Elektrik Mühendisliği · Sayı 474 · Ekim 2024

“BAŞARI İÇİN DERS DİNLEME DİSİPLİNİ VE ÇALIŞMAK ŞART”

Bahar Tanrısever

Mühendislik eğitimi Söyleşi

Yıl
2024
Sayfa
2
Okuma süresi
5 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik eğitimi

İlgili: Kadın ve toplumsal cinsiyet, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • Belgin Türkay
  • İTÜ
  • Yayın Ödülü
  • CIGRE
  • TEPES Dergisi
  • akademik performans

Özet

İTÜ Elektrik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Belgin Türkay ile 2023 Yılı Yayın Ödülü, akademik çalışmaları, öğrenci profili ve başarı için disiplinli çalışmanın önemi üzerine yapılan söyleşi.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

İTÜ Elektrik Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Odamız Üyesi Prof. Dr. Belgin Türkay, 2023 Yılı Yayın Ödülü aldı…

Bahar Tanrısever EMO Basın Görevlisi [email protected]

EMO Basın- İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektrik-Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği Bölümü Başkanı ve Odamız üyesi Prof. Dr. Belgin Türkay, İTÜ’de 2023 yılında yayın bazlı en yüksek performans gösteren öğretim üyeleri arasında yer alması nedeniyle Yayın Ödülü aldı. Çok çeşitli alanlarda çalışmalar yaptıklarını, belirli bir düzeye getirdiklerinde de bunu yayına dönüştürdüklerini anlatan Türkay, özellikle makale hedefiyle hareket etmediğini belirtti. Bölüme gelen öğrencilerin niteliğinin yıldan yıla çok değiştiğini, artık daha “hazırcı” olduklarını anlatan Türkay, başarı için ders dinleme disiplini ve çalışmanın şart olduğunu vurguladı.

İTÜ’nün Akademik Performans Ödülleri 25 Nisan 2024 tarihinde törenle sahiplerine verildi. 3 ayrı kategorideki ödüller; 2021-2023 yılları içerisinde bölüm içinde en yüksek akademik performans gösteren öğretim üyeleri, 2023 yılında bölüm içinde yayın bazlı en yüksek performans gösteren öğretim üyeleri ve 2023 yılında bölüm içinde yayın bazlı en yüksek performans gösteren araştırma görevlilerine sunuldu. Buna göre akademik performans kategorisinde 120 öğretim üyesi, yayın kategorisinde 119 akademisyen ve araştırma görevlisi ile yayın kategorisinde 82 isim olmak üzere 321 kişi ödül aldı.

Elektrik Mühendisliği Dergisi olarak, 2023 Yılı Yayın Ödülü’ne değer görülen Üyemiz Prof. Dr. Belgin Türkay ile bir röportaj yaparak, çalışmalarını, öğrencilerini, sektörün durumunu ve gençlere önerilerini

konuştuk. Lisans ve doktora eğitimini İTÜ’de tamamlayan, hala aynı fakültede Bölüm Başkanlığı’nı sürdüren Türkay, aynı zamanda Uluslararası Büyük Elektrik Sistemleri Konseyi’nde (The International Council on Large Electric Systems-CIGRE) aktif görev yapıyor. Ayrıca 3. yılını dolduran ve Tr dizine giren TEPES (Turkish Journal of Electrical Power and Energy Systems) Bilimsel Dergisi’nin Baş Editörlüğünü yürütüyor. TEPES Dergisi, ücretsiz ve herkesin kullanımına açık olmasıyla dikkat çekiyor.

İTÜ’nün ödüllerinin bölüm bazında değerlendirildiğini, kendisinin bölüm içinde en çok yayın yapan üç kişiden biri olduğunu anlatan Türkay, üniversitenin 2022 yılında “öğretim üyesi başına 2 makale” hedefi koyduğunu, Elektrik Mühendisliği Bölümü’nün fakülte içindeki diğer bölümleri de geçerek, kişi başına 2.09 yayınla fakülte bazında birinci olduğunu belirtti. Fakülte içindeki Elektronik Mühendisliği ile Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği bölümlerinin ortalamalarının 1.5-1.4 civarında olduğunu anlatan Türkay, şöyle konuştu:

“Elektrik Mühendisliği bölümümüz bu yıl üniversite ortalamasının üzerinde yayın yaptı. Bölüm olarak öyle bir farkımız oluştu. Biz de 3 kişi olarak en çok yayın yapan olduk, tabi bu en çok yayın için kişinin 5’in üzerinde yayın yapması lazım. Biz yayın olarak tanımladığımız zaman bunu herkes biliyor sanıyoruz. Bunlara konferans sunumları girmiyor. Herhangi bir ulusal dergide yaptığınız yayınlar girmiyor. Sadece uluslararası SCI indeksli makalelerden bah-

sediyoruz. Konferanslarda 10 kez de sunum yapsanız bu sıralamaya giremiyorsunuz. Bu sıralamaya girebilmeniz için WOS’ta taranan, SCI indeksli Q1. Q2 makale yapmış olmak gerekiyor, farkı o. Q3 ler bile sayılmıyor. Benim WOS’ta taranan 5 makalem vardı.”

“Siber güvenlik ataklarını yüzde 80 tespit ediyoruz”

Türkay, çalışma alanlarının çok çeşitli olduğunu, yenilenebilir enerji, akıllı şebekeler ve dağıtım şebekelerinin yanı sıra depolama alanında da çalışmalar yaptığını ve güç sistemlerinde harmonikler konusunda patenti olduğunu kaydetti. Son dönemde 2 doktora öğrencisinin depolama üzerine çalıştığını ve yeni biten bir doktora tezinin de “şebekelere yapılan siber güvenlik ataklarının yüzde 80 oranında tespit edebilmesini sağlayan bir sistemi” konu edindiğini bildirdi.

Özellikle yayın yapma hedefiyle yola çıkmadıklarını, ancak çalışmaları belirli bir düzeye gelince bunu makaleye dönüştürdüklerini anlatan Türkay, ekip çalışmasının önemine işaret ederek, şunları söyledi:

“Yenilenebilir enerji laboratuvarımız var, asistanlarım da artık işin ucundan tutuyorlar. Başka üniversitelerde hoca olan öğrencilerim var onlar da katkı veriyor, bir noktaya geliyoruz ama ben kendime ‘yayın yapayım da, bu sene 3 olsun da öbür sene 5 olsun’ gibi bir hedef koymuyorum, öyle bir şeye ihtiyacım yok. Ben sadece çalışmalar iyi bir noktaya gelince yayın yapıyorum.”

Öğrenci Profili Değişti

Her geçen yıl bölüme gelen öğrenci profilinin değiştiğini anlatan Türkay, kendi öğrencilik döneminde araştırma vb. çalışmalarını kendi başlarına yaptıklarını, şimdiki öğrencilerin ise çok fazla yönlendirmeye ihtiyaç duyduklarını vurguladı. Danışmanın rolünün çok önemli olduğunu anlatan Türkay, “Öğrenci o konuyu seviyor mu, yapabiliyor mu, yapamıyorsa konuyu ne noktaya kaydırmalıyım, bunların tespiti hep danışmanda artık. Yani her öğrenci her şeyi yapamıyor. Bakıyorsunuz o konuda tıkanıyor, siz o konuda tıkandığını görüp başka konuya doğru akıtmak zorundasınız. Birçok şeyi de bazen ben yapıyorum danışman olarak. Öğrenciler kendini zorlamıyor ve hazırcı oldu sanki” diye konuştu.

Hazırcılığın sadece kendi fakültelerinde değil tüm yükseköğretim düzeyinde genel bir sorun olduğunu kaydeden Türkay, “Öğrenciye ‘Şunu yapabilir misin’ diye soruyorsun, ben yapamayacağının farkındayım ama ‘Yaparım’ diyor. Aradan 1 ay geçiyor,

tekrar sorduğumda ‘Ben onu nasıl yapayım?’ diyor. Yani neyi yapıp yapamayacağını bilmiyor, her şeyin önüne hazır konulmasını isteyen bir grup var maalesef. Ama aralarında iyiler de var” dedi.

Prof. Dr. Belgin Türkay, gençlere yönelik önerilerini de şöyle dile getirdi:

“Bir noktada büyük hata yapıyorlar, ‘O benden çok zeki, ben o kadar zeki değilim’ gibi bir önyargıları var. Burada zeka önemli değil, kimisi bir şeyi 1 saatte anlar, diğeri 1 günde anlar. Kimisi 1 saat çalışır yapar, diğeri 1 gün çalışır yapar. Önemli olan sonuçtur. Herkes o işi yapar, yapma süreleri farklı. Buna çok takılıyorlar. O 1 saatte yapanlar ileride tembel oluyor. Her şeyi hızlı yapmaya alıştıkları için disiplinli çalışma özelliklerini kaybediyorlar. Bu çok kötü... Bir de şu var, ders dinlemek onlara gereksiz gibi geliyor. Ders dinlemek hayattaki ilk disiplindir. Ders dinleyerek kendinizi disiplinli olmaya alıştırıyorsunuz. İş hayatına hazırlıyorsunuz.”

“Okumak yetmez, yazan başarılı oluyor”

Sadece okuyarak ya da izleyerek öğrenilemeyeceğini yazmanın şart olduğunu belirten Türkay, şunları söyledi:

“Yazan başarılı oluyor. Çok iyi bir öğrencim var, o kadar çok yazıyor ki, hepsinden başarılı. Bazı şeyleri yapmasına ben bile inanamadım. Doktora öğrencim yapamadı, o yaptı. Ama çalışıyor tabi. Çalışmadan bir şey olmaz. Derse girmek, dersi dinlemek, derste öğrenmenin ilk aşaması ama bir de kendini disipline ediyorsun. O büyük bir disiplin. Bugün üst düzeye gelmiş insanlardan dersi kırmış kimse yok. Onların hepsi derslerine düzgün devam etmiş insanlar.”

Türkay, meslek hayatında kadın mühendis olmaktan kaynaklı bir zorluk yaşayıp yaşamadığı sorusu üzerine cinsiyetçi yaklaşımlara karşı olduğunu, kadın mühendis ayrımını da sevmediğini vurguladı. Pozitif ayrımcılık denilerek kadınların haksız biçimde bir yerlere getirilmesine de karşı olduğunu anlatan Türkay, bunu uluslararası arenada da birçok kez ifade ettiğini söyledi. Türkay, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bence hiç cinsiyetçi olarak düşünmeden çalışmak lazım. Ben hiç öyle düşünmedim, muhakkak bir şeylere uğramışımdır ama aldırmadım, onun altında da ezilmedim. Yaptığıyla kaldı. Ama böyle kadın mühendis, pozitif ayrımcılık gibi kavramlar bence zannedildiği gibi kadınlara iyilik değil, tam tersi etki yapıyor. Ben bölüm başkanıyım çok idarecilik yaptım ama hiçbir zaman da kadın olduğum için buraya getirilmedim, bu işi yapabileceğim için getirildim.”