EMO Kadın Bülteni · Sayı 6 · Mart 2018

KİTAP TANITIMI: GÖLGENİN KADINLARI / KENDİNE AİT BİR ODA

Özlem Özmen

Kadın ve toplumsal cinsiyet Kitap tanıtımı

Yıl
2018
Sayfa
3
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Kadın ve toplumsal cinsiyet

İlgili: Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • Gölgenin Kadınları
  • Berat Günçıkan
  • Kendine Ait Bir Oda
  • Virginia Woolf
  • kadın yazarlar
  • feminizm

Özet

Yazı, Berat Günçıkan'ın 'Gölgenin Kadınları' ve Virginia Woolf'un 'Kendine Ait Bir Oda' adlı kitaplarını tanıtarak ünlü erkeklerin gölgesinde kalan yetenekli kadınların yaşam öykülerini ve kadının yaratıcılık alanındaki mücadelesini konu ediyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

GÖLGENİN KADINLARI

Yazar : Berat Günçıkan Yayınevi : Agora Kitaplığı Sayfa Sayısı : 111

İsimlerini duyduğunuzda ya da okuduğunuzda çoğunuz tanımayacak bu kadınları. Kimmiş diye soracaksınız, neymiş saçtığı ışık? Ama birlikte oldukları erkekler çoğunuza tanıdık gelecek. Bir o kadar da ünlü; Aziz Nesin, Ulvi Uraz, Ayhan Baran, Sabahattin Eyüboğlu, Sami Ayanoğlu, Halim Şefik, Cemal Süreya, Adnan Saygın, Oğuz Aral, Nuri İyem, Reşat Fuat Baraner… Şair, karikatürist, müzisyen, yazar, ressam…Vardılar ve kendinden vazgeçmenin ne olduğunu hiç anlayamadılar…

Meral Çelen, Selçuk Uraz, Selçuk Baran,

Magdelena Rufer, Şayeste Ayanaoğlu, Saynur Güzelson, Elif Sorgun, Nilüfer Saygun,Tolga Tiğin, Nasip İyem,Suat Derviş.. Çoğunu tanımadığımız yazar, şair, ressam, müzisyen, oyuncu kadınlar… Yaşamları birbirinden farklı ve renkli başlayan bu kadınların yeteneklerinin kendilerini tanınmış biri haline getirmesinin önündeki en büyük engelleri aşkları oldu. Kendi yaratıcılıklarını aşık oldukları erkeklerin daha kolay ve rahat üretebilmeleri için bir daha kullanmamak üzere terk ettiler. Çoğu pişman olmadı ama zamanı geri alabilmek mümkün olsaydı hemen hepsi başka bir yoldan yürümeye hazırdı…

Meral Çelen; yazar Aziz Nesin’in ikinci karısı ve iki oğlunun annesi. Yayımlanmış kitaplarından çok daha fazlası yayımlanmadan özel arşivinde bekliyor. Yazmak konusunda yetenekliydi fakat Aziz Nesin hep yeteneklerini görmezden geldi. Aldatıldı, terk etti, geri döndü fakat tekrar tekrar aldatılmaya uzun süre dayanamayıp boşandı. Yaptıklarından ve yaşadıklarından pişman değildi. Ama yine de “Aziz’den başkasıyla evli olsaydım, yazarlığım bitmezdi” demişti.

Suat Derviş; Türkiye Sosyalist hareketinin önde gelen isimlerinden Reşat Fuat Baraner’in eşi. Aristokrattı ama aynı zamanda devrimci, toplumcu ve sosyal adaletten yanaydı. Fikirleri uğruna defalarca sorgulandı, sorguda 8 aylık çocuğunu

22 EMO KADIN BÜLTENİ

kaybetti, tutuklandı ama mücadelesinden vazgeçmedi. Yine de bir Osmanlı hanımefendisi olmasından dolayı komünistler tarafından sevilmedi. Bir toplantıda Reşat Fuat Baraner’in eşi diye tanıtıldığında “Kimsenin karısı olarak yad edilemem. Ben yazar Suat Derviş’im” demişti.

Nilüfer Saygun; kompozitör Adnan Saygun’un karısı. Macar asıllı piyanist. Adnan Saygun evlendikten sonra çalışmasını istemedi. Kendisi de istemiyordu. Hayatı boyunca da bundan pişman olmadı. Hep Adnan Saygun’a destek olmak için yaşadı.

Şayeste Ayanoğlu; Tiyatrocu Sami Ayanoğlu’nun eşi. Hamile kaldıktan hemen sonra işi bıraktı ama ilk fırsatta sahnelere geri döndü. Üçüncü çocuktan sonra Sami Ayanoğlu sahneye çıkmasını yasakladı. Sami Ayanoğlu’nun en büyük yardımcısıydı ama oynamasına izin yoktu. Sahneye bir daha çıkamadı.

Saynur Güzelson; Şair Halim Refik Güzelson’un eşi. “Bence sanatçı evlenmemeli ikisi bir arada olmuyor...” Çok yetenekli bir ressamdı ama evlilik onun resim yapmasını engelledi.

Zuhal Tekkanat (Elif Sargun); Cemal Süreyya’nın 10 yıl evli kaldığı eşi. Cemal Süreyya, Zuhal Tekkanat’ın ikinci eşiydi. Aşıktı Süreyya’ya bu nedenle şiddet eğilimli hallerini görmezden geldi hep. Şiir yazmıyordu artık çünkü “Bir evde iki şair olmaz” demişti Cemal Süreyya. Aldatılmayı hazmedemediği için boşandı ama yeniden bir araya geldiler. Dört yıl sonra yeniden ayrıldılar. Süreyya, “Bak” demişti “Sen bir Cemal Süreyya Üniversitesi’ni bitirdin, ayrılsak da kendine dikkat et. Kimselerle görüşme.” Zuhal Tekkanat buna uydu.

Selçuk Baran; Opera sanatçısı Ayhan Baran’ın eşi. “Aşk evlilik için kullanılmaz. Gümüş yerine bakırda pişir yemeğini ve aşık olmadığın adamla evlen.” Hayali yazar olmaktı. Yazdıklarını Ayhan Baran hiç okumadı ama Selçuk’un yazması için

de elinden geleni yaptı. İki tutkusu vardı: Müzik ve aşk. Müziğe Ayhan Baran sayesinde yakındı ama aşkı Baran’ın ihanetleri nedeniyle yaralıydı.

Magdalena Rufer; yirmi üç yıl Sabahattin Eyüboğlu’yla yaşadı. Piyanist. Eyüboğlu’nun erken ölümü Magdi için bir yıkımdı. Alkole verdi kendini. Türkiye’ye gelmişti ama yalnızdı. Çeşitli Avrupa kentlerinde verdiği resitallerle Adnan Saygun’u dünyaya tanıttı ama kendisi Türkiye’de değer görmedi.

Selçuk Uraz; tiyatro sanatçısı Ulvi Uraz’ın eşi. Piyanist. Ulvi Uraz’ın kurduğu tiyatrodaki tüm işlerin sorumlusuydu. Geriye dönüp baktığında duyduğu pişmanlığı gizlemedi. O tiyatronun başına geçtiği gün kendisini feda ettiğinin farkına vardığını söylüyor ama yine de “Ben vazgeçmeseydim o perişan olacaktı” demiştir.

Tolga Tiğin; Oğuz Aral’ın eşi. Tiyatrocu. Hamileliği nedeniyle sahneleri bıraktı. Oğuz Aral çocuğunun sahne tozları içinde büyümesini istememişti. İlk çocuk büyüdüğünde ikinci çocuk oldu ve Tolga artık bir ev kadınıydı. Gırgır dergisiyle Oğuz Aral, büyük bir başarı sağlarken Tolga artık evdeydi. Pişman değildi ama yine de “keşke” demişti, “tiyatroda kalsaydım”. Ama artık çok geçti.

Nasip İyem; Ressam Nuri İyem’in eşi. Seramik sanatçısı. Kendini önce kadın, çocuklarının anası sonra sanatçı olarak tanımlardı. Nuri İyem kendisi için her zaman en büyük destekti. Başka kadınlar olurdu Nuri İyem’in peşinde ama her şeyi gelir anlatırdı Nasip’e. Üzülürdü bazen, ama ne yapsın ki, kocasına hala aşıktı. Her şeye rağmen gölgenin perdesini aralayabilmiş olmaktan mutluydu Nasip İyem. “Ancak sevdiği işi yapan insan özgürdür” derdi.

Gölge sükunet değil, üşümenin adıdır ve bunu kadınlar iyi bilir…

SAYI : 6 | Mart 2018 23

Yazar : Virginia Woolf Çevirmen : İlknur Özdemir Yayınevi : Kırmızı Kedi Sayfa Sayısı : 123

KENDİNE AİT BİR ODA

Kendine Ait Bir Oda,Virginia Woolf’un 1928 yılında kapılarını kadınlara yeni açmakta olan Cambridge Üniversitesi’ndeki kız öğrencilere hitaben yaptığı bir konuşması üzerine şekillenmiştir. İngiltere’de kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmelerinden bir yıl sonra yayımlanan kitap, o tarihten günümüze süregelen feminizm tartışmalarının başvuru kitaplarından biri olageldi.

Jane Austen ve Charlotte Bronte’den kadınların niçin bir “Savaş ve Barış” yazamadıklarına; Shakespeare’in hayali kız kardeşinden, bugün de tartışılmaya devan eden kadının yoksulluğu ve namusu başlıklarına, hatta yaratıcılığın doğasına kadar uzanan geniş bir yelpazede kalemini özgürce oynatan Woolf, kadınlara edebiyat alanında bir çıkış yolu gösteriyor.

24 EMO KADIN BÜLTENİ