Elektrik Mühendisliği · Sayı 164 · Ağustos 1970
EMPERYALİZM NEDİR?
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1970
- Sayfa
- 8
- Okuma süresi
- 23 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma
Anahtar kelimeler
- emperyalizm
- milli demokratik devrim
- işbirlikçi burjuvazi
- antiemperyalist mücadele
- NATO CENTO
- Osmanlı ekonomisi
Özet
Yazı, emperyalizmin tarihsel gelişimini ve niteliklerini Marksist bir çerçevede ele alarak Türkiye'nin emperyalizme bağımlılık sürecini ve mühendislerin bu mücadeledeki konumunu tartışıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Emperyalizme Karşı Nasıl Savaş Verilir?
. ÇAĞIMIZ EMPERYALİZM ÇAĞIDIR :
Sorunların üstüne gözü kapaîı gitmemek, olayları bir değerlencUnmeye tabi tutmak «ne yapmalı?» sorusuna bilimsel bir cevap verebil mek İçin önce çağıımjzın dünya çapındaki so runlarnı bilmek gerekmektedir.
Çağımjlz emperyalizmi çağıdilT. 19. yüzyılın sonlarından başlayarak bugüne kadar süren bir yüzyıla yakın zaman içinde dünyanın en önem li sorunu, emperyalizmdir. Emperyalizmi tanı madan hiçbir olayı açıklamak olanağı yoktur Hele —illerde elverdiğince geniş oranda deği neceğimiz gibi—ı emperyalizmin sömürü alanı olan yurdumuzda herhangi bir konuda söz söyle mek düşünce açıklamak isteyen bir insanın, em peryalzimin cahili olması onu sadece bir palav racı durumuna değil, bir hain durumuna da dü şürebilir.
Hele bizim gibi, mühendisler için emperya lizmi kavramak hayati bir Önem taşır. Çünkü biz, hergün emperyalizmle jüzyüze gelen, onu somut olarak hayatında yaşayan insanlarız. Her gün Amerikan ajanı uzmanlarla yanyana çalı şan1, hergün ' Amerlka'miı işbirlikçisi iktidarın tutumlarıyla yüzyüze gelen, kendi alanımızda gelişmek olanaklarımızı yok eden, bağımlı bir ülkenin mühendisleri olmanın utancım duymak İçin her türlü şartların, içinde bulunan, Ameri ka'nın ve işbirlikçilerinin menfaatlerine hazır lanmış projeleri üstünde alın teri akıtan bizler değil miyiz? öyleyse emperyalizmi temelinden kavramaİL, onunla nasıl mücadele edileceğini en geniş biçimde öğrenmeli, özümlemeliyiz.
Emperyalizmin belli başlı nitelikleri şunlar dır :
1 — Üretim ve sermayenin yoğunlaşması öy le blir noktaya varmıştır ki, ekonomik hayatta tayin edici bir rol oynayan' tekelleri yaratmış tı!r. Çok sayıda ekonomik işletmenin yerini on ları yutarak büyüyen tekeller almıştır
Elektrik sanayiinde bugün de varlıklarını sürdürmekte olan İki dev tekel, Amerikan «Ge
Elektnk Mühendisliği 164
neral Electric Campany» ve Alman «AEG» fir maları daha 1910 yıllarında dünyayı aralarında paylaşmış bulunuyorlardı; demir, kömür, petrol v.s. bütün alanlarında tekellerin ortaya çıkışı yüzyılımızın sonlarına raslar.
2 — Banka sermayesi ile sanayi sermayesi nin birleşip kaynaşması ve bu «mali sermaye» temeli üzerinde bir mali oligarşinin yaratılması. Bugün dünyayı egemenlikleri altında, dünya ekonomisini ellerinde tutan birkaç büyük ban kadır. Az sayıda ellerde toplanmış bulunan ve fiilî bir tekelcilik yapan «mali sermaye», gfr • ketlerin kuruluşundan, kıymetli evrak çıkartıl masından, devlet tahvillerinden çok büyük kâr lar çıkarmakta ve bütün toplumlardan tekeltei ler yararına haraçlar almaktadır.
Bugün ise «mali sermaye» 'kapitalist devleti tam anlamılylıa kendine bağlıyarak tekelci dev let kapitalizmini yaratmış ve egemenliğini per çinlemiş bulunmaktadır.
3 — Serbest rekabete! kapitalizmi, dış ticaret çağında toplumları emtia ihracı yoluyla sömür mekteydi. Halbuki bugün, emperyalizm çağında emtia ihracı yanında büyük oranda sermaye ih racı ve borçlandırma yoluyla sömürmeye başla mıştır. Yurdumuz, bunun pek açık bir örneğidir. Faiz ve kâr transferi yoluyla, Amerika'nın yur dumuzdan sömürdüğü miktarlar bugün gazete lerde açıklanmakta ve nüfus başına kaç lira düş tüğü hesaplanmaktadır.
4 — Dünyayı aralarında paylaşan tekelci ka pitalist birliklerin kurulması.
5 — En büyük kapitalist devletler arasında dünyanın paylaşılması.
ÇAĞIMIZ AYNI ZAMANDA EMPERYALİZ
MİN YOKOLMA ÇAĞIDDtt :
Emperyalizm kendi yıkılış sebeplerini kendi içinde taşır.
Emperyalizm kendi anavatanlarında (Ameri ka, Inıgiltere, Fransa v.fo.) bir avuç sömürenle, bütün toplumdan meydana gelen sömürülenleri karşı karşıya birakır. Üretim belli merkezlerde toplanır. Üretim teknolojisinin gelişmesiyle blr
İlkte emeğin üretkenliği son derece artar. Ve ar tık teknolojinin genel olarak üretim güçlerinin gelişmesine engeller çıkarmaya başlayan emper yalizmin yıkılması bir, zorunluk haline gelir. Gerçekten tekel fiyatlara aşağı yukarı geçici dfe olsa sabit olduğundan yeni tekniklerin bu lunup, uygulanması karlı olmaktan çıkar.
Emperyalizm şartlarında tekeller ve tekelci kapitalist devletler eşit oranlarda gelişmezler. Bu da, tamamen paylaşılmış buunan dünyanın yeniden paylaşılması için yeni dünya savaşian nln doğmasına yol açar. Artık 1. ve 2. dünya savaşlarını, emperyalizmin bize yutturmaya ça lıştığı gibi değili emperyalist devletlerin dünya yı yeniden paylaşmak için başlattıkları savaş lar olarak görmek zorundayız.
Diğer taraftan emperyalizm sömürdüğü geri kalmış ülkelerde kenddne bağli bir işbirlikçi bur juvazi yaratırken, kapitalizm öncesi derebeylik artıklarıyla gerici ittifaklar kurarken kendisini yıkacak olan güçlerin, güçlenip gelişmesine de yol açar. İşçi sınj!fı ortaya çakar. Bütün miMİ sınıfların, başta İşçilerin, köylülerin, orta sınıf ve tabakaların, miMi nitelikteki sermaye sahip lerinin çıkarları emperyalizm ve işbirlikçilerin çıkarlarıyla1 çelişil". Uyanan uluslarjin ulusal kurtuluş savaşları emperyalizmin karşısına di kilir.
Gerçekten yukarıda saydığımız ilişkiler so nucu I. ve n. dünya savaşları sonunda dünya nın üçte birinden fazlası emperyalizmin boyun duruğundan kurtulmuşj kurulan sosyalist dev letler emperyalizmin en tutarlı düşmanları ola rak onun karşısında yer almışlardır. Bugün ise Asya'da, Lâtin Amerika'da, Afrika'da emperya lizmin sömürü alanı olan bütün ülkelerde em peryalizme karşı savaş hızlanmakta, zafere ula şan uluslar kendi ulusal ekonomilerin) kurma yolunu tutmaktadırlar. Bugün, Vietnam'da, Or tadoğu'da, Guatemala'da, Peru'da, Mozambik'te, Rodezya'da dünyanın birçok yerlerinde emper yalizm onulmaz yaralar almaktadır.
Emperyalizm yokolmaya yüz tuttukça bas kısılmn şiddetini arttırmakta, milli kurtuluş mücadelelerini bastırmak için en alçakça yolla rı denemekten geri durmamaktadır. Filistin'de, Vietnam'da, Endonezya'da, Dominik'te dünyanın bir çok ülkelerinde Amerikan emperyalizminin milli kurtuhışculara zulüm ve katliamlarını he pimiz bilmekteyiz. Yurdumuzda ise daha son ra değineceğimiz gibi işbirlikçi AP iktidarının tuttuğu baskı ve sindirme yolları her gün gaze telerde boy vermektedir.
Aynca emperyalizmi kendini, sosyalist ülke lere Ve milli kurtuluş savaşlarına karşı güven liğe alabilmek için devamlı savaş tehdidini ayakta tutabilmek üzere gerici askeri paktlar
kurma İşine de özel bir önem vermektedir, n. dünya savaşından soma dünya emperyalizminin baş temsilcisi oDan , ABD; NATO, CENTO SEATO ve ANZUS gibi saldırgan paktlar kur muştur. Bu saldırgan paktlarjn. savunma aracı olarak değil, «20. ajsırda Atom bombasından da ha tehlikeli bir keşif» olarak değerlendirdikleri mffiH kurtuluş savaşlarını yoketmek, sosyalist ülkeleri tehdit etmek amacıyla kurulduğu ve iş letildiği gün gibi ortadadır. Bunun en son ör neklerinden birini Kibrite meselesinde Türkiye görmüştür.
Kolayca tesbit edilecek diğer bir değişiklik te emperyalizmin sömürü politikasında izlenebilir. İkinci dünya savaşana kadar, çeşitli sömürge ül keleri süâh zoruyla bizzat İşgal etmekte olan emperyalizm bugün geri ülkeleri, kendi içlerin de yarattığa işbirlikçi sınıf aracılığı ile sömür mektej toprak ağalığı, tefecilik gibi kapitalizm öncesi, derebeylik artığı gerici güçlerle ittifak halinde siyasi iktidarı ellerine geçiren İşbirlik çiler, Amerikan emperyalizminin hakimiyet ara cı olmaktadır. Emperyalizm bu işbirlikçi ikti darları CÎA gibi casusluk teşkilatlarıyla, askeri üs ve tesisleriyle, paktlanyla, barış gönüllüle riyle, kovboy filimleriyle ayakta .tutmaya çalı şarak halk sınıf v© tabakalarını sömürmektedir. Geri ülkeleri, borçlandırarak, sermaye ihracı yoluyla kâr transfer ederek, hammadde kay naklannj] tamamen eline geçirerek, ucuz işgü cünü kullanmak üzere kapitalizmin geri kal mış ülkedeki gelişmesini de önleyerek (gerçek ten bugün geri kalmış ülkelerde kapitalizmin gelişmesini önleyen en befflli başlı neden emper yalist sömürüdür) montaj ve ambalaj sanayii ni kurarak sömüren emperyaEzmj bütün halk ların ve halk içindeki bütün sınılf ve tabakala ıin düşmanıüur. Bu yüzden emperyalizme karşı savaş, bütün halk sınjif ve tabakaları tarafından yani işçiler, köylüler, şehir orta sınıf ve taba kalarıyla, milli nitelikteki sermaye sınıf]] tara fından yürütülecek bir savaştü*.
Bu, emperyalizmin, işbirlikçilerinin ve toprak ağalığı ve tefeciliğin ortadan kaldırılması mü cadelesine «Milli Demokratik Devrim mücadele si» ve bu mücadjeleyi en geniş cepheyle yürütme politikasitna da «Milli Cephe Politikası» denir. Milli cephenin önderi, ımilâl sinıflar içinde en devrimci ideolojiye sahip bulunan, menfaatleri emperyalizmle ençok çelişen işçi sınıfıdır, işçi sınıfının önderliği mılü demokratik devrim mü cadelesinin zaferinin garantisidir.
İçinde yaşadığımız, dönem, emperyalizmin İn sanlar), ve ulusları acıya( açlığa, zulme, kana boğmağa çalıştığı, halk yığınlarını özgürlükten, insanca yaşama olanaklarından yoksun bıraktı
ğı bir dönemdir, «can çekişen kapitalizm» yanı emperyalizm varlığını sürdürmek için her türlü baskı, zulüm, giddet ve saldırılara başvurmak tadır.
Fakat emperyalizmin bütün direnmelerine rağmen, her yenilişinde jbıraz daha hırçınlaşıp şiddet yolunu tutmasına rağmen, asıl güçlü ola nın halkların antietmperyallst mücadelesi oldu ğu açıktır. Dünyadaki bütün devrimci milli kur tuluşcu mücadeleler göstermektedir M, . bizim millî kurtuluş savaşımız ve Vietnam halkanın savağı göstermektedir ki insanlığın geleceğini nükleer silahlar değil, halkların bilinçli mucatle lelert tayin edecektir. Bütün dünya 'halkları, yı kılmakta olan ortak düşman emperyalizmi yerle bir etmek için güçbirlığı halinde mücadelelerine hız vermelidirler bütün yurtseverlerin ödevi bu nun sağlanmasjı uğruna savaşmaktır.
YURDUMUZ TÜRKİYE
Türkiye'nin bugün dünya İçindeki yennin bilinmesi için kısa da olsa tarihi bir açıkla ma gerekli olmaktadır.
Bilindiği (gibi Osmanlı İmparatorluğu ege men sınıfın emekçi köylülerin yarattığı artık ürünü sömürmesine dayanan feodal 'bir ekono miye dayanıyordu. Bu ekonomik yapı 15. yüzyıl da en olgun çağına ulaşmıştı. 16. yüzyılın orta talarından itibaren Avrupa Sanayii Osmanlı top lumunu emtia ihracı yoluyla sömürmeğe başla mıştı. Tabiîdir ki, bu sömürü de küçük sanayiinin kapitalist sanayie dönüşümünü önlemişti. 19 yüz yılda ise OsmanOı toplumu yarj, sömürge bir du ruma sokulmuştur. Dış ticaret çağındaki kapi talizm, Osmanli' toplumunu yalnız emtia ihracı yoluyla değiij ımadenleümizde çalışan işçi sınıfı nuzjn, pamuk ve tütün İşçilerimizin artık ürü nünü de sömürmüştür. Daha sonra, tekelci dö neme geçen kapitalizm, Osmanlı toplumunu çö küntü haline getirmiştir.
Emperyalizm ulaşım ve nakliye alanlarına yaptığı yatıranlarla açtığı iç pazarımıza ege men olmuş, madenlerimizi işletime imtiyazını ele geçirerek işçilerimiz, ticaret yoluyla da köy lülerimizi sömürmüştür. Sanayinin gelişmesi ön lenmiştir. Emperyalizm böylece, kendi işbirlik çileri ve feodaliteyi içine alan ,bir gerici ittifak kurmuş ve sömürülen halk tabakalarının karşı sına dikilmiştir.
Emperyalizm mal ihracı yanında feodal devle ti borçlandırarak (yani ikraz yoluyla) da Os manlı emekçilerini sömürüyordu. Feodal devlet bu borçlar^ vergileme gibi çeşitli yollardan hal kın sırtından çıkarıyordu. Daha sonra ise, yerli ve yabancı sermaye ittifakı, alacaklısı; devlet iktldannı ele geçirmek üzere harekete geçmiş tir.
Bu sırada Jön, Türkler gibi ilerici eğilimde ha reketler baş göstermiş, fakat yukarıda anlatıl dığı gibi bu hareketin —diğer batı ülkelerinde olduğu gibi dayanacağı İbir sermayedar sınıfı emperyalizmin boyunduruğu altında meydana çıkmadığından ve 19. yüzyılda millî burjuvazi ler artık devrimci niteliklerini tamamen kay betmiş bulunduklarından basan kazanamamış lardır.
Emperyalizm işbirlikçi burjuvazi ve feoda lite arasındaki çelişmeler millî sınıf ve tabaka ların menfaatleri karşısında ittifaka dönüşmüş bütün ilerici kıpırdanırlar bastırılmıştır. İşçi sı nıfımızın — henüz bilinçli olmasa bıie)— en tu tarlı anti emperyalist güç olduğunu ortaya ko yan yabancı işyerinde ve şirketlerindeki grevle ri bastırılmıştır.
En sonunda İttihat ve Terakki iktidarının yö nettiği Osmanlı İmparatorluğu Almanya'nın ka rarıyla ve onun boyunduruğu altında I. Dünya Savaşına girmiştir. Savaş yenilgiyle sonuçlanmış ve imparatorluk Alman emperyalizminin kontro lünden çıkarılarak İngiliz, Fransız ve İtalyan emperyalizminin ve Yunanlı uşaklarının işgaline uğramıştır.
Hepimizin bildiği gibi, daha sonra Mustafa Ke mal ve orta sınıf aydınlarının önderliğinde giri şilen dünyanın başarıya ulaşmış ilk Milli kurtu luş mücadelesi verilmiştir. Mustafa Kemal'in be lirttiği gibi bu müoadele «Bizi yoketmek isteyen emperyalizme ve bizi yutmak isteyen kapitaliz me karşı» bir savaşta. Bu savaşın fiziki gücünü emekçiler teşkil etmiştir. Fakat Anadolu emek çileri ıbu savaşa kendi örgütleri etrafında bir leşmiş ve bilinçli olarak girmediklerinden, orta sınıflardan (küçük burjuvaziden) gelme aydın lar daha sonra millî sermayedar sınıfı yaratma çabasına girişmişlerdir. Millî kurtuluş savaşın dan sonraki tarihimizi — esasen cılız olan — millî burjuvaziyi güçlendirme politikası ve em peryalizmle derebeyliğin yurdumuz üzerindeki çıkarları belirlemiştir.
Cumhuriyet döneminde yapılan hilafetin kal dırılması, laikliğin kabulü, tekke ve zaviyelerin kapatılması, tevhid i tedrisat kanunu v.s. gibi reformlar^ toprak reformu ve millî sanayiinin kurulması yönünde atılması gereken adımlarla tamamlanamamıştr. 4 Mayıs 1923 de toplanan izmir iktisat kongresi ise ekonominin temel fel sefesi olarak «serbest teşebbüs» ün kabul edil mesiyle sonuçJanmştır.
Millî mücadeleyi zafere ulaştıran Mustafa Kemal ve onun temsil ettiği arta sınıf aydınla rınn bu yolu tutması elbette ki tarihi maddî ko gullann zorunlu bir sonucu olmuştur. Gerçekten iniMâ mücadelenin fizik gücünü ve temelini oluş turan İşçi köylü Anadolu emekçisinin • siyasi bilinci —yani iktidara yönelik bir mücadele bi
linçine— ulaşmamış oîması, kendi örgütü etra fında birleşmiş olarak mücadeleye girmemiş bu Lunması, bu sonucu doğurmuştur. Emekçi yığan ları savaş sonrası silâhlarını bırakınca ' içinde bulunulan dünya koşullarında millî devletin yerli burjuvazinin menfaatleri adına yönetilme si zorunluydu ve öyle cldtu. Tabii bu maddi zo runlulcljar arasında orta sunf aydınlarının ken dilerine ait bir dünya görüşüne sahip bulunma maları nedeniyle temel sınıflardan birine dayan ma ihtiyacını da belirtmeliyiz. Yani henüz teş kilatlı ve bilinçli bir güç olarak (İşçi sınıfının çıkmamış olması, millî kurtuuş, savaşı sonunda cılız millî burjuvaziye yaslanma zorunluluğunu doğurmuştur.
Bunlara rağmen Millî Kurtuluş savaşımız, tarihte zafere ulaşan ilk kurtuluş savaşı olarak ve getirdiği bağımsızlık ilkesiyle çok büyük önem taşır. Bugün Mustafa Kemal'in «istiklalci tam» dediği «tam bağımsızlık» uğruna gençleri miz sokak ortalarında, meydanlarda polis ve gerici kurşunlarına göğüs germektedirler.
Diğer yandan emperyalizme ağır darbeler indiren milî kurtuluş savaşımız sırasında, em paryaiizme uşaklık edenler dışında bütün halk sınıf ve tabakalarına geniş özgüldük tanınmış, işçi RiTi ftniT) ihtilâlci teori ve eylemini savunan partilerin kurulması hoşgörü İle karşılanmıştır. Bu, «emperyalizme karşı savaşta bütün halk sı nıf ve tabakalarjjıın savağı» olduğu (gerçeğini doğrulayan bir olaydır.
1930 yılandan itibaren ise devletin, zayıf «özel teşebbüsü» desteklemesi ve onun yurt ça pında örgütlenmesi için ekonomiye müdahalesi gerekmiştir.
İŞBİRLİKÇİ İTTİFAKIN CANLANIŞI
II. dünya savaşından sonra Türkiye, hızla yeniden emperyalizmin ekonomik istilâsına uğ ramış, nüfuz alanı içine girmiş, savaş sırasında vurgunculukla ve devletin himayesiyle palazla nan sermayedalr en.nıf, Türkiye emekçilerini da ha fazla sömürmek ve artan sömürüden pay al mak üzere uluslararası tekelci sermayenin ka natlan, altına girmiştir. Millî olan her şeyi yok etmeye yönelen bu emperyalizm İşbirlikçi itti falu, savaş orasında yüksek tarım fiyata poli tikasıyla güçlenmiş toprak ağalarım ve bunla rın kontrolündeki gerici akımları da yanında bulmuştur.
Emperyalizm, 1947 yılından İtibaren Truman Doktrini ve MarshaM Plânı'yla askeri ve ekono mik yardım biçiminde yurdumuza yeniden ve iyice yerlegmigtUr,.
Bundan sonra, işbirlikçi sermayedar sınıf, dev let himaye ve desteğini kendisine bir bağ ola rak görüp iktidara bizzat gelme çabalarına gi rilmiştir. Gerçekten, iktidarın ilerici millici kanadını oluşturan Kemalistler etkili oldukları oranda, devletçiliğe, burjuvaziyi denetleyen ve toprak ağalığını gerileten bir nitelik veriyorlar dı. Hazırlanan toprak ve kanunu ve köy ensti tüleri girişimleırl bu ilerici nitelikle açıklanabi lir, işbirlikçi burjuvazi ve ağa tefeci sınıfı bu engelin yıikılması için mücadele ettiler ve 1946 dan itibaren iktidara dahal kesin bir şekilde ege men olmaya başladılar.
Böylece perçinlenen emperyalizm + İşbirlik çi h toprak ağalığının iktidarı, toplumumuzdaki gerici akımları korükleyip) devrimci İlerici dü şünce ve örgütlere baskı yaparak İktidarını per çinleme yoluna gitmiştir. Emekçi sınıflan bilinç lendirip örgütlemeye çalışan aydınlar zulme uğ ratılmış, partiler kapatılmış, yayınlar susturul muş, Faşist ttalyadan «'iman 141 ve 142 inci maddeler heır fırsatta ağıMaştırıimmştır.
1950 den sonraki dönemde ise DP AP ta mamen işbirlikçi bir niteliği benimsemişler, CHP ise zigzaklar çizerek orta sınıfların antiemper yalist reformcu niteliğinin ağır bastığı bir par ti durumuna gelme yolunu tutmuştur
Yurdumuzun yen'den emperyalizmin egemen liği altıma girişi, toplumsal yapımızda önemli değişiklikler meydana getirmiştir. Dışa bağımlı ve enflasyonlst ekonomik politika, işbirlikçile ri ve büyük toprak sahiplerini geliştirmiş, top rak dağılımındaki kutuplaşmayı artırmıştır. Di ğer yandan tarım alanında ücretli emeği, yani tarım işçiliğini doğurmuştur.
Emperyalizmin egemenliği ille birilikte mal ihracıyla olduğu gibi, sermaye ihracı yoluyla da sömürü hızla artmış, millî pazar, yeraltı kaynaklarımız emperyalizmin elline geçmiştir. Montajcılık ve tüketim mallan sanayiine yapı lan yatırKmlar yoluyla korkunç kâr transferleri yapılmıştır. Bu arada İşbirlikçi iktidar Türkiye' yi emperyalist dünyanın sosyalist ülkeler ve mil lî kurtuluş • savaşlarına karşı kurduğu saldırgan NATO ittifakına sokmuştur. Daha önce Türk askerini emperyalizmin emrinde Kore harbine sokan ibşirlikçl iktidar NATCyya aiunarak mü kafatlandırılmış, emperyalizmle iş birliği perçin fenmigtir.
27 MAYIS 1960
Kore savaşjl sırasında ortaya çıkan elverişli koşullar ortadan kalkınca enflasyonist politika etkilerini hissettirmeye başlamış., geniş işçi köylü ve orta sınılf ve tabakalar sıkınla ve se falete düşmüşlerdir. Fiyat arUgJanyla orantılı
artmayan gelir orta sınıf ve tabakaların şika yetlerini artuımaş, işsizlik, pahalılık sefalet için deki kitlelere karşı kendini korumak isteği ile iktidar, gerici güçlere sırtını dayamış, Kemaliz min Midlî Laik geleneğine ters düşen tutumunu şiddetle ortaya koymuştur. Bu gelişimler 27 Ma yiB 1960 da Asker Sivil orta sınıf aydınlarının iktidarı devirmişleri ile sonuçlanmıştır.
Aslında geleneğinde Kemalizm'in mılliyetçi reformcu karakterini taşıyan orta sınıfın çıkar ları iktidardaki sınıflarla çelişki halindedir. Ba ğımsızlık ve demokrasinin gerçekleşmesinde or ta sınıfın çıkarları diğer emekçi sınıflarla bil leşmektedir Ancak tarihi tecrübe göstermekte dir ki, orta sınıfın tutarlı bir millî demokratik çizgiyi izliyebilmesi onun şehir ve köy proleter yası ile güçbirliği sayesinde mümkündür.
27 Mayıs hareketini gerçekleştiren asker si vil aydınlar bu güç birliğini sağlayamamış, em peryalizm ve toprak ağalığına karşı tutarlı bir çizgi izaiyememiştir. Tabii ki bu sonucun doğ masından millî kuıtulug savaşımız bölümüıde ortaya koyduğumuz tarihî zorunluklar önemli rol oynamıştır. Sonunda 27 Mayıs hareketi de mokratik ve sosyal kapsamdı bir anayasaya bı rakarak, iktidarı tekrar, işbirlikçi hakim güç lere terketmdştir.
Bugünkü durum, hakim güçlerle millî de mokratik güçler arasındaki her alanda mücade lelerin hızla yürüdüğü bir durumdur. Türkiye' nin kaderini de millî güçlerin emperyalizm, iş bınlikçıleri ve toprak ağalığına karşı mücadele lerinin zaferi tayin edecektir.
YURDUMUZ BUGÜN NE DURUMDADIR ?
Bu gün yurdumuzda emperyalizm, işbirlik çilerin ve toprak ağalığının temsilcileri iktidar dadır. Yurdumuzda bütün işletmeler, kuruluşlar emperyalizmin hegamonyası altındadır. Yeraltı kaynaklarımız, İşgücümüz Amerikan emperya lizmi tarafından sömürülmektedir. Her sene alı nan devlet borçlarının faizleri ve yabancı ser mayenin transfer ettiği kârlar, emekçi halkımı zın işgücü sömürülerek çıkarılmaktadır.
Yurdumuz, toeat müziğinden kovboy filimte rine kadar, fotoromandan Tommiks'e kadar Amerikan kültürünün at oynattığı bir alandır. Amerikan ve işbirlikçileri /böylece, orta sınıf va tabakaları ve bütün halkımızı Amerikancı de ğerlere alıştırarak bireyci düşünce kalıpları içi ne hapsedip, anılKci bilincin gelişmesini önleme yi ummaktadırlar. Amerika ve İşbirlikçiler ik tidlarım sürdürebilmek için en kabasından en aşağılık olanına kadar her türlü yollara baş vurarak halkımızın bilinçlenmesini önlemeye ça lışmaktadırlar. İşçi sınıfı devrimcileri ve ileri ci aydınlar hapislere atılmakta, devrimci ya
yınlar toplatılmakta, İktidarca beslenen irtica kuvvetleri üniversiteleri, basmakta devrimci gençleri kurşunlamakta, güpegündüz düzenlenen «kanlı Pazarlarla millî ve demokratik nitelik teki her davranış ezilmeye çalışılmaktadır. îk tidar polisi bu gerici sürülerini desteklemek için bur araç olarak kullanılmaktadır. (Son olarak eite Yurdu'nu iggal eden faşist zorbalar ilerici gençlere yurt içinde işkence ederken Polisin yurt etrafında beklemesi bunun en son örneğidir.)
tşci sınıfımız Amerikan tipi sarı sendika cılıik çemberi içinde tutulmaya çalışılmakta, kendıBiğımden gelen devrimci işçi hareketleri polis copu ve kurşunu ii'e bastırılmak istenmek tedir. Asırlardır toprak ağalığının sömürü ve baskısı altında yaşayan köylü kitleleri gericilik ideolojisi içinde tutulmaya çalışılmakta, de mokratik köylü hareketleri polis copu ve jan darma dipçiği ile karşılanmaktadır.
Diğer taraftan hakim güçler kendi dikda törlüklerini, faşist yönetimlerini de demokrasi diye yutturmaya çalışmaktadır. Halkı en geri ideolojiler içinde tutarak akla geimiyecek yollan uygulayarak. kazandıkları seçimleri de buna kanıt göstermektedirler. Son hükümet buhranı şurasında kurulan «mebus pazarları» ve binbir yolsuzluğa adı karışmıg, suçîuluklan kesinlik derecesinde belgelenmiş politikacıların en üst mevkilerdeki koltuklarda oturuyor olmaları de mokrasinin bu türü hakkında azbuçuk aklı e ren her yurttaşa bir bilgi vermelidir, demok rasi mi, diktatörlük mü, olduğu konusunu açık lamış bulunmalıdır.
Aslında bütün yazdıklarımızı, her gün Ame rikalı uzmanlarla burun buruna gelen, Türk tek nik ve sanayinin gelişmemesinin acısını duyan, kendi kişisel yeteneklerini geliştirme olanakları yerine. Amerikan emperyalizminin dikte ettiği plân ve projelerin hesapçıuğını yapma koşullan içine atılan biz mühendisler çok yakımdan bi liriz.
îşte bu söylediklerimiz, yurdumuzda müca dele halindeki İki cepheyi belirlemektedir. Birin ci cephe Amerikan emperyalizmi^ işbirlikçileri ve toprak ağalarryla tefecilerin cephesidir. İlan cd cephe ise menfaatleri bunlarla çelişen işçi, köylü, şehir orta sınıf ve tabakalarıyla, millî burjuvaziyi içine alan bütün milli sınıfların cep hesi. Türkiyenin kaderini bu iki cephenin savaşı tayin edecektir.
Biz mühendisler bu cephelerden hangisine da hiliz? Halkıiı cephesinde miyiz, yoksa halk düş manlarının safında mıyız? Bir kere bizler geniş oranda şehir ve köylerin orta sınıflarından gel mekteyiz. Yani, diğer halk tabakalarıyla bir likte emperyalizmin sefalete mahkûm ettiği, sömürüye maruz bıraktığı insanların arasından
Bunun yanında emperyalizmin sömürüsü, emek d halkımız gibi bizim üzerimizde de yoğunlaş maktalar. Gerçekten, (bugün mühendis kitlesi sanıldığı gibi ahım şahjm bir hayat sürmemek tedir. Bunu gene en iyi mühendisler bilir. Son per3onel kanunu ile şartlar daha da ağırlaşmak tadır. Hem de yaptığımız iş hiçte halkımı zın yararına değil, daha çok emperyalizmin ya rarına. Plan ve projeler kendi üıslyatifimizle değiij emperyalizmin onayıyla ortaya çıkıyor. Bu durum bizim yaptığımız bilimsel tahsille ve yurtseverlik duygularımızla hiçbir şekilde bağ daştırılaimaz. Bu nedenlerle mühendislerin yeri antiemperyanst millî güçlerin yanıdır. Bugün yurdumuzda, işçiler köylüler aydınlar ve genç lerin emperyalizme kargı mücadeleleri bütün şiddetiyle devam etmektedir. Bizim ödevimiz bu mücadeleye omuz vermektedir. Birer milli cephe savaşçısı olmaktır.
Şimdiye kadar genig mühendis kitleleri çok çeşitli etkenlerle bu mücadeleden uzak kalmış lardır. Bugün yavaş yavaş gelişmekte olan mü cadelemiz içinde ortaya çıkan ve şimdiye kadar aramızda hakim olarak doğru hedeflere yönel memizi önleyen yanlış görüşleri eleştirmek ge rekmektedir. Buruların en önemli ve etkili olan larından biri «politika ile uğraşmama» görüşü dür.
HER İNSAN POLİTİKANIN İÇİNDBDİÇ
«Politika beni ilgilendirmez» demek, yada halkımızın devrimci mücadelesine sahte bir ağır başlılıkla tepeden bakmak, ibu eylemleri, «sınırlı bir gurubun bozguncu davranışları» gibi gös termeye çabalayan emperyalizmin propaganda sına kanmak bizi yurtseverlik çizgisinden saptı rır. İster istemez halkın düşmanları safına iter.
Nasıl ki düşünceyi madde, yani maddi ha yat belirlerse, politikayı da sanatı da, hukuku kültürü v.s. yi de ekonomi belirler ve tayin eder. Bunun en açık örneği bizim emperyalizm konu sunda ortaya koyduklarımızdır. öyle ki Emper yalizm tekelci kapitalizm serbest rekabetçi kapitalizmin zorunlu bir sonucudur. Tekeli yara tan serbest rekabetin bizzat kendisidir. Yoksa emperyalizme, gu veya bu girket sahibinin veya devlet reisinin özel isteklerini yansıtan bir po litika olarak bakmak yanlıştır. Böyle düşünmek bizim mücadelemizi çıkmaz sokaklara götürür. Böyle düşünürsek, pekallâ kendimizi . bazı iyi niyetli aydınların ve bilgisiz kimselerin düştük leri şu yanlışın içinde bulabiliriz: Hükümetlerin başındakiler değişse veya bu baştakilerle, pat ronlar biraz daha vicdanlı, iyiliksever davran salar herşey düzelir. Bilimin inkarı olan bu gö rüşün yanlışlığı apaçıktır. Bu sorunda doğru İl ke : «ekonominin politikayı belirlediği İlkesi» dir.
Fakat bu İlkeden, «ekonomik gelişmeler na sıl olsa her şeyi tayin eder, bekliyelim herşey düzelsin» şeklinde bir görüşe varmak olanaksız dır. Burada başka bir gerçeği belirtmek sorunu berraklığa kavuşturur. Ekonomi politikayı be lirlediği gibi, politika da ekonomiye kumanda eder. «Politika ekonominin yoğunlaşmış ifadesi dir.» derken anlatılmak istenen de budur.
Sorunları böyle her yönüyle koymayan an layışlar bizi, bilerek bilmeyerek emperyalizmin yardakçılığı durumuna düşürebilir, örneğin; bugün bir «üniversite sorunu» var. Hepimiz üni versitemizin, bilimsel ohnasjnı, araştırıcı, uzak görüşlü yurtsever elemanlar yetiştirmesini is tiyoruz. Bunu belirtmek, yurtseverce bir düşün ceyi ortaya koymaktır. Fakat mücadele yolunu göstermediği için yetersizdir. Bugün emperya lizme bağımlı bir ekonomide, ağır sanayi yerine montajcı sanayinin hakim kılındığı bir ülkede istenen nitelikte mühendislere ihtiyaç yoktur. Bugün Teknik üniversitelerimizden yetişen mü hendisler bugünkü ekonomik işleyiş için yeterli dir. Yurdumuzda istenen teknik eğitim( gerekli sanayileşme ile atbaşı gidecektir. Sanayileşme ise güdülecek politika ile ve iktidarda işbirlk çüerin veya millî güçlerin bulunması ile yakın dan ilgilidir. Bunun gibi, üzerinde çalışacağımız plân, projelerin işbaşında bulunacak İktidarlara göre değişeceği açıktır. Son günlerde tartışmak ta olduğumuz, Ortak Pazar, Personel Kanunu. Montaj Sanayii, özel Okullar, Boğaz Köprüsü meseleleri için de aynı şeyler söylenebilir. Bütün bunlar verilmesi zorunlu bir iktidar mücadele sini yani geniş oranda politik bir mücadeleyi ge rektirir. Biz bu konularda iktidara karşı dire nirken veya onun görüşleri yanında yer alırken belli bir politik tutumu benimsemiş oluruz. Ge nişletirsek bütün insanların politikayla ilgili olduklarını söyleyebiliriz.
Böyle olunca «ben politikayla uğraşmam» di yen bir insan aslında tarafsız bir tutumu benim semiş olmaz. O eğer bilgisizlik yüzünden böyle davranıyorsa, onulmaz bir biçimde emperyaliz min propagandasına kanmış demektir. Biz mü hendisler için ise, böyle davranma^ emperyaliz min 1500 3000 lira maaşlı uşaklığı durumuna düğmek gibi bir tehlike tagır.
Aslında halk kitlelerinin politikayla uğraşma masını isteyen, ekonomiyi ve toplium hayatını her yönüyle ellerinde tutmak isteyen emperyalizm ve işbirlikçileridir.
Devrimci mücadeleyi küçümseme tutumu ise eleştirilmeye değmeyecek kadar alçakça işbir likçi bir tutumdur. Bile bile böyle davranmak en adi bir işbirlikçinin tutumudur.
Biz her yurttaşın politikanın içinde olduğu gerçeğini bilmeliyiz, her yurttaşın bilinçle po
litikayla ilgilenmesi gerektiğini bilmeliyiz. Bü tün mühendislerin de millî cephede devrimci mü cadeleye katılmaları gerektiğini bilmeliyiz.
EMPERYALİZM UZUN SÜREDE GÜÇSÜZDÜR
Halkımızın düşmanı emperyalizm kısa sü rede güçlü görünmektedir. Bu durum tarihsel gelişim hakkında bilgisi yetersiz olan, halk kit lelerinin gücünü kavrayıp,, ona güvenmeyen bir çok ilerici yurtsever arkadaşta umutsuzluk ya ratmakta, «bu durum değişmez» diye düşünme lerine yol açmaktadır. Fakat, miM kurtuluş sa vaşumaza, ezilen ulusların kurtuluş savaşlarına, şu anda dünyadaki ve yurdumuzdaki devrimci mücadeleye anlayarak bakarsak; bu güçlülüğün geçici olduğunu, tarihî olarak güçlü olanın halk ların kurtuluş savaşı olduğu gerçeğini görürüz, 1900 lerde bütün dünyada hakim olan emperya lizm tougün dünyanın ancak yansından biraz fazlasını egemenliği altında tutabiliyor. Ve ege men olduğu birçok ülkede, halk savaşı karşısın da yeniliyor, geriliyor.
Zafer ezilen halklarındır. Mustafa Kemal'in dediği gibi «Ezilen uluslar, birgün ezenleri yok edecektir.»
EMPERYALİZM ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYLE YENİLİR
Emperyalizme karsa mücadele örgütlü olmak zorundadır. Dünya devrimci hareketi ve bizim kendi mücadelemiz göstermektedir ki, ancak ör gütlü olunduğu zaman güçlü olunur. Bütün millî sınıfların emperyalizmin'karşısma çelikten örgüt lerle çıkmaları, onu ancak yokedebilir. Halkımız ancak böyle kurtuluşa ulaşabilir.
Ayrıca tabiî her an unutmayacağımız nokta> bütün millî sınıflatın güçbirliğidir. Emperyaliz min sömürdüğü, ezdiği bütün millî sınıf ve ta bakalar, — bu arada mühendisler de — objektif olarak emperyalizmin düşmanıdırlar. Düşmanı yenmek için bir damla bile güç kaybetmeden birleşmek zorunludur. Kimsenin, düşmanının baş kaları tarafından haklanmasını istemeye hakkı yoktur. Hiç kimse de hiç bir zaman kendi düş manının düşmanı olanlarla ittifakta bozguncu luk yapmamalıdır.
Bizim şimdiki örgütümüz E.M.O. dur. Şim diye kadar E.M.O. bir mücadele örgütü niteli ğine ulaştırılamamıştır. Genel olarak «genel ola rak iktidarın paraleline gitmekle» sorunların çö zülebileceği görüşünün hakim olduğu bir örgüt durumunda bırakılmıştır. Belki bu görüş bir ta kım ufak ve kısa vadeli çıkarları doyurabilir. Fakat hiçbir zaman emperyalizmin boyunduruğu altındaki bir ülkede yurtseverlerin mücadele il kesi olamaz, ödevimiz E.M.O. ya bir mücadele örgütü niteliği kazandırmaktır.
MESLEKİ MÜCADELE, EMPERYALİZMLE MÜCADELENİN BİR PARÇASIDIR
Yukardan beri anlatttıklanmız, bu gerçeği doğrulamaktadır. Biz eğer emperyalizmin vere ceği birkaç bin liralik bahşişler için değil de emperyalizmin yurdumuzdan kovulması için mücadele vermeye kararlıysak bu mutlak böyle olacaktır. Biz herşeyi genel olarak Türkiye açısından koymalıyız. Millî mücadeleye, millî güçbirliğine zarar verecek meslekî isteklerimizi ileri sürmemell, bunu güçlendirecek meslekî mü cadelede amansız olmalıyız.
Unutmamalıyız M, emperyalizm sınıflar ara sına, meslekî topluluklar arasına nifak sokmak ta, onların genel ve uzun vadeli çıkarlar uğruna değil, kısa vadeli ve özel çıkarlar uğruna anıü cadele etmelerini plânlamada oldukça ustadır. O böylece, İşbirlikçilerinin iktidarını tarafsız bir hakem gibi göstermeye, ona yalvarmadan hiç birşeyin çözülmiyeceği fikrini aşılamaya, millî unsurları iktidara yaranma yarışı içinde 'biribi rine düşürmeye çabalar. Bugüne kadar mühen disleri, işçinin kargısında patron gibi göstermesi bundandır. Böylece bizlerle işçiler arasına sahte çelişmeler sokarak işçinin ve bizim gerçek düş manımızı görmemizi engelliyebileceğinl sanmak tadır. Hatta bunun ötesinde çeşitli dallardaki mühendisler arasına gelir farkı v.s. gibi ayrı calıklar sokarak aslmda çıkarları aynı yönde olan toplulukları biribirine düşman etme çabası da emperyalizme dayanır.
Son olarak iktidar bu oyunu gençlik hareketi ile halk arasında da oynamaya çalışmıştır. Bu hareketleri halka düşman gibi göstermeye ça lışmış — böylece girdiği ekonomik çıkmaza bir bahane bulabileceğini ve— halkla gençliğin ara sını açabileceğini ummuştur.
Bütün millî güçlerin bu oyunları bozması zorunludur. Esasen bu oyunlar eperyalizmin ve iktidarın nasıl çürümekte olduğunu da göster mektedir. Nitekim gençlik hareketi hakkındaki bu türden propagandalar fabrika ve topraktaki mücadeleyi zayıflatmamıştır. Emperyalizm yı kılmaktadır. Onun bir an önce yıkılması için var gücümüzle mücadele etmeliyiz.
EMPERYALİZMLE MÜCADELEDE KİTLELERE GÜVENMELİYİZ
Yukarıda belirttiğimiz gibi, geçmişte yapılan yanlışlıklardan biri de mühendis kitlesinden çok iktidara ve ona yakın çevrelere güvenmektir.
Biz bilmekteyiz ki, yurdumuzda her alanda olduğu gibi elektrik alanında' da işler emperya lizmin istediği gibi yürümektedir. Bu gidişe dur demek için gerekli kuvvet ancak bilinçli kitlele rin kuvveti olabilir. Hem halk kitlelerinin, hem de onunla kaynaşıp birleşecek olan mühendis kitlesinin.
SONUÇ :
1 — Emperyalizmin sömürü alanı olan bir ülkede yaşadığımızı unutmadan millî cephede yerimizi almalıyız.
2 — Mücadelede dostumuzu düşmanımızı iyi tanımalı gerçek düşmanı bırakıp, mütteflkleri mizle* işçilerle, köylüleri*, gençlerle, memurlarla, diğer branşlardakl arkadaşlarla aramızda sahte çelişkiler yaratıp birıbirimize düşmemeliyiz. Güç lerimizi parçaüamaımahyız.
3 — örgütümüze emperyalizmle mücadele edebileceğimiz bir nitelik kazandınmali( bunu önleyen her türlü engele karşj mücadele etme liyiz.
4 — Emperyalizmin ve işbirlikçi iktidarın ip lerini pazara çıkarmak için her türlü yolsuzluk ları, emperyalizme yarayan her türlü davanışlan halkımızın gözleri önüne sermeli, onun mücade lesine her türlü yeteneklerimizle katılmalıyız.
5 — Mücadelede iktidara degll kitlelere gü venmeli, «yalvarma» yöntemini değil, «direnme» yöntemini kullanmalıyız.
6 — Meslekî mücadelede halkın çıkarlarını gözetmeli, millî cepheyi bölücü kısa vadeli çı karlarımızdan vaz geçmeli, sorunlara uzun vade açısından bakmalıyız.
Mühendislerin kurtuluşu, gerçekten özgür, yurduna yarayışlı, her türlü araştırma inceleme yeteneklerini sonuna kadar kullanabilme olanak larına sahip, maddî kayguiari olmayan insanlar olmaları, ancak halkımızın emperyalizm işbir likçileri ve toprak ağalığına karşı mücadelesinin zaferi ile mümkün olacaktır. Bunun için. millî bilincimizi, yurtseverlik duygularımızı bileyelim, emperyalizme karşı mücadelenin yiğit birer sa vaşçısı odalım.
Gelecek, millî demokratik güçlerindir.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI Ihlamur Sokak 10/1 Yenişehir Ankara Tel: 12 76 60
İSTANBUL ŞUBESİ Cumhuriyet Cad. No : 283 Engin Han Kat : 2 Harbiye İstanbul
İ ZMİ R ŞUBESİ 1375. Sokak 18/5. PK. 824 Alsancak İzmir Tel: 23973
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
fi&n Tarifesi
Dergimize gönderilen yazılar basıl
Ön dış kapak
: 2500,—TL.
sın veya basılmasın geri verilmez. Yazı ve ilânlardaki fikirler yazarlarına ait tir. Odayı ve dergiyi sorumlu kılmaz. Dergide basılan yazılar kaynak göste rilerek İktibas edilebilir. Yazıların sey rek aralıkla daktilo ile yazılması, Türk çe ve İngilizce özet verilmesi, biri par şömen olmak üzere İki nüsha gönde rilmesi ve şekillerin aydıngere çini mü rekkebi ile çizilmesi gerekir. Yayın Ku rulu yazılarda gerekli gördüğü değişik likleri yapabilir.
Yaa ücretleri
(Dergi sayfası başına)
Orijinal telif makale 50,— TL.
Telif derleme makale 40,— TU
Tercüme makale
30,— TL.
Plân, proje ve tesislerin,
mevzuat ve neşriyatın
tanıtılması ve tenkidi,
haberler,
25,— TL.
Arka dış kapak : 1000,— »
Arka İç kapak
: 760,— »
ön İç kapak
: 800,— »
Tam ön sayfa
: 700,— »
Tam arka sayfa : 600,— »
Yanm ön sayfa : 500.— »
Yarım arka sayfa : 350,— »
Çeyrek arka sayfa : 200,— »
Küçük ilân en 1 om. : 60,— »
Renkli ilânlar için renk farkı alınır. Sürekli ilânlarda 6 11 ay için % İS, 12 aydan fazlan için % 25 indirim yapılır, ön dıg ka pak senelik ve indirimsizdir.
Elektrik Mühendisliği Dergisi Elektrik Mühendisleri Odası üyelerine ücretsiz gönderilir.