Elektrik Mühendisliği · Sayı 226 · Ekim 1975
OLAYLAR - YORUMLAR
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1975
- Sayfa
- 7
- Okuma süresi
- 20 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- Ortakpazar
- yabancı sermaye
- Merkez Bankası
- dış borç
- Demirel hükümeti
- İspanya idamları
Özet
Yazı, Ortakpazar'ın Türkiye'den istediği yabancı sermaye kolaylıkları, Demirel (MC) hükümeti döneminde emisyon hacmi ve dış borçlanmadaki artışları ile İspanya'daki idamların uluslararası tepkilerini bir araya getiren güncel olay-yorum derlemesidir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ORTAKPAZAR, İSTEDİĞİ YABANCI SERMAYE ÖDÜNLERİNDE CEPHE HÜKÜMETİNE GÜVENİYOR
Türkiye'deki yabancı sermaye yatırımlarının yarısından faz lasına sahip olan Ortakpazar, yabancı sermaye konusunda yeni ödünler istemektedir. Yabancı sermaye girişlerinin daha da serbestleştirilmesi, Ortakpa zar sermayesine üçüncü ülke sermayesine göre bazı kolaylık lar tanınması ve yabancı serma ye izinlerindeki formalitele rin basitleştirilmesi şeklinde belirlenen yeni isteklerle il gili olarak Ortakpazar, "S.De mirel başkanlığındaki, Türki ye'deki yabancı özel yatırım ların öneminin artırılmasına prensip olarak taraftar olan yeni hükümete güvenini açıklamaktadır.
Ortakpazar'ın bu isteklerine karşılık Dışişleri Bakanlığı "Devlet Planlama Teşkilatında bulunan karar mercii, uygula mayı yürüten organ olan Tica ret Bakanlığına devredilmeli dir" önerisiyle ortaya çıkmak tadır. Bu önerinin gerçekleşme si halinde yabancı sermaye i zinleri verilirken kalkınma planlarına uyumla ilgili biçimsel koşul da ortadan kalkmış olacaktır.
NATO Genel Sekreteri Luns'un devam eden Amerika ambargosu nun Batı yanlısı Demirel hükü metini ayakta tutmak için kal dırılmasını istemesinden sonra AET Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Raportörü Batı Alman ya Hristiyan Demokrat Partisi Milletvekili M.Klepsch de Ortak pazar adına MC Hükümeti başkanı
Demirel 'e güvenini belirtmektedir.
Raportör Klepsch hazırladığı raporda en büyük ağırlığı ya bancı sermaye konusuna vermek tedir. Klepsch, "yabancı serma ye geleneksel olarak Türkiye'de bazı zorluklarla karşılaşmakta" demektedir. Klepsch raporunda mart 1971 tarihinden itibaren getirildiğini ileri sürdüğü ka yıtlayıcı hükümleri şu şekilde açıklamaktadır: "Bu hükümlere göre yabancı sermaye, katılma yolu ile (bütün sermayenin yüz de 50'sinden azını teşkil ede cek) yalnız Türk sermayesinin finanse edemiyeceği kadar bü yük projelere, ileri teknolo ji getirmek kaydıyla ve ihra cata yönelik sahalara (AET i çinde yardım görmeksizin reka bet edebilme şartı ile) işti rak edebilecektir. Bugüne ka dar yabancı sermaye Türkiye'ye en fazla saç, kauçuk ve turizm endüstrisi için gelmiştir."
Klepsch raporunda Ortakpazar' in yabancı sermaye konusunda istediği yeni ödünler şöyle sı ralanmaktadır: "Avrupa Heyeti üyeleri, AET kaynaklı yaban cı sermayenin (bu, Türkiye' ye gelen toplam yabancı sermayenin miktar olarak ya rıdan biraz fazlasını teşkil etmektedir) üçüncü ülkelerden gelen yabancı sermayeye nazaran daha fazla bazı kolaylıklardan istifade etmesi ve özellikle yatırım izni alınması konusun daki formalitelerin basitleş tirilmesi hususlarında ümitle rini ifade etmişlerdir."
Bu ümidin kaynakları ise Klepsch raporunun yabancı ser maye ile ilgili bölümünün son paragrafında şu şekilde ifade edilmektedir: "S.Demirel Baş kanlığındaki, Türkiye'deki ya bancı özel yatırımların önemi nin artırılmasına prensip ola rak taraftar olan yeni Hükümet, Türkiye'nin kalkınmasına büyük ölçüde yardımcı olacak bu saha da daha rasyonel bir sistemin bulunmasına ve bunun yetkili Türk idareleri tarafından tat bikine belki ki biz bunu ihnid ediyoruz imkan verebilecektir."
AET Türkiye Karma Parla mento Komisyonunun Raportörü M.Klepsch'in hazırladığı rapor üzerine bir çalışma yapan Dış işleri Bakanlığı ise yabancı sermaye sorununa da el atmış tır. Bakanlık, Devletin, Tür
kiye'de yabancı sermaye yatırı mı yapacak firmayı ve sonra da yerli ortağı bularak, bunların bir leşmesini sağlamasını istemektedir.
Klepsch Raporu üzerine Dışiş leri Bakanlığının hazırladığı notun beşinci sayfasında "Ya bancı sermayenin Türkiye'ye gelişini kolaylaştırmak ve teş vik etmek için" Dışişleri Ba kanlığının bulduğu bazı öneri ler yer almaktadır, a, b, c, d olarak sıralanan bu öneriler;
a) Yeni bir organizasyon kurmak veya Ticaret Bakanlığı bün yesinde kurulu üniteyi yeni yetkilerle mücehhez kılarak, önce ülkemizin yabancı ser mayenin yatırım yapmasını istediği alanları tesbit et mek, sonra bu alanlarda ya tırım yapacak yabancı serma yedarı bulmak, sonra bunlar la ortaklık yapabilecek yer li ortakları bulup biraraya getirmek lazımdır.
Yabancı ortağın kendiliğin den gelmesi beklenirse, cid di yatırımcı bulmak güçleşir. Bu organizasyonun iyi çalış ması için gerekirse ticaret ateşeliklerinden istifade edilebilir. b) Hükümet yabancı sermaye po litikasını açık ve detaylı bir biçimde ilan etmeli, hangi saha ve sektörlerde yabancı sermaye istediğini, hangi tür yabancı sermayeyi teşvik edeceğini açıkça be yan etmelidir. Daha da öte, yabancı sermayeye uygulaya cağı yöntemleri dahi açık lamalıdır. c) Bugün 6224 sayılı kanun uy gulamasında karar, icra ve itiraz organları ayrı mer cilerdir. Gerek yabancı ser mayenin kabulü ve gerekse uygulaması prosedürünü kı saltmak için bu organlar birleştirilmelidir. Devlet Planlama Teşkilatında bulu nan karar mercii, uygulama yı yürüten organ olan Ticaret Ba kanlığına devredilmelidir.
d) Bunlar dışında, Türkiye'ye gelecek yabancı sermayenin herşeyden önce ülkede siya si istikrarın mevcudiyetini de arayacağı gözden uzak tu tulmalıdır."
şeklinde sıralanmaktadır.
CCumhuriyet, 29 Eylül 2975;
DEMİREL HÜKÜMETİNİN KURULUSUNDAN BU YANA EMİSYON HACMİ YOZDE 24 GENİŞLEDİ
Eylül ayının ilk haftasını içe ren Merkez Bankasının son haf talık durumuna göre MC Hüküme tinin kurulduğundan beri emis yor hacmindeki genişleme yüzde 24'ü bulmuştur. Böylece 5 ay lık bir zaman kesitinde emis yon hacmi 7,5 milyar liralık bir artış göstermiş olmaktadır. Ortalama olarak her aya 1,5 milyar liralık emisyon geniş lemesi düşmektedir. Döviz re zervlerinin eridiği bir dönem de bu tür bir artışla ilk kez karşılaşılmaktadır.
Merkez Bankasının son haftalık durumunda en önemli iki geliş me kamu kesimi ile tarım kesi mine açılan kredilerde görül mektedir. Uzun zamandır sabit bir düzeyde kalan tarım kesimi kredileri, destekleme alımla rıyla birlikte artış gösterme ye başlamıştır. Bir hafta için 4e tarım kesimine açılan Merkez Bankası kredileri 800 milyon liralık bir artış göstermiştir. Hazine kredilerindeki artış i se 400 milyon lira çevresinde olmuştur. Bu artışla birlikte MC Hükümeti kurulduğundan beri kamu kesimine açılan kredi hac minde genişleme yüzde 44'U bul muştur.
Diğer yandan brüt döviz rezerv leri 1 milyar 200 milyon dolar çevresindeki düzeyini korumak tadır. Bir hafta içinde brüt döviz rezervleri 5 milyon do lar artarken, net döviz rezerv leri 4 milyon dolarlık bir a zalma göstermiştir. Brüt döviz rezervlerinin mevcut düzeyini koruması, ağustos ayında ihra catın 120 milyon dolar çevre sinde olması ve yurt dışındaki işçilerin kesin dönüşlerinin devam etmesiyle açıklanmakta dır.
Dövize çevrilebilir mevduat he sapları yoluyla gelen dövizler de önemli bir gelişme izlenme mektedir. DÇM dövizleri 700 milyon doların biraz üzerinde bir gelişme göstermektedir. Bu durum DÇM dövizlerinin ge
liş hızının çok yavaşladığını ortaya koymaktadır. Nitekim haziran ayında 300 milyon do larlık ve temmuz ayında 160 milyon dolarlık bir DÇM giri şine karşılık ağustos ayında toplam olarak 70 milyon dolar lık yeni DÇM dövizi gelmiştir.
(Cumhuriyet, 19 Eylül 1975)
MC HÜKÜMETİNİN KURULUSUNDAN BU YANA 1,5 MİLYARLIK YENİ DIS BORÇ ALINDI
"Dış alemde Türkiye'nin yal nızlığını ortadan kaldırmak" sloganıyla kurulan MC hüküme tinin bu slogandan ne anladığı ortaya çıkmıştır. MC hükümeti nin görevde bulunduğu beş ay lık dönemde içinde Türkiye 1 milyar 51 milyon dolarlık yeni dış borç yapmıştır. Bu dış borç Türk lirasıyla 15 milyar
lira çevresindedir. Böylece MC hükümetinin görevde bulun duğu her ay için Türkiye 3 mil yar lira borçlanmış olmaktadır
Merkez Bankası'nın son hafta lık durumuna göre, Dövize Çev rilebilir Mevduat (DÇM) yoluy la yapılan borçlanma 768,8 milyon dolara ulaşmıştır. Bu borçlanma MC hükümeti kurul duktan sonra yapılmıştır.
MC Hükümeti DÇM dışında, Ulus lararası Para Fonu (İMF), Eko nomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) gibi uluslarara sı kuruluşlar aracılığıyla da 292,4 milyon dolarlık borç al miştır. Toplam borç miktarı 1 milyar 50,9 milyon dolar ol maktadır. Türk parası cinsin den MC hükümetinin yapmış ol duğu borç 15 milyar lira çev resindedir.
MC hükümeti, bu büyük borçlan maya rağmen döviz rezervleri nin erimesini önleyememekte dir. Bir hafta içinde brüt dö viz rezervleri yeniden 44 mil yon dolar azalmıştır. Net dö viz rezervleri ise eksi 534,1 milyon dolara ulaşmıştır.
Merkez Bankası'nın son hafta lık durumunda, döviz dışında önemli gelişme görülmemekte dir. Kamu kesimine açılan kre diler bir önceki düzeyini ko rumaktadır. Dövizlerdeki sıkın tılar dolayısıyla kamu kesimi nin transferlerinin fiilen dur durulması, kamu kesimi harca malarının genişlemesini önle mektedir.
AKTİF
MERKEZ BANKASI HAFTALIK DURUMU (Milyon TL) (Rezervler ve DCM Milyon Dolar)
28.3.975
5.9.975
12.3.975
(MC Hükümeti) (Geçen Hafta) (Son Hafta)
Altın+Döviz Kamu Kredileri özel Sektör Kredileri Tarım Kredileri Diğer Aktifler TOPLAM PASİF Emisyon Döviz Mevduat Mev.Munzam Karşılı Diğer Pasifler BRÜT REZERV NET REZERV DÇM
18,549 29,392
8,735 15,441 12,005 85,347
32,055 227
3,794 22,142 26,929
1,322,0 + 70
18,633 42,433
7,112 15,857 21,661 105,696
39,766 514
5,095 25,249 35,072
1,228,4 515,2 744
18,174 43,456
6,993 15,587 21.857 106,070
39,462 702
6,027 25,257 34,442
1,184,5 534,1 768,8
(Cumhuriyet, 26 Eylül 1975) 451
ispanyadaki idamların ardından...
Haklarında verilen idam ceza ları günlerce dünya kamuoyunu meşgul eden beş İspanyol genci, 27 Eylül 1975 sabahı kurşuna dizilerek idam edildiler. İdam edilen gençlerden ikisi ayrılıkçı Bask hareketinin ör gütü olan ETA üyesiydiler. Bun lardan Juan Parades Manot'un Bask ayrılıkçı hareketinin li deri ve ETA'nın İspanya için deki faaliyetlerinin planlayı cısı olduğu açıklanmıştı. İdam
edilen diğer üç genç ise "Yurt sever Antifaşist Devrimci Cephe" adlı örgütün üyeleriydiler.
İspanyol hükümeti en son 26 Eylül Cuma günü yaptığı top lantıda, son bir kaç hafta i çinde İspanyol askeri mahkeme leri tarafından verilmiş 11 idam cezasını görüştü. Sonunda hükümet adına yapılan açıkla mada, içlerinde iki hamile ka dının da bulunduğu onbir kişi den beşinin idam cezalarının onaylandığı, diğerlerinin idam cezalarının ise yaşamboyu hap se çevrildiği bildirildi. İdam edilenlerin, 27 yaşındaki kay nakçı Ramon Garcia Sanz, 24 yaşındaki öğrenci Jose Baena Alonso, 21 yaşındaki öğrenci Jose Luis Sanchez, 22 yaşında ki Juan Parades ve 33 yaşında ki Angel Otaegui oldukları a çıklandı.
Başlangıçta bu gençlerin "Gar rote" denilen mengene usulüyle idam edilecekleri açıklanmıştı. Ancak infaz sabahı yetkililer ani bir karar değişikliğiyle idamların kurşuna dizilme yo luyla yapılmasını kararlaştır dılar. İdamlar konusunda ilk açıklama Burgos garnizon komu tanlığından yapıldı. Bu açık lamada gençlerin kendi yakın larının gözü önünde kurşuna dizildikleri bildirildi. Dün ya kamuoyunun baskısına rağ men yerine getirilen idam ce zalarının Burgos, Barselona, ve Madrit yakınlarında infaz edildiği askeri yetkililer ta rafından açıklandı.
İdamlar dünya kamuoyunda geniş yankılar yaptı. Birçok devlet başkanı idamların infazını dur durmak için girişimlerde bulu
nurken, idamlardan önce ve sonra Avrupa başkentlerinde büyük gösteriler yapıldı.
İdamlardan sonra Danimarka başkenti Kopenhag'da dalgalar halinde İspanyol büyükelçili ğine saldıran göstericiler, büyükelçilik binasını, turizm bürosunu ve İspanyol büyükel çisinin ikametgahını tahrip ettiler. Hollanda'da Başbakan
Joop Den Uyl'un önderlik etti ği ve ülkenin bütün siyasal parti ve gruplarının katıldı ğı büyük bir protesto gösteri si yapıldı. Gösteride konuşan Başbakan Uyl, "İspanyol halkı nın yanındayız. Hollandalılar dan, Franco'nun kanlı yöneti mini protesto etmek ve İspan yol halkına yardımcı olmak i çin bu ülkeye turist olarak gitmemelerini istiyorum. İs panya'nın Costa Brava kıyıla rında güneşlenen hiçbir Hollan dalı kendini İspanyol halkının dostu sayamaz" dedi. Aynı gös teriye katılan diğer parti li derleri de İspanya'deki idam ları sert bir dille kınadılar. İsveç Başbakanı Olof Palme, Franco yönetiminin kendi kuyu sunu kazdığını söylediği bir konuşmasında, idamları kınadı ve İspanya'nın yalnızlık için de bir ülke haline geldiğini belirtti. Bu arada İsveç'in birçok bölgesinde ve ayrıca Stokholm, Göteberg ve Malmö kentlerinde büyük gösteriler yapıldı.
İnfazlardan sonra Fransa'nın başta Paris olmak üzere birçok kentlerinde büyük gösteriler yapıldı. Bir yabancı gözlemci, Paris'teki İspanyol aleyhtarı gösterileri, 1968 yılında pat lak veren öğrenci işçi göste rilerine benzetti.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı, infazların durdurulması için iki kez İspanya Hükümeti nez dinde girişimde bulunduğunu açıkladı.
Portekiz başkenti Lizbon'da 26 Eylül Cuma akşamı başlıyan ve bütün cumartesi günü devam eden gösterilerden sonra İs panyollara ait binalar tahrip edildi. Elçilik binasına giren Portekizli göstericiler bütün resmi belgeleri yaktılar ve eşyaları tahrip ettiler. Güven lik kuvvetlerinin göstericile re müdahalede bulunmadığı, bu
arada bir gece önce Lizbon'a gelen İspanyol büyükelçisinin tekrar Madrit'e döndüğü öğre nildi.
Merkezi Prag'da bulunan Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu, dünyadaki bütün işçi sendika larına ve örgütlerine bir çağ rıda bulunarak, İspanya'da öldürülen beş genç için işi durdurmalarını istedi. Fede rasyon, çağrısında gösterile rin her ülkedeki İspanyol el çilik ve konsolosluklarının önünde yapılmasını önerdi. Dünya İşçi Sendikaları Fede rasyonu ayrıca 2 Ekim gününü İspanyol yurtseverleri için dayanışma günü olarak ilan et ti.
Londra Avrupa İşçi Sendikala rı konfederasyonu, 2 Ekim gü nü Franco rejimini protesto etmek amacıyla mitingler dü zenledi ve İspanya'ya ekonomi, ticaret, haberleşme ve ulaşım ambargoları koymak için hare kete geçti. Belçika'nın iki büyük işçi sendikası, Belçika ve İspanya arasındaki kara, hava, deniz ulaşımını ve ay rıca her türlü posta ve tele fon haberleşmesini 1 Ekimden itibaren üç gün süreyle kesti.
Avusturya sendikaları da 30 Eylülden itibaren İspanya'ya hertürlü kara, deniz ve hava yolu ulaşımını durdurdu. İs veç İşçi Sendikaları da ula şımı 36 saat süreyle durdur duklarını açıkladılar. İngiliz liman işçileri İspanya'ya gi den ve İspanya'dan gelen ge miler için çalışmayacaklarını söylediler. Aynı şeyi Yunan emekçileri de yaptılar.
Beş gencin idamının infazı İspanya'da da tepki ile kar şılandı, ülkenin birçok ken tinde karışıklıklar çıktı. 1 Ekimde Madrit'de patlak veren olaylarda 3 polis öldürüldü. San Sebastian'da bazı iş kol larında greve gidildi. 28 Ey lülde Madrit'de 2000 kadar gösterici "San îsidro" kated rali önünde toplanarak idam ları protesto, ettiler. Bugüne kadar faşist Franco rejiminin baş destekçisi olan İspanyol Katolik Kilisesi dahi idamla ra karşı çıktı. Kilisenin res mi organı olan "Ya" gazetesin de 28 Eylülde idamları sert bir şekilde kınayan bir yazı yayınlandı. İspanya'nın bir
ölüm kalım mücadelesi vermek te olduğunu belirten gazeteye göre, Franco yönetiminin ül kede liberalleşme akımını des tekliyecek yerde baskı yöntem lerini tercih etmesi İspanya' yi felakete götürecek. Ya'nın yazısı şöyle devam ediyor: "Rejim herkesin barış ve öz gürlük 'içinde yaşamasını sağ lıyacak ortamı yaratmazsa, bun dan en çok kendisi zarar göre cek."
Aynı gazete Batı Avrupa ülke lerinin İspanya'nın iyiliği için Franco yönetimine baskı yapmakta olduğunu, Amerika'nın ise baskı yapmaktan kaçınarak yönetimi cesaretlendirdiğini ileri sürdü. "Ya" ya göre Kissinger'in üsler konusunda İspanyol yönetimi ile görüşme leri devam ettirmesi sadece rejimi cesaretlendirmekte ve uzun vadede İspanya'nın zara rına olabilecek nitelikler taşımakta. "Ya" gazetesi Ame rika'nın İspanya'yı Batı Av rupanın yaptığı baskılara karşı korumakta olduğunu da belirtti ve bunun İspanyol halkının yararına olmadığını ilan etti.
ÇAGLAYANGİL İSPANYA'DAN ÖZÜR DİLEDİ
Dünyada bu olaylar olurken, üç yıl önce dünya kamuoyunda İspanya'nın bugün karşılaştı ğı tepkilerle karşılaşan Tür kiye'de ise Ankara Belediye Başkanının idamları sembolik anlamda protesto etmek ama cıyla Ankara'daki İspanyol Büyükelçiliğini bir hafta sü reyle belediye hizmetlerinden yararlandırmama girişimi "dış politikayı etkileme ve dost Ül kelerle ilişkileri zedelen»" gerekçesiyle önlendi ve Dalokay hakkında Ankara Devlet Güven lik Mahkemesince soruşturma açıldı. Bu arada, Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayan gil'in İspanyol büyükelçili ğine bizzat telefon ederek Dalokay'ın davranışından ötü rü üzüntü duyduğunu belirtti ği ve özür dilediği öğrenildi.
CHP Genel Başkanı Ecevit ise, pekçok ülke İspanya'deki tem silcisini geri çekerken Tür kiye'nin sustuğunu belirterek, "Susmaları doğaldır, çünkü bunlar da Franco kafalıdır" dedi.
odtii de kıyım
Orta Doğu Teknik Üniversite sinde bitirilemeyen yarıyılın ve yapılamayan sınavların so nunda öğretim üyelerinin öğ rencilere geçmez notu vermele ri için rektörlükçe baskı al tına alınmalarından sonra Ey lül ayı başında Mütevelli He yeti 25 öğretim üyesinin bü yük çoğunluğu politik neden lerden görevine son verdi.
ODTÜ'deki bu son işten çıkar malar 5 yıldanberi sürdürülen kıyımın bir devamı. 1970 yı lından bu güne ODTÜ'de işine son verilen öğretim üyeleri nin sayısı 60 dolayında. Kı yımdan en büyük "payı" alan Mimarlık Fakültesi artık ça lışamaz durumda.
ODTÜ'NÜN ÇAĞDAŞ VE DEMOKRATİK BİR KURUMA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ ÇABALARINA TOPLUMUN DEMOKRASİ YANLISI BÜTÜN GÜÇLERİ KATILMALIDIR.
İşlerine son verilen ODTÜ öğ retim üyeleri 17 Eylül günü bir basın toplantısı yaptılar. Basın toplantısında arkadaş ları adına konuşan İlhan Te keli, kimi öğretim üyelerinin eğitim yapılmadığı gerekçesiy le sınava girmeyen öğrencile re not vermekten kaçındığını ya da rektör yanında yer ala rak "geçmez notu" verdiğini, kimilerinin de bütün öğrenci lere geçer bir not verdiğini söyleyerek, ortaya bir "keş mekeş" çıktığını belirtti ve "sorunun çözümü artık yargı organlarına kalmıştır" dedi. İlhan Tekeli konuşmasının son bölümünde şunları söyledi:
"ODTÜ öğrencilerinin yüzde doksanı sınavlara girmeyerek tüm mesleki hayatlarını, top lum içindeki, gelecekteki yer lerini riske atarak büyük bir dayanışma göstermişlerdir. Böyle büyük bir kitlenin böy le büyük risklere girmesini üç beş kişinin kışkırtması ile açıklamak olanağı yoktur. Çağdaş olmanın mücadelesini vermektedirler. Her mücadele gibi bir pahası olmaktadır. Bu paha daha ne kadar ödenil
meğe devam edecektir. Ta ki karar vermede sorumlu politi kacılar ve yöneticiler çağ dışı yönetimin sürdürülmesi nin kendilerine çok pahalıya geldiğini öğreninceye kadar. Bunu öğretmek toplumun demok rasi yanlısı güçlerine düşmek tedir. ODTÜ'nün çağdaş ve de mokratik bir kuruma dönüştü rülmesi çabalarına bütün güç leri ile katılmaları gerekir. Susmak bugünkü yönetim ve onu görevlendiren, bu davranışları nı da destekleyen, belki de yol gösteren siyasal güçler le bütünleşmekten başka bir şey değildir.
Son günlerde basın yoluyla, kamu oyuna yansıtıldığı gibi ODTÜ'de yirmibeş öğretim üye sinin işine keyfi bir şekilde son verilmiştir. Bu olay ODTÜ1 de bir yıldanberi oynanagel mekte olan büyük bir oyunun parçasıdır. Oynanan oyun bu öğretim üyelerinin üniversite den uzaklaştırılmasının çok ötesindeki nihai hedeflere sa hiptir. Asıl ulaşılmak iste nilen çok daha büyük sayılar da öğretim üyesi ve öğrencinin üniversiteden uzaklaştırılması ile bugünkü üniversite yöneti cilerinin ideolojisine uygun, sindirilmiş bir üniversite ya ratmaktır."
Üniversitenin sorunlarının buhranı yaratanlarca, bilim sel, akılcı yollarla kurumsal düzenlemeler yapılarak değil, kuvvet kullanarak çözülmek is tendiğini de belirten İlhan Tekeli, "aklın ve hoşgörünün yerine, kuvvet ve disiplin ko nulmak ve tek boyutlu bir üni versite yaratılmak istenmekte dir." dedi. Bu türlü baskıla rın yeni olmadığını, 12 Mart' tan beri sık sık uygulandığı nı, üniversitenin geçen yıl komandolara bastırıldığını, yurtların baskı altına alın dığını, sınavların öğrencile ri okuldan atmak için bir araç olarak kullanıldığını, 25 öğ retim üyesinin işine son ve rilmesinin de yöneticilerin nihai hedefe ulaşmak için at tığı adımlardan biri olduğunu da söyleyen Tekeli daha sonra şöyle konuştu:
"Üniversite yönetiminin son yıl içindeki tutumu bir üniver site tutarlılığı ile bağdaşmı yacak çelişkilerle doludur.
Üniversite bir yönden sınavla ra girmeyenleri yıl kaybı ve üniversiteden uzaklaştırmakla tehdit ederken diğer taraftan kamu oyuna öğrenci desteğinin kendi yanında olduğu kanısını uyandırmak için zayıf öğrenci leri özendirmeye kalkmış, rek tör yayın organlarında öğretim üyelerinin sınavlara giren öğ rencilere kolaylık gösterece ğini vadetmiştir. Bu üniversi te ciddiyeti ile bağdaşmıyan tutumlar öğrenciler üzerinde etkili olmamış, öğrencilerin yüzde doksanı imtihanlara ka tılamamıştır."
ODTÜ'NÜN BASKICI YÖNETİMİ DERHAL İSTİFA ETMELİDİR
Tüm Öğretim Üyeleri Derneği (TÖD) Başkanı Prof. Cevat Ge ray 23 Eylül'de verdiği demeç te ODTÜ'deki öğretim üyesi kıyımını MC iktidarı yanlısı Mütevelli Heyeti ile Rektörün yasadışı uygulamaları olarak nitelemiştir. "Devlet malına mütevelli olmaz" görüşünü sa vunan Geray, özetle şöyle de miştir:
"Orta Doğu Teknik Üniversite sinde sürdürülen öğretim üye si kıyımı, MC yanlısı yöneti min ve özerkliğe saygısı bu lunmayan Rektör ile Mütevelli Heyetinin giriştiği yasadışı bir harekettir. Temelde, ODTÜ1 nin siyasal iktidarlarca atan mış kişiler tarafından yönetil mesinin doğurduğu sakıncaların bir sonucudur.
Dokuz bin öğrencinin sorunla rı ve ailelerinin tedirginlik leri böylesine ters bir tutum la giderilemez. Yapılmayan derslerden öğrencilerimizi so rumlu tutan ve bunda öğretim üyelerini de araç olarak kul lanmak isteyen baskıcı yönetim derhal istifa etmelidir. Böy lece yarı yıl yapılmayan öğ retim tamamlandıktan sonra sı navlara gidilmeli, öğrenciler le ülkenin öğretim hayatına yapılan sonsuz uygulama sona erdirilmelidir."
YÖNETİCİLER SEÇİMLE GELMELİDİR
1 Ekim'de TMMOB, TÖB DER, TÜTED, TÜMAS ve TÖD ortak bir basın toplantısı düzenlediler. 5 kuruluş adına TÖD Genel Baş kanı Prof. Cevat Geray ODTÜ' deki yönetimin cephe hükümeti nin uzantısı olduğunu, yöneti
min siyasal iktidarın etki ve baskısından kurtarılması gerek tiğini savundu. Geray, "Bunun ön koşulu ise, üniversitenin kuruluş yasasında yapılacak bir değişiklik ile yöneticile rin yönetilenler tarafından seçilmesi ilkesinin getirilme sidir" dedi. ODTÜ yöneticile rinin kati ve uzlaşmaz tutum ları ile siyasal iktidara kar şı sorumlu ve bağımlı oldukla rını kanıtladığını öne süren Geray, "bu nedenle kendilerin den ODTÜ sorununun çözümü ko nusunda olumlu girişimlerde bulunmaları beklenemez. Yöne ticiler istifa etmelidir" de di.
TMMOB, TÖB DER, TÜTED, TÜMAS ve TÖD acil çözüm yolu olarak yarım kalan sömestrin tamam lanmasını ve okuldan uzaklaş tırılan öğretim üyelerinin du rumunun gözden geçirilmesini, uzun vadeli çözüm yolu olarak da, üniversitenin kuruluş ya sasının değiştirilmesini öner diler.
YENİ ÖĞRETİM ÜYELERİ VE ASİSTANLAR ARANKOR.
Birçok öğretim üyesinin işine kanunsuz olarak bir çırpıda ve sessizce son veren ODTÜ yö netimi, öte yandan gazetelere verdiği çarşaf kadar ilanlar la yeni öğretim üyeleri ve a sistanlar alınacağını açıklı yordu (4 ekim günlü gazeteler). Bu ilanlar üzerine Mimarlar Odası Yönetim Kurulu, üyeleri ne ve kamuoyuna bir açıklama yaptı. Bu açıklamada şöyle denildi:
"Odamız, ülke ve meslek çıkar ları doğrultusunda sürdürdüğü mücadelenin bir parçası olarak, böyle haksız bir işlemle kar şılaşmamış ve meslek onurları zedelenmeye çalışılan üyele rimizin yanında yer almakta kararlıdır. Bu üyelerimiz hak larını almak için yargı organ ları önünde desteklenecekler dir. Ayrıca, bu üyelerimizin kişiliğinde saldırıya uğrayan meslek, şeref ve haysiyetinin korunması için gereken herşey yapılacaktır.
3 Ekim 1975 günü İstanbul'da toplanan Yönetim Kurulumuz bu amaçla, ODTÜ Mimarlık Fakülte sinden atılan öğretim görevli leri yeniden işe alınmadıkça şu anda Fakültede görevli bu
lunan üyelerimiz dışında hiç bir üyemizin bu Fakültede gö rev almamasını kararlaştırmış tır. TMMOB yasasının 2 b ve 19. maddeleri, Mimarlar Odası Talimatnamesinin 6 ve 34 c mad delerinin verdipj yetkiye daya narak alınan bu harara tüm üye lerimiz uyacaklardır. Ülke ve meslek çıkarlarının gözetilme si doğrultusunda dayanışmanın sağlanmasında önemli adımlar atmış olan mimarlar topluluğu nun hiç bir üyesinin aykırı davranış içinde bulunmayacağı na inanmaktayız."
YURT DIŞINDA ÇALIŞAN İSÇİLERİN YÜZDE 52'si SENDİKAYA KAYITLI
Devlet Planlama Teşkilatı'nın yabancı ülkelerde çalıştıktan sonra Türkiye'ye dönen işçi ler arasında yaptığı bir araş tırmaya göre, yurt dışında ça lışan işçilerin sendikalaşma oranı yüzde 52'dir. Buna kar şılık Türkiye'deki işçilerin sendikalaşma oranının yüzde 24 olduğu saptanmıştır.
Araştırmalara göre, Türkiye' deki sendikalaşma oranı, işçi lerimizin kadın erkek oluşla rına ya da kır ve kent kesimin de yaşamaları yönünden büyük farklılıklar göstermektedir, öte yandan, yabancı ülkelerde çalışan kadın işçilerin yüzde 87,4'ünün Türkiye'deyken her hangi bir sendika ya da derne ğe üye olmadıkları; buna karşı lık erkek işçilerden yüzde 16,8 inin Türkiye'deyken sendika ü yesi, 8,2'sinin de dernek üye si oldukları anlaşılmıştır.
Türkiye'de, kır kesiminde çalı şan işçilerin yüzde 97'si sendikasızdır ki, bu, tarım sektöründe çalışan işçilerin sendikalaşma oranının çok dü
şük bulunduğunu ortaya çıkar maktadır. Bunun nedeni olarak da Türkiye'de Tarım İş Kanunu' nun henüz çıkmamış bulunması gösterilmektedir. Buna karşı lık, kır kesiminde çalışanla rın Türkiye'de ancak yüzde 3'ü sendikalı iken, bu oran yurt dışında yüzde 50,9'a çıkmakta dır. Kentte çalışan işçilerin sendikalaşma oranı Türkiye'de yüzde 37,7 iken yurt dışında yüzde 43,6'ya yükselmektedir.
Yurt dışında çalıştıktan sonra Türkiye'ye dönen işçilerin an cak yüzde 6'sı yeniden tarım sektöründe çalışmaktadır. Ke sin dönüş yaptıktan sonra Tür kiye'de çalışan işçiler ara sındaki sendikalaşma oranı ise yüzde 44,6'dır. Bu oran, hem yurt dışına gitmeden önceki, hem de yurt dışındaki sendika laşma oranlarından yüksektir.
(Yeni Ortam, 19 Eylül 1975)
BULGARİSTAN'DAN SONRA MC SİMDİ DE SOVYETLER BİRLİĞİ'NDEN ENERJİ ALIYOR
Türkiye Bulgaristan'dan sonra Sovyetler Birliği'nden de ener ji alacaktır, bu nedenle ekimin ilk günlerinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından bir teknisyenler grubu Moskova ve Batum'a giderek Sovyetler Bir liği'nden Türkiye'ye enerji a lınması için incelemeler yapa caktır. Türkiye'nin enerji üre timinin yetersizliği nedeniyle Bulgaristan'dan sonra Sovyetler Birliği'nden alınacak enerji ile büyük kentlerin ihtiyacı karşılanacaktır. Yetkililerin bildirdiğine göre, Sovyetler Birliği'nden alınacak enerji Hopa üzerinden İskenderun'a aktarılacak, oradan büyük kent lere dağıtım yapılacaktır.
(Milliyet, 22 Eylül 1975)
Dergiye basılmak üzere gön derilecek yazıların Kasım 1974 sayımızla verilen ekteki koşullara uygun olması gere kir. Yayın Kurulu yazılarda gerekli gördüğü değişiklik leri yapabilir. Dergimize gönderilen yazılar basılsia ya da basılmasın geri veril mez. Yazı ve ilanlardaki fi kirler yazarlarına aittir; Odayı ve Dergiyi sorumlu kıl maz. Dergide basılan yazılar kaynak göstererek aktarılabilir.
Yazı ücretleri (daha önce yayım lanmış yazılara ücret ödenmez)
Dergi sayfası başına
Telif yazı
80 TL
Çeviri yazı
60 TL
İlan Tarifesi
Ön iç kapak Tam iç sayfa Yarım iç sayfa Arka iç kapak Arka dış kapak Küçük ilan (cm.sütun)
1350 TL 1000 TL
500 TL 1250 TL 2000 TL
50 TL
Föy Tarifesi
1. yaprak
1200 TL
2. ve sonraki her yaprak 500 TL
Bu fiyatlar, basılmış olarak verilen föyler için geçerli dir. Basım da dergimize ait olursa, kağıt ve film mali yeti ücrete eklenir. Bu hal de, istenen baskı ve kağıt kalitesinin de bildirilmesi gerekir.
Renkli ilanlarda her renk için; kapakta 550 TL, iç say fada 500 TL renk farkı alınır.
İlanlara ait film ve tertip masrafları ilan sahibine aittir.
Elektrik Mühendisliği Dergisi Elektrik Mühendisleri Odası üyelerine ücretsiz gönderilir.
Sayısı 10, yıllık abonesi 120 (elektrik mühendisliği öğrencileri için 35) TL'dır.
ÜÇER OFSET
Ankara 1975
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI TEMSİLCİLİKLERİ
Adana
Sefa Kurdak
Çukurova Elektrik A.Ş.
Eskişehir
İsmet Erorta Malatya
Hasan Baran
Yunus Emre Cad., No 67
Mazıcı Îşhanı, Kat 2, No 204
Antalya
Erkan Tarıman
Murat Faşa Vakıf Işhanı
Kat 5, No 15
Aydın
Mustafa Yaprak
6. Bölge Müdürlüğü
Balıkesir
Şahin Şen
SEKA Müessese Müdürlüğü
P.K.201
Bitlis
Hasan Dalkıran
Tekel Tütün Fabrikası
Burdur
İrfan Bilgin
Uzun Çarşı, No 46
Bursa
Necmettin Çamlı
TEK 3. Bölge Müdürlüğü
Denizli
Abdullah Şavklı
tiler Bankası Başmühendisliği
Diyarbakır Burhan Elçioğlu TEK Bölge Başmühendisi
Elazığ
Kenan Elmasulu
Yapı İşleri 1Q.Bölge Md.lüğü
Gaziantep
Ali Ercan
Hürriyet Cad.,
Kamil Afat tşhanı, Kat 3
İçel
Ali öztürk
Elektrik İşletmesi Müdürü
İzmit
' Sait Bülbül
Belediye Elektrik İşletmesi
K.Maraş
A.Haşim Tekçiçek
Hükümet Cad., No 11
Karabük
Ömer Çolakoğlu
Bayır Mah.,
Fevzi Çakmak Cad., No 18/C
Kastamonu
Fehmi Tuncel
Belediye Cad., No 46/A
Kayseri
Yetkin önem
TEK İşi.ve Bkm. Başmüh., PK.9
Konya
Birol Adalığ
15. Bölge Müdürlüğü
Kütahya
Rüştü Kaytancı
Yapı İşleri 4.Bölge Müdürlüğü
Muğla
Şakir ülkü
İller Bankası Başmühendisi
Nevşehir Şahin Yurtbeğendi Şehir Palas Oteli
Niğde
Mustafa Karadal
Aşağı Kayabaşı Mah.,
Kuyulu Çıkmazı, No 5
Rize
Halil Sağol
TEK Köy Elektrifikasyonu Başmühendisliği
Sakarya
Faruk Aloğlu
TEK 4. Bölge Başmühendisliği
Samsun
Ataman Kiniş
TEK Bölge İşletme ve Eakım
Başmühendisi
Sinop
Muzaffer Sarılar
Boeing Serv. Inc. Radar
Trabzon
Kemal Kazmaz
İller Bankası 9.Böl.Md.lüğü
Urfa
Mahmut Tellalbaşı
Belediye ESO İşletmesi
Zonguldak
İbrahim Tatbul
KBA Şebeke Md., 2.Bölge
Çatalagzı Başmühendisliği