Elektrik Mühendisliği · Sayı 379 · 1991 / 3

İÇİMİZDEN BİRİ

Mühendislik eğitimi Söyleşi

Yıl
1991
Sayfa
5
Okuma süresi
16 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik eğitimi

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi
  • üniversite yönetimi
  • öğretim üyesi sayısı
  • bilim politikası
  • üniversite-sanayi işbirliği
  • bilgi çağı

Özet

İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Ahmet Dervişoğlu ile yapılan söyleşide, Türkiye'de üniversite yöneticiliği, akademik kadro yetersizliği, öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısının fazlalığı ve bilim-teknolojiye yeterince önem verilmemesi konuları ele alınıyor. Ayrıca üniversite-sanayi ilişkileri ve bilgi çağında elektrik-elektronik-bilgisayar mühendislerinin rolü tartışılıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Prof. Dr. Ahmet DERVİŞOGLU:

"TÜRKİY E'DE Y ÖNETİCİLER VE TOPLUM BİLİME ÖNEM VERMİY ORI3"

Söyleşi: Ersin KAY A, Selime ELMALI

D Sayın Dervişoğlu, şu anda bü tün çalışmalarınızı kapsayan belli başlı bir kaç dal var. Bilim adamı kişiliğiniz, üniversitede yönetici olarak yaptığınız görev ve bütün bunlardan zaman olarak daha ön ce başlamış olan mühendisliğiniz. Bildiğimiz kadarıyla üniversite yö neticisi olarak yaptığınız bazı ye nilikler var. Sizce iyi bir yönetici nin sahip olması gereken nitelikler nelerdir?

• Bana sorarsanız, dünyada en fazla

sıkıntısı çekilen insanlar arasında yö

Bu sayıda konuğumuz

neticiler gelir, iyi bir yöneticinin ger çekten bir kurumun verimli çalışma

olan Prof. Dr. Ahmet sında ve gelişmesinde çok büyük rolü

DERVİŞOGLU, İTÜ vardır. İyi bir yöneticinin belli başlı ni

Elektrik

Elektronik

telikleri neler olmalıdır? Birincisi, ku rumuna kaynak sağlamada becerikli

Fakültesi Dekanı yıllarını olması, ikincisi kurumda verimli ça

eğitim ve araştırmaya lışma ortamını sağlayabilmesidir.

ayırmış bir bilimci. İTÜ yanında Karadeniz, Orta Doğu Teknik ve Boğaziçi

ikincisi çok önemlidir. Şöyle ki, eğer kurumda çalışan kimseler yöneticinin tarafsız, kendilerini ve verimli çalı şanları kollayan bir kimse olduğuna

Üniversitelerinde de çok inanırlarsa onların da verimleri arta

emeği geçmiş olan hocamız. Devreler ve Sistemler bilim dalındaki

cak, dolayısıyla problemlerin çözümü kolaylaşacaktır. Burada, yönetilenle rin yöneticiye duydukları güven, ya ratılan güven ortamı son derece

önemli katkıları ile önemlidir. Yukardan gelecek baskı

tanınıyor. Üniversitelerimizde liyakat sisteminin

lara karşı çalışanları korumak, onların isteklerini ilgili meVcilere en iyi şekilde aktarabilmek gereklidir. Ama bence en önemlisi, kaliteli elemanları çeke

yerleşmesi için uğraş bilmek ve onlara çalışabilecekleri uy

veren Prof. Dr.

gun ortamı sağlamaktır. Üniversitele ri ayakta tutan, ileriye götüren, ele

Dervişoğlu gibi saygın bir manları çekebilmek ve verimli olarak

akademisyeni çalışabilmelerini sağlayabilmek, yö

tanıtmaktan onur neticinin gerçekten en çok çaba sar

duyuyoruz.

fetmesi gereken konulardan biridir, belki de birincisidir.

D Siz nitelikli elemanları üniversi teye çekebilmek ve mevcut ele manların verimli çalışmasını sağ layabilmek için ne gibi çalışmalar yaptınız?

• Bir dekan olarak, rektöre, araştır ma görevlilerine, öğretim üyelerine, öğrencilere, hatta fakültedeki me murlara karşı sorumluluğum var. Do layısıyla, herkesi ilgilendirebilecek çalışmalar yapmam gerekiyor. Fa külteye, taşıdığı önemle orantılı kay nak sağlamak için çaba sarfediyo rum. Bu konuda sanıyorum epey yol aldık. Fakülte bütçesini daha iyileş tirmek, endüstri ile daha iyi ilişkiler kurarak kaynak sağlamak gibi. Be nim üzerinde durduğum en önemli konulardan birisi de içeride verimli bir çalışma ortamı sağlayabilmek, yu kardan ve dışardan gelecek baskıla ra karşı içerdekileri koruyabilmek, içerdekilerin sıkıntılarını, problemleri ni yönetime aksettirip çözmek için çaba sarfetmek. Araştırma ile birlikte, belli bir düzeyde mühendis yetiştir mek yani öğretim düzeyini yükselte bilmek gibi gayretlerim de var. Yaptı ğım çalışmalardan biri, her şubeden bir öğrenci temsilcisi seçimini yöne tim kuruluna getirmek oldu. Kanunen böyle bir zorunluluk olmamasına rağmen şu anda fakültemizde 20 ta ne öğrenci temsilcisi olduğunu be lirtmekte yarar görüyorum. Onlarla zaman zaman toplanıyor, düşünce lerimizi birbirimize aktarıyoruz. Bu gerçekten çok yararlı oldu ve üniver site çapında yaygınlaştırılmasına ça lışıldı. Ayrıca, üniversitenin Milli Eği tim Bakanlığı'na sunduğu bir kanun taslağında da bu durumun kanun laşması önerildi. Üniversitelerde se çim yaparken mümkün olduğu kadar seçenlerin seçilenleri tanımalarını

60 379 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ

• Bu nokta benim için çok önemli. Biliyorsunuz dekanitktam zamanlı bir görev. Yani dekan, kanunlara göre öğretim görevi ile yükümlü değil. Oy sa, yönetim görevi olmayan bir pro fesör haftada en az 10 saat ders vermek zorunda. Benim öğretim yü küm normal öğretim yükünden az değil; öğretim ve araştırmayı seven bir kişi olarak hafta sonları ve gece, gündüz demeden çalışmam gereki yor. Böylece, hem dekanlık görevle rimi yürütmüş oluyorum hem de aka demik hayattan kopmamış oluyorum. Dekan da olsa bir öğretim üyesi asli görevi olan öğretim ve araştırmadan kopmamalıdır.

ti * insanoğlu yeni bir çağın eşiğinde. BİLGİ ÇAĞI. Gelecek 10 yû içerisinde üretim, öğretim ve yönetim şekillerinde çok büyük değişiklikler bekleniyor ve bu çağı yakalayamayan ulusların çağın gerisinde kalacağı, bir nevi çağı yakalayanların boyunduruğu altına gireceği düşünülüyor. Onun için büyük bir yarış söz konusu. Bilgi çağını yakalama yansında elektrik, elektronik ve bilgisayar mühendislerine büyük iş düşüyor."

sağlamak gerekiyor. Bütün fakülte lerde bu konuya dikkat edilirse üni versite temsilcileri de sağlıklı bir bi çimde seçilmiş olur. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim. Öğrencilerin öğretim düzeyini ve fa kültedeki araştırma düzeyini geliştir mek, buna kaynak sağlamak, dış dünya ile olabildiğince sıkı bir bağlantı kurup, öğretim elemanlarını dışarıya göndermek ve dışarıdan' tanınmış öğretim elemanlarını Fakülteye geti rerek araştırma ortamını geliştirmek için çaba sarfetmek gerekir.

D Öğrencilerin görüşlerini almak için son derece geniş ve katılımcı bir yöntem uyguladığınızı görüyo ruz. Üniversitedeki diğer öğeler yani öğretim üye ve görevlileri ve memurların görüşlerini almak, ta leplerini kendilerinden öğrenmek konusunda bir girişiminiz oluyor mu?

• Öğretim üyeleriyle doğal olarak devamlı temas halindeyiz. Üniversi tede her bölümün akademik kurulu var. Bu kurullarla devamlı ilişki için deyiz. Zaman zaman bütün öğretim üyeleri ve öğretim görevlilerinin oluş turduğu Fakülte Akademik Kurulunda bütün konuları tartışabiliyoruz. Kısa ca, öğrenciler, öğretim elemanları ve memurlarla diyalog kurmada hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadığımızı söyleye bilirim.

O Y oğun ve sistemli çalışmaları gerektiren yöneticilik fonksiyonu sizin bilim adamı olarak çalışma nızı engelliyor mu? Bilime yeterin ce zaman ayırabiliyor musunuz?

D Dekan olmadığınız sürelerde öğretim ve araştırma için gerekli olanaklara sahip miydiniz? Y ani tüm öğretim üyeleri bilimsel araş tırma yapmak için yeterli olanak lara sahip midirler? Değilse ne gibi sorunlar var? Y urtdışında da öğ retim üyeliği yapmış bir kişi olarak Türkiye'deki bilimsel çalışma or tamını nasıl değerlendiriyorsu nuz?

• Bu sorunun cevabı sadece Üni versiteler için değil ülkemiz için de Çok önemli. Ben ABD'de Illinois ve Berkley'deki California Üniversitele rinde 6 sene ders verdim, araştırma lar yaptım. Bildiğiniz gibi, insanoğlu yeni bir çağın eşiğinde. BİLGİ ÇAĞI. Gelecek 10 yıl içerisinde üretim, öğ retim ve yönetim şekillerinde çok bü yük değişiklikler bekleniyor ve bu ça ğı yakalayamayan ulusların çağın gerisinde kalacağı, bir nevi çağı ya kalayanların boyunduruğu altına gi receği düşünülüyor. Onun için büyük bir yarjs, söz konuşa Bilgi çağını ya kalama yarışında elektrik, elektronik ve bilgisayar mühendislerine büyük iş düşüyor. Çünkü bu kişiler çağın altyapısını oluşturacak kimseler. Bu nedenle elektrik, elektronik ve bilgi sayar alanında çok fazla araştırma yapılması, kaliteli mühendis yetiştiril mesi gerekiyor. Bugün bütün Türki ye'de elektrik, elektronik ve bilgisa yar konusunda profesör, doçent ve yardımcı doçent olmak üzere 220 dolayında öğretim üyesi, 12.000 ka dar da öğrenci var. Oysa ABD'de 3 büyük üniversite de bu öğretim üyesi sayısından daha fazla öğretim üyesi mevcut. Yani Türkiye'de öğretim

379 ELEKTRİK S i MÜHENDİSLİĞİ O l

üyesi başına 60 öğrenci düşmekte dir. Bir ilkokulda bile böyle bir şey olamaz. Bu öğretim üyelerinden ba zıları yöneticilik de yapmaktadırlar. 220 öğretim üyesi sayısının en az 3 katına çıkması gerekir. Türkiye bu sayıya ulaşmadığı takdirde çağı ya kalamakta çok zorluk çekecektir. Ül kemizde üniversite çağındakilerin sanırım % 12'si üniversiteye devam etmektedir ve bu sayının yükselmesi için çaba sarfediliyor. Hem bu çok fazla sayıda öğrenciye iyi eğitim ve receğiz hem de araştırma bu kadar az sayıda öğretim üyesi ile yapılacak. Bu çok zor bir şey. Üstelik nitelikli elemanların akademik hayata çekile memesi nedeniyle ortalama düzey her geçen gün düşmektedir. Mutlaka yetenekli eleman sayısını ve verimli liği arttırmak için gerekli ortam oluş turulmalıdır. Türkiye için bu konunun çok önemli olduğu kanısındayım. Ama, bu önemliliğin farkına varıldığı na dair bende bir izlenim de yok. Ör neğin elektrik mühendislerine dışarı da verilen ücretler üniversite ücretle rinin iki mislinden daha fazla. Dışarı da nitelikli bir elemana ödenen bir ücretin yarısını bile veremiyoruz. Araştırmaya hevesli bir kimseye ma kul bir geçimi sağlayacak ücreti ve rirseniz, dışardaki ücret yüksek bile olsa bu kişiyi üniversiteye çekebilirsi niz. Ama maalesef biz bu makul ge çimi sağlayacak ücreti de sağlaya mıyoruz. Bu düğümün çözülmesi ge rekiyor. Elektrik, Elektronik konusun da bizim fakültemizde yüksek lisans öğrencileri de dahil olmak üzere öğ retim üyesi başına 47 öğrenci düşü yor. Bunun anlamı, öğretim üyesi öğretim göreviyle aşırı yüklü demek tir. Yani araştırmaya yeterli zaman ayrılamayacak demektir. Maalesef Türkiye'de elektrik elektronik ve bil gisayar konusuna gerekli önem ve rilmemiştir, verilmemektedir. Bu du rum, sadece elektrik mühendisliğinin geleceği açısından değil, ülkemizin geleceği açısından da çok önemlidir.

D özellikle bilgisayar alanında, son yıllarda hızla artan teknolojik gelişmeler söz konusu. 4 yıllık bir öğretim süresinde öğrenilenler, belki de mühendislik yapmaya başlanıldığında yürürlükten kalk mış veya geçerliliğini yitirmiş ola cak. Türkiye'de elektrik, elektronik ve bilgisayar eğitimi verilen fakül

"Ozümleme hızı, eğer tartışma ortamı varsa, yardım edecek kişiler varsa yüksek oluyor. İşte Meslek Odaları ve Endüstri bu ortamı sağlamakla yükümlüdür."

telerde çağı yakalayabiliyor mu yuz?

• Bazı fakültelerde evet, bazılarında hayır. Türkiye'deki 220 öğretim üye sinden 61 tanesi bizim fakültemizde 55 tanesi Orta Doğu Teknik Üniver sitesinde. Bu iki üniversite 116 öğre tim üyesiyle yarıdan fazla bir sayıya ulaşıyor. Elektrik Elektronik Mühen disliği öğretimi yapan diğer 15 üni versite geri kalan 100 kadar öğretim üyesini paylaşıyor. Bu şartlar altında Türkiye'de elektrik, elektronik ve bil gisayar eğitim düzeyinin yeterli oldu ğu söylenemez. Bizim mezunlarımız dünyadaki diğer üniversiteleri de, bi lerek söylüyorum en iyi üniversitele rin mezunları düzeyindedir. Bu durum eski yatırımların bir sonucu olarak sağlanabilmektedir. Akademik hayat ta bugünkü ihmalin zararlarını 10 se ne sonra görürsünüz. Dolayısıyla bu gün yeni gelen kuşaklar, bizim hesa bımıza göre gelmesi gerekenlerin düzey olarak altındadır. Bunun sıkın tısını 10 sene sonra çekeceğiz. Elektrik Mühendisliği öğretimi ile ilgili olarak yaptığım araştırmalara göre, "iyi elektrik mühendisi yetiştirmenin koşulları nelerdir?" sorusunu şöyle cevaplayabilirim: İlk ve çok önemli gerek koşul nitelikli bir kadro olması dır, iyi bir kadronuz varsa, müfredat programları da iyi demektir. Bu kadro zaten iyi bir kütüphane ve laboratuvar imkanları olduğu için o üniversiteye gelmiştir. Sonuçta, öğretimin kalitesi de yüksektir. Ama, bugün elektrik mühendisliği öğretimi yapılan çok sa yıda üniversitede böyle bir durum sözkonusu değildir ve doğal olarak öğretim düzeyi düşüktür.

H Biraz da üniversite sanayi iliş

kilerine değinelim. Dünyanın çe şitli ülkelerinde bilimsel araştır malar artık üniversiteler kadar hatta onlardan da fazla bir takım şirketlerin laboratuvarlarında ya pılıyor. Bu konuda genel bir de ğerlendirme yapar mısınız? Y ani şu anda araştırma ve geliştirmede, üniversiteler mi önde yoksa sana yi kuruluşları mı?

• Tabii ki elektrik, elektronik, bilgisa yar fakültelerinde bilimsel araştırma lar yapılmaktadır. Endüstrinin imkan ları ise üniversitelere göre çok daha geniştir. Belirli firmalar gerçekten araştırma için çok büyük paralar ayırmaktadırlar. Türkiye'de ise araş tırma potansiyelinin çoğunluğu hâlâ elektrik, elektronik konusunda öğre tim yapan üniversitelerde. Türki ye'de, özellikle son yıllarda elektronik endüstrisinde büyük bir sıçrama ol du. Bu bariz gelişmeye bizler çok seviniyoruz. Zaten endüstri üniver site ilişkilerinin sağlıklı, verimli olabil mesi için endüstrinin de.belirli bir dü zeye gelmesi şart. Aksi takdirde, en düstrinin üniversiteye ihtiyacı yoktur. Ancak belirli bir düzeye gelince bu ihtiyaç doğacaktır. Yani burada tek taraflı bir istekle ilişki kurmak müm kün değildir. Endüstri üniversite iliş kisinde iki tarafında birbirine ihtiyacı olması gerekmektedir. Türkiye bu noktaya aşağı yukarı gelmiş durum dadır. Dekanlık görevim süresince endüstri ile ilişkilerimizin hızla gelişti ğini söyleyebilirim.

D 15 20 yıl öncesine kadar, üni versitede elde edilen bilgilerle mezun olan mühendislerin çalış ma alanlarında, bilgilerini kullana madıkları, örneğin tekniker düze yinde çalıştıkları biliniyor. Endüst ri üniversite konusunda son söy lediklerinizden bu durumun değiş tiğini anlıyorum. Bu konuda bir değerlendirme yapabilir misiniz?

• Endüstri artık nitelikli mühendis is tiyor. Güçlü endüstri kaliteli mühen disle oluşur. Şu noktayı özellikle vur gulamak isterim. Biliyorsunuz elektrik mühendisliğinde çok hızlı bir değişim var. Mezunların öğrendikleri hızlı bir şekilde güncelliğini kaybediyor. Yeni teknolojileri öğrenmek gerekiyor, öğretim politikamızla öğrencilerin yeni kavramları özümleme yetenek

62 379 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ

*Kendi teknolojimizi kendimiz üretmek zorundayız. Bu da ancak yetenekli ve nitelikli mühendisler kadrosu ile mümkün. 12.000 öğrenciye 220 öğretim üyesinin düştüğü bir ülkede yeteneklerin verimli kullanıldığı söylenemez *9

terini geliştirmemiz gerekiyor. Ben öğrencilerime çok karışık bir konuyu bir yarıyıl zarfında hızla aktarabiliyo

ren yabancı teknolojiler konusun da ne düşünüyorsunuz?

rum. ilk defa karşılaştıkları çok karışık bir konuyu 14 hafta içinde öğrenebi liyorlar ve algılama düzeyleri beni çok mutlu ediyor, hatta bazen şaşırtıyor. Yani bizim yetiştirdiğimiz mühendis ler yeni kavramları çok hızlı bir şekil de özümleme yeteneğine sahip. Öğ rencilerin en büyük gücü özümleme yetenekleri. Elverişli ortamlarda bu yetenek daha da gelişiyor, aksi tak dirde köreliyor.

• Dünya gittikçe küçülüyor. Sınırları kapatmak artık çok güç. Burada önemli olan, sizin teknoloji üretebile cek düzeyde olmanız. Kendi tekno lojinizi kendiniz üretmek zorundası nız. Bu da ancak, yetenekli ve nitelikli mühendisler kadrosu ile mümkün olabilir. Türkiye'de en yetenekli öğ renciler elektrik, elektronik bölümleri ne gelmektedirler. Bunları yetenekle riyle orantılı kadrolara teslim etmek

gerekmektedir. Aksi takdirde bu ye

D Mühendislerin mezun olduktan tenekler ziyan olacaktır. Bugün için

sonra sürekli kendilerini eğitmele biz bu yetenekleri iyi değerlendirdiği

ri konusunda önerilerde bulunabi mizi iddia edemeyiz. 12000 öğrenci

lir misiniz? Y ol gösterebilir misi ye 220 öğretim üyesinin düştüğü bir

niz?

ülkede yeteneklerin verimli kullanıldı

ğı söylenemez. Daha önce de işaret

• Elektrik, Elektronik Mühendisliğin ettiğim gibi, bu sadece elektrik ve

de sürekli eğitim şart. Hatta Alman elektroniğin geleceği için değil, ülke

ya'da 2000 yıllarında, mühendislerin nin geleceği açısından da çok önemli.

sabahtan öğleye kadar fabrikada ça Çünkü, ülkenin yeni bir çağı yakala

lışmasını, öğleden sonra ise üniver yabilmesi için iyi yetişmiş ve yeterli

sitelerde çalışmasını öngörüyorlar ve sayıda elektrik, elektronik mühendisi

planlıyorlar. Yazılı kaynaklardan ya gerekli.

rarlanarak yeni kavramları özümle

mek zor. Ancak, tartışma ortamı var sa, bu işi bilen bir kişi yardım edebili yorsa, sorularınızı cevaplandırabili yorsa özümleme hızı çok daha yük • sek oluyor. Böyle bir ortamda çok

D Bizde yetenekli öğrenciler ve belirli bir kadro da var. Sizce Tür kiye neden daha ileriye gidemi yor?

daha hızlı mesafe katedilebiliyor. İşte meslek odaları ve endüstri bu ortamı sağlamakla yükümlüdür.

• Burada iki önemli nokta var. Birin cisi toplumun benimsediği öncelikler, ikincisi yöneticilerin kafasındaki ön

celikler. Yöneticilerin tercihi, idareci D Özellikle elektrik, elektronik ve lik yetkisinde bir karardır. Bizim ka

bilgisayar alanında Türkiye'ye gi naatimize göre bilime gerekli öncelik

verilmemektedir. Toplum, baskı gu

rupları aracılığıyla yöneticilere bu ko

nuda baskı yapmalıdır. Ya da yöneti

ci, ülkenin koşullarını iyi değerlendi

rerek bu önceliği görmelidir. Bugün

bence hem toplum, hem de yönetici

ler bilime yeterli önemi vermemekte

dirler. Bilim her iki taraf için de kuş

kusuz önem taşımaktadır ama kay

nakların değerlendirilmesine sıra

geldiğinde önceliği hep başka konu

ların aldığını görüyoruz.

Q Bilim adamlarımızın yazılı metin, makale haline gelen çalışmaları yurt dışındaki yayınlarda, dergi lerde yayınlanıyor ve referans ola rak bir değer ifada ediyor. Acaba bu durum, Türkiye'de bilimin gün deminin toplumun gündeminden farklı olduğu anlamına mı geliyor?

379 ELEKTRİK S"% MÜHENDİSLİĞİ O « 3

Y ani bu konular, Türkiye'nin değil de, sanayileşmiş ülkelerin, en düstri toplumlarının gündeminde mi yankı buluyor?

• Bu soruya cevap vermek zor. Bir kere bu tür yayınların yurt dışında da büyük çoğunluğun ilgisini çektiğini zannetmiyorum. Bu, endüstrinin ihti yaçlarına, yöneticilerin tutumuna, toplumun belli orandaki baskısına bağlı bir olaydır. Ama gözardı edil memesi gereken üniversel olmaktır. Türkiye'de çok başarılı olup da yurt dışında başarısız bir mühendis olmak başarılı bir sonuç değildir. Bu, ya yınlar için de geçerlidir. Sadece Tür kiye'de ilgi çekip yurtdışında ilgi çek meyen bir yayın genelde düşünül memelidir. Türkiye'de binlerce araş tırıcı olsa ve bunlar çok sayıda araş tırma projesi önerse o zaman hem ülke koşullarına uygun, hem de ulus lararası standartlara uygun düşen proje seçimi yapmanız doğal karşıla nabilir. Ama şu anda böyle bir durum var olmadığı için araştırıcıları fazlaca yönlendirmeye çalışmakla sadece kaynağı kurutmuş olursunuz. İlk ya pılması gereken iş, yetenekli araştırıcı sayısını arttırmak, ikinci yapılması gereken iş, bilimi ve araştırma politi kasını buna göre uygulamaktır. Eli nizde yeterli araştırıcı yoksa o zaman kısıtlamalar koyup onları caydırma yoluna gidemezsiniz.

D Acaba Türkiye'de uluslararası düzeyde bilimsel bir yayın gerek sinmesi var mıdır?

• Bizim üniversitede bir İ.T.Ü. Bülte ni yayınlanıyor. Bu yayının itibarının olduğu ve zamanla bu itibarın daha da artacağı kanısındayım. Bu dergi de, bütün mühendislik dalları ile ilgili makaleler yayınlanıyor. Ama arzu edilir ki sadece elektrik, elektronik mühendisliği konusunda bir yayın ol sun. En önemlisi uluslararası düzey de olsun. Böyle bir girişim şu anda var. Elektrik Mühendisleri Odası'nın öncülüğü ile gerçekleştirilecek bu derginin yayın kurulunda ben de va rım. Bu çok sevindirici bir gelişme. Böyle bir dergi için yurtiçinden ve yurtdışından yeteri kadar makale bu lunabilir. Ama bu işi çekip çevirecek ekip çok önemlidir. Şu anda böyle bir ekip var görünüyor. Türkiye'de bir kurumun başarısı tepedeki kişiye çok

bağlı, o gidince de çoğu kez iş geri lemeye başlıyor. Maalesef Türki ye'de üst düzeyde yetişmiş eleman sıkıntısı olduğu da bir gerçektir.

İD Bilgi ve deney birikimlerinizi gelecek kuşaklara aktarmada ba şarılı olabiliyor muyuz? Bu konu daki başlıca eksiklikler nelerdir?

• Biliyorsunuz, Türklerde yazma alışkanlığı kuvvetli değildir. Bilgiler insanlarla birlikte kaybolur gider. Biz bunu kırmaya çalışıyoruz. Bir kuru mun, bir yayın organının ilerlemesin de esas olan, yöneticilerin katkısıdır. Elbette ki yönetici tek başına bir ku rumu fazla ileri götüremez. Ama kat kısının önemi çok büyüktür. İyi bir yönetici ile performans artabilir. Do layısıyla yetenekli eleman sayısını arttırmamız gerekiyor. Bu konunun üzerinde bir kez daha önemle dur mak istiyorum. Mezun ettiğimiz iyi öğrencilerimizin büyük çoğunluğu yurtdışına gidiyor ve bir daha da geri dönmüyor. Oysa Türkiye'nin asıl ihti yacı olan elemanlar bunlar. Türki ye'de ortalama düzeydeki eleman lardan yeterli sayıda var. Bunları ve rimli olarak kullanacak üst düzeydeki elemanlar yok. Üstelik önemli dü zeyde bir BEYİN GÖÇÜ var. Ben bu durumu ülke yöneticilerine aktardı ğım zaman, dışarıda lobiye ihtiyacı mız olduğu söyleniyor. Dışarı gön derdiğiniz elemanlardan yalnızca bir kısmı orada kalsa dedikleri doğru olabilir. Ama yurtdışına gidenlerin çoğu geriye dönmemektedir. Bu du rum ülkemize çok pahalıya mal ol maktadır. O lobinin getireceği avan tajın kat kat fazlası kaybedilmektedir. Yöneticilerimiz maalesef bu konuyu da önemle ele almıyor. Gidenlerin geri gelmemesinin bir anlamı da şu: Demek ki ülkemizde kalan elemanlar pek mutlu değil. Bu insanları mutlu edecek, onların sayısını arttıracak bir politika izlenmesi gerekmektedir.

• Sayın Dervişoğlu ilgileriniz, me raklarınız konusunda da bize biraz bilgi verir misiniz?

• En çok ilgi duyduğum, sevdiğim şey müzik. Klasik müzik başta olmak üzere her türlü müziği seviyorum, dinliyorum. Her. türlü müzikten hoş lanmış olmayı da bir mutluluk kayna ğı, bir avantaj, olarak değerlendiriyo

rum. Büyük insanların yapıtlarıyla karşı karşıya gelmek de beni sonsuz heyecanlandırıyor. Bu bir roman ve ya herhangi bir konuda bilimsel bir çalışma, bir kitap oluyor; büyük bir zeka ile karşı karşıya olduğunuzu hissettiren her yapıt bana büyük bir heyecan veriyor.

Öte yandan şunu da belirtmek iste rim. Ben Anadolu'nun ücra bir yerin den geldim. Bir köyde doğdum. O köyde ilkokul olmadığı için kasaba daki bir akrabamın yanında kalıp ilk iki sınıfı sınavla atlayarak ilkokulu bi tirdim. Dolayısıyla tabiatı çok seviyo rum, çevre konusu beni çok ilgilendi riyor. Çevreye önem vermemek, adeta insanlığın intiharı gibi görünü yor. Boş zamanlarımı müziğe, doğa ya ve okumaya ayırıyorum. Köyden gelmiş olmam nedeniyle her kesim den insanlarla çok rahat diyalog ku rabiliyorum ve her türlü ortamda mutlu olabiliyorum. Bu da beni ülke me bağlayan nedenlerden birisi. 6 Sene ABD'de yaşadım ama, hiçbir zaman oralarda kalmak aklımın ucundan geçmedi. Çünkü, Türki ye'nin her köşesiyle çok sıkı ilişkile rim var. Ülkemin bilmediğim görme diğim yerlerini gezmek, güzelliklerine tanık olmak beni heyecanlandırıyor. Size bir anımı anlatmak istiyorum. 1960 da 3 ay Hollanda'da bir fabri kada staj yaptım. Orada bana "sizin" ülkenizde dağ var mı?" diye sorarlar dı ve ben bu soruyu garip karşılardım. Dağın çok değerli bir doğa varlığı ol duğunu orada farkettim. Hollanda'da "dağ göreceğiz" diye 40 km yol kate derek ufak bir tepe görmeye giderdik. Bir başka anım ise şöyle... ABD'de kaldığım yıllarda da bir çok kişi bana "sizin ülkenizde harabe var mı?" diye sorardı. O soruyu da çok tuhaf karşı lardım. Bu vesileyle öğrendim ki, ta rihsel kimlik son derece kıymetli bir hazinedir. Ülkemizin değeri, özellikle yurtdışına gidilince daha da çok far kediliyor. Demek ki ülkemiz, dağları, tepeleri, tarihsel kalıntıları, zengin kültürü ve değişik insan kesitleriyle meraklı bir kimseye çok büyük mut luluklar, verebilen bir ülke. Her zaman her yerde söylediğim tek şey var... Eğer yolun başında olsam, hiç dü şünmeden, tekrar ülkemde ve üni versitemde olmak isterim ve bundan büyük mutluluk duyarım...

64 379 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ