Elektrik Mühendisliği · Sayı 453 · Mart 2015
EMO`DAN...
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2015
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 5 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- TMMOB Yasası
- İç Güvenlik Yasası
- torba yasa
- özelleştirme
- EMO Yönetim Kurulu
- 31 Mart elektrik kesintisi
Özet
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil, AKP iktidarının otoriterleşmesini, İç Güvenlik Yasası'nı ve TMMOB Yasası'nda değişiklik girişimlerini eleştirerek meslek örgütlerine yönelik baskıları ve enerji özelleştirme politikalarını değerlendiriyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Hüseyin Yeşil EMO 44. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı
OTORİTER YÖNETİM TERÖRİZE EDİYOR!
Değerli meslektaşlarım,
Dergimizin bu sayısının hazırlıkları yapılırken, hem dünyada hem Türkiye’de önemli gelişmeler yaşanırken, hem de Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) açısından tarihi bir sürece tanık olduk ve yaşadık.
Bölgemizde IŞİD çetesi ve onun destekçileri Kobani’de yenildiler. Bunu başaranlara selam olsun! Yine Yunanistan’da emperyalizme ve kapitalizme darbe vuran, Syriza’ya da selam olsun!
Türkiye’de ise giderek otoriterleşen bir AKP iktidarı ve onun uygulamaları ile karşı karşıyayız. İktidar son olarak gündeme getirdiği ve Meclis’e sunduğu “İç Güvenlik Yasası” ile ülkede faşizmi kurumsallaştırmak istemektedir. Bunun için Meclis görüşmeleri sırasında milletvekilleri tartaklanmış ve bazı milletvekilleri yaralanmıştır. AKP’li milletvekilleri Meclis’te de terör estirerek bu yasayı çıkarmaya çalışmışlardır. Böylesi bir tasarıya tüm muhalefet partileri karşı duruş sergilemektedirler. Bu da bir ilktir. Bu yasaya karşı sokakta da meşru ve demokratik tepkiler verilmiştir. TMMOB’nin de içinde olduğu demokrasi güçlerine ülkemizde her tür demokratik hak ve talebinin üzerini “polis şiddetiyle” bastırmayı amaçlayan ve en ufak eylemlilik sürecini dahi sindirmeye yönelik böylesi düzenlemelere karşı büyük görevler düşmektedir.
Üstelik söz konusu yasa daha çıkmadan iktidara ve Cumhurbaşkanı’na eleştiri yöneten bazı parti yönetici ve üyelerine yönelik peş peşe gözaltı işlemleri uygulanmış; hukuka aykırı bir şekilde tutuklanmaları sağlanmıştır. 11 Ocak 2015 tarihinde Birleşik Haziran Hareketi’nin çağrısıyla yurt genelinde yapılan ve geniş bir katılımla yurttaşların da destek verdiği “Laik ve Bilimsel Eğitim” talepli boykot eylemine çağrı açıklaması yapan Onur Kılıç, Cumhurbaşkanı’na hakaret içeren slogan attığı gerekçesiyle tutuklanmış, arkasından bu tutuklamayı protesto edenlere yönelik de çok sayıda tutuklamalar gerçekleştirilmiştir. Bu tutuklamalar hukuki olarak da açıklanamayan, yasadışı bir uygulama olarak ülkemizin tarihine geçmiştir. Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçuyla çok sayıda yazar, çizer, sanatçı da mahkeme kapılarında süründürülmektedir. İktidar, tüm itirazları yok sayarak, adı “İç Güvenlik” olan yasayı TBMM’den geçirmiştir.
Ülkemizde yalnızca iktidara yönelik siyasal eleştiri ve talepler değil, çalışanların hak aramaları bile yasaklanmaktadır. DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’nın haklı grevi 60 gün süre ile ertelenmiştir.
Ne yazık ki buna benzer uygulamaları çoğaltmak mümkündür.
TMMOB ve bağlı odalarımız da bu diktatör ve baskıcı ortamdan nasibini almaktadır. TMMOB ve odalarımızın üzerindeki baskıları artırarak, onları etkisizleştirmek hatta ortadan kaldırmak için AKP iktidarının yoğun bir çaba içinde olduğu bilinmektedir.
Son olarak hazırladıkları bir torba yasa taslağının içine TMMOB Yasası’nda da değişiklikler yapmak istemektedirler. TMMOB’nin kendilerinin hukuksuz uygulamalarına karşı büyük bir engel olduğunu düşünmekte ve onu bölmek, parçalamak, hatta ortadan kaldırmak istemektedirler. Kentsel dönüşüm uygulamalarına, imar rantlarına, nükleer santral projelerine, Soma’da, Ermenek’te, Torunlar İnşaat’te ve diğer yerlerde yaşanan işçi katliamlarına karşı tutum alarak, kamu yararını savunmasını; gerektiğinde hukuk-
sal mücadele yoluyla kaç-Aksaray’da olduğu gibi davalar kazanmalarını hazmedememektedirler.
Enerji üretim ve dağıtımının özelleştirmelerine karşı yıllardır her türlü mücadeleyi yürüten EMO’ya karşı da büyük bir kin beslenmektedir. Şimdi de özelleştirme uygulamalarının sonuçları olan yüksek faturaları, kayıp ve kaçağın faturalara dahil edilmesini, hatta bunu yasaya ekleyerek, dağıtım şirketleri için güvenceye alınmak istemelerine karşı halkımızı uyandıran açıklamalarımız, kampanyalarımıza ve bu gerçeklerin yurttaşlar tarafından da anlaşılarak, taraftar bulmamıza çok kızmaktadırlar. Bunun için de deyim yerinde ise “katlimizin vacip” olduğuna karar vermişler.
Torba Taslak’ta, bugüne kadar yandaşları vasıtasıyla ele geçiremedikleri oda yönetimlerini nispi temsil yolu ile yandaşlarının yönetimlerine sunmayı, “İl Odaları” vasıtası ile 800-900 civarında odacıklar yaratarak örgütümüzün bütünselliğini parçalamayı hedeflemektedirler. Genel kurullarımızda oluşturduğumuz yönetmeliklerimizin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayından sonra yürürlüğe gireceği, Onur kurullarımızın verdiği meslekten men cezalarının da ilgili bakanlık onayından sonra uygulanacağı gibi karar ve uygulama yetkilerimizi yok etmeyi öngören düzenlemeler getirmek istemektedirler. Bu tür düzenlemeler, bağımsız ve özerk meslek örgütlerimiz üzerinde 12 Eylül anlayışı iktidar vesayetini de aşan bir tahakküm kurma arayışıdır.
Bu arada Bayındırlık ve İskan eski Bakanı Erdoğan Bayraktar üyesi olduğu İnşaat Mühendisleri Odası’ndan 3 ay; Odamız üyesi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da 6 ay meslekten men cezası aldılar. Söz konusu önlemlerin kimler için düşünüldüğü de açıkça anlaşılmaktadır.
Bu torba yasa girişimine karşı da yoğun bir kampanya örgütlemekteyiz. Son olarak Odamızın Yönetim Kurulu kararı ile TMMOB’ye sunduğu bütün odaların delegeleri ile birlikte “Olağanüstü Genel Kurul” toplanması önerisi kabul edildi ve 14 Şubat 2015’de İMO Teoman Öztürk Konferans Salonu’nda binlerce mühendis mimar ve şehir plancısının katılımı ile gerçekleşti. Coşkulu bir genel kurulun ardından kabul edilen sonuç bildirgesi yine genel kurula katılan binlerce delege ile birlikte Kızılay’a yüründü ve orada kamuoyuna açıklandı. Umarız, AKP de bu coşkulu kitlenin kararlığını ve halkımızın mesleğin gereklerini ve kamunun çıkarlarını savunan meslek örgütlerinin yanında duruşunu görmüştür.
AKP iktidarının baskıcı ve otoriter yönetim anlayışı, medyayı da bir cendere altına almış; böyle bir ortamda sağlıklı haberlere ulaşma hakkı da yok edilmiştir. Özellikle enerji alanı; medyanın habercilik açısından suskunluk içerisinde olduğu, iktidarın şaşaalı ama içi boş strateji ve eylem takvimleriyle gerçeklerin üstünü örtmeye çalışıldığı bir ortam haline dönüştürülmüştür. AKP iktidarı döneminde tam uyum sağlanan neoliberal politikalar ve emperyalist hedefler doğrultusunda planlama anlayışı yok edilirken, insanların günlük yaşamlarından sanayiye varıncaya kadar günümüzün temel girdisi haline gelen enerji alanı günü birlik yandaş şirketlerin çıkarlarının kovalandığı bir rant dünyası haline getirilmiştir. Dergimizin bu sayısında açıklanan eylem takvimleri ve stratejilerin üzerindeki büyülü perdeyi çekip bir nebze de olsa ülkemizin gerçeklerine ışık tutabilmeyi umut ediyoruz. Bu sayıya çalışmalarıyla katkı sağlayan tüm dostlara teşekkür ederiz.
Dergimizin matbaaya teslim edilmek üzere olduğu 31 Mart 2015 tarihinde, ne yazık ki AKP iktidarının son sürat yol aldığı çıkmaz sokakta, özelleştirme ve serbestleştirme politikaları ülkeyi karanlıkta bırakmıştır. EMO’nun yıllardır üzerinde durduğu enerji alanındaki planlama eksikliği, tüm sistemin koordinasyonunun yapıldığı iletim sistemini de çökerterek, ülkenin 10 saate varan karanlığa mahkum edilmesine yol açmıştır. Gelecek sayılarımızda daha ayrıntılı yer vermeye çalışacağımız, dünyanın 7. büyük sistem çökmesi olan bu karanlık saatler, ülke tarihinde uzunca bir süre tartışılacaktır.
Saygılarımla,