Elektrik Mühendisliği · Sayı 477 · Eylül 2025
TMMOB 6. Kadın Sempozyumu “Örgütlen, Diren, Değiştir” Temasıyla Gerçekleştirildi
Kadın ve toplumsal cinsiyet Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2025
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 5 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- TMMOB Kadın Sempozyumu
- EMO Kadın Komisyonu
- toplumsal cinsiyet eşitliği
- kadına yönelik şiddet
- İstanbul Sözleşmesi
- Aile Yılı
Özet
TMMOB 6. Kadın Sempozyumu 12 Nisan 2025'te 'Örgütlen, Diren, Değiştir' temasıyla düzenlendi; EMO Kadın Komisyonu temsilcilerinin de katıldığı etkinlikte kadın istihdamı, şiddet, hukuki eşitsizlikler ve TMMOB'nin kadın örgütlenme deneyimi tartışıldı.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
TMMOB 6. KADIN SEMPOZYUMU
“Örgütlen, Diren, Değiştir”
TEMASIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
EMO Basın - Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) 6. Kadın Sempozyumu, 12 Nisan 2025’te MMO Eğitim ve Kültür Merkezi’nde “Örgütlen, Diren, Değiştir” temasıyla düzenlendi. Açılış konuşmalarını TMMOB Kadın Çalışma Grubu Başkanı Leman Ardoğan ve TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Küçükaras yaptı. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Kadın Komisyonu adına sempozyuma EMO Ankara Şubesi’nden Sevgi Kınacı, Bursa Şubesi’nden Gülsemin Ayyıldız, Sevim Kaya, İstanbul Şubesi’nden Işık Gürbulak, İzmir Şubesi’nden Özlem Özmen Bozdoğan ve Mersin Şubesi’nden Aslıhan Kula katıldı.
“Aile Yılı, Kadını Eve Hapsetme Politikasıdır”
TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Küçükaras, konuşmasında TMMOB’nin kuruluşundan bu yana toplumsal mücadelenin öncülerinden olduğunu belirtti. AKP iktidarının ilan ettiği “Aile Yılı” uygulamalarını eleştiren Küçükaras, bu politikaların kadınları kamusal yaşamdan çekip ev içine hapsetmeyi amaçladığını söyledi.
Neoliberal politikaların aileyi bir disiplin ve otorite mekanizmasına dönüştürdüğünü vurgulayan Küçükaras, TÜİK verilerine göre kadınların istihdam oranının yüzde 31,3 ile erkeklerin yarısından daha düşük olduğuna dikkat çekti. Kadınların ev ve bakım işlerine günde ortalama 3,5 saat ayırırken erkekler için bu sürenin 46 dakika olduğunu belirtti.
Mesleklerdeki dönüşüme de değinen Küçükaras, küresel ekonomi ve dijitalleşmenin esnek, düşük ücretli ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırdığını; gençlerin ise “ücretsiz iş deneyimi” adı altında sömürüldüğünü söyledi. Çalışma hayatında dayanışmanın parçalandığını, mesleklerin sertifikalara indirgenerek değer kaybettiğini ifade etti. Küçükaras, “Kadınların eşitlik mücadelesi,
tüm emekçilerin mücadelesinin ayrılmaz parçasıdır. Örgütlülüğümüzü bu anlayışla büyüteceğiz” dedi ve ekledi: “Ülkemiz savaşlarla, işgallerle, kıyımlarla çepeçevre kuşatılmış durumda. Ezilen halkların acıları, göç dalgaları yüreklerimizi dağlıyor. Bizler, her türlü ayrımcılığa, haksızlığa, şiddete, tacize karşı mücadelemizi sürdürürken biliyoruz ki medeni yasa değişikliği, anayasa değişikliği de pusuda bekliyor. Ceza yasasına “biyolojik cinsiyet” tanımının girmesi için yasa değişikliği önerisi verildiğini de biliyoruz. Dolayısıyla önümüzde büyük bir ödev var: İçinde olduğumuz koşulları, ülkemizin sürüklendiği karanlığı, sempozyumumuzun başlığında olduğu gibi örgütlenerek, direnerek, el ele vererek değiştirmek için yol almak. Öyleyse yola çıkıyoruz!
48. Olağan Genel Kurulumuzun kararı uyarınca ekonomik, toplumsal ve siyasal krizlerin meslektaşlarımız ve meslek alanlarımıza etkilerini saptayıp çözümler üretmek amacıyla “TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancılarının Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri Kurultayı”nı (MMŞP Kurultayı) düzenleyeceğiz. Bu ay sonunda ülke çapında İKK’larımızda başlayacak yerel kurultaylarımızla örgütlenecek MMŞP Kurultayı, kuruluş yıldönümümüzde, 18 Ekim 2025’te Ankara’da toplanacak. TMMOB’nin çalışma anlayışında vurguladığımız gibi, meslek ve meslektaş sorunlarının, ülkenin ve halkın sorunlarından ayrılamayacağı ilkesiyle yola çıkıyoruz. Hayatı ören, gündelik yaşamların her yerine dokunan mesleklerimizin saygınlığına, ülkemizin geleceğine duyduğumuz sorumlulukla yola çıkıyoruz. Bizleri seçim sandıklarına giden seçmenlere indirgemeye kalkışan bu düzene inat, çalışma anlayışımızda söylediğimiz gibi “Siyaset dışı kalmayı reddediyoruz; her koşulda ve her zaman siyaset yaparız, siyasetin dar tanımını aşar, yaşamın her olayını siyasetle ilişkili görürüz” demek için yola çıkıyoruz.”
“Haklarımızdan Asla Vazgeçmeyeceğiz”
TMMOB Kadın Çalışma Grubu Başkanı Leman Ardoğan ise son dönemde artan hukuksuz tutuklamalar, gözaltılar ve kötü muamele vakalarına dikkat çekti. Özellikle kadınların gözaltında maruz kaldığı şiddet, taciz ve ayrımcılığın iktidarın sistematik politikalarının sonucu olduğunu söyledi.
AKP’nin “Aile Yılı” politikalarının kadınları toplumsal yaşamdan dışlamayı ve geleneksel rollere hapsetmeyi hedeflediğini vurgulayan Ardoğan, “Biz kadınlar yaşamlarımızdan, haklarımızdan, onurumuzdan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Ardoğan konuşmasında şöyle seslendi: “Mimar, Mühendis ve Şehir Plancısı TMMOB’li kadınlar olarak, kadına yönelik şiddetle mücadele etmek, toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı politikalar üretmek için siyasi iktidara ve muhalefete buradan bir kez daha ve açıkça sesleniyoruz;
Kadına yönelik şiddeti yok sayamazsınız! Kadın, çocuk ve LGBTİQ+ cinayetlerini görmezden gelemezsiniz! Kadınları eğitim, iş ve sosyal alanlarda yok sayamazsınız! Kadınların ve çocukların nafakasına el uzatamazsınız! Ayrımcılık yapanları affedemezsiniz! Hiçbir şekilde istismarı affedemezsiniz! Anayasal eşitlik ve laiklik ilkesini yok sayamazsınız! 6284’e ve Medeni Haklarımıza göz dikemezsiniz! Halkın seçme ve seçilme hakkını engelleyemezsiniz! İstanbul Sözleşmesi’ne dil uzatamazsınız! Kadına, çocuğa, hayvana, doğaya güvenceli yaşam hakkı tanımak zorundasınız!
Bilinmelidir ki; biz kadınların hakları ve yaşamları üzerinden siyaset yapamazsınız, bu hayat, bu gelecek bizim ve bizler eşitlikten, özgürlükten, yaşam tarzlarımızdan ve haklarımızı garanti altına alan yasalardan asla vazgeçmiyoruz.
Bu ülke de bu gelecek de bu yaşam da bizim.
Haklarımıza, emeğimize geleceğimize yönelen hiçbir saldırıya boyun eğmiyoruz.
Biliyoruz ki eşit, özgür, laik bir gelecek için hep beraber mücadele etmekten başka çaremiz yok. Bazen üniversite kampüslerindeki gençlerin sesine karışan sesimizle, bazen bir grevde, bazen bir boykot çağrısında… Ama ne olursa olsun ülkemizin geleceği ve yaşam hakkımız için yan yana olmaktan vazgeçemeyeceğiz.”
Kadına yönelik şiddetin görmezden gelinemeyeceğini, nafaka hakkına dokunulamayacağını ve İstanbul Sözleşmesi’nin savunulması gerektiğini belirten Ardoğan, eşit, özgür ve laik bir gelecek için ortak mücadele çağrısını yineledi.
“Yaşasın Kadın Dayanışması” Sempozyum, dört oturum ve bir forum bölümünden oluştu. İlk oturumda, “Adaletsizlik Kıskacında Kadın” başlığıyla hukuki süreçlerde kadınların karşı karşıya kaldığı eşitsizlikler ele alındı. Moderatörlüğünü Avukat Ekin Öztürk’ün üstlendiği oturumda Avukatlar Ezgi Ergen Sürer ve Yelda Koçak, özellikle Medeni Kanun ve yeni yargı paketleri üzerinden kadın haklarında yaşanan gerilemelere dikkat çektiler. İkinci oturum, Aydan Barut moderatörlüğünde “Her Koşulda Varız” başlığı altında görünmeyen kadın emeğine ayrıldı. Akademisyenler Selin Pelek ve Selcen Öztürk, bakım emeği, mevsimlik tarım işçiliği, göçmen kadınların karşılaştığı zorluklar ve afetlerde kadın emeğinin görünmezliğini irdelediler. “Vardık, Varız, Var olacağız” başlığıyla üçüncü oturum Zehra Güner Karaoğlu moderatörlüğünde istihdam konusunu gündeme taşıdı. Melek Bar Elmas ve Prof. Dr. Gülay Toksöz, kadınların işgücüne katılımındaki düşük oranlara, cinsiyete dayalı ücret farklarına ve esnek çalışma biçimlerinin yarattığı güvencesizliğe değindiler. Dördüncü oturum ise TMMOB’nin 70 yıllık kadın örgütlenme deneyimini ele aldı. Ülkü Karaalioğlu moderatörlüğünde “Yan Yana Omuz Omuza Dayanışmayla Örgütlü Mücadeleye” başlığı altında M. Hanze Gürkaş, TMMOB içindeki kadın mücadelesinin tarihini ve bugün geldiği noktayı aktardı. Sempozyumun son bölümünde düzenlenen forumda, “Kadın ve Demokrasi” başlığı altında katılımcılar söz aldı. Forumda, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin demokrasi ve özgürlük talepleriyle iç içe olduğu vurgulandı. Etkinlik boyunca, hukuksuzluklara, şiddete ve ayrımcılığa karşı mücadele vurgusu öne çıktı. Katılımcılar, kadınların eşitlik ve özgürlük taleplerinin tüm toplumsal mücadelelerin ayrılmaz parçası olduğunu dile getirdi. Sempozyum, “Yaşasın Kadın Dayanışması” sloganıyla sona erdi.