Elektrik Mühendisliği · Sayı 261 262 · Eylül Ekim 1978
ARAMIZDA
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1978
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 2 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- TEK
- Türkiye Elektrik Kurumu
- toplu sözleşme
- Keban
- demokratikleşme
- sendikal hareket
Özet
EMO Yönetim Kurulu, TEK'in tek elden üretim-iletim-dağıtım işlevinin korunmasını ve demokratik bir yönetime kavuşmasını isterken, toplu sözleşme sürecinde gerici ve faşist çevrelere tanınan tavizleri ve Keban gibi işyerlerinde yaşanan baskıları eleştirmektedir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ara mız da
Sayın Üyemiz,
Türkiye Elektrik Kurumu (TEK), elektriğin tek elden üretim, iletim ve dağıtım görevini yerine getirmekle yükümlü kılınmış bir kuruluştur. Demokratik kuruluşlar öncelikle de Odamız, yıllardır TEK'in bu işlevinin korunması ve geliştirilmesi, buna paralel olarak ayrıcalıklı şirketlerin faaliyetlerinin durdurulmasını istemiştir. TEK'in sermayeyi destekleyici yapısından mümkün olabildiğince uzaklaştırılması, daha etkin, Üretime yönelik çalışmaları geliştirmesi istekleri de hep vurgulanmış, bütün bunların yasal değişiklik kapsamına alınması gerektiği sürekli belirtilmiştir.
TEK'in demokratik bir yönetim ve işleyiş mekanizmasına kavuşturulması da, çalışanların, tüm kamu kuruluşları için geçerli ortak istekleri arasındadır. Buradaki demokratiktik kavramı kişilerin yapısından bağımsız olarak algılanmalıdır. Söz konusu olan, aralarında çok sayıda elektrik mühendisinin de bulunduğu çalışanların, yönetim üzerinde yönlendirici ve denetleyici haklara kavuşması ve bunun kurumlaştınlmasıdır.
Ancak hangi kademede olursa olsun, yeri, görevi, işlevi ne ve kim olursa olsun kişilerin yapısı da önem taşır ve dönem dönem ön plana çıkar. Bugün çalışanların çok büyük bir bölümü, birlikte bulundukları ya da yönetildikleri kişilerden demokrat özellikler beklemektedir. Başka bir deyişle faşizan öğelerin nicel ve nitel etkinlik kazanmalarının önlenmesi, önceleri olduğu gibi bundan sonrası için de söz konusudur.
Bu genellikten özele geçerek, TEK somutunda söylemek gereken ise şudur: "Toplumsal Anlaşma"yı benimsemiş sendikal hareketlere son toplu sözleşme uyuşmazlıktan sırasında birdenbire tanınan primle, gerici faşist çevrelerin Kurum içinde yuvalanması ve etkinlik alanının genişlemesine olanak sağlanmıştır. Oysa, gerileyen bir sendikal hareketin, varlığını sürdürebilmek amacıyla görüşmeler sırasında başvurduğu çeşitli yasa dışı ve elektrik sistemini tahrip edici zorlamalarının unutulup üstelik ödüllendirilmesi değil cezalandırılması gerekirdi, özellikle Keban gibi işyerlerinde üyelerimize de yönelen baskı ve tehditler herkesçe bilinirken, toplu sözleşme protokolünün imzalanması sırasında tüm sorumluların affedilmesi koşulunun kabulü, Kurum çalışanları üzerinde şok etkisi yapmıştır. Bu talihsiz uzlaşmanın Kuruma üstten dayatıldığını belirtmeliyiz.
Demokratikleşme gereksinmesi, kurumsal düzenlemelerin ve yenileştirmelerin yanısıra o işyerinde çalışanlara karşı gelişebilecek her türlü olumsuz tutumun ve demokrasi düşmanı öğelerin saf dışı bırakılmasını içerir. Çalışanlar boş umutlara kapılmadan, avuntuya düşmeden bu ve benzeri istemlerin hayata geçirilmesi çabalarını sürdüreceklerdir.
Saygılarımızla YÖNETiM KURULU
ELEKTRiK MÜHENDiSLiĞi 261-262