz bunu yıllardan beri tekrar eder, dururuz. Yani bir plan, uzun vadeli planın hiç olmazsa 15 senelik projeksiyonlarını yapmak. Denebilir ki elimizdeki bilgiler belki buna kifayetsizdir. Elimizdeki bilgilerle dahi kaynak larımızın iddiaları dahi o ölçülerde bir planı yapmağa imkan verir. Fakat bu plan lama devrelerinde bilhassa ikinci planın programlar devresinde her sene ayrı ayrı bir takım girişimlere bir takım görüş değişikliklerine karşılaştığımızı görürüz. Bir sene fuel-oil ihraç edilecek beyaz ürün ithal edilecek derken ertesi sene beyaz ürün ihraç edilecek fuel-oil yerli kullanılacak bir ters görüş hakim olur ve bu suretle memleketimizde bir keşmekeştir gider. 1970 yılında ilk defa yerli kaynaklarımızın kullanılması enerji konusunda söz ko nusu oldu. Gene 1970 yılının sonunda Aliağa fuel-oil santralinin kurulması için ça lışmalar görüldü. Hiç lüzum yokken kömürlerimiz dağ başlarında yanıp tahrip olu nurken bu kömürlerden istifade etmek yerine fuel-oil santralleri konusu ortaya atıl dı. Memleketimizin, daha önceki konuşmacıların söylediği gibi hidrolik enerjisi kö mür enerjisi mevcut kaynaklarımız oldukça geniş ve kömür bugün oldukça aslında tamamen bilinmeyen kaynaklardan çıkma ihtimali de mevcut. Biliyorsunuz bir Afşindeki Afşin-Elbistan kömürleri Devlet Su işlerinin sondajları esnasında raslamp bilinebilen, biraz da tesadüfen bulunan bir zenginliktir. Bugün memleketimi zin jeolojik yapısı belki mostra göstermeyen yeraltı kaynaklarının bulunmasına da imkan verebilir. Bunun yamsıra mostrası olan fakat rezervesi verilmeyen kö mür zenginliklerimiz de var ama bir yanlış görüş ve İsrar bu kömürlerin işletilme sine mani olur. Denir ki özel teşebbüs bunu işletsin, son yılların tatbikatı özel ke simin bu kömürlerin kifayetli olarak iş^tilemiyeceğini göstermiştir. Bu gibi kay naklar genellikle devletlerin hele kalkınmak isteyen ülkelerde geri kalmış ülkelerde devlet elinde işletilmesini bir mecburiyet haline getirir. Eğer bugün yıllardan beri mücadelesi yapılan kömürlerin devletleştirilmesi konusu hal olmuş olsaydı, bugün
birçok meselelerimizin halli yoluna girilmiş olurdu. Sayın bakanın müjdelediği 3 santralin de bu sorunları çözülmeden gerçekleşebileceği veya gerçekleşse bile prog ram dışında geç kalacağını beklemekte bir mecburiyet olduğu kanısındayım. Çünkü bugün başlanan 3 sene zarfında bitirilecek santrallerin hiç olmazsa ona yakın da madenlerinin hazırlama devresi vardır. Özel teşebbüs bunu nasıl yapacak? Devlet ten finansman isteyecek finansman isterse esasen devletin hükümet tasarrufunda bulunan kömürlerinde kendi tarafından işletilmesinde de hiçbir mahzur olmasa ge rektir. Şimdi evvela bugünkü sıkıntının sebebi esas olarak planlarımızda yanlış tutum ve tatbikatlar. Bunun dışında emniyetli bir enerji politikasındaki sağlam te mellere dayanan iç kaynaklara dönük bir enerji politikası gereklidir. Bunu yıllar dan beri tekrar ederler birçok ağır ithamlarla karşı bulunurlar ama olayların geliş mesi bu görüşlerin ne kadar doğru olduğunu son olaylar son ortadoğu olayları dolayısıyla dünyanın en büyük petrol üreticisi ve en büyük zengin memleketlerini dahi kendi kaynaklanna dönmeğe mecbur etmiştir.
18 Nisan 1973 de Nikson kendi kaynaklarının kullanılmasını ve enerjinin ucuz ol ması bakımından emniyeti ile mütenasip olduğu zaman ucuzluğu kabul edeceğini ve bunların tasarruflu olması lazım geldiğini ki, bu görüşlerini yıllardan beri bu mesele ile ilgili ve memleket severler tarafından savunulmuş durmuştur, ilan et mek durumunda kaldı. Son bir yazıda okuduğuma göre Almanyanm batısındaki 4,5 km2 üzerinde miktarı 4 milyara varan linyit yataklarının günde 300 bin tonluk istihsal programları hazırlanmıştır. Ve bu gerçekler karşısında halâ fuel-oil sant rallerinden bahsedip bir defa pahalı olan fuel-oili sonra emniyetsiz olanı almak bence doğru değildir. Bu gerçeğin karşısında sayın bakanın son günlerdeki mü cadelesini yakından müşahade ettik. Bu hususta kendisini kutlamak isterim. Değerli arkadaşlarım, memelekette elektrik enerjisi sayın başkanın da söy lediği gibi, Varolun, tek elden yönetilmelidir. Bunu yapan milletler Fransa gibi ingiltere gibi Avusturya gibi hatta komşumuz Yunanistan gibi bu meseleleri hal letmiş " ve çözmüşlerdir. Yunanistanda köy elektrifikasyonu gibi bir mesele kal mamıştır. 1950 de tek elden yönetildiği için elektrik Yunanistan elektrik mesele lerini hal etmiş, durumundadır. Köy elektrifikasyonunu kasdetmiyorum ve bütün bunlar göz önünde durdukça bazı kimselerin kendi tesislerinin kâr ettiğini ve ver. gi verdiğini ileri sürerek halâ bu yönde İsrar etmelerim hele bunun muakkip bul masını taraftar bulmasını anlamak hakikaten güçtür. Türkiye Elektrik Kurumuda kâr etmektedir. O da vergi vermektedir. Yani bu bundan tabi şey de esasen yoktur. Yalnız bu gerekçelere dayanarak bir takım imtiyazları^ sürdürülmesi ve elektrik meseles(inin dağınık ellerde bulunmasını sağlamak yerinde yersiz bir konu olarak ele çıkmıştır. Değeri arkadaşlarım memleketimizin sorunlarını elek trik enerji sorunlarını başta uzun vadeli bir plana programa bağlamak arkasın dan özkaynaklan geliştirmek lazım. Bu kaynakların içersinde bir ikisinin dur mak isterim. Elektrik su enerjisi hakkında bilgi verildi. Linyitlerimiz 6 milyar ton denildi daha da bulmak imkânları vardır. Bunların birçoğu Türkiyenin muhtelif yerlerine dağılmış haldedir. Bu bir sondajdır. Bunu değerlendirilirse çok daha esaslı iyi sonuçlar alınabilir. Elektrik su enerjisini elektrik enerjisini mü nakaşalarının bitmesi lazımdır. Gecikmelerde bir ölçüde bunun da etkisi olmuş tur. Bazı kimseler kendi hesaplanna uygun olduğu için bazı kimseler mesleki
mazur görsünler taassubu yüzünden kömür veya su enerjisi arasındaki münaka şalar daha 1950 lerden sonra süre gelmiştir. Neticede mesela Seyit Ömer mi Ke ban mı münakaşaları olmuştur. Bunlar doğru olmayan şeylerdir. Her iki enerji de kendi ölçülerinde en uygun miktarlarda kullanılmasının planlanması lazımdır. Su enerjisinin de saym bakanın söylediği gibi yağışlara bağlı bir önemi vardır. Bugünkü sanayileşmiş bölgelerden uzakta bulunmaktadır. Nakil meseleleri var dır. Bunların hepsi göz önünde bulundurularak su enerjisi değerlendirilmeli. Yanı başında termik santraller linyitlere dayanarak yapılmalıdır. Bu denge kurulmadıkça birtakım zorluklarla karşılaşmak her zaman beklemek gerekir. Bunun ya-nıbaşında petrol konusu vardır. Memleketimizde şimdiye kadar 20 seneye yakın bir petrol politikası bu politika istenilen amaca varmamıştır. 20 yıl evvel söylenen şeydi. Memlekette çok petrol vardır, ihracatçı ülke haline geleceğiz denmişti. Bugün % 35 i yerli üretilir % 65 ithal edilir. Memleketimizde bizim kendi gücümüzle yaptığımız faaliyetlere dayanmak lâzım, biz bunu yıllardır savunur dururuz. Burada gene yazmış olduğunuz pankartı düşünecek olursak, nasıl elektrik mühendisleri elektrik gücüne eminseler petrol arayan bulan petrol mühendisleri veya diğer mühendis kollan da memleketimizde bugün sorunları çözümleyecek hale gel mişlerdir. Bugün aramaların başarısında türk petrol mühendisleri hiçbir şekilde yabancılardan aşağı kalmamıştır. Bilakis daha iyi sonuçlar almıştır. Son yılda bir kaç yeni keşif yapmakla bunu bir kere daha ispat ettiler. Son 2 yılda yapılan kadro değişiklikleri ve. memlekette ulusçu daha miliyetçi arama çabalara girildikten sonra daha sonuçlar alınmıştır. Memleketimizde petrol meselesindeki büyük yataklar halinde bugünlük çözülemiyeceği kanaati yaygındır. Ama memleketimiz hiç olmazsa ufak ufak yataklar-halinde petrol vardır ve bulunmaktadır. Bunun için geniş çalışmalar ve kendi milli gücümüze dayanan bir petrol politikası yürütülmesi lâzımdır. Bunu yürüttüğümüz takdirde memleketimizde bir petrol potansiyelinin ortaya çıkacağı bir gerçek olarak görülüyor. Son Trakya keşfi Diyarbakır çevre sindeki Türkiye Petrollerinin yeni kesifi keşifler ümit vericidir. Şimdi bunlar böyle dururken petrolü ille de yabancılara bulduracağız politikasından artık vaz geçil, melidir. Ortak pazarın petrol konusundaki Mösyö Simone nanundaki sözcüsü petro lün yabancılara bırakılmayacak kadar önemli bir konu olduğunu şirketlere bırakıl mayacak bir konu olduğunu ifade etmek durumuna geldiler. Büyük iktisadi güçleri olan batılıların uzun yıllar içersinde birtakım kolaylıkları vardı. Biz oldum olası kalkınmamızda döviz sıkıntısı çeken bir memleket olarak yerli kaynaklan ve kendi gücümüze dayanan bir politikayla petrol aramamız lâzım gelirken yapamadı ğımız ve bu sonuca vardığımız halde, batılı bugün ortak pazar 9 lann sözcüsü aynı şeyleri, görüşleri savunagelmiştir. Biz kendi milli kuruluşumuzda petrol meselesini çözebileceğiz kanısındayım. Ama memleketimizde bir an kabul edelim ki ihtiyaca kafi petrol yoktur. O zaman çok yönlü petrol anlaşmalanna gitmek ihtiyacı vardır. Burada son günlerin konusu olan bir meseleye değinmek isterim. Memleketimizde 2 türlü enerji ithali yapılmak istenmiştir. Birisi bir gaz boru hattı vardır. Elektrik enerjisinde sanayide bir ham madde olarak kullanılabilir. Tek yönlü ve bir kaynağa bağlı enerjinin tehlikelerini o zaman da savunmuşuzdur. Bugün meydana çıkmıştır. Tehlikesi olduğu için biz daima bunun karşısına çıktık. Bu bir tehlikeli teşebbüstü. Bugün ikinci teşebbüs Irakdan getirilen bir boru hattı, vardır. Bu petrol
hattın Türkiyemizden geçmesinde ve bundan geçiş kirası almamızda bence bir mah zur yoktur. Ancak basından öğrendiğimize göre buna bir büyük miktarda 300-350 milyon dolara kadar para yatırılacağı bahis konusudur. Burada eğer komşu dostu muz Irakın bizden bir petrol boru geçirme hakkı ihtiyacı varsa kendisinin yap ması gerekir. Ondan bir geçiş hakkı alalım. Ama gine kaynağı dışarı bağlı olan bir hat üzerine bu kadar para vermekte ve bunu başka imkânlarla yapmakta ka lınca bazı mahzurlar çıkacaktır. Bir yetkiliye sordum. Dedim bunun karşısında bu kadar parayı neden şey ediyorsunuz. Yani büyük bir paradır. 6 yılda amorti edecek lerini söylediler. Eğer yalnız 300 milyonluk bir yatırımla ticaret ise kendilerine şunu salık verdim. Gemilerine yani gemi alırsak gemi nakliyatıyla gemi 3 senede amorti eder. Ondan sonra kâr getirir. Mesele o değildir. Mesele Türkiyenin enerji kaynaklarını sağlam esaslara bağlıyarak birçok yönde birçok kaynaklan alacak şekilde emniyetli bir politika takip etmektir. Emniyetli politikanın başında yerli kaynaklarımız gelir. Dışarıya ithal etmeğe mecbur kaldığımız sürece birçok kaynak lara anlaşarak bir yönde olmaktan daima kaçınmak lazım geldiğini söylemek iste rim burada. Değerli arkadaşlarım bu mesele teknik personel meselesine gelir so nunda dayanır. Yıllarca bu teknik personel meselesi belki ülkenin en önemli so runları halinde kaldı. Bundan uzun yıllar evvel teknik personel hatta şu tabiri kut lanacağım üretici olan personelden ayrı bir statüye tabi idi ve ayrı tutulurdu.
Son yıllarda bunlar yeni personel kanunu ile halhamur elendi, bir sisteme bağlandı ve meclis kürsülerinde biz bunun karşısına çok çıktık, söyledik hatta bunun ayrı bir sistemi ayn bir statüsü ayrı bir kanunu olması lâzım geldiğim savunduk. Ol mazsa dedik hiç olmazsa 8. dereceden başlatın bunlann hiçbirisi, gerçekleşmedi. Ve o zaman ikaz ettim. Teknik personeli kaçıracağız ve büyük yatırım lan gerçek leştirmede zorluklar çekeceğiz, ki enerji yatırımları da bunlann başında gelir. Bun lara itibar eden olmadı ve bugün birçok dairelerde boşluklar ve basından öğren diğime göre Afşin linyitlerinin değerlendirilmesinde dünya bankası kredi verirken teknik personelinin muayyen ölçüde bulunmasını şart koşuyor haklı olarak şimdi bu nun çözümü süratle yapılması lâzım gelir. Bugün bir kanun mevzuu haline getirile cektir. Ayn bir statüye konulacaktır. Kanımca yan ödemeler de bu meseleyi tam ola rak halletmez. Bu bir arz talep meselesi haline gelmiştir. Dışarda rahatlıkla iş bu lan teknik personel hattâ dünya ölçüsünde dünyanın her yerinde iş bulan insanları her daim uzun süre yalnız memleket vatan sevgisiyle tutmak da mümkün olmaz. Bugün kalan ve hizmet edenleri de kutlamak lâzım bu şartlar içerisinde. Bu az imkânlarla bugün şeyden çıkarak maaş alan bir mühendis 5 sene tahsilden sonra 1150 Lira zannederim eline geçen para, 2 senelik şoför 1400 TL alır. Daha belki sonraki anlaşmaları artmıştır. E bütün bu şartlar ağırdır. Yani teknik personeli bu şartlarla ilelebet çalıştırırım bu mümkün olmayacaktır. Bizim kalkınmalarımız genel olarak bunun için de elektrik enerjisi meselelerimizin çözümlenmesi müm kün olmayacaktır. Ben daha fazla sizi işgal etmek istemem. Bir fırsat bularak hu zurunuzda konuştuğum için teşekkür ederim. Daima memleketçi olarak çalışma gösteren Elektrik Mühendisleri Odasını, ta Keban barajının hatalarını o zamandan kamuoyuna duyurmak görevinden bugüne kadar her ciddi olan olayda memleketin çıkarlarım savunan meslekdaşlarımı kutlar bundan"sonra kendilerine başarı dilerim, teşekkür ederim.
•
15-17 KASIM 1973 TARİHLERİ ARASINDA DÜZENLENEN ELEKTRİK ENERJİSİ TEKNİK KONGRESİ ORTAK GÖRÜŞLERİ
Toplum gelişmesinin ve sanayileşmenin ancak ülke yararına bir enerji politikası doğrultusunda sağlanabileceği gerçeği 3 gündür tartışarak sonuçlandırdığımız elek trik enerjisi sorununun ve çözümlerinin önemini belirlemektedir.
Son günlerde kamu oyunu yakından ilgilendiren ve sosyal yaşantımıza somut ola rak yansıyan bu sorun, bugüne değin izlenen dışa bağımlı bir ekonomi politikası nın doğal bir sonucudur. Bu konuda yapılan planlamalarda ülke çıkarları yeterince gözetilmemiş ve birincil enerji kaynaklan seçiminde dışa bağımlılığımızı artıracak tercihlere ağırlık verilmiştir. Yapılan planlarda saptanan hedeflere ulaşılamamış, planlanan yatırımlar uygulanan politikanın sonucu olarak zamanında tamamlanama mıştır. Gecikeceği önceden bilinmesine ve bugüne kadar yapılan uyanlara rağmen, gecikmeden doğacak enerji açığının, planlamalarda gerekli değişiklikler zamanında yapılarak 3-4 yıl gibi kısa sürede üretime geçme olanağı olan linyite dayalı termik santrallarla kapatılması yönüne gidilmemiş ve böylece fuel-oil ve gaz türbini santralları kurulması zorunluluğu kamu oyuna benimsettirilmek, istenmiştir. Halbuki fuel-oile dayalı termik santrallann kuruluş süresi hemen hemen linyit santrallan ile aynıdır.
Son senelerde teknik elemanlar üzerinde giderek yoğunlaşan sosyal ekonomik ve anti-demokratik baskılar, sanayileşmenin vazgeçilmez unsurlarından olan teknik elemanları mesleği terke, yurt dışına göçe zorlamıştır. Bu durum enerji üretimini ve kalkınmayı olumsuz yönde etkilemiştir.
Bu sorunun çözümlenmesi amacıyla 3 günden beri yapılan ayrıntılı çalışma ve tar tışmalar sonucu aşağıdaki öneriler saptanmıştır.
— Kendi insan gücümüze ve doğal kaynaklarımıza dayalı bir enerji politikası izlen melidir.
• Teknik hizmet ithali bugüne kadar yurdumuza ulusal çıkarlara aykırı ve genel likle geri bir teknoloji sokmuştur. Milyarlarca Türk lirası döviz kaybına sebep olan ve yerli teknik elemanları yozlaştıran, işsizliğe ve yurt dışına iten teknik hizmet ithaline son verilmelidir.
• Teknik elemanların bilgilerini halkımızın hizmetine sunabileceği, artan hayat pahalılığı karşısında emeklerinin karşılığını demokratik ve sendikal haklarla alabi leceği, kamu kesimine bağlı kalarak ve ihtisaslaşarak görev yapabilme ortamı yaratacak bir personel politikası saptanmalıdır.
• Doğal kaynaklarımızın envanteri çıkarılmalı, kaynaklar ve bu kaynaklardan üretilebilecek elektrik enerjisi miktarı gerçek olarak saptanmalı, bilinen kaynaklar dan başka kaynakların aranması devlet kuruluşlarınca ivedilikle yapılmalıdır.
• Sorunun çözümünde önemli yeri olan linyit yatakları üzerinde çalışmalar yoğunlaştınlmalı ve elektrik enerjisi üretimine elverişli tüm linyit yatakları devletleştirilmelidir.
• Elektrik enerjisi üretim, iletim, dağıtım ve satışını tek elde toplamak amacıyla çıkarılmış bulunan Türkiye Elektrik Kurumu Kanunu ivedilikle gözden geçirilerek amacına uygun hale getirilmeli ve uygulaması en kısa zamanda gerçekleştirilme lidir .
• Mevcut hidrolik potansiyelden yararlanma amacıyla gerekli çalışmalar hızlan dırılmalı küçük ve orta güçte olanlar dahil olmak üzere tüm su kaynaklarımızın değerlendirilmesi için gerekli etüd ve projeler yapılarak bunlar arasındaki tercih ler belirlenmelidir.
• Hidrolik ve linyite dayalı termik santralların plan ve programlanması memleket gerçekleri göz önüne alınarak enerji ihtiyacına göre uzun vadeli olarak yapılma lıdır.
• Enerjinin en kısa zamanda üretilmesi amacı ile her türlü idari ve mali engeller ortadan kaldırılmalı 5 yıllık planlar içerisinde enerji sektörüne daha çok yatırım yapabilmek için finansman imkanları sağlanmalıdır.
• Bütün dünyada olduğu gibi Türkiyede de yakın bir gelecekte kurulması gerek li olan nükleer santralların' tesisi için başlamış bulunan çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır.
• Dışa bağımlılığın ikinci faktörü olan elektroteknik ağır sanayii kamu kuruluşları öncülüğünde ivedilikle kurulmalıdır.
• Sanayi girişimleri için yapılan çalışmalar yurdun enerji planlaması ile parelellik içinde yürütülmelidir.
• Enerji kesiminde bütün çalışmaları düzenleyici görevi bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Teşkilât Kanunu da çıkarmak suretiyle bu kesimdeki görevle rini tam olarak yapabilecek duruma getirilmelidir.
Sn. AHMET KAYNARIN SAVUNMASI
Elektrik Mühendisleri Odası Başkanlığına îzmir Cad. Ihlamur Sok. No : 10/1 Yenişehir/ANKARA
ilgi : 28.9.1973 Gün ve 668/14 sayılı yazılarınız. Sayın odanın ilgideki yazılarından anlaşıldığı veçhile BMO Çorum temsilcisi Şahin Hasırcı tarafından 25.9.1973 tarihli dilekçe ile şikâyet edilmiş bulunuyorum. Sayın oda yönetim kurulunca alınacak karara esas olarak savunmamı ivedilikle istiyor. Tarafıma isnad edilen suç, oda gayesine aykırT tutum ve davranışlarda bulunmak ve çalışmaları baltalamak.
Gerçekten bu ağır ve haksız ithamlar karşısında üzüntüm büyük. Halâ, mesleğe yeni atılmanın gurur ve heyecanı içindeyim. Yasalara olan saygım ve inancım tam dır. Odamızın ve mesleğimizin şerefini, haysiyetini muhafaza ödevimdir.
İnsanın haketmediği ithamlar karşısında müdafaa hazırlaması zor ve güç bir iş. Ne garip tecellidir ki sayın Hasırcının bulunması gerektiği yerde ben varını. Zan altın dayım. Kusurum; durumdan daha önce odayı haberdar etmemek. Çeşitli hareketle riyle, özellikle temsilcilikle bağdaşmıyan hareketleriyle, aslında sayın Hasırcı ku surludur. İsbata hazırım. Bu esaslar dahilinde sayın Hasırcının nasıl olup da beni şikâyet ettiğine mana veremiyor, bu konudaki cesaretinin sebebini anlıyamıyorum.
Sayın temsilciyi isbata davet ediyorum. Odanın gayesine aykırı hareket nasıl olur, odanın çalışmaları nasıl baltalanır? Neler yapmışız? İthamlarını müşahhaslaştırmalıdır, örnekler vermelidir.
Aşağıda bir bir açıklayacağım hususlar savunma niteliğinden ziyade ihbar addedilmelidir.
11. Çorum Belediye hudutları dahilinde üç elektrik mühendisi buna paralel olarak da üç elektrik mühendislik bürosu vardır.
12.Bunlardan Şahinler Mühendislik Bürosunun sahibi Şahin Hasırcı EMO Çorum temsilcisidir.
13.Sayın temsilcinin birisi Çorumda diğeri de Ankarada olmak üzere iki mühendis lik bürosunun olduğunu saptadık. Adresleri aşağıdadır :
a. Şahin Hasırcı Cevher Sokak No : 22 - Ankara Tel : 186867
b. Şahin Hasırcı
Şahinler Mühendislik Bürosu
Yeni Kapalı Çarşı No :
Çorum.
Ayrı illerde aynı mühendisin birden ziyade bürosunun bulunup bulunamıyacağı konusunu SMM Yönetmenliği kanımca düzenliyor. SMM Yönetmenliğine göre SMM Bürolarında en az bir tane tam gün çalışan mühendis bulunacaktır. SMM, ayrıca özel veya resmi bir sektörde devamk olarak çalışmayacaktır. SMM ler kendi büro ları dışında SMM olmayan mühendisler veya başkaları tarafından yapılan proje leri kendi bürolarında yapılmış gibi imzalamayacaklardır. Yönetmenliğin ışığı al tında özellikle temsilci olan sayın Şahin Hasırcının bürosunda tam gün çalışması veya bulunması gereklidir. 4. Halbuki sayın temsilci Ankarada ikamet etmekte tüm mesaisini Ankaradaki bürosuna hasretmektedir. Corumdaki işleri de kardeşlerine ve yardımcılarına gör dürmektedir. Maalesef, kardeşleri ve yardımcıları Şahin Hasırcının kaşesini kulla nıp imzasını taklit ederek sunulan elektrik projelerini vize etmektedirler. Çorumda
bunu bilmeyen yoktur. Elimizde deliller vardır, her zaman isbata hazırım. Fen ada mı olmayan kişilerce teknik hizmetlerin yürütülmesi onur ve haysiyet kırıcı oluyor. Hiç bir yetkisi olmayan yardımcılara proje tasdik ettirmek insanın kanı na dokunuyor. Sayın Hasırcıya karşı şahsi hiç bir kinim ve garazım yoktur. Ancak bu şartlar dahilinde odanın temsili imkansızdır. Sayın Hasırcı bu görevden affedil melidir.
5. tlâve olarak «Elektrik ve tesisat projelerinin elektrik mühendislerince düzen lenmesi ve teknik uygulama sorumluluğunun gene elektrik mühendisleri tarafın dan yürütülmesi» kuralını gerçekleştirmek konusunda sayın temsilci ile görüşmele rimiz olmuştur. Diğer meslektaşımız elektrik mühendisi Abdullah Arslan Bey de benden evvel bu durumların önlenmesi için uğraşmış fakat bir sonuç alamamıştır.
Neticede belediyenin de yapmış olduğu tahkikatla sayın Hasırcının bürosunda de vamlı bulunmadığım vize işlerini yardımcılarının yaptığını tesbit ederek vize işini ve büro çalışmasını durdurmuştur. Hattâ yardımcılarının vize yapma işini vatan daşlar belediye encümenine bile götürmüşlerdir.
6. Vize uygulamasını sağlamak açısından belediye yetkilileriyle temsilcilik arasın da yapılması gereken protokolün mevcudiyeti bile şüphelidir'. Zira ısrarlı arama larıma rağmen protokol bulunamamıştır. Esasen belediye yetkilileri de temsilci likle aralarında yapılmış bir protokol bulunmadığı gerekçesiyle vizeyi kaldırmıştır
Sonuç olarak;
• Projelerin elektrik mühendislerince düzenlenmesini, • Uygulama sorumluluğunun yine elektrik mühendislerince yürütülmesini, • Vizelerin bizzat temsilci tarafından imzalanmasını ve tasdikini, • Temsilcinin tam gün bürosunda çalışmasını, hiç olmazsa SMM olarak çalışan bir mühendis bulundurmasını, • Bürosunda çalışan yardımcılarına haiz olmadıkları teknik yetkiler vererek oda mızın şeref ve haysiyetiyle oynanmamasını, istemek zannedersem bir meslek mensubu olmak hasebiyle hakkımdır. Maksadım, iddia edildiği gibi odanın faaliyetlerinin baltalanması değil, bilakis yar dımcı olmaktır. Odaya yönelmiş ve odanın manevi şahsiyetini tahkir edici hiç bir hareketim yoktur. Olay yukarıda anlatılan esaslar dahilindedir. Durumu saygı ile arz ederim.
Adres : Ahmet Kaynar Kaynar Mühendislik Bürosu Kapalı Çarşı ÇORUM t
" 12.Ekim.1973 Ahmet Kaynar
İSTANBUL ŞUBESİ ÇALIŞMALARI
Odamızca uygulanmaya başlanması oldukça yeni olan proje ve fenni mesuliyet ko nusunda ortaya gün geçtikçe, doğal olarak, yeni yeni aksaklıklar çıkmaktadır. Bu aksaklıkların giderilmesi için merkez ve şubelerimizce sürdürülen çalışmalar dan birini de İstanbul Şubemizce kurulmuş ve çalışmalarını tamamlamış olan «SMM Komisyonu» oluşturmaktadır. İstanbulda SMM ler ile yapılan ortak toplantı için görüş ve önerileri içeren, bu ça lışmayı ve 10 Kasım 1973 günü yapılan l inci toplantıda alınan prensip kararım bilgilerinize sunuyoruz.
EMO İSTANBUL ŞUBESİ
SMM KOMİSYONU ÇALIŞMALARI
^
1. PROJE TANZiM ESASLARI
Genel Amaç : Kaliteli proje hazırlanması.
Açıklama; Burada hizmetin kalitesini arttırarak Kamu yararının sağlanması, ücret istemlerine haklılık kazandırılması ile projenin ve fenni mesuliyetin bir formalite olduğu kanaatinin kısmen de olsa silinmesi.
l
Tedbirler :
a. Başlık tanzimi :
• Başlıklarda silinti, kazıntı kati olarak yasaklanmalı ve başlıkta inşaat sahibi nin adı, inşaatın nevi, kadastro adresi, mühendisin ve çizenin adı, varsa telefon numaraları ile sistemin kurulu, talep, minumum talep gücü ile toplam inşaat ala nının yazılması (vaziyet planı ve kesit).
• Başlıklarda ek yapılmaması, ancak kat planları arasında ek yapılabilmesi, ekli yerlerin hem oda hem de mühendis tarafından paraf edilmesi.
• Asansör projelerinin tanziminde kabin hacimlerinin yönetmelikte gösterilen sı nırlar dahilinde yapılması için Mimarlar ve İnşaat Mühendisleri Odası kanalıyla üyelerine duyurulması.
• Her nevi elektrik tesisat projesinin Bayındırlık Bakanlığı iç Tesisat Yönetmeli ği esaslarına bağlı olarak yapılması.
• Banyolarda kullanılan prizlerin etanj olarak içeride yapılması, ancak prizin yer den yüksekliğinin saptanması (1,5 metre).
• Projede yükleme tablolarının nornılaştırılarak, proje tanzim sırasının normlaştırılarak 1. nolu yayında belirtilmesi.
• Her nevi projeden l adet örnek projenin çoğaltılarak bütün SMM lere dağıtıl ması, projelerin hem oda hem de belediyelerce kontrolden geçirilmesi. Asgari standardlara uymayan projelerin oda ve belediyelerce geri çevrilmesi.
• Tip projelerde belediyenin istekleri olan önemli hususların açıklanması.
• Trafo müsaadesi belgelerinde voltajın da belirtilmesi. Gücün yazı ile de yazıl ması.
• Telefon tesisatlarının PTT ce hazırlanan yönetmeliğe göre yapılması.
2. GENEL iDARi ESASLAR
• Projelerdeki imzaların tetkiki; hem odaca hem belediyece yapılması. • Tescilli büroların denetimi; işyeri hüviyetine havi olmayan büroların tescillerinin iptali. işyerlerinde (bürolarda) tam gün çalıştıklarını beyan ettikleri halde bir başka iş yerinde de çalıştığı tespit edilenlerin (özel veya resmi yerde herhangi bir kadroda da olsa) SMM lerinin derhal iptaline ve haysiyet divanına şevkine. — Fenni Mesuliyet Sözleşmelerinde, mühsndis sözleşmeyi kiminle yapıyorsa onun imzasının bulunmasına ve imzanın doğruluğunun saptanabilmesi için işverenden bir defaya mahsus olmak üzere imza sirküleri istenmesine.
• Projelerin tastikinde görülen ufak tefek tashihlerin tasdik makamınca kırmızı kalemle yapılması.
• Tekniklerin fenni mesuliyet puan sınırlaması' belediye tarafından yapılmalıdır (Bu konuda gerekli yazışmalar belediye ile yapılmış ve belediye bu konuda harakete geçmiş, teknikerlerin bu durumda ne gibi tedbirler aldıkları sorulmuş, fenni mesuliyeti sınırlandırmadıkları takdirde teknikerlerin fenni mesuliyetlerinin kabul edilmeyeceği Teknikerler Cemiyetine bildirilmiştir).
• Vize ve mühendislik hizmetlerinin tahsili, yönetmeliğin ücretler bölümünde açık lanmıştır.
3. PROJE BÜROLARINDA ÇALIŞANLAR, BÜRO SAHiPLERi ve BUNLAR ARA SINDAKİ İLiŞKiLER
• Mühendis sigortalı ise, ortaklık şeklinde çalışma mevcut olan büroda, ortağının BAĞ-KUR kaydı aranacak. Ancak kaydın o büro adına yapılmış olması.
• Mühendis sigortalı olup, bürosunda ortak yoksa, sigortalı işyeri no.su ile vergi dairesi no.su aranacak ve en az bir adamın bordrosu istenecek.
• Mühendis BAĞ-KUR a kayıtlı ve dışarıda çalışma durumu mevcut olmayıp, büro sunda ise vergi dairesi no.su aranır.
• Bir büro sahibi şayet bir mühendis çalıştırıyorsa aralarında mutlaka bir sözleş me bulunacak, bulunmayanlar en kısa zamanda (1,5 ay) bu sözleşmeyi yapacaklar ve sözleşmenin bir sureti odaca muhafaza edilecektir.
4. ÜCRET
— Proje ve fenni mesuliyet ücretleri; Proje ve fenni mesuliyet ücretleri birbirinden bağımsız olarak tahsil edilmelidir. • Proje ücretleri aşağıdaki cetvelde gösterildiği gibidir. Ancak mühendis °/o 25 tenzilat yapabilir.
• Proje ücretleri şu şekilde tahsil edilecektir : Proje ücretinin tahsil yöntemi:
a. Odaya vize ettirilirken 1/2 proje ücreti. b. 1/2 proje ücreti, 1/2 fenni mesuliyet ücreti bono l aylık. c. 1/2 fenni mesuliyet ücreti inşaatın normal bitim süresi sonunda ödenecek şe kilde ya da diğerleri ile birlikte bono olarak alınacaktır. — Proje vize edildikten en geç 1,5 ay sonra alınan ücreti havi fatura sureti odaya ibraz edilir. Aksi halde bir ikinci proje vize edilemez.
• Fenni mesuliyet ücretinin faturası normal bitim süresi sonunda getirilecektir. • SMM ler bu uygulamaya başladığı tarihden itibaren tek tip fatura kullanacak lardır. Faturalar odaca bastırılıp üyelere dağıtılacaktır.
KONUT VE KONUT iÇiNDE BULUNAN DÜKKAN — BÜRO ve İŞYERLERİ iÇiN DEĞER PUAN CETVELi
Toplam Bağımsız Bölüm Sayısı
2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 — 17 18 — 19 . 20 — 21 22 24 25 27 —28 30 3—1 34 35 38 39 42 4—3 — 46 47 50 5—1 — 55 56 62 63 70 71 — 80
Toplam İnşaat Alanı (m2)
150 m2 ye Kadar
151—250 251 — 375 376 — 500 501 — 625 626 — 750 751 — 875 876 — 1000 1001 — 1125 1126—1250 1251 — 1375 1376 — 1500 1501 — 1625 1626—1750 1751 — 1875 1876 — 2100 2101 — 2300 2301 — 2500 2501 — 2800 2801 — 3100 3101 — 3400 3401—3800 3801—4200 4201—4600 4601 — 5000 5001 — 5400 5401 — 5900 5901 — 6600 6601 — 7500 7501 — 9000
Değer Puanı
0,5
0,8 1 1,2 1,4 1,6 1,8 1,9 2 2,1 2,2 2,3 2,4 2,5 2,6 2,7 2,8 2,9 3 3,1 3,2 3.3 3,4 3,5 3,6 3,7 3,8 3,9 4 4,1
Proje Ücreti (TL)
550 650 750 850 950 1000 1075 1150 1250 1375 1500 1625 1750 1875 2075 2250 2500 2600 3125" 3200 3750 4100 4250 4500 4750 5000 5250 5500 6000
Fenni Mesuliyet Ücreti (TL)
450 525 575 625 700 775 850 925 1000 1100 1200 1300 • 1400 1500 1650 1800 2000 2250 2500 2750 3000 3250 3500 3750 4000 4250 4500 4750 5000
10 KASIM 1973 TARİHLİ 1. SMM TOPLANTISINDAN ÖNERİLER
1. İETT, Belediye, EMO Temsilcilerinin katılacağı ortak bir toplantı düzenlenmesi ve bu toplantıda;
a. Projelerdeki ek yerlerinin münakaşaya imkân vermiyecek bir şekilde saptan ması, b. Etanj prizlerin kullanma yerleri hakkında kesin anlaşmaya varılması, c. Trafo müsadesi kâğıtlarının belirli bir güçten sonra aranması (10 KW), d. Kabul şartı mühendislerinin şebekeyi bilen mühendislerden teşkil edilmesi ge rekliliğinin tartışılması, e. Proje talep güçlerinin yazılmasında her müstakil bölümün talep gücünün ayrı ayrı belirtilmesi konusunun tartışılması, f. Fabrika işletme sorumluluğunun sınırlandırılması konusunun tartışılması,
14.Proje başlığının pratik bir biçimde hazırlanması, 15.Tip projelerde açıklayıcı bilgilerin kesin olarak bulundurulması. Mühendis ile tastik makamı arasındaki anlaşmazlıklarda tip projelerin kıstas kabul edilmesi,
16.Bilhassa linye sigortalarının otomatik olması,
17.Kapıcı bulunan binalarda kapıcı ile haberleşme tesisatının yapılması, 18.Bayındırlık Bakanlığı Yönetmeliklerinin gözden geçirilmesi,
19.Büroların denetim ilkeleri- tartışılarak;
a. Tescilli büroların Ticaret Odasına kayıt olmaları, b. EMO ca istenen şartlara uymayan büroların tespit edilmesi için etkin bir kont rol yapılması, gereğinde bu büroların tescillerinin iptaline kadar cezalar verilmesi, 20. Ücretler konusunda 30 daireden büyük binalarda daha fazla ücret konması sek linde bir kanaat hasıl olmuş ve bu konu SMM Komisyonunca yeniden incelenmesi kararlaştırılmıştır. 21.Proje bürolarında çalışanlar, büro sahipleri ve bunlar arasındaki ilişkiler konu. su görüşülmüş, ilk öneriler aynen kabul edilmiştir.
22.Ücretlerin tahsil yöntemi görüşülerek ilk öneriler aynen kabul edilmiştir. 23.Yeni uygulamaya geçiş için l Ocak 1973 tarihi prensip olarak kabul edilmiş tir.
İZMİR ŞUBESİ ÇALIŞMALARI
1973 yılı başlarında bir gazete tarafından ülkemizin enerji sorununa çözüm ararken (!) düzenlenmiş ve sonucunda bunalıma itilme nedenlerinin değil de, kısa vadede bunalımdan ancak fuel-oil yakan santrallar ve gaz türbinleriyle kolaylıkla kurtulunabileceğinin çok güzel lanse edildiği Kongrenin en önde gelen sözcülerinin bi rinden İzmir Şubemize bir yazı gelmiştir. Yazıyı ve Şube Başkanı Sn. Ergun Elginin cevabını bilgilerinize sunuyoruz. Elektrik Mühendisliği 203 643
ADANA SANAYİ ODASININ İZMİR ŞUBEMİZE GÖNDERDİĞİ YAZI
Sayın Ergun Elgin Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı izmir
Adana, 25.10.1973 Sayı : 2436-410
Elektrik Mühendisleri Odası izmir Şubesini temsilen verdiğiniz beyanatı 25.10.1973 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde okuduk.
Memleketimizin içinde bulunduğu.enerji buhranının giderilmesi için özel sektör elinde bulunan santrallann TEK e devredilmesini öneriyor, enerji üreten Çukur ova ve Kepez gibi şirketlerin kârının sanayi sektörünce düşünülmesini istiyor ve sanayicileri göreve çağırıyorsunuz.
Doğru karar verilebilmesi için akılcı yoldan giderek doğru düşünmek zorundayız. Hele bir topluluğu temsilen görev yapıyorsak buna daha dikkat etmek mecburiye tindeyiz.
Sorun nedir? Ülkemizdeki bugünkü enerji üretimi, enerji tüketim talebini karşıla yamamaktadır. Enerji talebi karşılanamadığı için de enerji üreten müesseseler enerji tahdidi yapmak mecburiyetinde kalmaktadırlar. Ülkemizin bu sıkıntılı döneminde Çukurova ve Kepezin elindeki santrallar zaten tam kapasite ile çalışmaktadırlar; bunların TEK e devredilmesiyle toplam üretimimiz artmaz. Yapılacak şey, derhal en erken servise girecek santrallann inşasına girişmektir.
Onyedi senedenberi Çukurova bölgesini hiçbir enerji tahdidine maruz bırakma dan besleyen Çukurova Elektrik A.Ş nin gelecek yılların enerji ihtiyacını da bölge miz ve yurt yararına en uygun santral türleriyle karşılayabilmesi için giriştiği ça baların içinde olmamız dolayısiyle yakından bilmekteyiz. Fakat maalesef, şirketin 1971 yılından beri, gerek su santralı gerekse termik santral olarak inşa etmek is tediği santrallar için izin verilmemiş,, fakat devletçe de hiçbir teşebbüse geçilme miştir. Bölgemizde 1964-1971 döneminde enerji tüketiminin % 16, 1971-1973 döne minde % 29 oranında seyrettiği düşünülürse bu artışı karşılayabilen güçte bir kuruluşun yeni tesisler yapmasının ancak teşvik edilmesi, içinde bulunduğumuz sorunun hiç olmazsa Çukurova bölgesinde çözümüne yardım eder.
Bölgemizdeki sanayiciler bugüne kadar Çukurova Elektrik A.Ş den hem daha ucuz enerji almışlar, hem de Türkiyenin özellikle İzmir ve istanbul bölgelerinin sık sık maruz kaldığı enerji tahdidine maruz kalmamışlardır. Ama amacımız enerji durumu bakımından Çukurova bölgesinin de ayni duruma düşmesini sağla mak değil, diğer bölgelerin de en az Çukurova bölgesi seviyesine çıkarılmasına ça lışmak olmalıdır.
Şirketin geliri üzerindeki izlenimlerinizi de tazelemek üzere, 1972 yılı içinde Çu kurova Elektrik A.Ş nin Devlete 98 milyon lira, 643 personeline 18 milyon lira, 6000 i aşan ve bütün Türkiye sathında memleketimizin en kalabalık kooperatif leri ve emekli sandıklan ile 100000 den fazla aileyi içine alan ortaklarına ise 26 milyon lira ödemiş olduğunu belirtmek istiyoruz.
Devletin, bugün ihraç ettiği tahvillerle, şirketin 325 milyon lira olan özkaynaklarına vereceği faiz % 9 dan, 29250000 liraya baliğ olacağı düşünülürse bu kârın fa hiş olmadığı anlaşılacaktır.
Şirket bugüne kadar uyguladığı makûl temettü politikasiyle, 6000 den fazla gönüllü küçük tasarrufu birleştirerek büyük bir güç yaratmış, bölgemizde tüketilen enerji 17 yıl içinde 100 milyon KWh tan 1,2 milyar KWh a, kurulu güç 40000 KWh tan 300000 KWh a çıkmıştır. Şirket devamlı olarak yaptığı yatırımlarla sa bit kıymetlerinin değerini 100 milyon liradan l milyar liraya çıkarmıştır. Bun ları imtiyaz süresinin sonunda devlete tek kuruş almadan, bedelsiz devredecektir.
Odamız Çukurova Elektrik A.Ş nin faaliyetlerini bu nedenle bütün gücü ile des teklemeye devam edecektir.
Memleketimizin, Çukurova Elektrik A.Ş gibi sayıları hergün artan güzide kuruluş larla kalkınmakta olduğunu görmekten kıvanç duyuyoruz. Çukurovaya Odamızın davetlisi olarak gelip, durumu bizzat görmenizi, bundan böyle sizin ve Odanızın Çukurova Elektrik A.Ş ve Kepezin faaliyetlerinin candan desteklenmesini ümit ve rica ederiz.
Saygılarımızla
Y. Kurulu Bask. V Mustafa Piyale
Umumi Kâtip A. Kayhan Soyupak
İZMİR ŞUBEMİZİN ADANA SANAYİ ODASINA CEVABI
T.C ADANA SANAYi ODASI Adana
izmir, 10.11.1973 Sayı : 1158/20
25.10.1973 tarih 2436-410 sayılı mektubunuzu aldım. Hemen konuya geçiyorum.
Akılcı yoldan gidilmelidir, doğrudur. Biliyorsunuz dünyada gelişmiş olsun, az ge lişmiş olsun bütün ülkelerde elektrik enerjisi üretimi ve dağıtımı gibi temel ya tırımlar devlet eliyle gerçekleştirilmektedir. Bu ülke çıkarları bakımından tartışr ması/ kabul edilecek bir doğrudur. Ülkemizin elektrik enerjisi sorununu genel enerji politikamızdan bağımsız olarak ele alamayız.
Bu nedenle elektrik enerjisi üretimi ülkemizin birincil enerji kaynaklarının doğru olarak saptanmasına ve dünyanın genel enerji politikası içinde öncelikle kullanıl ma sırasına da bağlıdır. Böyle olunca konuyu hafife alma olanağı yoktur. Çukur ova ve Kepezin elindeki santrallar TEK e devredilirse üretim artmaz diyorsunuz. Tabii ki artmaz, ama; bu santrallar TEK e devredilirse üretim azalmaz da.
Ülkemizdeki enerji sıkıntısı bir gerçektir. Bu sıkıntı uzun süredir doğru bir enerji politikasının güdülememiş olmasından ve hattâ bu politika içinde planlanan üretim merkezlerinin zamanında bitirilemeyişindendir.
Yapılacak şey bu yankş gidişe karşı çıkmaktır. Yoksa ben dışa bağımlı üretim merkezi kurayım, kendimi kurtarayım demek olmaz, işte bizim kamuoyuna sun duğumuz da budur. Bir özel kuruluşun amacı kârdır. Bu temel ilkeye karsa çıkı lamaz. Ancak akılcı yol burada yazınıza konu olan kuruluşları derhal enerji üre timinden vazgeçmeye ve tahvil olarak 26 milyon yerine 29250000 TL kâr elde et meye götürmelidir.
Sonuç olarak; geri kalmış ülkelerin kalkınmasında enerjinin yeri ve önemi tartı şılmayacak kadar açıktır. Kalkınmanın insandan sonra gelen temel öğesini teş kil eden enerji üretiminin ülke çıkarına uygun sağlam bir temele oturtulmasında zorunluluk vardır, işte, genel enerjinin bir ürünü olan elektrik enerjisinin de bu doğrudan soyutlanmadan üretim, dağıtım ve iletimi devlet elinde ve bir tek kuru luş (TEK) içinde toplanıp çözümlenmelidir. Bunu savunuyoruz.
Saygılarımızla EMO izmir Şubesi Bşk
Ergun Elgin
birlik çalışmaları
İŞYERİ TEMSİLCİLERİ SEÇİLDİ
TMMOB İşyeri Temsilcilikleri konusu tüm teknik elemanlar arasında büyük bir ilgiyle karşılanmıştır. Önümüzdeki günlerde birçok işyerinde yapılacak işyeri tem silcilikleri seçimlerinden ilki 5 Kasım 1973 günü îller Bankasında yapılmış ve aşa ğıdaki sonuç alınmıştır :
Kani BİNGÖL Tahsin KÖSELER Atilla EROL Cansen SÖNMEZ
Birlik İşyeri Temsilcisi Birlik. işyeri Temsilcisi Yardımcısı Birlik İşyeri Temsilcisi 1. Yedek Birlik İşyeri Temsilcisi 2. Yedek
Aynı konuyla ilişkili olarak İstanbul Odalararası Sürekli Komisyonundan aldığı mız yazıyı da bilgilerinize sunuyoruz.
Vtektrik Mühendisliği 203