Elektrik Mühendisliği · Sayı 336 · Ekim 1986

SÖYLEŞİ: Bülent TANIK

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Söyleşi

Yıl
1986
Sayfa
3
Okuma süresi
9 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • TMMOB
  • Bülent Tanık
  • teknoloji transferi
  • sendikalaşma
  • kamu çalışanları
  • meslek örgütlenmesi

Özet

TMMOB Genel Sekreteri Bülent Tanık ile yapılan söyleşide Türkiye'nin teknolojide dışa bağımlılığı, mühendislerin toplumsal konumu, TMMOB'nin örgütlenme politikası ve kamu çalışanlarının sendikalaşma hakkı konuları tartışılıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ULUSAL ÇIKARLARIN VE MİMARLARIN, MÜHENDİSLERİN MESLEKİ, EKONOMİK, DEMOKRATİK HAK VE İSTEMLERİNİN KORUNMASI, GELİŞTİRİLMESİNDE TMMOB'NİN YERİ KONUSUNDA TMMOB GENEL SEKRETERİ BÜLENT TANIK'LA YAPILAN SÖYLEŞİ

EMO— Uluslararası teknoloji ağı çerçevesinde ülkemiz deki teknolojinin oluşum, gelişim ve yenilenmesinin koşullarını değerlendirir misiniz?

Bülent Tanık — Türkiye'nin teknoloji gelişimi dışa ba ğımlı bir yapı gösteriyor. Gerek bilimsel gerekse teknolo jik düzlemde araştırma, geliştirme etkinlikleri ve bunlara ayrılan kaynaklar son derece sınırlı. Esas yapı genel ola rak uluslararası sermaye piyasasının belirlediği, onun ola nak tanıdığı çerçevede bir teknoloji transferi ve uygula ması olarak değerlendirilebilir. Türkiye'de bence yaygın olan ilişki, teknolojinin bilgi olarak bulunması. Ancak, mühendisler tarafından belirli bir teknolojinin uygulana bilmesi için gerekli bilgilerin biliniyor olması, Türkiye' nin teknoloji düzeyini göstermiyor. Çünkü teknoloji, çağımızda önemli ölçüde kaynak ayrılması ve toplumsal birikim gerektiriyor. Bir şeyi bilmek onu yapmaya yet miyor. Onu üretebilmek için, gerekli yatırımların, kalıp ların, fabrikalar, iş araçları gereçleri dahil olmak üzere, bir anlamda sermaye ve bilgi birikiminin tümünün belli bir düzeye ulaşması gerekiyor. Dolayısıyla bunlar çok güçlü ve yoğunlaşmış bir sermaye çerçevesince belirlene biliyor. Bizim, geliştirdiğimiz şeyleri uygulamaya yöne lik yatırımlar anlamında ve araştırma geliştirme etkinlik lerimize yönelik son derece sınırlı bir kaynak tahsisi ve bütçe payı var. Bunlar da toplumda yaratıcı mühendis liğin gelişmesini engelleyici olarak görünüyor.

EMO—O halde Türkiye'deki teknolojinin gelişmesinde uluslararası sermaye gruplarının belirleyici olduğunu söy leyebiliyoruz. Bu teknoloji seçiminde, ulusal çıkarların korunması açısından mimar ve mühendislere düşen görev sizce nedir? Teknoloji seçiminde TMMOB'nin izlediği politika nedir?

Bülent Tanık— Ulusal çıkarlar doğrultusunda, teknoloji nin hatta ekonomik sektörlerin seçimi bazında bile tek nik elemanların olumlu etkileme çabaları olmuştur. Tarı ma, sanayiye, ticarete ve benzeri sektörel yapılanmalara yönelik ana kararların üretilmesinde mühendislerin mimarların mutlaka söz ve karar sahibi olması gerektiğini düşünüyoruz. Her meslekten çalışanların kendilerini ilgi lendiren böylesi konularda söz ve karar sahibi olmasının bir hak olduğu kadar bir sorumluluk olarak da görüyo

ruz. Mühendis, mimar topluluğu zaman zaman olağan üstü denilebilecek biçimde toplumdaki çıkar ilişkilerinin dışında bir ahlaki idealizm gösteriyor. Gerek TMMOB' nin son 10 15 yıllık pratiği, gerekse bireyler olarak özel likle planlama ve projelendirme kademesinde görev ya pan meslekdaşlarımızın yaklaşımları, ulusal çıkarları koruma doğrultusunda örnek mücadeleci yaklaşımlardır. Biz kurum olarak 15 yıldır halkın çıkarları doğrultusun da, teknoloji transferinde ve teknoloji seçiminde ulusal kaynakların korunması ya da yatırım kararlarının üretil mesinde insan öğesine önem veren, insanı korumayı, ona hizmet etmeyi ön planda tutmaya çalışan bir politika izledik.

EMO— Ülkemiz koşullarında TMMOB'nin temel görevle rinden birisi, teknolojide dışa bağımlılığın çözümü konu sunda politikalar üretmesidir. Bunun yanı sıra üyelerin çıkarlarının korunması gerektiği de savunulmuştur. Bu mesleki çıkarların savunulması, son yıllarda TMMOB için ağır basmaya başladı zannediyorum. Yani birincil ama cın ikinci plana atıldığı gözleniyor. Bu doğru mudur sizce?

Bülent Tanık— İnsanlar belirli kuruluşlara farklı amaçlar la gelirler. TMMOB'nin üye varlığı ne tür bir yapıdan oluşur ona bakmak gerekir. TMMOB şu anda sayıları 200 bine yaklaşan kitleselleşmiş mühendis topluluğun dan oluşuyor. Bunlar arasında mühendislik özelliğini yitirmiş doğrudan işveren, "patron" konumunda olanlar var. Yani gerek siyasal seçmeleri, gerekse davranışlarına yön veren ekonomik motifler artık mühendis mimar top luluğunun dışında, "patron" konumundaki yerlerine bağımlılık gösterir. Bunların dışındaki mühendisler ne konumdadır? Mühendislerin büyük bir kısmı ücretli ola rak kamuda ya da özel sektörde, genellikle verili parça işler yapan kişilerden oluşuyor. Bunların sadece kamuda çalışanları aşağı yukarı üye varlığımızın yüzde 40 50'sini, özel sektörde ücretli olarak çalışan üye topluluğu ise geri kalan yarıya yakın bölümü oluşturuyor. Kamu veya özel kesimde ücretle çalışanların "siyasal grupsal" davra nışları daha net. Ama son yıllardaki piyasa ilişkileri küçük büro sahibi mühendislerin davranışlarında da ör gütlü olarak piyasadaki baskılara karşı, çıkarlarını koru ma gereksinmesini zorladı. Küçük büro sahipliği küçük üretim bazında kapitalist ilişkileri düşünsel platformda da olsa sürekli yeniden üretmeye son derece elverişlidir, özellikle taşrada küçük illerde, piyasa baskısı yüzünden küçük büro sahiplerinin örgütlülüğe duydukları gerek sinim 80 84 yılları arasında oldukça artmıştır. Genel ola rak kendi çıkarlarını koruma ve azamileştirme bazında gelişen bu ilgi, yine de TMMOB ve Odalar merkez yöne timlerini değiştirecek düzeye ulaşmamıştır. Son anaya

sal düzenleme çerçevesinde kamuda çalışanların bir örgü te üyeliği iyice sınırlandı, bizimkine üyelik de ihtiyari bırakıldı. Beklenen meslek kuruluşunda örgütlenmenin zayıflaması, dağılması idi. Aslında belirli bir süre az da olsa etkisi hissedilen bu uygulamanın pek yakında tam tersini doğuracağına inanıyorum. Başka hiçbir alanda örgütlenme olanağı bulamayan kamu çalışanları kendi çıkarlarını, mesleki ilişkilerini, toplumsal konumlarını bu örgütlülük çerçevesinde geliştirme amacıyla tekrar TMMOB'ne girecekler.

Toplumsal iş bölümü içerisinde mühendislerin konumu özellikle gelişen teknoloji ve işin kapitalist örgütlenme sine bağlı olarak sürekli ayrışıp, parçalara bölünüyor. Eskiden mühendisler kendilerine ait küçük işliklerde çalı şırlar hem sermaye, hem de iş sürecinin bütününü kontrol edebilirlerdi. Gerek bilimsel ve teknolojik gelişmeler, gerekse sermayenin yoğunlaşması, işliklerin büyümesi sonucunu doğururken, fabrika örgütlülüğü taylor ve ford modeli iş bölümü uzmanlaşma olayı altında işin ayrıntılı parçalara bölünmesini getirdi. Bunun sonucu göreceli olarak eskiden hakim oldukları işin bütününü kontrol etme konumundan, parçayı kontrol eden, parça yı bilen ve o parçanın dışındaki alanlara fazlaca hükme demeyen konuma geldiler.

Ağırlıkla üretim sürecinin bu bölümünün üretilmiş biçi mini ve daha dar bir alanda işçilerin çalışmalarını denet leyen konuma dönüşmüş durumda. Üretim etkinlikle rinin denetleme gibi tekdüze bir etkinliğe dönüşmesi ve nitelik kaybına paralel iş güvencesinin kalmaması bakım larından işçi sınıfına yaklaşma konumu gösterir. Bunun la birlikte ve herşeye rağmen, mühendislerin yatay ve düşey toplumsal hareketlilik olasılıkları varlığını koruyor gibi.

Üst sınıflarla ve toplumsal kesimle kendini özdeş görebil meye elverecek bir hareketlilik bu. Böyle bir olasılık, mühendislerin büyük bir kısmının toplumun üst katlarına sıçrayabilme şansı olduğuna olan inançlarını koruyor. Toplumda böyle bir fırsat için daha geniş boşluklar his sediyor olmaları, ideolojik olarak sisteme entegre olmala rını artırıyor, ö t e yandan maddi ilişkiler ve üretim süre cindeki konumları işçi sınıfına daha yaklaşan bir konum gösteriyor. Mühendisler bu iki yönelişin ağırlığına uygun davranışlar sergiliyorlar.

EMO TMMOB'nin örgütlenmesinden bahsediyorduk ve üyelere stratejik anlamda birtakım şeyleri gösterebileceği söylenmişti.

Bülent Tanık— Uzun dönemde üye varlığının maddi iliş kilerinin aldığı şekle aykırı yönetim programları güçle rini kaybederler. Gelişmekte olan dinamik unsurların öne çıkabilenleri üye topluluğunun maddi ilişkilerdeki konumuna, varlıklarına yeni şekiller verebilir. Bizim

yönetim pratiğimiz böylesi bir anlayıştan kaynaklanır. Üye topluluğundaki veri ilişkilerin olumlu yönlerini ön plana çıkarıp onları geliştirmek, diğerlerini de o ilişkiler deki olumlu sonuçlar, ya da olumlu vektörlerde birleş tirecek konumlara dönüştürmeye çalışmaktır. Bu kurum daki 10 15 yıllık yakın dönem yönetsel pratik ve feda karca çaba sarfeden insanların savundukları, tüm üyele rini ideolojik eğilimlerini, özlemlerini mutlaka doğru tesbit ederek, mühendis ve mimarların halk yararına güç oluşturabilmelerini sağlamaktır.

EMO— Siz yönetim olarak bunları savunuyorsunuz. Tabii dayanağınız yine kitle oluyor. Demokratik kitle örgütü olarak, diğer demokratik kitle örgütleriyle, siyasi partilerle, sendikalarla, derneklerle çeşitli düzeylerde ilişki kurmanın zorunlu ve gerekli olduğunu söyleyebi liriz. En son yasal değişimlerle bu olanaklı mı, gerçekleş tirilebiliniyor mu?

Bülent Tanık— TMMOB yönetimi olarak biz 15 senedir A disiplini olmazsa B disiplininin de belli bir üretkenlik düzlemi içinde olamayacağını savunduk, örneğin bir binanın yapımında elektrik mühendisliği de mimarlık kadar, inşaat mühendisliği kadar, makina mühendisliği kadar gereklidir. Bunların hepsinin birarada ürettikleri bir şey olmazsa tek başlarına yaptıkları etkinlik soyut tur. Yani tek başına elektrik projesi havadadır. Meslek kuruluşumuzun üretim sürecinde yer alan bütün meslek mensuplarının birlikteliğini ve bütünleyiciliğini sağla maya yönelik etkinliklerde bulunabilmesini yıllardır savunduk. Anayasanın 135. maddesi kamu kurum ve kuruluşlarına da diğer bütün kuruluşlar gibi yalnızca kendi benzeri kuruluşlarla ilişki kurabilmeyi yasaklama mış görünüyor. Ancak yasaklanan birliktelikleri sınırla yıcı bir ibare bulunuyor; "siyasi amaçlı birliktelik" olma yacak diye. Siyasi amaç tanımı da bugüne kadar yeterin ce net bir biçimde yapılmış değil. Siyasi amaçlı olarak siyasal partiler, sendikalar, derneklerle işbirliği yapamaz hükmü doğrudan hükümet olmaya yönelik bir siyasi bir liktelik anlamında olsa gerek, öyleyse bu Anayasa bile dar bir siyaset kavramının dışında işbirliği ya da belirli ortak etkinliklere, güç birliklerine olanak vermektedir. En azından bu zorlanmalıdır.

Aynca böylesi kurallar ile düzenlemelerin, bir başına toplumdaki ilişkileri belirlemeye yeteceği de tartışılır. Yani genel anlamıyla her faaliyetin belirli bir siyasal öz taşıdığını ve insan etkinliklerinin siyasetten uzak olama yacağını hep düşünür ve savunurum. Ama yeni hukuksal düzenlemeler çerçevesinde ilişkilerin şimdilik sınırlanmış ve koparılmış görünmesinin bu doğrultudaki gerçek pra tiği önümüzdeki dönemin gelişecek ilişkilerini anlatmadı ğıdır.

Bu hükümler birbirleriyle son derece üretken ilişkilerde olabilecek toplumsal kuruluşlan, örgütleri, tereddüt için de ve birbirinden uzak tutan hükümler. Meslek kuruluşu olarak bünyemizde örgütlenememiş bir başka meslek dalıyla örneğin iktisatçılarla işbirliği yapamamamız gibi de anlaşılabiliyor. Şu anda bu düzenlemeler böylesine yararlı işbirliklerini önemli ölçüde engeller ve kısırlaştırır konumda. Bunun düzeltilmesi gerekir. Birarada daha üretken daha etkin olabilecek meslek mensup ve kesimle rinin bütünlüğünü, birbirleriyle etkileşimlerini sağlaya bilecek ilişkiler geliştirilip, teşvik edilmelidir.

EMO— K a mu çalışanları sempozyumunda ort aya çıkan en önemfi görüşlerden birisi de; anayasanın, kamu çalı şanlarının sendikalaşma haklarını engellemediği, ancak kanunlarda birtakım yasaklamaların olduğuydu. Sendi kalaşma doğrultusunda TMMOB'nin bir çalışması var mıdır?

Bülent Tanık — T M M O B ' n i n bu konuda çalışma yapma sını şu anda engelleyen bir şey yok. T M M OB üyelerinin yeni düzenleme çerçevesinde ağırlıklı bir bölümü özel sektörde çalışan ücretli mühendislerden oluşmakta. Bun ların sendikalaşma hakkı bizim çalışma programımızda yer alıyor. Y ani 8 5 8 6 yılları içerisinde bu kesimin sen dikalaşması doğrultusunda yasaların elverdiği çerçevede gelişecek mücadelelere destek olmak, bu doğrultuda yol gösterici bilgilerin üretilmesi veya çalışmaların yapılması programımızda var. Ancak bu çerçevede mühendis toplu luğundan henüz ciddi başvurular olmadığı için bu doğ rultuda etkili bir faaliyet sürdürülememiştir. Mühendis lerin sendikalaşması durumunda da mevcut mevzuatın mühendis sendikalarıyla, örneğin mühendis meslek kuru luşları işbirliği konusunda bir engelleme getirip getirme yeceği sorunu var. Ben getiremeyeceğine inanıyorum, tıpkı beraber çalıştığımız işçilerin sendikalarıyla da bizim şu andaki tek kuruluşumuz olan TMMOB'nin iliş kilerinin hukuksal bazda olmasa da toplumun gözündeki meşruiyeti kadar meşru olduğunu savunuyorum.

EMO — Kitleden öyle bir istek gelmedi dediniz. Onları harekete geçirme, bu istemleri canlandırma ve bir bütün olarak TMMOB'ne yansıtma anlamında, tek tek odaların da çalışma yapabileceğini söyleyebilir miyiz?

Bülent Tanık— Elbette bu doğrultuda odalar çok şeyler yapabilir. Ben; yemek, gece, balo düzenleme olaylarını küçümsemiyorum. Esas olarak dönem koşullarında mo ral, cesaret, birbirini tanıma ve birarada olma alışkanlık larının sürdürülmesi gibi motifleri koruduğu için bu tür etkinliklerin son derece yararlı olduğunu savunuyorum. Sadece bu tür et kinliklerin yapılabileceği bir dönemde değil, onun dışındaki dönemlerde de ihmal edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu etkinliklerin yanı sıra, daha ileri ekonomik kazanımlar sağlayabilecek toplumsal kazanımlar sağlayabilecek örgütlenme türlerine doğru mühendisleri, mimarları yönlendirmek en önemli görevle rimizden birisi. Bunun için odalar bu tür etkinlikleri teş vik edici, yönlendirici ve geliştirici çalışmalar yapmalı. Ancak bu işi tek başına odalar yapar ya da TM M OB yapar diye bir yaklaşım olmaz. Odalarıyla birlikte T M M O B bir şeyler yapmaya çalışır ve üyelere esas ula şan üyelerin doğrudan ilişki içinde olduğu birimler oda lardır, ilk program ve hareketlilikler odalarda yeşerir oralarda ilk şekillerini alır ve daha üst şekillenmeler Birli ğe yani genele yansır.

önümüzdeki dönemde özel sektör ücretlileriyle kamuda yönetici konumunda bulunanların dışındaki meslekdaş larımızın ekonomik, demokratik haklarının korunması ve geliştirilmesinde daha ileri örgütlülük tiplerine yönelik çalışma sürdürmek zorundayız. Y alnız sendikal örgütlen me değil, kamu çalışanlarının da en azından bugünkü yasalar çerçevesinde çok sınırlandırılmış olan siyasal örgütlenme haklarının da oluşturulması temel görevler den birisi olarak duruyor.

EMO— Teşekkür ederiz Sayın Bülent Ta nık .