Elektrik Mühendisliği · Sayı 474 · Ekim 2024

EDİTÖRDEN

Ramazan Pektaş

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
2024
Sayfa
3
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Bilgisayar, yazılım ve internet

Anahtar kelimeler

  • yapay zeka
  • teknoloji bağımlılığı
  • tüketim toplumu
  • kapitalizm
  • etik değerler
  • sosyal medya

Özet

Editör, teknolojinin hızlı gelişiminin insan davranışları, toplum ve doğa üzerindeki etkilerini; yapay zeka, tüketim çılgınlığı ve kapitalist sistemin teknolojiyi metalaştırmasını eleştirel bir bakışla değerlendiriyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Ramazan Pektaş Elektrik Mühendisleri Odası 49. Dönem Yönetim Kurulu Yazmanı [email protected]

GERÇEKÇİ OL, İMKÂNSIZI İSTE*

Baştan söylemeliyim ki bu bir polemik yazısıdır.

İnsanlığın izlenebilir tarihinin ilk yıllarında, yontma ile başlayan alet yapma sevdası binlerce yıl içinde yavaş yavaş gelişerek çağına göre insanlara daha fazla refah getiren teknolojik buluşlar ve uygulamalarla devam etmiştir. Özellikle Sanayi Devrimi sonrası buharlı makineların icadı ve teknolojik ilerlemelerin getirdiği kolaylıklar 20. yüzyılda transistörün bulunmasıyla birlikte şaha kalkmıştır. Öncesindeki buluşların önemli bir kısmının (telefon, televizyon, bilgisayar vb. gibi) ilk anda değeri anlaşılamamış olsa da zaman içinde bir noktadan sonra çok hızlı ilerlemeler kaydetmiştir.

Teknolojinin hızlı ilerleme süreci ve buna bağlı olarak da teknolojik ürünlerin hem fiziksel büyüklüklerinde hem de edinme maliyetlerindeki düşüş, yaygınlaşmasını da beraberinde getirmiştir. Özellikle 2000’li yıllarda hayatımızda daha sık görmeye başladığımız ve hatta kanıksadığımız akıllı “şey”lerin sayısı o kadar arttı ki takip etmekte zorlanıyoruz. Akıllı telefonlar, akıllı binalar, akıllı buzdolabı, akıllı fırın, akıllı şebekeler, akıllı arabalar, akıllı ayakkabılar, akıllı yollar diyoruz ancak nerede duracağını şimdilik bilemiyoruz. Şu an gündemdeki yapay zekâ akıllı ayrı ayrı “birçok şey” yerine “bir” uygulama ile akıllı “çok şey” olarak düşünülebilir.

Biz Eskiden…

Biraz eskilere, bundan 80-100 yıl öncesine gidersek, çocukların oyuncaklarının ebeveynleri tarafından yapıldığı veya yapmanın öğretildiği, matematiksel işlemler için çarpım tablosunun ezberlendiği, ya-

* - Ernesto Che Guevara

kın mesafelere yürünerek, evcil hayvanların çektiği arabalarla veya hayvan sırtında gidildiği dönemleri hatırlayan çok az kişi çıkar. Ama bunları yaşayan, dinleyen ve hayal edebilen bir kuşak hala hayatta. Daha yakın bir tarihte, 30-40 yıl önce mühendislik öğrencileri T-Cetveli ile karikatürize edilirken, günümüz kuşağı mühendislik öğrencilerinin kaçta kaçı T-Cetvelini duymuş veya görmüş olabilir? Şimdi en basit matematik hesabının akıllı telefonla yapıldığı, yol tarifi diye bir şeyin kalmadığı, GPS ile konuma gidildiği, akıllı telefonlarla herkese her yerde ulaşıldığı, yerimizden kalkmadan uzaktaki kişilerle görüntülü toplantıların yapılabildiği, dünya dışı gezegenler veya gök cisimlerinin zaman farkıyla izlenebildiği bir devirdeyiz. Yıllar önce kızıma, “Bizim üniversite okuduğumuz dönemde cep telefonu, İnternet ve e-posta yoktu” dediğimde inanmaz gözlerle bakmış hatta “Televizyon renkli değil siyah beyazdı” dediğimde de “Yok artık buna inanmamı bekleme” demişti. Halbuki bu bir gerçekti: İlk televizyonlar siyah beyazdı ama günümüz teknolojisi ile iç içe büyüyenlere bu, gerçek olamayacak kadar saçma görünüyor.

Ya Sonra

Teknolojinin hızlı gelişimiyle son 30-40 yılda insanlarda daha bireysel tavır sergileme yönünde davranış değişikliği gözlenmeye başladı. Sistematik olmayan ama daha hızlı sonuç alma yaklaşımı, teknolojik değişimlerin alışkanlık haline getirilmesi ve toplumun tüketime özendirilmesini üst üste koyduğumuzda ortaya genetik olmasa da davranışsal bir büyük değişim ya da alt üst oluşun görüntüsü çıkar. Eğer bu büyük değişimin yararlı mı yoksa zararlı mı

olduğundan çok insan davranışlarındaki karşılığına

lerini sanal ortamlarda göstermeleri ile görevlerini

bakarsak, düşünüp analiz etme refleksinin yerini

yapmış olma düşüncesine kolaylıkla geçmektedirbüyük oranda hızlıca sahip olunan bilgiden cevap

ler. Elbette toplumsal tepkinin ve belli konulardaki

vermeye dönüştüğünü yani düşünmek ve analiz etduyarlılıkların gösterilmesi önemlidir ancak bunun

mek için zaman kaybedilmediğini (!) söyleyebiliriz.

sanal hayatın dışında gündelik hayatta olmaması

Bunda büyük ölçüde İnternet erişiminin ve bilgiye

durumunda aslında yapılabilecek çok fazla seçenek

erişimin kolaylaşmasının ve bunun sonucu olarak

kalmamaktadır.

bireylerin daha çok bilgiye sahip olmasının rolü vardır. Diğer yandan

İnsanlık Nereye Gidiyor?

ister doğru bilgiye ister

Evet, günümüzde uzak

yanlış ve yanıltıcı bilgiye

gök cisimlerini izleyebu kadar kolay ulaşılmabiliyor, milyarlarca yıl

sının sonucunda analiz

önce olmuş astronoözelliğinin kaybolmaya

mik olaylar hakkında

başlamasının etkisiyle,

ipuçları yakalayabilitoplumu siyasal alanda

yor, yeryüzünde binmanipüle etmek, kişilelerce milyonlarca yıl

ri dolandırmak, bireyler

önce oluşan felaketleri

arası ilişkileri zayıflatve sonuçlarını anlayamak, toplumsal-sosyal

biliyoruz, yüz yıl veya

duyarlılıkları kaybetiki yüz yıl sonra nasıl

tirmek, ekonomik gelir

bir dünyada yaşayacağıdağılımındaki veya devlet aygıtının işleyişindeki

mızı öngörebiliyoruz. Bugünlerde ise her şeyi hatta

bozulmaları gizlemek gibi olumsuzluklar da yaygın

bilimsel buluşları bile yapay zekaya yaptırmaya çahale gelmeye başlamıştır. Birçoğumuz sosyal medlışıyoruz. Bu gidişat, insanın yeryüzündeki varoluş

ya ortamlarında çok eski veya gerçek dışı bilgilerin

amacını sadece dünyaya gelip tıbbın elverdiği süre

güncel ve doğru bilgiden çok daha hızlı yayıldığını

kadar yaşayıp (bunu da uzatma çabaları var) bu

görmüşüzdür.

dünyadan göçmeye indirgenme-

Delikli Demirin İcadı ve Kitlesel İmha Yöntemleri

“İnsanların, bitkilerin,

sine doğru yol almaktadır. İnsanların, bitkilerin, hayvanların doğal/ evrimsel olmayan yollarla geneti-

Makineleşme veya hayatımıhayvanların doğal/

ğini değiştirmenin etik değerler

zı kolaylaştıran uygulamaların hep daha iyisini, daha hızlısını, daha ucuzunu (ama daha pahalıya) satma iddiasındaki kapitaevrimsel olmayan yollarla genetiğini değiştirmenin etik değerler açısından

açısından tartışılmadan yapılması önemli bir sorun olarak algılanmamaktadır. Yapay zeka başta olmak üzere, teknolojik bağımlılist açgözlülüğün sınırları yoktur.

tartışılmadan yapılması

lığa atfedilen önemin sınırsızlığı

Diğer yandan teknolojinin etik değerlerinin olmadığını da görebiliriz. Yüzyıllar önce “delikli

önemli bir sorun olarak algılanmamaktadır. Yapay

insanlığın geleceği açısından ürkütücüdür. Bireyin ve toplumun daha rahat ve konforlu yaşamasıdemir icat oldu, mertlik bozul- zeka başta olmak üzere, nın hedeflenmesi varoluşumuzun

du” derken günümüzde mertliğin adının dahi anılmadığına, kimyasal silahlar dahil kitlesel imha silahlarının saha testleri

teknolojik bağımlılığa atfedilen önemin sınırsızlığı insanlığın

sebeplerinden birisi olarak elbette önemlidir. Diğer yandan ise, teknolojik gelişmenin insan, toplum ve doğa yararı yerine iş dünyasıiçin yerel ya da bölgesel savaş çıgeleceği açısından

nın kar güdüsüne endekslenmesi

ğırtkanlıklarına hatta yer yer bu denemeler için sıcak çatışmalar

ürkütücüdür.”

de ciddi biçimde sorgulanması gereken bir noktadır. Son 200

yaşandığına şahit oluyoruz. Sosyılda, binlerce milyonlarca yılda

yal medya denilen ama aslında

oluşmuş yeraltı ve yerüstü kayinsanları asosyalleştiren ve yaşamı sanal bir dünnaklarını, bitmez bir açgözlülükle tahrip ediyoruz.

yaya hapseden gelişmelerin sonucu bireyler, tepki-

Milyonlarca yılda oluşan madenler, tarihsel miras,

doğal doku, ormanlar, akarsular, diğer canlılar gibi değerlerin dünyanın 4,5 milyar yıllık tarihine kıyasla çok küçük bir zaman diliminde metalaştırılıp tüketilmesi veya tahrip edilmesi hakkına sahip olup olmadığımız, etik değerler ve geleceğe miras açısından tartışılmalıdır. Ayrıca dünya dışında yaşam alanları araştırmalarının da hız kazandığı bilinmekte, ancak dünyayı mahvetmiş (veya mahvetmenin eşiğine getirmiş) insanlığın başka gök cisimlerini de aynı akılla mahvetmeyeceğini kim söyleyebilir?

Savunma adı verilen ama aslen bir savaş sanayii olan silahlanma sektörüne ayrılan kaynakların beslenme, barınma, sağlık, eğitim, enerji, ulaşım gibi insani ihtiyaçlara yöneltilememesi bugün yaşadığımız birçok sorunun kaynaklarından birisidir. Teknolojik cihazların (akıllı telefonlar, saatler, arabalar, bazı yazılım uygulamaları vb.) her yıl yeni versiyon adı altında çok basit özelliklerin eklenmesiyle pazara sürülmesi sonucu kullanıcıların yeni çıkan modele heveslendirilmesi ve tüketime özendirilmesi ciddi şekilde sorgulanmalıdır. Şu soruya verilecek gerçekçi bir cevap birçok konuya ışık tutacaktır: “Halen iş görür durumda olan bir modelin yükseltilmesine gerçekten ihtiyaç var mı?” Teknoloji, “üretenlerin ve satanların (daha fazla) kazanç sağlaması için değil, bireyin ve toplumun ihtiyacı ve refahı için olmalıdır”’ ilkesi çerçevesinde bir davranışın toplumda yaygınlık kazanması belki teknoloji çılgınlığına bir parça çözüm olabilecektir.

Bu noktada, zaman zaman duyduğumuz kişisel bilgilerin çalınması, kurumsal sitelerin ele geçirilmesi, başarısız bir yazılım güncellemesi sonucu bütün dünyanın uçak seferleri dahil kriz yaşaması ve yakın zamanda bir yapay zeka uygulamasının ele geçirilmesi gibi somut sorunlar da teknoloji bağımlılığında olası felaket senaryolarının düşünülmesi gerektiğine işaret etmektedir.

Ne Yapmalı?

Feodaliteyi tasfiye ederek egemen hale gelen kapitalist sistem, onlarca kriz yaşamış, emeğiyle geçinen kesimlere yönelik elindeki her gücü umarsızca

kullanmış ve kullanmaya devam etmektedir. Yaşadığı krizleri kendi açısından fırsata çeviren sistem, faturayı hep emeği ile geçinenlere ödetmiş olmaktan (ve ilerde ödetmek istemekten) herhangi bir utanç duymamaktadır. Etik ve insani değerleri göz ardı eden sistemin, teknolojiyi de metalaştırması ve piyasalaştırması beklenmedik bir şey değil. Doğal kaynakların mühendislik felsefesine uygun olarak en iyi şekilde kullanılması, bireylerin satın alma gücünün gerçek ihtiyaçlara yönelmesi, hızlı tüketime paralel olarak ortaya çıkan atıkların, çevresel etkilerin azaltılması gibi toplumsal fayda odaklı bir yaklaşımın gerekli olduğu açıktır. Teknolojinin insan, toplum ve doğa yararına kullanımının öncelenmesi, kamusal gücün ve değerlerin gerek teknolojik gelişmeler gerekse ekonomik girdilerin toplum kesimlerine daha eşit dağıtılabilmesi bakımından sosyal/sivil oluşumların ve örgütlenmelerin müdahil olabilmesine yönelik çabaların artması bir seçenek olabilir. Aksi halde, gözü doymak bilmeyen kesimlerin hırsları uğruna kaynakları israf derecesinde kullanan, geniş halk kesimlerine daha iyi yaşam standardı yerine daha fazla yoksulluk üreten bir dünyaya mahkum oluruz.