Elektrik Mühendisliği · Sayı 396 · 1996 / 1
TÜRKİYE'DE YENİ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINDAN ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ VE 2000 YILI HEDEFLERİ
Yenilenebilir enerji Söyleşi
- Yıl
- 1996
- Sayfa
- 8
- Okuma süresi
- 18 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- TEAŞ
- ALTENER Programı
- rüzgar enerjisi
- güneş enerjisi
- VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı
- EİEİ
Özet
TEAŞ Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Müdürlüğü'nden Gülnur Şenocak, Türkiye'de rüzgar, güneş, jeotermal ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki mevcut durumunu, AB politikaları ile karşılaştırmasını ve 2000 yılı kalkınma planı hedeflerini ele alıyor; ardından katılımcıların sorularına yanıt veriyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
GENEL
TÜRKİYE'DE YENİ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ
KAYNAKLARINDAN ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ
VE 2000 YILI HEDEFLERİ D
Dünyanın doğal temizleme yetisinin insanlığın neden olduğu küresel kirlenme hızının gerisinde kaldığı bilinmektedir. Elektrik üretimi, yaratılan kirliliğin hemen hemen üçte birinden sonım ludur.
Gelişen(!) dünya endüstrileş tikçe daha da fazla elektrik enerjisi üretileceğinden, eğer bu üretim kon vansiyonel yollarla yapılmaya devanı edilirse, kirlenme ürkütücü boyutlara ulaşacaktır.
Fosil yakıtların yanması, asit yağmuru ve küresel ısınmaya neden olmaktadır. Asit yağmuruna neden olan yan ürünlerin prosesten arıtıl masının maliyeti büyüktür. Karbon dioksit ve bunun sera etkisine katkısı ise, henüz önlenememektedir. Günü müzdeki seviyesiyle nükleer teknoloji henüz halkın seçeneği değildir. Diğer taraftan, yapıları itibariyle daha güvenilir nükleer santraller geliş tirmeye yönelik çalışmalara devam edilmekle birlikte, güvenilirliklerinin, yakın gelecekte kabul edilebilir bir seviyeye gelmesi beklenmemektedir.
Bu durumda, dünya çapında tükenmez kaynaklar olarak tanımla nabilecek olan yenilenebilir enerji kaynaklarının (YEK), kirliliği, sürdü rülebilir bir dünya için kabul edilebilir bir seviyeye indirebilecek bir katkı getireceği açıkça görülebilmektedir.
(*) Avnıpa Çevre ve Gençlik Dernekleri Federasyonu (YEE) Çalışmaları çerçevesinde, Avrupa Konseyi Avrupa Gençlik Vakfı desteğiyle ve ODTÜ Uluslararası Gençlik Topluluğunun katkılarıyla. Gençlik Aktiviteleri servisi tarafından 6 16 Ağustos 1995 tarihlerinde ODTÜ'de yapılan "Uluslararası Çevre Eğitim Semineri" nden alınmıştır.
1973 yılında yaşanan birinci petrol krizinden bu yana YEK konusunda sürdürülmekte olan araş tırma geliştirme (Ar Ge) çalışmaları ile pilot ve dçmonstrasyon uygula maları, YEK kullanımının, birçok durumda teknik ve ekonomik yönden fızibil olduğunu göstermiştir.
Gülnur ŞENOCAK Günümüzde. YEK'len enerji
TEAŞ Genel Müdürlüğü APK Daire Başkanlığı Eski, üreten teknolojilerden bir kısmı, ticari ''Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklan Müdürü" olarak kendini ispatlamış olup diğerlerinin ise. önümüzdeki 5 10 yıl
396 ELEKTRİK « C MÜHENDİSLİĞİ ÖD
içerisinde aynı duruma geleceği beklenmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta. YEK'in fosil yakıtlarla ekonomik mukayesesinde direkt maliyetlerin gözönünde bulundurulmasıdır. Oysa, fosil kaynaklı enerji üretim tesislerinden ötürü toplumların taşıyacağı dolaylı maliyetler (insan sağlığı, çevreye verilen zarar; sosyal maliyetler) göz önüne alındığında, ekonomik değerlendirme çok farklı sonuçlar verecek ve YEK'li enerji üretimi, bütünün içerisindeki payını artıracaktır.
Diğer taraftan, kullanılabilir potansiyeli oldukça büyük olan bu kaynaklara ilişkin dünya pazarının 1990 yıh bütçesinin, 40 milyar ECU civarında olduğu tahmin edilmek tedir.
TÜRKİYE'DE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINDAN ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ
Şu an için, Türkiye'de, çeşitli küçük su santralleri, 20.4 MW nominal güçte bir adet jeotermik santral ve özel sektör eliyle yaptırılmış 55 kW gücünde bir adet rüzgar türbogeneratörü dışında, ticari manada YEK ile çalışan herhangi bir uygulama bulun mamaktadır.
Rüzgar ve güneş uygula malarına ilişkin Ar Ge ve atlas çalışmaları. Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdürlüğü (EİEİ), bazı üniversiteler ve TÜBİTAK vb. araştırma merkezleri tarafın dan yürütülmektedir.
TÜRKİYE
ELEKTRİK
ÜRETİM İLETİM ANONİM
ŞİRKETİ (TEAŞ) GENEL
MÜDÜRLÜĞ Ü'NDE
YENİLENEBİLİR
ENERJİ
KAYNAKLARINDAN ELEKTRİK
ENERJİSİ
ÜRETİMİ
ÇALIŞMALARI
Kaynak çeşitliliğinin yanı sıra. enterkonnekte sistemin. % 99.9 gibi bir büyük oranda hizmete sunulmuş olması. Türkiye'de YEK'in elektrik enerjisi üretiminde kullanımı nın ötelenmesine yol açmıştır.
Ancak, dünyadaki, YEK ile ilgili gelişmelerden hareketle, 1993 yılının başlarında, eski adı Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) olan TEAŞ'ta, sözkonusu kaynakların elektrik enerjisi üretiminde kullan ımını temineıı yeni bir birim kurulmuştur.
TEK Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu kararıyla Araştırma Geliştirme ve Planlama Dairesi Başkanlığı bünyesinde oluşturulan Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Müdürlüğü: rüzgar, güneş, biyokütle, jeotermal ve küçük (10 MW'ın altı) su kaynaklarından elektrik enerjisi üretmeye dönük çalışmalardan sorumlu olup iki müdür yardımcılığı ve beş şeflikten ibarettir.
Müdürlüğümüz, Türkiye'de ve dünyada YEK ile ilgili mevcut çalışma ve uygulamalar hakkında bilgi toplayarak işe başlamıştır. Bütün bu çalışmaların sonucunda, Türkiye'nin Avrupa Birliğine (AB) üyelik konusundaki niyeti ve konu ile ilgili hedeflerimize ulaşmada ge rekli olacak olan, bilgi ve deneyim birikimine dayalı yol göstericiliği de dikkate alınarak, AB'nin konu ile ilgili politikaları benimsenmiştir.
YEK'in daha büyük bir
ölçüde kullanımını gerçekleştirmek
üzere
belirlenen ALTENER
PROGRAMI; AB üyesi Ülkelerde,
toplam enerji talebi içerisinde 1991
yılında % 4 olan YEK katkısının,
2005 yılında % 8'e çıkarılmasını
hedeflemektedir. Bu hedefe ulaşmak
için YEK'i daha büyük ölçüde
kullanmak isteyen bu ülkeler, bir
dizi mevzuat değişikliğine giderek,
elektrik yasalarını yeniden düzenle mişlerdir.
AB'nin YEK ile ilgili hedeflerini ve diğer bazı para metreleri dikkate alan birimimiz. Türkiye'nin, bugün itibariyle 15 yıllık Uzun Dönem Elektrik Üretim Tüketim İncelemesi plan periyo dunun sonu olan 2010 yılı için YEK'ten elektrik enerjisi üretiminin toplam kurulu güç içerisindeki katkısını %5 olarak belirlemiştir.
Konu ile ilgili olarak, Türkiye'de şu ana kadar oluşan mevcut durum ışığında belirlenen temel engeller ise. aşağıdaki gibidir:
* Öncelikle: elektrik enerjisi üretiminde kullanılacak olan YEK potansiyeline ilişkin olarak kul lanıma sunulan mevcut data. resmi bir kimlik taşımamaktadır.
* İkinci olarak: YEK'in daha büyük ölçüde kullanımını sağlamak üzere AB üyesi ülkelerce alınan yasal önlemler benzeri önlemler. Ülke mizde henüz belirlenme miştir.
* Üçüncü olarak; enerji sektöründe hemen hemen tüm dünyada kamuoyu tarafından reddedilen diğer bazı enerji kaynaklarına pazar oluşturmuş olan lobiler. YEK'le ilgili olarak olumsuz düşüncelere sahip olup bu düşüncelerini fırsatlar yaratarak yaymaktadırlar.
* Dördüncü olarak: karar vericiler, yanlış bilgilendirilmelerine veya YEK ile ilgili son 10 yıllık gelişmeler hakkında hemen hemen hiç ya da eksik bilgiye sahip olmalarına rağmen. YEK hakkında negatif bir önyargıya sahip olup bunu her fırsatta ifade etmektedirler.
* Beşinci olarak; Yap İşlet Devret (YİD), Yap Sahiplen İşlet (YSİ) gibi yöntemlerle kolayca yapılabilir olan YEK'li elektrik üretim tesislerinin günümüz Türkiye'sinde
36 396 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
JBIBIIT
—rnı
ıra
gerçekleştirilmeye çalışılan mev cut ekonomik modelde hızla kurula bileceği, bu konuda iç pazarın oluşacağı ve daha önemlisi. Türkiye'nin ithal kaynağa bağımlı lığının azalacağı açıktır. Ancak, işte bu noktada, YEK uygulamaları yolunda. Türkiye'nin genel politik felsefesi ile uyuşmama gibi, gerçekten yaşamsal bir engelle yüzyüze gelinmektedir.
Türkiye'de projeler, çeşitli zamanlarda, büyük, süper, mega vb. kelimelerle tanımlanmışlardır. Örneğin, 1970'ler de büyük projeler, 1980'lerde süper projeler ifadeleri kullanılmıştır. Günümüzde ise, mega projeler ifadesi kullanıl maktadır. Oysa. YEK'ten elektrik enerjisi üretimi noktasal rakamlar itibariyle bu felsefeye hitap etmemektedir.
güneş (PV) uygulamalarını denıonstrasyon projeleri biçiminde gerçekleştirmek istemektedir. Devlet tarafından yaptırılacak olan bu tesislerin başarısı. YEK' in elektrik enerjisi üretimine artarak katılımını getirecektir. Bu çerçevede TEAŞ. üye olmayan bir ülke olan ülkemiz adına, YEK'le ilgili iki proje için AB ile bağlantıya girmiştir. Bu proje lerden biyokütle üzerine olan. Akdeniz Çevresel Yardım Programı (METAP) kapsamında, rüzgar ve güneş üzerine AB üyesi olan veya olmayan tüm Akdeniz Ülkeleriyle beraber ortak bir proje halinde yürütülecek olan MEDENERJİ
Projesi (*) ise; AB'nin JOULE PROGRAMI çerçevesinde yer almaktadır. Projenin AB üyesi partnerleri; Portekiz. İspanya. Fransa ve İtalya olup AB üyesi olmayan partnerler ise; Türkiye'nin yanı sıra, Fas, Tunus. Cezayir. Mısır. İsrail ve Filistin'dir. Her iki proje de değerlendirme aşama sındadır. Bütün bu çalışmaları gerçekleştirmek üzere; TEAŞ'ın 1995 yılı Yatırım Programına 8.3 milyar TL. lik bir ödenek konul muştur. 1996 yılı için önerilen ödenek miktarı ise, 22 milyar TL. dir.
* Altıncı olarak; teknik sektör konusu olduğu tartışma götürmez olan ve yatırımların da bu bağlamda ele alınması gerektiği açıkça bilinen YEK konusu, devletin kalkınma planlarında ne yazık ki. sosyal sektörler başlığı altında yer alan Çevre sektörünün konusu duru mundadır.
* En önemsizi olmamakla beraber, son olarak; kamuoyunca güçlü bir şekilde desteklenen konunun Türkiye'ye uyarlanabilmesi için henüz gereğince güçlü ve yeterli bir politik karar bulunmamaktadır.
Açıkça bilindiği üzere, bu engellerin üstesinden gelmek*hayli zaman alacaktır. Engeller ortadan kaldırıldığında, YEK uygulamaları hızla artış gösterecektir. Bu da, sera gazı emisyonlarını sınırlayarak çevrenin korunması, fonların etkin kullanımı ve yerel ulusal enerji kaynaklarının daha doğru bir şekilde kullanımına yönelik katkılar sağlayacaktır.
TEAŞ, özellikle ilk rüzgar ve
396 ELEKTRİK ty m MÜHENDİSLİĞİ J f
III
VII. BEŞ YILLIK (1996 2000) KALKINMA PLANI HEDEFLERİ
Şu ana kadar anlatılanlardan da açıkça anlaşılacağı gibi; halihazırda beşikte olan YEK'ten elektrik enerjisi üretimi hususunda politika oluşturmak üzere yeterli bir hükümet desteği yoktur. Bu nedenle. Müdürlüğümüzce, YEK'ten elektrik enerjisi üretimine ilişkin olarak kötümser bir bakış açısıyla hazırlanan VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı, diğer bir deyişle. 2000 yılı hedefleri ekteki tabloda görülmektedir.
SONUÇ:
Görüşümüz, kamuoyu tarafın dan güçlü bir şekilde destek görmesi halinde, yenilenebilir enerji kaynak larından elektrik enerjisi üretimine ilişkin devlet politikasının oluşturu labileceği ve gerekli veya zorunlu olan mevzuat çalışmalarının mümkün olan en kısa sürede tamamlanacağı yönündedir. Bunu takiben, dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de yenile nebilir kaynak uygulamalarının, uygulama parametrelerine bağlı olarak ticari manada, konvansiyonel kaynak uygulamalarıyla boy ölçüşür sonuçlar verdiği görülecektir.
SORU : Ben bir şeyi çok merak ediyorum. 1993'te kurulduğunu söylediğiniz bu müdürlük, kamuo yunun temiz enerji konusundaki ısrarlı taleplerine karşı devletin cankurtaranı niteliğinde, göstermelik bir müdürlük mü? Yoksa, gerçekten yetkili mi? Örneğin, şu an ekibiniz kaç kişiden oluşuyor. Teşekkür ederim.
YANIT : Şu an iki kişiyiz. Konu. bilgi transferi gerektirdiğinden lisan bilen mühendislere ihtiyacımız var. Ancak, açıktan mühendis tayininin, TEAŞ'ın statüsü gereği mümkün olmadığı söyleniyor. Kurum içi eleman transferi konusunda ise, insan psikolojisine bağlı ciddi
güçlüklerimiz var. Devletin bu konuyu gerçekten mi. yoksa görünür bir şekilde mi önem sediği konusuna gelince, bu sorunuzun en doğ m yanıtını zaman verecek sanırım. Hep birlikte bekleyeceğiz ve göreceğiz.
SORU : Yanlış bilmiyorsam, EİEİ de, rüzgar, güneş gibi konularla ilgileniyor. Hatta orada, Rüzgar Enerjisi Müdürlüğü, Güneş Enerjisi Müdürlüğü gibi ayrı ayrı müdürlükler var. Bu konularla ilgili olarak, TEAŞ ve EİEİ'nin işlevleri nerede başlayıp nerede bitiyor? Özetle, bu konuda, TEAŞ ve EİEİ'nin farkı ne?
YANIT : Bu iki kuruluşun işlevlerini birbirinden ayırmak çok kolay aslında, fakat bu soruyla pek sık (giderek azalsa da) muhatap oluyoruz.
EİEİ, 12 yıldan beri, yani; Türkiye'nin güneş ve rüzgar potansiyelini belirleme işini MTA'dan aldığından beri, konuyla' ilgili Ar Ge çalışmaları yapıyor. Bu durum, Türkiye bütçesinde EİEİ'ye ayrılan payın, "Teknolojik Araştrma Geliştirme" bölümünde yer almasıyla da kendini açıkça gösteriyor zaten. Bu bağlamda, I990'dan önce, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü verilerini
alarak, teorik potansiyel belirleme çalışmaları yapmış olan EİEİ, 1990 yılı itibariyle, teorik çalışma ile tespit edilen rüzgar ve güneş yönünden ümit vaadeden nokta larda, rüzgar ve güneş ölçüm istasyonları kurarak. noktasal potansiyel belirleme çalışmalarımı baş lamış bulunuyor. Sözkonusıı kaynaklarla ilgili olarak EİEİ'nin yaptığı diğer çalış malar ise. üretime değil, Ar Ge'ye yönelik uygulama çalışmalarıdır.
Yatırımcı bir kuruluş olan TEAŞ ise; su, kömür, doğalgaz vb. kaynaklarda olduğu gibi. rüzgar, güneş, biyokütle. jeotermal ve küçük su kaynaklarının da. elektrik enerjisi üretiminde kullanılmasın dan sorumludur. Örneğin. MTA tarafından sondaj yoluyla tespit edilen linyit rezen'leri. Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlü ğü'nce, ısıtma, endüstri ve termik santral yakıtı amaçlı işletilir. TEAŞ ise, bu yakıtı elektrik enerjisi gündemine kazandırır. Bu yol. diğer kaynaklar için de geçerlidir. Aynı şekilde, EİEİ tarafından tespit edilen noktasal potansiyel değer leri. TEAŞ'ın 1995 yılı Yatırım Programı'nda 95DO9O050 no ve "Yeni ve yenilenebilir Enerji Kaynaklı Üretim Tesisleri Etüdleri (Rüzgar, güneş / fotovoltaik. Biyokütle/Katı Atık. Jeotermal gibi)" ad ile yer alan etüd proje
38 396 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
ümitti
çalışmalarında kullanılmak üzere tahsis edilen 8.3 milyar TL. kullanılarak, yapılacak /yaptırılacak fizibilite çalışmaları sonucunda. Türkiye, bu kaynaklardan elektrik enerjisi üretimi amaçlı ilk ticari örneklerini tesis etmeye başlaya caktır. Böylece, bu konuda biraz gecikmeli de olsa dünyanın gidişine ayak uydurmuş olacağız. Nitekim, sözkonustı kaynaklardan rüzgara ilişkin ilk örneğin tesis edilmesi amacıyla. VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın ilk yılı olan 1996 yılına konulan, 1 MVV'lık rüzgar çiftliğini gerçekleştirmek üzere. TEAŞ'ın 1996 yılı Yatırım Prograniı'nda: elektrik enerjisi üretimine uygun rüzgar potansi yeline sahip yörelerimizden biri olan Karabiga (ÇANAKKALE) için 1 MWlık bir rüzgar çiftliğinin kurulabilmesini amaçlayan bir etüd proje önerilmiştir.
Burada önemli olan. bu
konuya devlet bütçesinden yeterli
payın ayrılıp . ayrılmadığıdır.
Gerçekler, ne yazık ki. yeterli payın
ayrılmadığını
göstermektedir.
Örneğin, 1 2 Haziran 1995
tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen
1. Ulusal Rüzgar Enerjisi Sem
pozyumunda. EİEİ Rüzgar Enerjisi
Şube Müdürü Adnan Temiz'in
açıklamasına göre, Türkiye bütçe
sinden rüzgarla ilgili çalışmalar
için EİEİ'ye ayrılan pay. 1995 yılı
için 150 milyon TL. civarındadır.
Bu rakamla, olsa olsa 1 adet rüzgar
ölçüm cihazı saün ahnabilir.
YANIT : Tabii ki. Ancak, bu konu. biraz karışık bir konu. Aslında. Türkiye'de bugün hemen hemen her sektörde yaşandığını tahmin ettiğim bir durum sözkonusu burada da. Disiplinlerarası ilişkilerde, görev. yetki ve sorumluluk sınırlarındaki değişimler dikkate alınarak, sistem bir bütün olarak güne uyarlanmazsaki, Türkiye'de bugün bu dunun yaşanıyor devlet kuruluşlarında konu mükerrerliği ya da sahipsizliği görülebiliyor.
Bugün için. Türkiye'de, meteorolojik veriler resmen DMİ'nin görev, yetki ve sorum luluğundadır. Ancak. DMİ'nin rüzgar ve güneş potansiyel verileri, bu kaynaklardan elektrik enerjisi üretiminde kulla nılmaya uygun hassasiyette değildir. Başlangıçta şehir dışında kurulmuş çoğu ölçüm istasyonu, zamanla şehir içinde kalmış bulunmaktadır. Diğer taraftan, mevcut data ile yapılacak olan rüzgar atlas çalışmaları için gerekli 1/25000 ölçekli haritaların bile. tasarruf tedbirleri nedeniyle askeriyeden satın alınamadığı hususu, aynı sempozyumda. DMİ uzmanı tarafından dile getirilmiştir. Şimdi: bir tarafta görevli, yetkili ve
sorumlu, ancak, elindeki dalanın elektrik enerjisi üretimi için baz alınamayacağı bir DMİ var. diğer tarafta ise. görevsiz. yetkisi/, ve sorumsuz, ancak, göreceli olarak, elektrik enerjisi üretiminde kullanılmaya daha uygun, daha gerçekçi kaynak verilerine sahip bir EİEİ var. Yani: tabiri caizse davul bir kuruluşumuzda, tokmak diğer kuruluşumuzda. İşin ilginç yanı, EİEİ verilerinin devletin resmi rakamları olarak kullanılabil mesi; örneğin, su potansiyeli için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün ya da linyit için TKİ'nin vereceği veriler gibi kullanılabilmesi için. DMİ'nin onayı gerek. Kişisel kanımca, bu durumda yapılacak olan. küçük bir mevzuat değişikliği ile. enerji üretimi amaçlı rüzgar ve güneş potansiyeli belirleme çalışma larında EİEİ'yi resmen, görevli, yetkili ve sorumlu kılmaktır.
SORU : " Türkiye'de rüzgar yok. güneş yok " gibi söylemler var. Hatta, potansiyel belirleme çalış maları yaptığını söylediğiniz EİEİ'nin bile, zaman zaman bu tür fikirler öne sürdüğünü biliyoruz. Sizce. Türkiye rüzgar ve güneş
SORU : Yanlış anlamadıysam, Türkiye'de, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretiminde kullanımına yönelik çalışmaların önündeki temel engellerden söz ederken, kayda değer nitelikte olan rüzgar ve güneş potansiyel verilerinin resmi bir kimlik taşımadığını söylediniz. Bunu biraz açar mısınız? Teşekkür ederim.
396 ELEKTRİK « J * N MÜHENDİSLİĞİ * ) « /
potansiyeli yönünden ne dununda? Teşekkür ederim.
YANIT : EÎEÎ ile ilgili görüşünüz, sanırım, yaklaşık 10 yıl önceki verilere dayanıyor. Evet, bu noktada size katılıyorum. Yaklaşık on yıl evvel yaptığı teorik çalışmalar sonucu, EİEİ, nedenini ve amacını gerçekten benim de algılamakta güçlük çektiğim, Türkiye rüzgar hızı ortalaması diye, 2.5 m/sn'lik bir veri belirledi ve bu veri, ne yazık ki ulusal / uluslararası tüm literatüre girdi. Genel olarak, elektrik enerjisi üretimi için, en az 7 m/sn'lik ortalama rüzgar hızı değeri gerektiği için, "Türkiye'de rüzgar yok" söylemi, yetkili yetkisiz, ilgili ilgisiz. bilgili bilgisiz, birçok ağızda dolaştı durdu. Konuyu örneklersem, çok mantıksız olması bir yana, taşıma maliyeti nedeniyle fızibil olma makla beraber, çeşitli havzalardan elde edilen linyit karışımıyla bile, ortalama bir kalorifık değerden sözedebilirsiniz. Ancak, rüzgar ve güneş için bunu yapamazsınız. Gerçekte de, bunun hiçbir kullanım yeri ve pratik yararı olamaz. Çünkü, bu kaynaklarla çalışacak üretim tesisleri, sadece ve sadece, kurduğunuz noktadaki kaynak değerlerine göre dizayn edilirler. Daha doğrusu, bu, zorunludur. Kuşkusuz ki, son derece iyi niyetlerle yola çıkılarak tespit edilmiş olan bu 2.5 m/sn'lik Türkiye rüzgar hızı ortalaması değerinin varlığı, bu kaynağın, Türkiye elektrik enerjisi gündemine kazan dırılmasında çok ciddi bir zaman kaybına neden olmuştur. Hatta, bu 2.5 m/ sn'lik ortalama hız değeri, bırakınız elektrik enerjisini, orta lama 4 m/sn'lik bir hız değerinin yeterli olduğu mekanik enerji ve (su pompajı gibi) üretiminden yararla nılmasını bile ötelemiştir.
Hepinizin bildiği üzere; Türkiye, bir Akdeniz ülkesidir. Tüm Akdeniz ülkeleri bu kaynak
lardan yararlanmak üzere ortak çalışmalar içindeyken, komşumuz Yunanistan, fızibil bulduğu için adalarında toplam 36 MWlık rüzgar tesisine sahip olup 2000 yılı için. toplam 150 MW'lık rüzgar çiftliği hedeflemişken, Avrupa Rüzgar Atlası, tam da bizim sınır larımızda beyaza dönüşü yorken (!), " Türkiye'de rüzgar yoktur, güneş yoktur " demek, iyi niyetli bir düşüncenin ürünü olmasa gerek. Nitekim, 1990 yılından bu yana, bizzat EİEİ tarafından yürütülen noktasal potansiyel belirleme çalışmaları ile elde edilen veriler, Türkiye'de bu kaynakların yer yer, gerek mekanik, gerek elektrik enerjisi amaçlı kullanımına uygun ölçüde var olduğunu açıkça göstermektedir.
SORU : Bizim Adalarımızda elektrik gereksinimi nasıl karşılanıyor?
Örneğin, Yunanistan Adala rıyla aynı coğrafi bölgede yer alan, Bozcaada, Gökçeada gibi adala rımızda? Teşekkür ederim.
YANIT : Bizim Adalarımızın hemen hemen hepsine, deniz altın dan kablo ile enterkonnekte sistemden enerji çekilmiş durumda. Kablo kesitleri ise, uzunca bir süre tekrar işçilik gerektirmemesi için, çok uzun vadeli ihtiyaca göre belir lenmektedir.
Örneğin, Bozcaada için belirlenen kesit, tesis edildiği zamanki enerji ihtiyacının 20 katı bir taşıma kapasitesine sahip. Oysa, herkesin bildiği üzere; rüzgar türbo jeneratörlerinin sayılan ihtiyaca paralel olarak artınlabiliyor.
SORU : Avrupa Birliği'nin ALTENER PROGRAMI'ndan söz ettiniz. Türkiye'nin böyle bir programı var mı? Yoksa, Türkiye için de, bu tür bir program yapılamaz mı? Teşekkür ederim.
YANIT : Türkiye'nin henüz bu tür
bir programı yok. ancak, cıı azından, imza koyduğu. Birleşmiş Milletler Uzun Menzilli Sınırlar ötesi Hava Kirliliği Sözleşmesi ve diğer bazı imza yükümlülüklerinden ötürü, eninde sonunda, benzeri bir programı oluşturmak ve uygulamak zorunda kalacak. Bunun için de. yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması konusundaki devlet politikasının ya da çevre koruma konusundaki politikasının somut laşması gerek. Konunun, devlet politikası olarak benimsenmesi halinde, AB üyesi Ülkelerde olduğu gibi; konvansiyonel kaynaklardan elektrik enerjisi üretimi ile meydana gelen sosyal maliyetlere karşı getirilen vergi ile üreticilerin bu kaynaklan kullanmalarının aksi yönünde bir ivme kazandırılması: bunun yanı sıra, yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretim ve tüketimini desteklemek üzere, gerek tesis ve işletme gerekse tüketim aşamalarında, kullanıcıyı ciddi boyutlarda özendirici bir dizi yasal düzenleme yapılması gere kecektir. Bütün bunlar, geniş katılımla, ciddi çalışmalarla yol alınacak meselelerdir.
SORU : Karar vericilerin yanlış bilgilendirmeleri konusu ile ilgili olarak, "güncel gelişmeler hakkında hemen hemen hiç" ya da "eksik bilgiye sahip" olmalarına rağmen, yenilenebilir enerji kaynakları hakkında "negatif önyargılı olduklan" gibi bir iddiada bulundunuz. Bu görüşe nasıl vardınız? Teşekkür ederim.
YANIT: Bunun bir örneğini, daha
önceki bir sonıyu yanıtlarken
açıkladım. Şu. 2.5 m/sn Türkiye
rüzgar hızı ortalaması konusu. Bir
diğer somut örnek ise; Dünya Enerji
Konseyi Türk Milli Komitesi
organizatörlüğünde, Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı ve özel
sektörün katkılarıyla 17 22 Ekim
1994 tarihlerinde. İzmir'de.
Cumhurbaşkanlığı
düzeyinde
4 0 396 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
gerçekleştirilen 6. Enerji Kongresi 1. Enerji Giinü'nde. MTA Genel Müdürü'nün. "Türkiye'de rüzgar yok" diye ısrarla vurgulamasıdır. EVet, rüzgar ve güneşle ilgili potan siyel belirleme çalışmaları. 1983 yılında EİEİ tarafından alınmadan önce. ilgi kurmakta güçlük çekilebilir ama. MTA'da yürütülüyordu. Ancak, son 12 yıldır konu ile ilgili hiçbir çalışmanın içinde olmayan bir kuruluşun Genel Müdür düze yinde temsil edildiği bir sunuşta, böylesi bir durum yaşanması ve konu ile ilgili ve bilgili "Kuruluş" temsilcilerinin de. bu yanlış bilgilendirmeye müdahale etme meleri, beni hayli şaşırtmıştı. Bu konuda örnek çok. ama zamanı kötü kullanmamak için. bu örneklerle yetinmenizi diliyorum.
SORU : 15 yıllık uzun dönem elektrik enerjisi plan periyodunun sonu olan 2010 yılı itibariyle yenilenebilir enerji kaynakların dan elektrik enerjisi üretiminin.
olduğu. Araştırma Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığın da diğer bir müdürlük; Üretim İletim Planlama Müdürlüğü yürütüyor. Konu, doğrudan görevli ve sorumlu olduğum bir konu olmadığından, size yeterli açıklıkta bir yanıt veremeyebilirim. Ancak, bildiğim kadarıyla, kullanılan Elektrik Üretim Tüketim İncele mesi Modeli olan WASP, bazı parametreleri görmüyor. Şu an için yenilenebilir enerji kaynaklan bu durumda. Fizibilite çalışmaları sonucu, sözkonusu kaynaklarla yapılacak üretimler somutlaştıkça, modele ilişkin gerekli değişik liklerin yaşama geçirileceğini zannediyorum.
SORU: VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı hedefleri, diğer bir deyişle, 2000 yılı hedefleri tablosunda, rüzgar ve güneşe ilişkin potansiyel değeri koymamanızın nedeni nedir? Bu dununda, tablodan sanki rüzgar ve güneş enerjisi yok muş gibi bir anlam çıkıyor. Teşekkür ederim.
bu değeri kullanıyor teorik rezen hesabeden MTA. 1993 yılında yaptığımız VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı Elektrik Enerjisi Alt Komisyonunun. Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklı Üretim Tesisleri Alt Gnıbıı olarak talep ettiğimiz; elektrik enerjisi üretimi amaçlı jeotermal enerji için 250 MWlik rezerv değeri verdi. Bu büyük farkın nedenini sorduğumuzda. "farklı sondaj noktalanndan girilerek açılan kuyuların yeraltında birleştiklerini saptadıkları" gibi bir açıklama getirildi. Fakat yine de. size katılıyorum. O bölümlerin boş bırakılması. Türkiye'de bu kaynaklar yokmuş gibi yorum lanabilir. O nedenle. Türkiye'de bu kaynaklara ilişkin toplam kullanı labilir rezervin henüz saptanma dığı, teorik verilere de şu an için itibar edilmediği gibi bir not düşülebilir, tablonun altına.
YUNUS ARIKAN : Somlar bitecek gibi değil. O nedenle, programı aksatmamak yönünden bundan sonraki sorularınızı müm künse arada yöneltiniz lütfen. Son olarak ekleyeceğiniz bir şey var mı? Teşekkür ederim.
toplam elektrik enerjisi içindeki katkısının % 5 olarak belirlen diğini söylediniz. Ben, TEAŞ'ın bu çalışmasını incelemiştim. Orada böyle bir hedef yok. Bunu açıklar mısınız lütfen? Teşekkür ederim.
YANIT : Türkiye Uzun Dönem Elektrik Üretim Tüketim Modeli aşamalarını, birimimizin de bağlı
YANIT : Çok haklısınız. Teorik de olsa o değerleri koymak lazım. Ancak, rüzgarla ve jeotermal ile ilgili çok yanıltıcı teorik bilgilere tanık olduktan sonra, doğrusu, bu "teorik değerler" konusunda tem kinli olma ihtiyacı duyduk, birim olarak. Örneğin, birkaç sene önceye kadar jeotermal enerjiden elektrik enerjisi eldesi için 4500 MW'e eski kaynak kullananlar hâlâ
YANIT : Son olarak bir şey daha eklemek istiyorum. Konuk dostlarımız biliyorlardır. Kuzey Ülkelerinde. son zamanlarda geliştirilen ve pilot uygulamaları baş latılan bir planlama biçimi var; Bölgesel planlama. Bu planlama modelinde; o bölgeye ait tüm veriler Coğrafık Enformasyon Sistemi (GİS) yoluyla toplanıp yine, tüketime karşı gelen en uygun enerji türleri değerlendiri lerek, o bölgede kullanılacak en fızibil enerji kaynakları sap tanıyor. Bu planlama modelinde, öncelikle bölgenin kendi kaynak lan değerlendirildiğinden, kullanı lan kaynaklar, genellikle, rüzgar, güneş, biyokütle, jeotermal ya da su gibi yeni ve yenilenebilir, enerji kaynaklarından bir ya da birkaçı
oluyor. İletim ve dağıtım kaybına
neden olmadan, yerinde ve
gerektiği kadar üretilip talep
arttıkça kolaylıkla ilave yapılarak
kullanılan yeni ve yenilenebilir
enerji kaynaklan: çok büyük
yatırımlar
gerektirmemeleri,
çoğunlukla sıfır ya da sıfıra yakın
kaynak maliyetlerine
sahip
olmaları, konvansiyonel yakıt
üretim tesislerine kıyasla çok kısa
sürelerde inşa edilebilmeleri,
merkezi yönetimlere ihtiyaç
duvulmadan. yerel yönetimler va
da özel sektör tarafından finanse edilebilir cazip istihdam sahaları oluşturmaları ve konvansiyonel kaynaklara göre. tartışma götürmez bir şekilde çevre dostu olmaları gibi nedenlerle, giderek tercih edilir konuma gelmiş bulunmaktadırlar.
TÜRKİYE'DE ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİNDE YENİ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI VERİLERİ VE VII. BEŞ YILLIK
KALKINMA PLANI HEDEFLERİ
KAYNAK TÜRÜ, „
ÜLKE REZERVİ (MW)
RÜZGAR
GÜNEŞ PV
GÜNEŞ SANTRAL
ÇÖP
JEOTERMAL
KÜÇÜK MİNİ MİKRO SU SANTRALLARI (<10 M W)
(**) (**) (**) (**) 250,,, 796.2
GÜÇ
(MW)
190,2J
20.4
132.2,,, 346.6
TESİS (*) MALİYETİ (S/kW)
ÜRETİM (GWh)
ÜRETİM(*) MALİYETİ (cent/kWh)
1000 1500 —
6000 7000 —
25 29
8 10
2000(on)
467(on)
1631(ım, 4 8«.n)
268.4W 749.8^,
1. Plan döneminde, halen Dünyada mevcut: AR GE aşamasında veya ticari uygulamaya geçilmiş olan. rüzgar. güneş, biyokütle (zararsız kırsal/kentsel/endüstriyel katı/sıvı/gaz atık ve artıkları), jeotermal. küçük su. dalga, hidrojen vb. birincil enerji kaynaklarından, sadece yukarıdaki kaynaklar önerilmektedir.
2. İstanbul 4x25 MW. Ankara 2x25 MW. İzmir 2x20 MW. 3. Mevcut sistemle değerlendirilebilecek olan 200°C'nin üzerindeki sıcaklığa sahip rezerv.
4. Devre dışı su santralleri dahil. (*) Tesis ve üretim maliyetleri VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı çalışmasının yapıldığı 1993 yılma aittir.
Maliyetler teknolojik gelişmeler doğrultusunda giderek düşmektedir.
(**)Kesin veriler henüz saptanmamıştır.