Elektrik Mühendisliği · Sayı 224 · Ağustos 1975

OLAYLAR - YORUMLAR

Toplum, demokrasi ve emek Haber ve etkinlik

Yıl
1975
Sayfa
6
Okuma süresi
16 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • TÜTED
  • TMMOB
  • sendikal haklar
  • Milliyetçi Cephe
  • Genel İş
  • Türk İş

Özet

Dönemin siyasi baskı ortamında teknik elemanlara ve örgütlerine yönelik saldırılar, TÜM DER Genel Başkanı'nın sürülmesi, Genel İş'in Türk İş'ten ayrılması, TÜBİTAK'ın İslam Eğitim Vakfı kurması ve OECD'nin Türkiye raporu gibi güncel olayların derlendiği bir haber-yorum köşesi.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

TEKNİK ELEMANLARA VE ÖRGÜTLERİNE KARSI GİRİŞİLEN SALDIRI VE BASKILAR

Teknik eleman örgütlerine bas kıların artması üzerine TÜTED Başkanı Osman Aybers ve TMMOB Başkanı Teoman öztürk ortak bir demeç verdiler.

Aynı konuda Odamız da kamuoyu na bir açıklama yaparak Milli yetçi Cephenin tüm çalışanlar la birlikte teknik elemanlar üzerinde yoğunlaşan antidemok ratik baskı ve saldırılarını kınadı.

Aşağıda TÜTED ve TMMOB Başkan larının ortak demecini veriyo ruz.

Ülkemizde yıllardır sürdürül mekte olan antidemokratik bas kılar ve faşist saldırılar son aylarda Milliyetçi Cephe ikti darıyla birlikte giderek yoğun laşmış ve çalışan kitlelere ve onların örgütlerine yönelmiş bulunmaktadır.

Ekonomik ve politik açıdan dı şa bağımlılığımızın sürmesini ve pekiştirilmesini isteyenler, içte yağma ve talanı sürdüren ler bu amaçla bunalımları ar tırmaktadırlar. Bu çabalara karşı çalışanların ve örgütle rinin demokratik mücadeleleri engellenmek istenmekte, baskı ve saldırılar her geçen gün yeni boyutlara ulaşmaktadır. Bugün baskı ve saldırıların kamu kuruluşu niteliği taşıyan ve demokratik kitle örgütü gö revini yerine getiren kuruluş lara ve bu kuruluşların üyele rine yöneltilmesi olağan hale gelmiştir.

Son günlerde gelişen olaylar sırasında TMMOB Makina Mühen disleri Odası'nın toplantı sa lonunda düzenlenen bir sendika toplantısına saldırılmıştı. Bu rada yapılan bir işçi örgütünün toplantısını dağıtmayı amaçla yan faşist saldırganlar Makina Mühendisleri Odasının toplantı ile ilgisi olmayan bölümlerini de tahrip etmişlerdir.

150 000 teknik elemanın 2.Tek nik Eleman Kurultayı'nda aldı ğı "Sendikal Haklar Mücadele si" kararı doğrultusunda çalış malar baskılarla önlenmeye ça lışılmaktadır, istanbul'da ya salara uygun olarak yapılmak istenen afiş asma çalışmaları gerekçe gösterilmeden önlenmiş ve afişleri asmakta olanlar gözaltına alınmıştır.

"Teknik elemanlara ve tüm ça lışanlara sendikal hakları ve rilmelidir." "Teknik eleman arkadaş; grev ve toplu sözleş me hakkı için TÜTED'de birle şelim." "Tüm emekçi halkımız ve teknik elemanlar üzerindeki faşist baskı ve kıyıma son." "Teknik elemanlar bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde e mekçi halkımızın yanındadır." ifadelerini taşıyan afişler için gerekli yasal işlem yapıl mış ve asılma izni alınmış ol masına rağmen afişlerin asıl masının engellenmesi ve afiş leri asmakta olan 22 kişinin gözaltına alınması yasal gü

vencenin olmadığı yönündeki görüşlerimizi kanıtlamaktadır. TMMOB Mimarlar Odası gerekçe gösterilmeden Sıkıyönetim Ko mutanlığının emriyle aranmış tır. Bir takım olaylara iliş ki kurulmaya çalışılarak kamu kurumu niteliğindeki bir kuru luşun böyle bir işleme hedef alınması düşündürücüdür.

Bütün bu olaylar aylardan beri yoğunlaşarak süregelen baskı ve saldırıların ve antidemok ratik uygulamaların ne derece yaygınlaştırıldığının yeni bir kanıtıdır. İşçilere, öğ retmenlere, öğrencilere, tek nik elemanlara yani tüm çalı şanlara ve çalışanlardan yana olanlara yöneltilen bu tür baskı, saldırı ve yıldırma ey lemlerinin gelişen mücadeleyi geriletemiyeceğine kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Bütün bu olayların ülkemizdeki ekonomik politik sistemden kay naklandığının bilincinde olan biz teknik elemanlar bu tür girişimlere karşı tüm demokra tik güçlerin sonuna kadar mü cadele edeceklerine inanıyor ve bu mücadelede payımıza dü şeni yılmadan sürdüreceğimizi kamuoyuna bir kere daha açık lamayı görev sayıyoruz.

TÜM DER GENEL BAŞKANI GÖRKEM, VAN'A SÜROLDO

Tüm Memurlar Birleşme ve Da yanışma Derneği (TÜM DER) Ge nel Başkanı Mithat Görkem, Cephe hükümeti tarafından Van'a sürülmüştür. TÜM DER yönetim kurulu cephecilerin bu tutumuna ilişkin görüşle rini açıklamıştır. TÜM DER yönetim kurulunun a çıklaması özetle şöyledir: "Demokrasi ve bağımsızlık mü cadelesinde tüm çalışanlarla

birlikte uğraş veren TÜM DER memurun demokratik talepleri ne, somut sorunlarına sahip çıkmanın gereğine inanmakta dır. Bu doğrultida yoğun bir çabanın içinde bulunan derne ğimiz kuruluşundan beri geçen 6 ay gibi klsa bir dönemde yurt sathında 26 şube kurarak memurların güçlü bir temsilci si olduğunu kanıtladı.

Balen çığ gibi büyüyen ve ge lişen TÜM DER'in bu hızla ge lişimi egemen güçleri ürküt mektedir. Yakın bir döneme ka dar toplumun en örgütsüz kesi mini oluşturan memurlar artık örgütlenmenin, demokrasi ve bağımsızlık mücadelesinde ye rini almanın gereğine inanmış lardır. Memur kitlesinin eko nomik ve sosyal sorunlarına en etkin bir biçimde eğilmesi sonucu TÜM DER kitleleri kap sayan büyük bir demokratik kitle örgütü olmak yolunda hızlı bir gelişim içinde. Me mur kitlesinin buna paralel olarak TÜM DER çatısı altında toplanmaları egemen çevrele rin büyük bir kuşku ve korku ya kapılmalarına neden olmuş tur.

İşçi sınıfının örgütlü mücade lesi sonucu ekonomik ve sosyal haklarını egemen çevrelere karşı sonuna dek koruması, toplu iş sözleşmeli ve grevli sendikal haklara sahip bulun ması sermaye kesiminin dik katli olmasını gerektiriyor.

tşçi sınıfının sahip bulundu ğu bu hakları bir başka çalı şanlar kesimine kaptırmamak, bu nedenle çalışanları bölmek egemen çevrelerin tek amacı. Bu amaç uğruna çalışanlara karşı zorlu bir uğraş veriyor egemen çevreler. Nedeni işçi sınıfının örgütlü mücadele sinden ders almaları. Doğal olarak tüm emeği ile geçinen lerin birlikte mücadelesi ka çınılmaz bir zorunluluk. Bu nun bilincine varan tüm çalı şanların bu konuda büyük, uğ raşılara girişmesi sermaye sınıfını ve onun sözcüsü ol duğunu her fırsatta kanıtlayan cephecileri gün geçtikçe güç durumda bırakıyor. Çıkar yolu ise antidemokratik uygulamalar ve faşizan baskılarda arıyor

lar. Amaç açık, çalışanların örgütlü mücadelesini engelle mek.

Bu amaç doğrultusunda memur kesimi içinde yoğun bir faali yete girişen egemen güçlerin sözcüsü cepheciler binlerce memuru tayin ederek büyük bir kıyım yaratıyor".

şı "işçilerin bilinçlenmesi ni önleyen bir baraj" olarak nitelendirmiştir. Baştürk, ba rajların da taşacağı, patla yacağı zamanlar olduğunu söy lemiş, "Genel tş olarak biz, yöneticilerinin elinde tutu culuğun, kaypaklığın, işçi sınıfına ihanetin barajı hali ne gelmiş olan Türk îş'in bentlerini patlatmanın adımı nı atıyoruz" demiştir.

Daha sonra söz alan Zonguldak CHP Milletvekili Kemal Anadol Türk tş'in kapitalist düzenin devamını sağlamak için çaba harcadığını öne sürmüştür.

GENEL 1S TORK 1$'TEN AYRILDI

Genel tş Sendikasının 3 Ağus tos 'ta yapılan olağanüstü kon gresinde Sendikanın Türk îş'ten ayrılması 3'e karşı 223 oyla kararlaştırılmıştır.

Genel tş olağanüstü Genel Ku rul çalışmaları Genel Başkan Abdullah Baştürk'ün konuşması ile başlamıştır. Baştürk, ko nuşmasında, sendikalaşmanın işçilerin birleşmesi demek ol duğunu anlatmış, Türk lş'in uyutucu ve aldatıcı bir poli tika izlediğini ileri sürmüş, "Kapitalizmin sömürü felsefe si ve bunların temsilcisi par tilerle bütünleşmek durumunda bulunan Türk îş içinde, Genel

Iş Sendikasının yeri yoktur" demiştir. Baştürk, Türk lş'in uzun yıllar Amerikan tipi uy du sendikacılık anlayışı ile partilerüstü politika izledi ğini hatırlatmış, bu davranı

AF Sakarya Senatörü Tığlı ise yaptığı ilginç konuşmada, e meğin hakkını korumak için tüm gücü ile çalıştığını, parla mento 'dan emek lehine yasa çık madığını belirtmiş ve "Halk yararına çıkan tek yasa toprak Reforma Kanunudur. Bunun da savunuculuğunu yıllardır CHP yapmaktadır" demiştir.

özgür yaşamın Türkiye'ye 1961 Anayasası ile birlikte geldi ğini bildiren Tığlı, "Sömürü zihniyeti bu memlekette yok olacaktır" demiştir.

Tığlı, bankaların çalışanın cebinden, çalışmayanların ce bine para vermek için kurul duğunu iddia ederek, "Bu bo zuk düzeni yıkacak olan siz işçilersiniz" demiştir.

Delegelerin sürekli alkışları arasında konuşan Mustafa Tığ lı'dan sonra DtSK'e bağlı sen dika temsilcileri konuşmuşlar Genel îş'i DtSK'in çatısı al tına çağırmışlardır.

Daha sonra yapılan oylama so nunda, Genel tş'in Türk tş'ten ayrılması 3'e karşı 223 oyla kabul edilmiştir. Sendikanın Türk tş bünyesinde kalması i çin delegelerden İstanbul AP Milletvekili Hüseyin özdemir ile İstanbul Atelyeler Müdür lüğünün iki delegesi oy kul lanmışlardır.

Divan Başkanı, Genel Kurul de lege tam sayısının 228, salon daki delege sayısının ise 226 olduğunu bildirmiş ve "Şu an dan itibaren Genel tş bağım sız bir sendika hâline gel miştir" demiştir.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞININ ÖNERİSİ ÖZERİNE TÜBİTAK "İSLAM E61T1M VAKFI" KURUYOR

Dışişleri Bakanlığının önerisi Userine, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİ TAK) "İslam Eğitim Vakfı" ku rulmasına karar vermiş ve bu kararını 31 Mayıs 1975 tarihin de 198 sayılı Bilim Kurulu ka rarı olarak Dışişleri Bakanlı ğına bildirmiştir.

yararlanılabileceği ve bi naenaleyh TÜBiTAK'ın danış manlık vs. şeklinde yardım cı olabileceği görüşüne va rılarak, 3) Bu görüşün Dışişleri Bakan lığına duyurulmasına karar verilmiştir."

(Cumhuriyet, 25 Haziran 1975)

larında ölçülü davranılması ve uygun tarımsal taban fiyatları seçilmesi, 4) Dövizli mevduat hesabı kabul edilebilecek olan özel bankacılık kesimini hükü metin desteklemesi. Rapora gö re 1975 yılı bütçesi bütçe ka nununda belirtilen 9 milyar liralık açık yerine 18 milyar lira açık verecektir. 1975 yı lı bütçesinde yeni vergiler konmadığı ve vergi oranları ar tırılmadığına göre, bütçe ge lirlerinde öngörülen % 37'lik artışın gerçekçi olmadığına de ğinilerek böylesine bir artışın ancak aşırı enflasyon ya da a çıktan para çekişlerle karşıla nabileceği belirtilmiştir.

"İslam Eğitim Vakfı" kurulması ile ilgili olarak TÜBİTAK tara fından alınan kararın, TÜBİTAK' in kuruluş amacını ve görevle rini açıklayan kuruluş yasası na aykırı olduğu belirtilmekte dir. İlgili yasanın birinci mad desinde, TÜBiTAK'ın "MUsbet bi limler alanında araştırma yap mak ve geliştirmek amacıyla" kurulduğu açıklanmakta ve yine çalışma alanının "MUsbet bilim ler olduğu" yasanın ikinci mad desinde belirtilmektedir. Ko nuyla ilgilenen hukukçular "TÜ BİTAK mttsbet ilimlerle uğraşır. Eğitim Vakfı sosyal bir konu dur. Onun için de, TÜBiTAK'ın görev alanına böyle bir vakıf kararının girmemesi gerekir" demişlerdir.

Dışişleri Bakanlığının TÜBİTAK1 a yardığı bir yazı sonucunda "İslam Eğitim Vakfı" kurulması na karar veren TÜBİTAK Bilim Kurulunun, Dışişlerine 31 Ma yıs 1975 tarihinde 198 sayı ile gönderdiği yazı aynen şöyledir:

"İslam Eğitim Vakfı hakkında Dışişleri Bakanlığının yazısı ve buna ilişkin uluslararası ilişkilerin görüşü üzerindeki incelemelerine dayanan Prof. Naci Bor'un mütalâalarını din ledikten sonra yapılan görüşme sonucunda;

1) Böyle bir vakfın kurulması nın yararlı olacağı,

2) Vakfın ilkelerinin saptanma sı, organizasyonu ve işle tilmesi konusunda TÜBİTAK' ta kazanılmış tecrübelerden

OECD'NIN

TÜRKİYE HAKKINDA RAPORU

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) Türkiye'nin bir yardım çağrısı karşısında ne şekilde destek olabileceğini saptamak için hazırladığı ra porda "Türk ekonomisi yapısal olarak halen çok zayıf durumda dır ve dış yardımsız ekonomik kalkınma yükünü kaldıramaz" yargısına varmıştır. Raporda durumu denetim altına almak i çin etkili bir önlem alınmadığı ve Türk ekonomisinin X 30 dola yında bir fiyat artışına uzun süre dayanamıyacağı belirtil miştir.

Türkiye'nin alması istenen ön lemlerden bazıları şöyledir; 1) Bütçe harcamalarının kısıl ması, kamu yatırımlarının azal tılması, vergi hadlerinde dü zenleme yapılması, 2) İşçi üc retlerindeki artışın sınırlan dırılması, 3) Destekleme alım

10 MİLYON ÇALIŞANIN SOSYAL GÜVENCEDEN YOKSUN OLDUĞU ÜLKEMİZDE 1SC1 ÜCRETLERİ DİĞER ÜLKELERE ORANLA EN DOSOK DÜZEYDE

Türkiye'de sosyal güvenceden yoksun 10 milyon çalışan insan sosyal haklara ne zaman kavu şacağını merak etmektedir. 3 milyon 700 bin çalışanın yeter siz dahi olsa sosyal güvenceye sahip olduğu ülkemizde 6 mil

TÜRKİYE'DE İŞGÜCÜ TABLOSU

İşçi olarak çalışanlar

3 milyon 900 bin

K^ndi hesabına iş görenler ... 3 milyon 500 bin

İşverenler

300 bin

Topraksız tarım işçileri

5 milyon 900 bin

Ne yaptığı bilinemiyenler ...»

71 bin

Toplam Çalışanlar :

13 milyon 671 bin

TÜRKİYE'DE SOSYAL GÜVENLİĞİ OLANLAR

SSK'ya kayıtlı işçi sayısı ... 1 milyon 500 bin

Bag Kur üyesi serbest meslek

sahibi

800 bin

Emekli Sandığı'na üye memur

ve müstahdem

700 bin

özel sigortalara üye olanlar

200 bin

Toplam :

3 milyon 200 bin

ABD

İsveç Almanya Belçika İsviçre İtalya Fransa İngiltere Japonya Türkiye

70,20 53,40 45,60 39,00 37,80 34,20 31,20 30,00 18,60

5,62

84,60 81,60 79,80 70,20 66,60 54,30 49,80 40,80 34,20

8,75

Tablo 2. 1971 ve 1974'te çeşitli ülkelerde ortalama net işçi saat ücretleri (TL olarak)

Tablo 1. Türkiye'de isçisi, me muru, topraklı ve top raksız köylüsü, işve reni ve serbest meslek sahibi dahil toplam çalışanların sayısı 13 milyon 671 bin kişi. Ancak bunların büyük bir çoğunluğu sosyal güvenceden yoksun. Yu karıdaki tabloda Tür kiye'de kaç kişinin ne iş yaptığı ve kaç ki şinin sosyal güvenceye sahip olduğu görülüyor.

yon tarım işçisine sosyal gü vence getirecek Tarım tş kanu nu, işsizlik sigortası kamunu, işçilerin ucuz konut sahibi olabilmelerini sağlayacak ka nun ve işçi yatırım bankası ka nunu tasarıları halen bekletil mektedir. Resmi rakamlara göre ülkemizde 13 milyon 671 bin çalışan vardır. Bu çalışanlar

dan kaçının sosyal güvenliğe sahip olduğu araştırıldığında ortaya karanlık bir tablo çık maktadır (Tablo 1 ) .

Tablodan da görüldüğü gibi 14 milyonu bulan çalışanlardan sadece 3,5 milyonu sosyal gü venliğe sahiptir. Kaldı ki var. olan sosyal güvenlik kurumları da gerçek işlevlerini yerine getirememektedir. Açık olarak belirtilmese de sanayi işçile rinin ancak yarısı SSK üyesi dir. Sigorta kapsamına alındık ları halde, denetimsizlikten, binlerce işçi çalışma güvenli ği olmayan ve sağlık koşulları bulunmayan işyerlerinde çalış tırılmaktadır. Bütün bunların yanında ülkemizdeki işçi ücret leri Avrupa ülkeleri, Amerika ve Japonya'daki ücretlerin çok altında kalmıştır. Dünyada ve Türkiye'de hızlı fiyat artışla rının başladığı 1971 yılından bu yana işçi ücretlerinde görü len artışlar da Türkiye'de diğer ülkelerdeki artışların çok ge risinde kalmıştır. 1971 1974 yılları arasındaki dönemde Av rupa ülkelerinde işçilerin or talama saat ücretlerinde yak laşık yüzde 100 oranında bir artış olurken bu artış Türki ye'de yüzde 50'ye bile ulaşama mıştır.

Verilere göre Japonya'da 1971 yılında 18 lira 60 kuruş olan ortalama saat ücreti, 1974 yı lında 34 lira 20 kuruşa, Fran sa'da ise 31 lira 20 kuruştan 49 lira 80 kuruşa çıkmıştır. Aynı dönemlerde Türkiye'de or talama saat ücreti ise 1971 yı lında 5 lira 62 kuruşken bu rakam 1974 yılında ancak 8 lira 75 kuruşa çıkabilmiştir. Ayrıca ülkemizde sosyal sigor talara kayıtlı işçilerin orta lama saat ücretlerinde bölge ' lere, özel kuruluşlarda ya da kamu kuruluşlarında çalışmala rına göre de farklılıklar gö rülmektedir. Ne var ki Türkiye de işçi ücretlerindeki artışın hızla artan hayat pahalılığı karşısında etkisiz kaldığı is tatistiklerden anlaşılmaktadır. Örneğin enflasyon oranı, 1971 yılında yüzde 15,9 iken 1974 yılında en yüksek düzeye çıka rak yüzde 29,9'a ulaşmıştır. Enflasyon oranı ülkemizde 1975 yılında da artışını sürdürerek bu yılın ilk üç ayında yüzde 7'ye varmıştır.

1971 öncesi gençlik liderlerin den, İnşaat Yüksek Mühendisi Harun Karadeniz, 15 Ağustos 1975 tarihinde istanbul'da Sinüstür.

1942 yılında Giresun'un Alucra ilçesinde doğan Harun Karade nit, orta öğrenimini Samsun'da yapmış, 1962 yılında İstanbul Teknik üniversitesine girmiş tir. 1963 1964 yıllarında öğ renci örgütlenmesinde adı du yulmaya başlayan Harun Kara deniz çeşitli öğrenci dernek lerinde yöneticilik ve başkan lık yapmıştır.

12 Hart sonrası sıkıyönetim döneminde TKP ve Dev Genç da valarında yargılanan Harun Karadeniz, kanser teşhisi ko nan ve ilerlemekte olan hasta lığına ve bu konudaki kesin doktor raporlarına rağmen pa saport alamamış ve yurt dışına tedaviye gidişi uzun süre en gellenmiştir. Bu dönemde üç kez tutuklanan Harun Karadeniz'in TKP davası hâlâ sürmekteydi ve son olarak 27 Temmuz 1975'de mahkemeye çağrılmıştı.

Harun Karadeniz, uzun çabalar ve Uluslararası Af örgütü ile benzeri kuruluşların da talep leri sonucu 1974 yılı başında nihayet yurt dışına çıkma izni alabildiğinde, yabancı hekim ler tarafından artık çok geç olduğu, daha önce müdahale e dilemediğinden ölümle karşı karşıya bulunduğu belirtilmiş ti.

16 Ağustos 1975 günü toprağa verilen Harun Karadeniz'in ce naze törenine binlerce kişi katılmış, törene katılanlar Kadıköy Osmanağa Camiinden Ka racaahmet mezarlığına doğru bir kortej meydana getirmiş lerdir. Cenaze törenine 200'ün üzerinde çelenk gönderildiği dikkati çekmiştir.

Cenaze törenine eski ve yeni öğrenci liderleri, pek çok ta nınmış yazar, bazı profesörler ve bir kısım CHP milletvekil leri de katılmışlardır.

Bu arada korteje sivil polisler de sızmaya çalışmışlardır. Ni

tekim, bunlardan biri törene katılan gençler tarafından ta nınınca, bu kişi tabanca çeke rek kendisini kovalayanların elinden kaçmıştır.

Cenaze Karacaahmet'e getiril diğinde, burada duvarın üstü ne konmuştur. Cenazenin başın da bir kısım öğrenci liderleri, meslek odaları temsilcileri konuşmalar yapmışlardır.

BİLDİRİLER

Çeşitli kuruluşlar, Harun Ka radeniz'in ölümü dolayısıyla yayınladıkları bildirilerle, Karadeniz'in genç yaşta ölme sinden duydukları üzüntüyü bil dirmişler ve bundan 12 Mart sonrası yönetimlerinin sorumlu olduğunu belirtmişlerdir.

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Dr. Erdal Ata bek, bir demeç vererek, "Harun Karadeniz'in ölümü insanların kut8al hakkı olan "sağlık hak kı "n in çağdışı ve ilkel bir davranışla çiğnenmesinin acı sonuçlarından birisidir" demiş tir. Dr. Atabek demecini şöyle sürdürmüştür:

"Hasta olduğu bilindiği ve bu durum tıp adamlarının raporla rıyla saptandığı halde yurt dı şına çıkışı engellenmiş, kötü hastalığının tedavisi gecikti rilmiş ve böylece Harun Kara deniz bu sonuca itilmiştir.

Düşünce ayrılıkları ve bundan doğan sonuçlarla insanlara be densel ve ruhsal işkenceler yapmak insanlık anlayışıyla bağdaşmayan bir tutumdur. Kaldı ki, suçlu sayılsın sayılmasın her insanın sağlık hakkı doku nulmaz bir haktır. Bu hakkın engellenmesi büyük bir sorumlu luktur ve bu durumdan o dönem lerin yetkilileri sorumludur lar."

İnşaat Mühendisleri Odası Yö netim Kurulu da yayınladığı bildiride "Halkın mücadelesi uğruna sağlığını tümüyle yiti rerek dünyadan göçüp giden ar kadaşımız ve Oda üyemiz yurt sever Harun Karadeniz'in devrim ci uğraşılarının geride kalan larca sürdürüleceğinden kimse nin kuşkusu olmamalıdır. Faşizm insanın fiziksel olarak tüken mesini sağlayabilir, fakat fi kirleri de öldüremeyeceğini bilmelidir" demiştir.

ONU ÖLDÜRENLER, ANAYASAMIZI HALKIMIZA LAYIK GÖRMEYENLERDİR

Harun Karadeniz'in ölümü dola yısıyla, aralarında Odamız İs tanbul Şubesinin de bulunduğu 14 teknik eleman kuruluşu, ya yınladıkları bildiride özetle şöyle demişlerdir:

"Bu olayın altında yatan gerçek leri kamuoyuna açıklamayı ve bu ölümün sorumlusu olan faşiz min insanlığa karşı tavrını bir kere daha sergilemeyi görev biliyoruz.

Harun Karadeniz ilerici, yurt sever ve halkından yana bir aydın, tüm hayatı boyunca doğru bildiği yoldan şaşmayan, yürek li bir insandı. Bunlar, halk düşmanlarının sevmediği, iste mediği, günahından korktuğu gibi korktuğu yeteneklerdir. Bu nedenle, Harun Karadeniz'in yargılandığı mahkemelerde ve rilemeyen ölüm kararını, onu kanserin pençesinde tedavisiz, dört duvar arasında çaresiz bı rakarak aldılar. Ve mahkemeleri baskı altına .alarak yapamadık larını, doktor raporları yurt dışında tedaviyi zorunlu kıl mışken, aylarca pasaport verme yerek, onu yavaş yavaş öldüre rek yaptılar.

Bütün bunları yapanlar,, otuzun da, yaşamaya, halkına hizmete doyamamış bu insanı sinsice öl dürenler kimlerdir?

Anayasamızı halkımıza layık görmeyenlerdir. Sosyal bilinç lenmenin ekonomik gelişmeyi geç tiği fetvasını vererek, işkence tezgahları kurduranlardır. Ame rika toplumunun bunalımını, hal kımızın ektiği haşhaşı yasakla tarak gidermek isteyenlerdir. Yani faşistlerdir.

Harun Karadetfiz öldü... Hayır; bilerek, isteyerek, özel yöntem ler kullanılarak öldürüldü. Ama halkımız yaşıyor. Ve Harun, halkımızın kalbinde yerini al dı. Onun nabzı yapılan her grevde atacaktır... Gözleri, meydanları dolduran kalabalık ların gözleri ile beraber se vinç yaşları dökecektir. Yurt sever üniversite gençliğinin dudakları onun dudakları ile beraber ses verecek; ölümü, zindancıların, sermayenin tera zisi ile adalet dağıtanların, kontr gerillacıların kâbusu o lacaktır."

' :T.' j

••» a :

Dergiye basılmak üzere gön derilecek yazıların Kasım 1974 sayımızla verilen ekteki koşullara uygun olması gere kir. Yayın Kurulu yazılarda gerekli gördüğü değişiklik leri yapabilir. Dergimize gönderilen yazılar basılsın ya da basılmasın geri veril mez. Yazı ve ilanlardaki fi kirler yazarlarına aittir; Odayı ve Dergiyi sorumlu kıl maz. Dergide basılan yazılar kaynak göstererek aktarılabilir.

Yazı Ücretleri (daha önce yayım lanmış yazılara ücret ödenmez)

Dergi sayfası başına

Telif yazı

80 TL

Çeviri yazı

60 TL

İlan Tarifesi

Ön iç kapak

1350 TL

Tam iç sayfa

1000 TL

Yarım iç sayfa

500 TL

Arka iç kapak

1250 TL

Arka dış kapak

2000 TL

Küçük ilan (cm.sütun) 50 TL

Föy Tarifesi

1. yaprak

1200 TL

2. ve sonraki her yaprak 500 TL

Bu fiyatlar, basılmış olarak verilen föyler için geçerli dir. Basım da dergimize ait olursa, kağıt ve film mali yeti ücrete eklenir. Bu hal de, istenen baskı ve kağıt kalitesinin de bildirilmesi gerekir.

Renkli ilanlarda her renk için; kapakta 550 TL, iç say fada 500 TL renk farkı alınır.

İlanlara ait film ve tertip masrafları ilan sahibine aittir.

Elektrik Mühendisliği Dergisi Elektrik Mühendisleri Odası üyelerine ücretsiz gönderilir.

Sayısı 10, yıllık abonesi 120 (elektrik mühendisliği öğrencileri için 35) TL'dır.

ÜÇER OFSET

Ankara 1975

r i ;..:•• ı

ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI TEMSİLCİLİKLERİ

Adana Sefa Kur d ak Çukurova Elektrik A.Ş.

Eskişehir

İsmet Erorta

Yunus Emre Cad., No 67

Malatya

Hasan Baran

Mazıcı Işhanı, Kat 2, No 204

Antalya

Erkan Tarıman

Murat Paşa Vakıf Işhanı

Kat 5, No 15

Aydın

Mustafa Yaprak

6. Bölge Müdürlüğü

Balıkesir

Şahin Şen

SEKA Müessese Müdürlüğü

P.K.201

Bitlis

Hasan Dalkıran

Tekel Tütün Fabrikası

Burdur

İrfan Bilgin

Uzun Çarşı, No 46

Bursa

Necmettin Çamlı

TEK 3. Bölge Müdürlüğü

Denizli

Abdullah Şavklı

tiler Bankası Başmühendisliği

Diyarbakır Burhan Elçioğlu TEK Bölge Başmühendisi

Elazığ

Kenan Elmasulu

Yapı İşleri 10.Bölge Md.lüğü

Gaziantep

Alı Ercan

Hürriyet Cad.,

Kamil Afat Işhanı, Kat 3

İçel

Ali Öztürk

Elektrik İşletmesi Müdürü

İzmit

Sait Bülbül

Belediye Elektrik İşletmesi

K.Maraş

A.Haşim Tekçiçek

Hükümet Cad., No 11

Karabük

Ömer Çolâkoğlu

Bayır Mah.,

Fevzi Çakmak Cad., No 18/C

Kastamonu

Fehmi Tuncel

Belediye Cad., No 46/A

Kayseri

Yetkin önem

TEK İşi.ve Bkm. Başmüh., PK.9

Konya

Birol Adalığ

15. Bölge Müdürlüğü

Kütahya

Rüştü Kaytancı

Yapı İşleri 4.Bölge Müdürlüğü

Muğla

Şakir Ülkü

İller Bankası Başmühendisi

Nevşehir Şahin Yurtbeğendi Şehir Palas Oteli

Niğde

Mustafa Karadal

Aşağı Kayabaşı Mah..,

Kuyulu Çıkmazı, No 5

Rize

Halil Sağol

Başmühendisliği

Sakarya

Faruk Aloğlu

TEK 4. Bölge Başmühendisliği

Samsun

Ataman Kiniş

TEK Bölge İşletme ve Bakım

Başmühendisi

Sinop

Muzaffer Sarılar

Boeing Serv. Inc. Radar

Trabzon

Kemal Kazmaz

İller Bankası 9.Böl.Md.lüğü

Urfa

Mahmut Tellalbaşı

Belediye ESO İşletmesi

Zonguldak

İbrahim Tatbul

KBA Şebeke Md., 2.Bölge

Çatalağzı Başmühendisliği