Elektrik Mühendisliği · Sayı 10 · Ekim 1957
MEMLEKETİMİZDE YENİ KURULACAK SANAYİİNİN SERMAYE VE DÖVİZ İHTİYACI
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 1957
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 12 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- yatırım
- döviz ihtiyacı
- sermaye piyasası
- geri kalmış memleketler
- EİE İdaresi
- sanayileşme
Özet
Yazar, Türkiye'de yeni kurulacak sanayinin gerektirdiği yatırım, sermaye ve döviz ihtiyacını, geri kalmış ülkelerle karşılaştırmalı istatistik ve hesaplamalarla ele almaktadır. Sanayideki işçi başına düşen enerji takati ve yatırım tutarları üzerinden Türkiye'nin kalkınma finansmanı sorununu tartışan bir EMO idare heyeti raporudur.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Memleketimizde Yeni Kurulacak
Sanayinin Sermaye ve Döviz ihtiyacı
Mehmet EKDEMIR Yüksek Mühendis
Umumi Heyette İdare Heyetimize cerümis vazifelerden biri olan 'Memleketimizde yeni kurula cak sanayinin sermaye ve döviz ihtiyacı mevzuunda, raportör olarak seçilen Y. Müh. Mehmet Erdemir'e bir rapor hazırlatılmıştır. Aşağıda münderecatmı bu. lacağınız bu rapor üzerinde idare heyetimizde ça tışmaları başlanmış bulunmaktadır. Bu mevzuda da meslekdaslanmızın fikirlerini bilmekle çok istifade edeceğimizi ummaktayız. Gelecek umumi heyete su nulacak nihai raporun haztrlanmastndaki çalışmala rımızda bize çok büyük faydalar sağlayacak bu hu sustaki fikirlerinizi en kısa zamanda bize bildirme nizi rica ederiz.
Türkiye'de sanayiin müstakbel döviz ihtiyacını tesbit etmek, kanaatımca bu gün memleketimizin en mühim mes'elelerinden biri ve belki de birincisidir. Mühim olduğu kadar güç de olan bu mes'elenin çözül mesi, takdir buyurulur ki, bir tek kişinin takatinin üstündedir. Bu sebeple ben burada mevzuun muh telif cephelerini ortaya koyduktan sonra bazı teklif lerde bulunacağım,
1 — Yatırım ve bunun finansmanı ı Bu gün bütün dünyada geri kalmış memleket lerin hummalı bir şekilde kalkınmakta oldukları ma. lûmdur. Ancak bütün geri kalmış memleketler ya tırım için lüzumlu malzeme ve teçhizatın kısmı kül lisini ithal etmek zorundadırlar. Diğer taraftan, her memleketin kendi bünyesine göre değişmekle bera ber, yapılan yatırımların iç ve dış finansman tutar ları arasında belli bir nisbet mevcuttur. Bunun içtn biz önce gelecek yıllarda memleketimizde sanayi sahasına yapılacak yatırımları tesbite çalışacağız. Yatırım miktarı tesbit edidikten sonra bunun mu ayyen bir yüzdesi döviz olacağından böylece sana yiin döviz ihtiyacı bulunmuş olur. Mamafih bulunan bu miktara mevcut sanayii de göz önüne alarak ye dek ve ham madde için de muayyen bir meblâğ da ha ilâve etmek lâzımdır.
» Evvelâ yabnmlan, sermaye entansitesini yüksek ve alçak olmak üzere iki ana gruba ayırmak lâzım dır. Sermaye entansitesi yüksek olan yatırım saha sının tipik misali enerji sahasıdır. Sermaye entensi tesi alçak olan saha ise bilhassa günlük ihtiyaç mad. deleri sanayii sahasıdır. Sermaye entansitesinin al çaklığı veya yüksekliği ile neyi kast ettiğimizi de
izah edelim: Sermaye ensansiteni yüksek olan ya tırım sahasında, yatırım sermayesi kadar ciro, an cak 3 4 senede yapılabildiği halde, sermaye entan sitesi alçak olan sanayi sahasında yatırılan sermaye kadar ciro, bir senede veya daha az zamanda ya pılabilir. Bu vakıadan ise şu netice çıkar: Sermaye entansitesi alçak olan sahaya yatırılan serm«ye çok kısa zamanda itfa edilebildiği halde öteki sahalara yatırdan sermayeler ancak uzun zamanda itfa edi lebilir.
BIT yatırım finansmanı hususunda İnşaca bazı noktalara işaret edelim :
Her hangi bir tesis kurmak isUyen bir kimse bu tesis için lüzumlu yatırım sermayesini ya biz zat kendi temin eder veya ödünç ahr. Kendisinin temini halinde, bu kimse, bu maksat için sermaye biriktirmiş demektir; ödünç alma halinde ise barka ları tarafından biriktirilmiş olan sermayeye müracaat eder. Her hal ve kârda yapdacak bir yatırım için birikmiş sermayeye ihtiyaç vardır.
Bir memleketin yatırım yapması da bir şahsın yatırım yapmasından pek farklı değildir. Şu kadar ki devletlerin imkânları şahislarınkinden çok daha fazladır.
Geri kalmış memleketlerin bariz vasıflarından biri de b umemleketlerde muntazam, bir sermaye pi yasasının bulunmayışıdır (Bu vesile ile geri kalmış memleketlerin] ana vasıflarım birada belirterek memleketimizin bu bakımdan mevkiini de göz önün de bulunduralım. Bunun için buraya isviçre ban kerlerinin 1956 içlûnamda Nestie Altmantaoa A. Ş.nüı Umum Müdürü Th. Waldesbühl tarafından «ge ri kalmış memleketlere yardım» mevzuunda verilen bir konferansta bu memleketlerin bariz vasıfları hakkında yapılan tarifleri aynen alıyoruz: Geri kal mış memleketler ekseriya fevkalâde bir nüfus ar tışı arz ederler. Beslenme gayri kâfi, hıfzı sibha ek siktir. Hallan büyük bir kısmı cahil olduğu gibi ileri gitmi$ meslekî öğrenimden de mahrumdur. Nüfus basma isabet eden millî gelir çok düşüktür (Mese lâ resmî 'kur üzerinden 1956 senesinde nüfus başına millî gelir Amerika'da 8.000,— TL. İsviçre'de 3.500,— TL. Almanya'da 2.500,— TL. memleketi mizde takriben 600,— TL. ve diğer bir çok Asya memleketlerinde 200 250 TL. dır). Yerli sermaye terakümü gayri kâfidir. Ekseriyeti en iptidaî vazi
yette yaşıyan bir kitleye mukabil çok küçük bir zenginler tabakası mevcuttur. Halk, daha ziyade zi raatle meşgul olmaktadır. İmalat usulleri eskidir; bu sebeple de sanayi memleketlerine nazaran prodük tivite çok düşüktür. Şayet miktar itibariyle ehemmi yetli ham maddeler yetişmekte ise bunlar tek taraf ı olarak muay>en mamuller istikametinde gelişmiş lerdir ve bunların fiatlan da kısmen dünya Hatları na tâbi olup dahili pazar için çok ciddi olan fiat tahavvıilleri arz etmektedirler, iktisadi gelişmenin belkemiği olan yol şebekesi de eksiktir.
Böyle geri kalmış bir memleketin, sanayileşmek için muhtaç olduğu makine ve teçhizatın bedelleri ni normal ihracatı ile ödeyebilmesi mümkün değil dir. Çünkü eğer bir memleketin mebzul miktarda ver altı servetleri mevcut değilse ve ziraat da ma kina ile yapılmıyorsa o memleketin ihraç mallarının asli istihsal unsuru, insan gücü demektir. Halbuki insan gücünün mekanik değeri pek düşüktür. Bir memeketin çalışabilecek durumdaki şahısları o mem. leket nüfusunun takriben 1/3'ü kadardır. Bir insa nın takati, günde sekiz saat veya senede 2500 saat çalışma zamanı itibariyle 50 vat olarak kabul edil mektedir. Buna nazaran bir insanın bir senede gö rebileceği is, 50 X 2500/1000 — 125 kwh. kadar dır. Sanayi memleketlerinde nüfus başına 1000 ve daha fazla kwh. elektrik enerjisi isabet ettiğinden çalı abilen insan başına 3000 ve daha fazla kvvh. isabet eder. Bu da gösteriyor ki geri kalmış memle ketlerle sanayi memeketleri arasında çok muazzam nisbetsizlikler mevcuttur. Bu sebeple asgari geçimi ni ancak temin eden geri kalmış memleketlerin, lü zumlu envestisman teçhizatını normal istihsalleri ile finanse etmeleri pek kolay değildir, ikinci Dünya Harbinden sonra ortaya atılan dördüncü nokta proğ. ramı, geri kalmış memleketlerin bilhassa bu güçlü ğünü hafifletmek için tatbike başlanmıştır. Ancak kalkınma temposunun çok hızlandırıldığı memleket lerde .Amerikan yardımı kâfi gelmemiş ve harice borçlanmak mecburiyeti hasıl olmuştur. Yalnız bu borçlanma sadece yatırım teçhizatı için değil, ayni zamanda günlük ihtiyaç maddeleri için de yapılmış olduğundan döviz borçları lüzumundan fazla art mıştır.
Geri kalmış memleketlerin Afrika'da ve bilhas sa Asya'da bulunduğu malûmdur. Coğrafi durumu bakımından Asya ve Avrupa'nın arasuıda bulunan memleketimiz, gerilik bakımından da vasat bîr du rumda olup her şeye rağmen Avrupa'dan ziyade As ya'ya benzemektedir. Bu itibarla yukarıdan beri ge ri kaimi; memleketler için serdettiğimiz mütalâalar memleketimiz için de câridir. Elde mevcut malû mata nazaran bu gün memleketimizin vadesi gelmiş bil'umum döviz borçları yekûnu 1956 ortası itiba riyle 1.200.0O0.000 dolar civarındadır. (11/8/1956 tarihli Frankfurter Allgemeine Zeitung) bunu İcay dedişimizin sebebi, memlekette yeni kurulacak sa
nayiin ister istemez bu borcun tesiri altında kalaca ğı keyfiyetidiri
2. Yeni kurulacak sanayiin yattnm ihtiyaa:
Iİ.IAİ. [İdaresince tutulan istatistiklere göre 1956 semeninde memleketimizdeki kurulu santral gü cü 845.000 kw. kadardır. Yine aynı kaynaklara göre bu takatin takriben % 6O'ı sanayide kulanılmakta dır. Buna göre memleketimizdeki sanayi takriben 500.000 kvv. takat istihlâk ediyor demektir. (Tam kapasiteden istifade edilmek şartiyle.) l>iğer taraftan memleketimizde ayni tarihlerde takriben 500.000 sa nayi isçisi mevcut bulunmaktadır. Buna nazaran be her sanayi işçisi başına 1 k\V. kada rbir takat dü soi)or demektir. (Bu rakamı yani sanayi işçisi ba sma düşen takat rakamını diğer bazı memleketlerle mukayese edelim: Amerika'da bu rakam takriben 4, Almanya'da ise 2 civarındadır). Şu halde önümüz deki senelerde sanayi sahasında iş temin edilecek her işçiye en az 1 k\V. takat hazır tutmak lâzım gel mektedir. (En az dedik, çünkü memleket sanayiles, tikçe bu miktarın arttığım, Almanya ve Amerika misâlinden anlamış bulunuyoruz.)
Diğer taraftan yine E.İ.E. idaresince yapılan tahminlelrden men4eketimizdeiki «lektsrik ihtiyacı önümüzdeki 7 8 sene içinde vasati olarak yılda % 10 kadar artacaktır. Buna nazaran 1956 senesin de takriben 600 Mw. olan sanayideki kurulu güç, önümüzdeki senelerde 50 60 kvv. kadar artacak yani her sene 50 60.000 kişiye sanayi sahasında iş yeri temin edilecektir. Şimdi bütün mes'ele, bir kişi ye sanayide temin edilecek ij yeri için yapılacak yatırımın talımıı ve hesabından ibarettir. Uzun za mandanberi memleket kalkınmasında nazarı itibara alınmasını savunduğumuz bu problem, modern ik tisat literatüründe de mühim bir yer işgal et mektedir.
Nitekim VDl'nin 2&29 Mayıs 1957 tarihli Freiburg içtimaında (malûm olduğu üzere bu içti ma «Teknik, Dünya Nizamının Hizmetinde» mevzu una hasredilmişti.) Prof. Dr. Fritz Baade «Dünya İktisadiyatı bakımından 2000 Senesine bir Nazar» mevzuunda verdiği çok enteresan bir konferansta önümüzdeki 40 45 sene zarfında dün) a üzerinde bir milyar yeni sanayi iş yeri kurulması gerektiğine işaret etmekte ve bu iş yerleri için lüzumlu yatırım tutarını hesaplamaya (çalışmaktadır. Bunun için Prof. Baade «Nederlandsch Economisch Instituut Hollanda İktisat Enstitüsünün neşrettiği bir etüt ten faydalanmaktadır. Bu etütte muhtelif memleket lerde işçi başına muhtelif sanayi sahalarına yapılma sı lâzım gelen yatırım miktarı tahmin edilmiştir. Buna göre Amerika'da un değirmeni sanayiinde i$ çi başına 39.000 dolar, çelik sanayiinde 32.000 dolar yatırım yapmak lâzım gelmektedir. Bunlar listenin en yüksek rakkamlandır. Listenin en düşük rakkamı ise Hindistan'ın pamuklu mensucat sanayii için 1.800 dolar olarak verilmektedir. Dünya vasatisi için bu rakkamlar reprazantatif değildir. Çünkü
Amerika'nın un değirmeni ve çelik sanayii kolları çok fazla otomatikleştirilmiş olduğu gibi Hindis tan pamuklu mensucat sanayiinin mühim bir kısmı basit tezgâhlarla çalı an «ev sanayii» halindedir. Bunun için Prof. Baade yatırım ihtiyacım da çok fazla mübalâğa etmemek maksadiyle işçi babına 4.000 dolar bir yatırım miktarını esas almaktadır. Prof. Baade 2000 senesine kadar sanayi sahasına yerleşti rilecek bir milyar işçinin büyük bir kısmının geri kalmış memleketlerde bulunacağına da işaret etmek tedir. Bunun için biz de hesaplarımızda 4 000 doları esas olarak alabilriz. 4000 dolar, takriben 12.000 TL. eder. Bu rakkama, primer enerji menbaları hariç elektrik enerjjsi istihsali, nakli ve tevzii için lüzumlu yatırımlarla fabrika ve iş makinaları için yapılması lâzım gelen yatırımlar dahildir. Elektrik mühendisliği noktai nazarından hemen ilâve ede lim ki elektrik enerjisi istihsal, nakil ve tevzii için lüzumlu yatırım, bu meblâğın takriben % 15'ini teş kil etmektedir.
Yukarıda önümüzdeki senelerde sanayi sahasına her yıl 50 60.000 işçinin yerleştirileceğini hesapla mıştık. Buna göre meselâ 1958 senesinde sanayide kullanılan takatin takriben 60.000 kW. artarak 60.000 işçiye yeni iş yeri temin ettiğimizi kabul edersek sa nayi ve sanayi ihtiyacı için enerji sahasına 1958 de 60.000 X 12 000 720.000.000 TL. yatırım yapmak lâsım gelecektir.
Yine yukarıda memleketimizde istihsal edilen elektrik enerjisinin % 60'nın sanayide 'kullanıldığını kaydetmiştik. 1958 için sanayie ait artışı 60.000 k\V. olarak kabul ettiğimize göre diğer sahalara ait artı (bu sahalar ev idareleri, ticaret ve zenaat, ziraat v.s.dir). 40.000 kW. olur. Bunu emniyetli olarak 30.000 kW. kabul edelim. Bu takat yeni binalarda bilhassa ışık için kulanılacaktır. Meselâ altı daireli bir apartman düşünelim. Böyle bir apartman bu gün takriben 200.000 TL. ya mal olmaktadır. Bu apartmanın takriben 3 kW. kullandığını kabul eder sek kW. başına 60.000 TL. dan fazla yatırım yap mak icap eder. Elektrik enerjisi mevcut ve yeni ev idarelerinde meselâ buz dolabı veya radyolar tara fından da sarf edilir. Bir kW. takat kullanmak için 20 kadar radyoya ihtiyaç vardır. Bir radyo 600.—
TL. ise 1 kW. takat için 12.000.— TL. lik radyo te min etmek lâzımdır. Buz dolabı için de benzer ne ticelere vasıl olunur. Binaenaleyh sanayi dışındaki elektrik ihtiyacı için de ıkW. başına 12.000,— TL. yatırım yapmak lâzım geldiğini kabul edersek yan Iış hareket etmiş olmayız. Ancak bu rakama bina bedellerini değil de bunların sıhhî tesisat ve elek trik teçhizatı gibi kısımlan ile buz dolabı, radyo, ça maşır makinesi v.s. gibi aletleri dahil kabul etmek daha mantıki olur. Buna nazaran 1958 senesinde bu sahalar için de 30.000 X OL2.000 = 360.000.000 TL. kadar bir yatırım (sarfiyat) yapmak lâzım gelecek tir.
Buraya kadar verdiğimiz malûmattan anlaşıla cağı veçhile, 1958 senesinin bir milyar 80 milyon liralık yatırım sermayesi ihtiyacı olacaktır. Buna yu varlak olarak bir milyar lira diyelim. Bu meblâğın takriben % 50'si dövizdir. Şu halde 1958 senesinde enerji ve sanayi sahası için 500 milyon TL.lik dövize ihtiyaç olacaktır.
Yukarıdan beri yaptığımız hesaplarda daima 1958 senesini esas almış bulunuyoruz. Bu, hakikat te fiktif bir hesaptır. Çünkü 1958 senesinin ihtiyaç ları için lüzumlu yatırımların büyük kısmı daha ön ceki senelerde yapılmış bulunmaktadır. Binaenaleyh 1958 için bulduğumuz bu rakama senevi yüzde on kadar bir ilâve yaparak daha ileriki senelerin yatı rım tutarını hesaplamak lâzımdır.
Şimdi mes'elenin bir diğer cephesine de ijaret edelim :
Yukarıda hesaplamağa çalıştığımız yatırım, esas itibariyle enerji ve sanayi sahasına yapılması lâzım gelen yatırım tutarıdır. Halbuki bir memleketin ya pacağı yatırım sadece bunlardan ibaret değildir. Ahenkli bir kalkınma ve gelişme için diğer sahalara da muayyen nisbetlerde yatırım yapmak lâzımdır. Bu hususta bir fikir vermek için OEEC (Avrupa ik tisadî İşbirliği Teşkilâtı) tarafından neşredilen bir iktisadi etüdün neticelerini buraya alıyoruz. Mem lekitimizi de ihtiva eden bu etüde göre Batı Avru pada 1951 1955 seneleri arasında muhtelif sahalara yapılan > atırımlarla 1956 1960 arasında yapılacak yatırımlar ve 1955 ile 1960 yıllarına ait yatırımlar aşağıdaki listede gösterilmiştir.
BATI AVRUPADA YATIRIMLAR (Milyar Dolar, 1955 rayicine göre)
Enerji Münakale (Yollar hariç) Sanayi Ziraat Ticaret ve hizmetler inşaat Amme hizmetleri (Yollar, İdare binalar
Yatırım Yekûnu :
4,5 5,2 9,4 3,2 4,6 9,9
3,8 40,6
% 1960
5,9
6,7
2 3 11,3
3,5
5.6
25 11,6
5,8
50,4
%
1951 55 %
11,7
18,4
10,7
21,8
12,6
22,4
40,5
23,5
7fl
14,7
8,5
11,1
18,9
11,0
23,0
41,5
24,0
16,6
9,7
172,2
1956 60 %
26,75
30,55
52,7
22,6
16,9
7,4
26,0
11,2
54,6
23,2
25,0
10,8
232,5
Şimdi ikinci bir listede Batı Avrupa memleket lerinin brüt millî gelirleri yekûnu ile bunun kullanı lığını veriyoruz :
(Milyar dolar, 1955 rayicine göre)
MUH hasıla Kullanılışı :
170,7 %
— Devlet masrafları 16,4 9,6
— Askerî masraflar 9,0 5,3
— Hususî istihlâk 116,4 68,3
— Yatırımlar
28,9 16,8
214,4 %
19,9 9,3 11,4 5,4 142,5 66,4 40.6 18,9
Artış
50 — 55
254,1 %
22,7 8,9
12,5 ' 4,9
168,1 66,2
2a
50,8 20,0
55 — 60
18,4 14 10 18 24
Bu iki listeyi incelersek kısaca 5u neticelere va
1. Muhtelif sahalara yapılan yatırımlar ara sında muayyen bir nisbet mevcuttur. Bu nisbet, şüphesiz memlefketten memlekete değişir. Mesele, her memleket için en uygun nisbetin bulunmasında dır.
2. Enerji ve sanayi sahalarına yapılan yatırım lar diğer sahalara yapılan yatırımların 1/3'ü kadar dır.
Yukarıda bir milyar TL. olarak tesbit ettiğimiz yatırım ihtiyacına, sanayi ve elektrik enerjisi saha ları dahil olup primer enerji sahası dahil edilmemiş ti. Bu rakkama primer enerji için lüzumlu yatarımı da dahil farz edersek (ki bu faraziye bizi, umumi yatırım ihtiyacını biraz dü ük hesaplamıya sevk eder.) senevi umumî yatırım tutarı takriben üç mil yar TL. civarında olur. Bu meblâğın takriben dört te birini döviz olarak kabul edersek 750 milyon TL. yatırım dövizi ihtiyacı karsısında bulunacağız de mektir.
Üç milyar lirayı ajan ve % 90 dan fazlası orta vadeli yani önümüzdeki 5 6 sene içinde ödenmesi lâzım gelen döviz borcumuzu da göz önünde bulun durursak senede 500 milyon lira kadar da borç öde memiz icap edecek ve böylece yatırım ve borçların tasfiyesi için senede 1250 milyon TL. Iık dövize ihtiyaç olacaktır.
3. İkinci listeden anlaşıldığına göre Batı Av rupa'nın millî geliri, 1950 — 55 arasında % 25 ya ni senede vasatı % 4,5, 1955 — 60 arasında ise % 18,4 yani senevi takriben % 3,5 bir artış arz et mektedir. Diğer taraftan yatırımlar, millî gelirin tak riben % 18 ini teşkil etmektedir. Buna nazaran mil li geliri % 1 arttırmak için milli gelirin % 18/4*>— % 4 ünü yatırmak lâzım gelmektedir. 1955 — 60 devresi için bu nisbet % 6'ya yaklaşmaktadır. Ancak
biz mes'eleyi biraz optimist cepheden mütalâa ede rek % 4 nisbetini esas alacağız.
4. Yukarıda tesbit ettiğimiz üç milyarlık ya tırım, 1955 fiatlan ile memleketimiz millî gelirinin takriben % 20 sidir. Buna göre yapacağımız bu ya tırım millî gelirimizi takriben % 20/% 4 — % 5 kadar arttıracaktır.
Memleket nüfusunun senevi artışı malûm ol dul ğu üzere % 3 civarındadır. Buna nazaran yapılacak yatırımlar millî geliri ancak % 2 kadar arttırabile cek durumdadır. Bu tempo ile yatırım ya pıldığı takdirde meselâ milli geliri % 50 arttır mak için takriben 20 sene beklemek lâzım gelmek tedir.
Buraya kadar yaptığımız incelemelerle vardığı mız neticelerin, yüzde yüz kat'iyeti haiz riyazi ha kikatler olduğunu iddia etmek niyetinde değiliz. Sadece bu neticelerin mertebe itibariyle «olması lâzım gelene» yakın bulunduğunu söyleyeceğiz.
Memleketimizde kurulacak sanayiin döviz ih tiyacını tesbit etmek gibi mahdut bir mevzu ile alâkalı olarak memleket iktisadiyatının tamamına at fı nazar edişimizin sebebi ümit ederiz ki anlaşılmış bulunmaktadır. Millî iktisadiyatın her hangi bir sa hasını bu iktisadiyatın realitelerinden mücerret ola rak tetkik ve muhakemeye imkân göremediğimizden bu yola sapmış bulunuyoruz.
Etüdümüzün başında bu mes'elenin bir kişinin gücünü aşacağını belirtmiştik. Bunun için biz bura da mes'elenin ana hatlarını ortaya koymıya çalıktık. Bu etüdün daha faydalı olabilmesi için birlik vasi tasiyle alâkalı odalardan bir hey'et teşkil edilerek memleketin iktisatçıları ile de temas suretiyle daha esaslı ve geniş bir araştırmaya girişilmesinin lazım geldiği kanaatradayim.