Elektrik Mühendisliği · Sayı 453 · Mart 2015

PLANLAMA YOK, İPUCU VAR!

Banu Salman

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
2015
Sayfa
4
Okuma süresi
11 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, İletim ve dağıtım şebekeleri

Anahtar kelimeler

  • TEİAŞ
  • EPDK
  • Üretim Kapasite Projeksiyonu
  • özelleştirme
  • arz güvenliği
  • elektrik piyasası

Özet

Yazı, TEİAŞ'ın 2014-2018 dönemi için hazırladığı 5 Yıllık Üretim Kapasite Projeksiyonu'nu eleştirel biçimde değerlendirerek, kamu planlamasının ortadan kalktığı, piyasa koşullarında belirsiz projelerin ve varsayımların arz güvenliğini tehlikeye attığını savunmaktadır. EPDK'nın senaryoları, doğalgaz ve kömür arzına ilişkin eksik değerlendirmeler ile YİD santrallarının özelleştirme sürecinin göz ardı edilmesi de eleştiri konusu edilmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

5 Yıllık Kapasite Projeksiyonu Değerlendirmesi…

Banu Salman

EMO Basın- AKP’nin iktidar olduğu 12 yıllık dönemde; özelleştirme, piyasalaştırma, kamunun dağıtım ve üretimden çekilmesi, Devlet Planlama Teşkilatı’nın ve Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nin kapatılmasıyla elektrik alanında planlama ortadan kaldırıldı. Kaygısı ise Elektrik Piyasası Kanunu ile arz güvenliğinin sağlanması kapsamında Üretim Kapasite Projeksiyonu hazırlamakla yükümlü tutulan Türkiye Elektrik İletim A.Ş’ye (TEİAŞ) düştü. Şaşaalı stratejiler, eylem takvimleriyle boy göstermeye kalkan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, elektrik şirketlerine sözlü gözdağı vermeye çalışan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) bir yanda, bu ayakları yere basmayan söylemler karşısında kapasite projeksiyonu hazırlamaya çalışan TEİAŞ diğer yanda kaldı.

Elektrik hizmet alanının ve TEİAŞ’ın içine düşürüldüğü açmaz ise 2014-2018 yıllarını kapsayan Türkiye Elektrik Enerjisi 5 Yıllık Üretim Kapasite Projeksiyonu ile kamuoyuna yansıdı. Öncelikle Haziran 2014 tarihini taşımakla birlikte ancak yılın sonlarında kamuoyuna açıklanabilen projeksiyon elektrik gibi bir kamu hizmetinin piyasaya bırakılmasının daha planlama aşamasında bile yeterli, dengeli ve sürekli elektrik hizmetinin sunulmasını tehlikeye sokan bir yapı oluşturulduğunun açık itirafı niteliğini taşımaktadır. TEİAŞ, EPDK’nın 2014’ün başındaki ilerleme raporlarını baz almıştır. Bu raporlara göre TEİAŞ ancak 2014-2018 yılları arasında işletmeye gireceği öngörülen projelerin üretim kapasite ve güçlerini dikkate alarak arz-talep hesabı yapabilmiştir. Oysa hiçbir bilgi sahibi olunamayan proje stoku söz konusudur.

İşletmeye Giriş Tarihi Belirsiz Projeler

Serbest piyasa ortamında kamu adına lisans verilerek, yapılması öngörülen yatırımların gelişiminin bile takip edilemediği daha raporun giriş bölümünde şu şekilde kabul olunmaktadır:

“EPDK tarafından yine Ocak 2014 Dönemi İlerleme Raporlarına göre proje ilerleme oranı yüzde 10 ve altında olanlar ile lisans almış olduğu halde ilerleme oranlarına ilişkin oransal bilgi verilmeyen, işletmeye giriş tarihleri belirsiz bu projelerin işletmeye alınmalarının mümkün olmaması nedeniyle çalışmada dikkate alınamamıştır.”

Dikkate alınamadığı ifade edilen proje stoklarının gelişimine ve büyüklüklerine göre arz fazlalığı oluşabilecektir ya da arz açığı kaygısıyla yeni yatırımların yapılmasına hız verilmesi söz konusu olabilecektir. Bu durumda da ilk akla gelen kısa süre içerisinde yapılıp, işletmeye geçişi hızlı olan doğalgaz santralları olacaktır. Yani denetim bir yana var olan duruma ilişkin bilgi sahibi olunamaması nedeniyle dahi dışa bağımlılığın artabileceği bir yapı yaratılmıştır.

Piyasa Elektriğin Doğasına Yabancı

Sıradan bir hizmet ya da meta olarak değerlendirilemeyecek olan elektriğin, “depolanamayan, yani üretildiği anda tüketilmesi gereken, aynı zamanda ikame edilememe” özellikleri, arz-talep ya da üretim kapasite projeksiyon çalışmasıyla söylem olmaktan çıkıp gerçeklik olarak yüzümüze çarpmaktadır. Bu gerçeklik, serbestleştirilen piyasanın gerçeklerine uzak kalmaktadır. Yine elektrik için çokça sözü edilen hedefler olarak “elektriğin ucuz, kaliteli ve sürekli sunulması” amacı da serbest piyasada elektrik hizmetinin sunumuna ters düşmektedir. Nitekim TEİAŞ raporu, bu

Projeksiyonda, oluşabilecek açığı karşılamak üzere sisteme ilave edilmesi gereken yeni üretim kapasitelerine ilişkin çalışma yapılmadığı anlatılırken, “Bu çalışma ile sistemde enerji açığının oluşabileceği yıl belirlenmekte olup, bunun neticesinde yatırımcılara sistemde yeni yatırımlara ihtiyaç duyulacağı zamanın gösterilmesi amaçlanmaktadır” deniliyor. Planlama, aslında bilinmeyen bir piyasa yapısı içerisinde yine sermayenin bilinmeyen tercihlerine bırakılmaktadır.

uyuşmazlığı aslında hem kamu otoriteleri adına hem de

yüzde 5.7 artışla 271 milyar 450 milyon kilovat saate ulaşabu ülkenin yurttaşları adına kaygı verici bir şekilde gözler

cak. Gelecek yıl yüzde 5.8 artışla 287.3 milyar kilovat saatlik

önüne sermektedir:

elektrik tüketimi gerçekleşmesi öngörülürken, 2017 yılında

“Bu raporda 2018 yılı sonuna kadar sistemin kurulu güç

artışın yüzde 5.4’de kalması, ancak sonraki 3 yıl boyunca her

ve enerji talebinin karşılanması durumu incelenmiş olup,

yıl yüzde 5.7’lik artış kaydedilmesi bekleniyor. 2021-2022’de

talebin karşılanması sırasında oluşabilecek enerji açıklayüzde 5.2’şer ve 2023’te ise yüzde 5.1’lik artışın ardından 10

rını karşılamak üzere sisteme ilave edilmesi gerekli hidyıllık dönem sonunda 415 milyar 680 milyon kilovat saate

rolik, termik ve yenilenebilir enerjiye dayalı planlanan

ulaşılması tahmin ediliyor. Yüksek senaryoda bu rakamın

üretim kapasiteleri bu çalışmada yer almamaktadır.”

462.8 milyar kilovat saat, düşük talep tahmin senaryosunda

Bu ifadeden anlaşıldığı gibi TEİAŞ planlama yapamaise 380.6 milyar kilovat saat olacağı hesaplanıyor.

maktadır. TEİAŞ çalışmada yapabildiğini de şöyle ifade

Bu senaryoların gerçekliğini ya da gerçekliğe ne kadar yaklaetmektedir:

şabildiğini değerlendirebilmek üzere geçmiş yıllarda yapıl-

“Bu çalışma ile sistemde enerji açığının oluşabileceği

mış olan projeksiyonların sonuçlarını incelemek gerekiyor.

yıl belirlenmekte olup, bunun neticesinde yatırımcılara

Elbette bu inceleme başlı başına ayrı bir yazı konusu olmakla

sistemde yeni yatırımlara ihtiyaç duyulacağı zamanın

birlikte talep tarafının bugüne kadarki tutarsızlıklarının ikgösterilmesi amaçlanmaktadır.”

tidarın büyüme ve sektörel paylara ilişkin makroekonomik

TEİAŞ’a Planlamanın Kaygısı Kaldı

hedefleriyle açıklanmaya çalışıldığını anımsayalım. Ancak talep tarafı bir yana üretim kapasite projeksiyonun hazır-

Yani planlama, aslında bilinmeyen bir piyasa yapısı

lanmasında arz güvenliği açısından temel kabul edilen

içerisinde yine sermayenin bilinmeyen tercihesaslar da soru işaretleri taşımaktadır.

lerine bırakılmaktadır. Planlama değil, plansızlığın olduğu böyle bir ortamda TEİAŞ’ın

Senaryoların Ayakları Sallanıyor

yatırımcılara yönelik “Açığın oluşacağı yıl dikkate alınarak yapılacak yatırım doğrultusunda uygun bir süre öncesinde

Projeksiyondaki baz senaryoya

Projeksiyon dönemi içerisinde sözleşmeleri sona erecek Yap-İşlet-Devret (YİD)

yatırımlara başlanılmasının gerektiği göz ardı edilmemelidir” uyarısı ise daha baştan sağlıklı bir raporlama

göre, 10 yıllık dönem sonunda elektrik talebi

santralları için özelleştirme planları da göz ardı edilerek, TETAŞ tarafından bildirilen üretim değerleri aynen deyapamayan sistem için “gülünç” bir durum yaratmaktadır.

415 milyar 680 milyon kilovat saate ulaşılacak.

vam ettirilmiştir. Oysa ki hidroelektrik santrallarının üretim değerleri iklim koşullarından doğrudan etki-

Yine projeksiyonu baştan sakatlayan bir varsayım olarak “Üretim kapasite miktarları yakıtın kesin-

Yüksek senaryoda bu rakamın 462.8 milyar

lenmektedir. İkinci olarak; doğalgaz arzında kısıt olmayacağı hesabıyla doğalgaz santrallarının üretim detisiz sağlanacağı işletme koşulları dikkate alınarak hesaplanmaktadır” denilmektedir. Bu noktada kamunun

kilovat saat, düşük talep tahmin senaryosunda

ğeri hesaplanmıştır. Üçüncü olarak 11 işçinin can verdiği Afşin Elbistan B Santralı’nın Çöllolar Kömür Sahahızla çekilmeye çalışıldığı doğalgaz ithalat süreci akla gelmektedir. Doğalgaz bağlantılarının da piyasalaştırıldığı bir

ise 380.6 milyar kilovat saat olacağı

sı’nda yaşanan büyük çaplı heyelan nedeniyle Elbistan A ve B santrallarında kömür temininde sıkıntılar yaşandığı

ortamda, devletlerarası ilişkiler düzeyinde dahi özellikle kış aylarında krizlere yol açan

hesaplanıyor.

belirtilerek, “EÜAŞ tarafından üretim değerleri kömür teminindeki sıkıntılar

doğalgaz temin sorununun hiç olmayacağının

dikkate alınarak belirlenmiştir” denilmektevarsayıldığı anlaşılmaktadır. Bu ifade iklim kodir. Ancak kömür teminindeki sıkıntının boyutu

şulları, su gelirleri gibi bilimsel veri ve tahminlerin

ve bunun elektrik üretimine yansıması konusunda

de üretim kapasite projeksiyonuna yansıtılmamış olması

ne rakamsal bir veri ne de açık bir değerlendirmeye yer

anlamına gelmektedir.

verilmemektedir.

Yüksek ve Düşük Tahminlerden Baz Senaryoya

TEİAŞ, ilk kez 2013 yılında yüksek ve düşük talep tahminlerine eklediği referans (baz) talep tahmin senaryosuna bu raporda da yer vermiştir. Bugüne kadar yüksek ve düşük talep tahminleriyle eleştirilerin hedefi olan TEİAŞ, baz senaryo ile bu eleştirileri karşılamaya çalışıyor görünmektedir. Bu kapsamda 2013 yılında yüzde 5.6 olan referans talep artış tahmini 2014’te yüzde 5.3’e, yüksek talep tahmini yüzde 6.5’ten yüzde 6.4’e, düşük talep tahmini de yüzde 4.6’dan yüzde 4.4’e çekilmiştir. Bu yıl için ise baz talep artışı yüzde 5.7’ye çıkarılırken, yüksek talep tahmini yüzde 6.4, düşük talep tahmini yüzde 4.7 olarak belirlenmiştir.

Projeksiyondaki baz senaryoya göre, 2014 yılı için 256.7 milyar kilovat saat olarak öngörülen elektrik talebi bu yıl

EPDK 2 Senaryo ile Projeksiyona Katılıyor

Tüm bunlardan daha sıkıntılı kabuller ise “serbest piyasa” denilen EPDK’dan alınan yatırım gelişim süreçleriyle ilgilidir. Özel sektör yatırım sürecindeki plansızlık ve tutarsızlık nedeniyle EPDK’nin de iki senaryo ile Üretim Kapasite Projeksiyonu’na dahil olduğu görülmektedir. EPDK’nın 1. senaryosunda ilerleme oranı yüzde 10 ve altındaki projelerin işletmeye giriş tarihleri belirsiz kabul edilirken, ilerleme oranı yüzde 70’in üzerinde olan tesislerin 2014’te işletmeye geçmiş olacakları esas alınmıştır. 2. Senaryo ise daha temkinli olup, ilerleme oranı yüzde 15 olan projeler belirsiz tarihli, buna karşın ilerleme oranları yüzde 80’in üzerindekiler 2014 yılında işletmeye girmiş olmaları esasıyla hesaplamalara dahil edilmiştir. İlk senaryoda ilerleme oranları yüzde 35-70 arasında olanlardan 100 megavat altının 2015 yılında,

100-1000 MW arasında olanların 2016 yılında, 1000 MW’nin üzerinde olanların ise 2017 yılında işletmeye geçecekleri dikkate alınmıştır. İkinci senaryoda ise ilerleme oranı yüzde 35-70 yerine yüzde 40-80 aralığı esas alınmıştır. Planlama açısından sıkıntıların kabulü anlamına gelen bu esaslar, diğer yandan projeksiyonda plansızlığın farkında olarak öngörülerde bulunmak açısından anlamlı görünmektedir. Bunların yanında TEİAŞ’ın belirttiği açmazlar da şöyle sıralanmıştır:

“- Senaryo 1’e göre 14 bin 834 MW ve Senaryo 2’ye göre 12 bin 565 MW olan bu projeler için EPDK tarafından proje bazında ve ay/yıl olarak işletmeye giriş tarihleri detay olarak verilmediğinden bu santralların işletmeye girdikleri yılın ortasından itibaren çalışacakları kabul edilmiş ve denge tablolarında üretimleri bu şekilde dikkate alınmıştır. - EPDK tarafından hazırlanan proje listelerinde işletmeye giriş tarihleri ‘belirsiz’ olarak verilen Senaryo 1’e göre 25 bin 187 MW ve Senaryo 2’ye göre 27 bin 456 MW olan projeler çalışmanın 5 yıllık olarak yapılmış olması nedeniyle ve bu süre zarfında söz konusu işletmeye giriş tarihleri belirsiz projelerin işletmeye alınmalarının mümkün olmamasından dolayı çalışmada dikkate alınmamıştır. - Bu çalışma ile sistemde enerji açığının oluşabileceği yıl belirlenmekte olup, bunun neticesinde yatırımcılara

Projeksiyon döneminde sözleşmeleri sona erecek olan Yap-İşlet-Devret santralları için, TETAŞ’ın bildirdiği üretim değerleri esas alınmış olup, bu santralların özelleştirilmesi ve iklim koşullarının etkisine ilişkin değerlendirmeye yer verilmemiştir. İkinci olarak; doğalgaz arzında kısıt olmayacağı hesabıyla doğalgaz santrallarının üretim değeri hesaplanmıştır. Üçüncü olarak kömür teminindeki sıkıntıların boyutu hakkında yeterli bilgi verilmemektedir.

sistemde yeni yatırımlara ihtiyaç duyulacağı zamanın gösterilmesi amaçlanmaktadır. Açığın oluşacağı yıl dikkate alınarak yapılacak yatırım doğrultusunda uygun bir süre öncesinde yatırımlara başlanılmasının gerektiği göz ardı edilmemelidir.”

‘5 Yıllık Baz Talep Karşılanabilecek’

Çalışmadaki senaryolarla yapılan projeksiyon sonuçlarına baktığımızda ise baz talep senaryosu ile EPDK’nın diğerine göre daha temkinli yatırım gerçekleşme bilgilerine dayanan 1. üretim senaryosu çakıştırıldığında Türkiye’nin arz-talep dengesinde 5 yıllık dönem için sorun yaşanmayacağı açıklanıyor. Buna göre işletmedeki santrallara DSİ tarafından yapılan hidrolik yeni tesislerin de aksama olmaksızın yürürlüğe gireceği varsayıldığında Türkiye’nin kurulu güç yedeğinin 2014 yılında yüzde 60.3 ile başlayıp 2018 yılında yüzde 32.8’e düşeceği öngörülüyor. Ancak inşa halindeki özel sektör santrallarının kabullerinin de gerçekleşmesi durumunda 2018 yılında bu oranın yüzde 62.9 olacağı belirtiliyor.

Özetle, baz taleple üretim açısından iyimser olmayan birinci senaryonun çakıştırılmasından; “Çalışmada dikkate alınan projelerin belirlenmiş olan zamanlarda işletmeye alınmaları ve talebin bu şekilde gerçekleşmesi durumunda çalışma dönemi süresince enerji ihtiyacının yeterli yedekle karşılanabileceği hesaplanmaktadır” sonucuna varılıyor. Ancak kurulu güç açısından güvenli görülen bu olumlu tablo, elektrik üretiminde projelerdeki düzeyin yakalanacağı hesabıyla üretim-tüketim dengesine bakıldığında biraz daha zayıflarken, tesislerin proje üretimi değil güvenilir üretim düzeyleri esas alındığında ise “arz-talep dengesi” açısından artık özel sektör yatırımlarının kritik düzeye geldiğini gösteriyor. Bu durumu rapordaki şu sonuçlar ortaya koyuyor:

“İşletmedeki santrallar ve inşa halindeki kamu santralları göz önüne alındığında güvenilir üretim yedeği 2014 yılında yüzde 21.9’dan başlayıp 2018 yılında yüzde 3.1’e inmektedir. İşletmede, inşa halindeki kamu ve özle sektör santralları birlikte incelendiğinde güvenilir üretim yedeği 2014 yılında yüzde 30.6’dan başlayıp 2018 yılında yüzde 19.7’ye ulaşmaktadır.”

Kurulu Güçte Yedek Patlaması

Baz talep senaryosunun EPDK’nın daha iyimser yatırım gerçekleşmeleri öngörülerine dayanan 2. üretim senaryosu ile çakıştırıldığında ise hem kamu hem de özel sektör yatırımlarının devreye girmesiyle kurulu güç yedeğinin 2014 yılında yüzde 74.7; 2018 yılında yüzde 58.3 olacağı öngörülüyor. Kurulu güçte “yedek patlaması” olarak ifade edebileceğimiz bu durum, üretim düzeyine aynı ölçüde yansımıyor. Proje üretimleri esas alındığında dahi mevcut, kamu ve özel sektörün iyimser yatırım senaryosunda üretim yedeğinin 2014 yılında yüzde 47.8’den başlayıp 2018’de yüzde 36.5’e ulaşacağı belirtiliyor. Bu arz-talep dengesine yönelik senaryoda güvenilir üretim dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında da 5 yıllık çalışma dönemi boyunca enerji ihtiyacının yeterli yedekle karşılanacağı sonucuna ulaşılıyor ve buna ilişkin veriler de şöyle ortaya konuluyor:

“2014-2018 döneminde 1464.6 MW’ı inşa halindeki kamu ve 12 bin 565 MW’ı inşa halindeki özel sektör santralları ile toplam 14 bin 29.6 MW ilave kapasitenin sisteme dahil olması ile kurulu güç 78 bin 37 MW’a ulaşmaktadır. İşletmede, inşa halindeki kamu ve özel sektör

santralları birlikte incelendiğinde güvenilir üretim yedeği 2014 yılında yüzde 27.9’dan başlayıp 2018 yılında yüzde 15.8’e ulaşmaktadır.”

TEİAŞ’tan Alım Garantisi Uyarısı

Raporun sonuç ve öneriler bölümünde ise AKP’nin iktidara gelmeden önce eleştirdiği ve “Bu projeleri masaya yatıracağız” deyip de hiçbir şey yapılmayan yap-işlet-devret, işletme hakkı devri ile yap-işlet santralları nedeniyle kamu santrallarının çalıştırılmadığı saptaması dikkat çekiyor:

“Türkiye elektrik sisteminde satın alma garantisi verilmiş bulunan YİD, İHD ve Yİ modeli kapsamındaki üretim tesislerinin kapasiteleri tüketim karakteristiği dikkate alınmadan neredeyse tam verimli olarak kullanıldığı, ancak buna karşılık talep miktarı ve tüketim karakteristiği dikkate alınarak işletilen kamu santrallarına ait kapasitenin bir kısmının kullanılmadığı gözlenmektedir.”

Bu tür ayrıcalık tanınan tesislerin yarattığı sıkıntılara ayrıntılı olarak değinen ve maliyete bakılmaksızın bu tesislere üretim yaptırılmak zorunda kalındığını anlatan TEİAŞ’ın, imtiyaz verilen nükleer ve kömür santrallarını akla getiren geleceğe yönelik şu uyarısı da dikkat çekiyor:

“Santrallara üretim önceliği ya da imtiyazlı haklar verilirken, toplam elektrik enerjisi talebi miktarı ile yıl içinde elektrik tüketim seviyelerini gösteren yük profili göz önünde bulundurulmalıdır. En azından öncelik verilmiş toplam kurulu kapasite miktarının baz yük seviyesinden daha yüksek olmamasına dikkat edilmelidir.”

Özel Sektör Yatırımlarına Sıkı Takip İstendi

TEİAŞ, arz açığı oluşmaması açısından olası olumsuz gelişmeleri sıralayarak “güvenilir elektrik enerjisi üretim

sistemlerinin işletilmesinde birincil kaynak türlerine göre belirli oranlarda güç ve enerji yedeği bulundurulması bir zorunluluktur” uyarısı yapıyor. Bu nedenle de yatırım tesislerinin inşaat süreleri göz önünde bulundurularak, öngörülen işletmeye giriş tarihlerinin gerçekleşmesi için bugünden gerekli önlemler alınmasını isteyen TEİAŞ; “sıkı bir takip yapılmasını” ve “rezerv edilmiş kapasite bedeli” gibi uygulamalarla özel sektör yatırımlarının arz güvenliği açısından teminatlı bir sisteme geçirilmesini de öneriyor.

Yenilenebilir İçin Yedek Kapasite Talebi

TEİAŞ’ın diğer bir kaygısını ise sistem içinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının artması oluşturuyor. Yenilenebilir kaynaklarının payının artmasıyla birlikte sistemde güvenilir yedek kapasite tutulması yükünün de arttığını anlatan TEİAŞ, bu konuya ilişkin önerisini de şöyle dile getiriyor:

“Rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir kaynaklara dayalı üretim tesisi kapasitesi yapılmasına onay verilirken bunun yanında onay verilen kapasitenin yaklaşık yüzde 50’sine kadar yedek konvansiyonel kapasitenin kurulması için gerekli önlemler alınmalıdır.”

Planlama Özel Sektöre de Lazım

TEİAŞ raporunu planlamaya ilişkin vurguyla bağlıyor. Son değerlendirmesini serbest piyasa şartlarında da özel sektör açısından da planlamanın “elzem” olduğu gerçeğine ayıran TEİAŞ, “Bilindiği gibi sağlıksız, plansız ve belirsizliklerin çok olduğu bir gelişimden özellikle piyasada faaliyet gösteren özel sektörün girişimleri olumsuz etkilenebilecektir” uyarısıyla raporunu tamamlıyor.

TEİAŞ, arz açığı oluşmaması açısından olası olumsuz gelişmeleri sıralayarak “güvenilir elektrik enerjisi üretim sistemlerinin işletilmesinde birincil kaynak türlerine göre belirli oranlarda güç ve enerji yedeği bulundurulması bir zorunluluktur” uyarısı yapıyor.