Elektrik Mühendisliği · Sayı 134 · Şubat 1968
RADYO-TELEVİZYON HİZMETLERİ
Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 1968
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 9 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- radyo yayıncılığı
- televizyon
- TRT
- frekans bandı
- Anayasa 121. madde
- FM radyo
Özet
Yazar, Türkiye'de radyo ve televizyon hizmetlerinin gelişimini, plan hedeflerine göre gecikmesini ve Anayasa'nın basın dışı haberleşme araçlarına ilişkin hükümlerini değerlendirmekte; ayrıca dünya radyo yayın sistemlerini, frekans bantlarını ve FM radyonun teknik özelliklerini karşılaştırmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
UDK: 621.897.5.6.9:621.396.6
Yazan : T. H. EVCİMEN Elek. Y. Müh.
1. GİRİŞ :
1224 metre', 245 KHz, 11. kanal uzun dalga Erzurum radyosunun ve 309 metre, 871 KHz, 50. kanal orta dalga, İzmir radyosunun deneme yayınlan ile hizmete girmesi, ve diğer taraftan memleketimizde televizyonun önce Ankara ve daha sonra istanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerimizde kurulacağına dair bazı haberlerin yayılması, RADYO—TELEVİZYON • hizmetlerini günlük konular arasına sokmuştur.
300 KW Mersin orta dalga radyosu, ve daha sonra yine 300 K\V Diyarbakır orta dalga radyosu hizmete girecektir. Plânlanan diğer güçlü radyolar Antalya 600KW, ve İstanbul 1200 KW ve halen 240 KW olan Ankara radyosunun 1000 KAV lık postalarıdır. Böyle olmakla beraber, esefle görüyoruz ki geçen beş yıllık planın HABERLEŞME ve RADYO bölümlerinde, plân uygulamasındaki hedeflerden çok geri kalınmıştır.'
Televizyon ile ilgili haberlerde de yurd basınında ve radyolarında her ne kadar aradığımız meslekî açıklığı bulamıyorisek de, bazı kimseler harcanacak paranın, memleket ekonomisinde bekleneni temin etmeyeceğini iddia ederek, televizyonun kurulmasına taraftar değillerdir. Bû suretle yeniden ortaya çıkan münakaşalarda ne yazık ki televizyondan ne beklenebileceği yeteri kadar olumlu bir şekilde savunulmuyor. Birinci beş yıllık plân hedeflerinde bu alanda geri kalınmış olması, RADYO — TELEVİZYON hizmetlerinin bu yeni plândaki akibeti hususunda İlgilileri ciddî bir şekilde düşündürmektedir Diğer. taraftan geniş ülkemiz İçin yetersiz olan radyo yayınları ve programlarının doğurduğu hoşnutsuzluk, sık sık ifade edilmiştir. Türkiye radyolarının aynca verici taşıyıcı frekanslarının dış memleketlerdeki radyolarla devamlı bir karıştırma, veya himaye problemi vardır ki, burada artık diplomatik temaslar ve hareket gereklidir. Türkiye Avrupa Yayın Birliğinin (European Broadcosting Union) bir üyesidir, ve uluslar-arası frekans tahsislerine uyan bir memlekettir.
Televizyonla ilgili olarak bazı gerçekleri tekrarlamakta fayda vardır. Tabiatıyla, bir kütle-yayın, haberleşme, kültürel aydınlanma ortamı olduğu kadar bütün sanat ve eğlenme imkânlarını evlere kadar getirmeğe muktedir
olan televizyonun önem ve kudretini takdir ve teslim etmek, bunun başarı ile yapıldığı hallerde çok kolaydır, ve herkezin seveceği, faydalanacağı bir programuı., bulunmaması adeta mümkün değildir. Kurulma tarzı, ne plursa olsun, televizyonun memleketimizde mütevazı bir başlangıçtan planlanmasına karşı çıkmak, harcalamalann daha faydalı sahalara ayrılması gibi görüşlerle olumsuz bir'•" tutuma saplanmak ' karamsar olduğu kadar, gerçeklerden habersiz kalmak, televizyon teknolojisinin radyo sanayi'inı fersah fersah geçen kudretinden bilgisiz bulunmaktır. Her sistemin, ^ortamın veya vasıtanın bir fiatı elbet olacaktır. Şimdi, TELEVİZYON, hakikaten radyo-yayın tesislerine nisbetle yalnız bir tesis olarak;düşünürsek, hem daha pahalı ve hem daha sınırlıdır. Bunun teknik sebepleri evvelce v& kısmen de aşağıda açıklanmıştır. Fakat, hangi problemi, televizyona sırt karşı çıkmak İçin getirilirse getirilsin, onu bir mahzur olarak düşünemeyiz, çünkü pek mükemmel çözümü vardır. Hal böyle iken, «Televizyon bize neden gerek?» -sorusunu değil, «Nasıl oluyor da Türkiye'de televizyon bu kadar gecikebiliyor7» sorusunu sormalıyız.
Televizyon sadece haberler, yorumlarla bir haberleşme vasıtası, bir propaganda vasıtası değildir. Çeşitli sahne sanatlarını, bütün müzik alemlerini ihtiva eden, güzel sanatları da ayni müesseriyetle takdim edebileceğimiz, spor ve bsden eğitimini iyi itiyatlar ve zevk haline sokabileceğimiz bir vasıta, ve nihayet fertlerin mümtaz simaları, liderlerini tanımaya imkân veren çok yakın bir tanışma, tanıtma vasıtası olarak radyo'ya nisbetle büyük eğitme üstünlüğü olan müstesna bir ortamdır! Televizyon hariç, dünyada hiç bir vasıta bu bahsettiğimiz imkân ve kudrete sahip değildir. Bu alanda geri kalmış olmamız, milletçe büyük bir talihsizliktir.
II. TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINA GÖRE RADYO — TELEVİZYON VE BASIN DIŞI HABERLEŞME ARAÇLARI :
Anayasamızda ikinci kısım, TEMEL HAKLAR VE ÖDEVLER başlığını taşır ve Genel Hükümler bu kısmın birinci bölümünde yer alır. İkinci bölümde KİŞİNİN HAKLARI VE ÖDEVLERİ yer almıştır. Basın ve yayınla ilgili hükümler 22-25 Maddelerde, ve basın dışı haber-
•Elektrik Mühendisliği 134
legme araçlarından faydalanma hakkı 26. Madde de ilân edilmiştir. Bu madde şöyledir :
«MADDE 26 — Kişiler ve .siyasî partiler, kamu tüzel kişileri elindeki basın dışı haberleşme ve yayın araçlarından faydalanma hakkına sahiptir. Bu faydalanmanın şartları ve usulleri, demokratik esaslara ve hakkaniyet ölçülerine uygun olarak kanunla düzenlenir. Kanun, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamu oyunun serbestçe oluşumunu köstekleyici kayıtlamalar koyamaz».
Daha sonra Anayasamızın üçüncü kısmında, ikinci bölümünde C) ÎDARE bağlığı altmda IV. özerk kuruluşlar yer almıştur. Burada a) Üniversiteler : ve b) Radyo ve Televizyonun idaresi ve haber ajansları: sırasıyla 120. ve 121. maddeler olarak zikredilmiştir. 121. Madde şöyledir:
«MADDE 121 — Radyo ve televizyon istasyonlarının İdaresi, özerk kamu tüzel kişiliği halinde, kanunla düzenlenir.
Her türlü radyo ve .televizyon yayınlamaları, tarafsızlık. .esaslarına göre yapılır. . ,t
Radyo ve televizyon idaresi, kültür, ve eğitime yardımcılık görevinin gerektiği yetkilere sahip kılınır.
Devlet tarafından kurulan veya devletten malî yardım alan haber ajanslarının tarafsızlığı esastır.»
Buna göre Anayasamız RADYO — TELEVİZYON konusunda en müsait hürriyet havasını bize bahsetmiştir. Bazı çevrelerin bilhassa dikkat etmesi gerekli bir husus da şudur. Yukarıda iktibas ettiğimiz Anayasa maddelerinde bir TEKEL veya inhisar idaresi hükmü mevcud değildir. Gerçi, böyle bir hüküm, Anayasanın düzenleme emrini TRT kanunu gibi bir kanunla yerine getirmeyi anlayışına uygun bulmuş devrin hükümeti tarafından çıkarılan o kanunda yer alıyor. Anayasada değil!
Şimdi bu düzenleyici kanun değişeceği ve yeni bir tasarının hazırlandığı yetkililerce İfade edilmiştir. Bu yeni tasarının Anayasa ilkelerine göre şekil alacağını beklememiz tabiîdir. Yetkililerce İşaret edilen İslâhat unsuru dahi çok önemlidir, ve İlerideki tatbikatın daha başarılı olmasını temenni ederiz.
Millî bir radyo-ağı kurulamamış olan memleketimizde bilhassa merkeziyetçi, ve radyoların yetki ve fonksiyonlarını sınırlayıcı tatbikattan kurtulmak çok isabetli olacaktır. Meselâ, yeni radyo tesisleri kurulsa, yeni stüdyolar kazanılsa dahi, şimdi yapıldığı gibi haberleri, v.s. bir radyo kanalına oranla üç defa daha dar bir telefon hattından Ankara'dan naklen, fakat çok
defa dinlenemlyecek bir nitelikte vermek, ancakyukarıda İşaret ettiğimiz merkeziyetçi bir zihniyetin fena ve zararlı örneğidir. İdare kendi radyolarına haberleri daha kaliteli, ve dinlenebilir _ bir şekilde yayacak kadar bir yetki tanımamıştır. Bunun bütün aydın vatandaşlara acı gelmediği mi sanılır?.
Eğer Türkiye bir hürriyetler memleketi ise, ve böyle olacak ise, basın kadar RADYO — TE LEVÎZYON hizmetleri, ancak telınlk ölçüler içerisinde kayıtlı, Anayasa emirlerine uygun olarak memleketin üstünde bütünlüğünü koruyan bir uygulama ile serbest olmalıdır. Bir devlet kurumunun nazım rolü oynadığı, bağımsız radyo-televizyon ile hem devlet ve hem özel teşebbüs bu imkândan faydalanmalıdır. Bu memleketin bünyesine çok uygun düşecektir, özerk üniversitelerin radyo, ve hatta televizyon yayınları, veya deneme yayınları buna yakın bir misâl teşkil eder. Gelişme çok hızlı olacaktır. Rekabet doğacak ve programlar daha seviyeli olabilecektir.
Mutelif memleketlerin idare şekillerine göre radyo - televizyon yayınlan çok büyük farklı tatbikat göstermektedir.
Her yayın sistemi kendisini idame ettirmek için para desteğini gerektirir ki, bu kaynaklar şunlar olabilir :
(1) Radyo ve televizyon alıcılarından yıllık vergi alınır.
(2) Hükümet para tahsisi yapar.
(3) Muhtelif kaynaklardan hibe ve para vakfı.
(4) Yayın için reklâm ve ilân zamanı satılır.
(5) Dinleyici iştiraki olan programlarda bilet satışı geliri.
III. MUKAYESELİ RADYO YAYIN SİSTEMLERİ, VE YAYEN ÖZELLİKLERİ :
Halen bütün dünyada radyo yayın istasyonları dört frekans bandı üzerine yerleşir : uzun dalga 155 KHz - 281 KHz, orta dalga 529 KHz 1602 KHz, kısa dalga,
11 m (26 MHz); 13 m (21 MHz); 16 m (18 MHz); 19 m (15 MHz);
25 m (12 HMz); 31 m ( 9 MHz); 41 m ( 7 MHz); 49 m ( 6 MHz);
ve nihayet ultra - kısa dalga veya FM bandı (87.5 MHz - 100 MHz, veya Amerikada 88 - 108 MHz). Stereofonlk radyo yayınlar^ yüksek kaliteli PM bandında yer alır.
Televizyon bandları ise, Band 1,40-88 MHz; Band III, 162 - 230 MHz; Band IV, 470 - 582 MHz; Band V, 582-960 MHz;
dır, ancak bütün memleketler 860 MHz üstünde televizyon istasyonları istemediklerinden, 860 960 MHz bandında troposfeiik yayın bağlan için anlaşmaya varmışlardır.
1920' lerin klasik radyoları uzun ve orta dalga radyoları İdi. II. Dünya Harbi boyunca ideolojilerin çarpıştığı, ve geniş propagandanın yapıldığı deniz - aşırı radyo ortamı ise kısa dalga postalarıdır. Son yirmi yıl içerisinde ultra kısa dalga veya FM radyo yayınları olağan üstü bir gelişme gösterdi. Yine son yirmi yıl zarfında, televizyon istasyonlarının Amerikada ve Avrupada kurulması, radyo zevkini menfî şekilde etkiledi.
Columbia Üniversitesinde Binbaşı E. H." Armstrong tarafından keşfedilen FM (Frekans Modülasyonu) radyosu, (1934'den beri) standard radyoya nisbetle bir çok üstünlüklere sahiptir,
ve önemli gelişmelere vasıta olmuştur. Hemen hemen prazit'ten, bayılma (fading) ve karıştırma gürültülerinden korunmuştur. Alış menzili bir şehir sahasına inhisar ettiği için sınırlıdır. Ses, genlik modülasyonuna oranla daha büyük bir sadakatle tekrar hasıledllebilir. Bu yüzden de stereofonik radyo için, belki FM - radyo ye, gane müsait usuldür.
FM radyonun sınırlı yayın sahası, coğrafi durumları ile bir birinden ayrılmış bir çok FM radyosunun ayrı frekansı paylaşmasını mümkin kılar. FM radyolarının imâli ve işletme ve kurulma masrafları dan az paraya İhtiyaç gösterir.
Standard radyo frekansları Avrupada, Avrupa Yayın Toplantısı Lucerne (1933), ve Kopenhag Planı (1948) dle tahsis edilmişti ve batı yarımküresinde ise Havana'da 1937'de toplanan Kuzey Amerika Bölge Yayın Anlaşniasi ile tahsis edilmişti. Bu anlaşma tekrar 1949'da toplanan genel bir konferansla Montreal'da gözden geçirilmiştir.
TABLO I. RADYO DALGALARININ YAYIN BANDLAKINDAKİ ÖZELLİKLERİ
Sınıf
Frekans
Yayılma özellikleri
Tipik kullanilişlı
Uzun dalga 155-281 KHz Radyo
Orta dalga 529-1602 KHz Radyo
Kısa dalga 26-21-18-15-
Radyo
12-9-7-6- MHz
Ultra kısa dalga veya FM radyo (VHF)
87.5-100 MHz, 88-108 MHz.
Ultra yüksek (UHF) televizyon Band IV Band V
470-582 MHz, 582-860 MHz.
Gecelen yayılma ÇOK ALÇAK FREKANSLI (VLF) radyo dalgalarının yayılmasına benzer, fakat biraz daha az güvenirlik sağlar; gündüzleri abserpsiyon (VLF)den daha fazla olur, ve frekansla artar. Günden güne ve mevsimden mevsime daha çok değişir.
Zayıflama geceleri az, gündüzleri fazla; yazın daha fazla, kışın daha az. Uzunca mesafelere kadar, genel olarak yayılma alçak frekanslarda az güvenilirlik gösterir, ve frekans arttıkça bu durum da artar.
Oldukça uzun mesafelere kadar yavılma yüksek atmosferin ionlaşmasına bağlıdır, ve böylece günün saatlerinde ve mevsimlere göre çok değişir. Müsait şartlarda uzun mesafelerde zayıflama pek az, fakat müsait olmayan şartlarda ise pek fazladır.
Işık dalgalarına benzeyen ve yaklaşık olarak doğru boyunca, Ionosphere'den etkilenmeyen bir yayılma gösterirler
VHF gibi.
-t
Uzun menzil, Noktadan noktaya, Denizcilik, ve seyir yardımcıları, 30 - 300 KHz, (LF).
Radyo yayın Denizcilik radyosu, Seyir yardımcıları, Uçak muhaberesi, Polis radyosu Liman telefonu, 300 - 3000 KHz (MF).
Orta ve uzun. menzil Bütün tip muhabere, 3 - 30 MHz, (HF).
Kısa menzil muhabere, Televizyon, Frekans modülasyonu, Radar, Havacılık veya uçak seyir yardımcıları, 30 - 300 MHz, (VHF).
Kısa menzil muhabere, Radar RELAY, Sistemleri, Televizyon band tamamen kullanılmamıştır. 300-3000 MHz, (UHF).
Elektrik MühendieUği 134
Tablo I de muhtelif radyo bandlarının yayılma özellikleri kısaca özetlenmiştir, radyo dalgalan yayınlandıkları antenlerden itibaren yayıldıkça zayıflar ve bozulurlar. Bu, kısmen, yayılan dalgaların daha geniş hacimlere dağılmasının sonucudur. Buna ilâveten, enerji, dalgalardan yer, ve ionlze olmuş atmosfer bölgeleri tarafından emilir, ve dalgalar arz tarafından yansıtılır ve kırılır; yüksek atmosferdeki ionize olmuş bölgeler tarafından yansıtılır veya kırılır ve bu aynen alçak atmosfer şartları tarafından da meydana gelebilir. Bu suretle ortaya çıkan muhtelif frekanslardaki radyo dalgaları için çok kompleks ve farklılık gösteren bir şekil alır. Pek muhtasar olarak Tablo I. bu sonuçları belirtmektedir. Radyo dalgalarının yayın özellikleri ile radyo ilmi meşgul olur, ve uluslar arası araştırmalar U. R. S. I. (UNION RADIO — SCIENTIFIQUE INTERNATIONALE) genel kurul toplantılarında değerlendirilir, bir çok araştırmaya sahne olan konular, meselâ :
1. Atmosfer modelleri
2. Radyo klimatoloji,
3. Radar meterolojl,
4 Yayılma ve uzay muhaberesi,
5. Yayılma üzerine düzgün olmayan arazinin etkisi,
6. Diğer konular,
Olarak sıralanabilir. U. R. S. I. nin XTV. genel kurul toplantısı 1963 EylüTünde Tokyo'da
toplanmıştı ve P. Mısme'nin başkanlığındaki II. Komisyon radyoelektrik, ile troposhere gibi ana araştırma konularını yukarıdaki listeye göre incelemişti. Bu yazımızda bu konulara girmemiz kabil değildir, ve radyo dalgalarının uzay analizini inceleyeceğimiz bir başka yazıda onları daha yakından gözden geçireceğiz. Orada göreceğiz ki bir radyo anteni* bir uzay frekans filtredir, çıkış antenin «Aperture»'ünü (açınımıını) aydınlatan radyo alana ile transfer fonksiyonunun «convoltion» una eşittir. Radyo alanının dağılımı (distrlbutlon) eşdeğer bir «belirsizlik» «Uncertainy» ilkesi ile sınırlanmış olarak tayin edilebilir. Bir antenin doğurduğu radyo alanı, Ionosphere içine geçince, yeni UZAY FREKANSLARI doğurur, ve bunlar alıcındakı bilgi muhtevasındandır. Muhtelif mertebeden, hasıl olan diffraksiyona uğramış enerjiler, farklı yönlerden geliyormuş intibaını verir ve alıcı antene varış açısı, verilen mertebe için radyo frekansının bir fonksiyonudur.
Bibliyografya :
1 — CEYHAN, Halûk. Kalkınma Plânı Elektrik Mühendisliği ile ilgili Alanda Uygulanabiliyor mu? Elektrik Mühendisliği Dergisi Cilt 10, Sayı 112, Nisan 1966, s. 12.
2 — TOGAYLJ, Lenzl : Çeviren, Stereofonik Radyo Yayını I. Sistemler ve Devreler, Elektrik Mühendisliği, Cilt 10, Sayı 118, Ekim 1966, veya N. van Hurck, Stumpers ve M. Weeda, Philips Technical Review, Vol. 26, 1965 No. 11/12.
Kullanılması pratik ve en kolay
LOGARİTMA ve TRÎGONOMEEÎ CETVELLERİ
— Adlı kitap yayınlanmış bulunmaktadır.
— İmar ve İnşaat bürolarında, teknik işlerin yapıldığı atölyelerde mü hendis ve teknik elemanların her zaman güvenle baş vuracağı tek ki taptır.
— Kitabın kullanılması çok kolay ve pratiktir. Bez kaplı olduğundan yıp ranmaya karşı dayanıklıdır.
— Fiatı 3 liradır. Toplu siparişlerde % 20 indirim yapılır.
İsteme adresi : Seyfettin AYDIN P. K. 104 - KONYA
(E. M. — 50)