Elektrik Mühendisliği · Sayı 248 · Agustos 1977

OLAYLAR - YORUMLAR

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik

Yıl
1977
Sayfa
7
Okuma süresi
21 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • Dünya Enerji Konferansı
  • Türkiye Enerji Modeli
  • İbrahim Kavrak
  • enerji planlaması
  • optimizasyon modeli
  • EMO

Özet

İstanbul'da düzenlenecek 10. Dünya Enerji Konferansı'nın programı ve kapsamı tanıtılırken, Boğaziçi Üniversitesi'nce hazırlanan 'Türkiye Enerji Modeli' çalışmasının eleştirildiği toplantıda yapılan sunum ve tartışmalar özetlenmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 24 8

10. DÜNYA ENERJt KONFERANSI TÜRKİYE'DE TOPLANIYOR

Merkezi Londra'da olan Dünya Enerji Konferansı isimli kuru luş ile Dünya Enerji Konferansı Türk Organizasyon Grubunun or taklaşa düzenlediği 10.Dünya Enerji Konferansı 19 23 Eylül 1977 tarihleri arasında İstan bul'da Atatürk Kültür Sarayında yapılacaktır. Konferansta i ş l e necek temel konu "Enerji Kaynak larının Yeterliliği ve Rasyonel Kullanımı" olarak saptanmıştır.

Birinci Dünya Enerji Konferan

s ı , 1924 yılında Londra'da ya pılmıştı. Önceleri a l t ı yılda bir yapılan bu konferanslara, 1936 1950 y ı l l a r ı arasında İkin ci Dünya Savaşının da etkileri nedeniyle uzunca bir ara veril miş ve 1950 yılında Viyana'da yapılan Beşinci Konferansla yeni döneme başlanmıştır. Mos kova'da 1968 yılında yapılan Yedinci Konferansta, gelecek Konferansların üç yılda bir yapılması kararlaştırılmış olup, ardından Sekizinci Konferans 1971 yılında Bükreş'te, Doku zuncu Konferans 1974 yılında Detroit'te gerçekleştirilmişti, istanbul'da yapılacak 10. Dünya Enerji Konferansına, 77 ülkeden 4500 delegenin katılacağı tah min edilmektedir. Bu delegele rin içerisinde çeşitli ülkele rin hükümet temsilcileri, ulus lararası kuruluşların temsilci l e r i , çok sayıda bilim adamı ve enerji uzmanları yer alacaktır. Konferans, delege sayısı açı sından, şimdiye dek Türkiye'de yapılan en büyük uluslararası toplantı olmaktadır.

Dünya Enerji Konferanslarının resmi d i l i İngilizce ve Fran

111.1)1 \YA ENER.)! KONFERANSINA SUNULACAK

TÜRKİYE ENERJİ MODELİ"

İSİMLİ ÇALIŞMA ELEŞTİRİLDİ

20 Haziran 1977 Pazartesi gü nü DSl Toplantı Salonunda, Dünya Enerji Konferansı Türki ye Organizasyon Grubu tarafın dan İstanbul Boğaziçi Üniversi tesine yaptırılan "Türkiye Enerji Modeli" isimli çalışma eleştiriye sunuldu. Eylül ayın da İstanbul'da yapılacak 10.Dün ya Enerji Konferansı'nda Tür kiye'nin önümüzdeki 20 30 yıl için enerji gereksinmelerini ve

bu gereksinmelerin nasıl karşı lanacağını sunabilmek amacı ile hazırlanan raporun eleştirisine çeşitli kuruluşların temsilci l e r i ve konu ile i l g i l i kişiler k a t ı l d ı . Yapılan çalışma, ener ji sektöründe 33 yıllık bir sü reç içinde talebi karşılayabil mek için gerekli yatırım ve tü ketimi belli amaç işlevlerine* göre hesaplayan bir eniyileme (optimization) modeliydi. Temel konu raporun e l e ş t i r i s i olmakla beraber çoğu kez konuşmacılar Türkiye'nin enerji sorununa da değindiler. Toplantıda yapılan e l e ş t i r i l e r i 3 grupta toplaya biliriz:

1) Türkiye'nin enerji sorunu ve bu yönde uygulanagelen poli tikaların eleştirisi.

Bir eniyileme (optimization) probleminde çeşitli seçenek ler arasında "en iyi" çözümü yansıtmak üzere kısmen öznel bir "amaç işlevi" (cost func tion) tanımlanır. İstenen çö züm, bu işlevin değerini en az yapan çözümdür.

2) Modelde kullanılan verilerin ve bu veriler ile elde edi len sayısal sonuçların eleş tirisi.

3) Modelin yapısı ve y a r a r l ı l ı ğı yönünden e l e ş t i r i .

İlk konuşmacı olarak çalışmayı yapan grubun yöneticisi Boğazi çi Üniversitesinden ibrahim Kavrak, raporun önemli noktala r ı n ı vurgulayan l>ir sunuş konuş ması yaptı. Konuşmasında gayri safi milli gelirin Z 10 15'i arasında bir sayının enerji ya tırım ve harcamalarından oluş tuğunu hatırlatan Kavrak, ener ji sektöründe planlamanın öne mine değindi. Enerji sektöründe arzın büyük bir oranla devletçe yapıldığı ancak talebin devlet, özel teşebbüs ve diğer tüketi ciler tarafından yaratıldığı Türkiye'de, sosyalist ülkeler de olduğu gibi talebin de arz gibi ayrıntılı planlanmasını içeren bir modelin gerçekçi olamayacağını belirten konuşma cı, arzı ayrıntılı bir şekilde planlayan ve talebi ç e ş i t l i yöntemlerle tahmin etmeye yöne lik bir modelin Türkiye'nin

sızca olmakla b i r l i k t e , söz ko nusu Onuncu Konferans Türkçe, Almanca ve İspanyolca'ya da anında çevrilerek, elektronik dinleme aygıtlarıyla delegele re özel yayın yapılacaktır. Konferansa 150'yi aşkın b i l d i ri sunulacak olup, Konferans süresince yapılacak teknik otu rumların dışında, özel konuları içeren açık oturumlar da düzen lenmiş bulunmaktadır. Uluslar arası panellerin oluşturulaca ğı açık oturumlarda uluslar arası işbirliği, petrol ve doğal gaz, kömür, nükleer ener ji ve yeni enerji kaynakları, enerji kullanımı ve enerji ta sarrufu, bilgisayar çözümlü Türkiye enerji modeli gibi ko nularla özel oturumlarda diğer bazı konular ayrıca irdelene cektir. Konferans süresince de legeler ve toplantıları izleye cek basın mensupları için ge rekli hizmetleri karşılayabil mek üzere, Atatürk Kültür Sara yında özel çalışma yerleri ve hizmet merkezleri sağlanmış bu lunmaktadır.

Konferansın teknik programı aşa ğıdaki dört ana bölümden oluş

maktadır.

1. BÖLÜM Klasik Enerji Kaynaklarının Gelişimi: • Araştırma teknolojisindeki gelj şmeler • Yeraltı cevherlerinin elde edilmesindeki gelişmeler • Düşük k a l i t e l i kaynakların kullanımında teknik gelişme ler • Bugünün talebini karşılamada enerji kaynaklarının yeterli liği

2. BÖLÜM

Enerji Kullanımında Tasarruf:

• Endüstride yararlanma • Ticari ve ev işlerinde yarar lanma • Ulaşımda yararlanma • Tarımda yararlanma • Tasarrufun enerji kullanımına etkisi

3. BÖLÜM

Birincil Enerjinin Dönüşümü:

• Enerji dönüşüm teknolojisin de gelişmeler

• Nükleer enerji • Isı ve elektriğin birlikte üretimi • Katı yakıtların sıvı ve gaz yakıtlara dönüşümü • Hidrojen enerji sistemleri • Mekanik olmayan yollardan doğ rudan elektrik enerjisi üre timi • Doğal ve yanıcı gazların kul lanımı ve dönüşümü • Petrol rafinerilerinde uygu lamalar

4. BÖLÜM

Klasik Olmayan Enerji Kaynak ları Gelişmelerin İncelenmesi:

Nükleer Füzyon Güneş E n e r j i s i Jeotermal Enerji Rüzgâr E n e r j i s i Gel git ve dalga enerjisi Diğer enerji kaynakları Enerji depolaması Klasik olmayan e n e r j i kaynak larının geleceği

Konferansın toplantı programı yanda sunulmaktadır:

Karma eKonomı koşullarına uygun düşeceğini söyledi. Bu anlayış içinde hazırlanan modelde top lam incelenen sürenin 3'er yıl lık 11 dönemden oluştuğunu ve bu süre içinde enerji sektörün deki elektrik santralları, pet rol rafinerilerinden; güneş ve rüzgar enerjisinden yararlanan tesislere dek her tür yatırım seçeneklerinin modelin kapsamı na girdiğini açıklayan Kavrak, modelde çeşitli enerji türleri nin ithal veya ihracının da gözönüne alındığını hatırlattı. Konuşmacı bundan sonra modelde tüketim sektörünün sanayi, ko nut, ulaştırma ve tarım şeklin de 4 gruba ayrıldığını, her grupta çeşitli enerji türleri nin taban taleplerinin belir lenmesinden sonra geri kalan talebin çeşitli enerji türleri arasında ikameye açık olduğunu ve böylece verilen amaca göre enerji türleri arasında ikame nin olanaklı kılındığını açık ladı. Yatırım projelerinden Ka rakaya, Karababa, Gölköy, Al tınkaya su santralları; Çan, Elbistan linyit santralları ile bazı nükleer santral ve petrol

rafinerisi tesislerinin kuruluş kapasitelerinin belirlenmiş ol duğu ve bu yatırımlar ile ilgi li değişkenlerin ancak tevsii kapasiteleri ve üretime geçiş dönemleri olarak belirlendiğini açıklayan Kavrak bu özelliği yansıtabilmek için modelin bir doğrusal programlama yerine ka rışık tamsayı programlama mode li olarak seçildiğini belirtti* Konuşmasının bundan sonraki bö lümünde modelin maliyetler ile ilgili özelliklerini açıklayan

*Dağrusal programlama problemi, doğrusal eşitsizlikler ile doğ rusal bir amaç işlevinden olu şan ve çözümü için son derece etkin yöntemlerin geliştirilmiş olduğu bir eniyileme problemi dir. Karışık tamsayı program lama (Mixed integer programming) ise değişkenlerinden bir bölü münün tamsayı olma koşulu ile sınırlandırıldığı bir doğrusal programlama problemidir. Karı şık tamsayı probleminin çözüm yöntemleri doğrusal programlama yöntemine göre çok daha fazla bilgisayar zamanı alır.

konuşmacı enerji yatırım ve harcamaları için ayrılacak dö viz için belli üst sınır kısıt lamalar kullanıldığını belirte rek seçilen amaç işlevinin top lam 33 yıllık süre içinde; it hal edilen enerji için sarfedi len döviz, yatırımlar için sar fedilen döviz ve yatırımlar için sarfedilen yerli para ola rak 3 ayrı bölümden oluştuğunu belirtti. Her bölümün ayrı ağır lık katsayıları ile çarpıldığı nı açıklayan Kavrak böylece dı şa olan ekonomik bağımlılığın amaç işlevine yansıtılabilece ğini ve ilk bilgisayar deneyi minde de enerji ithal dövizinin 2,5, yatırımlar için kullanılan dövizin 1,5 ve yatırımlar için kullanılan yerli paranın da 1 katsayılarınla çarpıldığını sözlerine ekledi. Modelde kul lanılan ikinci bir amaç işle vinin de parasal değerler yeri ne birincil enerji girdilerin den oluştuğunu belirten Kavrak bu amacın; kaynakların, talebi karşılayabilmek için en verim li şekilde kullanılmasını yan sıttığını açıkladı. İbrahim Kavrak konuşmasını ilk bilgisa yar çıktılarından elde edilen sonuçları sunarak bitirdi.

10.DÜNYA ENERJİ KONFERANSI TOPLANTI ZAMANLAMA ÇİZELGESİ

\ . TARİH 19 EYLÜL SAAT \ \ PAZARTESİ

20 EYLÜL SALI

21 EYLÜL ÇARŞAMBA

22 EYLÜL PERŞEMBE

TEKNtK OTURUM

9.00 12.00

ACILIS TÖRENİ (10.00)

ıB (ENERJİ KAYNAKLARI)

2A (ENERJİ TASARRUFU)

3A (ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ)

4 (KLASİK OLMAYAN KAYNAKLAR)

ÖZEL OTURUM

PETROL ve GAZ

KÖMÜRLERİN KOKLASTI RILMASI

13.30 15.00

1A (ENERJİ 2B (ENERJİ KAYNAKLARI)» TASARRUFU)

3B (ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ)

ULUSLAR ARASI

İŞBİRLİĞİ

23 EYLÜL CUMA

ACIK OTURUM NÜKLEER ve KLASİK OLMAYAN ENERJİ

EPİLOG DAVETLİ KONUŞMACI LARIN TARTIŞMASI

15.30 17.30

(TÜRKİYE1 ENERJİ

NİN ENERJİ İHTİYAÇ ve

MODELİ)

TASARRUFU

fiONCEL NÜKLEER ENERJİ SORUNLARI

KÖMÜR

KAPANIŞ TÖRENİ

A ve B harfleri ilgili oturumların başlangıç ve devamını göstermektedir.

Bundan sonra söz alan konuşma cılar model ve genelde enerji sorunu üzerindeki görüşlerini bildirdiler, tik olarak söz alan Özcan Ültanır Türkiye'nin genel enerji çıkmazına değine rek yapılan çalışmanın olumlu bir başlangıç olmasına rağmen istenilen amaçlara varamadığını belirtti. Bu amaçlardan biri olarak enerji üretim ve tüketi minin zaman süreci içinde den ge leneb i İme s ini sağlamak bir diğeri olarak da zorunlu (lüks tüketimin dışında) enerji tale binin saptanmasını gösteren Ül tanır ayrıca elde edilen sonuç larda ilerdeki yıllar için lin yitle çalışan lokomotif gibi geri düzeyde bir teknolojinin, kömür gazı ile çalışan elektrik santralı gibi ileri düzeyde bir teknoloji ile beraber yer alma sını bir tutarsızlık örneği ola rak nitelendirdi. Konuşmasına Türkiye'nin bir enerji politi kası ve planı olmadığını, bu tür model veya bilimsel toplan tıların bir enerji planının an cak hammaddeleri olabileceğini söyleyerek sürdüren Ültanır, plan gereksinmesinin karşılana bilmesi için Enerji Bakanlığı nın bünyesinde değişiklik ya pılması gerektiğini savundu ve

yapılan çalışmanın ismini 'Tür kiye Enerji Modeli' olmasını eleştirerek bir ulusal enerji modelinin ancak hükümet kanalı ile ortaya çıkarılabileceğini söyledi. Ültanır'dan sonraki konuşmacı Prof.Mustafa Parlar enerji planlamasının yapılabil mesi için bir Enerji Enstitüsü kurulmasının gerekliliğini sa vunarak diğer ülkelerden örnek ler verdi.

Daha sonra Elektrik Mühendisle ri Odası adına söz alan Kemal înan hazırlanan raporun genel bir eleştirisini yaparak Elek trik Enerjisi üreten sektörün modellenmesi ile ilgili görüş lerini belirtti. Hazırlanan mo delin büyük ve ayrıntılı olma sının sağlayacağı yararların sanıldığı kadar büyük olamaya cağı konusundaki kuşkularını belirten konuşmacı, tüm enerji üreten sektörleri içeren bir modelin ayrıntılı çözümler elde etmek yerine bu sektörler ara sında iletişim sağlayan ve ge reksiz ayrıntılardan arınmış bir yapıya sahip olması gerek tiğini söyledi.

Elektrik, petrol gibi enerji ile ilgili alt sektörlerin ken di yatırım kararlarına ancak kendi ayrıntılı planlamalarını yaptıktan sonra verebileceğini belirten İnan, tüm sektörleri içeren bir modelin, alt sektör planlamalarına ışık tutacak bilgileri vererek gerekli ile tişimi sağlamakla yükümlü oldu ğunu açıkladı. Modelde enerji türleri arasındaki ikamenin yalnız enerji yatırımları ile belirlendiğini ve bunun yanlış sonuçlara varabileceğini açık layan tnan böyle bir ikamenin enerji tüketen sektörlerin ya tırımlarını da içermesi gerek tiğini belirtti. Bu konu ile ilgili örnek olarak ulaşım ve ya sanayi sektöründe elektrik yerine linyit enerjisinin ika me edilmesinin bu sektörlerde pahalı yatırımlara neden olabi lecek bir enerji politikası oluşturabileceğini açıklayan tnan ayrıca birincil enerji girdilerinden oluşan amaç işle vinin anlamsızlığına da değin di. Bu amaç işlevinde maliyet ler yerine, enerjinin kaynak lardan tüketiciye en verimli şekilde (en az kayıplarla) yan sımasının öngörüldüğünü hatır latan konuşmacı, ithal edilen enerjinin de bu yapıya katıl ması ile sunulan örneklerde de görüldüğü gibi çözümün bol elek

trik enerji ithali gibi yanlış bir sonuca vardığını belirtti, tnan, ithal edilen elektrik enerjisinin üretiminde karşıla şılan kayıpların bu enerjiyi üreten ülkede yer alarak bunun Türkiye'ye yansımasının ancak ithal maliyetleri ile olabile ceğini açıkladı. Modeli veri ler yönünden de eleştiren İnan, modelin karmaşıklık derecesinin elde edilebilecek verilerin ay rıntı lılık düzeyi ile uyumlu olması koşulunun sağlanmadığını belirtti. Planlanmış kuruluşla rın işletmeye girme tarihini de bu model ile saptamak amacı ile doğrusal programlama ile çözü lebilecek bir problemin karışık tamsayı programlama ile çözül mesinin yarattığı karmaşıklığın gereksizliğine değinen konuşma cı bu özelliğin, modelin yapay olarak karmaşıklaş tırılmış ol masına iyi bir örnek oluşturdu ğunu belirtti. İnan daha sonra elektrik sektörü ile ilgili mo dellemenin bazı eksikliklerine ve tutarsızlıklarına değindi. Elektrik talebinin bir yandan salt enerji, öte yandan puant yük gibi ikili görüuümünü ha tırlatan konuşmacı, modelde elektrik enerjisi talebinin değişken (ikame edilebilir) alınırken puant yük talebinin sabit alınmasının tutarsız ve yanlış olduğunu açıkladı. İnan ayrıca, talepteki güç seviyesi ni belirsiz bir şekilde taban yük ve tepe yük diye ikiye ayı rarak tepe yükün yalnız gaz tür binleri ve su santralları ile karşılanması koşulunun yanlış sonuçlar doğurabilecek bir yak laşım olduğunu belirtti. Eleş tirilerinin yanısıra, yapılan çalışmanın bu yönde atılmış olumlu bir adım olduğunu söyle yen tnan konuşmasını sunulan sonuçların, bütün veri eksik liklerine ve yanlışlıklarına karşın Türkiye'nin şimdiki ve gelecekteki enerji darboğazını sergileyecek nitelikte olduğu nu belirterek bitirdi.

Elektrik Mühendisleri Odasından sonra Kimya Mühendisleri Odası adına söz alan İhsan Karababa enerji üretimi ile beraber tü ketimin de planlanması gerekti ğini, bu yapılmadığı sürece bu tür modellerden esinlenen ener ji politikalarının bozuk düzeni sürdürmekten başka bir işe ya ramayacağını belirterek enerji kaynaklarının bol sayılmayaca ğı Türkiye'de en azından gazoz

veya çiklet sanayi gibi lüks tüketim malı üreten kuruluşla ra enerji yönünden öncelik ve rilmemesi gereğini açıkladı. Yapılan çalışmayı da tüketim planlamasını içermediği için ya rarlı olamayacak, ölü doğmuş bir çocuğa benzeten Karababa1 dan sonra söz alan Prof.Halim Doğrusöz yapılan model çalışma sı ile enerji planlaması ara sındaki bağıntıya değindi. Enerji planlamasının model ça lışmasından farklı bir kapsamı olduğunu açıklayan Doğrusöz planlama konusunun politik yö nünü vurgulayarak enerji plan lamasını yapacak örgütün Türki ye enerji sisteminin geleceğini saptayacak kararlar alacağını, bu nedenle bu kararlardan etki lenecek tüm kuruluş ve toplum sal kesitlerin bu örgütte yer alması gerektiğini belirtti. Ya pılan çalışmada enerji planla masının ancak bir bölümünü kap sayan bir yatırım planlaması modelinin hazırlandığını açıkla yan Doğrusöz, bu nedenle çalış manın isminin daha az iddialı "Türkiye Enerji Planlamasında Bir Yatırım Planlaması Model Denemesi" olarak yer almasının daha doğru olacağını söyledi. Prof .Doğrusöz enerji planlama sının bir bilimsel araştırma olmadığını, ancak alınacak ka rarlara ışık tutması yönünden bu ve benzeri daha birçok model çalışmasının yararlı ve gerekli olduğunu belirterek sözlerine son verdi.

Daha sonra söz alan konuşmacı lar modelde kullanılan verile rin eksikliğine ve yanlışlığı na değinerek bu veriler ile elde edilen sonuçları çeşitli yönlerden eleştirdiler. Yapılan tüm eleştirileri yanıtlamak üzere yeniden söz alan çalışma nın yöneticisi İbrahim Kavrak, eleştirilerden dışa bağımlılık gibi birçoğunun modeldeki para metre değerlerini değiştirerek giderileceğini açıklayarak mo delin karma ekonomi yapısına göre hazırlanmış olmasını da Türkiye'nin bugün ve yakın ge lecekteki koşullarını yansıttı ğını ve bu koşulların modelde yapılacak "bir kalem darbesi" ile değiştirilemeyeceğini ha tırlattı.

Olumlu bir başlangıç çalışması olarak nitelendirilebilecek "Türkiye Enerji Modeli" isimli çalışmanın eleştirisinde beli ren belli başlı görüşler aşağı

dakı gibi özetlenebilir:

1) Türkiye, bilinen enerji kay nakları bol olmayan ve bu nedenle toplumun çıkarlarına uygun bir enerji planlaması nın çok önem kazandığı bir ülkedir.

2) Türkiye'de şimdiye dek tu tarlı bir enerji politikası izlenmemiş ve sonuç olarak bir enerji darboğazına gi rilmiştir.

3) Enerji planlaması bilimsel araştırma yapmak değildir. Enerji planlaması i ç i n ener ji ile i l g i l i kuruluş ve toplum kesitlerinin temsil cilerinden oluşacak bir ka rar alma örgütünün kurulması gerekir. Bilimsel araştırma lar ancak böyle bir örgütün kararlarını yönlendirmeye yarar.

4) "Türkiye Enerji Modeli" isim li çalışma genel bir enerji planlaması çerçevesi içinde bir enerji yatırım planlama sı model denemesidir.

5) Modelin kullandığı veriler de ç e ş i t l i eksiklikler ve yanlışlıklar vardır. Modelin başarılı olup olmadığı ancak sağlıklı veriler elde edilip bu veriler ile çıkarılacak sonuçlar sınandıktan sonra açığa kavuşabilir.

TRT'ye yapttgt

Enerji darboğazı yeni bir konu değildir. Bugün bütün ülke ça pında enerji kısıtlamasına gi dilmesi geçmiş dönemlerde i z l e nen yanlış enerji politikasının ürünüdür. Daha 1971'lerde baş layan enerji yetersizliği pet rol kriziyle ve kuraklıkla açıklanmıştır; Gerçeklerini sak lanması ve sorunun çözümüne ça lışılmaması., enerji açığının g i derek büyümesin* sebep olmuş tur. 1973'den başlayarak her y ı l enerji tasarrufu amacıyla ülkemiz enterkonnekte sistemine bağlı tüketicilerde elektrik enerjisi kısıtlamasına başlan mıştır. Başlarda 30 45 dakika olan kısıtlama :«ttreai son za '= •anlarda 3>4 •*«!*?,.ulaşmıştrty'^ Ve ivedi ^lemlitr alinma<lığı : sürece ki alınmıyor kısıtta , ma süresi artacak, daha boyutlara uia|«caktır.

verilememiştir. ElekÇ yararlandığını, «By zin de bu olanağı saat i ç i l T e l l i d dır. örneğin, yarısında sabahları., da öğled«D fe kesi

'••• ' Ç V v , nedenleri'! "

e üretim kaynakl sizliği,

• Planlı w» dogm.; laman»»!»

rii

TOrkifr»,' poli

Bugün Ülkemizde elektrik ene**1 jiainden fajtMUaan nÖIus ora J.

9 elektrikti

KEBAN HİDROELEKTRİK SANTRALINDAN ARIZADAN TEKNİK ELEMANLAR SORUMLU TUTULAMAZ

Odamız Yönetim Kurulu Keban Hid roelektrik Santralındaki arızay la ilgili olarak 13.8.1977 günü kamuoyuna aşağıdaki açıklamayı yaptı:

Ülkemizde enerji bunalımı doruk noktasına varırken çeşitli üre tim ünitelerinde de önemli arı zalar görülmektedir. Bunun son örneğini Keban Hidroelektrik Santralında yaşadık.

9 Ağustos 1977 günü oluşan ve henüz teknik açıklaması yapıl mayan bir arızayla Keban Hidro elektrik Santralmdaki iki grup devre dışı kalmıştır. Henüz gerçek nedeni açıklanmamış arı zayla ilgili olarak basına bil gi veren Enerji ve Tabii Kay naklar Bakanı hiçbir inceleme yapmadan Keban bölgesinde çalı şan üyelerimizi ve diğer teknik

elemanları ağır bir dille suç lamıştır. Kanımızca teknik bir kimse olmayan sayın Bakanın ko nuyu incelemeden suçlama yapma sı oldukça yanlış bir davranış tır.

Bugün ülkemizde enerji bunalımı varsa bunda en büyük sorumluluk bugüne kadar yanlış elektrik enerjisi politikasını İsrarla sürdürenlerindir. Uzun iktidar lar döneminde izlenen yanlış enerji politikası enerji sek törünü içinden çıkılmaz hale ge tirmiştir. Yatırımlar zamanında bitirilememiş yanlış üretim mo delleri seçilmiş, sonuç olarak da bugüne gelinmiştir.

4 5 saatlik boyutlarda elektrik enerjisi kesintisi yapılan bir sistemde herhangi bir ünitenin arızalanması kadar doğal bir şey olamaz. Çünkü uzun süredir

politik baskılarla santrallar da ve diğer tesislerde bakım çalışmaları ya yapılmamaktadır yada çok kısa süreye sığdırılan bakımlar yapılmaktadır. Zorla malı bir şekilde çalışan sistem de sadece bir kaç santralın arı za yapması büyük şanstır.

Sayın Bakan bilmelidir ki sorum lu aramak gerekiyorsa bu enerji bunalımına neden olan iktidar lardır. Yoksa bu sistemi hâlâ çalışır durumda tutan Teknik Elemanlar değildir.

Keban'daki arıza Odamızca da incelenmektedir. Arızanın iş letme hatasından çok yapım ve proje hatası nedeniyle olması ihtimali vardır. Sayın Bakanın incelemelerinde bu konuyu göz önünde tutması doğru olacaktır görüşündeyiz.

353 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 248

ÇARPIK EKONOMİ VE PERSONEL POLİTİKASI BİR TEKNİSY ENİN

Y OL AÇTI

Odamız İstanbul Şubesi, TlİTED ve Adapazarı Tes lş Sendikası Yönetim Kurulları basına ortak bir açıklama yaptılar. Açıkla manın metni aynen şöyle:

Geçtiğimiz Pazar günü TEK'in Davutpaşa İndirici Merkezinde bir kesicinin patlaması ve bir teknisyenin ölümü olayı, İstan bul'un büyük bir bölümünün elektriksiz kalması nedeniyle kamuoyunun ilgisini topladı.

Enerji yetersizliği sorununun günlük yaşamda giderek artan bir oranda insanları etkiledi ği, ülkemizi uygarlık dışı ko numa getirdiği bu günlerde ola ya eğilmenin büyük önemi var.

BU "KAZA" NE İLK, NE DE SONUNCUDUR

Davutpaşa İndirici Merkezindeki "kaza" bu tür olayların ne ilki ne de sonuncusudur. Geçen yıl Anbarlı Santralında kazan pat laması nedeniyle ölen ve yaşa mının son dakikalarında "Bu ka zan zaten çürüktü" diyen enerji emekçisi işçinin sözleri henüz hatırlardadır.

Kesicilerin, trafoların, kazan ların patlaması ve insanların ölümlerine neden olması rast lantı değildir. Her ay 1 2 defa karşılaşılan bu olaylar insan hayatına bile değer vermeyen, sadece düşük maliyeti esas alan bir politikanın ürünüdür. Ölen teknisyen arkadaşımızın üzerin de çalıştığı bara sistemi gü venlikten yoksun, ucuza maledil miş bir sistemdir.

Bu arada bugün ülkemizde hiç bir yerde benzeri bulunmayacak oranda çok teknoloji, sistem ve araç gereç kullanılmakta

dır. Her dönemde, belirli ilke lere dayanmaksızın, nereden ucuz bulunursa oradan teknolo ji, cihaz, araç gereç satın alınmıştır. Böylece standardi zasyona gidilmesi gereken bir alanda tam anlamıyla karmaşık lık yaratılmıştır. Karmaşıklık işçilerin ve teknik elemanların sistemlere, cihazlara intibak etmesini zorlaştırmakta, bir yerde başarıyla görev yapan eleman aynı işi başka bir böl gede yapmak zorunda kaldığında, kolayca intibak edememekte, ay nı ölçüde başarılı olamamakta dır. Nitekim son kazada ölen teknisyen Coşkun Keskinel, çev resinde başarılı ve yetenekli bir eleman olarak bilinmesine rağmen patlama sonucu hayatını kaybetmiştir.

MESLEK ÎÇİ EĞİTİM HAYATİ BÎR SORUNDUR

Böylesine yetenekli bir elema nın bile kazada hayatını kaybe debilmesi, yeterli eğitimden geçirilmeyen elemanların her zaman büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğu anlamına gelmek tedir. Ve meslek içi eğitim ek sikliği bugün birçok dalda ol duğu gibi enerji iş kolunda da hayati bir sorun olarak ortada dır.

Öte yandan insanların hangi ko şullarda hangi önlemleri alma ları gerektiğini belirten iş emniyet yönetmelikleri yeter sizdir, açık ve net anlaşılabi lir değildir. Kaldı ki, bugün yetersiz olan yönetmelikler de uygulanmamaktadır.

İNSANLIK DIŞI FAZLA ÇALIŞMA UYGULAMASI

Coşkun Keskinel'in kaybının ne deni enerji iş kolundaki anti demokratik, insan hayatına de ğer vermeyen fazla mesai uygu lamasıdır. Bilindiği gibi bu iş kolunda grev yapma hakkı yoktur ve işçi olsun, teknik eleman olsun çalışanlar, işverenin' fazla çalışma talebini reddetme hakkından yoksundur. Bu ise, sayıca çok az olan teknik ele manların; Cumartesi, Pazar, Bayram, Gece, Gündüz demeden çalışmasını getirmektedir.

Üstelik zorunlu olarak yaptırı lan fazla çalışma karşılığı mü

hendislere ödenen saat ücreti ile bir paket sigara almak müm kün değildir. Bir mühendisin net fazla çalışma saat ücreti 805 kuruştur. Ve bu yıl yedinci ayın sonuna gelinmiş olunmasına rağmen saat başına 805'er ku ruşlar TEK mühendislerine öden memiştir.

İŞÇİ VE TEKNİK ELEMANLAR BU SORUNLARIN ÜZERİNE BİRLİKTE GİDECEKTİR

Egemen güçlerin personel poli tikasının doğal bir sonucu olan iş kazalarından, iktidarlar, işçi ve teknisyenlerle mühen disleri biribirine düşürmek üzere yararlanmayı tercih et mektedirler. Oysa sorunların çözümü işçinin, teknik elemanın biribirine düşmesiyle değil tüm çalışanların birlikte, sorunla rın üzerine gitmesiyle mümkün dür.

AET TEKSTİL ÜRÜNLERİMİZİN İHRACATINI KISITLIY OR

Geçtiğimiz günlerde, Avrupa ka pitalizminin güçlü örgütü AET, Türkiye'yi ilgilendiren iki ka rar aldı. Bunlardan birincisi Türkiye'den ihraç edilen teks t i l ürünlerine kısıtlama konul ması, ikincisi ise bu k ı s ı t l a ma kararının geçici olarak kal dırılmasıydı. Türkiye AET i l e yapılan ve 1971 yılında uygulamaya konan, katma protokol ile "geçiş dönemine" girdi. Bu protokola göre AET'ye üye olma üç aşamada gerçekleş tirilecek: hazırlık, geçiş ve tam üyelik. AET'ye üye ülkeler birbirleri ile yapacakları mal alışverişinde gümrük oranlarını b e l i r l i oranlarda azaltarak so nunda tümüyle kaldıracaklar. Bu arada üye ülkelerin vatandaşla rının istedikleri yerde çalışma

olanaklarını elde etmesi öngö rülüyor.

Üye ülkeler kendi aralarında b e l i r l i b i r işbölümünü gerçek leştirecek, her ülke b e l i r l i dallara ağırlık verecek. Bu işbölümü içinde Türkiye'ye ay rılan sanayi (!) dallarından bazıları şunlar: Takma saç, sa kal, bıyık, lüle ve perçemler; keçeden şapka taslakları, suni noel ağaçları, noel babalar, seyyar sirkler, rahibe yakala r ı , diz bağları, kuş_tüyleri, kalem tüyler ve aksamı, yekpa re veya açılıp kapanan el yel pazeleri, sürpriz eşyası, tar la kuşu avında kullanılan ay

Türkiye gibi geri kalmış bir ülkenin Avrupa'nın endüstrisi gelişmiş ülkeleri i l e bu tür bir ilişkiye girmesi, Türkiye1 nin göreli olarak gelişmiş ve ya gelişmeye açık sanayi dalla rına büyük darbeler indirecek. Bu dallarda üretim yapan kuru luşlar, AET ülkelerinin i l e r i teknolojileri i l e yanşamaya rak kapanacak böylece dışa ba ğımlılık pekişecek.

Katma protokola göre geçiş dö neminde bulunan Türkiye'nin, yine bu anlaşmaya göre bazı haklar elde etmesi gerekiyor. Bu hakların verilmediği çeşit li zamanlarda ortaya çıkan du rumlarla somutlandı. Örneğin Türk işçilerinin AET ülkelerin

Listenin tamamı için bkz. Ortak Pazar Boyunduruğu, Aydın Köymen, TİB yayınları No 1.

JSBBI*!' .4»

de serbestçe dolaşma ve çalış ma hakkı, AET üyesi diğer ülke lerce yasaklanmış veya kısıtlan mış durumda.

Tarım ürünleri ihracatında Tür kiye'ye sağlanması gereken güm rük kolaylıkları sağlanmadı. Pamuk ipliği ihracatına ç e ş i t l i engeller kondu. Buna benzer uy gulamaların son örneği Türkiye' nin tekstil ürünlerine tek yan lı bir kararla kısıtlama konma sıdır. Bu karara konu olan do kuma maddeleri, Türkiye'nin AET ülkelerine karşı elverişli sa yılabilecek ödünlerden yararla nan sanayi maddelerindeki ihra catının üçte ikisini oluşturu yor. AET'nin, iş alanı, ihracat ve milli gelire katkı açıların dan Türkiye için büyük önemi olan Türk dokuma sanayiine yö nelik bu kararı Türkiye AET gümrük birliğinin tek yanlı olarak işlemez duruma g e t i r i l mesi anlamını taşıyor. Kısıtla ma kararının daha sonra geçici olarak kaldırılması sorunların çözülmediğini, Türkiye'nin dış ödemeler alanında ciddi güçlük lerle karşı karşıya kaldığı bir zamanda kısıtlama kararının alınmasının, AET'nin Türkiye'yi hangi gözle gördüğünü ortaya koymaktadır.

AET Türkiye ilişkilerinin gele ceği Türkiye açısından parlak görünmemektedir. Yakın bir ge lecekte yapılacak AET bakanlar konseyinde tekstil ürünlerinde ki kısıtlama kararının tekrar gündeme geleceği, bu tarihe ka dar Kıbrıs ve Ege konularında çözüm için Türkiye tarafından yeterli ödünlerin verilmemesi durumunda kısıtlamanın kesinle

ODTÜ'ye yeni mütevelli üyeleri atandı

ODTÜ Mütevelli Heyetinin istifa etmiş olan beş üyesinin yerine yenileri atanmıştır. İstifa eden ve yeni atanan üyelerin isimleri şöyledir: İstifa eden ler: Prof.Ahmet Kılıçbay, Prof. Selçuk Özçelik, Prof.Sabahattin Zaim, Prof.Yusuf Vardar ve Mus tafa Başoğlu. Yeni atananlar: Prof.Hicri Fişek, Prof.Rıdvan Özker, Prof.Yüksel Ülken, Prof. Necip Kocayusufpaşaoğlu ve Dr.İlhan Özdil.

Bilindiği gibi istifa eden üye ler ile beraber Mütevelli Heye ti eski başkanı Prof.Ahmet So nel ve Prof.Nevzat Kor da bağlı

bulundukları üniversitelerin se natolarından izin alamamış ve istifa etmeleri gerektiği halde yerlerine CHP Hükümetince yeni lerinin atanmasını önlemek için istifa etmemişlerdi. Her ne ka dar yeni üyelerin atanması so nucu ODTÜ'de olumlu gelişmeler ümit edilmekteyse de şimdiye dek böyle bir gelişme izlenme miştir. Tersine ODTÜ'de öğrenci yurtları boşaltılmış ve otobüs ile üniversiteye gelen öğretim üyeleri ve idari personelin ko mandolarca tartaklanarak marş söylemeye zorlanması güncel olayların arasına katılmıştır.

şeceği ve bir ekonomik ambargo ya dönüşeceği AET yetkilileri tarafından belirtilmiştir. Böy lece AET'nin Türkiye ile iliş kilerini sürekli olarak siya sal baskı aracı olarak kullan dığı açıklığa kavuşmuştur.

EKONOMİK BUNALIM

İLAÇ PİY ASASINI DA

ETKİLEDİ

Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik bunalım ilaç piyasa sında da kendini göstermeğe başlamış; yaşamsal önemi olan ve çokuluslu şirketlerce üre tilen kalp ve hormon ilaçları nın, sinir ilaçları ve ağrı kesicilerin, antibiyotiklerin ve serumların üretimi durdu rulmuştur. Ayrıca röntgen film lerinin ithali döviz yokluğu nedeniyle gerçekleştirilemedi ğinden, bu filmleri stoklayan ithalatçılar karaborsa fiyatı üzerinden satış yapmaktadırlar.

İlaç yokluğu bundan önceki yıl larda da zaman zaman ortaya çıkmıştır. İlaçların yaşam için vazgeçilmez olma durumu, ithal listelerinde en önde yer alma zorunluğunu doğurmaktadır. Bu na karşın konuya gerekli ilgi gösterilmemekte, kâr oranı da ha fazla olan diğer maddeler ithal edilmektedir.

Çokuluslu şirketler bu durumdan pek de şikayetçi görünmemekte, üretime başlamak için acele etme mektedirler. Hammadde yokluğu na dayanamayacak olan küçük ya pımevlerinin ve ulusal firmala rın kendiliğinden kapanarak, çokuluslu şirketlerin kesin pi yasa egemenliğine yol açacakla rı düşünülürse olay açıklık ka zanacaktır. İlaç sanayiinde teknolojik yatırımların yapıl ma zorunluğu, bu teknolojiyi elinde bulunduran çokuluslu şirketlerin ülke pazarını tüm den ele geçirmelerini kolaylaş tırmakta; döviz yokluğu nede niyle ülkenin birkaç ay ithalat yapamaması bu şirketlere zarar değil yarar sağlamaktadır.

Türkiye'de kullanılan üç ilaç tan ikisinin çokuluslu şirket lerce üretilmesi, gerektiğinde bir baskı aracı olarak kulla nılmakta ve bu şirketlerin her türlü isteğine boyun eğme zo runluğu doğmaktadır.