Elektrik Mühendisliği · Sayı 412 · Şubat 2002

EMO'DAN

Kemal B. Ulusaler

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme

Yıl
2002
Sayfa
3
Okuma süresi
3 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • EMO Yönetim Kurulu
  • şube genel kurulları
  • demokrat mühendisler
  • nükleer santral ihalesi
  • özelleştirme
  • IMF

Özet

EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Kemal Ulusaler, şube genel kurulu süreçlerini, demokrat mühendislerin seçim başarılarını ve dönem içinde yaşanan ekonomik-siyasi krizleri değerlendirdiği bir başyazı kaleme alıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

(02 dan...

Kemal ULUSALER Oda Yönetim Kurulu Yazmanı

Dün sabaha karşı kendimle konuştum Ben hep kendime çıkan bir yokuştum Yokuşun başında bir düşman vardı Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaag. Asaf Yeniden merhaba... Geçen sayımızda söz ettiğimiz büyük su yu özleyen çocuklar bir engeli daha aştılar. Yaşanan genel kurullar sürecinin bize gösterdiği, Demokrat Mühendislerin bir kez daha oda yönetiminde görev üstlenecekleri idi.

Sırasıyla İzmir, Samsun, Adana, İçel, Gaziantep, Bursa, Diyarbakır, Denizli, Kocaeli, Antalya ve Ankara şube genel kurulları başarılı ve EMO ya yakışır bir olgunlukta gerçekleşti. Yapılan seçimler sonucunda da bu şubelerde yönetim kurullarına demokrat mühendisler seçildi. gzellikle Antalya ve Ankara da yaşanan genel kurul süreçleri kararlılık, doğru bir duruş ve davranış bağlamında tam bir demokrasi sınavı idi. Ve yine bu süreç, devlet olanaklarını EMO daki demokratik mevziyi yıkmak amacıyla kullanmaktan çekinmeyen, bunu da seçimlere resmi araçla adam taşıyacak kadar pervasızca yapanların oyunlarını bozan bir süreç oldu. Ayrıca yaşananlardan, demokratların imama kızıp oruç bozmak gibi bir lüksünün olamayacağı, çözümün kendi içimizde mevcut olduğu, demokratlar arası ilişkinin hiçbir zaman bir pergelin ayakları arasındaki ilişki gibi olamayacağı mesajlarını aldık. Bir kez daha aşkı besleyen en önemli unsurun güven olduğunu gördük.

37. Dönem... Gelinen noktada hem 37. dönem EMO Yönetim Kurulu üyesi olarak hem de sade bir vatandaş olarak geçen iki yılı mevsimsiz yaşanmış yıllar gibi görüyorum. Bu yıllar içinde baharda kışı, kışta baharı içi içe yaşadık. Tek bir gerçek; daha fazla borçlandık, daha fazla yoksullaştık.

Yine bu süreç içerisinde nükleer santral ihalesi, arabağlantı anlaşması, 595 ve 601 sayılı KHK lar ve Aktaş gibi kazandığımız mücadelelerin sonuçlarını kamuoyuna iyi anlatamamış olmalıyız ki, sonuçta; ne İsa ya yarandık ne Musa ya. Amacımız da bu değildi ama keşke bu ülkenin insanı olarak tünel uçlarında ışık ararken hiç değilse kendi içimizdeki ışığa uzak durmasaydık. Bu kadar da siteme hakkımız var sanırım.

Yine geçtiğimiz dönem içerisinde dergimizi periyodik bir düzene oturttuk ve üyelerimize daha yakın olduk. gzellikle 409 ve 410. sayılar ve e-dergiyle elektrik-elektronik ve bilgisayar mühendisi meslektaşlarımıza doğru bir adım attık. Karşı adımı bekliyor daha da yakın olmayı umuyoruz.

Uzmanlık alanımız penceresinden ülkemize bakacak olursak; yaşanan ekonomik krizden belimizi doğrultup siyasi krizi göremedik. Oysa görülmesi gereken siyasi kriz, milliyetçiliğin sağ ve sol ( ) arasında paylaşıldığı, teslim olma konusunda çoktan karar vermiş de kime -AB

\H PL $%' ye mi- teslim olacağını tartışan sözde iktidarın bize yaşattıklarıydı.

Gözden kaçan, Yüzbaşı Corelli nin Mandolini filminde olduğu gibi, yaşadıkları adayı İtalyan faşistleriyle yüksek rütbeli bir Alman faşistinden hangisine teslim edeceklerini tartışan Belediye Meclisi yle mevcut Bakanlar Kurulumuz arasındaki farkın ne olduğu idi.

Gözden kaçan, Dünya Bankası ve IMF yasaları yaparken, enerji ve telekomünikasyon alanında -tarımda, sanayide ve diğerlerinde olduğu gibi- teslimiyetimiz ve yarınlarda yaşayacağımız kaostur. Yine gözden kaçan, mevcut siyasi yapının santralların satışı konusunda sermaye kesiminden tahkime gitmeme sözü istemi ile düştüğü gülünç durumdur.

ùüphesiz tüm bunlar EMO üyeleri olarak bizlerin gözünden kaçmıyor. Fakat bu yetmiyor. İnsanımızın boyun eğmişliğini Biz Arjantin olmayız diyerek kullanan, hala bugün bile daha fazla borç alarak bizleri borç batağına sürükleyen siyasi yapıya karşı daha güçlü olmamız gerekiyor. Bundan sonra yaşanması gereken, sevgili gzdemir Asaf ın sözünü ettiği, kendimiz ile tekrar yüzleşmek, vuruşmak ve daralmadan-genişlemeye sağlıklı bir örgütlenme inşa etmek. Belki günün sevilen şarkısını mırıldanarak yola çıkabiliriz: Neler oluyor bize gülüm, neler oluyor sana, bana neler oluyor? ... Bu mırıldanış aynı zamanda yalnız meslekdaşlarımız için değil, tüm ülke insanımız için kendi kendini sorgulamaya ve ardından silkelenmeye, kıpırdanmaya bir çağrı olsun. Bu çağrı karanlıkta dansedenlere, bu çağrı çağıldayıp şelalelerle gürüldeyen ama nereye doğru akacağını kestiremeyen nehirler için de geçerli olsun. gnümüz bahardır. İş, filizkıranı atlatmaya kalmıştır, ağaçlar yaprağa, çiçeğe durmaya, yaylalar kekik kokmaya hazırdır. Yeter ki gençlerimizle çoğalmayı bilelim, yeter ki sen hala annenin margarinini mi kullanıyorsun reklamını elimizin tersiyle itip yaşlılarımızın birikimine sahip çıkalım. Kimse; körler düş görür mü diye sormasın. GgRÜRLER Asıl, düşlerini yitirenler, körleşirler. Hoşçakalın, dostçakalın...