Elektrik Mühendisliği · Sayı 280 · 1981 / 6
ENERJİ POLİTİKALARI VE CUMHURİYET DÖNEMİ
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 1981
- Sayfa
- 6
- Okuma süresi
- 17 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi
Anahtar kelimeler
- TMMOB
- Cumhuriyet dönemi
- elektrifikasyon tarihi
- devletçilik
- sanayileşme planları
- EİE
Özet
TMMOB'un 'Cumhuriyetten Günümüze' konulu Teknik Kongresi'ne EMO tarafından sunulan tebliğ, Türkiye'de 1930'lardan 1950'lere kadar izlenen elektrik enerjisi politikalarını ve sanayileşme süreciyle ilişkisini tarihsel olarak incelemektedir. Yazıda yabancı sermayenin etkinliği, devletçilik dönemi kurumları (EİE, ETİBANK, MTA) ve sanayi planlarının enerji sektörüne yansımaları ele alınmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ENERJİ POLİ TİTİ İKALARI VE
CUMHURİY ET DÖNEMİ
TMMOB tarafından düzenlenen "Cumhuriyetten Günümüze"konulu Teknik Kongreye Elektrik Mühendisleri Odasınca sunulan tebliğ aşağıda sunulmaktadır.
Enerji günümüzde önemli hatta temel bir öge durumuna ulaşmıştır. Toplumların gelişmesi, doğa üzerinde kontro lün artmasına paralel olarak kullanılan enerjinin niteliği ni de değiştirmektedir. 18. yüzyılın sonlarında buhar enerjisinin teknolojide kullanılması ile gerçekleşen sana yi devrimi elektrik enerjisinin teknolojide kullanılması ile daha da hızlanmış ve günümüzde nükleer enerjinin geliş tirilip kullanılabilmesine kadar ulaşmıştır. Diğer yandan teknolojik gelişmenin paralelinde üretim süresindeki ağır lığının artışı enerjinin nicel olarakta toplumların geliş mişlik düzeyine bağlılığını belirtmektedir. Böylece ener jiyi toplumsal gelişmenin, kalkınmanın bir göstergesi ola rak almayı olanaklı kılmaktadır.
Bilim, kalkınma kavramını iş gücü verimliliğinin artışı olarak tanımlamaktadır. Başka bir deyişle işçi başına
üretim araçlarının artışıdır. Enerji kullanmadan makına kullanmaya olanak olmadığına göre enerji kullanımı çe şitli makina ve araçların kullanımını temsil edebilir. Ener ji türlerinin çokluğuna karşın bugün artık tüm diğer ener ji türlerinin kolaylıkla elektrik enerjisine çevrilebilmesi, elektrik enerjisini kalkınmanın ölçütü olarak kullanmayı olanaklı kılmaktadır.
Diğer yandan toplumların gelişmesinde sanayileşmenin ön koşul olduğu hatırlanacak olursa elektrik enerjisinin sanayileşmedeki özel önemi ve enerji sorununun günü müzde temel bir sorun olma durumu açıkça ortaya çı kar. Ayrıca enerji ile sanayileşme, enerji sorunuda sana yileşme sorunu ile iç içe bulunmaktadır.
Bu noktada daha fazla uzatmadan ülkemizde sanayileş me ve enerji üretiminin tarihsel gelişimine bakmak yarar lı olacaktır kanısındayız. Bugün ülkemizin içinde bulun
duğu durum geri kalmışlığın doğal bir sonucudur. Geç miş 50 yılı aşkın bir süredir ülkemizde izlenen ekonomi politikaların ortak yönü kapitalist yoldan kalkınmayı temel almakta ve bunun koşutunda kapitalist dünya ile bütünleşme yönündeki politik bir tercihtir. Ancak geliş menin bugüne değin nasıl bir süreç izlediği uygulanan ekonomi politikaların, enerji politikasının ve sanayileş menin nasıl biçimlendiğini anlamak için belirgin dönem ler içinde durumu incelemekte yarar vardır.
1930'lara dek Türkiye'de İzlenen Elektrik Enerjisi Politikası :
XIX. Yüzyıl sonlarına doğru elektrik üretimindeki geliş menin sonucunda dünyanın pek çok yerinde elektrik santralları kurulmuş ve elektrik enerjisi sanayide kullanıl maya başlanmıştır. Ülkemizde de ilk kez 1902 yılında Tarsus Belediyesi tarafından 120 beygir gücünde bir su santralı kurulmuştur. İkinci Meşrutiyet yıllarında özel likle kent aydınlatılmasında kullanılmak amacı ile çalış maların yapıldığı 19O5'te İzmir, Selanik, 1907'de Şam, 1908'de Beyrut kentlerinin elektriklendirildiği bilinmek tedir. 1910 yılında "Kamu Yararına Ayrıcalıkları Düzen leyen" yasanın çıkartılması ile yabancı ortaklıkların elek trik enerjisi üretiminde etkinliğinin arttığını gözleyebili yoruz. İstanbul kentinin elektriklendirilmesi gene aynı yıllarda açılan bir eksiltme ile Macar Ganz Elektrik Ano nim Ortaklığına 50 yıl isletme ayrıcalığı ile verilmiştir.
1923 yılında yeni Türk Devleti tarafından devir alınan elektrik üretimine baktığımızda şu tablo ile karşılaşırız. Santralların toplam kapasitesi 30.345 kW, 13'ü ortaklık lara, 11'i belediyelere, 14'ü kişilere ait olmak üzere top lam 38 küçük çapta elektrik fabrikası. Türkiye Cumhu riyeti sınırları içinde elektrik enerjisinden yararlanan kentler, Tarsus, İstanbul, Adapazarı, nüfusun elektrikten yararlanan kesimi % 6 ve kişi başına elektrik enerjisi tü ketimi 5 kW.
Cumhuriyetin İlk Yıllarında İzlenen Elektrik Enerjisi Politikası :
Cumhuriyetin kuruluşundan 1930'lara kadar uzanan dö nem de Türkiye'de özel girişimci uygulamalarla kapita listleşme ve kalkınma sürecinin hızlandırılmaya çalışıldı ğı ve bunu kolaylaştırmayı amaçlayan önlemlerin getiril diği bir dönemdir.
İzmir İktisat Kongresi kararları, Sanayi ve Maadin Banka sının kurulması, Sanayi Teşvik Kanunu, sanayii teşvik için İş Bankasının kurulması gibi girişimler bu doğrultu daki çalışmaların önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ancak bu dönemde hazırlanan 14 hükümet programında sanayileşme ile ilgili bir şeye rastlanmaması sanayileşme ye yeterince önem verilmediğini göstermektedir. Burada konumuz açısından önem taşıyan sanayinin gelişmesinin
ön koşulu ve itici gücü olan enerji gereksinmesinin karşı lanması konusunda neler yapıldığına kısaca bir bakalım. 1930'lara gelindiğinde bile elektriklendirmenin daha çok belediye hizmetleri olarak kavrandığını düşündürecek uy gulamalara rastlanmaktadır. Diğer yandan ön yatırımı fazla olan ve kârlılığı o yıllarda düşük olan enerji yatı rımları özel sektörün ilgisini yeterince çekmemektedir. Bu dönemdeki uygulamalar incelendiğinde Osmanlı dö neminde verilen ayrıcalıklara yenilerinin eklendiği gö rülmektedir.
1930'a dek elektrik santralı kurulan yerleşme merkezle ri ve bu tesisleri kuran yabancı kuruluşlar şöyledir :
İTALYAN Marelli : Balıkesir, Bursa, Edirne, Gazian tep, Kastamonu, Tekirdağ (Dizel Santrallar)
ALMAN AEG MACAR Ganz
: Ankara (Termik Santral)
: İstanbul (Termik), Antalya, Diyar bakır, Konya, Ödemiş (Su Santral ları)
ALMAN Bergmen : Giresun, Ordu, Samsun
BELÇİKA
: İzmir (Termik Santral)
Bu dönemdeki enerji sektöründe yabancıların etkin olu şu 1930'lardan sonra karşılaşılan enerji sorununu geti ren başlıca etmenlerden biri olarak önem taşımaktadır.
Diğer yandan belli bir plana bağlı olmaksızın, sanayi ge reksinmesi ile bağlantılandırılmadan kaynakların pek akıl cı biçimde kullanılmadığı ortadadır, buna örnek, yapımı na başlanan 15 santraldan 4'ünün hidrolik, 11'inin ter mik oluşudur.
1932 1939 Dönemi :
1932 yılından itibaren planlama girişimlerinin başladığı, devletin ekonomik yaşama etkin bir biçimde katıldığı görülmektedir. Bu dönemin en büyük özelliği kapitalist leşmenin ve kalkınmanın hızlandırılması için konunun ekonomik girişimlerinin en yüksek bir düzeye ulaşması dır.
Politik anlamda bu değişikliğin önemli nedenleri arasın da, özel sektörün o güne kadar kendine verilen tüm ola naklara rağmen yeterli düzeyde bir sermaye birikimi sağ lıyamamış oluşu, diğer yandan 1926'larda başlayan ve 1929 bunalımı ile daha da şiddetlenen ekonomik bunalı mın nedeni ile dış pazarlarda ihraç ürünlerinin fiyatları nın hızla düşmesi dış ticaret açığının artışı paramızın baş döndürücü bir hızla değer kaybedişi, gibi nedenler sı ralanabilir.
1932 1939 devletçilik uygulaması kapitalist gelişme yo lundan bir uzaklaşmayı göstermemekte ancak büyük ekonomik bunalımın yarattığı özgün koşullarda ulusal bir sanayileşme girişimini sergilemektedir. Ülkenin eko
nomik politikasındaki bu değişim sonucu enerji kesi minde önemli sayılabilecek değişiklikleri getirmiştir. Ön celikle sanayileşme olgusunun gündeme gelmesi enerji konusunu da gündeme getirmiştir. Bunun yamsıra yabancı ortaklıkların ulusallaştırılması, EİE, ETİBANK, MTA gi bi enerji konusunda önemli kuruluşların bu dönemde ku rulması dönemin bu anlamda en önemli karar ve girişim leri arasında yer almaktadır. Bu şekilde enerji kaynakları nın incelenmesi, saptanması, elektrik enerjisi planlaması, enerji istatistiklerinin tutulması, birincil kaynakların aran ması, bulunması, üretim yapacak ticari kuruluşların ku rulması gibi konular bu kuruluşlar aracılığı ile devletçe yapılacaktır. Bu konu enerji sorununun öneminin anlaşıl dığının bir kanıtıdır.
1938 yılında tüketilen 282 milyon kWh enerjinin üreti minde kullanılan kaynaklar incelenecek olursa;
Maden kömürü Linyit Akaryakıt
Diğer yakıtlar Hidrolik olduğu görülür.
% 82,8 % 0,7 % 10,0
% 0,8 % 6,2
EİE istatistiklerinden 1938 yılında enerji üretiminde kul lanılan kaynaklar nedeni ile kaybedilen döviz tutarı 1.400.000, TL.'dir. (950.000, TL maden kömürü ihra cı için, 450.000, TL. akaryakıt dış alımı için). Bu dö nemde de Türkiye'nin sahip olduğu kaynaklardan enerji üretimine en uygun olan linyit ve su kaynaklarının yete rince kullanılmamış oluşu dikkat çekicidir. Gene aynı dönemde Belediye santrallarında motorine dayalı enerji üretiminin yaygın oluşu ayrı bir sorunu oluşturmaktadır.
I. ve II. Sanayi Planlarına Enerji Sektörü Açısından Bakış:
1930'larda yapılan planların temel özelliği ekonominin tümünü kapsıyor olmamalarıdır. Bu anlamda söz konusu planlar genel olarak anlaşılan bir plan olmaktan çok, beş yıl içinde yapılacak yatırımları belirleyen programlar niteliğinde oluşmuştur.
1934'te yürürlüğe konulan I. Planda kimya, seramik, cam ve şişe, demir sanayi, kâğıt ve selüloz, kamgan, kükürt, süngercilik, pamuklu dokuma ve kendir üretimi alanlarında toplam 20 fabrika kurulması öngörülmüştür. Madencilik kesimine oldukça ağırlık verilmiş bu konuya eğilecek bir jeoloji enstitüsü kurulması da öneriler arasın da yer almış ve bunun sonucu 1975'te çıkartılan yasa ile MTA kurulmuştur.
I. Plana bakışla daha kapsamlı bir ölçekte düzenlenen II. Sanayi Planında ise ağır sanayiye öncelik verildiği ve bu nun yanı sıra bölge santralları konusuna da eğilindiği bi linmektedir. Ancak bu plan II. Dünya Savaşı'nın çıkması nedeni ile uygulanamamıştır. Planların ortak özelliğini
elektrik enerjisi üretiminin ulusal düzende sanayileşme ile karşılıklı olarak ele alınmamış olması ve elektroteknik sanayinin kurulması ile ikili girişimlerde bulunulmamış olması oluşturmaktadır. Ancak elektrik malzemesi üreti minin ilk adımlarının yine bu dönemde atılmış olduğuna da değinmek gerekmektedir. I. ve II. Planın sanayileşme çabaları açısından getirdiği önemli sonuçlardan bazıları şunlardır.
Özellikle halen varlıklarını sürdüren bazı yatırımcı kuru luşların temelleri bu dönemde atılmıştır. 1939'da sanayi üretiminin dağılımı şöyledir :
Devlet Fabrikaları Özel Fabrikalar Küçük Meta Üretimi
% 25,7 % 34,3 % 40,0
Fabrika üretimi yapan özel kesim sanayiinin küçük meta üretiminin yerini alması ve toplulaşmasının artması yine bu dönemin getirdiği olgulardan biridir.
1927'de sanayide çalışan işletme sayısı 65.245'dir. Bun lardan 1 3 kişi çalıştıranlar toplamın % 79'udur. 1938'e gelindiğinde sanayi işletmesi 1.394'e düşmüş, ancak üre timin artışı % 80'e ulaşmıştır. Aynı dönemde büyük sa nayinin artış hızı ise % 152'dir.
1938'de sanayileşmenin önemli göstergelerinden olan çe lik üretimi ve enerji üretiminde Türkiye izlenen 21 ülke arasında çelik üretiminde 16. Elektrik enerjisi tüketimin de 17. sıradadır. Bu da her şeye rağmen ulaşılan düzeyin yeterli olmadığını göstermektedir. Bu dönemde üretilen elektrik enerjisi maliyetinin yüksek oluşu nedeni ile ya pım sanayi fiyatlarını yükseltmekte ve bu olgudan yakı nılmaktadır. Ancak buna rağmen bölge santralları kurul ması konusunda uygulamaya geçilememiştir. Elektrik lendirme çalışmalarına devletçe eyinildiği halde elek troteknik ekipman sanayi ile ilgili hiçbir adım atılama mıştır.
Bu durumun doğal sonucu projelendirme hizmetlerinin tümü dış kaynaklara dayalı yürütülmüştür. Projelerde kul lanılan malzemenin % 96'sı ithal malıdır.
1940 1950 Arasında Türkiye'de Elektrik Enerjisi Politikaları :
1939 sonlarına doğru devletçilik ilkesinin yumuşamaya başladığı, özel girişimciliğin desteklendiği yabancı ser mayenin özendirilmesi yönünde bir eğilim gelişmeye başlamıştır. Bu eğilimin sonuçları enerji kesiminde 1945' lerden sonra giderek artan bir biçimde değişiklikler ge tirmiştir.
1940 45'de ulusal ekonomik duruma bakıldığında üreti min büyük ölçüde yavaşladığı yer yer küçümsenmiye cek gerilemelerle karşılaşıldığı söylenebilir. Elektrik ener jisi ortalama artışı önceki dönem % 13.5 iken 1940 1945 arasında % 6.1'e düşmüştür. 1942 yılında % 1.7 kadar bir üretim azalışı söz konusudur. II. Sanayi Planının aksama
sı çalışmalarını bu plana göre geliştiren EİE'nin durumu nun da değiştiği hükümet çevrelerinde yeni elektrik santralı gereksinmesinin önemini kaybettiği bu nedenle de yapılan incelemelerin ertelenmesi yolunda bir eğili min belirdiği görülmektedir.
1940 45'te karşılaşılan diğer bir olgu da savaş sırasında dış alımın azalması ve bu nedenle motorine dayalı üreti min aksaması olmuştur.
1945'lerde üretilen elektrik enerjisinin % 95,5'i termik, % 4,5'i hidrolik idi. Çatalağzı santralının gerçekleştiril mesi için ETİBANK'a 1939'da yetki verilmiş, ancak santralın yapımına 1946'da başlanabilmiştir.
İlk dış yardım projesi bu döneme rastlamaktadır. 1940 yılında Marshall planından Sarıyer Projesi için ödenek alınmasına uğraşılmıştır.
1945 yılında üzerinde çalışmaya başlanan Üçüncü Plan ana hatları ile büyük santralları, kömür havzasının verimi nin iki katına çıkartılmasını, Karabük D.Ç. sanayinin kapasitesinin artırılmasını içermekte idi, ancak bu yatı rımlar yabancıların eğilimlerine uyularak gerçekleştiril memiştir. Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankası he yetleri büyük hidrolik santrallar yerine yerel küçük tesis ler kurulmasını öğütlemiştir.
Yabancı teknik hizmet ve dış yardımlar açısından bakıl dığından büyük projelerin tasarım ve gerçekleştirilmesi nin tümüyle yabancı şirketlere bırakıldığı dikkat çek mektedir.
Seyhan projesinin gerçekleştirilmesi için bir Anonim Şir ketin kurulması uygun görülmüş ve Çukurova Elektrik A.Ş. temin edilen 14,5 milyon liralık sermaye ile kurul muştur. Bu kuruluş 1950'lerde yine başlayan ayrıcalıklı ortaklıkların ilk müjdecisi ve bu güne dek kalabilenidir.
1950 1960 Türkiye'de Elektrik Enerjisi Politikası :
1950'lerde toplam kurulu güç 407,781 MVV ve toplam brüt üretim 789,624 x 103 kVVh'dır. Elektrik enerjisinin % 96,2'si termik % 3,8'i hidrolik kaynaklara dayalı ola rak üretilmektedir.
Termik kaynakların dağılımı ise şöyledir :
% 68,48 % 17,37 % 10,33
Taşkömürü Linyit Akaryakıt
1945'lere kıyasla göze ilk çarpan nokta linyit kullanımı nın artışının yanısıra akaryakıt kullanımında da artış ol duğudur. Aynı zamanda hala hidrolik kaynaklardan ya rarlanma oranı çok düşük düzeydedir.
1950'de kişi başına elektrik enerjisi üretiminin 38 kVVh'a ulaştığı bu değerle çeşitli dünya ülkeleri ile karşılaştırıl dığı zaman ülkemizin sıralamada çok gerilerde kaldığı görülmektedir.
1950'de tüketim dağılımı şöyledir :
Sanayi Ev, ticarethane Resmi Daire Sokak aydınlatma Cer
% 75 % 16 % 7,2 % 32 % 2,6
Bu dönemin ekonomik gelişmelerine bakıldığında ihra cata dayalı tarımın ve özel sermayenin desteklenmesi, sermaye mübadelesine serbestlik tanımasıdır. 1954 yılın da sanayi hareketi geçirme eğilimlerinin güç kazandığı bu arada yeni bir yabancı sermayeyi teşvik yasasının çı karıldığı izlenmektedir. Sanayinin dallara göre dağılımı na bakıldığında tekstil, tütün vb.'nin % 52,7 ile ağırlığını koruduğu görülmektedir. Sanayi sektörünün 1950 60 a rası gelişme hızı tarımın iki katı olduğu halde GSMH için deki payı ancak % 21,7'den % 22.3'e yükselebilmiştir. Yeni dönemin ikinci yarısında da tarım sektörü Türkiye ekonomisinin işletici unsuru olarak kalmaya devam et miştir.
Bu yapı içindeki enerji kesiminin gelişmesine bakıldığın da dikkat çeken husus yabancı sermaye ve dış yatırımla ra dayalı büyük yatırımlarla, imtiyazlı ortaklıkların yeni den yaygınlaşmasıdır. 1952'de Batı Anadolu Elektrik üretim imtiyazı, Kuzey Anadolu Elektriklendirme T.A.O.' ya verilmiştir.
1953'te Seyhan Barajı H.E.S., 1955'te Gediz Demirköp rü H.E.S. ve 1956'da Antalya Kepez H.E.S. enerji üre tim taşıma ve satış imtiyazlarına ilişkin sözleşmeler ya pılmıştır. Bugün halen sermayesinin % 47,68'i TEK'e ait Kepez Antalya ve % 25,46'sı TEK'e ait Çukurova Elek trik A.Ş. halen varlıklarını sürdürmektedirler.
Dönemin ilk yarısında termik kaynakların ağırlığını ko ruduğunu, daha sonraki kısımda ise kurulan su santralları ile hidrolik kaynakların ağırlığının arttığıdır. Birincil kay naklarla ilgili olarak, petrol konusunda yabancı sermaye ye geniş olanaklar tanımış hatta jeolojik çalışmalar dı şında tüm petrol çıkartılması çalışmaları MTA'nın elin den alınarak petrolün özel sektör eli ile ve yabancı serma ye yatırımları ile değerlendirilmesi ilkesi getirilmiştir. Elektroteknik ekipman sanayiinin durumuna bakıldığın da küçük çapta yabancı sermayeye dayalı montajcı kuru luşların yaygınlaştığı görülmektedir.
Dönem sonunda nüfus başrna elektrik enerjisi tüketimi % 101 kVVh dolayındadır. Dönem boyunca % 8'lik bir ar tış göstermiştir.
1960 Sonrası Dönemde Elektrik Enerjisi Politikaları ve Sanayileşme :
1) Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Dönemi :
27 Mayıs hareketinden sonra yeni Anayasa uyarınca Plan
lama Teşkilatı oluşturulmuş ve ülkede plan uygulaması na tekrar başlanmıştır. Sıkı deneylerden farklı olarak ekonominin tümünü kapsayan yeni planlama olgusunun başarı şansının ne olacağını ise daha başlarken görebil mek olanaklıdır. Zira, verili yapı içinde piyasa mekaniz ması korunarak ekonominin planlanmasından söz etme ye, bilimsel olarak söz etmeye olanak bulunmadığı bilin mektedir.
BBYKP'nın hazırlandığı tarihte ülke nüfusunun % 30,5'i elektrikten yararlanmaktadır. Plan, enerji gereksinmesi nin karşılanması için Beş Yıllık Dönemde hidrolik ener ji kaynağına ağırlık verilmesi, elektrik işlerinin tek elden yürütülmesi için TEK'nun kurulması ve elektrik makina cihaz ve malzemesi sanayiinde üretim kapasitesi artırıla rak ithalatın azaltılması konularında temel ilkeler getir miştir.
BBYKP döneminde elde edilen sonuçlara bakıldığında elektrik enerjisi tüketiminde % 12 dolayında bir yıllık ar tışın sürdürüldüğü görülmektedir. Oysa bu oran, geçmiş 10 yılın talep artış trendinden (% 11,6) ciddi bir farklı lık göstermemektedir. Dönem içinde kurulu kapasiteye toplam 910,4 MW eklenmiş olup bunun % 31'i hidrolik, % 69'u ise termik kapasitedir. (630 MVV'lık Fuel Oil'c dayalı Ambarlı Snatralı). Yani planda getirilen ilkelerin tersine, toplam üretim içinde termik kaynakların ağırlığı artmış hidrolik kaynaklarınki ise azalmıştır.
BBYKP döneminde elektrik kesimindeki en önemli geliş melerden biri 1963'de enerji bakanlığının kurulmasıdır. TEK'nun kuruluşu ise beş yıllık dönem boyunca gerçek leştirilememiştir.
Elektrik Makina Cihaz ve Malzemeleri Sanayiinin BBYKP dönemindeki gelişmesine bakıldığında ilk görülen, ke simdeki ithal talebinin düştüğü ve üretimin % 22,5 ora nında arttığıdır. Ancak hemen arkasından bu üretim artı şını sağlayan yapının bu kez uzun dönemde dışa bağım lılığı artırdığı gözlenebilmektedir. İthalat talebi düşerken yabancı sermaye yatırımları hızla yoğunlaşmış ve lisans anlaşmaları birbirini kovalamıştır. Bu kapsamda kurulan geri ve ekonomik olmayan teknolojilere dayalı, küçük öl çekli ve ihraç olanağı bulunmayan üretim yapısı ise geli şip kendine yeterli hale dönüşmekten uzaktır.
BBYKP dönemi boyunca gerek mutlak pay, gerekse ar tış hızı bakımından elektrik tüketimindeki en büyük pay yine sanayi kesimindedir. Buna karşılık plan uygula masının ilk beş yılı sonunda bu kesimin ne tür bir geliş me göstermiş olduğuna bakıldığında ise, sağlanan artış hızının, planlanandan % 3,7 geride kaldığı ve ulaşılan bu hızın Türkiye sanayiinin yıllık gelişme trendinin daha
üzerinde olmadığı dikkati çekmektedir. Planlanan yatı rımların gerçekleşme oranı ise % 39 dolayındadır. Sanayi üretiminde yapısal bir değişme sağlanması açısından pla nın uygulama sonuçları ele alındığında, nisbi bir azal mayla birlikte tüketim malı üretiminin ise % 9,9'dan % 11,7'ye çıktığı ilk bakışta görülmektedir. Ne var ki, "Yatırım Malı" olarak isimlendirilen pakete daha yakın dan bakıldığında bunun has ağırlığının makina yapan makinaların üretilmesinde değil, dayanıklı tüketim malı üretiminde olduğu hemen görülmektedir. Bu kapsamda bir yapısal değişmeden söz etmeye ise olanak yoktur.
2) İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Dönemi :
İkinci planda elektrik enerjisine ilişkin olarak belirlenen ana ilkeler enterkonnekte sistemin hızla geliştirilmesi, su kaynaklarına öncelik verilmesi ve üretim iletim ve dağıtım olanaklarının talep düzeyinin üzerinde geliştiril mesi olarak özetlenmiştir. Planda yer verilen önlemler arasında nükleer enerji santrallarının kurulması konusu ö zellikle dikkati çekmektedir. Plandaki önlemler oldukça dar kapsamlı olduğu halele ve ülkede su kaynaklarından yararlanma henüz son derece düşük bir düzeydeyken nükleer enerji konusunun gündeme getirilmesi gerçekçi bulmak tümüyle olanaksızdır.
İkinci plan döneminin son yılı olan 1972'ye gelindiğinde ülkede kişi başına elektrik enerjisi üretimi 313 kVVh'a ulaşmış ve beş yılda kurulu güce 752 MW eklenerek top lam kurulu kapasite 2711 MW'a çıkmıştır. Son yıl iti barıyla toplam nüfusun elektrik enerjisinden yararlanan bölümü % 39 kadardır ve halen köylerin % 87'sinde elek trik bulunmamaktadır.
Dönem boyunca kurulu güce eklenen termik kapasitenin 410 MW olmasına karşılık —ki bunlar motorin ve Fuel Oil'e dayalıdır— hidrolik kapasite 190 MW dolayın dadır. Aynı konuya üretim artışları itibarıyla bakıldığın da ise, termik kaynaklara dayalı üretimin beş yılda orta lama % 16'lık bir hızla arttığı; buna karşılık hidrolik üre timdeki ortalama artış hızının % 6 dolayında gerçekleşti ği görülmektedir. Buna bağlı olarak, 1967'de toplam üre tim içindeki payı % 38,3 olan hidrolik kaynaklar 1972'de % 28,5'e düşmüş durumdadır. Bu gelişme elektrik ener jisi üretiminde akaryakıt kullanımının artması ve hidrolik kaynakların payının azalması— büyük ölçüde, geciken enerji yatırımlarını yerine plan dışı, kısa sürede devreye sokulabilir tesislerin kurulmasının sonucudur. Buysa, do ğal olarak yüksek maliyetlerle enerji üretilmesi ile döviz gereksinmesinin dışa bağımlılığın daha da büyümesi sonucunu getirmiştir.
II. Plan Döneminin en önemli olaylarından biri, TEK' nun 25 Ekim 1970'de 1312 sayılı yasa ile kurulmasıdır. Bu yasa ile TEK'in verilen başlıca görevleri ise aşağıdaki gi bidir
Elektrik enerjisi gereksinmesinin emniyetli, kaliteli ve bol miktarda karşılanması, Enterkonnekte sistemin en kısa zamanda yurdun en uzak köşelerine kadar iletilmesi, Köy elektriklendirmesinin, yasanın istediği biçimde ve akılcı ilkelere bağlanarak yürütülmesi.
Yıllardır üzerinde durulan ve ertelenemez bir gereksinme özelliğini gösteren TEK'nun kuruluşu son derece sevin diricidir. Ancak, daha kuruluş yasasından başlayarak or taya çıkan aksaklıklar, bu konuda çok da iyimser olma ya meydan vermemektedir. Öncelikle yasanın son biçi minde enerji konusundaki faaliyetlerin tek elde toplan ması amacından oldukça uzaklaşılmış ve TEK, Belediye ler, DSİ, MTA ve TKİ arasındaki ilişkiler ve koordinas yon konusu tam olarak tanımlanmamıştır. Daha önemli olarak ayrıcalıklı şirketler konusunda açıklık getirilme miş ve bu durum, ilerki yıllarda da ÇEAŞ'nin gelişmeye devam etmesi sonucunu doğurmuştur. Su kaynakların dan elektrik üretilmesi ve tek amaçlı baraj yapımı konu sunun TEK'e kapalı tutulmasıda uygulamada çeşitli ak saklıklara neden olmuştur. Enerji satışına ilişkin olarak ise satış yetkisinin belediyelere bırakılmış olması, gerek enerji maliyetinin yükselmesi, gerekse fonların TEK ka nalıyla yeniden enerji yatırımına dönmesine olanak veril memesi yönlerinden büyük sakıncalar getirmektedir.
Son olarak, İkinci Plan Döneminde de üretilen enerjinin en büyük bölümünü tüketmeyi sürdürmüş olan (% 63) sanayi kesiminin ne tür bir gelişme gösterdiğine kısaca değinmekte yarar vardır. Burada öncelikle belirtilmesi gereken bir konu, söz konusu, dönemde tüketim malları üretiminin 1967'ye bakışla daha da artarak ağırlığını sür dürdüğü (% 53,2) ara mallar üretiminin % 33,9'a geriledi ğidir. Yatırım malları üretiminde ise % 1,2'lik bir artış gerçekleşmiş olmakla birlikte kesim üretiminin daha ön ce de belirtilen nitelikleri nedeniyle, bunu yapısal bir de ğişme saymak olanağı yoktur. Bu durum, ikinci plan he defleriyle karşılaştırıldığında, ortaya çıkan gelişmenin beklenenden oldukça farklı olduğu hemen görülmektedir (Tüketim malı üretiminde planlanan % 46,6; ara malların da % 39,4 ve yatırım mallarında % 14,0).
1968 1972 yıllarında sanayi kesiminde gözlenen diğer gelişmeler arasında, kapasite kullanımının tüm dallarda düşmesi ve stokların hızla artması sayılabilir. Bu iki olgu 1970 sonlarında ülke ekonomisinin içinde bulunduğu bunalımı vurgulamaktadır. Aynı dönem yapım sanayiin de yoğunlaşma ve toplulaşmanın da büyük hız kazandığı bir özellik göstermiştir. Kısaca söylemek gerekirse ikinci plan döneminde de sanayiin gelişmesinde önemli bir fark lılık söz konusu değildir ve tüketim malı üretimi ile mon taja dayalı üretim yapısı sürmüş, ancak 1970'lere gelindi ğinde, sanayi üretiminin bu yapısından kaynaklanan ge nel bir bunalım gündeme gelmiştir.
Bu dönem içinde elektroteknik ekipman sanayii ile elek tronik sanayiinin gösterdiği gelişme de sanayiin bütünün den farklı değildir. Geri, dışa bağımlı ve dayanıklı tüke tim malı üretimine yönelik birimlerin üretilmesi olgusı sürmüş ve bu kesimlerin ithalatı sürekli artış göstermiştir. Buna karşılık ihracat yok denilecek kadar azdır. Büyük güçlü elektroteknik ekipman üretimi konusu bu dönem de de boşlukta kalmış ve enerji yatırımlarının gerektirdi ği ağır ekipmanın ithalat yoluyla karşılanmasına devam edilmiştir. Genel olarak sanayileşme, ya da enerji sanayii açılarından bu durumun getirdiği olumsuz sonuçlara ise daha önce değinilmiştir.
3) Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı Dönemi :
Üçüncü Planda elektrik enerjisi kesimi, hazırlanan yeni strateji kapsamında 1995'e dek uzanan bir perspektif içinde ele alınmıştır. "Öz kaynaklardan öncelikle yarar lanılması; termik, hidrolik dengenin düzeltilmesi; enerji nin devamlı, güvenilir ve ucuz olarak sağlanması" ilkele rine dayanılarak oluşturulan ana planda, 1971 yılı fiyat larıyla 23 milyar TL.'lik yatırım öngörülmektedir. Sağ lanması planlanan yıllık ortalama enerji artışı ise % 13.1 dolayındadır.
Plan amaçlarına ulaşılması doğrultusunda belirlenen baş lıca önlemler arasında dış kaynaklardan enerji alınması ve komşu ülkelerle elektrik enerjisi bağlantılarının yapıl ması; TEK'nun nükleer teknolojiye girişinin sağlanması; yatırımlardaki gecikmeleri önleyecek önlemlerin getiril mesi, su kaynakları ile termik potansiyellerin geliştiril mesine hız verilmesi konuları yer almaktadır.
Üçüncü Plan Döneminin sonunda kişi başına brüt üretim 496,6 kWh/kişiye ulaşmış durumdadır. 63 il ile birlikte 1428 belediyeli kasaba enterkonnekte sistemden beslen mekte olup elektriği olmayan belediyeli yerleşim birimi sayısı 101'dir. Köylerin ise % 32'si elektrik enerjisinden yararlanmaktadır.
Enerji yatırımlarının temel sorunu olan "gecikme" ol gusu, bu dönemde de önemini sürdürmüş ve yatırımlarda ki fiziki gerçekleşme çok düşük düzeyde kalmıştır. 1973 77 döneminde işletmeye açılan santralların ortala ma gecikme süreleri 3 ile 9 yıl arasındadır (Örneğin Ke ban 9 yıl, Seyitömer I 3 yıl; Gökçekaya 5 yıl).
Dönem içinde elektrik enerjisi üretiminde kullanılan bi rincil kaynakların dağılımına bakıldığında Keban ve Gök çekaya Hidroelektrik Santrallarının kurulması ile hidro lik kaynak kullanımının arttığı gözlenmektedir. Termik kapasite de (yılda ortalama % 11,4 hızla) artmasını sür dürmüş ve termik kapasite içinde de petrolün payı (% 55,5 ile % 61,0 arasında) önemini korumuştur. Motorine da yalı kapasitede ise beş yıllık artış % 83 dür. Bu durum, dönem boyunca kaynak kullanımının ülke çıkarları açı sından taşıdığı olumsuzlukları fazla bir şey söylemeyi ge rektirmeyecek kadar açıklıkla ortaya koymaktadır.