Elektrik Mühendisliği · Sayı 364 · Şubat 1989

TMMOB İSTANBUL İL KOORDİNASYON KURULU'nca DÜZENLENEN''YEREL YÖNETİMLER VE DEMOKRASİ'' KONULU FORUM

Toplum, demokrasi ve emek Haber ve etkinlik

Yıl
1989
Sayfa
8
Okuma süresi
24 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu
  • yerel yönetimler
  • 3030 sayılı yasa
  • Bedrettin Dalan
  • büyükşehir belediyesi
  • demokrasi

Özet

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu'nca düzenlenen 'Yerel Yönetimler ve Demokrasi' forumunda açılış konuşması ve alınan kararlar aktarılıyor; 3030 sayılı yasanın antidemokratik yönleri, belediye başkanlarının aşırı yetkileri ve kentsel rant sorunları eleştiriliyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ İSTANBUL İL KOORDİNASY ON KURULU TARAFINDAN DÜZENLENEN "Y EREL Y ÖNETİMLER VE DEMOKRASİ" (İSTANBUL DENEY İ) KONULU FORUM PANEL'DE İL KOORDİNASY ON KURULU SEKRETERİ HASAN AKALIN'IN AÇILIŞTA Y APTIĞI KONUŞMA METNİ

Siyasi Partilerin sayın yöneticileri, Sayın Belediye Başkan adayları, Meslek kuruluşlarının sayın yöneticileri, Sayın basın mensupları, Sayın delegeler ve Sayın konuklarımız; ilk defa halkın vereceği kararların geçerli olacağına inanarak bu forum panellerde İstanbul'un örgütlü kesimlerinden delegeleri toplayarak myaptığımız etkinliğimize hoş geldiniz.

Bati tipi bir demokrasinin ülkemizde de tüm kurumları ile işleyip işlemediği, TBMM'den en küçük halk birimlerine kadar tartışıldığı, zaman zaman demokrasinin geleceği için demokrasiye ara verildiği bir dönemden sonra, ara verenlerle farklı nedenlerden dolayı karşı çıkanların kıyasıya tartıştığı bir dönemde; Parti Başkanlarının, milletvekillerinin, çeşitli kurum ve kurulmuşların yöneticileri ve de direk halkın çağrılı olarak biraraya gelip nasıl bir demokrasi, nasıl bir demokratik yerel yönetim istediklerini karşılıklı tartışarak ortak kararlara dönüştürmek son derece anlamlı ve anlamlı olduğu kadar da demokrasinin geleceği açısından umut verici.

"Demokrasinin geleceği için demokrasiye ara verildiği" iddia edilen dönemlerde, demekrosiden ne anladıklarını bilmediğimiz emekli subay, emekli astsubay, emekli memur, emekli muhtarların yerel yönetimlerin başına bizlere sormadan, bizleri yönetmek üzere atandığı günleri de hatırladıkça demokrasinin geleceği, yaşatılması ve tüm kurumları ile işler hale getirilmesi buraya katılan herkesin görevidir kanısındayım, tabii ki gerçek demokrasinin vazgeçilmez kurumlarından biri olan yerel yönetimlerin dre. Yerel yönetimler, siyaset bilimi ve kamu hukukunda; kaymakamlık, valilik gibi merkezi yönetimin yamndabir halk yönetimi olarak belirlenir.

Demokratik terbsiyenin yaratılması ve yayılması oradan başlar, halkın özlemi ve beklentileri orada tespit edilir, onlara yanıt orada bulunur, tartışılarak inandırılır, kısacası yaklaşımlar içten bir hizmet ve sevgiye dayanır.

Bu temel belirlemeden sonra toplumun gelişme süreci içerisinde yani günümüzde yerel yönetimlere gösterilen ilgi iki noktada toplanabilir.

a) Artan nüfus, sanayileşme, tarımsal üretimin artırılmasına yönelik yeni yöntemler, turizmin günümüzde önemli bir gelir kaynağı haline gelmesi, yerel yönetimlere direk bütçeden aktarılan pay ile emlak vergilerinin yerel yönetimlere bırakılması, yerel yönetimlere fiziksel planlama yetkisinin verilmesi, bilhassa da büyük şehirlerde spekülatif rantların meydana gelmesi, bu

rantlara müdahale etmek, yönlendirmek ve ranttan pay alma istekleri ile enflasyon, işsizlik uluslararası ilişkiler gibi genel siyasi çözümlerin tıkanmaya başlaması, b) Esas bizi ilgilendiren yanı ise toplumsal dinamiklerin demokrasi sorumluluğu duyarak yerel yönetimlerin demokratikleştirilmesini dolayısı ile de toplumun demokratiklmeştirilmesini sağlama eğilimleri ve ilgileridir.

Son yıllarda 3030 sayılı yasa ile birlikte demokratikleşme adı altında yerel yönetimlere devredilen yetkiler ve güçlendirici olanaklar aslında yerel yönetimlere değil direk büyükşehir belediye başkanlarına verilmiş olup sonuçları itibariyle hem halkın hem de meclislerin irade ve denetiminden uzak krallık rejimi haline dönüşmüştür. Bu yetkinin sorumsuzca ve duyarsızca kullanılması kentlerin korunması gereken tarihi kimliğini kaybetmesine, halkın sosyal istem ve ihtiyaçları yerine belediye başkanlarına bir dahaki seçimlerde kazanma şansını artıracak prestij kazandıracak, flaş ve gösterişli yapıların üretilmesine yol açmıştır.

Yap işlet devlet modeline uyularak hazırlattırılan fiziksel planlamalar, yağmalanan kent toprakları, tahrip edilen tarihi kent dokusu ve sonuç olarak spekülatif rant gelirleri.

3030 sayılı yasanın antidemokratik 14. maddesi Beledriye başkanına ilçe belediye ve meclislerinden gelen, Büyükşehir Belediye meclislerinden gelen tüm kararları uygulayıp uygulamama yetkisini vermiştir. Bu yetki halkın oyu ile seçilen organları hiçe saymak, dolayısı ile de halkı hiçe saymak demektir. Bu yetkiye dayanılarak Bedrettin Dalan'ın özel talimat notu ile 600 milyon lira ödenerek STFA ya "istanbul Ulaşım Master Planı" yaptırılmıştır. Planın raporunda DPT'nin de yapımına karşı olduğu 3. Boğaz Köprüsü'nün gerekli olmadığı Bedrettin Dalan'a verilen brifingde belirtilmiştir. Rapor sonuçlarını beğenmeyen Bedrettin Dalan tahmin ederim aynı yetkileri kullanarak sayısal değerlerin değiştirilerek köprünün gerekli olduğunu bildirir raporun 15 gün içerisinde hazırlanmasını ister, 20 gün sonra İstanbul'a 3. köprünün yapılacağını bildiren rapor Büyükşehir Belediyesi'ne verilir, çünkü köprü ingilizlere önceden verilmiştir.

Uluslararası tekellerin, istanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerimizin gıda ulaşım altyapı su enerji gibi temel ihtiyaçlarını, sömürü ağları içine alma heveslerinin

yoğunlaştığı bu dönemde bilimsel raporlar ve DPT görüşü alınmadan "üçüncü köprüyü İngilizlere verdim" diyebilen bir belediye başkanının, gücünü kimden aldığı ve kimlerin çıkarlarının savunucusu olduğu, ülkemizin, bağımsızlığımızın ve demokrasinin temel sorunlarından biridir.

Kaynak savurganlığı her vatandaşın kolaylıkla görebileceği bir biçimde devam etmektedir.

Yakın ve partili çevrelere çıkar sağlamak için yapıldığı iddia edilen bu yatırımlar sonucu istanbul'da bir çok ilçe belediye bütçesi açık vermektedir.

Belediyeler, kaynaklarını verimli kullanmamaları sonucu ödeme güçlüğüne düşmüş, kamu müteahhitlere 1,5 trilyon borçlanmış ve 50 müteahhidin iflasına sebep olmuştur.

TEK, PTT, İETT gibi kurumlar ile belediyeler arasında da hizmetlerin yürütülmesi sırasında koordinasyonsuzluk mevcuttur. Belediyelerin kısa süre sonra bozulma ihtimali olan yerlerde geçici çalışmalar ve yatırımlar yapmaları, sökülüp tekrar monte edilebilecek ve büyük zarar getirmeyecek malzeme kullanmaları gerekmektedir. En pahalı malzemelerle, renkli taşlarla, beyaz çimento ile yapılan kaldırımlar ertesi gün başka kuruluşun çalışmaları nedeni ile bozuluyor, yakında doğal gaz geldiğinde gene aynı durum yaşanacaktır.

Demokratik ve katılımcı yerel yönetim anlayışının hakim olacağı yerel yönetim uygulamalarında bu olumsuzlukların yaşanmayacağına inanıyoruz ve diyoruz ki Demokrasi büyükşehirlerden başlayacaktır. Şöyle ki şu anda Büşükşehir statüsü ile yönetilen; İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa ve Konya illerinin nüfusla toplamları: 16.286.000, halen statüyü hakketmiş olan; Antakya, Mersin, Manisa, Samsun, Zonguldak illerinin nüfusları toplamı: 5.239.000, Yakın gelecekte Büyükşehir olacak, Antalmya, Balıkesir, Erzurum, Gaziantep, Kayseri ve Kahramanmaraş illerinin nüfusları toplamı: .5.327.000 olup tümünün toplam nüfusu ise 26.852.000'dir. Ülkemiz nüfusunu 51.000.000 olarak düşünürsek nüfusun % 50'si belli sayıda ilde yaşamaktadır. Bu illerde kararlara, üretim ve uygulama süreçlerine katılan, denetleyen bir yerel yönetim örgütlüğünü hayata geçirmekle ülkenin % 50'sinde demokrasiyi ve demokratikleşmeyi kalıcı hale getireceğimize inanıyor ve diyoruz ki;

a) 3030 sayılı yasanın 14. maddesinin Belediye başkanına verdiği meclislerin üstündeki antidemokratik yetkileri ile 9. maddedeki Belediye Başkanlarının İçişleri Bakanlığı'nca görevden uzaklaştırma yetkisi kaldırılmalı, yetkiler Belediye Meclislerince ve bağımsız yargı organlarınca kaldırılmalıdır.

Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki tüm politik baskı ve tasarrufları kaldırılmalı, yerel yönetimler özerk olmalıdır.

b) Fiziksel planlama hazırlanırken halkın ve meslek kurulmuşlarının planlama hiyerarşi ve süreçlerinde görüşleri alınmalı ve katılımları sağlanmalıdır.

Ayrıca:

Halkın; örgütlü olarak karar verme mekanizmalarında yer alabildiği, katılım ve denetime açık örgütlenme biçimine sahip bir yerel yönetim,

Halka sunulacak hizmetlerin, halkın onayından geçtiği bir yerel yönetim,

Açıklık ve saydamlığı ilke edinmiş bir yerel yönetim,

Halkı bilgilendirme ve bilinçlendirme görevini doğrudan üstlenen bir yerel yönetim,

Görevlerini yerine getirmeyen ya da kötüye kullanan yerel yöneticilerin belde halkının istemi çerçevesinde demokratik hukuk kuralları içinde görevden alınmasını sağlayacak mekanizmaların oluşturulduğu bir yerelm yönetim amaçladığımızı,

TMMOB ve organlmarı bu süreçte halkın referans alabileceği ikincil örgütler olarak halkın bilgilendirilme kanallarından biri olacağını,

Mühendis ve mimar üyeleri ve organları ile TMMOB'nin yerel seçimlerdeki uygulamaları izlemek, halkın bilgisine sunmak, kamuoyunun sağlıklı oluşumunu sağlamak için görevlerinin olduğunu ve bu çerçevede TMMOB'nin denetleme işlevi de dahil olmak üzere HALKIN HİZMETİNDE olmak için gerekli çalışmaları yapacağını belirtir, Forum Panel etkinliğimizin İstanbul kentine ve ülkemize yararlı kararlar üretmesini diler, hepinize saygılar sunarım.

FORUM KARARLARI 1

GEÇMİŞTEN GELECEĞE KENT Y ÖNETİMİ VE DEMOKRASİ

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu'nca düzenlenen Yerel Yönetimler ve Demokrasi panel ve forumlarının 17 Şubat 1989 Cuma günü yapılan birinci oturumunda delegeler panelin ve tartışmaların ışığında aşağıdaki görüşleri belirlemişler ve kararları almışlardır.

Kentlerin ekonomik sosyal ve kültürel fonksiyon larının ve özelliklerinin bir bütün olduğunun, tarihin den ve toplumsal özelliklerinden kaynaklanan kim liğinin korunmasının, sağlıklı gelişmesinin önkoşulu olduğunu,

UNESCO'nun 1988 1997 yıllarını "Kültürel Gelişmenin On Yılı" ilan ettiğini anımsatarak ve yine UNES CO'nun

"Yalnızca maddi ekonomik, bilimsel, teknolojik gelişmeyi ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini hedefleyen bir kalkınmanın yeterli olmadığı"

"Refah, gelişme ve mutluluğun, önceden belirlenmiş bir plana ve bir örnek şemalara göre ithal edilemez olduğu"

"Kültürel yaşama katılmanın, gerçekte herkesin kamu yaşamına ve toplum kalkınmasına katılma

anlamına geldiği"

"Kültürel haklarından yeterince yararlanamayan in sanların bulunduğu yerde, bir kültür demokrasisinden ve hatta gerçek anlamıyla siyasal demokrasiden söz edilemeyeceği" kararlarını anımsatarak:

Demokrasinin geleceğinin ve kalkınmanın ana eksenle rinden biri olan kültürel kalkınmanın, bir yaşama biçimi olarak kentlerde biçimleneceğini belirterek;

1 Çağdaş ve demokratik kentin ancak:

a) Sosyal kesimler düzeyinde; işçi ve memur sendikaları, esnaf ve sanatkar örgütleri, meslek örgütleri vb.

b) Kent sorunları düzeyinde; Tüketici koruma örgütleri ve birlikleri, kooperatif örgütler birlikleri, çevre kültür örgütleri ve birlikleri, halk ve çevre sağlığı örgütleri vb.

c) Mekanlar düzeyinde; manalle yardımlaşma, dayanışma ve çevre düzenleme örgütleri. Organize olmaları ile mümkün olduğunu ve Yerel Yönetimlerin, bu örgütlenmelerin oluşmasında sorumlu olduğunu belirtir ve bu örgütlerin bir an önce oluşmasını sağlama doğrultusunda aydınları, meslek örgütleri mensuplarını, sendikalı çalışanlar, ayırım yapmaksızın siyasi partilerin üyelerini ve teşkilatlarını sorumlu sayar.

2 örgütlü ve organize bir toplum yapısının oluşturul masında, güdümlü olmayan bağımsız bir iletişim ağının vazgeçilmez önkoşul olduğunu belirterek;

a) Maddi temelini örgütlü halk kesimlerinin, sendika ların ve meslek örgütlerinin temsilcilerinin oluştu racağı günlük, haftalık gazetelerin çıkarılması girişimlerinin başlatılmasını, b) Yine aynı kesimlerin özerk kent televizyonunu hayata geçirmek için başta yasal olmak üzere her türlü girişimde bulunmaları gereğini ivedi görev olarak belirler.

3 Organize olmuş ve sürekli bir iletişim ağı içinde sorunlarını tartışan kent halkının, karar alma ve özellikle uygulama yaşatma sürecine etkin katılımının evrensel kültür ortamında özgün demokrasi modeli yaratacağını belirterek,

Kentin ekonomik, sosyal, kültürel gelişmesinin anayasası olan Temel Nazım Planını oluşturacak, her kente ilişkin bu özgün planı sürekli olarak geliştirecek "özerk Nazım Plan" örgütünün bir an önce kurulmasını,

Ancak bu Temel Nazım Plan ve ülke fiziki planının doğrultusunda, merkezi idarenin vesayetinden bağımsız, ama ülke kalkınmasının hedefleri ile uyumlu, özerk belediyelerin ve belediye birliklerinin kurulabileceğini ve gereğini belirtir. Belediyelerin Encümenler Komisyonu, Koordinasyon gibi organ larının seçilmiş üyelerden oluşmasını demokrasinin gereği olarak görür.

Doğa değerlerinin, kıymetli tarım alanlarının ve ormanların, tarihi ve doğal SİT'lerin korunması ve

yaşatılması ile ilgili yasa ve kuruluşların; siyasi iktidarlar ve belediyeler üstü bir statüde olması zorunluluğunu,

Kültür ve doğa değerlerinin, Nazım Plan örgütünün temel hareket noktası olduğunu vurgular.

Doğal ve kültürel çevreden yararlanma hakkının, evrensel insan haklarından olduğunu belirterek, kişi ve kuruluşları, bu hakkı aktif olarak kullanmaya çağırır.

5 Yukarıdaki temel kararlar doğrultusunda, kişiler ve kuruluşlar arasında somut projelere dayalı, kitlelere örnek olacak başarı şansı yüksek işbirliği programlarını başlatmasını öngörür.

FORUM KARARLARI 2

BÜY ÜKŞEHİR BELEDİY ELERİNİN Y ÖNETİMİ

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu'nca düzenlenen Yerel Yönetimler ve Demokrasi panel ve forumlarının 18 Şubat 1989 Cumartesi günü birinci oturumunda delegeler, panelin ve tartışmaların ışığında aşağıdaki görüşleri ve kararları almışlardır.

1 "MONARŞİK" Y ETKİLER GETİREN 3030 SAY ILI Y ASA DEĞİŞTİRİLMELİDİR.

1985'de yürürlüğe giren 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetim Hakkındaki Yasa, 1930'da yürürlüğe giren ve bugün de "Büyükşehir Statüsü" dışında kalan 2000'e yakın beldede uygulanan Belediyeler Yasası'ndan daha geri ve anti demokratik kurallar taşımaktadır. "Demokratikleşme" ile ilgisi olmayan, ülke nüfusunun yarısına yakın kesimini "Monarşik" bir yönetim altına sokan bu yasa ve bağlı yönetmelikleri uygulanmadan kaldırılmalıdır. Yerine 1580 sayılı yasadaki "Cumhuriyetin Temel İlkelerine Saygılı" kuralları, daha çağdaş ve demokratik katılım ve denetime açık bir niteliğe kavuşturacak yasal düzenlemelere gidilmelidir. Bundan hareketle;

a) Belediye encümenlerinde, ilgili bürokratların yanı sıra, belediye meclis üyelerinin de yeniden ve ağırlıklı olarak yer alması, kararlarda söz ve oy hakkına sahip olmaları sağlanmalıdır.

b) Yerel Yönetim uygulamalarıyla ilgili komisyonlar da, yönetimdeki görüşün yanı sıra, muhalefet temsilcilerinin de yer almaları ve komisyon çalışmalarına etkin olarak katılmaları yasal güvenceler altına almalıdır.

c) Kamu hizmetleri, kamu kuruluşları eliyle yapılmalı, özel sektörle kurulacak işbirliğinde demokratik denetim ve kamu yararını gözeten kurallar getirilmelidir.

2 KENTSEL RANTLAR KAMUY A AKTARILMALIDIR

Kentlerdeki arsa ve arazilerdeki değer artışlarının, birinci derecede yerel yönetimlerin imara yönelik karar ve uygulamaları sonunda oluştuğu gerçeği göz önüne alınarak;

a) Bu artıştan elde edilen temel barınma ve işye ri olarak kullanılanları dışında kalan speküla tif kazancın vergi lendirilmesi, b) Verginin yerel yönetimlerce toplanarak, tekrar kente yönelik hizmetlerde değerlendirilmesi için gerekli düzenlemelere gidilmelidir.

3 DIŞA BAĞIMLILIĞI VE BORÇLANMAY I ARTIRAN UY GULAMALAR TERKEDİLMELİDİR

Belediye gelirlerinin yetmeyeceği projeler için, dış finansman yoluyla karşılanma yoluna gidilmektedir. Bu türden olan Metro, Doğal gaz, su ve kanalizasyon projeleri için yabancı firmalar, projeyi üstlenmenin yanında finansmanını temin etmeyi de kabul etmektedirler.

Dış borç kanburu hızla büyüyen Türkiye'ye bir de Yerel Yönetimlerin yeni borçlar eklemesinin üzerinde dikkatle durulmalıdır.

Öz kaynakları gelişkin belediyeler, demokrasinin gelişimi açısından da önem taşıdığından;

a) Kentsel değerlerin ve toplumun kendine ait zenginlikleri belirli bir süre için dahi olsa özel çıkar çevrelerinin kullanımına sunan "yap işlet devret" formülünden ve bu formüle dayanılarak başlatılan ya da başlatılmak üzere olan yatırımlar derhal iptal edilmelidir.

b) Büyük yatırımlar, dış finansman çevrelerinin arzu ve istemleri doğrultusunda değil, ulusal çıkarlar ve bilimsel veriler ışığında kararlaştırılmalı, buna örnek olarak üçüncü köprü ve bağlı otoyollar gibi bağımlılığı ve yıkımları körükleyecek projeler yerine, metro tüp geçit gibi uzun sürede kesin çözümler sağlayacak yatırımlara önem verilmelidir.

hukuki denetim süreci işletilmelidir. c) Yerel yönetimler iş işleyişlerinde, mahalle birimlerinden belediye meclisine kadar üretilen kararlar demokratik ilkelere uygun olmalıdır.

Meslek kuruluşlarının hukuk dışı, bilim dışı uygulamalar karşısında dava açma yetkilerinin geri alınması tasalarından vazgeçilmelidir. Kentte yaşayan tüm sosyal, ekonomik ve mesleki katmanların ortak çıkar ve istemleri etrafında biraraya gelmeleriyle oluşmuş sivil toplum örgütlerinin yargı yolu ile Yerel Yönetimler üzerindeki hukuki denetiminin önündeki engeller kaldırılmalı, bu örgütlerin "danışmanlık düzeyinde değil" sorumluluk düzeyinde kenti ilgilendiren kararlara katılmaları yeni yasal düzenlemelerde göz önüne alınmalıdır.

SONUÇ Forum; "salt verilmiş sözlerin güvence sayıldığı bir demokrasi" anlayışını red etmekte, bu anlayış içinde, yürürlükteki yasalarla iş başına gelecek yerel yönetici lerin, gerçekten demokratik bir işleyiş sergileyemeye ceklerine inanmaktadır.

Bu nedenle; Öncelikle, yukarıda sıralanan ve demokrasi ile bağdaş mayan sistemin değiştirilmesini, böylece, demokratik kent yönetiminin "seçileceklerin iradesine" değil, "kuralların kurumlaşmasına" bağlanması gerekliliğini önemle vurgular.

FORUM KARARLARI 3

DEMOKRATİK KENT MODELİ ARAY IŞI

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulunca Düzenlenen Yerel Yönetimler ve Demokrasi Panel ve Forumlarını 18 Şubat 1989 Cumartesi günü yapılan ikinci oturumunda delegeler panelin ve tartışmaların ışığında aşağıdaki görüşleri belirlemişler ve kararları almışlardır.

4 HUKUKA AY KIRI TUTUMLARIN "İŞ BİTİRİCİÜK" OLARAK ADLANDIRILIP, Y ASA DİŞİLİĞİNİN MEŞRULAŞMASI ÖNLENMELİDİR.

Yerel Yönetimler oluşum, işleyiş ve uygulamalarıyla demokratik ilkelere, hukuka bağlı olmalıdır. Toplumun çağdaş, demokratik istem ve özlemlerini, uygarlık gereklerini yerine getirmelidir. Bu bağlamda;

a) Yerel Yönetimlerde hukuk dışı uygulamalara son verilmelidir.

b) Yerel Yönetimlerin oluşumundan, işleyiş ve uygu lamalarına kadar her aşamasında demokratik ve

1 KAY NAKLARI "TÜKETEN" DEĞİL, "ÜRETEN VE TÜKETEN" KENT MODELİ İLE DEMOKRATİKLEŞME

Kent sorunlarını ülkenin genel sorunlarından ayırmanın olanağı yoktur. Ülkemizin temel sorunu ise sosyal, siyasal, ya da ekonomik alanlardaki sorunlar açısından, yeterli ve gerekli sanayileşme olanağının bulunamayışıdır.

Buna bağlı olarak kentler de "üreten" bir niteliğe kavuşamamaktadır ve ülkemizdeki "kentleşme", batıdakinden farklı olarak, aynı anda "sanayileşme" anlamına ve kanununa da gelmemektedir.

Bugün, metropollerimizde biriken işçi ve emekçilerin

çoğunluğunun, büyük sanayi kuruluşlarından çok, hizmet ve istihdam sektöründe istihdam olmaları, resmi istatistiklerdeki "işsiz" ya da "işi belli olmayan'ların milyonları bulması, bu olgunun en açık göstergesidir ve "her kentleşmenin sanayileşmeyi getirmediğini" kanıtlamaktadır.

Bu "Türkiye'ye özgü" durum dikkate alınarak, kentlerimi zi kaynakları "tüketen" değil, daha çok "üreten" ve ürettiği oranda tüketen bir yapıya kavuşturabilmek için;

a) plânlı, b) devlet ya da kamu kesimi öncülüğünde bir sana yileşme politikasını ödünsüz uygulamak zorunludur.

Bu politikanın yerel yönetimlerde yaşama geçirebil mesinin birincil koşulu ise, demokratik ve katılımcı bir yönetim erkinin gerçekleştirilmesidir. Toplumun tüm ke simlerinin istem ve beklentileri doğrultusunda bir kent or ganizasyonunun sağlanabilmesi yönünde;

Yurttaşların yerel olarak bulunduğu toplumun yönetimine en etkin biçimde katılabilmesinin yöntemleri geliştirilmelidir,

Mahalle ve köy muhtarlıkları, o yerleşme bjriminin yönetimine, sakinlerinin etkin biçimde katılmalarını sağlayacak biçimde yeniden düzenlenmelidir.

Nüfusu 10 bini aşan mahallelerde, mahalle kurulları ve başkanları ile yeni bir yönetim kademesi oluşturul malıdır.

Anakent yönetimindeki illerin ilçelerinde, her mahalle, belediye meclisinde nüfusuna oranla temsil edilmeli, her mahalle başkanı, ilçe belediye meclisinin doğal üyesi olmalıdır, ilçe belediye başkanları da anakent belediye meclisine katılmalıdırlar.

Tüm siyasi görüşlerin, eksiksiz olarak yerel meclis lerde temsilcilerinin bulunabilmesi için "demokratikleşme süreci" hızlandırılmalı, düşünce üzerindeki yasaklar kaldırılmalıdır.

Belediye meclislerinde değişik siyasi partilere ait üyelerin, partilerinin aldıkları oy oranında yer alması için, seçim sistemindeki barajlar ve diğer kısıtlamalar kaldırılmalıdır.

Belediyelerde; anakent belediyesinin ilçe belediyeleri ve İç İşleri Bakanlığı'nın belediye üzerindeki vesayeti kaldırılmalıdır.

Anakent belediyesi genel sekreteri, başkanın teklifi ile yerel mecKsler tarafından seçilmelidir.

Seçimle gelen üyelerden oluşan il genel meclislerine, atanma ile gelen valinin başkanlık ettiği sistemden vazgeçilmeli, il genel meclisleri, kendi başkanlarını, aralarından kendileri seçmelidir. Böylece, yerel sorunlar üzerinde merkezi karar alma erkinin demokratik olmayan etkileri ortadan kaldırılmalıdır.

Yukarda özetlenen önlem ve kurallarla, demokratik işleyişi ve toplumsal katılımı güçlendirilmiş bir yerel yönetim erki içinde alınacak planlı kentleşme kararlarıyla sanayileşme ve şehirleşmenin dengeli ve uyumlu gelişmesi sağlanabilecek, kentsel rant kanunun denetimi altında beldenin kalkınmasına yönelik olarak değerlen dirilebilecektir.

2 "KENT KÜLTÜRÜ" DEMOKRATİK KENT OLUŞUMUNUN VAZGEÇİLMEZ ÖĞESİDİR. GÜÇLENDİRİLMELİDİR

Yerel yönetimler Dünya'da ve Türkiye'de, merkezi gücün yetkilerini üleşerek, demokratik gelişmede de en önemli payın sahipleri olmuşlardır. Seçilmiş yöneticilerin atanmış yöneticilerden toplum nezdinde daha "üstün" tutulmaları ve atamaların da giderek "seçilmişler" tarafından yapılması, yerel yönetimlerde "kent kültürünün" temel etkilerini oluşturmuşlardır.

Kentte üretilen ve tüketilen mal ve hizmetlerle, kültürel ve sosyal ilişkilerdeki yoğun kitlesel katılımlar, demokratik kent oluşumunda "kent kültürünün" ağırlıklı önemini sürekli artırmaktadır.

Bu evrensel olgunun ışığı altında;

Yerel yönetimler, "kendilerini seçerek göreve getiren kentlilerin" de o kentin sorunlarına sahip çıkmalarını ve sorumluluk duygularını canlı tutmasını sağlayacak etkin çalışmalar içinde bulunmalıdır.

Kente hizmetle "kentliye hizmetin" eş anlamlı olduğu sürekli gündemde tutulmalıdır.

özellikle kentin bütününü etkileyecek büyük projelerde, halkın çeşitli kesimlerini temsil eden diğer sivil toplum örgütlerinin eğilimlerinin alınması yönünde etkinlikler planlanmalı, bölgesel ya da mahalle ölçeğindeki uygulamalarda da doğrudan halkın katılımını güçlendirecek ilişki iletişim programları yaşama geçirilmelidir.

Sonuç olarak; Kent halkı, beş yılda bir salt oy vererek değil, yaşanılan ortamda kent sorunlarını bilen, tartışan, irdeleyen ve çözüm yollarına demokratik yöntemlerle katılabilen, kısaca kent kültürü gelişmiş bir toplum yükselmelidir.

Bunun için de en büyük sorumluluk ve görev, yine yerel yönetimlere düşmektedir.

DEKLARASY ON

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu'nca 17/19 Şubat 1989 günlerinde "Yerel Yönetimler ve Demokrasi" (istanbul Deneyi) Forum ve Panellerine katılan konuşmacı ve konuk delegeler; ~ üç gün süren toplantılarda alınan forum kararları ve "bu kararlar etrafında yapılan görüşme ve tartışmaların ışığı altında; aşağıda belirtilen ilke ve görüşlerin kamuoyuna duyurulmasında ve ilgili tüm kişi ve kuruluşlardan, gerekli çalışmaları yapmalarının istenmesinde karar birliğine varmışlardır.

1 3 0 3 0 SAY ILI Y ASA VE BAĞLI Y ÖNETMELİKLERİ İPTAL EDİLMELİDİR

26 Mart 1989 Yerel Yönetim seçimlerine, 1984 sonrası yürürlüğe giren ve son beş yıllık uygulamalara damgasını vuran "yeni" imar ve belediye mevzuatı ile gidilmektedir. Bu mevzuat ve özellikle 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin yönetimi hakkındaki yasa, başta İstanbul olmak üzere, bir dizi büyük kentimizi, "demokratikleşme" adı altında doğrudan belediye

başkanlarının kişisel tasarruflarıyla oluşan "monarşik" bir yönetim tarzı içine itmiştir.

Bilimin, hukukun ve kamu yararının açıkça ve "özgürce" çiğnenerek yapılan yanlış uygulamaların dayanağı ve "yasal güç kaynağı" olan bu yasa ve bağlı yönetmelikleri değiştirilmeden, yerel yönetimlerde istenilen "saydamlık" gerçekleşmeyecek, "demokratikleşme" kurumlaşama yacaktır.

Forum ve panellere katılan konuşmacı ve konuk delegeler, "verilmiş sözlerin, demokrasinin güvencesi olamayacağını" yapılması gerekenin "sistemde ve karar süreçlerinde demokratik kuralları kurumlaştırmak olduğunu" bir kez daha ilgililere anımsatmayı görev bilirler.

2 DEMOKRATİK DENETİMİ DAHA DA KISITLAY ACAK Y ASA TASARILARI GERİ ÇEKİLMELİDİR

İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Yasa ile Kamulaştırma Yasası'nda yapılmak istenen değişikliklmere ilişkin tasarılar TBMM'nin gündeminde bulunmaktadır.

Her iki tasarıda da, idarelerin keyfi, bilime ve kamu yararına aykırı uygulamalarına karşı, kamu görevi yüklenmiş meslek odalarının ve ilgili diğer demokratik kişi ve kuruluşların hukuksal yollarla denetim erklerini kullanabilme olanakları ellerinden alınmaktadır.

Kentlerimizdeki monarşik yetkilerin daha da denetimsiz uygulanabilmesini hedefleyen bu tasarılar "26 Mart 1989 Yerel Seçimleri öncesindeki sıcak politik ortam içinde asla gözden kaçırılmamalı" ve demokratik kuruluş ve partiler demokratikleşme sürecini daha da geriye doğru kesintiye uğratacak ve tasarıların TBMM'de reddedilmesi için üzerlerine düşen görevi yerine getirmelidirler.

Aynı nedenlerle, planların "denetlenmesi" sürecinde de, bilimin ve hukukun gereği olan demokratik katılımlar dışlanmakta, kentlerimiz ülke ve kamu yararına tamamen aykırı imar uygulamalarına teslim edilmektedir. İstanbul'un Büşükşehir statüsüne ve bağlı olarak Anakent Belediye Başkanı'nm yönetimine bağlanmasıyla birlikte, Nazım Plan Bürosu'nun kapatılması ve metropoliten planlama anlayışlarından uzaklaşılıp, şehircilik bilimine tümüyle aykırı "bölgesel plan değişiklikleri" sürecine girilmesi rastlantı sayılamaz. Forum ve panellere katılan delegeler, yukarıdaki saptamaların ışığı altında, 3030 sayılı yasadaki bu bilim dışı uygulamalara olanak sağlayan yetkilerin kaldırılmasına koşut olarak, değiştirilmesi için yeni tasarılar hazırlanan İmar Yasası'nda da "planlama hiyerarşisini" kesin disiplin altına alacak kuralların getirilmesini önermeyi görev bilirler.

a) "Ülke fiziksel planlaması" imar mevzuatına girmeli ve D.P.T. tarafından hazırlanarak, TBMM'nin onayı ile yürürlüğe sokulmalıdır.

b) Ülke fiziksel planlamasına bağlı bölge planları düzenlenmeli, Çevre Düzeni Nazım Planları, bu bölge planlarındaki genel kararlar ışığında hazırlanmalıdır.

c) Büyükşehirler için metropoliten nazım planlar, diğer şehirler için de nazım planlar; yerel meclisler, diğer sivil toplum örgütleri, ilgili meslek odaları ve bilimsel kurumların katılımıyla olgunlaşacak kararlar doğrultusunda, çevre düzeni ve bölge planlarındaki genel ilkelere uygun olarak düzenlenmelidir.

Bu planlarla uyuşmayan mevzii uygulama planları ya da değişikliklerinin yapılmaması ve uygulanmaması için gerekli hukuksal önlemler alınmalıdır.

3 İL GENEL MECLİSLERİ, SEÇİLMİŞ BAŞKANLARCA Y ÖNETİLMELİDİR

26 Mart 1989 günü seçilecek temsilcilerden oluşacak olan İl Genel Meclisleri, yürürlükteki yasalar uyarınca, atanmış bir yönetici tarafından yönetilecek, valinin başkanlığı altında toplanıp, çalışacak, karar üreteceklerdir.

Yerel yönetimlerdeki "demokratikleşme" süreci önünde ciddi bir engel ve çelişkili bir yapı oluşturan bu durum giderilmeli, İl Genel Meclisleri de, belediye meclisleri gibi, seçilmiş başkanlara sahip olmalı, yöntem olarak ise, il Genel Meclisi'nin başkanını kendi arasından seçebilmesi için gerekli yasal değişiklikler yapılmalıdır.

4 "PLANLAMA HİY ERARŞİSİ" İMAR Y ASASI'NDA Y ER ALMALIDIR

Büyükşehirlerimizde ve özellikle İstanbul'da son beş yılda uygulanan ve kentin genel çıkarları yerine, iç ve dış sermaye gruplarının istem ve özlemleri doğrultusunda yapılan planlamalar, 3030 Sayılı yasadaki "monarşik" yetkilerin yanı sıra, İmar Yasalarındaki "planlama hiye rarşisini disipline etmeyen" boşluklardan yararlanılarak yürürlüğe sokabilmektedir.

5 ÖZEL SEKTÖRLE İLİŞKİLERDE DEMOKRATİK DENETİM

Forum ve panellere katılan delegeler, 1988 Ekiminde Strasbourg'da yapılan ve Avrupa Konseyi ile UlA'nın ortaklaşa düzenlediği "Kentlerde Daha İyi Yaşam Koşulları Elde Etmek" toplantısındaki 12 no'lu kararı benimsemektedirler.

Kentsel gleşimede özel sektörün giderek artan rolü, yerel yetkililerle etkin biçimde işbirliği yapılacaksa, demokratik denetimin güçlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Belediyelerin, yatırımlara yönelik uygulama ve ilişkilerinde bu kuralı yaşama geçirebilmeleri için, yasal olarak zorunlu kılınacak bir düzenlemenin yürürlüğe girmesi geciktirilmeden sağlanmalıdır.

6 TARİHSEL VE DOĞAL ÇEVRELER ÜZERİNDEKİ "Y EREL Y ETKİLERDE" BU ÇEVRELERİN "ULUSAL DEĞERLER" OLDUKLARI UNUTULMAMALIDIR.

Son yıllarda pek çok kentimizde ve özellikle İstanbul'da gözlenen tarihsel çevre yıkımlarının.kültürel ve doğal

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ • 364

zenginlik tahribatının "dayanağı görülen" yasal düzenlemelerde, bu zenginliklerin aynı anda "ulusal değerler" olduğu gerçeğini gözardı eden yaklaşımlar, yıkım ve tahribatlarda daha pervasızca davramlmasını sağlamıştır.

8u nedenle, söz konusu çevre ve zenginliklere etki edecek planlama ve imar çalışmalarında, salt yerel değil, ulusal ölçekteki uzmanlık ve bilim kuruluşlarının görüş ve önerilerinin alınması sağlanmalı, bu yönde Türkiye'nin de imzası olduğu uluslararası sözleşme ve protokollerdeki ilkelere titizlikle uyulması için, yaptırımlar içeren gerekli hukuki önlemler alınmalıdır.

7 İSTANBUL'UN ULAŞIMI İÇİN GERÇEK METRO VE BOĞAZ GEÇİŞLERİNDE RAY LI SİSTEME AĞIRLIK VERİLMİŞ, "TÛPGEÇİT"LER SEÇENEKSİZ ÇÖZÜMDÜR

Dünyanın tüm tarihsel kentlerinde, ulaşım sorunu kesinlikle metro sistemleriyle çözülmüşken, 3000 yıllık tarihe ve bu tarihe bağlı kültürel birikime sahip İstanbul için hâlâ "metro pahalıdır" gerekçesiyle kent içi otoyolların tercih edilmesi ve "3. Köprü girişimleri", tüm ulusal demokratik güçler ve partiler tarafından kesinlikle

engellenmelidir.

Hızlı tramvayın "metro" olarak tanıtılmasına kanılmadan, bu dünya kentini "tarihe gömmemek için, gerçek yeraltı metrosunun ve boğaz geçişlerinde raylı sistemlere ağırlık verilmiş tüp çözümlerinin bir an önce uygulanmaya başlanabilmesi için tüm yerel ve ulusal kaynak ve güçler seferber edilmelidir.

Forum ve panellere katılan delegeler, metro ve tüp geçitin gecikmesine neden olan her türlü kararın ve bu kararlara şu veya bu derecede etki eden tüm kişi ve kuruluşların, istanbul'un yok edilmesi konusunda tarih önünde hiç bir zaman aklanamayacak derecede suçlu olacaklarının bilinmesini istemekte ve bu tarihsel yanılgıdan ivedi olarak vazgeçilmesini önermeyi görev bilmektedirler. SONUÇ

TMMOB istanbul İl Koordinasyon Kurulu'nca düzenlenen Yerel Yönetimler ve Demokrasi lstanbul Deneyi Paneli'ne katılan konuşmacı ve konuk delegeler, yukarıdaki görüş ve ilkeler doğrultusunda alınacak önlemlerin yaşama geçirilmesiyle, demokratikleşmenin gereğinin yerine getirileceğine inanmaktadır.

Y EREL Y ÖNETİMLER EVRENSEL BİLDİRGESİ

Bu bildirge Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği (lULA)'nın 23 26 Eylül 1985 tarihinde Rio de Janeiro'da düzenlenen 27. Dünya Yerel Yönetimler Kongresinde^ kabul edilmiştir.

Yerel yönetimin, ulusal yapının ayrılmaz bir parçası olarak, yurt taşlara en yakın yönetim kademesi olduğunu ve bu nedenle, yurt taşların yaşama koşullarıyla ilgili kararların alınmasına katılmalarını sağlamak ve toplumsal gelişmenin hızlandırılması konusunda onların bilgi ve yeteneklerini seferber et mek bakımlarından en elverişli ko numda bulunduğunu gözönünde insan Hakları Evrensel Bildirge si'nin 2 1 . maddesinde benimsenen, halkın iradesinin yönetim yetkisinin temelini oluşturduğuna ilişkin ilkeyi hatırlayarak;

Toplumsal ve ekonomik gelişmeye ilişkin ulusal plan ve programların hazırlanmasına ve yürütülmesine toplumun bütün öğelerinin, gereğin ce etkin katılımını sağlamak için ön lemler alınması gerektiğini de ön gören 11 Aralık 1969 tarih ve 1542 sayılı Birleşmiş Milletler Genel Ku rulu Kararıyla kabul edilen Sosyal İlerleme ve Gelişme Bildirgesi'ni akıldan çıkarmayarak;

Avrupa Konseyi'ni oluşturan 21 ulu sal yönetimin, Haziran 19851e Ye

rel Yönetim Sözleşmesi'ni kabul etmiş olduğunu dikkate alarak;

Yurttaşların kendilerini bağlı ve ona karşı sorumlu hissettikleri uyumlu bir topluluğun yaratılmasına yönelik koşulların en iyi yerel düzeyde sağlanabileceğini g ö z ö n ü n d e

Yerel yönetimin güçlendirilmesini, daha etkili ve demokratik kamu politikaları sağlayarak ulusun bütü nünü güçlendirdiğini vurgulaya rak;

Karar alma sorumluluğunun yerel yönetim birimlerine dağıtılmasının, merkezdeki tıkanmayı azalttığını ve yönetimin işleyişini hızlandırdığım, yeni kurumlara canlılık kazandırdı ğını ve mevcut hizmetlerin ve top lumsal olanakların korunup yaygın laştırılması ihtimalini artırdığını gözönunde tutarak; Daha etkili bir demokratik süreci yaşama geçirme ve böylece halk larının refahını artırma çabalarında bütün ulusların yönelmesi gereken bir standart görevi görecek aşağı daki Yerel Yönetim Bildirgesi'ni İlan eder; ve

IULA Genel Sekreteri'ne, dünyanın dört bir yanında Yerel Yönetmelikte ve uygulamasını sağlam bir biçimde yerleştirmek amacıyla, bu Bildir geyi, Birleşmiş Milletler'in politika oluşturucu organlarına sunma gö revini verir.

Madde 1 Y erel yönetime İlişkin anayasal temel

Yerel yönetim ilkesi, ülkenin genel yönetim yapısı ile ilgili anayasada veya temel yasalarda yer almalıdır.

Madde 2 Y erel yönetim kavra mı

1. Yerel yönetim, yerel yönetim birimlerinin kamuyla ilgili yerel işleri kendi sorumlulukları altında ve yerel halkın çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hakkını ve ödevini dile getirir.

2. Bu hak, eşit ve genel oyla dönemsel olarak serbestçe seçilen bireyler ve temsili organlar tarafın dan kullanılmalı ve bunların temel yöneticileri bu esaslara göre seçil meli veya seçilmiş organın katılı mıyla atanmalıdır.

Madde 3 Y erel yönetimin kap samı

1. Kamusal sorumluluklar, yerel yönetimin yurttaşa en yakın temel birimlerince kullanılmalıdır. Bunlar, her ülkedeki uygulama uyarınca, ara veya bölgesel düzeydeki birim ler tarafından da kullanılabilir.

2. Yerel yönetim birimleri, bir başka makamın tekeline bırakılmamış veya yerel yönetimin yetki alanının özellikle dışında tutulmamış bulu nan her alanda inisiyatif kullanma konusunda genel bir hakka sahip tir.

3. Yerel yönetimlerin temel sorum lulukları ve bu sorumlulukları değiş tirmeye ilişkin usul işlemleri, anaya sada veya yasada öngörülmelidir.

4. Yerel yönetim birimlerine verilen yetkiler kural olarak tam ve yerel yönetim birimlerine özgü olmalıdır. Merkezi veya bölgesel bir yönetim birimine, anayasa veya yasaca, sorumluluğu yerel yönetim birimle riyle paylaşılan sorunlara müdahale yetkisi verilmesi halinde, yerel yönetim birimlerinin, inisiyatif kul lanma ve karar alma hakları korun malıdır.

5. Merkezi veya bölgesel bir ma kamca kendilerine yetki ve görev aktarımı yapılması durumunda, ye rel yönetim birimlerine, mevzuatın uygulanışını yerel koşullara uyarla ma konusunda takdir yetkisi tanın malıdır.

6. Yerel yönetim birimleri, öbür yönetim kademeleri tarafından ye rel düzeyde etkiye sahip kararlar alınmasına makul ve etkin bir biçim de katılmalıdır.

Madde 4 Mevcut yerel yöne tim birimlerinin korunması

1. Anayasanın veya ulusal huku kun yerel karar organlarının askıya alınmasına ya da varlığına son veril mesine veya yerel yönetim yetkili lerinin geçici ya da sürekli görevden alınmasına olanak tanıması durumunda, bu işlem ya salarda önce den öngörülen usule uygun olarak yapılmalıdır. Bunların işleyişi, yasalarda öngörülecek kısa bir süre içinde eski durumuna kavuşturul malıdır.

2. Yerel yönetim birimlerinin sınırlarında değişiklikler, ancak ya sayla ve ilgilili yerel topluluğa veya topluluklara danışıldıktan sonra ve

yasanın izin verdiği hallerde refe randuma da başvurularak yapılma lıdır.

Madde 5 Yerel yönetim için yeterli idari yapılar

1. Yerel yönetim birimleri, kendileri ni yerel ihtiyaçlara uydurmak ve et kin bir yönetim sağlamak için kendi iç idari yapılarını belirleyebilmelidir.

2. Yerel yönetim personelinin istih dam koşulları ve eğitim olanakları, cazip mesleki olanaklar sağlaya cak biçimde olmalıdır. Merkezi yönetim, yerel yönetimde, mes lekte ilerleme ve liyakat sistemleri nin devreye sokulmasını özendir meli ve kolaylaştırmalıdır.

Madde 6 Seçilmiş yerel tem silcilerin görev koşulları

1. Seçilmiş yerel temsilcilerin görev koşulları, bu kişilerin işlevlerinin serbestçe yerine getirilmesini gü vence altına almalıdır.

2. Bu koşullar, özellikle, uygun ücret ve toplumsal refah olanak larını sağlamalıdır.

3. Seçimle gelinen yerel görevin ye rine getirilmesiyle bağdaşmaz sayı lan görevler ve faaliyetler ancak yasayla belirlenmelidir.

Madde 7 Y erelyönetlm birim lerinin faaliyetlerinin deneti mi

1. Yerel yönetim birimlerinin deneti mine ilişkin usuller ancak anaya sayla veya yasayla oluşturulma lıdır.

2. Yerel yönetim birimlerinin denet lenmesi kural olarak sadece huku ka uygunluğu sağlamayı amaçla malıdır.

Madde 8 Y erel yönetim birim lerinin kaynakları

1. Yerel yönetimler, öbür yönetim kademelerinden ayrı, kendilerine özgü yeterli mali kaynaklara sahip ve yetkileri çerçevesinde bu gelir kaynaklarında serbestçe tasarrufa yetkili kılınmalıdır.

2. Yerel yönetim birimlerine kaynak tahsisi, bu birimlerin üstlendikleri görevlerle orantılı olmalıdır. Bu kay naklar, kesintisiz kamu hizmetle rine ve yeterli mali planlamaya ola nak verecek tarzda, düzenli ve sürekli bir nitelik taşımalıdır. Her yeni sorumluluk devri, o sorumlu

luğun yerine getirilmesi için gerekli mali kaynakların tahsisi ile birlikte gerçekleştirilmelidir.

3. Yerel yönetim birimlerinin mali kaynaklarının önemli bir bölümü, oranlarını yerel yönetim birimlerinin belirleyeceği yerel vergilerden, harç ve resimlerden kaynaklanmalı dır.

4. Yerel yönetim birimlerinin topla ma yetkisine sahip olduğu, bir mali eşitleme sistemi aracılığı ile güçlen dirilmelidir.

5. Mali yönden daha zayıf yerel yönetim birimlerinin özerkliği, bir mali eşitleme sistemi aracılığı ile güçlendirilmelidir.

7. Yerel yönetimlere özgü projelerin veya hizmetlerin finansmanına tah sis edilen yardımlardan çok, genel yardımların sağlanması özendiril melidir. Yardım sağlanması, yerel yönetim birimlerinin yetki alanları içinde izledikleri politikalara yersiz müdahalelere neden kılınamaz.

Madde 9 Y erel yönetim birlik leri

1. Yerel yönetimler, yetkilerini kul lanmada, ortak çıkarlarının savu nulması ve geliştirilmesi ve üye lerine belli hizmetler sağlamak için birlikler kurma yetkisine sahip kılın malıdır.

2. Diğer yönetim kademeleri, yerel yönetimlerle ilgili yasal düzenleme ler konusunda yerel yönetim birlik lerine danışmalıdırlar.

Madde 10 Uluslararası bağlar

1. Yerel yönetim birimlerinin birlik kurma ve birliklere katılma hakkı, uluslararası bir yerel yönetimler bir liğine katılma hakkını da kapsa malıdır.

2. Yerel yönetim birimleri, değişim ve işbirliği ve uluslararası anlayışın geliştirilmesi amacıyla, başka ülke lerdeki benzerleriyle ilişkiler kurma yetkisine de sahip kılınmalıdır.

Madde 1 Y erel yönetimlerin özerkliklerinin yasal yönden korunması

Yerel yönetimler, özerkliğini koru mak ve görevlerini belirleyen ve çıkarlarını koruyan yasalara uyul masını sağlamak için yasal yollara başvurma hakkına sahip kılınma lıdır.