Elektrik Mühendisliği · Sayı 271-272 · Temmuz-Ağustos 1979
OLAYLAR - YORUMLAR
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1979
- Sayfa
- 12
- Okuma süresi
- 34 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Nükleer enerji, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- Akkuyu Nükleer Santrali
- EMO panelleri
- Silifke
- Anamur
- Gaziantep NES Paneli
- ODTÜ
Özet
EMO'nun 1979 yılında Silifke, Anamur ve Gaziantep'te düzenlediği nükleer enerji santralleri panelleri, İzmir Şubesi'nin teknik seminer ve sergi etkinlikleri, Adana üye toplantısı ile ODTÜ ve ADMMA'daki siyasi olaylara ilişkin haberler derlenmiştir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
SİLİFKE'DE NÜKLEER ENERJİ SANTRALLARI PANELİ Y APILDI
ANAMUR'DA YAPILAN NÜKLEER ENERJİ
SANTRALLARI KONULU PANEL HALKIN GENİŞ İLGİSİNİ ÇEKTİ
7 Eylül 1979 Cumartesi günü Silif ke'de öğretmenler Lokalinde Oda mızın Nükleer Enerji Santralları Pa nel programında yer alan panel ya pıldı. Elektrik Mühendislerinin çok az olduğu bu ilçede paneli 100'e yakın kişi izledi. Oda Başkam N.Bülent Damar'ın yönettiği panele Teoman Alptürk (EMO), Oral Ata man (Turizm ve Tanıtma Bakanlığı Turizm Planlaması Genel Müdür Yardımcısı), önder öner (Türkiye Elektrik Kurumu Nükleer Enerji Etüd Proje Dairesi Başkan Yardım cısı) ve Sait Kozacıoğlu (Mimarlar Odası) konuşmacı olarak katıldılar. Panelistlerin Nükleer Enerji Santral larına ilişkin görüşlerini ilgi ile izle yen dinleyiciler panel sonunda Silif ke ilçesi yakınlarında kurulacak Akkuyu Nükleer Enerji Santralının konumu hakkında panelistlere çe şitli sorular yönelttiler.
Üç saati aşkın bir süre devam eden panelde panelistler genel olarak Nükleer Enerji Santrallannın elekt rik enerjisi, turizm, çevre ve ekono mi açısından ülkeye getireceklerini anlattılar. Mersin ve Silifke'de ya yınlanan yerel basında geniş yer ve rilen panel sonucunda izleyicilerin genel istemi bu tür panellerin Silif ke'de yinelenmesinin çok yararlı olacakı şeklinde olmuştur.
8 Eylül 1979 Pazar günü saat 10.00' da Anamur'da Yeni Sinemada Oda mızca düzenlenen Nükleer Enerji Santralları konulu panel halkın ge niş ilgisini çekti. Özellikle yerel ba sında panel öncesi yapılan yayınlar sonucunda halk arasında geniş ilgi bulan panele 350'yi aşkın izleyici katıldı. Odamız üyesinin bulun madığı bu ilçede çevre köy muhtar larının ve kooperatif yöneticilerinin özel olarak izlemeye geldiği bu pa nel Oda Başkanı N. Bülent Damar tarafından yönetildi. Sait Kozacıoğ lu (Mimarlar Odası) Önder Öner (TEK Nükleer Enerji Etüd Proje Dairesi Başkan Yardımcısı), Oral Ataman (Turizm Bakanlığı Turizm Planlaması Genel Müdür Yardımcı sı), Teoman Alptürk (EMO)'ün ko nuşmacı olarak katıldığı panelde nükleer enerji santralları genellikle elektrik enerjisi, ekonomi, güvenlik, çevre ve turizm açısından tartışıl dı. Panelin sonunda izleyicilerin pa nel konusunda özellikle çevre, eko nomik ve hidrolik potansiyel açısın dan konuşmacılara yönelttikleri so rular ve tartışmalar ile panel canlı bir şekilde sonuçlandı.
Anamur'da da izleyiciler Silifke Pa nelinde olduğu gibi bu tür panelle rin ilçelerinde yinelenmesi isteğini yoğunlukla belirttiler.
ELEKTRİK MüUEKDİSlJÖÎ 271 272
GAZİANTEP NES PANELİ Y APILDI
Gaziantep Ticaret Odası toplantı sa lonunda yapılan panele konuşmacı olarak Merkez Yönetim Kurulu üyesi Müjdat Savran ve üyemiz Gür can Banger katıldılar.
Gaziantep Temsilcisi Mehmet Gey lani'ıün yönetiminde yapılan panel de konuşmacılar Nükleer Enerji Santralının Türkiye'deki Elektrik Enerjisi bunalımına çözüm olama yacağını, bunalımın mevcut ekono mik düzenden kaynaklandığını ve çözümün ancak halk iktidarı tara fından halkın çıkarları doğrultusun da yapılacak düzenlemelerle olaca ğını vurguladılar.
Belirtilen en önemli noktalar; bu santralların çok pahalı olduğundan hammaddesi yurdumuzda olan su ve linyit santrallarının kuruluşunu
engelleyeceği, bir Nükleer santralın kuruluşuna narcanan para ile 5 kö mür, 8 su santralı yapılabileceği, Nükleer teknolojinin belli bir stan darda kavuşmadığı, yer seçimi, iş letme, artık yakıtların saklanması,
vb. problemlerin enine boyuna o şünüimediği ve mevcut kaynaklar,; su ve linyit potansiyelini değerlf dirmek için kullanılması Nükle Santralın 1995'lerde devreye gir* cek şekilde ötelenmesi idi.
Anamur'da yapılan NES panelinden bir görünüm. 8 Eylül 1979
İZMİR ŞUBESİNDE ELEKTRİK KUVVETLİ AKİM TESİSLERİ ÜZERİNE AÇIKLAYICI BİR TOPLANTI YAPILDI
1 Haziran 1979 günü İzmir EMO lo kalinde, 15 Ağustos 1956 tarih ve 9382 sayılı Resmi Gazetede yayın lanarak yürürlüğe girmiş bulunan "Kuvvetli Akım Elektrik Dağıtım Tesisatının Bakım, İşletme ve Tesi sine Dair Talimatname "yi yürürlük ten kaldıran ve bunun yerine 21 Ka sım 1978 tarih ve 16466 sayılı Res mi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren "Elektrik Kuvvetli Akım Te sisleri Yönetmeliği "ni açıklamayı amaçlayan bir toplantı düzenlen miştir, açıklayıcı konuşmayı arka daşımız Hikmet Davaslıoğlu yap mıştır.
Konuşmanın kapsamı yönetmeliğin Enerji Nakil Hatları bölümü ile sınır lı idi. Toplantının amacı, yeni yö netmelikle nelerin değiştiği, ne ye nilikler getirdiği idi. Toplantıya bu dalda çalışan otuzun üzerinde üye miz katıldı.
İZMİR ŞUBESİNDE KORUMA DİZGELERİ SEMİNERİ YAPILDI
EMO İzmir Şubesi, üyelerimizin mesleki konulardaki yetkinliklerini artırmak için geçen yıl başladığı mesleki seminer ve konferanslarına devam ederek 7 8 9 10 Mayıs 1979 günleri EMO lokalinde Koruma üze rine bir seminer düzenledi. Seminer her gün 14.00 17.00 arasında sü rekli olarak verildi.
Seminer alt başlıkları şöyle idi: — Koruma felsefesi ve Koruma Rö lelerinin yapısal ilkeleri, — Akım ve Gerilim trafolarının Ko ruma dizgelerinde kullanılması, — Güç dizgelerinin çözümlenmesi, — Trafo yüdız nötr topraklaması nın kısa devrelerin sınırlandırıl ma yönünden etkileri, — Aşırı akım ve toprak rölelerinin çalışma özellikleri, — Aşırı akım ve toprak röle eşgü dümünün genel ilkeleri ve bir ör nek üzerinde uygulaması, — Trafo Korumalarının tanıtım ve genel özellikleri,
İlk üç güne sığdırılan yukardaki ko nuların anlatımından sonra dördün cü gün özel sorunlar ve genel tartış ma açılarak seminer tamamlanmış tır. Seminer TEK röle servisinde ça lışan arkadaşlarımız tarafından ve rilmiştir.
İZMİR ŞUBESİ FUARDA ELEKTRİK VE ELEKTRONİK SERGİSİ DÜZENLEDİ
EMO İzmir Şubesi 48. Uluslararası İzmir Fuarında 25 üretici firmanın katılımıyla elektrik elektronik sergi si düzenledi. TEK, PTT Araş. Lab., TEKNİM, EMEK Elk., EMİ, DE MAŞ, SİTE Elk., ETMAŞ, DİSAŞ, HEİCO, NEFAN, ANKA Kablo, SİRMA Elk., EMİTAŞ, TEYAŞ, BETONTAŞ, GİMTAŞ, SÖNMEZ Trafo, BİR EMEK, ÇANAKKALE SERAMİK, KALE SERAMİK, YE TİŞ Asansör, KAVEL Kablo, Cen giz Giritligil, Müzekka Damgacıoğlu sergiye katılmışlardır. Odamızın fu arda bağımsız olarak ilk kez düzen lediği bu sergiye katılan firmalar, ülkemizde kendi teknik gücümüz le üretilen ürünleri sergilemişlerdir.
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
DANA
İYE
OPLANTISI
Eylül 1979 Pazar günü Adana'da düzenlenen Merkez, Şube yönetim kurulları ve Adana Temsilciliği or tak toplantısından birgiin önce Ada na'daki Elektrik Mühendisleri ile bir üye toplantısı düzenlendi. 8 Eylül 1979 günü düzenlenen toplantıda TMMOB, Merkez ve Şube çalışma ları üyelerimize anlatılmış ve yapı lan çalışmalara ilişkin üyelerimizin görüş ve değerlendirmeleri alın mıştır. Çok sayıda üyemizin katıldı ğı toplantıda mesleki alanda yürütü len çalışmalar, mali konularda ya pılan çalışmalar aktarılırken, üst ör gütümüz TMMOB 'nin yürütücülü ğünde sürdürülen ekonomik demok ratik haklarımızı elde etme mücade le programı özetlenmiş, odamızın bu mücadeledeki katkıları anlatıl mıştır.
üyelerimizin, özellikle ekonomik demokratik haklar mücadelesi üze rinde yoğun bir şekilde durduktan, bu mücadelenin daha etkin olarak sürdürülmesi için öneriler getirdik leri ve ekonomik demokratik sorun larının ancak grevli toplu sözleşmeli sendikal haklan elde etmekle bir öl çüde çözümlenebileceğinin bilincin de oldukları görülmüştür.
Toplantının sonunda üyelerimiz, bu tür üye toplantılarının son derece yararlı olduğunu dile getirmişler ve ak ak tekrarlanmasını önermişler dir. Odamız Yönetim Kurulunun, üyelerle yakın diyalog kurma anla yışının bir parçaa olan üye toplan tıları yöneüm kurulumuzun çalış maları için de yararlı olmakta, üye lerimizin görüş ve önerileriyle çalış malar zenginleşmektedir.
Bu tespitten hareketle, Merkez Yö netim Kurulumuz her ay değişik bir ilimizde, hem Şube yönetim kurul larıyla ortak toplantı yaparak koor dinasyon sağlama hem de üye top lantia yapma biçimindeki çalışma sını sürdürecektir.
'ODTÜ'DESON GELİŞMELER
Ülkemizin son bir kaç yıl içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik çık mazda öğrenimini kesintisiz (22 ay dır) sürdüren ODTÜ, son bir kaç ay dır kamuoyu önünde huzursuz gös terilmek istenmektedir. Aslında bu durumun arkasında egemen güçlerin bazı karanlık emelleri yatmaktadır.
lanan ve ülkemizin Miüit Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu seçimleri il keleriyle aynı olan seçim sistemiyle, geçen yıl sıkıyönetim döneminde yapılan seçimler sonunda yönetime getirilen ÖTK tüm ODTÜ öğrenci kitlesinin (10 000 öğrenci) tek tem silcisidir ve de yasal bir örgüttür.
Olaylar ODTÜ'nin geçen yıldan ka lan ikinci yan yılın açılış töreninde başlatıldı. Bazı kişilerin Ulusal Marş sırasında ayağa kalkmaması olayı tüm ODTÜ kitlesine maledilmek is tendi. Bu da belli ölçülerde de olsa ODTÜ ÖTK (öğrenci Temsilcileri Konseyi) örgütlülüğündeki eksiklik, somut koşulları hesaba katmamayı alışkanlık haline getirmiş bir kısım sorumsuz gruplara müdahale edil meyişinden kaynaklandı. Olay, bur juvazi ve onun yandaşı baan organ lan tarafından, kitlelerin şoven duy gularının sömürülmesi yönünde kul lanıldı.
Sonuçta egemen güçler ODTÜ'de sürekli baskılara başladı ve kamuo yunda ÖTK yasadışı bir örgüt ola rak gösterilmek istendi. Gerçekte, tüzüğü ODTÜ Rektörlüğünce onay
Bu olayın ardında ODTÜ öğretim üyeleri tüm ODTÜ kitlesinden so yutlanmaya çalışıldı. Fakat gerici güçler amaçlarına ulaşamadılar. Ak sine bu olaylar öğrenci, işçi, öğre tim üyesi ve öğrenci ailelerinden oluşan birliği pekiştirdi. İşte bu ne denle ODTÜ üzerinde yürütülen ka ralama kampanyası tüm şiddetiyle geri tepti ve bu dörtlüden oluşan birlik gerekli açıklamalar yaparak ODTÜ öğrencilerinin kararlı müca delelerine destek oldular.
Egemen güçlerin ODTÜ üzerinde yürüttüğü tüm baskılar, ODTÜ kit lesinin daha bir kenetlenmesinden ve demokratik kamuoyuna düşen görev, en büyüğünden en küçüğü ne kadar tüm demokratik mevzile rin korunması yönünde çaba gös termektedir.
ADMMA'DAN HABERLER
Geçen dönemlerde çeşitli silahlı ve bombalı saldırılara hedef olan, bu saldırılarda 20 devrimci, demokrat, yurtsever arkadaşlarını yitiren AD MMA öğrencileri bugün karşı kar şıya oldukları tüm engellemelere rağmen öğrenimlerini sürdürüyor lar.
12 Nisan 1978'de öğrencilere yö neltilen son bombalı saldırıdan son ra, saldın ve terörün kaynağı faşist odaklar üzerine gitmek yerine okul gerekçesiz olarak 10 ay kapatılıyor du.
madan içeri giriyorken, okul içeri sinde devrimci, demokrat öğrenciler sınıflardan çıkarılmaz, tuvalete yol lanmazken, ellerini kollarını sallaya rak dolaşan faşistlerin gösterdikleri devrimci, demokrat öğrencileri, be lirli bir siyasi eğilimde olan polisler boş sınıflarda dövüyor, tedirgin edi yorlar. Dene 10 dakika içerisinde hocanın gelemediği durumlarda sı nıflar boşaltılıyor, öğrenciler, hoca lar, asistanlar keyfi uygulamalara maruz bırakılıyorlar. Okul yöneti mi neredeyse bürokratik işlere ka dar devreden çıkmış bulunuyor.
15 Ocak 1979'da yeniden öğrenime açılan okulda, dersler düzenli bir şe kilde sürdürülürken, bugünlerde fa şistler tarafından engellenmeye çalı şılıyor. Bunun yanında okulda "can güvenliğini sağlamakla" görevlendi rilen bazı Pol Bir üyesi polisler son günlerde öğrenciler üzerindeki bas kılan iyice yoğunlaştınyorlar. Oku lun dış kapısında faşistler aran
Bu tür baskı, tehdit yöntemleri ile hiç bir sonucun elde edilemeyece ği geçmiş deneylerde görülmüştür. Aralarında gelecekte üyelerimiz ola cak Elektrik Mühendisleri Bölümü öğrencilerinin de bulunduğu ADM MA öğrencileri tüm baskı ve saldm lan soğukkanlılıkla ve akıllıca etki siz hale getirecekler, okulda öğreni min sürekliliğini sağlayacaklardır.
19 EYLÜL 1979 GREVLİ TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKAL HAKLAR MÜCADELESİNDE DÖNÜM NOKTASI
Mühendis ve mimarların TM M OB' nin çağrısıyla gerçekleştirdikleri bir günlük İŞ B I R A K M A eylemi başarı ile sonuçlandı. 19 Eylül eylemi ha kim sınıfların ummadığı bir yığınsal katılımla, örnek bir disiplin ve daya nışma anlayışıyla, çalışanların fa şizme ve emperyalizme, baskı ve sö mürüye, zulüm ve pahalılığa karşı verdikleri mücadeledeki onurlu ye rini aldı.
19 Eylül, bazılarının göstermek iste diği gibi salt yan ödemeler kararna mesine, 6 5 7 sayılı personel yasasına karşı değildir. Salt teknik personeı tazminat kararnamesinin çıkarılma sı için gerçekleştirilen bir eylem de değildir. 19 Eylül, yoksul halkları açlığa mahkum eden IMF'ye, ileri ci, demokratları katleden, onlara yaşama hakkı tanımayan faşizme karşıdır. 19 Eylül'de mimarlar, mü hendisler, teknik elemanlar, memur lar, işçiler kolkola girdiler; omuz
omuza verdiler. 19 Eylül'de her türden direniş kırıcıları ve kışkırtı cıları etkisiz kaldı. Y ığınların örgüt lü mücadelesine inanmayanlar düş kırıklığına uğradılar. 19 Eylül Tür kiye'de sendikasız çalışanların grev li toplu sözleşmeli sendika hakkı mücadelesinde bir dönüm noktası oldu.
19 Eylül'de Elektrik Mühendisleri Odası da, üzerine düşen görevleri et kin bir biçimde yerine getirdi. Oda mız merkez yönetim kurulunun 29 Ağustos 1 9 7 9 günü yaptığı açık lamada şu görüşler dile getirildi:
"IMF'nin yönettiği ülkemiz ekono misi 'tarihin en ağır bunalımını ya şamaktadır.' Birbirini kovalayan de valüasyon ve zamlarla fiyatlar ulaşı lamaz düzeylere çıkmakta, bunalı mın yükü emeğiyle geçinenlerin sır tına yüklendikçe yüklenmektedir.
Ama artık bu yük taşınmaz hale gel miştir.
İçinde bulunduğumuz bu koşulları bir ölçüde düzeltmek üzere, 1979 yan ödeme kararnamesini katsayı 8 ve göstergeler % 100 artırılarak hemen çıkarılması, teknik personel tazminat kararnamesinin taslaktaki eşitsizlikleri giderilerek en kısa za manda çıkarılması için ve ekono mik demokratik sorunlarımıza daha kalıcı çözümler bulabilmemizin ara cı olan Grevli Toplu Sözleşmeli Sendikal haklarımızı ekle etmek için mücadelede kararlıyız.
Bu yolda, üst örgütümüz TMMOB' nin yürütücülüğünde her zamankin den daha etkin kitlesel eylemlere hazır olduğumuzu üyelerimize ve kamuoyuna duyururuz.''
10 Eylül 1 9 7 9 günü Adana'da, Oda mız Merkez Y önetim Kurulu, Anka ra, istanbul şubeleri ve Adana Tem silciliğinin ortak açıklamasında da sendikasız çalışanların içinde bu lunduğu duruma ve IMF'nin çalı şanların kaderindeki rolüne değini lerek,
nın bulunup bulunmadığını açıkla mak gerekir. Biz şimdi sayın Başba kan'dan bir kez daha soruyoruz. 16 yıllık eğitimden sonra göreve başla yan bir mühendis mimar bu son nis pi artıştan sonra eline geçecek olan 6000 ila 7000 TL ile nasıl yaşaya caktır?
"Bu durum devam ettiği sürece, bi zim en geniş kitlesel mücadeleleri miz olmaksızın iktidarların önerile rimizi dikkate almayacağı ortada dır. O halde yapılması gereken ne dir?
Kendi ücretlerimizi belirlemede söz sahibi olabileceğimiz, pazarlık gücü müzün olabileceği Grevli Toplu Söz leşmeli Sendikal Haklarımızı elde etme doğrultusunda örgütlü kitlesel mücadelelere girişmektir. Ekono mik sorunlarımıza bir ölçüde çözüm bulabilmek için bundan başka bir yolunma yoktur."
deniyordu. Bu arada, Başbakan Bü lent Ecevit 8 Eylül 1979 günü br basın toplantısı yaparak özetle şun ları söyledi:
"Ankara'da yaptığım son açıklama da, hükümetin kamu personelinin ve teknik personelin yan ödemeleriyle ilgili yeni bir kararname hazırladığı nı belirtmiştim. Bir kaç güne kadar bu çalışma sona erecek. Böylelikle tüm memurların yan ödemelerinde nispi bir artış ve düzelme sağlana cakta*. Fakat, teknik personelin kal kınma atılımlarında ve üretimin artı rılması yolunda önemli katkıları bu lunmaktadır ve genellikle kamu sek töründe işçi ücretleriyle teknik per sonel aylıktan arasında, teknik per sonel aleyhine farkların büyümekte olduğunu gözönunde tutarak teknik personelin yan ödemelerinde yük sek bir artış sağlanması kesinleşmiş tir, özellikle yeraltında çalışan tek nik personelin yan ödemelerinde daha da yüksek özel bir artış ola
caktır. Tabii bunlar Türkiye'deki personel rejiminin genel aksaklıkları ve uygulamalar sırasında yamalar gi bi düzenlemelerle büsbütün ağırla şan dengesizlikler karşısında geçici çözümlerdir. Bu çözümler nispi bir rahatlık sağlayacaktır. Hükümetimiz seçimlerden sonra bu konudaki ça lışmalarını iyice hızlandıracaktır. Bu kararlarımızın açıklandığı bir sı rada bazı çevrelerden, bazı teknik personele, bu arada bazı işçilere di reniş çağrılan veya o anlamda yo rumlanabilecek çağrılar gelmesini üzüntüyle karşılıyorum. Hiç bir de ğerli işçi veya teknik personelin bu çağrılara kapılmayacağına inanıyo rum. Türk ekonomisinin esenliğe çı kabilmesi Türkiye'nin bağımsızlığı açısından yaşamsal önem taşımak tadır. Bunun bilincinde olan hiç bir yurttaşımızın Türkiye'de üretimi aksatacak bir davranışta bulunmayı düşünmeyeceğine, tam tersine üreti mi nasıl biraz daha artırırım diye düşünmeye ve o yönde çaba göster meye yöneleceğine inanıyorum."
9 Eylül 1979 günü TMMOB Genel Başkanı Teoman öztürk ve Birliğe bağlı 18 Oda Başkanı, Başbakanı şöyle yanıtladılar;
"Bizler ise şunları söylüyoruz:
Çıkacak yan ödemelerle sağlanaca ğı söylenen nispi artış net bir kaç yüz TL arasındadır. Bu artış nispi rahatlık sağlaması bir yana, tam bir rahatsızlık sağlamıştır. Nispi artışlar ve zamlardan bahsederken bunun hangi ücretlere yapıldığını, ele geçe cek net ücretin düzeyinin ne olaca ğını ve bu ücretle yaşama olanağı
Teknik personelin üretime katkısı nın büyük olduğu, işçi teknik ele man ücretlerinin teknik elemanların aleyhine arttığı gibi görüşler öne sü rerek teknik elemanlara daha çok zam yapıldığını açıklamak bir şey getirmemektedir, özellikle de yeral tında çalışan teknik elemanlara da ha çok zam yapıldığının açıklanma sı da bizim sorunlarımızın yanıtı de ğildir. Bizler işçi, köylü, memur, teknik eleman, mühendis mimarla nn en önemli ortak özellikleri ge çimlerini emekleri karşılığında sağ lamalarıdır. Bunların hiçbirinin bir birlerinden alacak bir şeyleri yok tur. Haklarını çalıştırandan alacak lardır. Bugünün koşullarında yaşa yan çalışanlar, farklı uygulamalarla karşı karşıya getirilemez. Bizler, herkesin bugün yaşayabileceği üc retin sağlanmasını istiyoruz. Bunun için çalışanların % 10'una başka, % 70'ine başka, % 8'ine başka, vb. ücret politikaları uygulamayın. Biz teknik elemanlar arasında da böyle sine ayncalıklar yaratmayın. Yeral tında da üstünde de çalışan teknik elemanların hepsi yaşamak zorun dadır. Bir kısmımıza (ki çok küçük bir orandır) 1 2 bin lira fazla vere rek % 90'ımızı yaşattığınızı söyle yemezsiniz. Ancak herkese yaşa mak için asgari ücreti verdikten ve eşit işe eşit ücret koşulunu ger çekleştirdikten sonra bu tür ayrım lar yaparak değerlendirilebiliriz. Bizler bu sıkıntı içinde dün yaşadık, bugün de yaşıyoruz. 1978 başından önce muhalefette iken, iktidara gel diklerinde kamu çalışanlarına sen dikal haklarını vereceklerini söyle yenlerin, iktidara geldikten sonra yaptıklarını izleyenler bu tür vaadle ri artık dinlememek ciddiye alma mak durumundadırlar, öte yandan sayın Başbakan'ın bağımsızlık ile üretim ilişkilerine değinerek, ba ğımsızlığın üretimi artırmakla müm kün olabileceğine ilişkin görüşü de bir çarpıtmadan öteye anlam taşı mamaktadır. Bir yandan IMF gibi
her türden emperyalist kuruluşlarca ülkenin geleceği açıkça ipotek altı na alınırken, nasıl olurda üretimin artırılması ile bağımsızlığa kavuşu lacağı ileri sürülebilir. Sayın Başba kan 'Bazı çevrelerden bazı teknik personele direniş çağrıları ya da o anlamda yorumlanacak çağrılar gel mesini üzüntü i İt karşıladığını ve hiç bir değerli teknik personelin bu çağrılara kapılmayacağına inan dığını...' söylemeltedir. Türkiye' nin 'değerli' mühendis ve mimarla rı yine sayın Başb&an'ın bir çok vesile ile bir çok kei belirttiği 'De ğerli örgütleri TMMOB ve onun de ğerli yöneticileri...' ie birlikte so runlarını ve çözüm yallarını görü şerek, ekonomik demdcratik hakla rını elde edinceye dek çaba harca mayı kararlaştırmış göiiş ve öneri lerini ilgililere ve kamibyuna ilet mişlerdir. Bu tür yaklaşımlardan, çalışanların en doğal haku olan ya şama hakkını elde etme yolunda verdikleri ve verecekleri aklı mü cadelelerin önüne geçme, Oıu çeşit li taktiklerle bölme ve zayf düşür me yöntemlerinden vazgeçmelidir. Bu yanlış bir yaklaşımdır.Bunun yerine çalışanların hakların tanı mak daha tutarlı bir yoldur. 5u de nenmelidir. Bizler bu yolların m tür açıklamaların yanlışlığının, önü müzdeki günlerde yaşanarak arlaşı lacağına inanıyoruz. Emekçi hdkı mıza duyururuz."
DISK'İN AÇIKLAM4SI
TMMOB'nin bir günlü! iş bırakma çağrısı sendikalı, sendtasız tüm ça lışanların örgütleri taıfından des teklendi.
DİSK Genel Başkanı, 9 Eylül günü yaptığı açıklamada;
"Emperyalizmin söimi ve baskısı altında olan Türkiye'», fabrikalar dan tarlalara, barajldan maden ocaklarına, dağbaşlarüaki şantiye lerden bürolara kadahayatın her alanında emeği ile geçerek yaşam kavgası veren mühenderin ve mi marların yükselttikleri I mücadele ye omuz vermek, tür ilericilerin, yurtseverlerin, demoatlann ve devrimcilerin başta ge» görevidir.
Sömürü çarkının alabildiğine hızla döndüğü ülkemizde büyük bir kısmı kamu kesiminde çalışan, grevli top lu sözleşmeli sendikal haklardan yoksun, ayda 6 7 bin liraya açlığa yoksulluğa ve işsizliğe mahkum edi len yurtsever mühendislerin ve mi marların bu haklı kavgasını hiç bir güç durduramayacaktır.
... DİSK böylesine haklı bir kavgayı yürüten mühendislerin ve mimarla rın yanında olduğunu belirtirken, tüm işçilerden, DİSK üyesi olsun olmasın tüm emekçilerden bu şanlı mücadeleye omuz vermesini, des tek olmasını istiyor.
Zafer işçi sınıfının yanında yer alanların olacaktır." diyordu.
VE 19 EYLÜL
19 Eylül'ü yine TMMOB Başkanı Teoman Oztürk ve 18 Odanın yö neticileri, 20 Eylül günü yaptıkları açıklamada şöyle anlattılar.
"Çalışanların bir parçası olan;grev li toplu sözleşmeli sendikal haklara sahip olmadığından ücretleri tek ta raflı ve çok yetersiz düzeyde belirle nen; işsizliğe, geçim sıkıntısına mahkum edilen; emekçi halkımızın çıkarlarını savunduğu için baskıla ra, kıyımlara, faşist saldırılara uğra yan mühendis ve mimarlar, örgütle rinin çağrısını büyük bir inanç ve tam bir kararlılık içinde işyerlerin de uyguladılar.
Gerek eylem öncesinde, gerekse ey lem anında çok yönlü destekleri ile bizlere güç katan tüm demokrasi güçlerine, hemen başlarda teşekkür etmeyi önemli bir görev sayıyoruz.
19 Eylül eylemi her aşaması ile ça lışanların ve örgütlerinin fiili birlik teliğini gerçekleştirmesi açısından son derece önemlidir; önümüzdeki günlerde çalışanların verecekleri or tak mücadeleler açısından olumlu dur, güven vericidir.
19 Eylül 1979 günü gerçekleştirilen iş bırakma eylemine mühendis ve mimarların % 100'e yakın bir bölü mü katılmıştır.
İlk gelen bilgilere göre 49 ilde 443 işyerinde mühendis ve mimarların yanısıra; işçi, teknik eleman, me mur, sağlık görevlisi, vb. çalışanları nın da katılımı ile 100 bini aşkın kamu çalışanı eyleme aktif olarak katılmışlardır. Teknik eğitim gören bazı öğrenciler de eylemimizi des teklemişlerdir.
Uyarı niteliğindeki bu eylem sıra sında genellikle işyerlerinde yapılan ön toplantılar sonrasında işyerleri topluca terkedilmiştir. Bunun yanı sıra bazı işyerlerinde üretim durdu rulmuş, forumlar ve yürüyüşler dü zenlenmiş, değişik eylem biçimleri sergilenmiştir.
Haklı isteklerimizi elde etmek için gerek içimizde gerekse diğer çalı şanlar ve örgütleri ile birlikte sürdür dürdüğümüz mücadele bitmemiştir. Programımız uyarınca diğer kuru luşlarla ortak çalışmalarımızı daha güçlü bir biçimde sürdürecek bölge sel eylemler ve çalışanlar kurultayı nı mutlaka gerçekleştireceğiz. Çalı şanların ortak mücadeleleri sonunda tüm haklarını mutlaka alacakların dan kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Kendi siyasi tercihleri ile IMF'yc boyun eğenler bunun sonuçların dan zarar görenlerin haklı çıkışları nı eylem öncesinde 'siyasi amaçlı eylem' demagojileri ile zayıflatmaya çalışmışlardır. Oysa bu demagojileri yapanların, temel tüketim malları, ev kirası, vb. fiyatları ile ilgilenmez ken, çalışanların maaş ve ücretlerini kısıtlamalarının ardındaki siyasi sı nıfsal tavır çok açık olarak görül mektedir.
Eylem öncesindeki açıklamalarımız da belirttiğimiz gibi hiçbir baskı bizleri haklı mücadelemizden alıko yamayacaktır. Yetkililerin son ey lemde görülen kararlılık karşısında, bu konuda gereken dersi çıkara caklarını umuyoruz.
Mühendis ve mimarlar, diğer çalı şanlarla birlikte, bugün sahip olma dıkları demokratik direnme hakla rını en geç alacaklar, giderek kendi yaşam koşullarının belirlenmesinde söz ve karar sahibi olacaklardır.
E.tıekçi halkımıza duyururuz."
ELEKTRİK MÜHENDİJĞ1 271 272
MÜHENDİS MİMAR MÜCADELESİNİN
KOŞULLARI ve HEDEFLERİ
Ülkemizde mühendis ve mimarların bağımsızlık demokrasi mücadelesine bağımlı olarak verdikleri ekonomik demokratik mücadelelerinde, grevli toplu sözleşmeli sendikal haklar önemli bir hedeftir. Bugün özellikle kamu kesiminde çalışan mühendis ve mimarların en somut istemi du rumuna gelen sendikalaşma hakkı özel kesimde çalışan meslektaşları mızında ivedi istemidir.
Genel olarak ülkede verilmekte olan bağımsızlık demokrasi mücadelesin den ayrılamayacak olan ve onunla bir bütünlük içerisinde olması gere ken mühendis ve mimarların müca delesinin sonucunun ancak emekçi halkın kendi iktidarlarında alınaca ğı açıktır. Bugün bir çok mühendis ve mimar bu bilinç içerisinde kendi örgütleri olan Odalar ve TM M OB ile birlikte ülkede verilmekte olan ba ğımsızlık demokrasi mücadelesi içe risinde etkin olarak görev almakta ve bu mücadelenin başarıya ulaşma sı için etkin bir şekilde özveri ile çalışmaktadır. Bu bilinç ve özveri onların faşist canilerce katledilmele rine, işlerinden atılmalarına, işyer lerinden sürülmelerine, uzmanlıkları dışındaki işlerde çalıştırılmalarına ve benzeri birçok baskılara uğrama larına neden olmaktadır. Bu baskı lar gün geçtikçe artmakta buna kar şın mühendis ve mimarların bağım sızlık demokrasi mücadelesi içerisin de etkinlikleri yükselmekte ve art maktadır. Tüm bu baskılara karşın mühendis ve mimarların verdikleri mücadelede daha etkin olmalarının nesnel nedeni, ülkedeki ekonomik bunalım dolayısıyla mühendis ve mimarların da giderek yoksullaşma
ları,işçi sınıfı ve emekçi halka yak laşmalarıdır. Öznel olarak da ülkede gelişmekte olan bağımsızlık demok rasi mücadelesinden etkilenmekte dirler. Bugünün koşullarında mü hendis ve mimarların mücadeleleri nin daha da yükselmesi ve önünde ki en acil hedef olan grevli toplu sözleşmeli sendikal hakların alınma sına, faşist baskı ve kıyımların ön lenmesi, vb. sorunların çözümü için yapılanlar yeterli midir? Bu soru nun yanıtını bulmak için, verilen mücadele içerisindeki örgütlenme ve mücadeleye etkin katılım konuları na açıklık getirmek gerekmektedir. Bugün mühendis ve mimarların ör gütlenmedeki en önemli araçların dan biri de demokratik mesleki kit le örgütleri olan Odalarıdır. Zorunlu üyelik esasına göre kurulmuş olan Odaların hepsi bugün mühendis ve mimarların seçtikleri ilerici,demok rat, devrimcilerce yönetilmektedir. Bu yönetimler önlerine hedef ola rak kitlelerin demokratik ekonomik istemlerini koyarak ülkede verilen bağımsızlık, demokrasi mücadelesi ne katkıda bulunmaya çaba sarfet
mektedirler. Bı çaba değişik görüş lerin çatışması dönemlerinde zayıf lamakta ise d( genelinde mücadele nin Oda yönrtimleri ile birlikte ve ya zaman zanan Oda yönetimlerini de aşarak g nel doğru rayında yü rüdüğü söyfcnebilir. (Fakat bu ör gütlenme; eksiklikleri ve ülkenin içerisinde bulunduğu ortam nede niyle yetrli olamamaktadır). Ge nellikle îk t er görüşlere sahip bazı mühendi ve mimarların yalnızca kendi yönetimleri altındaki Odalar da göıw yapma eğilimleri, başka görüşlein yönetime seçilmeleri ha linde tim desteklerini bu Odalardan çckmrleri, T M M O B ' n i n üst örgüt nitelisini zedelemeleri, mühendis ve mimirların bir bütün olarak verme leri gereken mücadeleye engeller koymaları, örgütlenmede büyük zor luklar getirmektedir. Genelinde ge rici ve faşistlerin etkinliklerinin yok edildiği zmandan sonra geçen uzun süreyekarşın Oda örgütlenme sinin bugün;ü düzeyinin yetersizli ğinin bu kaullarda aranması gere kir.
ELEKTRİK MiENDtSLtĞİ 271 272
Mühendis ve mimarların örgütlenme düzeylerinin yükseltilmesi için bu olumsuzlukları biran önce yenmele ri gerekmektedir. Bu olumsuzlukla rın yenilebilmesinin birinci koşulu da Odalarda etkin olarak Oda işlev ve örgütlenmesinin propagandasını yaparak Oda ile üyeleri arasındaki ilişkiyi güçlendirmesidir. Şu açık t ırki, mühendis ve mimarların müca deleye etkin katılımı örgütlenme dü zeyinin yükselmesini sağlayacak ve yükselen örgütlenme düzeyi ile mü cadeleye katılım da artacaktır.
Bunun başarılabilmesi için ise bu gün Odalara büyük görevler düş mektedir. Bu görevler bilimsel, mesleki, ekonomik, demokratik gibi çeşitlemeler içinde karmaşık bir bü tünlük göstermekle birlikte, genel olarak ekonomi k demokratik müca dele açısından belirgin bir sıralama ya sokulması olasıdır. (Bu görevler içerisinde Oda, yönetim, üye, vb. ayırımlara gidilmesi konunun özüne aykırı düşeceğinden Oda yönetimi ve üyenin bir bütün olarak kabul edilerek, kitlesel bir şekilde bağım sızlık demokrasi mücadelesinin yük seltilmesi ve ekonomik demokratik haklarımızın elde edilmesi mücade lesinin verilmesi ön koşul olarak alınmalıdır). Bu ön koşulu sağla mak bugünün ivedi görevidir. Kitle sinden kopuk bir örgüt, örgüt olarak kabul edilemeyeceğinden Odaların da kendi varlıklarını yadsımamaları için bu ön koşulu yerine getirme yönünde yoğun bir çaba içerisinde olmaları gereklidir. Oda ve kitle ba ğının sağlam bir şekilde sağlanma sı ise kitlenin somut sorunlarından kalkarak sağlanabilir. Bu somut so runlar: Ülkede var olan faşist baskı ve katliamlardır, geniş emekçi yı ğınlar üzerinde uygulanan siyasal terör ve baskıdır, ülkede körüklenen şovenist uygulamalardır, başta işçi sınıfı olmak üzere tüm emekçi yı ğınların ekonomik baskılar altında açlığa mahkum edilmeleridir, IMF' dir, örgütlenme özgürlüğünün yoke dilme girişimleridir ve bunun gibi bir sürü sorundur. Tüm bu sorunlar mühendis ve mimarların da birinci
Duyuru
IX. TEKNİK KONGRE TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI
" TÜRKİ Y E'DE ELEKTRİK ENERJİSİ ve ELEKTRONİK EKİPMAN SANAY İİ İLE İLİŞKİSİ"
13 14 ARALIK 1979 TSE TOPLANTI SALONU
dereceden sorunlarıdır. Odaların iş levleri bu sorunların kendi üyeleri içerisindeki yansımalarını ortaya se rerek, kendi meslek alanı içerisinde ki konuları kamuya malederek ve üyelerinin en ivedi isteminden hare ket ederek en geniş örgütlenmeyi sağlamaktır. Daha önce belirttiği miz gibi mühendis ve mimarların en ivedi istemi grevli toplu sözleşmeli sendikal hakların alınmasıdır. Grevli toplu sözleşmeli sendikal hak iste mimizin önünde duran engeller ise yukarıda sıralamaya çalıştığımız fa şist katliamlardan IM F'y e, şovenist uygulamalardan ekonomik baskıla ra ve yan ödeme kandırmacalarına kadar siyasi iktidarların tercihleri dir. Bugün grevli toplu sözleşmeli sendikal haklar için mücadele tüm bu saydıklarımıza karşı olan müca delenin somut bir parçasıdır. Bu mücadelenin kazanımları için ise Odaların k it le bağının en üst düzeye çıkarılması, yani tüm üyelerin bu konunun bilincinde olması gerekli dir. Üyelerini etkin olarak bu mü cadele hedeflerinde birleştirmek, merkezi olarak, TMMOB ve öteki çalışan örgütleri ile birlikte verilen genel ekonomik demokratik müca dele içerisinde yer almak Odaların
kaçınılmaz görevleridir. Bazı yapay ve ne «düğü belirsiz gerçeklerle ör gütlülüğü bozmaya, görevleri sav saklamaya veya engellemeye çalı şanlar, mücadele hedeflerini kitle lerden önce kendilerinin belirleme si gerektiği görüşünde olanlar elbet te vardır ve olacaktır. Bunların da uyandırılması, mücadele hedeflerini görmelerinin sağlanması Odalara dü şen başlıca görevler arasındadır. Fa kat bu olumsuz konumlarını terket memekte ısrar ederek somut anlam da mücadelenin karşısına düşenler de ayrıca kitle önünde teşhir edil meli ve etkinlikleri kırılmalıdır.
(Buraya kadar çok genel deyimlerle bugün için mimar ve mühendislerin önündeki mücadelenin hedef ve ko şullarını ortaya koymaya çalıştık). Engellerin bu denli çok ve eksiklik lerin giderilmesinin bu denli zor olduğu bir ortamda ancak üyelerin etkin katkıları mücadeleyi yükselte rek grevli toplu sözleşmeli sendikal hakları elde etme sürecini hızlandı racaktır. Bu hedef etrafında tüm mühendis ve mimarların birleşmesi ve mücadele etmesi en önemli ve güncel görevdir.
Dünyada kamu çalışanlarının sendi kal haklara sahip olmadığı 6 ülke den birisi de ülkemizdir. Kuşkusuz bu durumun belirli nedenleri vardır. Ülkemizin ekonomik siyasal yapısı ve buna bağlı olarak geçmiş iktidar ların politikaları incelendiğinde bu nedenler anlaşılabilir.
Osmanlı imparatorluğundan bu ya na "baba devlet", "sınıflar üstü dev let" anlayışı işlenmiş ve kamu çalı şanları devleti temsil şerefiyle mü kafatlandırılmıştır. Osmanlı impara torluğu zamanında ve daha sonra Cumhuriyetin ilk yıllarında, toplum içerisinde maddi ve manevi olarak ayrıcalıklı bir konumu olan kamu çalışanları kapitalistleşme süreciyle birlikte bu durumlarını giderek yi tirmişlerdir, önceleri egemen sınıf ların sömürü düzeninin devamı göre vini sürdüren ve sınıfsal olarak da burjuvazinin safında yerini belirle yen kamu çalışanları, zamanla kötü leşen ekonomik koşulları ile birlik te işçi sınıfının saflarında yer alma ya başlamış ve günümüzde artık ka mu çalışanları giderek kurtuluşları nı işçi sınıfı ve emekçi halkın kur tuluşuna bağlamışlardır. Bu bilinç kamu çalışanları arasında hızla yayılmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunuyla çerçevesi çi zilen "kapıkulu" anlayışı artık kırıl maktadır.
Bu kanunla eli kolu bağlanan tek nik eleman ve memurlar 19 Eylül 197U günü TMMOB ve birliğe bağlı meslek odalarının çağrısıyla bir gün iş bırakmışlar ve eyleme ülke çapın da yüzbinlerce kamu çalışanı katıl mıştır. Biz bu kitlesel eylemi bir dö nüm noktası olarak değerlendiriyor ve ülkemizde kamu çalışanlarının sendikal haklarını elde etmeleri yo lunda büyük bir adım atılmıştır di yoruz. Şimdi artık, Türkiye'nin her köşesinde kamu çalışanları grevli toplu sözleşmeli sendikal hakları
mızı nasıl elde ederiz sorusuna yanıt anyor, bunu tartışıyor.
Bu aşamada, dünyada ve ülkemizde kamu çalışanlarının durumu ve sen dikal haklar mücadeleleri konusun da bir araştırmanın üyelerimize ya rarlı olacağı düşüncesiyle böyle bir çalışmayı gerçekleştirdik.
DİĞER ÜLKELERDE KAMU ÇALIŞANLARININ SENDİKAL HAKLARI
Çalışanların sendikal hakları üzerine değişik uluslararası yasa ve anlaş malar incelendiğinde, bunların me tinlerinde işçiler ve diğer çalışanlar (memur) arasında bir ayırım gözetil mediği görülür.
Uluslararası Çalışma örgütü Konfe ransı tarafından 1948'de kabul edi len "Sendika Özgürlüğüne ve Sendi ka Hakkının Korunmasına Dair 87 NoJu Sözleşme"nin 2. maddesinde; "Çalışanlar ve işverenlerin herhangi bir ayırım yapılmaksızın ve önceden izin almaksızın diledikleri örgütleri kurmak ve bu örgütlere, tüzüklerine uymak kaydıyle, üye olmak haklan vardır." denilmektedir. Bu madde den açıkça anlaşıldığı gibi Uluslar arası Çalışma örgütü işçi memur ayırımı gibi bir ayırım yapmaksızın tüm çalışanlara sendikal ve siyasal özgürlük tanınması görüşündedir.
Bununla birlikte, Birleşmiş Millet ler Genel Kurulunun 1948'de kabul ettiği, TBMM'nin onayladığı ve 27.5.1949 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan İnsan Haklan Bildirgesi nin 23. maddesinin 4. fıkrasında "Herkesin menfaatlerinin korunma sı için sendikalar kurmaya ve bun lara katılmaya hakkı vardır." denil mektedir.
Diğer taraftan, Avrupa ülkelerinin Roma'da 4.11.1950'de imzaladığı,
bizim de bulunduğumuz ve 19.3. 1954 tarihli Resmi Gazetede yayın lanan "İnsan Haklan ve Ana Hürri yetleri Korumaya Dair Sözleşme" nin 11. maddesinin 1. fıkrasında da "Her şahıs asayişi ihlal etmeyen toplantılara katılmak ve başkalarıy la birlikte sendika kurmak ve kendi haklarını korumak üzere sendikalara girmek ve dernek kurmak hakkına haizdir." denilmektedir.
Yine, Türkiye'nin de katılımıyla 18 Ekim 1961'de imzalanan Avrupa Sosyal Yasas'nın 1. bölümünün 3. maddesinde, bütün çalışanların eko nomik ve sosyal çıkarlarını koru mak için ulusal ve uluslararası ör gütler içerisinde yer alma özgürlü ğüne sahip oldukları belirtilmekte dir.
Buraya kadar sıraladığımız ve Türki ye'nin de ya taraf olarak yer aldığı ya da TBMM'ce onaylanan çeşitli uluslararası ortak metinlerde, işçi memur ayırımı yapılmaksızın tüm çalışanlara sendikal özgürlükler ta nınmıştır. 1949 yılından bu yana çeşitli tarihlerde Türkiye'nin de im za koyduğu bu uluslararası anlaş malara karşılık, uygulamada, ülke mizde kamu çalışanlarına memur statüsü verilmiş ve sendika kurma ları yasaklanmıştır.
Bizdeki bu uygulamaya karşılık di ğer ülkelerdeki duruma bir göz at makta yarar var. Kamu görevlileri ne sendikal hak tanıyan ülkelerin önemli bir bölümünde çalışanlar arasında bir ayrım yapılmamış ve tüm çalışanlara eşit haklar tanın mıştır. Bu ülkeler arasında SSCB, URUGUAY, YUGOSLAVYA, FE DERAL ALMANYA, ARJANTİN, KOLOMBİYA, AVUSTURALYA, KOSTO RİKA, FİLDİŞİ, KÜBA, DANİMARKA, AVUSTURYA, BULGARİSTAN, FİNLANDİYA, FRANSA, GABON, HONDURAS,
ELEKTRÎK MÜHENDİSLİĞİ 271 272
İTALYA, KENYA, LÜKSEM BURG, MALEZYA, NORVEÇ, MACARİSTAN, HİNDİSTAN, İR LANDA, İSRAİL, HOLLANDA, POLONYA, İNGİLTERE, İSVEÇ, İSVİÇRE, ÇAD, ÇEKOSLOVAK YA, TUNUS, SENEGAL, SRİLAN KA gibi ülkeleri saymak mümkün dür.
Bazı ülkelerde ise kamu görevlileri nin sendika hakları özel yönetme liklerle belirlenmektedir. ABD, JA PONYA, FAS, BELÇİKA, İNGİL TERE, KANADA, MEKSİKA, TO BAGO ve VENEZÜELLA gibi ülke lerde uygulama böyledir.
Aralarında Türkiye'nin de yer aldığı BREZİLYA, EKVATOR, ÜRDÜN, LİBERYA ve PERU'dan oluşan toplam 6 ülkede memurlar sendikal haklardan tamamen yoksundurlar.
Bazı ülkelerde, kamu kesiminde ça lışanları ilgilendiren bir karar alın madan önce onların sendikal örgüt lerine gayriresmi olarak danışma an layışı yerleşmiştir. Bir kısım Latin Amerika ülkelerinde böyle uygula malar vardır. Bazı ülkelerde ise bu danışma mekanizması resmi nitelik kazanmış ve yasalarla düzenlenmiş tir. Bir kısım Avrupa ülkelerinde uygulama böyledir.
Pek çok ülkede son yıllarda kamu çalışanlarına yasa ile toplu pazarlık hakkı tanınmıştır. Aynı özel kesim de olduğu gibi, uyuşmazlıkların çö zümünde tahkim, arabuluculuk, uz laştırma gibi yöntemler öngörül müştür. Toplu pazarlık hakkının ka mu görevlilerine tanınmadığı ülke lerde ise danışma kurullarında tem sil edilme hakkı öngörülmüştür.
Son yıllarda dünyada kamu görevli lerine grev hakkı tanınmasının sa kıncalı olduğu düşüncesi geçerliliği ni kaybetmektedir, özellikle ba» ülkelerde patlak veren kamu çalı şanlarının grevleri bu sonuca yol aç maktadır. Bir kısım ülkelerde, bu grevlerin ardından sıkıyönetim ilan edilmiş fakat, birçok ülkede grev hakkı kamu çalışanlarına da tanın mıştır. Kamu görevlilerine de ayrım yapmaksızın grev hakkı tanıyan ül keler, bu hakkı tanıdıkları tarihle riyle birlikte şöyle sıralanabilir:
Zarie (1973), Nijer (1959), Norveç (1958), Fransa (1963), Gine ( 19 59), Yukarı Volta (1960), Kanada (1967), Fildişi Sahili (1964), Fin landiya (1970), Madagaskar (1962), Meksika (1963), Senegal (1961), İsveç (1965), Togo (1968).
Bu ülkelerde grev hakkı hem çalış ma koşullarına ilişkin konularda hem de demokratik haklara ilişkin olarak tanınmıştır. Kamerun, Gana, İtalya, Singapur, Srilanka, Malezya, Malta, Nijerya, Sierra Leone, İsveç gibi ülkeler de bu gruba dahil edile bilir.
Diğer bir çok ülkede ise, ya yasalar da grev hakkına ilişkin bir hüküm bulunmamakta, ya da bazı kısıtla malar getirilmektedir. Şili, İspanya, Yunanistan, Suriye, Venezüella, Bo livya ve Brezilya'da ise kamu çalı şanlarının grev hakkı tamamen ya saklanmıştır.
Bir çok ülkede grev hakkı bir kısım kamu görevlisi (askeri şahıslar) için yasaklanmış diğer çalışanlar için ta nınmıştır.
Buraya kadar kamu görevlilerinin sendikal haklarına ilişkin diğer ülke lerdeki uygulamaları kabaca özetle dik. Şimdi ülkemizdeki duruma bir göz atalım:
ÜLKEMİZDE KAMU ÇALIŞANLARI İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER ülkemizde, Cumhuriyet döneminde çıkarılan iki sendika kanununda da sendikalaşma hakkı, "İŞÇİ" tanımı kapsamı içine giren çalışanlara ta nınmış ve işçi memur ayrımı konu su gündeme girmiştir. 1947 tarihli 5018 sayılı birinci sendikalar kanu nu İş Kanununun 1. maddesinde ta nımı yapılan işçi ve işveren kapsamı içine girenlere sendika hakkı tanını yor ve böylece işçi memur ayrımı sorununun kaynağını da oluşturu yordu. 1938 tarihli ve 3008 sayılı İş Kanununun 1. maddesinde bir iş akdi ile bir başkasının işyerinde be denen yahut da fikren çalışan kim se "İŞÇİ" olarak tanımlanmakta dır. Ancak, uygulamada işçi sayüa bilmek için bedeni çalışmanın fikri çalışmadan daha fazla olması göze tilmiş ve işçi memur ayrımı buna göre yapılmıştır.
27 Mayıs Anayasasının 146. madde si tüm çalışanlara, işçi memur ayn ını yapmaksızın, sendikal hak tanı makta, ancak 47. madde ile grev hakkı sadece iş kanununun 1. mad desinde tanımı yapılan işçilere ta nınmaktadır.
1963 tarihü ve 274 sayüı Sendikalar Kanununda işçi tanımı geniş bir bi çimde yapılmakta ve memurlara sendika kurma hakkı tanınmakta dır.
17.6.1965 tarihli ve 624 sayüı Dev let Personeli Sendikaları Kanunu ve 19.7.1965 tarihli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile birlikte me mur tanımının kapsamı genişletili yor ve kamu çalışanlarının "İŞÇİ" tanımının kapsamı dışında tutulma sı anlayışı iyice belirginleşiyordu. 624 sayılı kanunun 1. ve 2. madde lerinde kamu çalışanlarının çok. az bir bölümü işçi sayılıyordu. 1965 yılından sonra yürürlüğe giren çeşit li kanunlarla "memur" kapsamı sü rekli genişletilmiş ve "işçi" kapsa mı daraltılmıştır.
1970 yılında 274 sayılı Sendikalar Kanununun yerine getirilen 1317 sayılı kanun görünüşte daha geniş bir işçi tanımı getiriyor gibidir, an cak bu kanunla Anayasada tanınan sendikal hakların kapsamı oldukça daraltılmıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından önce iptal edilen bu ka nunun hemen arkasından yayınla nan 1327 sayılı Devlet Memurları Kanununda yer alan işçi memur ay rımına ilişkin hükümlerle memur kapsamı biraz daha genişletilmiştir.
Böylece 1960 yılından beri anlarda yeni yasal düzenlemelerle, her defa sında memur tanımının kapsamı bi raz daha genişletilerek ve ' İ Ş Ç İ " kapsamı biraz daha daraltılarak 12 Mart dönemine gelindi. Çalışanların her türlü ekonomik demokratik haklarının ayaklar altına alındığı bu dönemde ise 1971 yılında Anayasa' mn 46. maddesi değiştirilerek sen dika hakkı yalnızca işçilere tanınır hale geldi.
12 Mart dönemi sonrası 657 sayılı Devlet Memurları Yasasını tadil eden 1897 sayılı yasayla işçi tanımı genişletiliyor görünümü ortaya çık mış, ancak yine bu yasayla işçi ve memur tanımını yapma yetkisi Ba kanlıklararası Karma Kurula veril miştir. Çalışma, Maliye Bakanlığı ve DPT temsilcilerinden oluşan bu karma kurul 1975 yılından bu yana sürekli olarak memur tanımı kapsa mını genişletecek yönde davranmış tır.
Son olarak 1979 Nisan ayında Baş bakanlık tarafından Devlet Personel Dairesine 657 sayılı kanunun değiş tirilmesi için bir taslak hazırlanması görevi verilmiş ve bugünlerde ortaya çıkan bu değişiklik taslağına göre kamu kesiminde tüm çalışanlar me mur statüsüne geçirilme durumuyla karşı karşıya getirilmiştir.
1960 yılından bu yana aşamalı ola rak kamu çalışanlarının sendikal haklan ellerinden Edinmiş ve şimdi tamamen yok edilme durumuna gel miştir. Son kanun değişikliği ger çekleşirse, artık kamu kesiminde iş çi statüsünde çalışmakta olanların da sendika hakları ellerinden alına cak ve memur yapılacaktır. Hem de bu uygulama, programında tüm ça lışanlara sendika hakkı tanıyacağını yazan, iktidara gelmeden önce ka mu çalışanlarına seçim meydanla rında bunu vaadeden CHP ağırlıklı hükümet tarafından gündeme getiril mektedir. CHP programının 98. say fasında şöyle denmektedir: "Kamu görevlilerine de sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkı tanınacaktır ve kamu görevlileriyle işçilerin sen dika hareketleri bütünleştirilmeye özendirilecektir, öylelikle işçi ka mu görevlisi ayrımını belirtmekte^ karşılaşılan güçlük de aşılmış, bu sorun temelden çözülmüş olacak tır." Doğrudur, tüm kamu görevlile rini memur statüsüne geçirerek işçi memur ayrımı sorununa da kesin bir çözüm getirdiklerini yakında di le getirirlerse fazla şaşmamak gere kir.
Buraya kadar, ülkemizde Cumhuri yet döneminde, sendikal haklara ilişkin yasal düzenlemelerin evrimi ni izledik ve en son geldiği noktaya değindik. Son olarak, geçmişte sür dürülen mücadeleye ve önümüzdeki günlerde bizi bekleyen görevlere bir bakış getirmeye çalışacağız.
SENDİKAL HAKLAR MÜCADELESİ
Sendikasız kamu çalışanlarının bir bölümünü oluşturan ve yukarda an lattığımız yasal düzenlemelerle bağ lanan teknik elemanlar 1950 yılla rından önce toplum içerisinde ayrı calıklı bir konuma sahiptiler. Diğer
kamu çalışanlarında olduğu gibi teknik elemanlar da maddi ve mane vi yönden ayrıcalıklı bir konuma sa hiptiler. "Smıflarüstü", "Baba dev let' ' anlayışının egemen olduğu bu yıllarda, kamu çalışanlarının gelir düzeyleri işçilere oranla oldukça yüksekti. 1950 1960 araş dönemde emperyalizme bağımlılık ilişkileri nin hızla yoğunlaşması ve ülkemiz de emperyalizme bağımlı çarpık bir sanayileşmenin gelişmeye başla ması teknik elemanların sayılarında büyük artışlar doğurdu. Üretim sü reci içerisinde teknik elemanlar da ha yoğun olarak yer almaya başla dılar. Mühendis ve Mimar Odaları da, hakim sınıfların karşılaştıkları bazı sorunlara teknik ve mesleki an lamda çözümler aranması amacıyla bu dönemde kuruldu.
1950 1960 arası dönemde teknik elemanların gelir düzeyleri diğer ça lışanlara oranla oklukça yüksekti ve bunun doğal bir sonucu olarak eko nomik demokratik bir muhalefet de söz konusu değildi.
1960 yularından sonra çarpık sana yileşmenin daha da gelişmesiyle bir likte bu durum da değişti. Kapita li stleşme süreciyle birlikte toplum da sınıflar netleşmeye, sömürenlerle sömürülenler arasındaki çelişki bü yümeye başladı. 1970 yıllarına doğ ru teknik elemanlar da hızlı bir yok sullaşma sürecine girdiler. Bu süreç, teknik elemanların işçi sınıfı ile ya kınlaşmasını da beraberinde getirdi. Kapitalist sömürüden payına düşeni alan teknik elemanlar işçilerin ben zeri sorunlarla karşı karşiyayddar. 1970'lerin başında artık meslek odalarının yönetimlerine demokrat lar, yurtseverler seçilmeye başladı. Bu tarihlerden sonra Odalar bir yan dan kendi mesleki alanlarında em peryalizme bağımlılık ilişkilerini teşhir ederken, öte yandan mühen dis ve mimarların ekonomik demok ratik sorunlarına sahip çıkmaya başladılar.
Böylesi bir sürece girilirken 1970 Şubatında TEKSEN (Teknik Perso nel Sendikası) kuruldu. 4/10195 sa yılı kararnameye göre kamu kesi minde çalışan teknik elemanları kapsamına alan TEKSEN, Mühendis ve Mimar Odalarının da etkin katkı
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 271 27?
ayla Personel Yasasına karşı dire niş, Teknik Personel Mitingi ve 4 000 kişinin katıldığı Genel Fo rum gibi kitlesel eylemleri gerçek leştirdi.
12 Mart döneminde Anayasa deği şikliği yapılarak tüm kamu çalışan larının kısır sendikal hakları ortadan kaldırılınca bazı memur sendikaları ve Türkiye öğretmenler Sendikası (TÖS) gibi TEKSEN'de kapatüdı. Böylece zaten grev ve toplu söz leşme hakları olmayan sadece adı sendika olarak belirlenen bir örgüt lenmeye bile tahammül edilemedi ği de ortaya seriliyordu.
Bundan sonraki dönemde kamu ça lışanları TMMOB, TÖB DER, TÜM DER, TÜTED gibi demokratik kitle örgütleri aracılığı ile ekonomik de mokratik mücadelelerini sürdürdü ler.
Faşist baskı ve saldırıların ve bunla ra karşı mücadelelerin yoğunlaşarak sürdürüldüğü yıllardan geçilerek 1979 yılma gelindi. Kamu çalışanla rının demokratik kitle örgütleri bu süreçte bir yandan faşizme ve em peryalizme karşı mücadele sürdürür ken, diğer yandan giderek yoksulla şan üyelerinin ekonomik sorunla rını çözmek için mücadeleyi sürdür düler. Grevli toplu sözleşmeli sendi kal haklar mücadelesi sürekli gün demde idi.
İçinde bulunduğumuz yıl üst örgü tümüz TMMOB'nin yürütücülüğünde bu mücadele yükselerek sürüyor. TMMOB Mayıs 1979'da genel kuru lunu yaptıktan hemen sonra üyeleri nin kısa ve orta uzun dönemde eko nomi k demokratik sonullarına çö züm yolları bulmak amacıyla bir ça lışma programı oluşturdu. Bu prog ram çerçevesinde önce işyeri top lantıları sonra da il toplantıları ger çekleştirildi.
Mühendis ve mimarların ev kiraları nı bile karşılayamayacak ücretlerle yaşamaya mahkum edilmesi kabul edilebilir bir durum değildi. TM MOB'nin işyeri ve il toplantılarında üyelerin sorunlarının bilincinde ol dukları ve mücadeleye hazır olduk ları görüldü. Bu durumu değerlen diren TMMOB Yönetim Kurulu ve bağlı Odaların yönetim kurulları yasal bütün yolların denenmesine rağmen üyelerinin sorunlarına çö züm getirme yolunda hiç bir geliş me sağlanamadığını tespit ederek, üyelerini 19 Eylül günü bir günlük iş bırakmaya çağırdı. Eylem ülke çapmda büyük bir başarıyla gerçek leşti. Kamu kesiminde çalışan mü hendis ve mimarların % 100'e yakın bir bölümünün katıldığı eylemi bir çok işyerinde memur ve işçiler de aktif olarak destekliyor ülke çapın da yüzbinlerce çalışan aktif veya pasif olarak iş bırakıyordu.
Evet, bu eylemin sonuçlarıda bü yüktü. Şimdi, sendikasız kamu çalı şanlarının büyük bir bölümüne gü ven gelmiştir. Artık kamu çalışanla rı yaşam koşullarının belirlenmesin de söz ve karar sahibi olabilmeleri nin aracı olan GREVLİ TOPLU SÖZLEŞMELİ sendikal hakların ancak kendi örgütlü mücadeleleri ile alabileceklerini anlamışlardır.
Bundan sonra, ekonomik demokra tik sorunları özünde aynı olan tüm çalışanların ortak kitlesel eylemle rini kotarmak gündemdedir. TM MOB'nin Kasım Aralık aylarında di ğer demokratik kuruluşlar ve DİSK ile birlikte düzenleyeceği Çalışanlar Kurultayı, çalışanların ortak sorun ları etrafında birlikte mücadeleleri için bir adım olacaktır.
Kamu çalışanlarının Grevli Toplu Sözleşmeli Sendikal Haklar Müca delesini yoğunlaştırarak sürdürecek leri bu dönemde, arada değindiği miz kamu kesiminde çalışan tüm iş çilerin memur yapılmasına ilişkin kanun değişikliği gündeme getiril miştir.
Yeni haklar elde edebilmek için varolan hakların ödünsüz bir biçim de savunulmasının gerektiği de bi linmektedir. Bu noktada artık sen dikasız kamu çalışanlarının sendikal hak mücadelesi ile işçilerin sendikal haklarını koruma mücadelesi çakış mıştır.
Bugünden yarına kamu çalışanları nın demokratik örgütlerini ve ilerici devrimci işçi sendikalarını bekleyen görev bu yolda birlikte mücadelele rin hazırlığıdır.
Odamız bu bilinçle üzerine düşen görevleri yerine getirmeye devam edecektir.
YÖNETİM KURULU
KAYNAKLAR (1) Işıklı, Alpaslan, Doç.Dr.; Ka mu Kesiminde Çalışanların ve öğ retmenlerin Sendikal Hakları (2) Ekonomik Pazar 1978: DİSK Araştırma Enstitüsü Yayınlan (3) TMMOB 23. Dönem Çalışma Raporu, 1977 (4) TÜTED 4. Dönem Çalışma Ra poru, Haziran 1978 (5) Türkiye İşçi Sınıfı ve Mücade leleri Tarihi: TÎB Yayınlan No: 16