EMOENERJİ Toplumsal Haber ve Araştırma Dergisi · Sayı 3 · Ekim/2007

IMF ZORLA PARA VERİYOR, BİZ İSTİYORUZ

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik

Yıl
2007
Sayfa
2
Okuma süresi
5 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Nükleer enerji, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • Doğu Karadeniz Enerji Forumu
  • Nafiz Özak
  • EMO Trabzon Şubesi
  • özelleştirme
  • nükleer santral
  • IMF

Özet

EMO Trabzon Şubesi'nin düzenlediği Doğu Karadeniz Bölgesi Enerji Forumu'nda Bayındırlık ve İskan Bakanı Nafiz Özak özelleştirmeyi ve nükleer santral kurulmasını savunurken, EMO Yönetim Kurulu Saymanı Hüseyin Önder nükleer santralların acil enerji sorununa çözüm olamayacağını ve dışa bağımlılığın önemli bir sorun olduğunu vurguladı.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Doğu Karadeniz Bölgesi Enerji Forumu’na katılan Bakan Nafiz Özak:

“IMF ZORLA PARA VERMİYOR,

BİZ İSTİYORUZ”

Bayındırlık ve İskan Bakanı Nafiz Özak, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Trabzon Şubesi’nin düzenlediği Doğu Karadeniz Bölgesi Enerji Forumu’nda özelleştirmeyi ve özel sektöre destek verilmesini, Osmanlı döneminde 19. ve 20. yüzyıldaki uygulamaları örnek göstererek savundu. Trabzon’un elektriğinin de o dönem özel sektör tarafından karşılandığını söyleyen Özak, kamunun kaynağının olmadığı, bu nedenle özel sektörün önünün açılması gerektiği görüşünü yineledi. 59. Hükümet döneminde IMF karşıtı söylemlerini unutan ve IMF’den destek alan AKP’nin yeni kurduğu hükümette yer alan Bakan Özak’ın “Paran yoksa borç alacaksın. IMF bize zorla para vermiyor, biz gidip istiyoruz” sözleri de dikkat çekti.

EMO Trabzon Şubesi tarafından düzenlenen Doğu Karadeniz Bölgesi Enerji Forumu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Osman Turan Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı. “Dünya Enerji Politikaları Açısından Türkiye’nin Konumu ve BOP Çerçevesinde Ortadoğu-KafkasyaOrta Asya Enerji Politikaları” konulu paneli de içeren forum kapsamında 5 oturumda 20 bildiri sunuldu.

Trabzon’da 7-8 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen foruma nükleer santral tartışması damgasını vurdu. EMO Yönetim Kurulu Saymanı Hüseyin Önder, enerji arz soruna nükleer santralların acil çözüm olarak sunulmasını eleştirerek, “İnşaatı, ihalesi ve diğer alt yapısı ile birlikte Türkiye şartlarında 15 yılda biter, bittiğinde de ancak talebin yüzde 5’ini karşılayabilir” dedi. Önder’in ardından kürsüye çıkan Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak ise nükleer santral inşaatının 5-6 yılda bitirileceğini iddia ederek, enerji üretimini artırmak için hükümet olarak nükleer santralların kurulması gerektiğine inandıklarını söyledi.

Forumun açılışında konuşan EMO Yönetim Kurulu Saymanı Hüseyin Önder, uluslararası diplomasinin temel gündemlerinden birinin enerji kaynaklarının kontrol edilmesinin oluşturduğuna dikkat çekerek, enerji kaynaklarının yüzde 60’ının Ortadoğu Bölgesi’nde bulunduğunun altını çizdi. Önder, enerji kaynaklarını ve enerji geçiş yolarını kontrol altına alma isteğinin ABD’nin Irak ve Afganistan’ı işgal etmesi ile sonuçlandığını, İran’a yönelik tehditlerin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“İthal Bağımlılığı Sorunu Çözülmeli”

Enerji kaynaklarına yakın bir bölgede bulunmasına rağmen Türkiye’nin enerji arz güvenliği sıkıntısı ile karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Önder, enerjide dışa bağımlılık oranının yüzde 72’lere ulaştığını kaydetti. Elektrik üretiminde ise yüzde 50’lere varan ithal bağımlığına dikkat çeken Önder, “Yüksek oranlara ulaşan ithalat bağımlılığı elektrik üretim maliyetlerini artırmaktadır. Elektrik üretiminde ne yazık ki yerli hidrolik ve kömür potansiyelimizin yalnızca 3’te 1’i kullanılmaktadır. Gerekli yatırımların yapılarak yerli potansiyelimizin kullanılması, üretim maliyetlerini

düşürecektir. Yerli kaynaklarımızın kullanımı yerine son günlerde yeniden doğalgazlı santralların gündeme gelmesi izlenen yanlış politikaların devam edeceğini gösteriyor” diye konuştu.

Özel sektörün yeterince enerji yatırımı yapmadığına ve arz güvenliğinin tehlikede bulunduğuna dikkat çeken Önder, “Tatminkar kar garantisi isteyen özel sektör, 6 yıl buyunca ciddiye alınır bir kurulu gücü devreye sokamamıştır. Düşük senaryoya göre yıllık 2 bin-2 bin 500 megavatlık yatırım yapması gereken özel sektör 700 megavatta kalmıştır” dedi. Özelleştirme ve serbestleştirme politikalarının arz güvenliğinin sağlanması konusunda çözüm olmadığının görüldüğünü kaydeden Önder, Afşin-Elbistan CD kömür sahaları rödovans ihalesine, 15 yılık alım garantisi verilmesine rağmen, özel sektörden talep gelmediğini anımsattı.

Hüseyin Önder, enerjide arz açığı tehlikesi her baş gösterdiğinde, nükleer santralların gündeme getirildiğini belirterek, “Nükleer santrallar öncelikli çözüm olamazlar. Herhangi bir nükleer santralın inşası ihalesi ve diğer altyapısı ile birlikte Türkiye şartlarında en az 15 yıl sürer. İnşasının tamamlanmasının ardından da enerji talebinin yalnızca yüzde 5’ini karşılayacak olması, nükleer santralların öncelikli olmadığını gösteriyor” dedi. Nükleer santral kurulması ile Türkiye’ye nükleer teknolojinin transfer edileceğinin sık sık dile getirildiği anımsatan Önder, “Kömür santrallarında kullanılan teknolojiyi de yıllardır ithal ediyoruz. Çok sayıda

kömür santralımız olmasına rağmen kendi teknolojimizi üretecek duruma gelemedik. Bir nükleer santral kurdurmakla, teknoloji transferi gerçekleşmez. Santral ihalesi ile teknoloji alınabilir mi?” diye konuştu.

“Petrol ve Gaz Ticareti Artacak”

Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, forumun açılışında yaptığı konuşmada, geleceğin dünyasında ülkeler arasındaki ilişkilerin enerjiyle ilgili tartışmalar ekseninde biçimleneceğini ifade ederek, “Bu bağlamda yeterli, güvenilir ve çevreye duyarlı enerjinin sağlanması, fiyat istikrarı sağlanabilecek bir piyasa ortamının oluşturulması yüzde yüz gereklidir” dedi.

Dünyada nüfus artışı ve sanayileşme sonucu doğal kaynaklar ile enerjiye olan talebin giderek arttığına dikkat çeken Özak, “2030 yılında dünya enerji ihtiyacının bugüne göre yüzde 60 artması, bölgelerarası petrol ticaretinin günümüze göre 2 kat, bölgelerarası gaz ticaretinin 3 kat artmasına neden olacaktır” diye konuştu.

“Geçiş Koridoru Avantajını Kullanıyoruz”

Enerji kaynaklarının öneminin artmasına paralel olarak Türkiye’nin de stratejik öneminin artığını kaydeden Özak, petrol ve doğalgaz rezervlerinin yüzde 70’inin Türkiye’nin komşularında bulunmasına dikkat çekti. Türkiye enerji kaynaklarının bulunduğu coğrafya ile enerji talep eden coğrafya arasında bir geçiş koridoru konumunda bulunduğunu yineleyen Özak, şöyle konuştu:

“Türkiye, bu konumunun avantajlarını kullanmakta, önemli hamleler yapmaktadır. Diğer yandan büyük bir büyüme içinde olan ülkemizin enerji ihtiyacı giderek artmaktadır. Hükümetimizin enerji politikalarının temel amacı, artan nüfusumuzun ve gelişen ekonomimizin enerji ihtiyacının sürekli ve en uygun maliyetlerle temin edilebilmesidir.

Bu kapsamda enerji konusunda hükümetimiz döneminde önemli adımlar atılmıştır.”

Enerji ihtiyacının giderek arttığını kaydeden Özak, “Sadece 3 ayaklı bir elektrik sistemi güvenilir değildir. Yalnızca hidrolik, doğalgaz ve termik santrallarla elektrik ihtiyacı sağlanamaz. Nükleer ve diğer enerji kaynaklarını da buraya katmak gerekir” dedi.

Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafız Özak, nükleer santral inşaatlarının 5-6 yıl içerisinde bitirileceğini savunarak, 2012 yılından itibaren 5 bin megavat toplam kurulu gücünde nükleer santralın devreye alınmasının planlandığını kaydetti. Özak, nükleer santral kurulması konusunda hükümetin kararlığını şöyle ifade etti:

“Bu yılın Mayıs ayında TBMM’nin kabul ettiği ancak eski Cumhurbaşkanımızın iade ettiği nükleer güç santrallarının kurulması, işletilmesi ve enerji üretilmesi ile ilgili kanun önümüzdeki günlerde yeniden çıkarılacaktır. Mutlaka nükleer santral yapmalıyız. Ama evvela millet olarak nükleer santral olmalı mı olmamalı mı konusunda oturup konuşmamız lazım. Biz hükümet olarak nükleer santral yapmak istiyoruz. Yapmamız gerektiğine inanıyoruz.”

Özelleştirmeye Yüzyıl Öncesinden Savunma

Türkiye’nin 2020 yılına kadar 130 milyar dolarlık enerji yatırımı yapması gerektiğini ve kamu kaynaklarının bu yatırımları karşılamak için yetersiz olduğunu savunan Özak, şöyle devam etti:

“Özelleştirme ve özel sektöre destek mantığı Türkiye’de 21. yüzyılda oluşmadı. Osmanlı döneminde 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başında da vardı. Bu dönemde Trabzon’un elektrik ihtiyacının özel sektör tarafından karşılandığını hatırlatmak istiyorum. Visera (Işıklar) elektrik santrali. Bugün enerji yatırımları için kamunun kaynak bulması

mümkün değil. Bir yandan borç ödeyeceksiniz, bir yandan kaynak bulacaksınız. Bunun için özel sektörün önü açılmalı. Dünyadaki firmalara diyorsunuz ki ‘Gel kardeşim Türkiye’ye yatırım yap.’ Kar ederse geliyor, kar etmezse gelmiyor. Paran yoksa borç alacaksın. IMF bize zorla para vermiyor, biz gidip istiyoruz.”

Bakan Özak’ın sözünü ettiği Visera Santralı, elektrik hizmetinde yabancı sermayenin egemen olduğu Osmanlı Dönemi’nin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında (1925) özel sektör tarafından kurulmuş, ancak yabancı özel sektör tarafından işletilen elektrik hizmetinin kamulaştırılması politikaları çerçevesinde 1929 yılında kamulaştırılarak, belediyeye devredilmişti.