Elektrik Mühendisliği · Sayı 339-340 · Ocak-Şubat 1987

SÖZLEŞMELİ PERSONEL UYGULAMASI BİR İMAM NİKAHI NİTELİĞİNİ TAŞIMAKTADIR

Teoman Alptürk

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Görüş ve değerlendirme

Yıl
1987
Sayfa
3
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • sözleşmeli personel
  • KİT
  • 657 sayılı yasa
  • 233 sayılı KHK
  • sendikalaşma hakkı
  • iş güvencesi

Özet

TMMOB Başkanı Teoman Alptürk, KİT'lerde uygulanan sözleşmeli personel sisteminin yasal dayanağının belirsizliğini, çalışanların iş güvencesi ve örgütlenme haklarını nasıl zedeledigini ve iddia edilenin aksine ücretlerde önemli bir artış sağlamadığını değerlendiriyor. Yazı, uygulamayı Anayasa'nın 18. maddesiyle çelişen ve çalışanları memur-işçi statüsü dışında tanımsız bir konuma iten bir düzenleme olarak eleştiriyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Teoman ALPTÜRK

TMOOB Başkanı

* Yasal dayanaktan açık değildir. * Çalışanların iş güvencelerini yok etmektedir. * Anayasa'nın 18. maddesiyle çelişmektedir. •İddia edildiği gibi ücretleri önemli ölçüde artırma maktadır.

PERSONEL YASALARI VE SÖZLEŞMELİ PERSONEL UYGULAMASINA İLİŞKİN GELİŞMELER

Mahalli ve özel idareler de dahil olmak üzere bugün ülke mizde kamu yönetiminde iki ana istihdam biçimi bulun maktadır. Bunlardan birincisi, 1965 yılında çıkarılan 657 sayılı devlet memurları yasasıdır ki bu yasaya göre çalı şanlara genelde "memur" denmektedir. 1970 yılından bu yana kamu kesiminde çalışanların özlük haklarını düzenleyen bir yasadır. Bir diğeri ise 1475 sayılı İş Yasası olup, devlet memurları kapsamı dışında kalan çalışan ların alanını düzenlemektedir. Bu yasa da 1971 yılından bu yana uygulamada bulunmaktadır.

Ancak, son dönemde, 80'li yıllarda kamu kesimini yeni den düzenlemek üzere yasa değişiklikleri ve Kanun Hük münde Kararnameler (K.H.K.) çıkarıldı. Ve değişik biçimde "Sözleşmeli Personel" istihdamı denendi, dene niyor.

İlk Sözleşmeli Personel uygulaması, 657 sayılı yasada yapılan değişiklikle (6.6.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı) "özel bir meslek bilgisine ve uzmanlığa gereksinim gösteren işlerde" denendi. Böyle çalışacak kimseler için bakanlar kurulu kararı çıkarıldı.

Daha sonra 2333 sayılı yasaya dayanılarak 12 Eylül 1980 harekatını takiben yıllarda bir başka sözleşmeli personel uygulamasına rastlanmaktadır. Bu uygulamanın devlet kademelerinde oluşan boşluklara tecrübeli elemanların alınabilmesi amacıyla düzenlendiği ifade edilmiştir.

Adı geçen uygulamayla, daha çok üst yönetimlere tecrü beli oldukları iddia edilen ve genellikle emekli olan kim seler atanmıştır. Emekli aylıkları kesilmeden devam etmiştir. Sınırı fazla genişletilmeyen uygulama 243 sayılı kararnameyle iptal edilmiştir.

Bir üçüncü sözleşmeli personel uygulaması da 2472 sayılı kanun kapsamında yer almış olup, genellikle büyük pro jelerde çalışan memurlara uygulanmıştır. Sosyal güvenlik açısından Emekli Sandığı'na bağlı olarak çalışan bu kim selerin aylıkları ve atanmaları bakanlar kurulunca düzen lenmektedir. Ortalama ücret 500.000 TL/ay olup, iki katına kadar da artırılabilmektedir. Kanunun uygulama süresi şimdiki kararlara göre 1990 yılına kadardır.

Son olarak da tüm KİT çalışanlarını ilgilendiren ve 233 sayılı kanun hükmündeki kararnameye bağlı olarak yapıl dığı ifade edilen "SÖZLEŞMELİ PERSONEL" uygula masıdır ki temel konumuzu da bu oluşturmaktadır.

Kararnameyi ve uygulamayı düzenleyenlerin savlarına göre "KiT'lerin ekonomideki işlevlerini yerine getire mediklerinden devlet bütçesine getirdikleri yük nede niyle kalkınma hamlesine ters yöndeki etkilerinin gide rilmesi bu kuruluşların yeniden düzenlenmesi, köklü değişikliklerin yapılması" gerekmekteydi. Hükümetlere devlet teşkilatının yeniden düzenlenmesine yetki veren 2680 sayılı yasa, bu yasaya dayanılarak da KiT'lerin düzenlenmesi için 233 sayılı kararname çıkarılmıştır. 233. KHK'de getirilen "Sözleşmeli Personel" çalıştırma düzenlemesinde, görevlerde herhangi bir ayırım yapıl mamış olup, herkesin bu uygulamayla çalıştırılabilmesi öngörülmüştür. Ancak daha sonra "Ekonomik İşler Yük sek Koordinasyon Kurulu" bazı görevleri kapsam dışına çıkarmıştır. Genel müdür ve yardımcıları v.b.

Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulu 26.4.1985 tarihli ve 85/9 sayılı kararıyla sözleşmeli personele uygu

ELEKTRtK MÜHENDİSLİĞİ 339 340

lanacak esasları saptamıştır. Bu esaslar, başbakanlıkça 14.5.1985 tarihli, 10029 sayılı ve 18.6.1985 tarihli ve 1 0 9 1 9 sayılı genelgeleriyle bu esasları ilgili kuruluşlara duyurarak uygulamaya geçilmesini istemiştir.

SÖZLEŞMELİ PERSONEL İÇİN TESBİT EDİLEN ESASLAR

1) 233 sayılı kararnamenin 4 2 . maddesiyle, kuruluşlara eleman atanması, yönetim kurulu üyelikleri ve denet çiler hariç, yönetim kurullarına bırakılmıştır.

2) Sözleşmeli personelin Unvanları daha önceki unvan normlarına uygun olacaktır.

3) Sözleşmeli personele uygulanacak tavan ücret önce 6 0 0 . 0 0 0 TL/ay, daha sonra 8 0 0 . 0 0 0 TL/ay olarak tesbit edilmiştir.

4) Sözleşmeli personel, genel müdür veya yardımcısının başkanlığındaki iki daire başkanından oluşan bir komisyonda mesleki konularda yeterlik sınavına tabi tutularak alınacaktır.

5) Sözleşme süreleri ilk defa işe alınanlar için 6 ay, diğer leri için 1 yıl olacaktır.

6) Sözleşmeli personel sosyal güvenlik yönünden SSK'na bağlı olacaktır.

7) Sözleşmeliye, sözleşme ücreti dışında konut tahsisi ve harcırah hariç hiçbir nakdi ve ayni ödeme yapılmaya cak, bu durum sözleşmede açıkça belirtilecektir.

8) Personel ile yapılacak sözleşmede yer alması gerekli görülen temel maddeler.

a) Personelin görev unvanı, b) Çalışma saat süreleri ve yerleri, c) Sözleşmenin süresi, sözleşme ücreti, d) Sözleşmeli personelin sosyal güvenlik ve sağlık hizmetlerinden yararlanma koşulları, e) Sözleşmenin sona erdirilme koşulları, f) Görevin sona erme durumu, g) Harcırahla ilgili hususlar, h) Sözleşmenin süresi sonunda kurumların sözleşmeyi yenileyip yenilememekte serbest olduğu, i) Sözleşmenin fesh edilmesi durumunda veya yeni lenmemesi durumunda herhangi bir ödemenin yapılmayacağıdır.

DEĞERLENDİRME

Y etkililerce KiT'lerin rasyonel çalıştırılması, istenen yetenek ve deneyde personel çalıştırılması amacıyla çıkarıldığı söylenen bu uygulama aslında çalışanlar açı sından pek çok kuşku doğurmuştur. Bunların bazılarını burada ifade etmeye çalışalım.

Sözleşmeli personel uygulamasının yasal dayanağı açık değildir.

"Devlet Teşkilatının yeniden düzenlenmesine yetki veren 2 6 8 0 sayılı yasa "ya dayanılarak 2 3 3 sayılı kanun hük mündeki kararname çıkarılmıştır. Bu kararnameyle geti rilen önemli değişikliklerden biri sözleşmeli personel uygulamasıdır. Getirilen değişikliğin anayasanın 1 2 8 . maddesiyle uyum sağladığı söylenemeyeceği gibi, 18. maddesiyle de açıkça çelişmektedir. Y ukarıda da ifade edildiği gibi sözleşmeli personele fazla çalışma yaptırıla bilir ancak fazla çalışma ücreti ödenmemesi hükmü söz leşme maddesidir. Anayasanın 1 8 . maddesinde kimse nin zorla çalıştırılamayacağı ve angaryanın yasak olduğu açık bir şekilde yer almaktadır.

Ayrıca, sözleşmeli personel ne " 6 5 7 sayılı Devlet Memur ları Y asası'na" ne de " 1 4 7 5 sayılı İş Y asası'na" uygun çalışamayacaktır. Y ani "Sözleşmeli Personel" ne "me mur" ne de "işçi"dir. Ne olduğu belli olmayan, ancak işverenlerin özlemini çektiği bir garip statüdür.

Ücretlerin ne şekilde artacağı belli değildir.

1475 sayılı yasaya göre çalışanların ücretlerinin toplu pazarlık yöntemiyle ve toplu sözleşmeyle belirleneceği, 657 sayılı yasaya göre çalışanların ücretlerinin Devlet Genel Bütçesiyle ve Y asayla belirleneceği bilinmektedir. Sözleşmeli personel ise Ekonomik işler Y üksek Koordi nasyon Kurulu ile işverenin insafına terkedilmiştir. Hiç bir ücret artışı garantisi yoktur.

Sözleşmeli personel uygulaması az da olsa varolan çalış ma güvencesini tamamen kaldırmaktadır.

Sözleşme maddelerinin biri sözleşmenin yenilenmesi ve fesihi konusunda tamamen işvereni yetkili kılmaktadır. Sözleşmenin uzatılmaması veya fesihi durumunda tazmi nat ödenmemesi çalışanın işveren karşısında ne kadar zayıf bir duruma getirilmek istendiğinin açık bir ifade sidir. Bizce bu anayasa karşısında çalışanların eşitlik ilkesine de ters düşmektedir. 1475 sayılı yasaya göre işten çıkarma durumunda tazminat ödenmesi esastır.

Sözleşmeli personel uygulamasıyla çalışanların örgütlen me hakkına darbe vurulmaktadır.

Sözleşmeli personel birebir ilişki içinde sözleşme yap makta, kendisine sendikalaşma ve toplu pazarlık hakkı tanınmamaktadır. Böylece ülkemizdeki sendikal hareket çökertilmeye çalışılmaktadır.

Sosyal güvenlik hakları sözleşmeli personel uygulama sıyla zedelenmektedir.

Bu uygulamayla yeni işe başlayanlar sosyal sigortalı, eskiler ise isterlerse Emekli Sandığı'na bağlı olacaklardır. Ancak SSK'na bağlı olanlara yukarıda da belirtildiği gibi emeklilik tazminatı ödenmesi söz konusu değildir.

Adı geçen uygulama sosyal güvenlik açısından da bir geri adımdır. Bilindiği gibi 657 sayılı Devlet Memurları Y asa sı'na göre çalışanların ve özellikle teknik personelin aylık ücretlerinin önemli bir kısmını (yaklaşık yarısını) ek öde

meler oluşturmaktadır. Bu ödemeler emeklilik maaşı hesabında göz önüne alınmamaktadır. Sonuçta çalışan maaşının % 70 ile değil çok daha az bir değerinde emekli maaşı alabilmektedir. Yeni uygulamada bunun da kaldı rılması, geriye gidişten başka bir şey değildir.

Sözleşmeli personele ödenen ücret iddia edildiği gibi yüksek değildir.

özel kesimle rekabet ederek devlet kesiminin yüksek ücretli elemanlarla rasyonel çalışmasının iddia edilmesine rağmen ödeneceği açıklanan ücretlerin özel kesimle kıyaslanması zordur.

Ayrıca, 657 sayılı yasaya göre çalışanlar yemek, konut, giyim VJJ. yardımları da önemli ölçüde kaybetmektedir

ler. Reel bir değerlendirmede 657 sayılı yasaya göre öde nen ücretlerle sözleşmeli personel uygulamasındaki ücret ler arasında çok büyük farklar yoktur. Tersine sosyal güvenlik ve sağlık hizmetlerindeki kayıplar büyüktür.

SONUÇ

Sözleşmeli personel uygulaması çalışanların çalışma güvencesini, örgütlenme haklarını zedeleyen, yok eden bir uygulamadır. Para politikasının tam ifade edilememiş bir ifadesidir.

Ancak, bu kötü gelişmenin iyiye götürülmesi söz konusu olabilir. Hukuk uzmanlarına göre yetkililer istemese bile sözleşmeli personel uygulaması sendikalaşma hakkını çalışanlara vermektedir. Bu kullanılmalıdır.