Elektrik Mühendisliği · Sayı 440 · Kasım 2010

NÜKLEER KARŞITI MÜCADELENİN GEÇMİŞİ ve GELECEĞİ FORUMU

Nükleer enerji Haber ve etkinlik

Yıl
2010
Sayfa
2
Okuma süresi
3 dk
Görüntülenme
0

Konu

Nükleer enerji

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • Nükleer Karşıtı Platform
  • Akkuyu Nükleer Santrali
  • Sinop
  • TMMOB Ankara İKK
  • Nükleersiz Yaşam Şenliği

Özet

TMMOB Ankara İKK tarafından, Sinop'ta 2006'da düzenlenen Nükleersiz Yaşam Şenliği'nde yaşamını kaybeden üç kişinin anısına EMO'da düzenlenen forumda, Akkuyu ve Sinop nükleer santral projelerine karşı mücadelenin geçmişi ve geleceği tartışıldı.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Nükleersiz Yaşam Şenliği’nde yaşamlarını yitiren Soner ve Öner Balta ile Güneş Korkmaz anıldı...

TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu (İKK), Sinop’ta 22 Temmuz 2006 tarihinde düzenlenen “Nükleersiz Yaşam Şenliği”nde Karadeniz’de boğularak yaşamlarını yitiren Soner Balta, Öner Balta ve Güneş Korkmaz anısına 22 Temmuz 2010 tarihinde, EMO Genel Merkezi’nde “Nükleer Karşıtı Mücadelenin Geçmişi ve Geleceği Forumu” gerçekleştirdi.

Soner Balta, Öner Balta ve Güneş Korkmaz şahsında daha güzel bir Türkiye, daha güzel bir dünya yaratma mücadelesinde yitirilenler anısına saygı duruşu ile başlayan etkinliğin açılış konuşmasını TMMOB Ankara İKK Sekreteri Ramazan Pektaş yaptı. Pektaş, Akkuyu’ya kurulmak istenen nükleer santral konusunda TBMM’de yapılan düzenlemenin yaşam savunucuları açısından meşru olarak kabul edilmediğini vurguladı. Pektaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu durumu gayri meşru olarak görmek ne yazık ki giden canlarımızı geri getirmiyor. Ancak bu mücadeleyi kaldığı yerden, onların bıraktığı yerden daha da yükselterek sahip çıkmak ve çaba göstermek onların anılarını, nükleersiz bir dünya hayallerini yaşatabilmek için yapmamız gereken şey. Bugün yasal kılıfları hazırlanmış bu nükleer santralın yapını engellemek için

elimizden ne geliyorsa yapmamız gerekiyor. Arkadaşlarımızın geride kalanlara bıraktığı sorumluluğun gereği olarak doğru dürüst bir muhalefetle karşılaşmadan Meclis’ten geçen bu yasaya karşı bu üç cana yakışır bir şekilde, çok ciddi muhalefet etmemiz gerekiyor.”

Ülkemizde daha bir nükleer santral yokken bile nükleer kazalar yaşanabildiğine işaret eden Pektaş, İstanbul’da bir deneme reaktöründe yaşanan kazayı hatırlattı. “Hiç ihtiyacımız yokken bu konuda ortalığa atılan provakatif söylemlerle bir nükleer sevdasına kapıldık gidiyoruz” diyen Pektaş, nükleer

elektrik mühendisliği, 440. sayı, kasım 2010 67

karşıtı mücadelenin yerel ayaklarının gerektiği kadar sağlam olamadığını, bu mücadeleyi yükseltmek için daha fazla çaba harcamak gerektiğini söyledi. Enerji, çevre, maden gibi alanlarda topyekun gerçekleştirilen saldırılara topyekun bir direniş ile karşı koymak gerektiğine vurgu yapan Pektaş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ülkenin dört bir köşesinde siyanürlü maden aranmasına, HES’lere, termik santrallara, nükleer santrallara karşı direnişler var; bunlar direniş kardeşleridir. Artık nerden yaşam hakkına karşı bir saldırı varsa yaşam savunucuların bunun karşısında tek vücut olarak durması, direniş kardeşliğini göstermesi gerekmektedir. Ancak böyle yaparsak Soner, Öner, Güneş, Kazım Koyuncu, Bayram Kuzu ve daha adını sayamadığım nice çevre direnişçileri ve direnişleri yaşayacaktır.”

Nükleer İçin Yalanlar

Nükleer Karşıtı Platform Merkez Yürütme Kurulu adına EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Erdal Apaçık bir konuşma

yaptı. Nükleer karşıtı mücadele içinde yitirilen Soner, Öner ve Güneş’in bıraktığı görevin nükleer karşıtı mücadeleyi yükseltmek ve bu bilinci geliştirmek olduğunu söyleyen Apaçık, nükleer santralların çok eskilerden beri “enerji krizi, karanlıkta kalmak” gibi tehditlerle ülke gündemine getirildiğine işaret etti. Apaçık sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu 40 yıllık bir meseldir, ama geçtiğimiz 40 yıl içinde nükleer santral kurulmadığı gibi karanlıkta da kalmadık. Bütün nükleer politikalarını yalanlar üzerine kurdular, nükleer karşıtları da bunların yalanlarına cevap verdiler. Bizler yıllardır pahalı olduğunu, riskin yüksek olduğunu, dışa bağımlı bir teknoloji olduğunu, atık sorununu dile getirdik. Ama ısrarla enerji krizimizi çözeceğini iddia ederek yalanlarını bugüne kadar taşıdılar. Daha önce de yasa çıkarmaya, tek katılımcı ihaleler yapmaya çalışmışlardı ama şimdi Rusya ile yapılan bu ikili anlaşma neticesinde yeni bir evredeyiz. Akkuyu’ya nükleer santral yapılması artık resmen gündemimizde. Sinop için de Güney Kore firmaları ile görüşmeler

sürdürülürken, gitgide ülkemiz nükleer bataklığın içine çekilmektedir. İşte tam bu noktada bugüne kadar çok da iyi beceremediğimiz nükleer karşıtı mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor. Bu nedenle NKP çalışmalarının sadece merkezde değil tüm yerellerde örgütlenmesi gerekmektedir.”

Ülkemizde nükleere ihtiyaç olmadığının altını çizen Apaçık bunun tamamen bir lobi faaliyeti olduğu, nükleer lobilerin dayatması sonucu bu tür maceralara girildiğini ifade etti. Apaçık bu lobi faaliyetlerine karşı yurdunu, insanlarını seven herkesin bu mücadelenin bir parçası olması gerektiğini söyleyerek sözlerine son verdi.

Açılış konuşmalarının ardından “Nükleer Karşıtı Mücadelenin Geçmişi ve Geleceği” başlıklı forumun sunuş konuşması için TMMOB Ankara İKK Sekreteri Ramazan Pektaş tekrar söz aldı. Pektaş’ın, mücadele pratikleri ve önümüzdeki döneme ilişkin çerçeve sunuşunun ardından Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Çetin Kurtoğlu yöneticiliğinde salondan katılımcıların söz aldığı forum yapıldı. <

68 elektrik mühendisliği, 440. sayı, kasım 2010