Elektrik Mühendisliği · Sayı 443 · Ekim 2011
SAVAŞ DEĞİL BARIŞ ARTIK KİMSE ÖLMESİN!
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2011
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 2 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- Dünya Barış Günü
- DİSK
- KESK
- TMMOB
- TTB
- Kürt sorunu
Özet
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde yaptıkları ortak açıklamada Kürt sorunu ve Suriye'ye yönelik gerginlikler bağlamında savaşa karşı barış çağrısı yaptı.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den Dünya Barış Günü’nde Ortak Çağrı:
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB; 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde ortak bir açıklama yaparak, “Savaş değil barış; artık kimse ölmesin!” çağrısında bulundular.
Açıklamada, içinde yaşanılan ortam şöyle anlatıldı:
“1 Eylül arifesinde Hükümetin yıllardır içeride süren sorun ‘çözmeme’ çabasının daha da sertleşmesi bir yana kapı komşumuz Suriye’ye de yöneldik muhtelif gerekçelerle. Oysa çok değil 2003’te Irak’a binlerce ton ‘demokrasi’ götüren uçaklara -ne yazık ki- ev sahipliği yapmıştık. Türkiye insanının yüz akı olan ve komşumuz ülke halklarına -hükümetlerine değil- biz sizin dostunuzuz dememizi sağlayan ise tezkerenin reddi için harcadığımız çabalardı. Şimdi ‘içeride-dışarıda ölmek, öldürmek istemiyoruz, demokratik ortamlarda her yerde herkesle eşit, adil yaşamak istiyoruz’ demek bile kabul edilemez bir noktaya geliyor.”
Açıklamada, 2011 yılının 1 Eylülü’ne gelindiği, ancak ne yazık ki barış bulunmadığı belirtilirken, “Barış ne kelime bugünlerde ülkemizde uçaklar yıllardır şiddetle, savaşla çözemediğimiz Kürt sorununun ‘çözümü’ için, bir kez daha, yine savaş için kalkıyor. Suriye için benzer süreç kapıda” denildi.
4 örgüt ortak açıklamada, çağrılarını şöyle dile getirdiler:
“Sözün yine anlamının azaldığı günlerdeyiz ama umutla sesleniyoruz, sesleneceğiz. İkinci dünya savaşının başladığı gün 1 Eylül, ilk sözümüz sanadır: Evet, sen elli iki milyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile acı ve gözyaşına yol açan saldırının başladığı günsün. Biliyoruz ve bütünüyle farkındayız, kabahat sende değil. Seni kirletenlere inat, savaşı bitirmek değil savaşmamak, başlatmamak marifet olsun diye, o nedenle artık sen Dünya Barış Günü’sün.
Yine biliyoruz ki savaşmamak ve yerine barışı tesis etmede, marifet öncelikle güçlü olanın elindedir, o nedenle sözümüz Hükümetedir:
Bu ülkenin, bu coğrafyanın yoksul gençlerini savaşa/ savaşlara sürüklemeyin, sorunları çözme cesareti gösterin, silahı ve şiddeti değil demokratik, eşit, adil bir yaşamı savunun, bunu insanımıza, Ortadoğu’nun halklarına çok görmeyin. Evet, barış sabır ister, acıları hızla azaltmak cesaret ister, insana, demokratik ortama güven ister; bu ortamı sağlayacak eşitlikçi, adil, insan haklarına uygun, bir arada yaşam duygusunu geliştirecek demokratik adımlar atılmasını ister... Bunlar mümkün ama önce tüm bunları yapacak bir Hükümet ister. Sözümüz silah ve şiddetle davaları için mücadele ettiğini düşünenleredir: Dönüp düne bakın! Çekilmiş acılar, dökülen kanlar yetmez mi? Dönüp tarihe bakın! Silahların sesinin olduğu yerde insanın sesi çıkmaz, duyulmaz. İnsana ihtiyacı olan tetiğe dokunmaz. Sözümüz basınadır: Savaş çığırtkanlığı yapan, baskının aracı olan, değerlerin değil silahların gölgesinde kalem tutanların işidir tetikçilik, kimseye yakışmaz. Sorumluluğunuz büyük, hep birlikte sınavdan geçiyoruz ve siz en görünür yerdesiniz. Sözümüz insana yani sana ve kendimize, vicdanlara; bir anadan doğan, kalbi öldürmek için değil yaşam için atan herkesedir: Kendimizi kandırmayalım, birbirimizi kandırmayalım. Eğer öyle düşünen -bir an için bile olsa- varsa tekrar hatırlatalım. Ne bizde ne başka coğrafyalarda, ne dün ne bugün öldürmek çare oldu, daha fazlası hiç olmayacak. Neredeyse her evde, evde değilse komşuda, mahallede, köyde yitirdiğimiz bir canımız var, anaları, çocukları, eşleri, kardeşleri var. Kim olursa olsun silaha, şiddete destek vermeyelim, vermediğimizden daha güçlü olarak çözüm için eşitlik, demokrasi, adalet isteyelim. Bir kez daha sesleniyoruz: Savaş değil barış, Artık kimse ölmesin!” < elektrik mühendisliği, 443. sayı, ekim 2011 47